26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ
Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm
Ali BulaçTa, Sin, Mim
Süleyman AteşTa sin mim
Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir
Ali BulaçBunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir
Süleyman AteşŞunlar o apaçık Kitabın ayetleridir
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın
Ali BulaçOnlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi)
Süleyman AteşHerhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin
Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır
Ali BulaçDilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir
Süleyman AteşDilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar)
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler
Ali BulaçOnlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler
Süleyman AteşRahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar
Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir
Ali BulaçGerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir
Süleyman AteşYalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz
Ali BulaçYeryüzünde bir bakmadılar mı ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik
Süleyman AteşYere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler
Süleyman AteşŞüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi
Ali BulaçHani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git
Süleyman AteşRabbin Musa'ya seslendi: "O zalim kavme git
Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı
Ali BulaçFiravun'un kavmine, hala sakınmıyorlar mı
Süleyman AteşFir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı
Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum
Süleyman Ateş(Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum
Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver
Ali BulaçGöğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder
Süleyman AteşGöğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver
Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler
Ali BulaçÜstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum
Süleyman AteşHem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz
Ali Bulaç(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz
Süleyman Ateş(Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz
Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz
Ali BulaçGecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz
Süleyman AteşFir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz
Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder
Ali Bulaçİsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)
Süleyman Ateşİsrail oğullarını bizimle beraber gönder
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi
Ali Bulaç(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi
Süleyman Ateş(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı
Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin
Ali BulaçVe sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin
Süleyman AteşVe sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin
Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım
Süleyman Ateş(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi
Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı
Ali BulaçSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı
Süleyman AteşSizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı
Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır
Ali BulaçBana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır
Süleyman AteşO başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)
Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki
Ali BulaçFiravun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir
Süleyman AteşFir'avn dedi ki: "(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir
Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir
Ali BulaçDedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)
Süleyman Ateş(Musa): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi
Ali BulaçÇevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz
Süleyman Ateş(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi
Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir
Ali Bulaç(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir
Süleyman Ateş(Musa): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir
Süleyman Ateş(Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi
Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir
Ali BulaçEğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa)
Süleyman Ateş(Musa): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi
Ali Bulaç(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım
Süleyman Ateş(Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi
Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
Süleyman Ateş(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir
Süleyman Ateş(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi
Ali BulaçBunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi
Süleyman Ateş(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha
Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi
Ali BulaçElini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş
Süleyman AteşElini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi
Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz
Ali Bulaç(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür
Süleyman Ateş(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür
Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz
Ali BulaçBüyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz
Süleyman AteşBüyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder
Ali BulaçDediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder
Süleyman AteşDediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder
Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler
Ali BulaçBütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler
Süleyman AteşBütün bilgin büyücüleri sana getirsinler
Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi
Ali BulaçBöylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi
Süleyman AteşDerken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi
Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi
Ali BulaçVe insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi
Süleyman AteşHalka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi
Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler
Ali BulaçUmarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız
Süleyman AteşUmarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler
Ali BulaçBüyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler
Süleyman AteşBüyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler
Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi
Ali BulaçEvet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız
Süleyman AteşEvet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız
Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi
Ali BulaçMusa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın
Süleyman AteşMusa onlara: "Atacağınızı atın!" dedi
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler
Ali BulaçOnlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler
Süleyman Ateşİplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz" dediler
Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor
Ali BulaçBöylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor
Süleyman AteşMusa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar
Ali BulaçAnında büyücüler secdeye kapandılar
Süleyman AteşDerhal büyücüler secdeye kapandılar
Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine
Ali Bulaç(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler
Süleyman AteşDediler: "Alemlerin Rabbine inandık
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine
Ali BulaçMusa'nın ve Harun'un Rabbine
Süleyman AteşMusa'nın ve Harun'un Rabbine
Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım
Süleyman Ateş(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım
Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz
Ali BulaçHiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz
Süleyman AteşZararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz
Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz
Ali BulaçDoğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz
Süleyman AteşBiz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız
Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik
Ali BulaçMusa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik
Süleyman AteşMusa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik
Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Ali BulaçBunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Süleyman AteşFir'avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır
Ali BulaçGerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur
Süleyman AteşŞunlar, (şu İsrail oğulları), az bir topluluktur dedi
Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar
Ali BulaçVe elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler
Süleyman AteşBizi kızdırmaktadırlar
Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)
Ali BulaçBiz ise uyanık bir toplumuz" (dedi)
Süleyman AteşBiz, ihtiyatlı, koca bir cemaatiz
Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan
Ali BulaçBöylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık
Süleyman AteşBöylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den
Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık
Ali BulaçHazinelerden ve soylu makam(lar)dan da
Süleyman AteşHazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den
Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık
Ali Bulaçİşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık
Süleyman AteşBöylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık
Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler
Ali BulaçBöylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular
Süleyman Ateş(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler
Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler
Ali Bulaçİki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler
Süleyman Ateşİki topluluk (yaklaşıp) birbirini görünce Musa'nın adamları: "İşte yakalandık!" dediler
Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir
Ali Bulaç(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir
Süleyman Ateş(Musa): "Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi
Ali BulaçBunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu
Süleyman AteşMusa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu
Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik
Ali BulaçÖtekileri de buraya yaklaştırdık
Süleyman AteşÖtekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler)
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık
Ali BulaçMusa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk
Süleyman AteşMusa'yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk
Ali BulaçSonra ötekileri suda boğduk
Süleyman AteşSonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu)
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet
Ali BulaçOnlara İbrahim'in haberini de aktar-oku
Süleyman AteşOnlara İbrahim'in haberini de oku
Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti
Ali BulaçHani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti
Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler
Ali BulaçDemişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz
Süleyman AteşPutlara tapıyoruz, onların önünde ibadete duruyoruz. dediler
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı
Ali BulaçDedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı
Süleyman AteşPeki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı
Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu
Ali BulaçYa da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu
Süleyman AteşYahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı
Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk
Ali BulaçHayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk
Süleyman AteşHayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü
Süleyman Ateşİşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz? dedi
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
Ali BulaçHem siz, hem de eski atalarınız
Süleyman AteşSiz ve eski atalarınız
Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)
Ali Bulaçİşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç
Süleyman AteşOnlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur)
Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir
Ali BulaçKi beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur
Süleyman AteşBeni yaratan ve bana yol gösteren O'dur
Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir
Ali BulaçBana yediren ve içiren O'dur
Süleyman AteşBana yediren ve içiren O'dur
Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir
Ali BulaçHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur
Süleyman AteşHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur
Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir
Ali BulaçBeni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur
Süleyman AteşBeni öldürecek, sonra diriltecek O'dur
Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur
Ali BulaçDin (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur
Süleyman AteşCeza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur
Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat
Ali BulaçRabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat
Süleyman AteşRabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat
Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle
Ali BulaçSonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver
Süleyman AteşSonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)
Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle
Ali BulaçBeni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl
Süleyman AteşBeni ni'met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl
Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir
Ali BulaçBabamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır
Süleyman AteşBabamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err
Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme
Ali BulaçVe beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme
Süleyman Ateş(Kulların) diriltilecekleri gün, beni utandırma
Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar
Ali BulaçMalın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde
Süleyman AteşO gün ki, ne mal, ne de oğullar yarar vermez
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)
Ali BulaçAncak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka
Süleyman AteşAncak Allah'a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür)
Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır
Ali Bulaç(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır
Süleyman Ateş(O gün) cennet, korunanlara yaklaştırılır
Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır
Ali BulaçCehennem de azgınlar için sergilenir
Süleyman AteşCehennem de azgınların karşısına çıkarılır
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
Ali BulaçVe onlara: "Tapmakta olduklarınız nerede?" denilir
Süleyman AteşOnlara "Hani taptıklarınız nerede?" denilir
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
Ali BulaçAllah'ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor mu
Süleyman AteşO Allah'tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu
Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar
Ali BulaçArtık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir
Süleyman AteşOnlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
Ali BulaçVe İblis'in bütün orduları da
Süleyman Ateşİblis'in bütün askerleri de
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
Ali BulaçOrada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki
Süleyman AteşOnlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki
Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
Ali BulaçAndolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
Süleyman AteşVallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk
Ali BulaçÇünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk
Süleyman AteşÇünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk
Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı
Ali BulaçBizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı
Süleyman AteşAma bizi saptıran o suçlulardır
Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var
Ali BulaçArtık bizim için ne bir şefaatçi var
Süleyman AteşŞimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var
Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost
Ali BulaçNe de candan-yakın bir dost
Süleyman AteşNe de sıcak bir dostumuz
Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik
Ali BulaçBizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik
Süleyman AteşAh keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Ali BulaçNuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Süleyman AteşNuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Süleyman AteşKardeşleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşÖyle ise Allah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız
Ali BulaçDediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız
Süleyman AteşDediler ki: "Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız
Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur
Ali BulaçDedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur
Süleyman AteşDedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm)
Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize
Ali BulaçOnların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız)
Süleyman AteşAnlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz
Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim
Ali BulaçVe ben mü'min olanları kovacak değilim
Süleyman AteşBen inananları kovacak değilim
Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım
Ali BulaçBen, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım
Süleyman AteşBen sadece apaçık bir uyarıcıyım
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın
Ali BulaçDediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın
Süleyman AteşDediler: "Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın
Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı
Süleyman Ateş(Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar
Ali BulaçBundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar
Süleyman AteşBenimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık
Ali BulaçBunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık
Süleyman AteşBiz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk
Ali BulaçSonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk
Süleyman AteşSonra bunun ardından, geride kalanları boğduk
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Ali BulaçAd (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı
Süleyman AteşAd (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Süleyman AteşKardeşleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz
Ali BulaçSiz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz
Süleyman AteşSiz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz
Ali BulaçÖlümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz
Süleyman AteşBelki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz
Ali BulaçTutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz
Süleyman Ateş(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte
Ali BulaçBildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının
Süleyman AteşSize bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know
Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar
Ali BulaçSize hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti
Süleyman AteşO size verdi: davarlar, oğullar
Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir
Ali BulaçBahçeler ve pınarlar da
Süleyman AteşBahçeler, çeşmeler
Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum
Ali BulaçDoğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum
Süleyman AteşDoğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir
Ali BulaçDediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da
Süleyman AteşDediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir
Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir
Ali BulaçBu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir
Süleyman AteşBu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir
Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz
Ali BulaçVe biz azap görecek de değiliz
Süleyman AteşBiz azaba uğratılacak değiliz
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
Ali BulaçBöylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Süleyman Ateş(Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Ali BulaçSemud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Süleyman AteşSemud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti
Süleyman AteşKardeşleri Salih, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum
Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız
Ali BulaçSiz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız
Süleyman AteşSiz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde
Ali BulaçBahçelerin, pınarların içinde
Süleyman AteşBöyle bahçelerde, çeşme başlarında
Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında
Ali BulaçEkinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında
Süleyman AteşEkinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında
Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz
Ali BulaçDağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz
Süleyman AteşDağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
Ali BulaçVe ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin
Süleyman AteşO aşırıların emrine uymayın
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
Ali BulaçKi onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)
Süleyman AteşYeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin)
Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin
Süleyman AteşDediler: Sen, iyice büyülenmişlerdensin
Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir
Ali BulaçSen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim
Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu'cize getir
Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi
Ali BulaçDedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir
Süleyman AteşDedi: "İşte bu dişi deve(mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin
Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir
Ali BulaçOna bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar
Süleyman AteşSakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar
Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular
Ali BulaçSonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular
Süleyman AteşNihayet onu kestiler, ama pişman oldular
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
Ali BulaçBöylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Süleyman AteşVe azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Ali BulaçLut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı
Süleyman AteşLut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız
Ali BulaçHani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Süleyman AteşKardeşleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds
Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz
Ali BulaçSiz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz
Süleyman AteşAlemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz
Ali BulaçRabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz
Süleyman AteşVe Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın
Ali BulaçDediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın
Süleyman AteşDediler: "Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın
Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim
Ali BulaçDedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım
Süleyman Ateş(Lut) dedi: "Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım
Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar
Ali BulaçRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar
Süleyman AteşRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar
Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık
Ali BulaçBunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık
Süleyman AteşBiz de onu ve ailesini tamamen kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı
Ali BulaçYalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç
Süleyman AteşYalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık)
Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Süleyman AteşSonra ötekilerini hep yıktık, helak ettik
Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu
Ali BulaçVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü
Süleyman AteşVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti
Ali BulaçEyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı
Süleyman AteşEyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı
Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Ali BulaçHani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti
Süleyman AteşŞu'ayb, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim
Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir
Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir
Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın
Ali BulaçÖlçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın
Süleyman AteşÖlçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın
Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın
Ali BulaçDosdoğru olan terazi ile tartın
Süleyman AteşDoğru terazi ile tartın
Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
Ali Bulaçİnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın
Süleyman Ateşİnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun
Ali BulaçSizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının”
Süleyman AteşSizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin”
Süleyman AteşDediler: "Sen iyice büyülenmişlerdensin
Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz
Ali BulaçSen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz
Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz
Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver
Ali BulaçEğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver
Süleyman AteşEğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür
Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir
Süleyman AteşRabbim yaptığınızı daha iyi bilir dedi
Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi
Ali BulaçSonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı
Süleyman AteşOnu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir
Ali BulaçGerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir
Süleyman AteşMuhakkak ki o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi
Ali BulaçOnu Ruhu'l-emin indirdi
Süleyman AteşOnu, er-Ruhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi
Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine
Ali BulaçUyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir)
Süleyman AteşSenin kalbine; uyarıcılardan olman için
Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile
Ali BulaçApaçık Arapça bir dille
Süleyman AteşApaçık Arapça bir dille
Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı
Ali BulaçVe hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır
Süleyman AteşO(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır
Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir
Ali Bulaçİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi
Süleyman Ateşİsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur'an'ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
Ali BulaçOnu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık
Süleyman AteşBiz onu yabancılardan birine indirseydik de
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
Ali BulaçBöylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi
Süleyman AteşOnu onlara okusaydı, ona inanmazlardı
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
Ali BulaçBiz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik
Süleyman AteşBiz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
Ali BulaçOnlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar
Süleyman AteşAcı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir
Ali BulaçArtık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir
Süleyman AteşAzab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar
Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir
Ali BulaçDerler ki: "Bize bir süre tanınır mı
Süleyman Ateş(Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?" derler
Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı
Ali BulaçOnlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar
Süleyman AteşHala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)
Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek
Ali BulaçGördün mü; Biz onları yıllarca yararlandırsak
Süleyman AteşBaksana, biz onları yıllarca yaşatsak
Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa
Ali BulaçSonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse
Süleyman AteşSonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse
Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır
Ali BulaçOnların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azaptan) bağımsız kılamaz
Süleyman AteşO yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı
Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur
Ali BulaçKendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz
Süleyman AteşBiz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik)
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz
Ali Bulaç(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz
Süleyman Ateş(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik
Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi
Ali BulaçOnu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir
Süleyman AteşO(Kur'a)n'ı şeytanlar (cinler) indirmedi
Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez
Ali BulaçBu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler
Süleyman AteşBu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır
Ali BulaçÇünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır
Süleyman AteşÇünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır
Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun
Ali BulaçAllah ile beraber başka bir İlah'a yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun
Süleyman AteşAllah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azabedilenlerden olursun
Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar
Ali Bulaç(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar
Süleyman AteşEn yakın akrabanı uyar
Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir
Ali BulaçVe mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger
Süleyman AteşVe sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran)
Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım
Ali BulaçEğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım
Süleyman AteşŞayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım," de
Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan
Ali BulaçSen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et
Süleyman AteşGalib ve esirgeyen(Allah)a tevekkül et
Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor
Ali BulaçO, kıyam ettiğin zaman seni görüyor
Süleyman AteşO, seni görür: Namaza durduğun zaman
Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)
Ali BulaçSecde edenler arasında dönüp dolaşmanı da
Süleyman AteşVe secde edenler arasında eğilip doğrulurken
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur
Ali BulaçHiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir
Süleyman AteşÇünkü O, işitendir, bilendir
Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi
Ali BulaçŞeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi
Süleyman AteşŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler
Ali BulaçOnlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler
Süleyman AteşOnlar, her günahkar yalancıya inerler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır
Ali BulaçBunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler
Süleyman AteşO yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler
Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar
Ali BulaçŞairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar
Süleyman AteşŞa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
Ali BulaçGörmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar
Süleyman AteşBaksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
Ali BulaçVe gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar
Süleyman AteşVe onlar yapmayacakları şeyleri söylerler
Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir
Ali BulaçAncak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir
Süleyman AteşAncak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir