26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ
Ali BulaçTa, Sin, Mim
Saheeh InternationalTa, Seen, Meem
«طسَمَ» الله أعلم بمراده بذلك.
Ali BulaçBunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir
Saheeh InternationalThese are the verses of the clear Book
«تلك» أي هذه الآيات «آيات الكتاب» القرآن والإضافة بمعنى من «المبين» المظهر الحق من الباطل.
Ali BulaçOnlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi)
Saheeh InternationalPerhaps, [O Muhammad], you would kill yourself with grief that they will not be believers
«لعلك» يا محمد «باخعٌ نفسك» قاتلها غما من أجل «ألا يكونوا» أي أهل مكة «مؤمنين» ولعل هنا للإشفاق أي أشفق عليها بتخفيف هذا الغم.
Ali BulaçDilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir
Saheeh InternationalIf We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled
«إن نشأ ننزل عليهم من السماء آية فظلّت» بمعنى المضارع: أي تظل، أي تدوم «أعناقهم لها خاضعين» فيؤمنون، ولما وصفت الأعناق بالخضوع الذي هو لأربابها جمعت الصفة جمع العقلاء.
Ali BulaçOnlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler
Saheeh InternationalAnd no revelation comes to them anew from the Most Merciful except that they turn away from it
«وما يأتيهم من ذكر» قرآن «من الرحمن مُحدّث» صفة كاشفة «إلا كانوا عنه معرضين».
Ali BulaçGerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir
Saheeh InternationalFor they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule
«فقد كذبوا» به «فسيأتيهم أنباء» عواقب «ما كانوا به يستهزءُون».
Ali BulaçYeryüzünde bir bakmadılar mı ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik
Saheeh InternationalDid they not look at the earth - how much We have produced therein from every noble kind
«أوَلم يروا» ينظروا «إلى الأرض كم أنبتنا فيها» أي كثيرا «من كل زوجِ كريم» نوع حسن.
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك لآية» دلالة على كمال قدرته تعالى «وما كان أكثرهم مؤمنين» في علم الله، وكان قال سيبويه: زائدة.
Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز» ذو العزة ينتقم من الكافرين «الرحيم» يرحم المؤمنين.
Ali BulaçHani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git
Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord called Moses, [saying], "Go to the wrongdoing people
«و» اذكر يا محمد لقومك «إذ نادى ربك موسى» ليلة رأى النار والشجرة «أن» أي: بأن «ائت القوم الظالمين» رسولا.
Ali BulaçFiravun'un kavmine, hala sakınmıyorlar mı
Saheeh InternationalThe people of Pharaoh. Will they not fear Allah
«قوم فرعون» معه ظلموا أنفسهم بالكفر بالله وبني إسرائيل باستعبادهم «ألا» الهمزة للاستفهام الإنكارى «يتقون» الله بطاعته فيوحدونه.
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed I fear that they will deny me
«قال» موسى «ربِ إني أخاف أن يكذّبون».
Ali BulaçGöğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder
Saheeh InternationalAnd that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron
«ويضيق صدري» من تكذيبهم لي «ولا ينطلق لساني» بأداء الرسالة للعقدة التي فيه «فأرسل إلى» أخي «هارون» معي.
Ali BulaçÜstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum
Saheeh InternationalAnd they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me
«ولهم عليَّ ذنبٌ» بقتل القبطي منهم «فأخاف أن يقتلون» به.
Ali Bulaç(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz
Saheeh International[Allah] said, "No. Go both of you with Our signs; indeed, We are with you, listening
«قال» تعالى: «كلا» لا يقتلونك «فاذهبا» أي أنت وأخوك، ففيه تغليب الحاضر على الغائب «بآياتنا إنا معكم مستمعون» ما تقولون وما يقال لكم، أجريا مجرى الجماعة.
Ali BulaçGecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz
Saheeh InternationalGo to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds
«فأتِيَا فرعون فقولا إنا» كلاً منا «رسول رب العالمين» إليك.
Ali Bulaçİsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)
Saheeh International[Commanded to say], "Send with us the Children of Israel
«أن» أي: بأن «أرسل معنا» إلى الشام «بني إسرائيل» فأتياه فقالا له ما ذكر.
Ali Bulaç(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi
Saheeh International[Pharaoh] said, "Did we not raise you among us as a child, and you remained among us for years of your life
«قال» فرعون لموسى «ألم نربِّك فينا» في منازلنا «وليدا» صغيرا قريبا من الولادة بعد فطامه «ولبثت فينا من عمرك سنين» ثلاثين سنة يلبس من ملابس فرعون ويركب من مراكبه وكان يسمى ابنه.
Ali BulaçVe sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin
Saheeh InternationalAnd [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful
«وفعلت فعلتك التي فعلت» هي قتله القبطي «وأنت من الكافرين» الجاحدين لنعمتي عليك بالتربية وعدم الاستعباد.
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım
Saheeh International[Moses] said, "I did it, then, while I was of those astray
«قال» موسى «فعلتها إذاً» أي حينئذ «وأنا من الضالين» عما آتاني الله بعدها من العلم والرسالة.
Ali BulaçSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı
Saheeh InternationalSo I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers
«ففررتُ منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما» علما «وجعلني من المرسلين».
Ali BulaçBana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır
Saheeh InternationalAnd is this a favor of which you remind me - that you have enslaved the Children of Israel
«وتلك نعمةٌ تمنُّها عليَّ» أصله تمن بها عليَّ «أن عبدت بني إسرائيل» بيان لتلك: أي اتخذتهم عبيدا ولم تستعبدني لا نعمة لك بذلك لظلمك باستعبادهم وقدر بعضهم أول الكلام همزة استفهام للإنكار.
Ali BulaçFiravun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir
Saheeh InternationalSaid Pharaoh, "And what is the Lord of the worlds
«قال فرعون» لموسى «وما رب العالمين» الذي قلت إنك رسوله أي: أي شيء هو ولما لم يكن سبيل للخلق إلى معرفة حقيقته تعالى وإنما يعرفونه بصفاته أجابه موسى عليه الصلاة والسلام ببعضها.
Ali BulaçDedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)
Saheeh International[Moses] said, "The Lord of the heavens and earth and that between them, if you should be convinced
«قال ربُّ السماوات والأرض وما بينهما» أي خالق ذلك «إن كنتم موقنين» بأنه تعالى خالقه فآمنوا به وحده.
Ali BulaçÇevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz
Saheeh International[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear
«قال» فرعون «لمن حوله» من أشراف قومه «ألا تستمعون» جوابه الذي لم يطابق السؤال.
Ali Bulaç(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir
Saheeh International[Moses] said, "Your Lord and the Lord of your first forefathers
«قال» موسى «ربكم ورب آبائكم الأولين» وهذا وإن كان داخلا فيما قبله يغيظ فرعون ولذلك.
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir
Saheeh International[Pharaoh] said, "Indeed, your 'messenger' who has been sent to you is mad
«قال إنَّ رسولكم الذي أرسل إليكم لمجنون».
Ali BulaçEğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa)
Saheeh International[Moses] said, "Lord of the east and the west and that between them, if you were to reason
«قال» موسى «ربُّ المشرق والمغرب وما بينهما إن كنتم تعقلون» إنه كذلك فآمنوا به وحده.
Ali Bulaç(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım
Saheeh International[Pharaoh] said, "If you take a god other than me, I will surely place you among those imprisoned
«قال» فرعون لموسى «لئن اتخذت إلها غيري لأجعلنَّك من المسجونين» كان سجنه شديدا يحبس الشخص في مكان تحت الأرض وحده لا يبصر ولا يسمع فيه أحدا.
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
Saheeh International[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest
«قال» له موسى «أوَلوْ» أي: أتفعل ذلك ولو «جئتك بشيءٍ مبينِ» برهان بيِّن على رسالتي.
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir
Saheeh International[Pharaoh] said, "Then bring it, if you should be of the truthful
«قال» فرعون له «فأتِ به إن كنت من الصادقين» فيه.
Ali BulaçBunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi
Saheeh InternationalSo [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest
«فألقى عصاه فإذا هي ثعبانٌ مبينٌ» حية عظيمة.
Ali BulaçElini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş
Saheeh InternationalAnd he drew out his hand; thereupon it was white for the observers
«ونزع يده» أخرجها من جيبه «فإذا هي بيضاء» ذات شعاع «للناظرين» خلاف ما كانت عليه من الأدمة.
Ali Bulaç(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür
Saheeh International[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician
«قال» فرعون «للملإ حوله إنَّ هذا لساحر عليم» فائق في علم السحر.
Ali BulaçBüyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz
Saheeh InternationalHe wants to drive you out of your land by his magic, so what do you advise
«يريد أن يخرجكم من أرضكم بسحره فماذا تأمرون».
Ali BulaçDediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder
Saheeh InternationalThey said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers
«قالوا أرجه وأخاه» أخّر أمرهما «وابعث في المدائن حاشرين» جامعين.
Ali BulaçBütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler
Saheeh InternationalWho will bring you every learned, skilled magician
«يأتوك بكل سَحَّار عليم» يفضل موسى في علم السحر.
Ali BulaçBöylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi
Saheeh InternationalSo the magicians were assembled for the appointment of a well-known day
«فجمع السحرة لميقات يوم معلوم» وهو وقت الضحى من يوم الزينة.
Ali BulaçVe insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi
Saheeh InternationalAnd it was said to the people, "Will you congregate
«وقيل للناس هل أنتم مجتمعون».
Ali BulaçUmarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız
Saheeh InternationalThat we might follow the magicians if they are the predominant
«لعلنا نتبع السحرة إن كانوا هم الغالبين» الاستفهام للحث على الاجتماع والترجي على تقدير غلبتهم ليستمروا على دينهم فلا يتبعوا موسى.
Ali BulaçBüyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler
Saheeh InternationalAnd when the magicians arrived, they said to Pharaoh, "Is there indeed for us a reward if we are the predominant
«فلما جاء السحرة قالوا لفرعون أئن» بتحقيق الهمزتين وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجيهين «لنا لأجرا إن كنا نحن الغالبين».
Ali BulaçEvet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız
Saheeh InternationalHe said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]
«قال نعم وإنكم إذاً» أي حينئذ «لمن المقربين».
Ali BulaçMusa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın
Saheeh InternationalMoses said to them, "Throw whatever you will throw
«قال لهم موسى» بعد ما قالوا له (إما أن تُلقي وإما أن نكون نحن الملقين) «ألقوا ما أنتم ملقون» فالأمر فيه للإذن بتقديم إلقائهم توسلا به إلى إظهار الحق.
Ali BulaçOnlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler
Saheeh InternationalSo they threw their ropes and their staffs and said, "By the might of Pharaoh, indeed it is we who are predominant
«فألقوْا حبالهم وعصيهم وقالوا بعزة فرعون إنا لنحن الغالبون».
Ali BulaçBöylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor
Saheeh InternationalThen Moses threw his staff, and at once it devoured what they falsified
«فألقى موسى عصاه فإذا هي تلقف» بحذف إحدى التاءين من الأصل تبتلع «ما يأفكون» يقلبونه بتمويههم فيخيلون حبالهم وعصيهم أنها حيات تسعى.
Ali BulaçAnında büyücüler secdeye kapandılar
Saheeh InternationalSo the magicians fell down in prostration [to Allah]
«فألقيَ السحرة ساجدين».
Ali Bulaç(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler
Saheeh InternationalThey said, "We have believed in the Lord of the worlds
«قالوا آمنا برب العالمين».
Ali BulaçMusa'nın ve Harun'un Rabbine
Saheeh InternationalThe Lord of Moses and Aaron
«رب موسى وهارون» لعلمهم بأن ما شاهدوه من العصا لا يتأتى بالسحر.
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım
Saheeh International[Pharaoh] said, "You believed Moses before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic, but you are going to know. I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will surely crucify you all
«قال» فرعون «أآمنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا «له» لموسى «قبل أن آذن» أنا «لكم إنه لكبيركم الذي علمكم السحر» فعلَّمك شيئا منه وغلبكم بآخر «فلسوف تعلمون» ما ينالكم مني «لأقطعنَّ أيديكم وأرجلكم من خلاف» أي يد كل واحد اليمنى ورجله اليسرى «ولأصلبنكم أجمعين».
Ali BulaçHiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz
Saheeh InternationalThey said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return
«قالوا لا ضَيْرَ» لا ضرر علينا في ذلك «إنا إلى ربنا» بعد موتنا بأي وجه كان «منقلبون» راجعون في الآخرة.
Ali BulaçDoğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz
Saheeh InternationalIndeed, we aspire that our Lord will forgive us our sins because we were the first of the believers
«إنا نطمع» نرجوا «أن يغفر لنا ربنا خطايانا أن» أي بأن «كنَّا أول المؤمنين» في زماننا.
Ali BulaçMusa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik
Saheeh InternationalAnd We inspired to Moses, "Travel by night with My servants; indeed, you will be pursued
«وأوحينا إلى موسى» بعد سنين أقامها بينهم يدعوهم بآيات الله إلى الحق فلم يزيدوا إلا عتوا «أن أسر بعبادي» بني إسرائيل وفي قراءة بكسر النون ووصل همزة أسر من سرى لغة في أسرى أي سر بهم ليلا إلى البحر «إنكم مُتَّبعون» يتبعكم فرعون وجنوده فيلجون وراءكم البحر فأنجيكم وأغرقهم.
Ali BulaçBunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Saheeh InternationalThen Pharaoh sent among the cities gatherers
«فأرسل فرعون» حين أخبر بسيرهم «في المدائن» قيل كان له ألف مدينة واثنا عشر ألف قرية «حاشرين» جامعين الجيش قائلا.
Ali BulaçGerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur
Saheeh International[And said], "Indeed, those are but a small band
«إن هؤلاء لشرذمةٌ» طائفة «قليلون» قيل كانوا ستمائة ألف وسبعين ومقدمة جيشه سبعمائة ألف فقللهم بالنظر إلى كثرة جيشه.
Ali BulaçVe elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler
Saheeh InternationalAnd indeed, they are enraging us
«وإنهم لنا لغائظون» فاعلون ما يغيظنا.
Ali BulaçBiz ise uyanık bir toplumuz" (dedi)
Saheeh InternationalAnd indeed, we are a cautious society
«وإنا لجميعٌ حذرون» مستعدون وفي قراءة حاذرون متيقظون.
Ali BulaçBöylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık
Saheeh InternationalSo We removed them from gardens and springs
قال تعالى: «فأخرجناهم» أي فرعون وقومه من مصر ليلحقوا موسى وقومه «من جنات» بساتين كانت على جانبي النيل «وعيون» أنهار جارية في الدور من النيل.
Ali BulaçHazinelerden ve soylu makam(lar)dan da
Saheeh InternationalAnd treasures and honorable station
«وكنوز» أموال ظاهرة من الذهب والفضة، وسميت كنوزا لأنه لم يعط حق الله تعالى منها «ومقامٍ كريمٍ» مجلس حسن للأمراء والوزراء يحفه أتباعهم.
Ali Bulaçİşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık
Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it the Children of Israel
«كذلك» أي إخراجنا كما وصفنا «وأورثناها بني إسرائيل» بعد إغراق فرعون وقومه.
Ali BulaçBöylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular
Saheeh InternationalSo they pursued them at sunrise
«فأتبعوهم» لحقوهم «مشرقين» وقت شروق الشمس.
Ali Bulaçİki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler
Saheeh InternationalAnd when the two companies saw one another, the companions of Moses said, "Indeed, we are to be overtaken
«فلما تراءى الجمعان» رأى كل منهما الآخر «قال أصحاب موسى إنا لمدركون» يدركنا جمع فرعون ولا طاقة لنا به.
Ali Bulaç(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir
Saheeh International[Moses] said, "No! Indeed, with me is my Lord; He will guide me
«قال» موسى «كلا» أي لن يدركونا «إن معي ربي» ينصره «سيهدين» طريق النجاة.
Ali BulaçBunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu
Saheeh InternationalThen We inspired to Moses, "Strike with your staff the sea," and it parted, and each portion was like a great towering mountain
قال تعالى: «فأوحينا إلى موسى أن اضرب بعصاك البحر» فضربه «فانفلق» فانشق اثنى عشر فرقا «فكان كل فرق كالطود العظيم» الجبل الضخم بينهما مسالك سلكوها لم يبتل منها سرج الراكب ولا لبده.
Ali BulaçÖtekileri de buraya yaklaştırdık
Saheeh InternationalAnd We advanced thereto the pursuers
«وأزلفنا» قرَّبنا «ثمَّ» هناك «الآخرين» فرعون وقومه حتى سلكوا مسالكهم.
Ali BulaçMusa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk
Saheeh InternationalAnd We saved Moses and those with him, all together
«وأنجينا موسى ومن معه أجمعين» بإخراجهم من البحر على هيئته المذكورة.
Ali BulaçSonra ötekileri suda boğduk
Saheeh InternationalThen We drowned the others
«ثم أغرقنا الآخرين» فرعون وقومه بإطباق البحر عليهم لما تم دخولهم في البحر وخروج بني إسرائيل منه.
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك» إغراق فرعون وقومه «لآيةٌ» عبرة لمن بعدهم «وما كان أكثرهم مؤمنين» بالله لم يؤمن منهم غير آسية امرأة فرعون وحزقيل مؤمن آل فرعون ومريم بنت ناموصى التي دلت على عظام يوسف عليه السلام.
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز» فانتقم من الكافرين بإغراقهم «الرحيم» بالمؤمنين فأنجاهم من الغرق.
Ali BulaçOnlara İbrahim'in haberini de aktar-oku
Saheeh InternationalAnd recite to them the news of Abraham
«واتل عليهم» أي كفار مكة «نبأ» خبر «إبراهيم» ويبدل منه.
Ali BulaçHani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti
Saheeh InternationalWhen he said to his father and his people, "What do you worship
«إذا قال لأبيه وقومه ما تعبدون».
Ali BulaçDemişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz
Saheeh InternationalThey said, "We worship idols and remain to them devoted
«قالوا نعبد أصناما» صرحوا بالفعل ليعطفوا عليه «فنظل لها عاكفين» نقيم نهارا على عبادتها زادوه في الجواب افتخارا به.
Ali BulaçDedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı
Saheeh InternationalHe said, "Do they hear you when you supplicate
«قال هل يسمعونكم إذ» حين «تدعون».
Ali BulaçYa da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu
Saheeh InternationalOr do they benefit you, or do they harm
«أو ينفعونكم» إن عبدتموهم «أو يضرونـ» كم إن لم تعبدوهم.
Ali BulaçHayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk
Saheeh InternationalThey said, "But we found our fathers doing thus
«قالوا بل وجدنا آباءنا كذلك يفعلون» أي مثل فعلنا.
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü
Saheeh InternationalHe said, "Then do you see what you have been worshipping
«قال أفرآيتم ما كنتم تعبدون».
Ali BulaçHem siz, hem de eski atalarınız
Saheeh InternationalYou and your ancient forefathers
«أنتم وآبائكم الأقدمون».
Ali Bulaçİşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç
Saheeh InternationalIndeed, they are enemies to me, except the Lord of the worlds
«فإنهم عدو لي» لا أعبدهم «إلا» لكن «ربَّ العالمين» فإني أعبده.
Ali BulaçKi beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur
Saheeh InternationalWho created me, and He [it is who] guides me
«الذي خلقني فهو يهدين» إلى الدين.
Ali BulaçBana yediren ve içiren O'dur
Saheeh InternationalAnd it is He who feeds me and gives me drink
«والذي هو يطعمني ويسقين».
Ali BulaçHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur
Saheeh InternationalAnd when I am ill, it is He who cures me
«وإذا مرضت فهو يشفين».
Ali BulaçBeni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur
Saheeh InternationalAnd who will cause me to die and then bring me to life
«والذي يُميتني ثم يحيين».
Ali BulaçDin (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur
Saheeh InternationalAnd who I aspire that He will forgive me my sin on the Day of Recompense
«والذي أطمع» أرجو «أن يغفر لي خطيئتي يوم الدين» الجزاء.
Ali BulaçRabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat
Saheeh International[And he said], "My Lord, grant me authority and join me with the righteous
«رب هب لي حكما» علما «وألحقني بالصالحين» النبيين.
Ali BulaçSonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver
Saheeh InternationalAnd grant me a reputation of honor among later generations
«واجعل لي لسان صدق» ثناء حسنا «في الآخرين» الذين يأتون بعدي إلى يوم القيامة.
Ali BulaçBeni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl
Saheeh InternationalAnd place me among the inheritors of the Garden of Pleasure
«واجعلني من ورثة جنة النعيم» ممن يعطاها.
Ali BulaçBabamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır
Saheeh InternationalAnd forgive my father. Indeed, he has been of those astray
«واغفر لأبي إنه كان من الضالين» بأن تتوب عليه فتغفر له وهذا قبل أن يتبين له أنه عدو لله كما ذكر في سورة براءة.
Ali BulaçVe beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme
Saheeh InternationalAnd do not disgrace me on the Day they are [all] resurrected
«ولا تخزني» تفضحني «يوم يُبعثون» الناس.
Ali BulaçMalın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde
Saheeh InternationalThe Day when there will not benefit [anyone] wealth or children
قال تعالى فيه: «يوم لا ينفع مال ولا بنون» أحدا
Ali BulaçAncak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka
Saheeh InternationalBut only one who comes to Allah with a sound heart
«إلا» لكن «من أتى الله بقلب سليم» من الشرك والنفاق وهو قلب المؤمن فإنه ينفعه ذلك.
Ali Bulaç(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır
Saheeh InternationalAnd Paradise will be brought near [that Day] to the righteous
«وأُزلفت الجنة» قربت «للمتقين» فيرونها.
Ali BulaçCehennem de azgınlar için sergilenir
Saheeh InternationalAnd Hellfire will be brought forth for the deviators
«وبرزت الجحيم» أظهرت «للغاوين» الكافرين.
