26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ
● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf
Yusuf AliTa. Sin. Mim
Ali BulaçTa, Sin, Mim
Yusuf AliThese are verses of the Book that makes (things) clear
Ali BulaçBunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir
Yusuf AliIt may be thou frettest thy soul with grief, that they do not become Believers
Ali BulaçOnlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi)
Yusuf AliIf (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility
Ali BulaçDilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir
Yusuf AliBut there comes not to them a newly-revealed Message from (God) Most Gracious, but they turn away therefrom
Ali BulaçOnlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler
Yusuf AliThey have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at
Ali BulaçGerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir
Yusuf AliDo they not look at the earth,- how many noble things of all kinds We have produced therein
Ali BulaçYeryüzünde bir bakmadılar mı ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik
Yusuf AliVerily, in this is a Sign: but most of them do not believe
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler
Yusuf AliAnd verily, thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful
Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir
Yusuf AliBehold, thy Lord called Moses: "Go to the people of iniquity
Ali BulaçHani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git
Yusuf AliThe people of the Pharaoh: will they not fear God
Ali BulaçFiravun'un kavmine, hala sakınmıyorlar mı
Yusuf AliHe said: "O my Lord! I do fear that they will charge me with falsehood
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum
Yusuf AliMy breast will be straitened. And my speech may not go (smoothly): so send unto Aaron
Ali BulaçGöğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder
Yusuf AliAnd (further), they have a charge of crime against me; and I fear they may slay me
Ali BulaçÜstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum
Yusuf AliGod said: "By no means! proceed then, both of you, with Our Signs; We are with you, and will listen (to your call)
Ali Bulaç(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz
Yusuf AliSo go forth, both of you, to Pharaoh, and say: 'We have been sent by the Lord and Cherisher of the worlds
Ali BulaçGecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz
Yusuf AliSend thou with us the Children of Israel
Ali Bulaçİsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)
Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Did we not cherish thee as a child among us, and didst thou not stay in our midst many years of thy life
Ali Bulaç(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi
Yusuf AliAnd thou didst a deed of thine which (thou knowest) thou didst, and thou art an ungrateful (wretch)
Ali BulaçVe sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin
Yusuf AliMoses said: "I did it then, when I was in error
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım
Yusuf AliSo I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has (since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me as one of the apostles
Ali BulaçSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı
Yusuf AliAnd this is the favour with which thou dost reproach me,- that thou hast enslaved the Children of Israel
Ali BulaçBana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır
Yusuf AliPharaoh said: "And what is the 'Lord and Cherisher of the worlds
Ali BulaçFiravun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir
Yusuf Ali(Moses) said: "The Lord and Cherisher of the heavens and the earth, and all between,- if ye want to be quite sure
Ali BulaçDedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)
Yusuf Ali(Pharaoh) said to those around: "Did ye not listen (to what he says)
Ali BulaçÇevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz
Yusuf Ali(Moses) said: "Your Lord and the Lord of your fathers from the beginning
Ali Bulaç(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir
Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Truly your apostle who has been sent to you is a veritable madman
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir
Yusuf Ali(Moses) said: "Lord of the East and the West, and all between! if ye only had sense
Ali BulaçEğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa)
Yusuf Ali(Pharaoh) said: "If thou dost put forward any god other than me, I will certainly put thee in prison
Ali Bulaç(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım
Yusuf Ali(Moses) said: "Even if I showed you something clear (and) convincing
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Show it then, if thou tellest the truth
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir
Yusuf AliSo (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent, plain (for all to see)
Ali BulaçBunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi
Yusuf AliAnd he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders
Ali BulaçElini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş
Yusuf Ali(Pharaoh) said to the Chiefs around him: "This is indeed a sorcerer well- versed
Ali Bulaç(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür
Yusuf AliHis plan is to get you out of your land by his sorcery; then what is it ye counsel
Ali BulaçBüyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz
Yusuf AliThey said: "Keep him and his brother in suspense (for a while), and dispatch to the Cities heralds to collect
Ali BulaçDediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder
Yusuf AliAnd bring up to thee all (our) sorcerers well-versed
