26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ
Süleyman AteşTa sin mim
Saheeh InternationalTa, Seen, Meem
«طسَمَ» الله أعلم بمراده بذلك.
Süleyman AteşŞunlar o apaçık Kitabın ayetleridir
Saheeh InternationalThese are the verses of the clear Book
«تلك» أي هذه الآيات «آيات الكتاب» القرآن والإضافة بمعنى من «المبين» المظهر الحق من الباطل.
Süleyman AteşHerhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin
Saheeh InternationalPerhaps, [O Muhammad], you would kill yourself with grief that they will not be believers
«لعلك» يا محمد «باخعٌ نفسك» قاتلها غما من أجل «ألا يكونوا» أي أهل مكة «مؤمنين» ولعل هنا للإشفاق أي أشفق عليها بتخفيف هذا الغم.
Süleyman AteşDilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar)
Saheeh InternationalIf We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled
«إن نشأ ننزل عليهم من السماء آية فظلّت» بمعنى المضارع: أي تظل، أي تدوم «أعناقهم لها خاضعين» فيؤمنون، ولما وصفت الأعناق بالخضوع الذي هو لأربابها جمعت الصفة جمع العقلاء.
Süleyman AteşRahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar
Saheeh InternationalAnd no revelation comes to them anew from the Most Merciful except that they turn away from it
«وما يأتيهم من ذكر» قرآن «من الرحمن مُحدّث» صفة كاشفة «إلا كانوا عنه معرضين».
Süleyman AteşYalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir
Saheeh InternationalFor they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule
«فقد كذبوا» به «فسيأتيهم أنباء» عواقب «ما كانوا به يستهزءُون».
Süleyman AteşYere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz
Saheeh InternationalDid they not look at the earth - how much We have produced therein from every noble kind
«أوَلم يروا» ينظروا «إلى الأرض كم أنبتنا فيها» أي كثيرا «من كل زوجِ كريم» نوع حسن.
Süleyman AteşŞüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك لآية» دلالة على كمال قدرته تعالى «وما كان أكثرهم مؤمنين» في علم الله، وكان قال سيبويه: زائدة.
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز» ذو العزة ينتقم من الكافرين «الرحيم» يرحم المؤمنين.
Süleyman AteşRabbin Musa'ya seslendi: "O zalim kavme git
Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord called Moses, [saying], "Go to the wrongdoing people
«و» اذكر يا محمد لقومك «إذ نادى ربك موسى» ليلة رأى النار والشجرة «أن» أي: بأن «ائت القوم الظالمين» رسولا.
Süleyman AteşFir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı
Saheeh InternationalThe people of Pharaoh. Will they not fear Allah
«قوم فرعون» معه ظلموا أنفسهم بالكفر بالله وبني إسرائيل باستعبادهم «ألا» الهمزة للاستفهام الإنكارى «يتقون» الله بطاعته فيوحدونه.
Süleyman Ateş(Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed I fear that they will deny me
«قال» موسى «ربِ إني أخاف أن يكذّبون».
Süleyman AteşGöğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver
Saheeh InternationalAnd that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron
«ويضيق صدري» من تكذيبهم لي «ولا ينطلق لساني» بأداء الرسالة للعقدة التي فيه «فأرسل إلى» أخي «هارون» معي.
Süleyman AteşHem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum
Saheeh InternationalAnd they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me
«ولهم عليَّ ذنبٌ» بقتل القبطي منهم «فأخاف أن يقتلون» به.
Süleyman Ateş(Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz
Saheeh International[Allah] said, "No. Go both of you with Our signs; indeed, We are with you, listening
«قال» تعالى: «كلا» لا يقتلونك «فاذهبا» أي أنت وأخوك، ففيه تغليب الحاضر على الغائب «بآياتنا إنا معكم مستمعون» ما تقولون وما يقال لكم، أجريا مجرى الجماعة.
Süleyman AteşFir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz
Saheeh InternationalGo to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds
«فأتِيَا فرعون فقولا إنا» كلاً منا «رسول رب العالمين» إليك.
Süleyman Ateşİsrail oğullarını bizimle beraber gönder
Saheeh International[Commanded to say], "Send with us the Children of Israel
«أن» أي: بأن «أرسل معنا» إلى الشام «بني إسرائيل» فأتياه فقالا له ما ذكر.
Süleyman Ateş(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı
Saheeh International[Pharaoh] said, "Did we not raise you among us as a child, and you remained among us for years of your life
«قال» فرعون لموسى «ألم نربِّك فينا» في منازلنا «وليدا» صغيرا قريبا من الولادة بعد فطامه «ولبثت فينا من عمرك سنين» ثلاثين سنة يلبس من ملابس فرعون ويركب من مراكبه وكان يسمى ابنه.
Süleyman AteşVe sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin
Saheeh InternationalAnd [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful
«وفعلت فعلتك التي فعلت» هي قتله القبطي «وأنت من الكافرين» الجاحدين لنعمتي عليك بالتربية وعدم الاستعباد.
Süleyman Ateş(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi
Saheeh International[Moses] said, "I did it, then, while I was of those astray
«قال» موسى «فعلتها إذاً» أي حينئذ «وأنا من الضالين» عما آتاني الله بعدها من العلم والرسالة.
Süleyman AteşSizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı
Saheeh InternationalSo I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers
«ففررتُ منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما» علما «وجعلني من المرسلين».
Süleyman AteşO başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)
Saheeh InternationalAnd is this a favor of which you remind me - that you have enslaved the Children of Israel
«وتلك نعمةٌ تمنُّها عليَّ» أصله تمن بها عليَّ «أن عبدت بني إسرائيل» بيان لتلك: أي اتخذتهم عبيدا ولم تستعبدني لا نعمة لك بذلك لظلمك باستعبادهم وقدر بعضهم أول الكلام همزة استفهام للإنكار.
