☪ Anlam Arayışı

26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
26:1
طسٓمٓ

Süleyman AteşTa sin mim

Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm

Saheeh InternationalTa, Seen, Meem

26:2
تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُبِينِ

Süleyman AteşŞunlar o apaçık Kitabın ayetleridir

Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir

Saheeh InternationalThese are the verses of the clear Book

26:3
لَعَلَّكَ بَـٰخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُواْ مُؤْمِنِينَ

Süleyman AteşHerhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın

Saheeh InternationalPerhaps, [O Muhammad], you would kill yourself with grief that they will not be believers

26:4 📚 1
إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَـٰقُهُمْ لَهَا خَـٰضِعِينَ

Süleyman AteşDilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar)

Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır

Saheeh InternationalIf We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled

26:5
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُواْ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

Süleyman AteşRahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler

Saheeh InternationalAnd no revelation comes to them anew from the Most Merciful except that they turn away from it

26:6
فَقَدْ كَذَّبُواْ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَـٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Süleyman AteşYalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir

Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir

Saheeh InternationalFor they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule

26:7
أَوَلَمْ يَرَوْاْ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

Süleyman AteşYere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz

Saheeh InternationalDid they not look at the earth - how much We have produced therein from every noble kind

26:8
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman AteşŞüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:9 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:10
وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Süleyman AteşRabbin Musa'ya seslendi: "O zalim kavme git

Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi

Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord called Moses, [saying], "Go to the wrongdoing people

26:11 📚 1
قَوْمَ فِرْعَوْنَ‌ۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Süleyman AteşFir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı

Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı

Saheeh InternationalThe people of Pharaoh. Will they not fear Allah

26:12
قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

Süleyman Ateş(Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum

Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar

Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed I fear that they will deny me

26:13
وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَـٰرُونَ

Süleyman AteşGöğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver

Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver

Saheeh InternationalAnd that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron

26:14
وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

Süleyman AteşHem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum

Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler

Saheeh InternationalAnd they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me

26:15
قَالَ كَلَّا‌ۖ فَٱذْهَبَا بِـَٔـايَـٰتِنَآ‌ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ

Süleyman Ateş(Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz

Saheeh International[Allah] said, "No. Go both of you with Our signs; indeed, We are with you, listening

26:16
فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşFir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz

Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz

Saheeh InternationalGo to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds

26:17
أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٲٓءِيلَ

Süleyman Ateşİsrail oğullarını bizimle beraber gönder

Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder

Saheeh International[Commanded to say], "Send with us the Children of Israel

26:18
قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

Süleyman Ateş(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi

Saheeh International[Pharaoh] said, "Did we not raise you among us as a child, and you remained among us for years of your life

26:19
وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَـٰفِرِينَ

Süleyman AteşVe sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin

Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin

Saheeh InternationalAnd [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful

26:20
قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًا وَأَنَا۟ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Süleyman Ateş(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi

Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım

Saheeh International[Moses] said, "I did it, then, while I was of those astray

26:21
فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Süleyman AteşSizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı

Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı

Saheeh InternationalSo I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers

26:22
وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٲٓءِيلَ

Süleyman AteşO başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)

Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır

Saheeh InternationalAnd is this a favor of which you remind me - that you have enslaved the Children of Israel

26:23
قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşFir'avn dedi ki: "(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir

Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki

Saheeh InternationalSaid Pharaoh, "And what is the Lord of the worlds

26:24 📚 1
قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ‌ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Süleyman Ateş(Musa): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi

Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir

Saheeh International[Moses] said, "The Lord of the heavens and earth and that between them, if you should be convinced

26:25
قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

Süleyman Ateş(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi

Saheeh International[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear

26:26
قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Süleyman Ateş(Musa): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi

Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir

Saheeh International[Moses] said, "Your Lord and the Lord of your first forefathers

26:27 📚 1
قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ

Süleyman Ateş(Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi

Saheeh International[Pharaoh] said, "Indeed, your 'messenger' who has been sent to you is mad

26:28
قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ‌ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

Süleyman Ateş(Musa): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi

Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir

Saheeh International[Moses] said, "Lord of the east and the west and that between them, if you were to reason

26:29
قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَـٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ

Süleyman Ateş(Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi

Saheeh International[Pharaoh] said, "If you take a god other than me, I will surely place you among those imprisoned

26:30
قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍ مُّبِينٍ

Süleyman Ateş(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi

Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı

Saheeh International[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest

26:31
قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Süleyman Ateş(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi

Saheeh International[Pharaoh] said, "Then bring it, if you should be of the truthful

26:32
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ

Süleyman Ateş(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi

Saheeh InternationalSo [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest

26:33
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّـٰظِرِينَ

Süleyman AteşElini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi

Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi

Saheeh InternationalAnd he drew out his hand; thereupon it was white for the observers

26:34
قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَـٰذَا لَسَـٰحِرٌ عَلِيمٌ

Süleyman Ateş(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür

Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz

Saheeh International[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician

26:35
يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

Süleyman AteşBüyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz

Saheeh InternationalHe wants to drive you out of your land by his magic, so what do you advise

26:36
قَالُوٓاْ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ

Süleyman AteşDediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder

Saheeh InternationalThey said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers

26:37
يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍ

Süleyman AteşBütün bilgin büyücüleri sana getirsinler

Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler

Saheeh InternationalWho will bring you every learned, skilled magician

26:38
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

Süleyman AteşDerken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi

Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi

Saheeh InternationalSo the magicians were assembled for the appointment of a well-known day

26:39
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ

Süleyman AteşHalka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi

Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi

Saheeh InternationalAnd it was said to the people, "Will you congregate

26:40
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُواْ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

Süleyman AteşUmarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız

Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler

Saheeh InternationalThat we might follow the magicians if they are the predominant

26:41
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُواْ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

Süleyman AteşBüyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler

Saheeh InternationalAnd when the magicians arrived, they said to Pharaoh, "Is there indeed for us a reward if we are the predominant

26:42
قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Süleyman AteşEvet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız

Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi

Saheeh InternationalHe said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]

26:43
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُواْ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

Süleyman AteşMusa onlara: "Atacağınızı atın!" dedi

Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi

Saheeh InternationalMoses said to them, "Throw whatever you will throw

26:44
فَأَلْقَوْاْ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُواْ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَـٰلِبُونَ

Süleyman Ateşİplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz" dediler

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler

Saheeh InternationalSo they threw their ropes and their staffs and said, "By the might of Pharaoh, indeed it is we who are predominant

26:45
فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

Süleyman AteşMusa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı

Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor

Saheeh InternationalThen Moses threw his staff, and at once it devoured what they falsified

26:46
فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَـٰجِدِينَ

Süleyman AteşDerhal büyücüler secdeye kapandılar

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar

Saheeh InternationalSo the magicians fell down in prostration [to Allah]

26:47
قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşDediler: "Alemlerin Rabbine inandık

Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine

Saheeh InternationalThey said, "We have believed in the Lord of the worlds

26:48
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ

Süleyman AteşMusa'nın ve Harun'un Rabbine

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine

Saheeh InternationalThe Lord of Moses and Aaron

26:49
قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ‌ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ‌ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَـٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

Süleyman Ateş(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım

Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim

Saheeh International[Pharaoh] said, "You believed Moses before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic, but you are going to know. I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will surely crucify you all

26:50
قَالُواْ لَا ضَيْرَ‌ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

Süleyman AteşZararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz

Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz

Saheeh InternationalThey said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return

26:51 📚 1
إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَـٰيَـٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Süleyman AteşBiz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız

Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz

Saheeh InternationalIndeed, we aspire that our Lord will forgive us our sins because we were the first of the believers

26:52
۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Süleyman AteşMusa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik

Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik

Saheeh InternationalAnd We inspired to Moses, "Travel by night with My servants; indeed, you will be pursued

26:53
فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ

Süleyman AteşFir'avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi

Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi

Saheeh InternationalThen Pharaoh sent among the cities gatherers

26:54
إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ

Süleyman AteşŞunlar, (şu İsrail oğulları), az bir topluluktur dedi

Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır

Saheeh International[And said], "Indeed, those are but a small band

26:55
وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

Süleyman AteşBizi kızdırmaktadırlar

Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar

Saheeh InternationalAnd indeed, they are enraging us

26:56
وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَـٰذِرُونَ

Süleyman AteşBiz, ihtiyatlı, koca bir cemaatiz

Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)