Ali BulaçBütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler
Yusuf AliSo the sorcerers were got together for the appointment of a day well-known
Ali BulaçBöylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi
Yusuf AliAnd the people were told: "Are ye (now) assembled
Ali BulaçVe insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi
Yusuf AliThat we may follow the sorcerers (in religion) if they win
Ali BulaçUmarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız
Yusuf AliSo when the sorcerers arrived, they said to Pharaoh: "Of course - shall we have a (suitable) reward if we win
Ali BulaçBüyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler
Yusuf AliHe said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)
Ali BulaçEvet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız
Yusuf AliMoses said to them: "Throw ye - that which ye are about to throw
Ali BulaçMusa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın
Yusuf AliSo they threw their ropes and their rods, and said: "By the might of Pharaoh, it is we who will certainly win
Ali BulaçOnlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler
Yusuf AliThen Moses threw his rod, when, behold, it straightway swallows up all the falsehoods which they fake
Ali BulaçBöylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor
Yusuf AliThen did the sorcerers fall down, prostrate in adoration
Ali BulaçAnında büyücüler secdeye kapandılar
Yusuf AliSaying: "We believe in the Lord of the Worlds
Ali Bulaç(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler
Yusuf AliThe Lord of Moses and Aaron
Ali BulaçMusa'nın ve Harun'un Rabbine
Yusuf AliSaid (Pharaoh): "Believe ye in Him before I give you permission? surely he is your leader, who has taught you sorcery! but soon shall ye know! Be sure I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will cause you all to die on the cross
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım
Yusuf AliThey said: "No matter! for us, we shall but return to our Lord
Ali BulaçHiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz
Yusuf AliOnly, our desire is that our Lord will forgive us our faults, that we may become foremost among the believers
Ali BulaçDoğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz
Yusuf AliBy inspiration we told Moses: "Travel by night with my servants; for surely ye shall be pursued
Ali BulaçMusa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik
Yusuf AliThen Pharaoh sent heralds to (all) the Cities
Ali BulaçBunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Yusuf Ali(Saying): "These (Israelites) are but a small band
Ali BulaçGerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur
Yusuf AliAnd they are raging furiously against us
Ali BulaçVe elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler
Yusuf AliBut we are a multitude amply fore-warned
Ali BulaçBiz ise uyanık bir toplumuz" (dedi)
Yusuf AliSo We expelled them from gardens, springs
Ali BulaçBöylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık
Yusuf AliTreasures, and every kind of honourable position
Ali BulaçHazinelerden ve soylu makam(lar)dan da
Yusuf AliThus it was, but We made the Children of Israel inheritors of such things
Ali Bulaçİşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık
Yusuf AliSo they pursued them at sunrise
Ali BulaçBöylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular
Yusuf AliAnd when the two bodies saw each other, the people of Moses said: "We are sure to be overtaken
Ali Bulaçİki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler
Yusuf Ali(Moses) said: "By no means! my Lord is with me! Soon will He guide me
Ali Bulaç(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir
Yusuf AliThen We told Moses by inspiration: "Strike the sea with thy rod." So it divided, and each separate part became like the huge, firm mass of a mountain
Ali BulaçBunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu
Yusuf AliAnd We made the other party approach thither
Ali BulaçÖtekileri de buraya yaklaştırdık
Yusuf AliWe delivered Moses and all who were with him
Ali BulaçMusa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk
Yusuf AliBut We drowned the others
Ali BulaçSonra ötekileri suda boğduk
Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Yusuf AliAnd rehearse to them (something of) Abraham's story
Ali BulaçOnlara İbrahim'in haberini de aktar-oku
Yusuf AliBehold, he said to his father and his people: "What worship ye
Ali BulaçHani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti
Yusuf AliThey said: "We worship idols, and we remain constantly in attendance on them
Ali BulaçDemişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz
Yusuf AliHe said: "Do they listen to you when ye call (on them)
Ali BulaçDedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı
Yusuf Alior do you good or harm
Ali BulaçYa da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu
Yusuf AliThey said: "Nay, but we found our fathers doing thus (what we do)
Ali BulaçHayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk
Yusuf AliHe said: "Do ye then see whom ye have been worshipping
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü
Yusuf AliYe and your fathers before you
Ali BulaçHem siz, hem de eski atalarınız
Yusuf AliFor they are enemies to me; not so the Lord and Cherisher of the Worlds
Ali Bulaçİşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç
Yusuf AliWho created me, and it is He Who guides me
Ali BulaçKi beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur
Yusuf AliWho gives me food and drink
Ali BulaçBana yediren ve içiren O'dur
Yusuf AliAnd when I am ill, it is He Who cures me
Ali BulaçHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur
Yusuf AliWho will cause me to die, and then to life (again)
Ali BulaçBeni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur
Yusuf AliAnd who, I hope, will forgive me my faults on the day of Judgment
Ali BulaçDin (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur
Yusuf AliO my Lord! bestow wisdom on me, and join me with the righteous
Ali BulaçRabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat
Yusuf AliGrant me honourable mention on the tongue of truth among the latest (generations)
Ali BulaçSonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver
Yusuf AliMake me one of the inheritors of the Garden of Bliss
Ali BulaçBeni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl
Yusuf AliForgive my father, for that he is among those astray
Ali BulaçBabamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır
Yusuf AliAnd let me not be in disgrace on the Day when (men) will be raised up
Ali BulaçVe beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme
Yusuf AliThe Day whereon neither wealth nor sons will avail
Ali BulaçMalın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde
Yusuf AliBut only he (will prosper) that brings to God a sound heart
Ali BulaçAncak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka
Yusuf AliTo the righteous, the Garden will be brought near
Ali Bulaç(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır
Yusuf AliAnd to those straying in Evil, the Fire will be placed in full view
Ali BulaçCehennem de azgınlar için sergilenir
Yusuf AliAnd it shall be said to them: 'Where are the (gods) ye worshipped
Ali BulaçVe onlara: "Tapmakta olduklarınız nerede?" denilir
Yusuf AliBesides God? Can they help you or help themselves
Ali BulaçAllah'ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor mu
Yusuf AliThen they will be thrown headlong into the (Fire),- they and those straying in Evil
Ali BulaçArtık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir
Yusuf AliAnd the whole hosts of Iblis together
Ali BulaçVe İblis'in bütün orduları da
Yusuf AliThey will say there in their mutual bickerings
Ali BulaçOrada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki
Yusuf AliBy God, we were truly in an error manifest
Ali BulaçAndolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
Yusuf AliWhen we held you as equals with the Lord of the Worlds
Ali BulaçÇünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk
Yusuf AliAnd our seducers were only those who were steeped in guilt
Ali BulaçBizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı
Yusuf AliNow, then, we have none to intercede (for us)
Ali BulaçArtık bizim için ne bir şefaatçi var
Yusuf AliNor a single friend to feel (for us)
Ali BulaçNe de candan-yakın bir dost
Yusuf AliNow if we only had a chance of return we shall truly be of those who believe
Ali BulaçBizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik
Yusuf AliVerily in this is a Sign but most of them do not believe
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Yusuf AliThe people of Noah rejected the apostles
Ali BulaçNuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Yusuf AliBehold, their brother Noah said to them: "Will ye not fear (God)
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Yusuf AliSo fear God, and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Yusuf AliSo fear God, and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliThey said: "Shall we believe in thee when it is the meanest that follow thee
Ali BulaçDediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız
Yusuf AliHe said: "And what do I know as to what they do
Ali BulaçDedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur
Yusuf AliTheir account is only with my Lord, if ye could (but) understand
Ali BulaçOnların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız)
Yusuf AliI am not one to drive away those who believe
Ali BulaçVe ben mü'min olanları kovacak değilim
Yusuf AliI am sent only to warn plainly in public
Ali BulaçBen, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım
Yusuf AliThey said: "If thou desist not, O Noah! thou shalt be stoned (to death)
Ali BulaçDediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın
Yusuf AliHe said: "O my Lord! truly my people have rejected me
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı
Yusuf AliJudge Thou, then, between me and them openly, and deliver me and those of the Believers who are with me
Ali BulaçBundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar
Yusuf AliSo We delivered him and those with him, in the Ark filled (with all creatures)
Ali BulaçBunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık
Yusuf AliThereafter We drowned those who remained behind
Ali BulaçSonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk
Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Yusuf AliThe 'Ad (people) rejected the apostles
Ali BulaçAd (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı
Yusuf AliBehold, their brother Hud said to them: "Will ye not fear (God)
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Yusuf AliSo fear God and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Yusuf AliDo ye build a landmark on every high place to amuse yourselves
Ali BulaçSiz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz
Yusuf AliAnd do ye get for yourselves fine buildings in the hope of living therein (for ever)
Ali BulaçÖlümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz
Yusuf AliAnd when ye exert your strong hand, do ye do it like men of absolute power
Ali BulaçTutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz
Yusuf AliNow fear God, and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliYea, fear Him Who has bestowed on you freely all that ye know
