☪ Anlam Arayışı

26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
26:1
طسٓمٓ

Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm

Ali BulaçTa, Sin, Mim

26:2
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir

Ali BulaçBunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir

26:3
لَعَلَّكَ بَٰخِعࣱ نَّفۡسَكَ أَلَّا يَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın

Ali BulaçOnlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi)

26:4 📚 1
إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةࣰ فَظَلَّتۡ أَعۡنَٰقُهُمۡ لَهَا خَٰضِعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır

Ali BulaçDilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir

26:5
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهُ مُعۡرِضِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler

Ali BulaçOnlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler

26:6
فَقَدۡ كَذَّبُواْ فَسَيَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir

Ali BulaçGerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir

26:7
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَمۡ أَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجࣲ كَرِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz

Ali BulaçYeryüzünde bir bakmadılar mı ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik

26:8
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler

Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler

26:9 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir

26:10
وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi

Ali BulaçHani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git

26:11 📚 1
قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı

Ali BulaçFiravun'un kavmine, hala sakınmıyorlar mı

26:12
قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar

Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum

26:13
وَيَضِيقُ صَدۡرِي وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِي فَأَرۡسِلۡ إِلَىٰ هَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver

Ali BulaçGöğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder

26:14
وَلَهُمۡ عَلَيَّ ذَنۢبࣱ فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ

Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler

Ali BulaçÜstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum

26:15
قَالَ كَلَّاۖ فَٱذۡهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسۡتَمِعُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz

Ali Bulaç(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz

26:16
فَأۡتِيَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz

Ali BulaçGecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz

26:17
أَنۡ أَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder

Ali Bulaçİsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)

26:18
قَالَ أَلَمۡ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدࣰ ا وَلَبِثۡتَ فِينَا مِنۡ عُمُرِكَ سِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi

Ali Bulaç(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi

26:19
وَفَعَلۡتَ فَعۡلَتَكَ ٱلَّتِي فَعَلۡتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin

Ali BulaçVe sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin

26:20
قَالَ فَعَلۡتُهَآ إِذࣰ ا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım

Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım

26:21
فَفَرَرۡتُ مِنكُمۡ لَمَّا خِفۡتُكُمۡ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكۡمࣰ ا وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı

Ali BulaçSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı

26:22
وَتِلۡكَ نِعۡمَةࣱ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنۡ عَبَّدتَّ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır

Ali BulaçBana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır

26:23
قَالَ فِرۡعَوۡنُ وَمَا رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki

Ali BulaçFiravun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir

26:24 📚 1
قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir

Ali BulaçDedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)

26:25
قَالَ لِمَنۡ حَوۡلَهُۥٓ أَلَا تَسۡتَمِعُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi

Ali BulaçÇevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz

26:26
قَالَ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir

Ali Bulaç(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir

26:27 📚 1
قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِيٓ أُرۡسِلَ إِلَيۡكُمۡ لَمَجۡنُونࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi

Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir

26:28
قَالَ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir

Ali BulaçEğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa)

26:29
قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذۡتَ إِلَٰهًا غَيۡرِي لَأَجۡعَلَنَّكَ مِنَ ٱلۡمَسۡجُونِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi

Ali Bulaç(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım

26:30
قَالَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكَ بِشَيۡءࣲ مُّبِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı

Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı

26:31
قَالَ فَأۡتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi

Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir

26:32
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi

Ali BulaçBunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi

26:33
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi

Ali BulaçElini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş

26:34
قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz

Ali Bulaç(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür

26:35
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz

Ali BulaçBüyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz

26:36
قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَٱبۡعَثۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder

Ali BulaçDediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder

26:37
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler

Ali BulaçBütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler

26:38
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi

Ali BulaçBöylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi

26:39
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلۡ أَنتُم مُّجۡتَمِعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi

Ali BulaçVe insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi

26:40
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler

Ali BulaçUmarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız

26:41
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُواْ لِفِرۡعَوۡنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler

Ali BulaçBüyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler

26:42
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi

Ali BulaçEvet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız

26:43
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi

Ali BulaçMusa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın

26:44
فَأَلۡقَوۡاْ حِبَالَهُمۡ وَعِصِيَّهُمۡ وَقَالُواْ بِعِزَّةِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler

Ali BulaçOnlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler

26:45
فَأَلۡقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ

Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor

Ali BulaçBöylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor

26:46
فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar

Ali BulaçAnında büyücüler secdeye kapandılar

26:47
قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine

Ali Bulaç(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler

26:48
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine

Ali BulaçMusa'nın ve Harun'un Rabbine

26:49
قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِي عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَ فَلَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفࣲ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim

Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım

26:50
قَالُواْ لَا ضَيۡرَۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz

Ali BulaçHiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz

26:51 📚 1
إِنَّا نَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz

Ali BulaçDoğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz

26:52
۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِيٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik

Ali BulaçMusa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik

26:53
فَأَرۡسَلَ فِرۡعَوۡنُ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi

Ali BulaçBunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi

26:54
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرۡذِمَةࣱ قَلِيلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır

Ali BulaçGerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur

26:55
وَإِنَّهُمۡ لَنَا لَغَآئِظُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar

Ali BulaçVe elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler

26:56
وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)

Ali BulaçBiz ise uyanık bir toplumuz" (dedi)

26:57
فَأَخۡرَجۡنَٰهُم مِّن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan

Ali BulaçBöylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık

26:58
وَكُنُوزࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık

Ali BulaçHazinelerden ve soylu makam(lar)dan da

26:59
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık

Ali Bulaçİşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık

26:60
فَأَتۡبَعُوهُم مُّشۡرِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler

Ali BulaçBöylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular

26:61
فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler

Ali Bulaçİki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler

26:62
قَالَ كَلَّآۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir

Ali Bulaç(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir

26:63
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقࣲ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

Ali BulaçBunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu

26:64 📚 1
وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik

Ali BulaçÖtekileri de buraya yaklaştırdık

26:65
وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık

Ali BulaçMusa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk

26:66
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk

Ali BulaçSonra ötekileri suda boğduk

26:67
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler

26:68 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçVe hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

26:69
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet

Ali BulaçOnlara İbrahim'in haberini de aktar-oku

26:70 📚 1
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti

Ali BulaçHani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti

26:71
قَالُواْ نَعۡبُدُ أَصۡنَامࣰ ا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler

Ali BulaçDemişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz

26:72 📚 1
قَالَ هَلۡ يَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı

Ali BulaçDedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı

26:73 📚 1
أَوۡ يَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ يَضُرُّونَ

Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu

Ali BulaçYa da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu

26:74
قَالُواْ بَلۡ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk

Ali BulaçHayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk

26:75
قَالَ أَفَرَءَيۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü

26:76
أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

Ali BulaçHem siz, hem de eski atalarınız

26:77
فَإِنَّهُمۡ عَدُوࣱّ لِّيٓ إِلَّا رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)

Ali Bulaçİşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç

26:78 📚 7
ٱلَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir

Ali BulaçKi beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur

26:79 📚 4
وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ

Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir

Ali BulaçBana yediren ve içiren O'dur

26:80 📚 7
وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ

Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir

Ali BulaçHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur

26:81 📚 3
وَٱلَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحۡيِينِ

Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir

Ali BulaçBeni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur

26:82
وَٱلَّذِيٓ أَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لِي خَطِيٓـَٔتِي يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur

Ali BulaçDin (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur

26:83
رَبِّ هَبۡ لِي حُكۡمࣰ ا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat

Ali BulaçRabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat

26:84 📚 4
وَٱجۡعَل لِّي لِسَانَ صِدۡقࣲ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle

Ali BulaçSonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver

26:85 📚 1
وَٱجۡعَلۡنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle

Ali BulaçBeni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl

26:86 📚 2
وَٱغۡفِرۡ لِأَبِيٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir

Ali BulaçBabamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır

26:87 📚 3
وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme

Ali BulaçVe beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme

26:88 📚 5
يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar

Ali BulaçMalın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde

26:89 📚 14
إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)

Ali BulaçAncak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka

26:90 📚 1
وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır

Ali Bulaç(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır

26:91 📚 1
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِلۡغَاوِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır

Ali BulaçCehennem de azgınlar için sergilenir

26:92
وَقِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

Ali BulaçVe onlara: "Tapmakta olduklarınız nerede?" denilir

26:93
مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلۡ يَنصُرُونَكُمۡ أَوۡ يَنتَصِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

Ali BulaçAllah'ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor mu

26:94
فَكُبۡكِبُواْ فِيهَا هُمۡ وَٱلۡغَاوُۥنَ

Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar

Ali BulaçArtık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir

26:95 📚 1
وَجُنُودُ إِبۡلِيسَ أَجۡمَعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

Ali BulaçVe İblis'in bütün orduları da

26:96 📚 1
قَالُواْ وَهُمۡ فِيهَا يَخۡتَصِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

Ali BulaçOrada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki

26:97
تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ

Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz

Ali BulaçAndolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz

26:98
إِذۡ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk

Ali BulaçÇünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk

26:99 📚 1
وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı

Ali BulaçBizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı

26:100
فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var

Ali BulaçArtık bizim için ne bir şefaatçi var

26:101 📚 8
وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost

Ali BulaçNe de candan-yakın bir dost

26:102 📚 2
فَلَوۡ أَنَّ لَنَا كَرَّةࣰ فَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik

Ali BulaçBizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik

26:103
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

26:104 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

26:105 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Ali BulaçNuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı

26:106
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti

26:107 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

26:108 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

26:109
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

26:110 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

26:111
۞قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلۡأَرۡذَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız

Ali BulaçDediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız

26:112
قَالَ وَمَا عِلۡمِي بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur

Ali BulaçDedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur

26:113
إِنۡ حِسَابُهُمۡ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّيۖ لَوۡ تَشۡعُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize

Ali BulaçOnların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız)

26:114
وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim

Ali BulaçVe ben mü'min olanları kovacak değilim

26:115
إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım

Ali BulaçBen, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım

26:116
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمَرۡجُومِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın

Ali BulaçDediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın

26:117
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوۡمِي كَذَّبُونِ

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti

Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı

26:118
فَٱفۡتَحۡ بَيۡنِي وَبَيۡنَهُمۡ فَتۡحࣰ ا وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِيَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar

Ali BulaçBundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar

26:119
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık

Ali BulaçBunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık

26:120
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا بَعۡدُ ٱلۡبَاقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk

Ali BulaçSonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk

26:121
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

26:122 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

26:123
كَذَّبَتۡ عَادٌ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Ali BulaçAd (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı

26:124
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti

26:125 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

26:126 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

26:127
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

26:128
أَتَبۡنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةࣰ تَعۡبَثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz

Ali BulaçSiz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz

26:129
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمۡ تَخۡلُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz

Ali BulaçÖlümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz

26:130
وَإِذَا بَطَشۡتُم بَطَشۡتُمۡ جَبَّارِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz

Ali BulaçTutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz

26:131 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

26:132
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِيٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعۡلَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte

Ali BulaçBildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının

26:133
أَمَدَّكُم بِأَنۡعَٰمࣲ وَبَنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar

Ali BulaçSize hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti

26:134
وَجَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir

Ali BulaçBahçeler ve pınarlar da

26:135
إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum

Ali BulaçDoğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum

26:136
قَالُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡنَآ أَوَعَظۡتَ أَمۡ لَمۡ تَكُن مِّنَ ٱلۡوَٰعِظِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir

Ali BulaçDediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da

26:137
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir

Ali BulaçBu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir

26:138 📚 1
وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz

Ali BulaçVe biz azap görecek de değiliz

26:139
فَكَذَّبُوهُ فَأَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

Ali BulaçBöylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

26:140 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

26:141
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Ali BulaçSemud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı

26:142
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti

26:143 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

26:144 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

26:145
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum

26:146
أَتُتۡرَكُونَ فِي مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız

Ali BulaçSiz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız

26:147
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde

Ali BulaçBahçelerin, pınarların içinde

26:148
وَزُرُوعࣲ وَنَخۡلࣲ طَلۡعُهَا هَضِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında

Ali BulaçEkinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında

26:149
وَتَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتࣰ ا فَٰرِهِينَ

Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz

Ali BulaçDağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz

26:150 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan sakının ve bana itaat edin

26:151
وَلَا تُطِيعُوٓاْ أَمۡرَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

Ali BulaçVe ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin

26:152
ٱلَّذِينَ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

Ali BulaçKi onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)

26:153
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin

26:154
مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا فَأۡتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir

Ali BulaçSen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim

26:155
قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةࣱ لَّهَا شِرۡبࣱ وَلَكُمۡ شِرۡبُ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi

Ali BulaçDedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir

26:156
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir

Ali BulaçOna bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar

26:157
فَعَقَرُوهَا فَأَصۡبَحُواْ نَٰدِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular

Ali BulaçSonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular

26:158
فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

Ali BulaçBöylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

26:159 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

26:160 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Ali BulaçLut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı

26:161 📚 1
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti

26:162 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

26:163 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

26:164
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

26:165
أَتَأۡتُونَ ٱلذُّكۡرَانَ مِنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz

Ali BulaçSiz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz

26:166
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ عَادُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz

Ali BulaçRabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz

26:167
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُخۡرَجِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın

Ali BulaçDediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın

26:168 📚 2
قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلۡقَالِينَ

Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim

Ali BulaçDedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım

26:169
رَبِّ نَجِّنِي وَأَهۡلِي مِمَّا يَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar

Ali BulaçRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar

26:170
فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık

Ali BulaçBunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık

26:171
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı

Ali BulaçYalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç

26:172
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik

Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik

26:173
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu

Ali BulaçVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü

26:174
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

26:175 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir

26:176
كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti

Ali BulaçEyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı

26:177
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ شُعَيۡبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Ali BulaçHani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti

26:178 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

26:179 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

26:180
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

26:181
۞أَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَلَا تَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُخۡسِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

Ali BulaçÖlçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın

26:182 📚 1
وَزِنُواْ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın

Ali BulaçDosdoğru olan terazi ile tartın

26:183 📚 1
وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın

Ali Bulaçİnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın

26:184
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ وَٱلۡجِبِلَّةَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun

Ali BulaçSizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının”

26:185
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin”

26:186
وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz

Ali BulaçSen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz

26:187
فَأَسۡقِطۡ عَلَيۡنَا كِسَفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver

Ali BulaçEğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver

26:188
قَالَ رَبِّيٓ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi

Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir

26:189
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi

Ali BulaçSonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı

26:190
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

26:191 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

26:192
وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir

Ali BulaçGerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir

26:193 📚 5
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِينُ

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi

Ali BulaçOnu Ruhu'l-emin indirdi

26:194 📚 2
عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine

Ali BulaçUyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir)

26:195 📚 7
بِلِسَانٍ عَرَبِيࣲّ مُّبِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile

Ali BulaçApaçık Arapça bir dille

26:196 📚 2
وَإِنَّهُۥ لَفِي زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı

Ali BulaçVe hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır

26:197
أَوَلَمۡ يَكُن لَّهُمۡ ءَايَةً أَن يَعۡلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُاْ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir

Ali Bulaçİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi

26:198
وَلَوۡ نَزَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

Ali BulaçOnu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık

26:199
فَقَرَأَهُۥ عَلَيۡهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

Ali BulaçBöylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi

26:200
كَذَٰلِكَ سَلَكۡنَٰهُ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

Ali BulaçBiz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik

26:201
لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

Ali BulaçOnlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar

26:202
فَيَأۡتِيَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir

Ali BulaçArtık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir

26:203
فَيَقُولُواْ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir

Ali BulaçDerler ki: "Bize bir süre tanınır mı

26:204
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı

Ali BulaçOnlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar

26:205
أَفَرَءَيۡتَ إِن مَّتَّعۡنَٰهُمۡ سِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek

Ali BulaçGördün mü; Biz onları yıllarca yararlandırsak

26:206 📚 2
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa

Ali BulaçSonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse

26:207 📚 2
مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يُمَتَّعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır

Ali BulaçOnların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azaptan) bağımsız kılamaz

26:208
وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur

Ali BulaçKendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz

26:209
ذِكۡرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz

Ali Bulaç(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz

26:210
وَمَا تَنَزَّلَتۡ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ

Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi

Ali BulaçOnu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir

26:211
وَمَا يَنۢبَغِي لَهُمۡ وَمَا يَسۡتَطِيعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez

Ali BulaçBu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler

26:212 📚 1
إِنَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّمۡعِ لَمَعۡزُولُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır

Ali BulaçÇünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır

26:213
فَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُعَذَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun

Ali BulaçAllah ile beraber başka bir İlah'a yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun

26:214 📚 8
وَأَنذِرۡ عَشِيرَتَكَ ٱلۡأَقۡرَبِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar

Ali Bulaç(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar

26:215
وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir

Ali BulaçVe mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger

26:216 📚 2
فَإِنۡ عَصَوۡكَ فَقُلۡ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım

Ali BulaçEğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım

26:217 📚 1
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan

Ali BulaçSen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et

26:218
ٱلَّذِي يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor

Ali BulaçO, kıyam ettiğin zaman seni görüyor

26:219
وَتَقَلُّبَكَ فِي ٱلسَّٰجِدِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)

Ali BulaçSecde edenler arasında dönüp dolaşmanı da

26:220 📚 7
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur

Ali BulaçHiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir

26:221
هَلۡ أُنَبِّئُكُمۡ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi

Ali BulaçŞeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi

26:222 📚 2
تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler

Ali BulaçOnlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler

26:223
يُلۡقُونَ ٱلسَّمۡعَ وَأَكۡثَرُهُمۡ كَٰذِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır

Ali BulaçBunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler

26:224
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلۡغَاوُۥنَ

Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar

Ali BulaçŞairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar

26:225 📚 2
أَلَمۡ تَرَ أَنَّهُمۡ فِي كُلِّ وَادࣲ يَهِيمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

Ali BulaçGörmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar

26:226 📚 1
وَأَنَّهُمۡ يَقُولُونَ مَا لَا يَفۡعَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

Ali BulaçVe gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar

26:227 📚 5
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا وَٱنتَصَرُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُواْۗ وَسَيَعۡلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَيَّ مُنقَلَبࣲ يَنقَلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir

Ali BulaçAncak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir

← Önceki Sonraki →

26. Ash-Shu'araa Suresi | Anlam Arayışı