26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ
Ali BulaçTa, Sin, Mim
Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm
«طسَمَ» الله أعلم بمراده بذلك.
Ali BulaçBunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir
Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir
«تلك» أي هذه الآيات «آيات الكتاب» القرآن والإضافة بمعنى من «المبين» المظهر الحق من الباطل.
Ali BulaçOnlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi)
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın
«لعلك» يا محمد «باخعٌ نفسك» قاتلها غما من أجل «ألا يكونوا» أي أهل مكة «مؤمنين» ولعل هنا للإشفاق أي أشفق عليها بتخفيف هذا الغم.
Ali BulaçDilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir
Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır
«إن نشأ ننزل عليهم من السماء آية فظلّت» بمعنى المضارع: أي تظل، أي تدوم «أعناقهم لها خاضعين» فيؤمنون، ولما وصفت الأعناق بالخضوع الذي هو لأربابها جمعت الصفة جمع العقلاء.
Ali BulaçOnlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler
«وما يأتيهم من ذكر» قرآن «من الرحمن مُحدّث» صفة كاشفة «إلا كانوا عنه معرضين».
Ali BulaçGerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir
Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir
«فقد كذبوا» به «فسيأتيهم أنباء» عواقب «ما كانوا به يستهزءُون».
Ali BulaçYeryüzünde bir bakmadılar mı ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz
«أوَلم يروا» ينظروا «إلى الأرض كم أنبتنا فيها» أي كثيرا «من كل زوجِ كريم» نوع حسن.
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler
«إن في ذلك لآية» دلالة على كمال قدرته تعالى «وما كان أكثرهم مؤمنين» في علم الله، وكان قال سيبويه: زائدة.
Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز» ذو العزة ينتقم من الكافرين «الرحيم» يرحم المؤمنين.
Ali BulaçHani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git
Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi
«و» اذكر يا محمد لقومك «إذ نادى ربك موسى» ليلة رأى النار والشجرة «أن» أي: بأن «ائت القوم الظالمين» رسولا.
Ali BulaçFiravun'un kavmine, hala sakınmıyorlar mı
Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı
«قوم فرعون» معه ظلموا أنفسهم بالكفر بالله وبني إسرائيل باستعبادهم «ألا» الهمزة للاستفهام الإنكارى «يتقون» الله بطاعته فيوحدونه.
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum
Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar
«قال» موسى «ربِ إني أخاف أن يكذّبون».
Ali BulaçGöğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder
Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver
«ويضيق صدري» من تكذيبهم لي «ولا ينطلق لساني» بأداء الرسالة للعقدة التي فيه «فأرسل إلى» أخي «هارون» معي.
Ali BulaçÜstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum
Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler
«ولهم عليَّ ذنبٌ» بقتل القبطي منهم «فأخاف أن يقتلون» به.
Ali Bulaç(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz
«قال» تعالى: «كلا» لا يقتلونك «فاذهبا» أي أنت وأخوك، ففيه تغليب الحاضر على الغائب «بآياتنا إنا معكم مستمعون» ما تقولون وما يقال لكم، أجريا مجرى الجماعة.
Ali BulaçGecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz
Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz
«فأتِيَا فرعون فقولا إنا» كلاً منا «رسول رب العالمين» إليك.
Ali Bulaçİsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)
Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder
«أن» أي: بأن «أرسل معنا» إلى الشام «بني إسرائيل» فأتياه فقالا له ما ذكر.
Ali Bulaç(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi
«قال» فرعون لموسى «ألم نربِّك فينا» في منازلنا «وليدا» صغيرا قريبا من الولادة بعد فطامه «ولبثت فينا من عمرك سنين» ثلاثين سنة يلبس من ملابس فرعون ويركب من مراكبه وكان يسمى ابنه.
Ali BulaçVe sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin
Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin
«وفعلت فعلتك التي فعلت» هي قتله القبطي «وأنت من الكافرين» الجاحدين لنعمتي عليك بالتربية وعدم الاستعباد.
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım
Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım
«قال» موسى «فعلتها إذاً» أي حينئذ «وأنا من الضالين» عما آتاني الله بعدها من العلم والرسالة.
Ali BulaçSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı
Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı
«ففررتُ منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما» علما «وجعلني من المرسلين».
Ali BulaçBana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır
Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır
«وتلك نعمةٌ تمنُّها عليَّ» أصله تمن بها عليَّ «أن عبدت بني إسرائيل» بيان لتلك: أي اتخذتهم عبيدا ولم تستعبدني لا نعمة لك بذلك لظلمك باستعبادهم وقدر بعضهم أول الكلام همزة استفهام للإنكار.
Ali BulaçFiravun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir
Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki
«قال فرعون» لموسى «وما رب العالمين» الذي قلت إنك رسوله أي: أي شيء هو ولما لم يكن سبيل للخلق إلى معرفة حقيقته تعالى وإنما يعرفونه بصفاته أجابه موسى عليه الصلاة والسلام ببعضها.
Ali BulaçDedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)
Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir
«قال ربُّ السماوات والأرض وما بينهما» أي خالق ذلك «إن كنتم موقنين» بأنه تعالى خالقه فآمنوا به وحده.
Ali BulaçÇevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi
«قال» فرعون «لمن حوله» من أشراف قومه «ألا تستمعون» جوابه الذي لم يطابق السؤال.
Ali Bulaç(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir
Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir
«قال» موسى «ربكم ورب آبائكم الأولين» وهذا وإن كان داخلا فيما قبله يغيظ فرعون ولذلك.
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi
«قال إنَّ رسولكم الذي أرسل إليكم لمجنون».
Ali BulaçEğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa)
Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir
«قال» موسى «ربُّ المشرق والمغرب وما بينهما إن كنتم تعقلون» إنه كذلك فآمنوا به وحده.
Ali Bulaç(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi
«قال» فرعون لموسى «لئن اتخذت إلها غيري لأجعلنَّك من المسجونين» كان سجنه شديدا يحبس الشخص في مكان تحت الأرض وحده لا يبصر ولا يسمع فيه أحدا.
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
«قال» له موسى «أوَلوْ» أي: أتفعل ذلك ولو «جئتك بشيءٍ مبينِ» برهان بيِّن على رسالتي.
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi
«قال» فرعون له «فأتِ به إن كنت من الصادقين» فيه.
Ali BulaçBunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi
«فألقى عصاه فإذا هي ثعبانٌ مبينٌ» حية عظيمة.
Ali BulaçElini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş
Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi
«ونزع يده» أخرجها من جيبه «فإذا هي بيضاء» ذات شعاع «للناظرين» خلاف ما كانت عليه من الأدمة.
Ali Bulaç(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür
Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz
«قال» فرعون «للملإ حوله إنَّ هذا لساحر عليم» فائق في علم السحر.
Ali BulaçBüyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz
Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz
«يريد أن يخرجكم من أرضكم بسحره فماذا تأمرون».
Ali BulaçDediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder
«قالوا أرجه وأخاه» أخّر أمرهما «وابعث في المدائن حاشرين» جامعين.
Ali BulaçBütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler
Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler
«يأتوك بكل سَحَّار عليم» يفضل موسى في علم السحر.
Ali BulaçBöylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi
Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi
«فجمع السحرة لميقات يوم معلوم» وهو وقت الضحى من يوم الزينة.
Ali BulaçVe insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi
Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi
«وقيل للناس هل أنتم مجتمعون».
Ali BulaçUmarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız
Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler
«لعلنا نتبع السحرة إن كانوا هم الغالبين» الاستفهام للحث على الاجتماع والترجي على تقدير غلبتهم ليستمروا على دينهم فلا يتبعوا موسى.
Ali BulaçBüyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler
«فلما جاء السحرة قالوا لفرعون أئن» بتحقيق الهمزتين وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجيهين «لنا لأجرا إن كنا نحن الغالبين».
Ali BulaçEvet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız
Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi
«قال نعم وإنكم إذاً» أي حينئذ «لمن المقربين».
Ali BulaçMusa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın
Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi
«قال لهم موسى» بعد ما قالوا له (إما أن تُلقي وإما أن نكون نحن الملقين) «ألقوا ما أنتم ملقون» فالأمر فيه للإذن بتقديم إلقائهم توسلا به إلى إظهار الحق.
Ali BulaçOnlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler
«فألقوْا حبالهم وعصيهم وقالوا بعزة فرعون إنا لنحن الغالبون».
Ali BulaçBöylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor
Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor
«فألقى موسى عصاه فإذا هي تلقف» بحذف إحدى التاءين من الأصل تبتلع «ما يأفكون» يقلبونه بتمويههم فيخيلون حبالهم وعصيهم أنها حيات تسعى.
Ali BulaçAnında büyücüler secdeye kapandılar
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar
«فألقيَ السحرة ساجدين».
Ali Bulaç(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler
Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine
«قالوا آمنا برب العالمين».
Ali BulaçMusa'nın ve Harun'un Rabbine
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine
«رب موسى وهارون» لعلمهم بأن ما شاهدوه من العصا لا يتأتى بالسحر.
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım
Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim
«قال» فرعون «أآمنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا «له» لموسى «قبل أن آذن» أنا «لكم إنه لكبيركم الذي علمكم السحر» فعلَّمك شيئا منه وغلبكم بآخر «فلسوف تعلمون» ما ينالكم مني «لأقطعنَّ أيديكم وأرجلكم من خلاف» أي يد كل واحد اليمنى ورجله اليسرى «ولأصلبنكم أجمعين».
Ali BulaçHiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz
Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz
«قالوا لا ضَيْرَ» لا ضرر علينا في ذلك «إنا إلى ربنا» بعد موتنا بأي وجه كان «منقلبون» راجعون في الآخرة.
Ali BulaçDoğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz
Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz
«إنا نطمع» نرجوا «أن يغفر لنا ربنا خطايانا أن» أي بأن «كنَّا أول المؤمنين» في زماننا.
Ali BulaçMusa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik
Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik
«وأوحينا إلى موسى» بعد سنين أقامها بينهم يدعوهم بآيات الله إلى الحق فلم يزيدوا إلا عتوا «أن أسر بعبادي» بني إسرائيل وفي قراءة بكسر النون ووصل همزة أسر من سرى لغة في أسرى أي سر بهم ليلا إلى البحر «إنكم مُتَّبعون» يتبعكم فرعون وجنوده فيلجون وراءكم البحر فأنجيكم وأغرقهم.
Ali BulaçBunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
«فأرسل فرعون» حين أخبر بسيرهم «في المدائن» قيل كان له ألف مدينة واثنا عشر ألف قرية «حاشرين» جامعين الجيش قائلا.
Ali BulaçGerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur
Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır
«إن هؤلاء لشرذمةٌ» طائفة «قليلون» قيل كانوا ستمائة ألف وسبعين ومقدمة جيشه سبعمائة ألف فقللهم بالنظر إلى كثرة جيشه.
Ali BulaçVe elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler
Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar
«وإنهم لنا لغائظون» فاعلون ما يغيظنا.
Ali BulaçBiz ise uyanık bir toplumuz" (dedi)
Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)
«وإنا لجميعٌ حذرون» مستعدون وفي قراءة حاذرون متيقظون.
Ali BulaçBöylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık
Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan
قال تعالى: «فأخرجناهم» أي فرعون وقومه من مصر ليلحقوا موسى وقومه «من جنات» بساتين كانت على جانبي النيل «وعيون» أنهار جارية في الدور من النيل.
Ali BulaçHazinelerden ve soylu makam(lar)dan da
Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık
«وكنوز» أموال ظاهرة من الذهب والفضة، وسميت كنوزا لأنه لم يعط حق الله تعالى منها «ومقامٍ كريمٍ» مجلس حسن للأمراء والوزراء يحفه أتباعهم.
Ali Bulaçİşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık
Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık
«كذلك» أي إخراجنا كما وصفنا «وأورثناها بني إسرائيل» بعد إغراق فرعون وقومه.
Ali BulaçBöylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular
Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler
«فأتبعوهم» لحقوهم «مشرقين» وقت شروق الشمس.
Ali Bulaçİki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler
Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler
«فلما تراءى الجمعان» رأى كل منهما الآخر «قال أصحاب موسى إنا لمدركون» يدركنا جمع فرعون ولا طاقة لنا به.
Ali Bulaç(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir
Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir
«قال» موسى «كلا» أي لن يدركونا «إن معي ربي» ينصره «سيهدين» طريق النجاة.
Ali BulaçBunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi
قال تعالى: «فأوحينا إلى موسى أن اضرب بعصاك البحر» فضربه «فانفلق» فانشق اثنى عشر فرقا «فكان كل فرق كالطود العظيم» الجبل الضخم بينهما مسالك سلكوها لم يبتل منها سرج الراكب ولا لبده.
Ali BulaçÖtekileri de buraya yaklaştırdık
Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik
«وأزلفنا» قرَّبنا «ثمَّ» هناك «الآخرين» فرعون وقومه حتى سلكوا مسالكهم.
Ali BulaçMusa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık
«وأنجينا موسى ومن معه أجمعين» بإخراجهم من البحر على هيئته المذكورة.
Ali BulaçSonra ötekileri suda boğduk
Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk
«ثم أغرقنا الآخرين» فرعون وقومه بإطباق البحر عليهم لما تم دخولهم في البحر وخروج بني إسرائيل منه.
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك» إغراق فرعون وقومه «لآيةٌ» عبرة لمن بعدهم «وما كان أكثرهم مؤمنين» بالله لم يؤمن منهم غير آسية امرأة فرعون وحزقيل مؤمن آل فرعون ومريم بنت ناموصى التي دلت على عظام يوسف عليه السلام.
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز» فانتقم من الكافرين بإغراقهم «الرحيم» بالمؤمنين فأنجاهم من الغرق.
Ali BulaçOnlara İbrahim'in haberini de aktar-oku
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet
«واتل عليهم» أي كفار مكة «نبأ» خبر «إبراهيم» ويبدل منه.
Ali BulaçHani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti
«إذا قال لأبيه وقومه ما تعبدون».
Ali BulaçDemişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz
Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler
«قالوا نعبد أصناما» صرحوا بالفعل ليعطفوا عليه «فنظل لها عاكفين» نقيم نهارا على عبادتها زادوه في الجواب افتخارا به.
Ali BulaçDedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı
«قال هل يسمعونكم إذ» حين «تدعون».
Ali BulaçYa da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu
Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu
«أو ينفعونكم» إن عبدتموهم «أو يضرونـ» كم إن لم تعبدوهم.
Ali BulaçHayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk
Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk
«قالوا بل وجدنا آباءنا كذلك يفعلون» أي مثل فعلنا.
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
«قال أفرآيتم ما كنتم تعبدون».
Ali BulaçHem siz, hem de eski atalarınız
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
«أنتم وآبائكم الأقدمون».
Ali Bulaçİşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç
Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)
«فإنهم عدو لي» لا أعبدهم «إلا» لكن «ربَّ العالمين» فإني أعبده.
Ali BulaçKi beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur
Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir
«الذي خلقني فهو يهدين» إلى الدين.
Ali BulaçBana yediren ve içiren O'dur
Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir
«والذي هو يطعمني ويسقين».
Ali BulaçHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur
Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir
«وإذا مرضت فهو يشفين».
Ali BulaçBeni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur
Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir
«والذي يُميتني ثم يحيين».
Ali BulaçDin (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur
Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur
«والذي أطمع» أرجو «أن يغفر لي خطيئتي يوم الدين» الجزاء.
Ali BulaçRabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat
Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat
«رب هب لي حكما» علما «وألحقني بالصالحين» النبيين.
Ali BulaçSonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver
Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle
«واجعل لي لسان صدق» ثناء حسنا «في الآخرين» الذين يأتون بعدي إلى يوم القيامة.
Ali BulaçBeni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl
Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle
«واجعلني من ورثة جنة النعيم» ممن يعطاها.
Ali BulaçBabamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır
Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir
«واغفر لأبي إنه كان من الضالين» بأن تتوب عليه فتغفر له وهذا قبل أن يتبين له أنه عدو لله كما ذكر في سورة براءة.
Ali BulaçVe beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme
Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme
«ولا تخزني» تفضحني «يوم يُبعثون» الناس.
Ali BulaçMalın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde
Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar
قال تعالى فيه: «يوم لا ينفع مال ولا بنون» أحدا
Ali BulaçAncak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)
«إلا» لكن «من أتى الله بقلب سليم» من الشرك والنفاق وهو قلب المؤمن فإنه ينفعه ذلك.
Ali Bulaç(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır
Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır
«وأُزلفت الجنة» قربت «للمتقين» فيرونها.
Ali BulaçCehennem de azgınlar için sergilenir
Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır
«وبرزت الجحيم» أظهرت «للغاوين» الكافرين.
Ali BulaçVe onlara: "Tapmakta olduklarınız nerede?" denilir
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
«وقيل لهم أين ما كنتم تعبدون».
Ali BulaçAllah'ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor mu
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
«من دون الله» أي غيره من الأصنام «هل ينصرونكم» بدفع العذاب عنكم «أو ينتصرون» بدفعه عن أنفسهم، لا.
Ali BulaçArtık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir
Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar
«فكُبْكِبوا» ألقوا «فيها هم والغاوون».
Ali BulaçVe İblis'in bütün orduları da
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
«وجنود إبليس» أتباعه، ومن أطاعه من الجن والإنس «أجمعون».
Ali BulaçOrada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
«قالوا» أي الغاوون «وهم فيها يختصمون» مع معبوديهم.
Ali BulaçAndolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
«تالله إن» مخففة من الثقلية واسمها محذوف أي إنه «كنا لفي ضلال مبين» بين.
Ali BulaçÇünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk
«إذ» حيث «نسويكم برب العالمين» في العبادة.
Ali BulaçBizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı
Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı
«وما أضلنا» عن الهدى «إلا المجرمون» أي الشياطين أو أوّلونا الذين اقتدينا بهم.
Ali BulaçArtık bizim için ne bir şefaatçi var
Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var
«فما لنا من شافعين» كما للمؤمنين من الملائكة والنبيين والمؤمنين.
Ali BulaçNe de candan-yakın bir dost
Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost
«ولا صديق حميم» يهمه أمرنا.
Ali BulaçBizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik
Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik
«فلو أن لنا كرَّة» رجعة إلى الدنيا «فنكون من المؤمنين» لو هنا للتمني ونكون جوابه.
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك» المذكور من قصة إبراهيم وقومه «لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهم العزيز الرحيم».
Ali BulaçNuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت قوم نوح المرسلين» بتكذيبهم له لاشتراكهم في المجيء بالتوحيد، أو لأنه لطول لبثه فيهم كأنه رسل وتأنيث قوم باعتبار معناه وتذكيره باعتبار لفظه.
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم» نسبا «نوح ألا تتقون» الله.
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim
«إني لكم رسول أمين» على تبليغ ما أرسلت به.
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما آمركم به من توحيد الله وطاعته.
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه» على تبليغه «من أجر إن» ما «أجريَ» أي ثوابي «إلا على رب العالمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون» كرره تأكيدا.
Ali BulaçDediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız
«قالوا أنؤمن» نصدق «لك» لقولك «واتبعك» وفي قراءة وأتباعك جمع تابع مبتدأ «الأرذلون» السفلة كالحاكة والأساكفة.
Ali BulaçDedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur
Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur
«قال وما علمي» أيّ علم لي «بما كانوا يعلمون».
Ali BulaçOnların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız)
Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize
«إن» ما «حسابهم إلا على ربي» فيجازيهم «لو تشعرون» تعلمون ذلك ما عبَّدتموهم.
Ali BulaçVe ben mü'min olanları kovacak değilim
Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim
«وما أنا بطارد المؤمنين».
Ali BulaçBen, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım
Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım
«إن» ما «أنا إلا نذير مبين» بيَّن الإنذار.
Ali BulaçDediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın
«قالوا لئن لم تنته يا نوح» عما تقول لنا «لتكونن من المرجومين» بالحجارة أو بالشتم.
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti
«قال» نوح «رب إن قومي كذبون».
Ali BulaçBundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar
Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar
«فافتح بيني وبينهم فتحا» أي احكم «ونجني ومن معي من المؤمنين».
Ali BulaçBunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık
قال تعالى «فأنجيناه ومن معه في الفلك المشحون» المملوء من الناس والحيوان والطير.
Ali BulaçSonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk
Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk
«ثم أغرقنا بعد» بعد إنجائهم «الباقين» من قومه.