Ali BulaçBildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının
Yusuf AliFreely has He bestowed on you cattle and sons
Ali BulaçSize hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti
Yusuf AliAnd Gardens and Springs
Ali BulaçBahçeler ve pınarlar da
Yusuf AliTruly I fear for you the Penalty of a Great Day
Ali BulaçDoğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum
Yusuf AliThey said: "It is the same to us whether thou admonish us or be not among (our) admonishers
Ali BulaçDediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da
Yusuf AliThis is no other than a customary device of the ancients
Ali BulaçBu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir
Yusuf AliAnd we are not the ones to receive Pains and Penalties
Ali BulaçVe biz azap görecek de değiliz
Yusuf AliSo they rejected him, and We destroyed them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe
Ali BulaçBöylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Yusuf AliThe Thamud (people) rejected the apostles
Ali BulaçSemud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Yusuf AliBehold, their brother Salih said to them: "Will you not fear (God)
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti
Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Yusuf AliSo fear God, and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum
Yusuf AliWill ye be left secure, in (the enjoyment of) all that ye have here
Ali BulaçSiz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız
Yusuf AliGardens and Springs
Ali BulaçBahçelerin, pınarların içinde
Yusuf AliAnd corn-fields and date-palms with spathes near breaking (with the weight of fruit)
Ali BulaçEkinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında
Yusuf AliAnd ye carve houses out of (rocky) mountains with great skill
Ali BulaçDağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz
Yusuf AliBut fear God and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliAnd follow not the bidding of those who are extravagant
Ali BulaçVe ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin
Yusuf AliWho make mischief in the land, and mend not (their ways)
Ali BulaçKi onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)
Yusuf AliThey said: "Thou art only one of those bewitched
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin
Yusuf AliThou art no more than a mortal like us: then bring us a Sign, if thou tellest the truth
Ali BulaçSen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim
Yusuf AliHe said: "Here is a she-camel: she has a right of watering, and ye have a right of watering, (severally) on a day appointed
Ali BulaçDedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir
Yusuf AliTouch her not with harm, lest the Penalty of a Great Day seize you
Ali BulaçOna bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar
Yusuf AliBut they ham-strung her: then did they become full of regrets
Ali BulaçSonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular
Yusuf AliBut the Penalty seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe
Ali BulaçBöylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Yusuf AliThe people of Lut rejected the apostles
Ali BulaçLut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Yusuf AliBehold, their brother Lut said to them: "Will ye not fear (God)
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Yusuf AliSo fear God and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the lord of the Worlds
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Yusuf AliOf all the creatures in the world, will ye approach males
Ali BulaçSiz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz
Yusuf AliAnd leave those whom God has created for you to be your mates? Nay, ye are a people transgressing (all limits)
Ali BulaçRabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz
Yusuf AliThey said: "If thou desist not, O Lut! thou wilt assuredly be cast out
Ali BulaçDediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın
Yusuf AliHe said: "I do detest your doings
Ali BulaçDedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım
Yusuf AliO my Lord! deliver me and my family from such things as they do
Ali BulaçRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar
Yusuf AliSo We delivered him and his family,- all
Ali BulaçBunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık
Yusuf AliExcept an old woman who lingered behind
Ali BulaçYalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç
Yusuf AliBut the rest We destroyed utterly
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Yusuf AliWe rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)
Ali BulaçVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü
Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might Most Merciful
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir
Yusuf AliThe Companions of the Wood rejected the apostles
Ali BulaçEyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Yusuf AliBehold, Shu'aib said to them: "Will ye not fear (God)
Ali BulaçHani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Yusuf AliSo fear God and obey me
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Yusuf AliGive just measure, and cause no loss (to others by fraud)
Ali BulaçÖlçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın
Yusuf AliAnd weigh with scales true and upright
Ali BulaçDosdoğru olan terazi ile tartın
Yusuf AliAnd withhold not things justly due to men, nor do evil in the land, working mischief
Ali Bulaçİnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın
Yusuf AliAnd fear Him Who created you and (who created) the generations before (you)
Ali BulaçSizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının”
Yusuf AliThey said: "Thou art only one of those bewitched
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin”
Yusuf AliThou art no more than a mortal like us, and indeed we think thou art a liar
Ali BulaçSen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz
Yusuf AliNow cause a piece of the sky to fall on us, if thou art truthful
Ali BulaçEğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver
Yusuf AliHe said: "My Lord knows best what ye do
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir
Yusuf AliBut they rejected him. Then the punishment of a day of overshadowing gloom seized them, and that was the Penalty of a Great Day
Ali BulaçSonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı
Yusuf AliVerily in that is a Sign: but most of them do not believe
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Yusuf AliVerily this is a Revelation from the Lord of the Worlds
Ali BulaçGerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir
Yusuf AliWith it came down the spirit of Faith and Truth
Ali BulaçOnu Ruhu'l-emin indirdi
Yusuf AliTo thy heart and mind, that thou mayest admonish
Ali BulaçUyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir)
Yusuf AliIn the perspicuous Arabic tongue
Ali BulaçApaçık Arapça bir dille
Yusuf AliWithout doubt it is (announced) in the mystic Books of former peoples
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır
Yusuf AliIs it not a Sign to them that the Learned of the Children of Israel knew it (as true)
Ali Bulaçİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi
Yusuf AliHad We revealed it to any of the non-Arabs
Ali BulaçOnu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık
Yusuf AliAnd had he recited it to them, they would not have believed in it
Ali BulaçBöylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi
Yusuf AliThus have We caused it to enter the hearts of the sinners
Ali BulaçBiz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik
Yusuf AliThey will not believe in it until they see the grievous Penalty
Ali BulaçOnlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar
Yusuf AliBut the (Penalty) will come to them of a sudden, while they perceive it not
Ali BulaçArtık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir
Yusuf AliThen they will say: "Shall we be respited
Ali BulaçDerler ki: "Bize bir süre tanınır mı
Yusuf AliDo they then ask for Our Penalty to be hastened on
Ali BulaçOnlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar
Yusuf AliSeest thou? If We do let them enjoy (this life) for a few years
Ali BulaçGördün mü; Biz onları yıllarca yararlandırsak
Yusuf AliYet there comes to them at length the (Punishment) which they were promised
Ali BulaçSonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse
Yusuf AliIt will profit them not that they enjoyed (this life)
Ali BulaçOnların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azaptan) bağımsız kılamaz
Yusuf AliNever did We destroy a population, but had its warners
Ali BulaçKendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz
Yusuf AliBy way of reminder; and We never are unjust
Ali Bulaç(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz
Yusuf AliNo evil ones have brought down this (Revelation)
Ali BulaçOnu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir
Yusuf AliIt would neither suit them nor would they be able (to produce it)
Ali BulaçBu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler
Yusuf AliIndeed they have been removed far from even (a chance of) hearing it
Ali BulaçÇünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır
Yusuf AliSo call not on any other god with God, or thou wilt be among those under the Penalty
Ali BulaçAllah ile beraber başka bir İlah'a yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun
Yusuf AliAnd admonish thy nearest kinsmen
Ali Bulaç(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar
Yusuf AliAnd lower thy wing to the Believers who follow thee
Ali BulaçVe mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger
Yusuf AliThen if they disobey thee, say: "I am free (of responsibility) for what ye do
Ali BulaçEğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım
Yusuf AliAnd put thy trust on the Exalted in Might, the Merciful
Ali BulaçSen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et
Yusuf AliWho seeth thee standing forth (in prayer)
Ali BulaçO, kıyam ettiğin zaman seni görüyor
Yusuf AliAnd thy movements among those who prostrate themselves
Ali BulaçSecde edenler arasında dönüp dolaşmanı da
Yusuf AliFor it is He Who heareth and knoweth all things
Ali BulaçHiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir
Yusuf AliShall I inform you, (O people!), on whom it is that the evil ones descend
Ali BulaçŞeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi
Yusuf AliThey descend on every lying, wicked person
Ali BulaçOnlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler
Yusuf Ali(Into whose ears) they pour hearsay vanities, and most of them are liars
Ali BulaçBunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler
Yusuf AliAnd the Poets,- It is those straying in Evil, who follow them
Ali BulaçŞairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar
Yusuf AliSeest thou not that they wander distracted in every valley
Ali BulaçGörmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar
Yusuf AliAnd that they say what they practise not
Ali BulaçVe gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar
Yusuf AliExcept those who believe, work righteousness, engage much in the remembrance of God, and defend themselves only after they are unjustly attacked. And soon will the unjust assailants know what vicissitudes their affairs will take
Ali BulaçAncak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir