☪ Anlam Arayışı

26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
26:1
طسٓمٓ

Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm

Süleyman AteşTa sin mim

Yusuf AliTa. Sin. Mim

26:2
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir

Süleyman AteşŞunlar o apaçık Kitabın ayetleridir

Yusuf AliThese are verses of the Book that makes (things) clear

26:3
لَعَلَّكَ بَٰخِعࣱ نَّفۡسَكَ أَلَّا يَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın

Süleyman AteşHerhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin

Yusuf AliIt may be thou frettest thy soul with grief, that they do not become Believers

26:4 📚 1
إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةࣰ فَظَلَّتۡ أَعۡنَٰقُهُمۡ لَهَا خَٰضِعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır

Süleyman AteşDilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar)

Yusuf AliIf (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility

26:5
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهُ مُعۡرِضِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler

Süleyman AteşRahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar

Yusuf AliBut there comes not to them a newly-revealed Message from (God) Most Gracious, but they turn away therefrom

26:6
فَقَدۡ كَذَّبُواْ فَسَيَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir

Süleyman AteşYalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir

Yusuf AliThey have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at

26:7
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَمۡ أَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجࣲ كَرِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz

Süleyman AteşYere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz

Yusuf AliDo they not look at the earth,- how many noble things of all kinds We have produced therein

26:8
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler

Süleyman AteşŞüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir

Yusuf AliVerily, in this is a Sign: but most of them do not believe

26:9 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily, thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

26:10
وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi

Süleyman AteşRabbin Musa'ya seslendi: "O zalim kavme git

Yusuf AliBehold, thy Lord called Moses: "Go to the people of iniquity

26:11 📚 1
قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı

Süleyman AteşFir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı

Yusuf AliThe people of the Pharaoh: will they not fear God

26:12
قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar

Süleyman Ateş(Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum

Yusuf AliHe said: "O my Lord! I do fear that they will charge me with falsehood

26:13
وَيَضِيقُ صَدۡرِي وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِي فَأَرۡسِلۡ إِلَىٰ هَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver

Süleyman AteşGöğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver

Yusuf AliMy breast will be straitened. And my speech may not go (smoothly): so send unto Aaron

26:14
وَلَهُمۡ عَلَيَّ ذَنۢبࣱ فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ

Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler

Süleyman AteşHem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum

Yusuf AliAnd (further), they have a charge of crime against me; and I fear they may slay me

26:15
قَالَ كَلَّاۖ فَٱذۡهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسۡتَمِعُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz

Süleyman Ateş(Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz

Yusuf AliGod said: "By no means! proceed then, both of you, with Our Signs; We are with you, and will listen (to your call)

26:16
فَأۡتِيَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz

Süleyman AteşFir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz

Yusuf AliSo go forth, both of you, to Pharaoh, and say: 'We have been sent by the Lord and Cherisher of the worlds

26:17
أَنۡ أَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder

Süleyman Ateşİsrail oğullarını bizimle beraber gönder

Yusuf AliSend thou with us the Children of Israel

26:18
قَالَ أَلَمۡ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدࣰ ا وَلَبِثۡتَ فِينَا مِنۡ عُمُرِكَ سِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi

Süleyman Ateş(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Did we not cherish thee as a child among us, and didst thou not stay in our midst many years of thy life

26:19
وَفَعَلۡتَ فَعۡلَتَكَ ٱلَّتِي فَعَلۡتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin

Süleyman AteşVe sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin

Yusuf AliAnd thou didst a deed of thine which (thou knowest) thou didst, and thou art an ungrateful (wretch)

26:20
قَالَ فَعَلۡتُهَآ إِذࣰ ا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım

Süleyman Ateş(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi

Yusuf AliMoses said: "I did it then, when I was in error

26:21
فَفَرَرۡتُ مِنكُمۡ لَمَّا خِفۡتُكُمۡ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكۡمࣰ ا وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı

Süleyman AteşSizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı

Yusuf AliSo I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has (since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me as one of the apostles

26:22
وَتِلۡكَ نِعۡمَةࣱ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنۡ عَبَّدتَّ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır

Süleyman AteşO başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)

Yusuf AliAnd this is the favour with which thou dost reproach me,- that thou hast enslaved the Children of Israel

26:23
قَالَ فِرۡعَوۡنُ وَمَا رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki

Süleyman AteşFir'avn dedi ki: "(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir

Yusuf AliPharaoh said: "And what is the 'Lord and Cherisher of the worlds

26:24 📚 1
قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir

Süleyman Ateş(Musa): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi

Yusuf Ali(Moses) said: "The Lord and Cherisher of the heavens and the earth, and all between,- if ye want to be quite sure

26:25
قَالَ لِمَنۡ حَوۡلَهُۥٓ أَلَا تَسۡتَمِعُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi

Süleyman Ateş(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi

Yusuf Ali(Pharaoh) said to those around: "Did ye not listen (to what he says)

26:26
قَالَ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir

Süleyman Ateş(Musa): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi

Yusuf Ali(Moses) said: "Your Lord and the Lord of your fathers from the beginning

26:27 📚 1
قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِيٓ أُرۡسِلَ إِلَيۡكُمۡ لَمَجۡنُونࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi

Süleyman Ateş(Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Truly your apostle who has been sent to you is a veritable madman

26:28
قَالَ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir

Süleyman Ateş(Musa): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi

Yusuf Ali(Moses) said: "Lord of the East and the West, and all between! if ye only had sense

26:29
قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذۡتَ إِلَٰهًا غَيۡرِي لَأَجۡعَلَنَّكَ مِنَ ٱلۡمَسۡجُونِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi

Süleyman Ateş(Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "If thou dost put forward any god other than me, I will certainly put thee in prison

26:30
قَالَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكَ بِشَيۡءࣲ مُّبِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı

Süleyman Ateş(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi

Yusuf Ali(Moses) said: "Even if I showed you something clear (and) convincing

26:31
قَالَ فَأۡتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi

Süleyman Ateş(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Show it then, if thou tellest the truth

26:32
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi

Süleyman Ateş(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha

Yusuf AliSo (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent, plain (for all to see)

26:33
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi

Süleyman AteşElini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi

Yusuf AliAnd he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders

26:34
قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz

Süleyman Ateş(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür

Yusuf Ali(Pharaoh) said to the Chiefs around him: "This is indeed a sorcerer well- versed

26:35
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz

Süleyman AteşBüyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

Yusuf AliHis plan is to get you out of your land by his sorcery; then what is it ye counsel

26:36
قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَٱبۡعَثۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder

Süleyman AteşDediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder

Yusuf AliThey said: "Keep him and his brother in suspense (for a while), and dispatch to the Cities heralds to collect

26:37
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler

Süleyman AteşBütün bilgin büyücüleri sana getirsinler

Yusuf AliAnd bring up to thee all (our) sorcerers well-versed

26:38
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi

Süleyman AteşDerken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi

Yusuf AliSo the sorcerers were got together for the appointment of a day well-known

26:39
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلۡ أَنتُم مُّجۡتَمِعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi

Süleyman AteşHalka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi

Yusuf AliAnd the people were told: "Are ye (now) assembled

26:40
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler

Süleyman AteşUmarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız

Yusuf AliThat we may follow the sorcerers (in religion) if they win

26:41
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُواْ لِفِرۡعَوۡنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler

Süleyman AteşBüyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler

Yusuf AliSo when the sorcerers arrived, they said to Pharaoh: "Of course - shall we have a (suitable) reward if we win

26:42
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi

Süleyman AteşEvet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız

Yusuf AliHe said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)

26:43
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi

Süleyman AteşMusa onlara: "Atacağınızı atın!" dedi

Yusuf AliMoses said to them: "Throw ye - that which ye are about to throw

26:44
فَأَلۡقَوۡاْ حِبَالَهُمۡ وَعِصِيَّهُمۡ وَقَالُواْ بِعِزَّةِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler

Süleyman Ateşİplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz" dediler

Yusuf AliSo they threw their ropes and their rods, and said: "By the might of Pharaoh, it is we who will certainly win

26:45
فَأَلۡقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ

Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor

Süleyman AteşMusa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı

Yusuf AliThen Moses threw his rod, when, behold, it straightway swallows up all the falsehoods which they fake

26:46
فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar

Süleyman AteşDerhal büyücüler secdeye kapandılar

Yusuf AliThen did the sorcerers fall down, prostrate in adoration

26:47
قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine

Süleyman AteşDediler: "Alemlerin Rabbine inandık

Yusuf AliSaying: "We believe in the Lord of the Worlds

26:48
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine

Süleyman AteşMusa'nın ve Harun'un Rabbine

Yusuf AliThe Lord of Moses and Aaron

26:49
قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِي عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَ فَلَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفࣲ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim

Süleyman Ateş(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım

Yusuf AliSaid (Pharaoh): "Believe ye in Him before I give you permission? surely he is your leader, who has taught you sorcery! but soon shall ye know! Be sure I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will cause you all to die on the cross

26:50
قَالُواْ لَا ضَيۡرَۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz

Süleyman AteşZararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz

Yusuf AliThey said: "No matter! for us, we shall but return to our Lord

26:51 📚 1
إِنَّا نَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz

Süleyman AteşBiz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız

Yusuf AliOnly, our desire is that our Lord will forgive us our faults, that we may become foremost among the believers

26:52
۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِيٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik

Süleyman AteşMusa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik

Yusuf AliBy inspiration we told Moses: "Travel by night with my servants; for surely ye shall be pursued

26:53
فَأَرۡسَلَ فِرۡعَوۡنُ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi

Süleyman AteşFir'avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi

Yusuf AliThen Pharaoh sent heralds to (all) the Cities

26:54
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرۡذِمَةࣱ قَلِيلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır

Süleyman AteşŞunlar, (şu İsrail oğulları), az bir topluluktur dedi

Yusuf Ali(Saying): "These (Israelites) are but a small band

26:55
وَإِنَّهُمۡ لَنَا لَغَآئِظُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar

Süleyman AteşBizi kızdırmaktadırlar

Yusuf AliAnd they are raging furiously against us

26:56
وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)

Süleyman AteşBiz, ihtiyatlı, koca bir cemaatiz

Yusuf AliBut we are a multitude amply fore-warned

26:57
فَأَخۡرَجۡنَٰهُم مِّن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan

Süleyman AteşBöylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den

Yusuf AliSo We expelled them from gardens, springs

26:58
وَكُنُوزࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık

Süleyman AteşHazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den

Yusuf AliTreasures, and every kind of honourable position

26:59
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık

Süleyman AteşBöylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık

Yusuf AliThus it was, but We made the Children of Israel inheritors of such things

26:60
فَأَتۡبَعُوهُم مُّشۡرِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler

Süleyman Ateş(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler

Yusuf AliSo they pursued them at sunrise

26:61
فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler

Süleyman Ateşİki topluluk (yaklaşıp) birbirini görünce Musa'nın adamları: "İşte yakalandık!" dediler

Yusuf AliAnd when the two bodies saw each other, the people of Moses said: "We are sure to be overtaken

26:62
قَالَ كَلَّآۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir

Süleyman Ateş(Musa): "Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir

Yusuf Ali(Moses) said: "By no means! my Lord is with me! Soon will He guide me

26:63
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقࣲ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

Süleyman AteşMusa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu

Yusuf AliThen We told Moses by inspiration: "Strike the sea with thy rod." So it divided, and each separate part became like the huge, firm mass of a mountain

26:64 📚 1
وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik

Süleyman AteşÖtekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler)

Yusuf AliAnd We made the other party approach thither

26:65
وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık

Süleyman AteşMusa'yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık

Yusuf AliWe delivered Moses and all who were with him

26:66
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk

Süleyman AteşSonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu)

Yusuf AliBut We drowned the others

26:67
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar

Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe

26:68 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

26:69
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet

Süleyman AteşOnlara İbrahim'in haberini de oku

Yusuf AliAnd rehearse to them (something of) Abraham's story

26:70 📚 1
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti

Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti

Yusuf AliBehold, he said to his father and his people: "What worship ye

26:71
قَالُواْ نَعۡبُدُ أَصۡنَامࣰ ا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler

Süleyman AteşPutlara tapıyoruz, onların önünde ibadete duruyoruz. dediler

Yusuf AliThey said: "We worship idols, and we remain constantly in attendance on them

26:72 📚 1
قَالَ هَلۡ يَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı

Süleyman AteşPeki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı

Yusuf AliHe said: "Do they listen to you when ye call (on them)

26:73 📚 1
أَوۡ يَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ يَضُرُّونَ

Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu

Süleyman AteşYahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı

Yusuf Alior do you good or harm

26:74
قَالُواْ بَلۡ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk

Süleyman AteşHayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler

Yusuf AliThey said: "Nay, but we found our fathers doing thus (what we do)

26:75
قَالَ أَفَرَءَيۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

Süleyman Ateşİşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz? dedi

Yusuf AliHe said: "Do ye then see whom ye have been worshipping

26:76
أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

Süleyman AteşSiz ve eski atalarınız

Yusuf AliYe and your fathers before you

26:77
فَإِنَّهُمۡ عَدُوࣱّ لِّيٓ إِلَّا رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)

Süleyman AteşOnlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur)

Yusuf AliFor they are enemies to me; not so the Lord and Cherisher of the Worlds

26:78 📚 7
ٱلَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir

Süleyman AteşBeni yaratan ve bana yol gösteren O'dur

Yusuf AliWho created me, and it is He Who guides me

26:79 📚 4
وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ

Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir

Süleyman AteşBana yediren ve içiren O'dur

Yusuf AliWho gives me food and drink

26:80 📚 7
وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ

Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir

Süleyman AteşHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur

Yusuf AliAnd when I am ill, it is He Who cures me

26:81 📚 3
وَٱلَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحۡيِينِ

Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir

Süleyman AteşBeni öldürecek, sonra diriltecek O'dur

Yusuf AliWho will cause me to die, and then to life (again)

26:82
وَٱلَّذِيٓ أَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لِي خَطِيٓـَٔتِي يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur

Süleyman AteşCeza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur

Yusuf AliAnd who, I hope, will forgive me my faults on the day of Judgment

26:83
رَبِّ هَبۡ لِي حُكۡمࣰ ا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat

Süleyman AteşRabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat

Yusuf AliO my Lord! bestow wisdom on me, and join me with the righteous

26:84 📚 4
وَٱجۡعَل لِّي لِسَانَ صِدۡقࣲ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle

Süleyman AteşSonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)

Yusuf AliGrant me honourable mention on the tongue of truth among the latest (generations)

26:85 📚 1
وَٱجۡعَلۡنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle

Süleyman AteşBeni ni'met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl

Yusuf AliMake me one of the inheritors of the Garden of Bliss

26:86 📚 2
وَٱغۡفِرۡ لِأَبِيٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir

Süleyman AteşBabamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err

Yusuf AliForgive my father, for that he is among those astray

26:87 📚 3
وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme

Süleyman Ateş(Kulların) diriltilecekleri gün, beni utandırma

Yusuf AliAnd let me not be in disgrace on the Day when (men) will be raised up

26:88 📚 5
يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar

Süleyman AteşO gün ki, ne mal, ne de oğullar yarar vermez

Yusuf AliThe Day whereon neither wealth nor sons will avail

26:89 📚 14
إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)

Süleyman AteşAncak Allah'a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür)

Yusuf AliBut only he (will prosper) that brings to God a sound heart

26:90 📚 1
وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır

Süleyman Ateş(O gün) cennet, korunanlara yaklaştırılır

Yusuf AliTo the righteous, the Garden will be brought near

26:91 📚 1
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِلۡغَاوِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır

Süleyman AteşCehennem de azgınların karşısına çıkarılır

Yusuf AliAnd to those straying in Evil, the Fire will be placed in full view

26:92
وَقِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

Süleyman AteşOnlara "Hani taptıklarınız nerede?" denilir

Yusuf AliAnd it shall be said to them: 'Where are the (gods) ye worshipped

26:93
مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلۡ يَنصُرُونَكُمۡ أَوۡ يَنتَصِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

Süleyman AteşO Allah'tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu

Yusuf AliBesides God? Can they help you or help themselves

26:94
فَكُبۡكِبُواْ فِيهَا هُمۡ وَٱلۡغَاوُۥنَ

Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar

Süleyman AteşOnlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar

Yusuf AliThen they will be thrown headlong into the (Fire),- they and those straying in Evil

26:95 📚 1
وَجُنُودُ إِبۡلِيسَ أَجۡمَعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

Süleyman Ateşİblis'in bütün askerleri de

Yusuf AliAnd the whole hosts of Iblis together

26:96 📚 1
قَالُواْ وَهُمۡ فِيهَا يَخۡتَصِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

Süleyman AteşOnlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki

Yusuf AliThey will say there in their mutual bickerings

26:97
تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ

Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz

Süleyman AteşVallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz

Yusuf AliBy God, we were truly in an error manifest

26:98
إِذۡ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk

Süleyman AteşÇünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk

Yusuf AliWhen we held you as equals with the Lord of the Worlds

26:99 📚 1
وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı

Süleyman AteşAma bizi saptıran o suçlulardır

Yusuf AliAnd our seducers were only those who were steeped in guilt

26:100
فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var

Süleyman AteşŞimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var

Yusuf AliNow, then, we have none to intercede (for us)

26:101 📚 8
وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost

Süleyman AteşNe de sıcak bir dostumuz

Yusuf AliNor a single friend to feel (for us)

26:102 📚 2
فَلَوۡ أَنَّ لَنَا كَرَّةࣰ فَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik

Süleyman AteşAh keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak

Yusuf AliNow if we only had a chance of return we shall truly be of those who believe

26:103
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Yusuf AliVerily in this is a Sign but most of them do not believe

26:104 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

26:105 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Süleyman AteşNuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı

Yusuf AliThe people of Noah rejected the apostles

26:106
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Süleyman AteşKardeşleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti

Yusuf AliBehold, their brother Noah said to them: "Will ye not fear (God)

26:107 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim

Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

26:108 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God, and obey me

26:109
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir

Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

26:110 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Süleyman AteşÖyle ise Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God, and obey me

26:111
۞قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلۡأَرۡذَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız

Süleyman AteşDediler ki: "Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız

Yusuf AliThey said: "Shall we believe in thee when it is the meanest that follow thee

26:112
قَالَ وَمَا عِلۡمِي بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur

Süleyman AteşDedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm)

Yusuf AliHe said: "And what do I know as to what they do

26:113
إِنۡ حِسَابُهُمۡ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّيۖ لَوۡ تَشۡعُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize

Süleyman AteşAnlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz

Yusuf AliTheir account is only with my Lord, if ye could (but) understand

26:114
وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim

Süleyman AteşBen inananları kovacak değilim

Yusuf AliI am not one to drive away those who believe

26:115
إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım

Süleyman AteşBen sadece apaçık bir uyarıcıyım

Yusuf AliI am sent only to warn plainly in public

26:116
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمَرۡجُومِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın

Süleyman AteşDediler: "Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın

Yusuf AliThey said: "If thou desist not, O Noah! thou shalt be stoned (to death)

26:117
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوۡمِي كَذَّبُونِ

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti

Süleyman Ateş(Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı

Yusuf AliHe said: "O my Lord! truly my people have rejected me

26:118
فَٱفۡتَحۡ بَيۡنِي وَبَيۡنَهُمۡ فَتۡحࣰ ا وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِيَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar

Süleyman AteşBenimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar

Yusuf AliJudge Thou, then, between me and them openly, and deliver me and those of the Believers who are with me

26:119
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık

Süleyman AteşBiz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık

Yusuf AliSo We delivered him and those with him, in the Ark filled (with all creatures)

26:120
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا بَعۡدُ ٱلۡبَاقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk

Süleyman AteşSonra bunun ardından, geride kalanları boğduk

Yusuf AliThereafter We drowned those who remained behind

26:121
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe

26:122 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

26:123
كَذَّبَتۡ عَادٌ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Süleyman AteşAd (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı

Yusuf AliThe 'Ad (people) rejected the apostles

26:124
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Süleyman AteşKardeşleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti

Yusuf AliBehold, their brother Hud said to them: "Will ye not fear (God)

26:125 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim

Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

26:126 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God and obey me

26:127
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

26:128
أَتَبۡنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةࣰ تَعۡبَثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz

Süleyman AteşSiz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz

Yusuf AliDo ye build a landmark on every high place to amuse yourselves

26:129
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمۡ تَخۡلُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz

Süleyman AteşBelki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz

Yusuf AliAnd do ye get for yourselves fine buildings in the hope of living therein (for ever)

26:130
وَإِذَا بَطَشۡتُم بَطَشۡتُمۡ جَبَّارِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz

Süleyman Ateş(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz

Yusuf AliAnd when ye exert your strong hand, do ye do it like men of absolute power

26:131 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliNow fear God, and obey me

26:132
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِيٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعۡلَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte

Süleyman AteşSize bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know

Yusuf AliYea, fear Him Who has bestowed on you freely all that ye know

26:133
أَمَدَّكُم بِأَنۡعَٰمࣲ وَبَنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar

Süleyman AteşO size verdi: davarlar, oğullar

Yusuf AliFreely has He bestowed on you cattle and sons

26:134
وَجَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir

Süleyman AteşBahçeler, çeşmeler

Yusuf AliAnd Gardens and Springs

26:135
إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum

Süleyman AteşDoğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum

Yusuf AliTruly I fear for you the Penalty of a Great Day

26:136
قَالُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡنَآ أَوَعَظۡتَ أَمۡ لَمۡ تَكُن مِّنَ ٱلۡوَٰعِظِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir

Süleyman AteşDediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir

Yusuf AliThey said: "It is the same to us whether thou admonish us or be not among (our) admonishers

26:137
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir

Süleyman AteşBu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir

Yusuf AliThis is no other than a customary device of the ancients

26:138 📚 1
وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz

Süleyman AteşBiz azaba uğratılacak değiliz

Yusuf AliAnd we are not the ones to receive Pains and Penalties

26:139
فَكَذَّبُوهُ فَأَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

Süleyman Ateş(Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Yusuf AliSo they rejected him, and We destroyed them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

26:140 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

26:141
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Süleyman AteşSemud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı

Yusuf AliThe Thamud (people) rejected the apostles

26:142
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Süleyman AteşKardeşleri Salih, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız

Yusuf AliBehold, their brother Salih said to them: "Will you not fear (God)

26:143 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

26:144 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God, and obey me

26:145
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

26:146
أَتُتۡرَكُونَ فِي مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız

Süleyman AteşSiz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz

Yusuf AliWill ye be left secure, in (the enjoyment of) all that ye have here

26:147
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde

Süleyman AteşBöyle bahçelerde, çeşme başlarında

Yusuf AliGardens and Springs

26:148
وَزُرُوعࣲ وَنَخۡلࣲ طَلۡعُهَا هَضِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında

Süleyman AteşEkinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında

Yusuf AliAnd corn-fields and date-palms with spathes near breaking (with the weight of fruit)

26:149
وَتَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتࣰ ا فَٰرِهِينَ

Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz

Süleyman AteşDağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz

Yusuf AliAnd ye carve houses out of (rocky) mountains with great skill

26:150 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliBut fear God and obey me

26:151
وَلَا تُطِيعُوٓاْ أَمۡرَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

Süleyman AteşO aşırıların emrine uymayın

Yusuf AliAnd follow not the bidding of those who are extravagant

26:152
ٱلَّذِينَ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

Süleyman AteşYeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin)

Yusuf AliWho make mischief in the land, and mend not (their ways)

26:153
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

Süleyman AteşDediler: Sen, iyice büyülenmişlerdensin

Yusuf AliThey said: "Thou art only one of those bewitched

26:154
مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا فَأۡتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir

Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu'cize getir

Yusuf AliThou art no more than a mortal like us: then bring us a Sign, if thou tellest the truth

26:155
قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةࣱ لَّهَا شِرۡبࣱ وَلَكُمۡ شِرۡبُ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi

Süleyman AteşDedi: "İşte bu dişi deve(mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin

Yusuf AliHe said: "Here is a she-camel: she has a right of watering, and ye have a right of watering, (severally) on a day appointed

26:156
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir

Süleyman AteşSakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar

Yusuf AliTouch her not with harm, lest the Penalty of a Great Day seize you

26:157
فَعَقَرُوهَا فَأَصۡبَحُواْ نَٰدِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular

Süleyman AteşNihayet onu kestiler, ama pişman oldular

Yusuf AliBut they ham-strung her: then did they become full of regrets

26:158
فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

Süleyman AteşVe azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Yusuf AliBut the Penalty seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

26:159 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

26:160 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Süleyman AteşLut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı

Yusuf AliThe people of Lut rejected the apostles

26:161 📚 1
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız

Süleyman AteşKardeşleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demişti

Yusuf AliBehold, their brother Lut said to them: "Will ye not fear (God)

26:162 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

26:163 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God and obey me

26:164
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the lord of the Worlds

26:165
أَتَأۡتُونَ ٱلذُّكۡرَانَ مِنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz

Süleyman AteşAlemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz

Yusuf AliOf all the creatures in the world, will ye approach males

26:166
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ عَادُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz

Süleyman AteşVe Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz

Yusuf AliAnd leave those whom God has created for you to be your mates? Nay, ye are a people transgressing (all limits)

26:167
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُخۡرَجِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın

Süleyman AteşDediler: "Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın

Yusuf AliThey said: "If thou desist not, O Lut! thou wilt assuredly be cast out

26:168 📚 2
قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلۡقَالِينَ

Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim

Süleyman Ateş(Lut) dedi: "Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım

Yusuf AliHe said: "I do detest your doings

26:169
رَبِّ نَجِّنِي وَأَهۡلِي مِمَّا يَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar

Süleyman AteşRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar

Yusuf AliO my Lord! deliver me and my family from such things as they do

26:170
فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık

Süleyman AteşBiz de onu ve ailesini tamamen kurtardık

Yusuf AliSo We delivered him and his family,- all

26:171
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı

Süleyman AteşYalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık)

Yusuf AliExcept an old woman who lingered behind

26:172
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik

Süleyman AteşSonra ötekilerini hep yıktık, helak ettik

Yusuf AliBut the rest We destroyed utterly

26:173
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu

Süleyman AteşVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu

Yusuf AliWe rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)

26:174
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe

26:175 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might Most Merciful

26:176
كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti

Süleyman AteşEyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı

Yusuf AliThe Companions of the Wood rejected the apostles

26:177
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ شُعَيۡبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Süleyman AteşŞu'ayb, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız

Yusuf AliBehold, Shu'aib said to them: "Will ye not fear (God)

26:178 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

26:179 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God and obey me

26:180
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir

Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

26:181
۞أَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَلَا تَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُخۡسِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

Süleyman AteşÖlçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın

Yusuf AliGive just measure, and cause no loss (to others by fraud)

26:182 📚 1
وَزِنُواْ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın

Süleyman AteşDoğru terazi ile tartın

Yusuf AliAnd weigh with scales true and upright

26:183 📚 1
وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın

Süleyman Ateşİnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın

Yusuf AliAnd withhold not things justly due to men, nor do evil in the land, working mischief

26:184
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ وَٱلۡجِبِلَّةَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun

Süleyman AteşSizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old

Yusuf AliAnd fear Him Who created you and (who created) the generations before (you)

26:185
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

Süleyman AteşDediler: "Sen iyice büyülenmişlerdensin

Yusuf AliThey said: "Thou art only one of those bewitched

26:186
وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz

Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz

Yusuf AliThou art no more than a mortal like us, and indeed we think thou art a liar

26:187
فَأَسۡقِطۡ عَلَيۡنَا كِسَفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver

Süleyman AteşEğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür

Yusuf AliNow cause a piece of the sky to fall on us, if thou art truthful

26:188
قَالَ رَبِّيٓ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi

Süleyman AteşRabbim yaptığınızı daha iyi bilir dedi

Yusuf AliHe said: "My Lord knows best what ye do

26:189
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi

Süleyman AteşOnu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi

Yusuf AliBut they rejected him. Then the punishment of a day of overshadowing gloom seized them, and that was the Penalty of a Great Day

26:190
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar

Yusuf AliVerily in that is a Sign: but most of them do not believe

26:191 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

26:192
وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir

Süleyman AteşMuhakkak ki o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir

Yusuf AliVerily this is a Revelation from the Lord of the Worlds

26:193 📚 5
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِينُ

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi

Süleyman AteşOnu, er-Ruhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi

Yusuf AliWith it came down the spirit of Faith and Truth

26:194 📚 2
عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine

Süleyman AteşSenin kalbine; uyarıcılardan olman için

Yusuf AliTo thy heart and mind, that thou mayest admonish

26:195 📚 7
بِلِسَانٍ عَرَبِيࣲّ مُّبِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile

Süleyman AteşApaçık Arapça bir dille

Yusuf AliIn the perspicuous Arabic tongue

26:196 📚 2
وَإِنَّهُۥ لَفِي زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı

Süleyman AteşO(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır

Yusuf AliWithout doubt it is (announced) in the mystic Books of former peoples

26:197
أَوَلَمۡ يَكُن لَّهُمۡ ءَايَةً أَن يَعۡلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُاْ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir

Süleyman Ateşİsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur'an'ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi

Yusuf AliIs it not a Sign to them that the Learned of the Children of Israel knew it (as true)

26:198
وَلَوۡ نَزَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

Süleyman AteşBiz onu yabancılardan birine indirseydik de

Yusuf AliHad We revealed it to any of the non-Arabs

26:199
فَقَرَأَهُۥ عَلَيۡهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

Süleyman AteşOnu onlara okusaydı, ona inanmazlardı

Yusuf AliAnd had he recited it to them, they would not have believed in it

26:200
كَذَٰلِكَ سَلَكۡنَٰهُ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

Süleyman AteşBiz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk

Yusuf AliThus have We caused it to enter the hearts of the sinners

26:201
لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

Süleyman AteşAcı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar

Yusuf AliThey will not believe in it until they see the grievous Penalty

26:202
فَيَأۡتِيَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir

Süleyman AteşAzab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar

Yusuf AliBut the (Penalty) will come to them of a sudden, while they perceive it not

26:203
فَيَقُولُواْ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir

Süleyman Ateş(Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?" derler

Yusuf AliThen they will say: "Shall we be respited

26:204
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı

Süleyman AteşHala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)

Yusuf AliDo they then ask for Our Penalty to be hastened on

26:205
أَفَرَءَيۡتَ إِن مَّتَّعۡنَٰهُمۡ سِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek

Süleyman AteşBaksana, biz onları yıllarca yaşatsak

Yusuf AliSeest thou? If We do let them enjoy (this life) for a few years

26:206 📚 2
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa

Süleyman AteşSonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse

Yusuf AliYet there comes to them at length the (Punishment) which they were promised

26:207 📚 2
مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يُمَتَّعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır

Süleyman AteşO yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı

Yusuf AliIt will profit them not that they enjoyed (this life)

26:208
وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur

Süleyman AteşBiz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik)

Yusuf AliNever did We destroy a population, but had its warners

26:209
ذِكۡرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz

Süleyman Ateş(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik

Yusuf AliBy way of reminder; and We never are unjust

26:210
وَمَا تَنَزَّلَتۡ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ

Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi

Süleyman AteşO(Kur'a)n'ı şeytanlar (cinler) indirmedi

Yusuf AliNo evil ones have brought down this (Revelation)

26:211
وَمَا يَنۢبَغِي لَهُمۡ وَمَا يَسۡتَطِيعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez

Süleyman AteşBu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da

Yusuf AliIt would neither suit them nor would they be able (to produce it)

26:212 📚 1
إِنَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّمۡعِ لَمَعۡزُولُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır

Süleyman AteşÇünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır

Yusuf AliIndeed they have been removed far from even (a chance of) hearing it

26:213
فَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُعَذَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun

Süleyman AteşAllah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azabedilenlerden olursun

Yusuf AliSo call not on any other god with God, or thou wilt be among those under the Penalty

26:214 📚 8
وَأَنذِرۡ عَشِيرَتَكَ ٱلۡأَقۡرَبِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar

Süleyman AteşEn yakın akrabanı uyar

Yusuf AliAnd admonish thy nearest kinsmen

26:215
وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir

Süleyman AteşVe sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran)

Yusuf AliAnd lower thy wing to the Believers who follow thee

26:216 📚 2
فَإِنۡ عَصَوۡكَ فَقُلۡ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım

Süleyman AteşŞayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım," de

Yusuf AliThen if they disobey thee, say: "I am free (of responsibility) for what ye do

26:217 📚 1
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan

Süleyman AteşGalib ve esirgeyen(Allah)a tevekkül et

Yusuf AliAnd put thy trust on the Exalted in Might, the Merciful

26:218
ٱلَّذِي يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor

Süleyman AteşO, seni görür: Namaza durduğun zaman

Yusuf AliWho seeth thee standing forth (in prayer)

26:219
وَتَقَلُّبَكَ فِي ٱلسَّٰجِدِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)

Süleyman AteşVe secde edenler arasında eğilip doğrulurken

Yusuf AliAnd thy movements among those who prostrate themselves

26:220 📚 7
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur

Süleyman AteşÇünkü O, işitendir, bilendir

Yusuf AliFor it is He Who heareth and knoweth all things

26:221
هَلۡ أُنَبِّئُكُمۡ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi

Süleyman AteşŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi

Yusuf AliShall I inform you, (O people!), on whom it is that the evil ones descend

26:222 📚 2
تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler

Süleyman AteşOnlar, her günahkar yalancıya inerler

Yusuf AliThey descend on every lying, wicked person

26:223
يُلۡقُونَ ٱلسَّمۡعَ وَأَكۡثَرُهُمۡ كَٰذِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır

Süleyman AteşO yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler

Yusuf Ali(Into whose ears) they pour hearsay vanities, and most of them are liars

26:224
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلۡغَاوُۥنَ

Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar

Süleyman AteşŞa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar

Yusuf AliAnd the Poets,- It is those straying in Evil, who follow them

26:225 📚 2
أَلَمۡ تَرَ أَنَّهُمۡ فِي كُلِّ وَادࣲ يَهِيمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

Süleyman AteşBaksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar

Yusuf AliSeest thou not that they wander distracted in every valley

26:226 📚 1
وَأَنَّهُمۡ يَقُولُونَ مَا لَا يَفۡعَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

Süleyman AteşVe onlar yapmayacakları şeyleri söylerler

Yusuf AliAnd that they say what they practise not

26:227 📚 5
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا وَٱنتَصَرُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُواْۗ وَسَيَعۡلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَيَّ مُنقَلَبࣲ يَنقَلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir

Süleyman AteşAncak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir

Yusuf AliExcept those who believe, work righteousness, engage much in the remembrance of God, and defend themselves only after they are unjustly attacked. And soon will the unjust assailants know what vicissitudes their affairs will take

← Önceki Sonraki →

26. Ash-Shu'araa Suresi | Anlam Arayışı