Süleyman AteşFir'avn dedi ki: "(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir
Saheeh InternationalSaid Pharaoh, "And what is the Lord of the worlds
«قال فرعون» لموسى «وما رب العالمين» الذي قلت إنك رسوله أي: أي شيء هو ولما لم يكن سبيل للخلق إلى معرفة حقيقته تعالى وإنما يعرفونه بصفاته أجابه موسى عليه الصلاة والسلام ببعضها.
Süleyman Ateş(Musa): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi
Saheeh International[Moses] said, "The Lord of the heavens and earth and that between them, if you should be convinced
«قال ربُّ السماوات والأرض وما بينهما» أي خالق ذلك «إن كنتم موقنين» بأنه تعالى خالقه فآمنوا به وحده.
Süleyman Ateş(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi
Saheeh International[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear
«قال» فرعون «لمن حوله» من أشراف قومه «ألا تستمعون» جوابه الذي لم يطابق السؤال.
Süleyman Ateş(Musa): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Your Lord and the Lord of your first forefathers
«قال» موسى «ربكم ورب آبائكم الأولين» وهذا وإن كان داخلا فيما قبله يغيظ فرعون ولذلك.
Süleyman Ateş(Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi
Saheeh International[Pharaoh] said, "Indeed, your 'messenger' who has been sent to you is mad
«قال إنَّ رسولكم الذي أرسل إليكم لمجنون».
Süleyman Ateş(Musa): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Lord of the east and the west and that between them, if you were to reason
«قال» موسى «ربُّ المشرق والمغرب وما بينهما إن كنتم تعقلون» إنه كذلك فآمنوا به وحده.
Süleyman Ateş(Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi
Saheeh International[Pharaoh] said, "If you take a god other than me, I will surely place you among those imprisoned
«قال» فرعون لموسى «لئن اتخذت إلها غيري لأجعلنَّك من المسجونين» كان سجنه شديدا يحبس الشخص في مكان تحت الأرض وحده لا يبصر ولا يسمع فيه أحدا.
Süleyman Ateş(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest
«قال» له موسى «أوَلوْ» أي: أتفعل ذلك ولو «جئتك بشيءٍ مبينِ» برهان بيِّن على رسالتي.
Süleyman Ateş(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi
Saheeh International[Pharaoh] said, "Then bring it, if you should be of the truthful
«قال» فرعون له «فأتِ به إن كنت من الصادقين» فيه.
Süleyman Ateş(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha
Saheeh InternationalSo [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest
«فألقى عصاه فإذا هي ثعبانٌ مبينٌ» حية عظيمة.
Süleyman AteşElini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi
Saheeh InternationalAnd he drew out his hand; thereupon it was white for the observers
«ونزع يده» أخرجها من جيبه «فإذا هي بيضاء» ذات شعاع «للناظرين» خلاف ما كانت عليه من الأدمة.
Süleyman Ateş(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür
Saheeh International[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician
«قال» فرعون «للملإ حوله إنَّ هذا لساحر عليم» فائق في علم السحر.
Süleyman AteşBüyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz
Saheeh InternationalHe wants to drive you out of your land by his magic, so what do you advise
«يريد أن يخرجكم من أرضكم بسحره فماذا تأمرون».
Süleyman AteşDediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder
Saheeh InternationalThey said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers
«قالوا أرجه وأخاه» أخّر أمرهما «وابعث في المدائن حاشرين» جامعين.
Süleyman AteşBütün bilgin büyücüleri sana getirsinler
Saheeh InternationalWho will bring you every learned, skilled magician
«يأتوك بكل سَحَّار عليم» يفضل موسى في علم السحر.
Süleyman AteşDerken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi
Saheeh InternationalSo the magicians were assembled for the appointment of a well-known day
«فجمع السحرة لميقات يوم معلوم» وهو وقت الضحى من يوم الزينة.
Süleyman AteşHalka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi
Saheeh InternationalAnd it was said to the people, "Will you congregate
«وقيل للناس هل أنتم مجتمعون».
Süleyman AteşUmarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız
Saheeh InternationalThat we might follow the magicians if they are the predominant
«لعلنا نتبع السحرة إن كانوا هم الغالبين» الاستفهام للحث على الاجتماع والترجي على تقدير غلبتهم ليستمروا على دينهم فلا يتبعوا موسى.
Süleyman AteşBüyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler
Saheeh InternationalAnd when the magicians arrived, they said to Pharaoh, "Is there indeed for us a reward if we are the predominant
«فلما جاء السحرة قالوا لفرعون أئن» بتحقيق الهمزتين وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجيهين «لنا لأجرا إن كنا نحن الغالبين».
Süleyman AteşEvet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız
Saheeh InternationalHe said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]
«قال نعم وإنكم إذاً» أي حينئذ «لمن المقربين».
Süleyman AteşMusa onlara: "Atacağınızı atın!" dedi
Saheeh InternationalMoses said to them, "Throw whatever you will throw
«قال لهم موسى» بعد ما قالوا له (إما أن تُلقي وإما أن نكون نحن الملقين) «ألقوا ما أنتم ملقون» فالأمر فيه للإذن بتقديم إلقائهم توسلا به إلى إظهار الحق.
Süleyman Ateşİplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz" dediler
Saheeh InternationalSo they threw their ropes and their staffs and said, "By the might of Pharaoh, indeed it is we who are predominant
«فألقوْا حبالهم وعصيهم وقالوا بعزة فرعون إنا لنحن الغالبون».
Süleyman AteşMusa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı
Saheeh InternationalThen Moses threw his staff, and at once it devoured what they falsified
«فألقى موسى عصاه فإذا هي تلقف» بحذف إحدى التاءين من الأصل تبتلع «ما يأفكون» يقلبونه بتمويههم فيخيلون حبالهم وعصيهم أنها حيات تسعى.
Süleyman AteşDerhal büyücüler secdeye kapandılar
Saheeh InternationalSo the magicians fell down in prostration [to Allah]
«فألقيَ السحرة ساجدين».
Süleyman AteşDediler: "Alemlerin Rabbine inandık
Saheeh InternationalThey said, "We have believed in the Lord of the worlds
«قالوا آمنا برب العالمين».
Süleyman AteşMusa'nın ve Harun'un Rabbine
Saheeh InternationalThe Lord of Moses and Aaron
«رب موسى وهارون» لعلمهم بأن ما شاهدوه من العصا لا يتأتى بالسحر.
Süleyman Ateş(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım
Saheeh International[Pharaoh] said, "You believed Moses before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic, but you are going to know. I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will surely crucify you all
«قال» فرعون «أآمنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا «له» لموسى «قبل أن آذن» أنا «لكم إنه لكبيركم الذي علمكم السحر» فعلَّمك شيئا منه وغلبكم بآخر «فلسوف تعلمون» ما ينالكم مني «لأقطعنَّ أيديكم وأرجلكم من خلاف» أي يد كل واحد اليمنى ورجله اليسرى «ولأصلبنكم أجمعين».
Süleyman AteşZararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz
Saheeh InternationalThey said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return
«قالوا لا ضَيْرَ» لا ضرر علينا في ذلك «إنا إلى ربنا» بعد موتنا بأي وجه كان «منقلبون» راجعون في الآخرة.
Süleyman AteşBiz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız
Saheeh InternationalIndeed, we aspire that our Lord will forgive us our sins because we were the first of the believers
«إنا نطمع» نرجوا «أن يغفر لنا ربنا خطايانا أن» أي بأن «كنَّا أول المؤمنين» في زماننا.
Süleyman AteşMusa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik
Saheeh InternationalAnd We inspired to Moses, "Travel by night with My servants; indeed, you will be pursued
«وأوحينا إلى موسى» بعد سنين أقامها بينهم يدعوهم بآيات الله إلى الحق فلم يزيدوا إلا عتوا «أن أسر بعبادي» بني إسرائيل وفي قراءة بكسر النون ووصل همزة أسر من سرى لغة في أسرى أي سر بهم ليلا إلى البحر «إنكم مُتَّبعون» يتبعكم فرعون وجنوده فيلجون وراءكم البحر فأنجيكم وأغرقهم.
Süleyman AteşFir'avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Saheeh InternationalThen Pharaoh sent among the cities gatherers
«فأرسل فرعون» حين أخبر بسيرهم «في المدائن» قيل كان له ألف مدينة واثنا عشر ألف قرية «حاشرين» جامعين الجيش قائلا.
Süleyman AteşŞunlar, (şu İsrail oğulları), az bir topluluktur dedi
Saheeh International[And said], "Indeed, those are but a small band
«إن هؤلاء لشرذمةٌ» طائفة «قليلون» قيل كانوا ستمائة ألف وسبعين ومقدمة جيشه سبعمائة ألف فقللهم بالنظر إلى كثرة جيشه.
Süleyman AteşBizi kızdırmaktadırlar
Saheeh InternationalAnd indeed, they are enraging us
«وإنهم لنا لغائظون» فاعلون ما يغيظنا.
Süleyman AteşBiz, ihtiyatlı, koca bir cemaatiz
Saheeh InternationalAnd indeed, we are a cautious society
«وإنا لجميعٌ حذرون» مستعدون وفي قراءة حاذرون متيقظون.
Süleyman AteşBöylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den
Saheeh InternationalSo We removed them from gardens and springs
قال تعالى: «فأخرجناهم» أي فرعون وقومه من مصر ليلحقوا موسى وقومه «من جنات» بساتين كانت على جانبي النيل «وعيون» أنهار جارية في الدور من النيل.
Süleyman AteşHazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den
Saheeh InternationalAnd treasures and honorable station
«وكنوز» أموال ظاهرة من الذهب والفضة، وسميت كنوزا لأنه لم يعط حق الله تعالى منها «ومقامٍ كريمٍ» مجلس حسن للأمراء والوزراء يحفه أتباعهم.
Süleyman AteşBöylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık
Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it the Children of Israel
«كذلك» أي إخراجنا كما وصفنا «وأورثناها بني إسرائيل» بعد إغراق فرعون وقومه.
Süleyman Ateş(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler
Saheeh InternationalSo they pursued them at sunrise
«فأتبعوهم» لحقوهم «مشرقين» وقت شروق الشمس.
Süleyman Ateşİki topluluk (yaklaşıp) birbirini görünce Musa'nın adamları: "İşte yakalandık!" dediler
Saheeh InternationalAnd when the two companies saw one another, the companions of Moses said, "Indeed, we are to be overtaken
«فلما تراءى الجمعان» رأى كل منهما الآخر «قال أصحاب موسى إنا لمدركون» يدركنا جمع فرعون ولا طاقة لنا به.
Süleyman Ateş(Musa): "Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir
Saheeh International[Moses] said, "No! Indeed, with me is my Lord; He will guide me
«قال» موسى «كلا» أي لن يدركونا «إن معي ربي» ينصره «سيهدين» طريق النجاة.
Süleyman AteşMusa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu
Saheeh InternationalThen We inspired to Moses, "Strike with your staff the sea," and it parted, and each portion was like a great towering mountain
قال تعالى: «فأوحينا إلى موسى أن اضرب بعصاك البحر» فضربه «فانفلق» فانشق اثنى عشر فرقا «فكان كل فرق كالطود العظيم» الجبل الضخم بينهما مسالك سلكوها لم يبتل منها سرج الراكب ولا لبده.
Süleyman AteşÖtekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler)
Saheeh InternationalAnd We advanced thereto the pursuers
«وأزلفنا» قرَّبنا «ثمَّ» هناك «الآخرين» فرعون وقومه حتى سلكوا مسالكهم.
Süleyman AteşMusa'yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık
Saheeh InternationalAnd We saved Moses and those with him, all together
«وأنجينا موسى ومن معه أجمعين» بإخراجهم من البحر على هيئته المذكورة.
Süleyman AteşSonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu)
Saheeh InternationalThen We drowned the others
«ثم أغرقنا الآخرين» فرعون وقومه بإطباق البحر عليهم لما تم دخولهم في البحر وخروج بني إسرائيل منه.
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك» إغراق فرعون وقومه «لآيةٌ» عبرة لمن بعدهم «وما كان أكثرهم مؤمنين» بالله لم يؤمن منهم غير آسية امرأة فرعون وحزقيل مؤمن آل فرعون ومريم بنت ناموصى التي دلت على عظام يوسف عليه السلام.
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز» فانتقم من الكافرين بإغراقهم «الرحيم» بالمؤمنين فأنجاهم من الغرق.
Süleyman AteşOnlara İbrahim'in haberini de oku
Saheeh InternationalAnd recite to them the news of Abraham
«واتل عليهم» أي كفار مكة «نبأ» خبر «إبراهيم» ويبدل منه.
Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti
Saheeh InternationalWhen he said to his father and his people, "What do you worship
«إذا قال لأبيه وقومه ما تعبدون».
Süleyman AteşPutlara tapıyoruz, onların önünde ibadete duruyoruz. dediler
Saheeh InternationalThey said, "We worship idols and remain to them devoted
«قالوا نعبد أصناما» صرحوا بالفعل ليعطفوا عليه «فنظل لها عاكفين» نقيم نهارا على عبادتها زادوه في الجواب افتخارا به.
Süleyman AteşPeki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı
Saheeh InternationalHe said, "Do they hear you when you supplicate
«قال هل يسمعونكم إذ» حين «تدعون».
Süleyman AteşYahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı
Saheeh InternationalOr do they benefit you, or do they harm
«أو ينفعونكم» إن عبدتموهم «أو يضرونـ» كم إن لم تعبدوهم.
Süleyman AteşHayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler
Saheeh InternationalThey said, "But we found our fathers doing thus
«قالوا بل وجدنا آباءنا كذلك يفعلون» أي مثل فعلنا.
Süleyman Ateşİşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz? dedi
Saheeh InternationalHe said, "Then do you see what you have been worshipping
«قال أفرآيتم ما كنتم تعبدون».
Süleyman AteşSiz ve eski atalarınız
Saheeh InternationalYou and your ancient forefathers
«أنتم وآبائكم الأقدمون».
Süleyman AteşOnlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur)
Saheeh InternationalIndeed, they are enemies to me, except the Lord of the worlds
«فإنهم عدو لي» لا أعبدهم «إلا» لكن «ربَّ العالمين» فإني أعبده.
Süleyman AteşBeni yaratan ve bana yol gösteren O'dur
Saheeh InternationalWho created me, and He [it is who] guides me
«الذي خلقني فهو يهدين» إلى الدين.
Süleyman AteşBana yediren ve içiren O'dur
Saheeh InternationalAnd it is He who feeds me and gives me drink
«والذي هو يطعمني ويسقين».
Süleyman AteşHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur
Saheeh InternationalAnd when I am ill, it is He who cures me
«وإذا مرضت فهو يشفين».
Süleyman AteşBeni öldürecek, sonra diriltecek O'dur
Saheeh InternationalAnd who will cause me to die and then bring me to life
«والذي يُميتني ثم يحيين».
Süleyman AteşCeza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur
Saheeh InternationalAnd who I aspire that He will forgive me my sin on the Day of Recompense
«والذي أطمع» أرجو «أن يغفر لي خطيئتي يوم الدين» الجزاء.
Süleyman AteşRabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat
Saheeh International[And he said], "My Lord, grant me authority and join me with the righteous
«رب هب لي حكما» علما «وألحقني بالصالحين» النبيين.
Süleyman AteşSonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)
Saheeh InternationalAnd grant me a reputation of honor among later generations
«واجعل لي لسان صدق» ثناء حسنا «في الآخرين» الذين يأتون بعدي إلى يوم القيامة.
Süleyman AteşBeni ni'met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl
Saheeh InternationalAnd place me among the inheritors of the Garden of Pleasure
«واجعلني من ورثة جنة النعيم» ممن يعطاها.
Süleyman AteşBabamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err
Saheeh InternationalAnd forgive my father. Indeed, he has been of those astray
«واغفر لأبي إنه كان من الضالين» بأن تتوب عليه فتغفر له وهذا قبل أن يتبين له أنه عدو لله كما ذكر في سورة براءة.
Süleyman Ateş(Kulların) diriltilecekleri gün, beni utandırma
Saheeh InternationalAnd do not disgrace me on the Day they are [all] resurrected
«ولا تخزني» تفضحني «يوم يُبعثون» الناس.
Süleyman AteşO gün ki, ne mal, ne de oğullar yarar vermez
Saheeh InternationalThe Day when there will not benefit [anyone] wealth or children
قال تعالى فيه: «يوم لا ينفع مال ولا بنون» أحدا
Süleyman AteşAncak Allah'a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür)
Saheeh InternationalBut only one who comes to Allah with a sound heart
«إلا» لكن «من أتى الله بقلب سليم» من الشرك والنفاق وهو قلب المؤمن فإنه ينفعه ذلك.
Süleyman Ateş(O gün) cennet, korunanlara yaklaştırılır
Saheeh InternationalAnd Paradise will be brought near [that Day] to the righteous
«وأُزلفت الجنة» قربت «للمتقين» فيرونها.
Süleyman AteşCehennem de azgınların karşısına çıkarılır
Saheeh InternationalAnd Hellfire will be brought forth for the deviators
«وبرزت الجحيم» أظهرت «للغاوين» الكافرين.
Süleyman AteşOnlara "Hani taptıklarınız nerede?" denilir
Saheeh InternationalAnd it will be said to them, "Where are those you used to worship
«وقيل لهم أين ما كنتم تعبدون».
Süleyman AteşO Allah'tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu
Saheeh InternationalOther than Allah? Can they help you or help themselves
«من دون الله» أي غيره من الأصنام «هل ينصرونكم» بدفع العذاب عنكم «أو ينتصرون» بدفعه عن أنفسهم، لا.
Süleyman AteşOnlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar
Saheeh InternationalSo they will be overturned into Hellfire, they and the deviators
«فكُبْكِبوا» ألقوا «فيها هم والغاوون».
Süleyman Ateşİblis'in bütün askerleri de
Saheeh InternationalAnd the soldiers of Iblees, all together
«وجنود إبليس» أتباعه، ومن أطاعه من الجن والإنس «أجمعون».
Süleyman AteşOnlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki
Saheeh InternationalThey will say while they dispute therein
«قالوا» أي الغاوون «وهم فيها يختصمون» مع معبوديهم.
Süleyman AteşVallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz
Saheeh InternationalBy Allah, we were indeed in manifest error
«تالله إن» مخففة من الثقلية واسمها محذوف أي إنه «كنا لفي ضلال مبين» بين.
Süleyman AteşÇünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk
Saheeh InternationalWhen we equated you with the Lord of the worlds
«إذ» حيث «نسويكم برب العالمين» في العبادة.
Süleyman AteşAma bizi saptıran o suçlulardır
Saheeh InternationalAnd no one misguided us except the criminals
«وما أضلنا» عن الهدى «إلا المجرمون» أي الشياطين أو أوّلونا الذين اقتدينا بهم.
Süleyman AteşŞimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var
Saheeh InternationalSo now we have no intercessors
«فما لنا من شافعين» كما للمؤمنين من الملائكة والنبيين والمؤمنين.
Süleyman AteşNe de sıcak bir dostumuz
Saheeh InternationalAnd not a devoted friend
«ولا صديق حميم» يهمه أمرنا.
Süleyman AteşAh keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak
Saheeh InternationalThen if we only had a return [to the world] and could be of the believers
«فلو أن لنا كرَّة» رجعة إلى الدنيا «فنكون من المؤمنين» لو هنا للتمني ونكون جوابه.
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك» المذكور من قصة إبراهيم وقومه «لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهم العزيز الرحيم».
Süleyman AteşNuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı
Saheeh InternationalThe people of Noah denied the messengers
«كذبت قوم نوح المرسلين» بتكذيبهم له لاشتراكهم في المجيء بالتوحيد، أو لأنه لطول لبثه فيهم كأنه رسل وتأنيث قوم باعتبار معناه وتذكيره باعتبار لفظه.
Süleyman AteşKardeşleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti
Saheeh InternationalWhen their brother Noah said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم» نسبا «نوح ألا تتقون» الله.
Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين» على تبليغ ما أرسلت به.
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما آمركم به من توحيد الله وطاعته.
Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه» على تبليغه «من أجر إن» ما «أجريَ» أي ثوابي «إلا على رب العالمين».
Süleyman AteşÖyle ise Allah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون» كرره تأكيدا.
Süleyman AteşDediler ki: "Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız
Saheeh InternationalThey said, "Should we believe you while you are followed by the lowest [class of people]
«قالوا أنؤمن» نصدق «لك» لقولك «واتبعك» وفي قراءة وأتباعك جمع تابع مبتدأ «الأرذلون» السفلة كالحاكة والأساكفة.
Süleyman AteşDedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm)
Saheeh InternationalHe said, "And what is my knowledge of what they used to do
«قال وما علمي» أيّ علم لي «بما كانوا يعلمون».
Süleyman AteşAnlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz
Saheeh InternationalTheir account is only upon my Lord, if you [could] perceive
«إن» ما «حسابهم إلا على ربي» فيجازيهم «لو تشعرون» تعلمون ذلك ما عبَّدتموهم.
Süleyman AteşBen inananları kovacak değilim
Saheeh InternationalAnd I am not one to drive away the believers
«وما أنا بطارد المؤمنين».
Süleyman AteşBen sadece apaçık bir uyarıcıyım
Saheeh InternationalI am only a clear warner
«إن» ما «أنا إلا نذير مبين» بيَّن الإنذار.
Süleyman AteşDediler: "Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Noah, you will surely be of those who are stoned
«قالوا لئن لم تنته يا نوح» عما تقول لنا «لتكونن من المرجومين» بالحجارة أو بالشتم.
Süleyman Ateş(Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed my people have denied me
«قال» نوح «رب إن قومي كذبون».
Süleyman AteşBenimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar
Saheeh InternationalThen judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers
«فافتح بيني وبينهم فتحا» أي احكم «ونجني ومن معي من المؤمنين».
Süleyman AteşBiz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık
Saheeh InternationalSo We saved him and those with him in the laden ship
قال تعالى «فأنجيناه ومن معه في الفلك المشحون» المملوء من الناس والحيوان والطير.
Süleyman AteşSonra bunun ardından, geride kalanları boğduk
Saheeh InternationalThen We drowned thereafter the remaining ones
«ثم أغرقنا بعد» بعد إنجائهم «الباقين» من قومه.
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Süleyman AteşAd (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı
Saheeh InternationalAad denied the messengers
«كذبت عادٌ المرسلين».
Süleyman AteşKardeşleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti
Saheeh InternationalWhen their brother Hud said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم هود ألا تتقون».
Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Süleyman AteşSiz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz
Saheeh InternationalDo you construct on every elevation a sign, amusing yourselves
«أتبنون بكل ريع» مكان مرتفع «آية» بنا علما للمارة «تعبثون» ممن يمر بكم وتسخرون منهم والجملة حال من ضمير تبنون.
Süleyman AteşBelki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz
Saheeh InternationalAnd take for yourselves palaces and fortresses that you might abide eternally
«وتتخذون مصانع» للماء تحت الأرض «لعلكم» كأنكم «تخلدون» فيها لا تموتون.
Süleyman Ateş(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz
Saheeh InternationalAnd when you strike, you strike as tyrants
«وإذا بطشتم» بضرب أو قتل «بطشتم جبارين» من غير رأفة.
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله» في ذلك «وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Süleyman AteşSize bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know
Saheeh InternationalAnd fear He who provided you with that which you know
«واتقوا الذي أمدكم» أنعم عليكم «بما تعملون».
Süleyman AteşO size verdi: davarlar, oğullar
Saheeh InternationalProvided you with grazing livestock and children
«أمدكم بأنعام وبنين».
Süleyman AteşBahçeler, çeşmeler
Saheeh InternationalAnd gardens and springs
«وجنات» بساتين «وعيون» أنهار.
Süleyman AteşDoğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum
Saheeh InternationalIndeed, I fear for you the punishment of a terrible day
«إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم» في الدنيا والآخرة إن عصيتموني.
Süleyman AteşDediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir
Saheeh InternationalThey said, "It is all the same to us whether you advise or are not of the advisors
«قالوا سواء علينا» مستو عندنا «أوعظت أم لم تكن من الواعظين» أصلا أي لا نرعوي لوعظك.
Süleyman AteşBu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir
Saheeh InternationalThis is not but the custom of the former peoples
«إن» ما «هذا» الذي خوفنا به «إلا خَلْق الأولين» اختلافهم وكذبهم وفي قراءة بضم الخاء واللام أي ما هذا الذي نحن عليه من إنكار للبعث إلا خلق الأولين أي طبيعتهم وعادتهم.
Süleyman AteşBiz azaba uğratılacak değiliz
Saheeh InternationalAnd we are not to be punished
«وما نحن بمعذبين».
Süleyman Ateş(Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Saheeh InternationalAnd they denied him, so We destroyed them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«فكذبوه» بالعذاب «فأهلكناهم» في الدنيا بالريح «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
««إن ربك لهو العزيز الرحيم».
Süleyman AteşSemud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı
Saheeh InternationalThamud denied the messengers
«كذبت ثمود المرسلين».
Süleyman AteşKardeşleri Salih, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız
Saheeh InternationalWhen their brother Salih said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم صالح ألا تتقون».
Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Süleyman AteşSiz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz
Saheeh InternationalWill you be left in what is here, secure [from death]
«أتتركون في ما ههنا» من الخيرات «آمنين».
Süleyman AteşBöyle bahçelerde, çeşme başlarında
Saheeh InternationalWithin gardens and springs
«في جنات وعيون».
Süleyman AteşEkinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında
Saheeh InternationalAnd fields of crops and palm trees with softened fruit
«وزروع ونخل طلعها هضيم» لطيف لين.
Süleyman AteşDağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you carve out of the mountains, homes, with skill
«وتنحتون من الجبال بيوتا فرهين» بطرين وفي قراءة فارهين حاذقين.
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Süleyman AteşO aşırıların emrine uymayın
Saheeh InternationalAnd do not obey the order of the transgressors
«ولا تطيعوا أمر المسرفين».
Süleyman AteşYeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin)
Saheeh InternationalWho cause corruption in the land and do not amend
«الذين يفسدون في الأرض» بالمعاصي «ولا يصلحون» بطاعة الله.
Süleyman AteşDediler: Sen, iyice büyülenmişlerdensin
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
«قالوا إنما أنت من المسحرين» الذين سحروا كثيرا حتى غلب على عقلهم.
Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu'cize getir
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, so bring a sign, if you should be of the truthful
«ما أنت» أيضا «إلا بشر مثلنا فأت بآية إن كنتم من الصادقين» في رسالتك.
Süleyman AteşDedi: "İşte bu dişi deve(mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin
Saheeh InternationalHe said, "This is a she-camel. For her is a [time of] drink, and for you is a [time of] drink, [each] on a known day
«قال هذه ناقة لها شرب» نصيب من الماء «ولكم شرب يوم معلوم».
Süleyman AteşSakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar
Saheeh InternationalAnd do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day
«ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب يوم عظيم» بعظم العذاب.
Süleyman AteşNihayet onu kestiler, ama pişman oldular
Saheeh InternationalBut they hamstrung her and so became regretful
«فعقروها» عقرها بعضهم برضاهم «فأصبحوا نادمين» على عقرها.
Süleyman AteşVe azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Saheeh InternationalAnd the punishment seized them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«فأخذهم العذاب» الموعود به فهلكوا «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Süleyman AteşLut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı
Saheeh InternationalThe people of Lot denied the messengers
«كذبت قوم لوط المرسلين».
Süleyman AteşKardeşleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demişti
Saheeh InternationalWhen their brother Lot said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم أخوهم لوط ألا تتقون».
Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Süleyman AteşAlemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz
Saheeh InternationalDo you approach males among the worlds
«أتأتون الذكران من العالمين» الناس.
Süleyman AteşVe Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz
Saheeh InternationalAnd leave what your Lord has created for you as mates? But you are a people transgressing
«وتذرون ما خلق لكم ربكم من أزواجكم» أي أقبالهن «بل أنتم قوم عادون» متجاوزون الحلال إلى الحرام.
Süleyman AteşDediler: "Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Lot, you will surely be of those evicted
«قالوا لئن لم تنته يا لوط» عن إنكارك علينا «لتكونن من المخرجين» من بلدتنا.
Süleyman Ateş(Lut) dedi: "Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım
Saheeh InternationalHe said, "Indeed, I am, toward your deed, of those who detest [it]
«قال» لوط «إني لعملكم من القالين» المبغضين.
Süleyman AteşRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar
Saheeh InternationalMy Lord, save me and my family from [the consequence of] what they do
«رب نجني وأهلي مما يعلمون» أي من عذابه.
Süleyman AteşBiz de onu ve ailesini tamamen kurtardık
Saheeh InternationalSo We saved him and his family, all
«فنجيناه وأهله أجمعين».
Süleyman AteşYalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık)
Saheeh InternationalExcept an old woman among those who remained behind
«إلا عجوزا» امرأته «في الغابرين» الباقين أهلكناها.
Süleyman AteşSonra ötekilerini hep yıktık, helak ettik
Saheeh InternationalThen We destroyed the others
«ثم دمرنا الآخرين» أهلناهم.
Süleyman AteşVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu
Saheeh InternationalAnd We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned
«وأمطرنا عليهم مطرا» حجارة من جملة الإهلاك «فساء مطر المنذرين» مطرهم.
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Süleyman AteşEyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı
Saheeh InternationalThe companions of the thicket denied the messengers
«كذب أصحاب الأيكة» وفي قراءة بحذف الهمزة وإلقاء حركتها على اللام وفتح الهاء: هي غيضة شجر قرب مدين «المرسلين».
Süleyman AteşŞu'ayb, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız
Saheeh InternationalWhen Shu'ayb said to them, "Will you not fear Allah
«إذ قال لهم شعيب» لم يقل أخوهم لأنه لم يكن منهم «ألا تتقون».
Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
«إني لكم رسول أمين».
Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
«فاتقوا الله وأطيعون».
Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Süleyman AteşÖlçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın
Saheeh InternationalGive full measure and do not be of those who cause loss
«أوْفوا الكيل» أتموه «ولا تكونوا من المخسرين» الناقصين.
Süleyman AteşDoğru terazi ile tartın
Saheeh InternationalAnd weigh with an even balance
«وزنوا بالقسطاس المستقيم» الميزان السوي.
Süleyman Ateşİnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
Saheeh InternationalAnd do not deprive people of their due and do not commit abuse on earth, spreading corruption
«ولا تبخسوا الناس أشياءهم» لا تنقصوهم من حقهم شيئا «ولا تعثوْا في الأرض مفسدين» بالقتل وغيره من عَثِيَ بكسر المثلثة أفسد ومفسدين حال مؤكدة لمعنى عاملها.
Süleyman AteşSizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old
Saheeh InternationalAnd fear He who created you and the former creation
«واتقوا الذي خلقكم والجبلة» الخليقة «الأولين».
Süleyman AteşDediler: "Sen iyice büyülenmişlerdensin
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
«قالوا إنما أنت من المسحرين».
Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, and indeed, we think you are among the liars
«وما أنت إلا بشر مثلنا وإن» مخففة من الثقيلة واسمها محذوف أي إنه «نظنك لمن الكاذبين».
Süleyman AteşEğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür
Saheeh InternationalSo cause to fall upon us fragments of the sky, if you should be of the truthful
«فأسقط علينا كسْفا» بسكون السين وفتحها قطعا «من السماء إن كنت من الصادقين» في رسالتك.
Süleyman AteşRabbim yaptığınızı daha iyi bilir dedi
Saheeh InternationalHe said, "My Lord is most knowing of what you do
«قال ربي أعلم بما تعملون» فيجازيكم به.
Süleyman AteşOnu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi
Saheeh InternationalAnd they denied him, so the punishment of the day of the black cloud seized them. Indeed, it was the punishment of a terrible day
«فكذبوه فأخذهم عذاب يوم الظلة» هي سحابة أظلتهم بعد حر شديد أصابهم فأمطرت عليهم نارا فاحترقوا «إنه كان عذاب يوم عظيم».
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Süleyman AteşMuhakkak ki o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir
Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is the revelation of the Lord of the worlds
«وإنه» أي القرآن «لتنزيل رب العالمين».
Süleyman AteşOnu, er-Ruhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi
Saheeh InternationalThe Trustworthy Spirit has brought it down
«نزل به الروح الأمين» جبريل.
Süleyman AteşSenin kalbine; uyarıcılardan olman için
Saheeh InternationalUpon your heart, [O Muhammad] - that you may be of the warners
«على قلبك لتكون من المنذرين».
Süleyman AteşApaçık Arapça bir dille
Saheeh InternationalIn a clear Arabic language
«بلسان عربي مبين» بيَّن وفي قراءة بتشديد نزل ونصب الروح والفاعل الله.
Süleyman AteşO(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır
Saheeh InternationalAnd indeed, it is [mentioned] in the scriptures of former peoples
«وإنه» ذكر القرآن المنزل على محمد «لفي زُبُر» كتب «الأولين» كالتوراة والإنجيل.
Süleyman Ateşİsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur'an'ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi
Saheeh InternationalAnd has it not been a sign to them that it is recognized by the scholars of the Children of Israel
«أو لم يكن لهم» لكفار مكة «آية» على ذلك «أن يعلمه علماء بني إسرائيل» كعبد الله بن سلام وأصحابه من الذين آمنوا فإنهم يخبرون بذلك، ويكن بالتحتانية ونصب آية وبالفوقانية ورفع آية.
Süleyman AteşBiz onu yabancılardan birine indirseydik de
Saheeh InternationalAnd even if We had revealed it to one among the foreigners
«ولو نزلناه على بعض الأعجمين» جمع أعجم.
Süleyman AteşOnu onlara okusaydı, ona inanmazlardı
Saheeh InternationalAnd he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it
«فقرأه عليهم» كفار مكة «ما كانوا به مؤمنين» أنفة من اتباعه.
Süleyman AteşBiz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk
Saheeh InternationalThus have We inserted disbelief into the hearts of the criminals
«كذلك» أي مثل إدخالنا التكذيب به بقراءة الأعجمي «سلكناه» أدخلنا التكذيب به «في قلوب المجرمين» كفار مكة بقراءة النبي.
Süleyman AteşAcı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar
Saheeh InternationalThey will not believe in it until they see the painful punishment
«لا يؤمنون به حتى يروا العذاب الأليم».
Süleyman AteşAzab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar
Saheeh InternationalAnd it will come to them suddenly while they perceive [it] not
«فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون».
Süleyman Ateş(Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?" derler
Saheeh InternationalAnd they will say, "May we be reprieved
«فيقولوا هل نحن منظرون» لنؤمن فيقال لهم: لا قالوا: متى هذا العذاب، قال تعالى.
Süleyman AteşHala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)
Saheeh InternationalSo for Our punishment are they impatient
«أفبعذابنا يستعجلون».
Süleyman AteşBaksana, biz onları yıllarca yaşatsak
Saheeh InternationalThen have you considered if We gave them enjoyment for years
«أفرأيت» أخبرني «إن متَّعناهم سنين».
Süleyman AteşSonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse
Saheeh InternationalAnd then there came to them that which they were promised
«ثم جاءهم ما كانوا يوعدون» من العذاب.
Süleyman AteşO yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı
Saheeh InternationalThey would not be availed by the enjoyment with which they were provided
«ما» إستفهامية بمعنى: أي شيء «أغنى عنهم ما كانوا يمتعون» في دفع العذاب أو تخفيفه أي: لم يغن.
Süleyman AteşBiz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik)
Saheeh InternationalAnd We did not destroy any city except that it had warners
«وما أهلكنا من قرية إلا لها منذرون» رسل تنذر أهلها.
Süleyman Ateş(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik
Saheeh InternationalAs a reminder; and never have We been unjust
«ذكرى» عظة لهم «وما كنا ظالمين» في إهلاكهم بعد إنذارهم ونزل ردا لقول المشركين.
Süleyman AteşO(Kur'a)n'ı şeytanlar (cinler) indirmedi
Saheeh InternationalAnd the devils have not brought the revelation down
«وما تنزلت به» بالقرآن «الشياطين».
Süleyman AteşBu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da
Saheeh InternationalIt is not allowable for them, nor would they be able
«وما ينبغي» يصلح «لهم» أن ينزلوا به «وما يستطيعون» ذلك.
Süleyman AteşÇünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır
Saheeh InternationalIndeed they, from [its] hearing, are removed
«إنهم عن السمع» لكلام الملائكة «لمعزولون» بالشهب.
Süleyman AteşAllah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azabedilenlerden olursun
Saheeh InternationalSo do not invoke with Allah another deity and [thus] be among the punished
«فلا تدع مع الله إلها آخر فتكون من المعذبين» إن فعلت ذلك الذي دعوك إليه.
Süleyman AteşEn yakın akrabanı uyar
Saheeh InternationalAnd warn, [O Muhammad], your closest kindred
(وأنذر عشيرتك الأقربين) وهم بنو هاشم وبنو عبد المطلب "" وقد أنذرهم جهارا "" رواه البخاري ومسلم.
Süleyman AteşVe sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran)
Saheeh InternationalAnd lower your wing to those who follow you of the believers
«واخفض جناحكْ» ألن جانبك «لمن اتبعك من المؤمنين» الموحدين.
Süleyman AteşŞayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım," de
Saheeh InternationalAnd if they disobey you, then say, "Indeed, I am disassociated from what you are doing
«فإن عصوك» عشيرتك «فقل» لهم «إني بريء مما تعملون» من عبادة غير الله.
Süleyman AteşGalib ve esirgeyen(Allah)a tevekkül et
Saheeh InternationalAnd rely upon the Exalted in Might, the Merciful
«وتوكل» بالواو والفاء «على العزيز الرحيم» الله أي فوض إليه جميع أمورك.
Süleyman AteşO, seni görür: Namaza durduğun zaman
Saheeh InternationalWho sees you when you arise
«الذي يراك حين تقوم» إلى الصلاة.
Süleyman AteşVe secde edenler arasında eğilip doğrulurken
Saheeh InternationalAnd your movement among those who prostrate
«وتقلبك» في أركان الصلاة قائما وقاعدا وراكعا وساجدا «في الساجدين» المصلين.
Süleyman AteşÇünkü O, işitendir, bilendir
Saheeh InternationalIndeed, He is the Hearing, the Knowing
«إنه هو السميع العليم».
Süleyman AteşŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi
Saheeh InternationalShall I inform you upon whom the devils descend
«هل أنبئكم» يا كفرا مكة «على من تنزل الشياطين» بحذف إحدى التاءين من الأصل.
Süleyman AteşOnlar, her günahkar yalancıya inerler
Saheeh InternationalThey descend upon every sinful liar
«تنزل على كل أفاك» كذاب «أثيم» فاجر مثل مسيلمة وغيره من الكهنة.
Süleyman AteşO yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler
Saheeh InternationalThey pass on what is heard, and most of them are liars
«يلقون» الشياطين «السمع» ما سمعوه من الملائكة إلى الكهنة «وأكثرهم كاذبون» يضمنون إلى المسموع كذبا وكان هذا قبل أن حجبت الشياطين عن السماء.
Süleyman AteşŞa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar
Saheeh InternationalAnd the poets - [only] the deviators follow them
«والشعراء يتبعهم الغاوون» في شعرهم فيقولن به ويرونه عنهم فهم مذمومون.
Süleyman AteşBaksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar
Saheeh InternationalDo you not see that in every valley they roam
«ألم تر» تعلم «أنهم في كل واد» من أودية الكلام وفنونه «يهيمون» يمضون فيجازون الحد مدحا وهجاء.
Süleyman AteşVe onlar yapmayacakları şeyleri söylerler
Saheeh InternationalAnd that they say what they do not do
«وأنهم يقولون» فعلنا «مالا يفعلون» يكذبون.
Süleyman AteşAncak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir
Saheeh InternationalExcept those [poets] who believe and do righteous deeds and remember Allah often and defend [the Muslims] after they were wronged. And those who have wronged are going to know to what [kind of] return they will be returned
«إلا الذين آمنوا وعملوا الصالحات» من الشعراء. «وذكروا الله كثيرا» لم يشغلهم الشعر عن الذكر «وانتصروا» بهجوهم الكفار «من بعد ما ظلموا» بهجو الكفار لهم في جملة المؤمنين فليسو مذمومين قال الله تعالى: (لا يحب الله الجهر بالسوء من القول إلا من ظلم) وقال تعالى (فمن اعتدى عليكم فاعتدوا عليه بمثل ما اعتدي عليكم) «وسيعلم الذين ظلموا» من الشعراء وغيرهم «أي منقلب» مرجع «ينقلبون» يرجعون بعد الموت.