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçAd (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت عادٌ المرسلين».
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم هود ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçSiz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz
Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz
«أتبنون بكل ريع» مكان مرتفع «آية» بنا علما للمارة «تعبثون» ممن يمر بكم وتسخرون منهم والجملة حال من ضمير تبنون.
Ali BulaçÖlümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz
«وتتخذون مصانع» للماء تحت الأرض «لعلكم» كأنكم «تخلدون» فيها لا تموتون.
Ali BulaçTutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz
«وإذا بطشتم» بضرب أو قتل «بطشتم جبارين» من غير رأفة.
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله» في ذلك «وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Ali BulaçBildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının
Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte
«واتقوا الذي أمدكم» أنعم عليكم «بما تعملون».
Ali BulaçSize hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti
Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar
«أمدكم بأنعام وبنين».
Ali BulaçBahçeler ve pınarlar da
Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir
«وجنات» بساتين «وعيون» أنهار.
Ali BulaçDoğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum
Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum
«إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم» في الدنيا والآخرة إن عصيتموني.
Ali BulaçDediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir
«قالوا سواء علينا» مستو عندنا «أوعظت أم لم تكن من الواعظين» أصلا أي لا نرعوي لوعظك.
Ali BulaçBu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir
Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir
«إن» ما «هذا» الذي خوفنا به «إلا خَلْق الأولين» اختلافهم وكذبهم وفي قراءة بضم الخاء واللام أي ما هذا الذي نحن عليه من إنكار للبعث إلا خلق الأولين أي طبيعتهم وعادتهم.
Ali BulaçVe biz azap görecek de değiliz
Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz
«وما نحن بمعذبين».
Ali BulaçBöylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
«فكذبوه» بالعذاب «فأهلكناهم» في الدنيا بالريح «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
««إن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçSemud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت ثمود المرسلين».
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم صالح ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçSiz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız
Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız
«أتتركون في ما ههنا» من الخيرات «آمنين».
Ali BulaçBahçelerin, pınarların içinde
Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde
«في جنات وعيون».
Ali BulaçEkinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında
Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında
«وزروع ونخل طلعها هضيم» لطيف لين.
Ali BulaçDağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz
«وتنحتون من الجبال بيوتا فرهين» بطرين وفي قراءة فارهين حاذقين.
Ali BulaçArtık Allah'tan sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Ali BulaçVe ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
«ولا تطيعوا أمر المسرفين».
Ali BulaçKi onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
«الذين يفسدون في الأرض» بالمعاصي «ولا يصلحون» بطاعة الله.
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin
Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
«قالوا إنما أنت من المسحرين» الذين سحروا كثيرا حتى غلب على عقلهم.
Ali BulaçSen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim
Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir
«ما أنت» أيضا «إلا بشر مثلنا فأت بآية إن كنتم من الصادقين» في رسالتك.
Ali BulaçDedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir
Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi
«قال هذه ناقة لها شرب» نصيب من الماء «ولكم شرب يوم معلوم».
Ali BulaçOna bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar
Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir
«ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب يوم عظيم» بعظم العذاب.
Ali BulaçSonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular
Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular
«فعقروها» عقرها بعضهم برضاهم «فأصبحوا نادمين» على عقرها.
Ali BulaçBöylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
«فأخذهم العذاب» الموعود به فهلكوا «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçLut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت قوم لوط المرسلين».
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم لوط ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçSiz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz
«أتأتون الذكران من العالمين» الناس.
Ali BulaçRabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz
Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz
«وتذرون ما خلق لكم ربكم من أزواجكم» أي أقبالهن «بل أنتم قوم عادون» متجاوزون الحلال إلى الحرام.
Ali BulaçDediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın
«قالوا لئن لم تنته يا لوط» عن إنكارك علينا «لتكونن من المخرجين» من بلدتنا.
Ali BulaçDedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım
Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim
«قال» لوط «إني لعملكم من القالين» المبغضين.
Ali BulaçRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar
Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar
«رب نجني وأهلي مما يعلمون» أي من عذابه.
Ali BulaçBunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık
«فنجيناه وأهله أجمعين».
Ali BulaçYalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç
Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı
«إلا عجوزا» امرأته «في الغابرين» الباقين أهلكناها.
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik
«ثم دمرنا الآخرين» أهلناهم.
Ali BulaçVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü
Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu
«وأمطرنا عليهم مطرا» حجارة من جملة الإهلاك «فساء مطر المنذرين» مطرهم.
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçEyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذب أصحاب الأيكة» وفي قراءة بحذف الهمزة وإلقاء حركتها على اللام وفتح الهاء: هي غيضة شجر قرب مدين «المرسلين».
Ali BulaçHani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم شعيب» لم يقل أخوهم لأنه لم يكن منهم «ألا تتقون».
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Ali BulaçÖlçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın
Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın
«أوْفوا الكيل» أتموه «ولا تكونوا من المخسرين» الناقصين.
Ali BulaçDosdoğru olan terazi ile tartın
Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın
«وزنوا بالقسطاس المستقيم» الميزان السوي.
Ali Bulaçİnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın
Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
«ولا تبخسوا الناس أشياءهم» لا تنقصوهم من حقهم شيئا «ولا تعثوْا في الأرض مفسدين» بالقتل وغيره من عَثِيَ بكسر المثلثة أفسد ومفسدين حال مؤكدة لمعنى عاملها.
Ali BulaçSizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının”
Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun
«واتقوا الذي خلقكم والجبلة» الخليقة «الأولين».
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin”
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
«قالوا إنما أنت من المسحرين».
Ali BulaçSen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz
Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz
«وما أنت إلا بشر مثلنا وإن» مخففة من الثقيلة واسمها محذوف أي إنه «نظنك لمن الكاذبين».
Ali BulaçEğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver
Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver
«فأسقط علينا كسْفا» بسكون السين وفتحها قطعا «من السماء إن كنت من الصادقين» في رسالتك.
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir
Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi
«قال ربي أعلم بما تعملون» فيجازيكم به.
Ali BulaçSonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı
Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi
«فكذبوه فأخذهم عذاب يوم الظلة» هي سحابة أظلتهم بعد حر شديد أصابهم فأمطرت عليهم نارا فاحترقوا «إنه كان عذاب يوم عظيم».
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Ali BulaçGerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir
Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir
«وإنه» أي القرآن «لتنزيل رب العالمين».
Ali BulaçOnu Ruhu'l-emin indirdi
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi
«نزل به الروح الأمين» جبريل.
Ali BulaçUyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir)
Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine
«على قلبك لتكون من المنذرين».
Ali BulaçApaçık Arapça bir dille
Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile
«بلسان عربي مبين» بيَّن وفي قراءة بتشديد نزل ونصب الروح والفاعل الله.
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır
Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı
«وإنه» ذكر القرآن المنزل على محمد «لفي زُبُر» كتب «الأولين» كالتوراة والإنجيل.
Ali Bulaçİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi
Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir
«أو لم يكن لهم» لكفار مكة «آية» على ذلك «أن يعلمه علماء بني إسرائيل» كعبد الله بن سلام وأصحابه من الذين آمنوا فإنهم يخبرون بذلك، ويكن بالتحتانية ونصب آية وبالفوقانية ورفع آية.
Ali BulaçOnu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
«ولو نزلناه على بعض الأعجمين» جمع أعجم.
Ali BulaçBöylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
«فقرأه عليهم» كفار مكة «ما كانوا به مؤمنين» أنفة من اتباعه.
Ali BulaçBiz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
«كذلك» أي مثل إدخالنا التكذيب به بقراءة الأعجمي «سلكناه» أدخلنا التكذيب به «في قلوب المجرمين» كفار مكة بقراءة النبي.
Ali BulaçOnlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
«لا يؤمنون به حتى يروا العذاب الأليم».
Ali BulaçArtık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir
«فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون».
Ali BulaçDerler ki: "Bize bir süre tanınır mı
Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir
«فيقولوا هل نحن منظرون» لنؤمن فيقال لهم: لا قالوا: متى هذا العذاب، قال تعالى.
Ali BulaçOnlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı
«أفبعذابنا يستعجلون».
Ali BulaçGördün mü; Biz onları yıllarca yararlandırsak
Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek
«أفرأيت» أخبرني «إن متَّعناهم سنين».
Ali BulaçSonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse
Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa
«ثم جاءهم ما كانوا يوعدون» من العذاب.
Ali BulaçOnların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azaptan) bağımsız kılamaz
Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır
«ما» إستفهامية بمعنى: أي شيء «أغنى عنهم ما كانوا يمتعون» في دفع العذاب أو تخفيفه أي: لم يغن.
Ali BulaçKendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz
Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur
«وما أهلكنا من قرية إلا لها منذرون» رسل تنذر أهلها.
Ali Bulaç(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz
«ذكرى» عظة لهم «وما كنا ظالمين» في إهلاكهم بعد إنذارهم ونزل ردا لقول المشركين.
Ali BulaçOnu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir
Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi
«وما تنزلت به» بالقرآن «الشياطين».
Ali BulaçBu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler
Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez
«وما ينبغي» يصلح «لهم» أن ينزلوا به «وما يستطيعون» ذلك.
Ali BulaçÇünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır
«إنهم عن السمع» لكلام الملائكة «لمعزولون» بالشهب.
Ali BulaçAllah ile beraber başka bir İlah'a yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun
Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun
«فلا تدع مع الله إلها آخر فتكون من المعذبين» إن فعلت ذلك الذي دعوك إليه.
Ali Bulaç(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar
Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar
(وأنذر عشيرتك الأقربين) وهم بنو هاشم وبنو عبد المطلب "" وقد أنذرهم جهارا "" رواه البخاري ومسلم.
Ali BulaçVe mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger
Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir
«واخفض جناحكْ» ألن جانبك «لمن اتبعك من المؤمنين» الموحدين.
Ali BulaçEğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım
Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım
«فإن عصوك» عشيرتك «فقل» لهم «إني بريء مما تعملون» من عبادة غير الله.
Ali BulaçSen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et
Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan
«وتوكل» بالواو والفاء «على العزيز الرحيم» الله أي فوض إليه جميع أمورك.
Ali BulaçO, kıyam ettiğin zaman seni görüyor
Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor
«الذي يراك حين تقوم» إلى الصلاة.
Ali BulaçSecde edenler arasında dönüp dolaşmanı da
Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)
«وتقلبك» في أركان الصلاة قائما وقاعدا وراكعا وساجدا «في الساجدين» المصلين.
Ali BulaçHiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur
«إنه هو السميع العليم».
Ali BulaçŞeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi
Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi
«هل أنبئكم» يا كفرا مكة «على من تنزل الشياطين» بحذف إحدى التاءين من الأصل.
Ali BulaçOnlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler
«تنزل على كل أفاك» كذاب «أثيم» فاجر مثل مسيلمة وغيره من الكهنة.
Ali BulaçBunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır
«يلقون» الشياطين «السمع» ما سمعوه من الملائكة إلى الكهنة «وأكثرهم كاذبون» يضمنون إلى المسموع كذبا وكان هذا قبل أن حجبت الشياطين عن السماء.
Ali BulaçŞairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar
Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar
«والشعراء يتبعهم الغاوون» في شعرهم فيقولن به ويرونه عنهم فهم مذمومون.
Ali BulaçGörmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
«ألم تر» تعلم «أنهم في كل واد» من أودية الكلام وفنونه «يهيمون» يمضون فيجازون الحد مدحا وهجاء.
Ali BulaçVe gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
«وأنهم يقولون» فعلنا «مالا يفعلون» يكذبون.
Ali BulaçAncak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir
«إلا الذين آمنوا وعملوا الصالحات» من الشعراء. «وذكروا الله كثيرا» لم يشغلهم الشعر عن الذكر «وانتصروا» بهجوهم الكفار «من بعد ما ظلموا» بهجو الكفار لهم في جملة المؤمنين فليسو مذمومين قال الله تعالى: (لا يحب الله الجهر بالسوء من القول إلا من ظلم) وقال تعالى (فمن اعتدى عليكم فاعتدوا عليه بمثل ما اعتدي عليكم) «وسيعلم الذين ظلموا» من الشعراء وغيرهم «أي منقلب» مرجع «ينقلبون» يرجعون بعد الموت.