Ali BulaçVe onlara: "Tapmakta olduklarınız nerede?" denilir
Saheeh InternationalAnd it will be said to them, "Where are those you used to worship
«وقيل لهم أين ما كنتم تعبدون».
Ali BulaçAllah'ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor mu
Saheeh InternationalOther than Allah? Can they help you or help themselves
«من دون الله» أي غيره من الأصنام «هل ينصرونكم» بدفع العذاب عنكم «أو ينتصرون» بدفعه عن أنفسهم، لا.
Ali BulaçArtık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir
Saheeh InternationalSo they will be overturned into Hellfire, they and the deviators
«فكُبْكِبوا» ألقوا «فيها هم والغاوون».
Ali BulaçVe İblis'in bütün orduları da
Saheeh InternationalAnd the soldiers of Iblees, all together
«وجنود إبليس» أتباعه، ومن أطاعه من الجن والإنس «أجمعون».
Ali BulaçOrada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki
Saheeh InternationalThey will say while they dispute therein
«قالوا» أي الغاوون «وهم فيها يختصمون» مع معبوديهم.
Ali BulaçAndolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
Saheeh InternationalBy Allah, we were indeed in manifest error
«تالله إن» مخففة من الثقلية واسمها محذوف أي إنه «كنا لفي ضلال مبين» بين.
Ali BulaçÇünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk
Saheeh InternationalWhen we equated you with the Lord of the worlds
«إذ» حيث «نسويكم برب العالمين» في العبادة.
Ali BulaçBizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı
Saheeh InternationalAnd no one misguided us except the criminals
«وما أضلنا» عن الهدى «إلا المجرمون» أي الشياطين أو أوّلونا الذين اقتدينا بهم.
Ali BulaçArtık bizim için ne bir şefaatçi var
Saheeh InternationalSo now we have no intercessors
«فما لنا من شافعين» كما للمؤمنين من الملائكة والنبيين والمؤمنين.
Ali BulaçNe de candan-yakın bir dost
Saheeh InternationalAnd not a devoted friend
«ولا صديق حميم» يهمه أمرنا.
Ali BulaçBizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik
Saheeh InternationalThen if we only had a return [to the world] and could be of the believers
«فلو أن لنا كرَّة» رجعة إلى الدنيا «فنكون من المؤمنين» لو هنا للتمني ونكون جوابه.
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك» المذكور من قصة إبراهيم وقومه «لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهم العزيز الرحيم».
Ali BulaçNuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Saheeh InternationalThe people of Noah denied the messengers
«كذبت قوم نوح المرسلين» بتكذيبهم له لاشتراكهم في المجيء بالتوحيد، أو لأنه لطول لبثه فيهم كأنه رسل وتأنيث قوم باعتبار معناه وتذكيره باعتبار لفظه.
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Saheeh InternationalWhen their brother Noah said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم» نسبا «نوح ألا تتقون» الله.
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين» على تبليغ ما أرسلت به.
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما آمركم به من توحيد الله وطاعته.
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه» على تبليغه «من أجر إن» ما «أجريَ» أي ثوابي «إلا على رب العالمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون» كرره تأكيدا.
Ali BulaçDediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız
Saheeh InternationalThey said, "Should we believe you while you are followed by the lowest [class of people]
«قالوا أنؤمن» نصدق «لك» لقولك «واتبعك» وفي قراءة وأتباعك جمع تابع مبتدأ «الأرذلون» السفلة كالحاكة والأساكفة.
Ali BulaçDedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur
Saheeh InternationalHe said, "And what is my knowledge of what they used to do
«قال وما علمي» أيّ علم لي «بما كانوا يعلمون».
Ali BulaçOnların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız)
Saheeh InternationalTheir account is only upon my Lord, if you [could] perceive
«إن» ما «حسابهم إلا على ربي» فيجازيهم «لو تشعرون» تعلمون ذلك ما عبَّدتموهم.
Ali BulaçVe ben mü'min olanları kovacak değilim
Saheeh InternationalAnd I am not one to drive away the believers
«وما أنا بطارد المؤمنين».
Ali BulaçBen, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım
Saheeh InternationalI am only a clear warner
«إن» ما «أنا إلا نذير مبين» بيَّن الإنذار.
Ali BulaçDediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Noah, you will surely be of those who are stoned
«قالوا لئن لم تنته يا نوح» عما تقول لنا «لتكونن من المرجومين» بالحجارة أو بالشتم.
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed my people have denied me
«قال» نوح «رب إن قومي كذبون».
Ali BulaçBundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar
Saheeh InternationalThen judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers
«فافتح بيني وبينهم فتحا» أي احكم «ونجني ومن معي من المؤمنين».
Ali BulaçBunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık
Saheeh InternationalSo We saved him and those with him in the laden ship
قال تعالى «فأنجيناه ومن معه في الفلك المشحون» المملوء من الناس والحيوان والطير.
Ali BulaçSonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk
Saheeh InternationalThen We drowned thereafter the remaining ones
«ثم أغرقنا بعد» بعد إنجائهم «الباقين» من قومه.
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçAd (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı
Saheeh InternationalAad denied the messengers
«كذبت عادٌ المرسلين».
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Saheeh InternationalWhen their brother Hud said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم هود ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçSiz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz
Saheeh InternationalDo you construct on every elevation a sign, amusing yourselves
«أتبنون بكل ريع» مكان مرتفع «آية» بنا علما للمارة «تعبثون» ممن يمر بكم وتسخرون منهم والجملة حال من ضمير تبنون.
Ali BulaçÖlümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz
Saheeh InternationalAnd take for yourselves palaces and fortresses that you might abide eternally
«وتتخذون مصانع» للماء تحت الأرض «لعلكم» كأنكم «تخلدون» فيها لا تموتون.
Ali BulaçTutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz
Saheeh InternationalAnd when you strike, you strike as tyrants
«وإذا بطشتم» بضرب أو قتل «بطشتم جبارين» من غير رأفة.
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله» في ذلك «وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Ali BulaçBildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının
Saheeh InternationalAnd fear He who provided you with that which you know
«واتقوا الذي أمدكم» أنعم عليكم «بما تعملون».
Ali BulaçSize hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti
Saheeh InternationalProvided you with grazing livestock and children
«أمدكم بأنعام وبنين».
Ali BulaçBahçeler ve pınarlar da
Saheeh InternationalAnd gardens and springs
«وجنات» بساتين «وعيون» أنهار.
Ali BulaçDoğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum
Saheeh InternationalIndeed, I fear for you the punishment of a terrible day
«إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم» في الدنيا والآخرة إن عصيتموني.
Ali BulaçDediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da
Saheeh InternationalThey said, "It is all the same to us whether you advise or are not of the advisors
«قالوا سواء علينا» مستو عندنا «أوعظت أم لم تكن من الواعظين» أصلا أي لا نرعوي لوعظك.
Ali BulaçBu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir
Saheeh InternationalThis is not but the custom of the former peoples
«إن» ما «هذا» الذي خوفنا به «إلا خَلْق الأولين» اختلافهم وكذبهم وفي قراءة بضم الخاء واللام أي ما هذا الذي نحن عليه من إنكار للبعث إلا خلق الأولين أي طبيعتهم وعادتهم.
Ali BulaçVe biz azap görecek de değiliz
Saheeh InternationalAnd we are not to be punished
«وما نحن بمعذبين».
Ali BulaçBöylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Saheeh InternationalAnd they denied him, so We destroyed them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«فكذبوه» بالعذاب «فأهلكناهم» في الدنيا بالريح «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
««إن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçSemud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Saheeh InternationalThamud denied the messengers
«كذبت ثمود المرسلين».
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti
Saheeh InternationalWhen their brother Salih said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم صالح ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçSiz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız
Saheeh InternationalWill you be left in what is here, secure [from death]
«أتتركون في ما ههنا» من الخيرات «آمنين».
Ali BulaçBahçelerin, pınarların içinde
Saheeh InternationalWithin gardens and springs
«في جنات وعيون».
Ali BulaçEkinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında
Saheeh InternationalAnd fields of crops and palm trees with softened fruit
«وزروع ونخل طلعها هضيم» لطيف لين.
Ali BulaçDağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you carve out of the mountains, homes, with skill
«وتنحتون من الجبال بيوتا فرهين» بطرين وفي قراءة فارهين حاذقين.
Ali BulaçArtık Allah'tan sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Ali BulaçVe ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin
Saheeh InternationalAnd do not obey the order of the transgressors
«ولا تطيعوا أمر المسرفين».
Ali BulaçKi onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)
Saheeh InternationalWho cause corruption in the land and do not amend
«الذين يفسدون في الأرض» بالمعاصي «ولا يصلحون» بطاعة الله.
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
«قالوا إنما أنت من المسحرين» الذين سحروا كثيرا حتى غلب على عقلهم.
Ali BulaçSen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, so bring a sign, if you should be of the truthful
«ما أنت» أيضا «إلا بشر مثلنا فأت بآية إن كنتم من الصادقين» في رسالتك.
Ali BulaçDedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir
Saheeh InternationalHe said, "This is a she-camel. For her is a [time of] drink, and for you is a [time of] drink, [each] on a known day
«قال هذه ناقة لها شرب» نصيب من الماء «ولكم شرب يوم معلوم».
Ali BulaçOna bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar
Saheeh InternationalAnd do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day
«ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب يوم عظيم» بعظم العذاب.
Ali BulaçSonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular
Saheeh InternationalBut they hamstrung her and so became regretful
«فعقروها» عقرها بعضهم برضاهم «فأصبحوا نادمين» على عقرها.
Ali BulaçBöylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Saheeh InternationalAnd the punishment seized them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«فأخذهم العذاب» الموعود به فهلكوا «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçLut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Saheeh InternationalThe people of Lot denied the messengers
«كذبت قوم لوط المرسلين».
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Saheeh InternationalWhen their brother Lot said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم لوط ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçSiz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz
Saheeh InternationalDo you approach males among the worlds
«أتأتون الذكران من العالمين» الناس.
Ali BulaçRabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz
Saheeh InternationalAnd leave what your Lord has created for you as mates? But you are a people transgressing
«وتذرون ما خلق لكم ربكم من أزواجكم» أي أقبالهن «بل أنتم قوم عادون» متجاوزون الحلال إلى الحرام.
Ali BulaçDediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Lot, you will surely be of those evicted
«قالوا لئن لم تنته يا لوط» عن إنكارك علينا «لتكونن من المخرجين» من بلدتنا.
Ali BulaçDedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım
Saheeh InternationalHe said, "Indeed, I am, toward your deed, of those who detest [it]
«قال» لوط «إني لعملكم من القالين» المبغضين.
Ali BulaçRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar
Saheeh InternationalMy Lord, save me and my family from [the consequence of] what they do
«رب نجني وأهلي مما يعلمون» أي من عذابه.
Ali BulaçBunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık
Saheeh InternationalSo We saved him and his family, all
«فنجيناه وأهله أجمعين».
Ali BulaçYalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç
Saheeh InternationalExcept an old woman among those who remained behind
«إلا عجوزا» امرأته «في الغابرين» الباقين أهلكناها.
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Saheeh InternationalThen We destroyed the others
«ثم دمرنا الآخرين» أهلناهم.
Ali BulaçVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü
Saheeh InternationalAnd We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned
«وأمطرنا عليهم مطرا» حجارة من جملة الإهلاك «فساء مطر المنذرين» مطرهم.
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçEyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Saheeh InternationalThe companions of the thicket denied the messengers
«كذب أصحاب الأيكة» وفي قراءة بحذف الهمزة وإلقاء حركتها على اللام وفتح الهاء: هي غيضة شجر قرب مدين «المرسلين».
Ali BulaçHani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Saheeh InternationalWhen Shu'ayb said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم شعيب» لم يقل أخوهم لأنه لم يكن منهم «ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçÖlçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın
Saheeh InternationalGive full measure and do not be of those who cause loss
«أوْفوا الكيل» أتموه «ولا تكونوا من المخسرين» الناقصين.
Ali BulaçDosdoğru olan terazi ile tartın
Saheeh InternationalAnd weigh with an even balance
«وزنوا بالقسطاس المستقيم» الميزان السوي.
Ali Bulaçİnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın
Saheeh InternationalAnd do not deprive people of their due and do not commit abuse on earth, spreading corruption
«ولا تبخسوا الناس أشياءهم» لا تنقصوهم من حقهم شيئا «ولا تعثوْا في الأرض مفسدين» بالقتل وغيره من عَثِيَ بكسر المثلثة أفسد ومفسدين حال مؤكدة لمعنى عاملها.
Ali BulaçSizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının”
Saheeh InternationalAnd fear He who created you and the former creation
«واتقوا الذي خلقكم والجبلة» الخليقة «الأولين».
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin”
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
«قالوا إنما أنت من المسحرين».
Ali BulaçSen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, and indeed, we think you are among the liars
«وما أنت إلا بشر مثلنا وإن» مخففة من الثقيلة واسمها محذوف أي إنه «نظنك لمن الكاذبين».
Ali BulaçEğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver
Saheeh InternationalSo cause to fall upon us fragments of the sky, if you should be of the truthful
«فأسقط علينا كسْفا» بسكون السين وفتحها قطعا «من السماء إن كنت من الصادقين» في رسالتك.
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir
Saheeh InternationalHe said, "My Lord is most knowing of what you do
«قال ربي أعلم بما تعملون» فيجازيكم به.
Ali BulaçSonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı
Saheeh InternationalAnd they denied him, so the punishment of the day of the black cloud seized them. Indeed, it was the punishment of a terrible day
«فكذبوه فأخذهم عذاب يوم الظلة» هي سحابة أظلتهم بعد حر شديد أصابهم فأمطرت عليهم نارا فاحترقوا «إنه كان عذاب يوم عظيم».
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçGerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir
Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is the revelation of the Lord of the worlds
«وإنه» أي القرآن «لتنزيل رب العالمين».
Ali BulaçOnu Ruhu'l-emin indirdi
Saheeh InternationalThe Trustworthy Spirit has brought it down
«نزل به الروح الأمين» جبريل.
Ali BulaçUyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir)
Saheeh InternationalUpon your heart, [O Muhammad] - that you may be of the warners
«على قلبك لتكون من المنذرين».
Ali BulaçApaçık Arapça bir dille
Saheeh InternationalIn a clear Arabic language
«بلسان عربي مبين» بيَّن وفي قراءة بتشديد نزل ونصب الروح والفاعل الله.
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır
Saheeh InternationalAnd indeed, it is [mentioned] in the scriptures of former peoples
«وإنه» ذكر القرآن المنزل على محمد «لفي زُبُر» كتب «الأولين» كالتوراة والإنجيل.
Ali Bulaçİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi
Saheeh InternationalAnd has it not been a sign to them that it is recognized by the scholars of the Children of Israel
«أو لم يكن لهم» لكفار مكة «آية» على ذلك «أن يعلمه علماء بني إسرائيل» كعبد الله بن سلام وأصحابه من الذين آمنوا فإنهم يخبرون بذلك، ويكن بالتحتانية ونصب آية وبالفوقانية ورفع آية.
Ali BulaçOnu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık
Saheeh InternationalAnd even if We had revealed it to one among the foreigners
«ولو نزلناه على بعض الأعجمين» جمع أعجم.
Ali BulaçBöylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi
Saheeh InternationalAnd he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it
«فقرأه عليهم» كفار مكة «ما كانوا به مؤمنين» أنفة من اتباعه.
Ali BulaçBiz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik
Saheeh InternationalThus have We inserted disbelief into the hearts of the criminals
«كذلك» أي مثل إدخالنا التكذيب به بقراءة الأعجمي «سلكناه» أدخلنا التكذيب به «في قلوب المجرمين» كفار مكة بقراءة النبي.
Ali BulaçOnlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar
Saheeh InternationalThey will not believe in it until they see the painful punishment
«لا يؤمنون به حتى يروا العذاب الأليم».
Ali BulaçArtık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir
Saheeh InternationalAnd it will come to them suddenly while they perceive [it] not
«فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون».
Ali BulaçDerler ki: "Bize bir süre tanınır mı
Saheeh InternationalAnd they will say, "May we be reprieved
«فيقولوا هل نحن منظرون» لنؤمن فيقال لهم: لا قالوا: متى هذا العذاب، قال تعالى.
Ali BulaçOnlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar
Saheeh InternationalSo for Our punishment are they impatient
«أفبعذابنا يستعجلون».
Ali BulaçGördün mü; Biz onları yıllarca yararlandırsak
Saheeh InternationalThen have you considered if We gave them enjoyment for years
«أفرأيت» أخبرني «إن متَّعناهم سنين».
Ali BulaçSonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse
Saheeh InternationalAnd then there came to them that which they were promised
«ثم جاءهم ما كانوا يوعدون» من العذاب.
Ali BulaçOnların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azaptan) bağımsız kılamaz
Saheeh InternationalThey would not be availed by the enjoyment with which they were provided
«ما» إستفهامية بمعنى: أي شيء «أغنى عنهم ما كانوا يمتعون» في دفع العذاب أو تخفيفه أي: لم يغن.
Ali BulaçKendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz
Saheeh InternationalAnd We did not destroy any city except that it had warners
«وما أهلكنا من قرية إلا لها منذرون» رسل تنذر أهلها.
Ali Bulaç(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz
Saheeh InternationalAs a reminder; and never have We been unjust
«ذكرى» عظة لهم «وما كنا ظالمين» في إهلاكهم بعد إنذارهم ونزل ردا لقول المشركين.
Ali BulaçOnu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir
Saheeh InternationalAnd the devils have not brought the revelation down
«وما تنزلت به» بالقرآن «الشياطين».
Ali BulaçBu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler
Saheeh InternationalIt is not allowable for them, nor would they be able
«وما ينبغي» يصلح «لهم» أن ينزلوا به «وما يستطيعون» ذلك.
Ali BulaçÇünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır
Saheeh InternationalIndeed they, from [its] hearing, are removed
«إنهم عن السمع» لكلام الملائكة «لمعزولون» بالشهب.
Ali BulaçAllah ile beraber başka bir İlah'a yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun
Saheeh InternationalSo do not invoke with Allah another deity and [thus] be among the punished
«فلا تدع مع الله إلها آخر فتكون من المعذبين» إن فعلت ذلك الذي دعوك إليه.
Ali Bulaç(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar
Saheeh InternationalAnd warn, [O Muhammad], your closest kindred
(وأنذر عشيرتك الأقربين) وهم بنو هاشم وبنو عبد المطلب "" وقد أنذرهم جهارا "" رواه البخاري ومسلم.
Ali BulaçVe mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger
Saheeh InternationalAnd lower your wing to those who follow you of the believers
«واخفض جناحكْ» ألن جانبك «لمن اتبعك من المؤمنين» الموحدين.
Ali BulaçEğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım
Saheeh InternationalAnd if they disobey you, then say, "Indeed, I am disassociated from what you are doing
«فإن عصوك» عشيرتك «فقل» لهم «إني بريء مما تعملون» من عبادة غير الله.
Ali BulaçSen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et
Saheeh InternationalAnd rely upon the Exalted in Might, the Merciful
«وتوكل» بالواو والفاء «على العزيز الرحيم» الله أي فوض إليه جميع أمورك.
Ali BulaçO, kıyam ettiğin zaman seni görüyor
Saheeh InternationalWho sees you when you arise
«الذي يراك حين تقوم» إلى الصلاة.
Ali BulaçSecde edenler arasında dönüp dolaşmanı da
Saheeh InternationalAnd your movement among those who prostrate
«وتقلبك» في أركان الصلاة قائما وقاعدا وراكعا وساجدا «في الساجدين» المصلين.
Ali BulaçHiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir
Saheeh InternationalIndeed, He is the Hearing, the Knowing
«إنه هو السميع العليم».
Ali BulaçŞeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi
Saheeh InternationalShall I inform you upon whom the devils descend
«هل أنبئكم» يا كفرا مكة «على من تنزل الشياطين» بحذف إحدى التاءين من الأصل.
Ali BulaçOnlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler
Saheeh InternationalThey descend upon every sinful liar
«تنزل على كل أفاك» كذاب «أثيم» فاجر مثل مسيلمة وغيره من الكهنة.
Ali BulaçBunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler
Saheeh InternationalThey pass on what is heard, and most of them are liars
«يلقون» الشياطين «السمع» ما سمعوه من الملائكة إلى الكهنة «وأكثرهم كاذبون» يضمنون إلى المسموع كذبا وكان هذا قبل أن حجبت الشياطين عن السماء.
Ali BulaçŞairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar
Saheeh InternationalAnd the poets - [only] the deviators follow them
«والشعراء يتبعهم الغاوون» في شعرهم فيقولن به ويرونه عنهم فهم مذمومون.
Ali BulaçGörmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar
Saheeh InternationalDo you not see that in every valley they roam
«ألم تر» تعلم «أنهم في كل واد» من أودية الكلام وفنونه «يهيمون» يمضون فيجازون الحد مدحا وهجاء.
Ali BulaçVe gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar
Saheeh InternationalAnd that they say what they do not do
«وأنهم يقولون» فعلنا «مالا يفعلون» يكذبون.
Ali BulaçAncak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir
Saheeh InternationalExcept those [poets] who believe and do righteous deeds and remember Allah often and defend [the Muslims] after they were wronged. And those who have wronged are going to know to what [kind of] return they will be returned
«إلا الذين آمنوا وعملوا الصالحات» من الشعراء. «وذكروا الله كثيرا» لم يشغلهم الشعر عن الذكر «وانتصروا» بهجوهم الكفار «من بعد ما ظلموا» بهجو الكفار لهم في جملة المؤمنين فليسو مذمومين قال الله تعالى: (لا يحب الله الجهر بالسوء من القول إلا من ظلم) وقال تعالى (فمن اعتدى عليكم فاعتدوا عليه بمثل ما اعتدي عليكم) «وسيعلم الذين ظلموا» من الشعراء وغيرهم «أي منقلب» مرجع «ينقلبون» يرجعون بعد الموت.