Saheeh InternationalAnd indeed, we are a cautious society

26:57
فَأَخْرَجْنَـٰهُم مِّن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ

Süleyman AteşBöylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den

Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan

Saheeh InternationalSo We removed them from gardens and springs

26:58
وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

Süleyman AteşHazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den

Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık

Saheeh InternationalAnd treasures and honorable station

26:59
كَذَٲلِكَ وَأَوْرَثْنَـٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٲٓءِيلَ

Süleyman AteşBöylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık

Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık

Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it the Children of Israel

26:60
فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ

Süleyman Ateş(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler

Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler

Saheeh InternationalSo they pursued them at sunrise

26:61
فَلَمَّا تَرَٲٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

Süleyman Ateşİki topluluk (yaklaşıp) birbirini görünce Musa'nın adamları: "İşte yakalandık!" dediler

Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler

Saheeh InternationalAnd when the two companies saw one another, the companions of Moses said, "Indeed, we are to be overtaken

26:62
قَالَ كَلَّآ‌ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

Süleyman Ateş(Musa): "Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir

Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir

Saheeh International[Moses] said, "No! Indeed, with me is my Lord; He will guide me

26:63
فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ‌ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ

Süleyman AteşMusa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

Saheeh InternationalThen We inspired to Moses, "Strike with your staff the sea," and it parted, and each portion was like a great towering mountain

26:64 📚 1
وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْأَخَرِينَ

Süleyman AteşÖtekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler)

Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik

Saheeh InternationalAnd We advanced thereto the pursuers

26:65
وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Süleyman AteşMusa'yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık

Saheeh InternationalAnd We saved Moses and those with him, all together

26:66
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْأَخَرِينَ

Süleyman AteşSonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu)

Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk

Saheeh InternationalThen We drowned the others

26:67
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:68 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:69
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٲهِيمَ

Süleyman AteşOnlara İbrahim'in haberini de oku

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet

Saheeh InternationalAnd recite to them the news of Abraham

26:70 📚 1
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ

Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti

Saheeh InternationalWhen he said to his father and his people, "What do you worship

26:71
قَالُواْ نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَـٰكِفِينَ

Süleyman AteşPutlara tapıyoruz, onların önünde ibadete duruyoruz. dediler

Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler

Saheeh InternationalThey said, "We worship idols and remain to them devoted

26:72 📚 1
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

Süleyman AteşPeki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı

Saheeh InternationalHe said, "Do they hear you when you supplicate

26:73 📚 1
أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

Süleyman AteşYahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı

Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu

Saheeh InternationalOr do they benefit you, or do they harm

26:74
قَالُواْ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٲلِكَ يَفْعَلُونَ

Süleyman AteşHayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler

Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk

Saheeh InternationalThey said, "But we found our fathers doing thus

26:75
قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

Süleyman Ateşİşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz? dedi

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

Saheeh InternationalHe said, "Then do you see what you have been worshipping

26:76
أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ

Süleyman AteşSiz ve eski atalarınız

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

Saheeh InternationalYou and your ancient forefathers

26:77
فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşOnlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur)

Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)

Saheeh InternationalIndeed, they are enemies to me, except the Lord of the worlds

26:78 📚 7
ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ

Süleyman AteşBeni yaratan ve bana yol gösteren O'dur

Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir

Saheeh InternationalWho created me, and He [it is who] guides me

26:79 📚 4
وَٱلَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ

Süleyman AteşBana yediren ve içiren O'dur

Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir

Saheeh InternationalAnd it is He who feeds me and gives me drink

26:80 📚 7
وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

Süleyman AteşHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur

Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir

Saheeh InternationalAnd when I am ill, it is He who cures me

26:81 📚 3
وَٱلَّذِى يُمِيتُنِى ثُمَّ يُحْيِينِ

Süleyman AteşBeni öldürecek, sonra diriltecek O'dur

Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir

Saheeh InternationalAnd who will cause me to die and then bring me to life

26:82
وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓــَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ

Süleyman AteşCeza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur

Saheeh InternationalAnd who I aspire that He will forgive me my sin on the Day of Recompense

26:83
رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّـٰلِحِينَ

Süleyman AteşRabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat

Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat

Saheeh International[And he said], "My Lord, grant me authority and join me with the righteous

26:84 📚 4
وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْأَخِرِينَ

Süleyman AteşSonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)

Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle

Saheeh InternationalAnd grant me a reputation of honor among later generations

26:85 📚 1
وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

Süleyman AteşBeni ni'met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl

Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle

Saheeh InternationalAnd place me among the inheritors of the Garden of Pleasure

26:86 📚 2
وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Süleyman AteşBabamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err

Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir

Saheeh InternationalAnd forgive my father. Indeed, he has been of those astray

26:87 📚 3
وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ

Süleyman Ateş(Kulların) diriltilecekleri gün, beni utandırma

Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme

Saheeh InternationalAnd do not disgrace me on the Day they are [all] resurrected

26:88 📚 5
يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ

Süleyman AteşO gün ki, ne mal, ne de oğullar yarar vermez

Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar

Saheeh InternationalThe Day when there will not benefit [anyone] wealth or children

26:89 📚 14
إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

Süleyman AteşAncak Allah'a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür)

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)

Saheeh InternationalBut only one who comes to Allah with a sound heart

26:90 📚 1
وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

Süleyman Ateş(O gün) cennet, korunanlara yaklaştırılır

Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır

Saheeh InternationalAnd Paradise will be brought near [that Day] to the righteous

26:91 📚 1
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

Süleyman AteşCehennem de azgınların karşısına çıkarılır

Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır

Saheeh InternationalAnd Hellfire will be brought forth for the deviators

26:92
وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

Süleyman AteşOnlara "Hani taptıklarınız nerede?" denilir

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

Saheeh InternationalAnd it will be said to them, "Where are those you used to worship

26:93
مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ

Süleyman AteşO Allah'tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

Saheeh InternationalOther than Allah? Can they help you or help themselves

26:94
فَكُبْكِبُواْ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ

Süleyman AteşOnlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar

Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar

Saheeh InternationalSo they will be overturned into Hellfire, they and the deviators

26:95 📚 1
وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

Süleyman Ateşİblis'in bütün askerleri de

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

Saheeh InternationalAnd the soldiers of Iblees, all together

26:96 📚 1
قَالُواْ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

Süleyman AteşOnlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

Saheeh InternationalThey will say while they dispute therein

26:97
تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

Süleyman AteşVallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz

Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz

Saheeh InternationalBy Allah, we were indeed in manifest error

26:98
إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşÇünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk

Saheeh InternationalWhen we equated you with the Lord of the worlds

26:99 📚 1
وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

Süleyman AteşAma bizi saptıran o suçlulardır

Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı

Saheeh InternationalAnd no one misguided us except the criminals

26:100
فَمَا لَنَا مِن شَـٰفِعِينَ

Süleyman AteşŞimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var

Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var

Saheeh InternationalSo now we have no intercessors

26:101 📚 8
وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ

Süleyman AteşNe de sıcak bir dostumuz

Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost

Saheeh InternationalAnd not a devoted friend

26:102 📚 2
فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Süleyman AteşAh keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak

Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik

Saheeh InternationalThen if we only had a return [to the world] and could be of the believers

26:103
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:104 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:105 📚 1
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

Süleyman AteşNuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Saheeh InternationalThe people of Noah denied the messengers

26:106
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Süleyman AteşKardeşleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Saheeh InternationalWhen their brother Noah said to them, "Will you not fear Allah

26:107 📚 2
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

26:108 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:109
وَمَآ أَسْــَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ‌ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

26:110 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşÖyle ise Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:111
۞ قَالُوٓاْ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

Süleyman AteşDediler ki: "Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız

Saheeh InternationalThey said, "Should we believe you while you are followed by the lowest [class of people]

26:112
قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Süleyman AteşDedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm)

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur

Saheeh InternationalHe said, "And what is my knowledge of what they used to do

26:113
إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى‌ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ

Süleyman AteşAnlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz

Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize

Saheeh InternationalTheir account is only upon my Lord, if you [could] perceive

26:114
وَمَآ أَنَا۟ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Süleyman AteşBen inananları kovacak değilim

Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim

Saheeh InternationalAnd I am not one to drive away the believers

26:115
إِنْ أَنَا۟ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Süleyman AteşBen sadece apaçık bir uyarıcıyım

Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım

Saheeh InternationalI am only a clear warner

26:116
قَالُواْ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ

Süleyman AteşDediler: "Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın

Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Noah, you will surely be of those who are stoned

26:117
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ

Süleyman Ateş(Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti

Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed my people have denied me

26:118
فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Süleyman AteşBenimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar

Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar

Saheeh InternationalThen judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers

26:119
فَأَنجَيْنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Süleyman AteşBiz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık

Saheeh InternationalSo We saved him and those with him in the laden ship

26:120
ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ

Süleyman AteşSonra bunun ardından, geride kalanları boğduk

Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk

Saheeh InternationalThen We drowned thereafter the remaining ones

26:121
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:122 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:123
كَذَّبَتْ عَادٌ ٱلْمُرْسَلِينَ

Süleyman AteşAd (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Saheeh InternationalAad denied the messengers

26:124
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Süleyman AteşKardeşleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Saheeh InternationalWhen their brother Hud said to them, "Will you not fear Allah

26:125 📚 2
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

Süleyman AteşBen size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

26:126 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:127
وَمَآ أَسْــَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ‌ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

26:128
أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةً تَعْبَثُونَ

Süleyman AteşSiz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz

Saheeh InternationalDo you construct on every elevation a sign, amusing yourselves

26:129
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

Süleyman AteşBelki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz

Saheeh InternationalAnd take for yourselves palaces and fortresses that you might abide eternally

26:130
وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

Süleyman Ateş(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz

Saheeh InternationalAnd when you strike, you strike as tyrants

26:131 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:132
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

Süleyman AteşSize bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know

Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte

Saheeh InternationalAnd fear He who provided you with that which you know

26:133
أَمَدَّكُم بِأَنْعَـٰمٍ وَبَنِينَ

Süleyman AteşO size verdi: davarlar, oğullar

Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar

Saheeh InternationalProvided you with grazing livestock and children

26:134
وَجَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ

Süleyman AteşBahçeler, çeşmeler

Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir

Saheeh InternationalAnd gardens and springs

26:135
إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Süleyman AteşDoğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum

Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum

Saheeh InternationalIndeed, I fear for you the punishment of a terrible day

26:136
قَالُواْ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٲعِظِينَ

Süleyman AteşDediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir

Saheeh InternationalThey said, "It is all the same to us whether you advise or are not of the advisors

26:137
إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

Süleyman AteşBu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir

Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir

Saheeh InternationalThis is not but the custom of the former peoples

26:138 📚 1
وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

Süleyman AteşBiz azaba uğratılacak değiliz

Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz

Saheeh InternationalAnd we are not to be punished

26:139
فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَـٰهُمْ‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman Ateş(Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

Saheeh InternationalAnd they denied him, so We destroyed them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:140 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:141
كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ

Süleyman AteşSemud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Saheeh InternationalThamud denied the messengers

26:142
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَـٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Süleyman AteşKardeşleri Salih, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Saheeh InternationalWhen their brother Salih said to them, "Will you not fear Allah

26:143 📚 2
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

26:144 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:145
وَمَآ أَسْــَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ‌ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

26:146
أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَـٰهُنَآ ءَامِنِينَ

Süleyman AteşSiz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız

Saheeh InternationalWill you be left in what is here, secure [from death]

26:147
فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ

Süleyman AteşBöyle bahçelerde, çeşme başlarında

Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde

Saheeh InternationalWithin gardens and springs

26:148
وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

Süleyman AteşEkinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında

Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında

Saheeh InternationalAnd fields of crops and palm trees with softened fruit

26:149
وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَـٰرِهِينَ

Süleyman AteşDağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz

Saheeh InternationalAnd you carve out of the mountains, homes, with skill

26:150 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:151
وَلَا تُطِيعُوٓاْ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

Süleyman AteşO aşırıların emrine uymayın

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

Saheeh InternationalAnd do not obey the order of the transgressors

26:152
ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

Süleyman AteşYeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin)

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

Saheeh InternationalWho cause corruption in the land and do not amend

26:153
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

Süleyman AteşDediler: Sen, iyice büyülenmişlerdensin

Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic

26:154
مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔـايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu'cize getir

Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir

Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, so bring a sign, if you should be of the truthful

26:155
قَالَ هَـٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

Süleyman AteşDedi: "İşte bu dişi deve(mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin

Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi

Saheeh InternationalHe said, "This is a she-camel. For her is a [time of] drink, and for you is a [time of] drink, [each] on a known day

26:156
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Süleyman AteşSakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar

Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir

Saheeh InternationalAnd do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day

26:157
فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُواْ نَـٰدِمِينَ

Süleyman AteşNihayet onu kestiler, ama pişman oldular

Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular

Saheeh InternationalBut they hamstrung her and so became regretful

26:158
فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman AteşVe azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

Saheeh InternationalAnd the punishment seized them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:159 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:160 📚 1
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

Süleyman AteşLut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

Saheeh InternationalThe people of Lot denied the messengers

26:161 📚 1
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Süleyman AteşKardeşleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız

Saheeh InternationalWhen their brother Lot said to them, "Will you not fear Allah

26:162 📚 2
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

26:163 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:164
وَمَآ أَسْــَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ‌ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşBen sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

26:165
أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşAlemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz

Saheeh InternationalDo you approach males among the worlds

26:166
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٲجِكُم‌ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

Süleyman AteşVe Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz

Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz

Saheeh InternationalAnd leave what your Lord has created for you as mates? But you are a people transgressing

26:167
قَالُواْ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ

Süleyman AteşDediler: "Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın

Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Lot, you will surely be of those evicted

26:168 📚 2
قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ

Süleyman Ateş(Lut) dedi: "Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım

Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim

Saheeh InternationalHe said, "Indeed, I am, toward your deed, of those who detest [it]

26:169
رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ

Süleyman AteşRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar

Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar

Saheeh InternationalMy Lord, save me and my family from [the consequence of] what they do

26:170
فَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Süleyman AteşBiz de onu ve ailesini tamamen kurtardık

Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık

Saheeh InternationalSo We saved him and his family, all

26:171
إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ

Süleyman AteşYalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık)

Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı

Saheeh InternationalExcept an old woman among those who remained behind

26:172
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْأَخَرِينَ

Süleyman AteşSonra ötekilerini hep yıktık, helak ettik

Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik

Saheeh InternationalThen We destroyed the others

26:173
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا‌ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

Süleyman AteşVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu

Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu

Saheeh InternationalAnd We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned

26:174
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:175 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:176
كَذَّبَ أَصْحَـٰبُ لْــَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ

Süleyman AteşEyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti

Saheeh InternationalThe companions of the thicket denied the messengers

26:177
إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Süleyman AteşŞu'ayb, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız

Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

Saheeh InternationalWhen Shu'ayb said to them, "Will you not fear Allah

26:178 📚 2
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

Süleyman AteşBen sizin için güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

26:179 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Süleyman AteşAllah'tan korkun ve bana ita'at edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

26:180
وَمَآ أَسْــَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ‌ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşBen sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

26:181
۞ أَوْفُواْ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُواْ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

Süleyman AteşÖlçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın

Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

Saheeh InternationalGive full measure and do not be of those who cause loss

26:182 📚 1
وَزِنُواْ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ

Süleyman AteşDoğru terazi ile tartın

Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın

Saheeh InternationalAnd weigh with an even balance

26:183 📚 1
وَلَا تَبْخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْاْ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

Süleyman Ateşİnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın

Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın

Saheeh InternationalAnd do not deprive people of their due and do not commit abuse on earth, spreading corruption

26:184
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

Süleyman AteşSizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old

Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun

Saheeh InternationalAnd fear He who created you and the former creation

26:185
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

Süleyman AteşDediler: "Sen iyice büyülenmişlerdensin

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic

26:186
وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَـٰذِبِينَ

Süleyman AteşSen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz

Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz

Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, and indeed, we think you are among the liars

26:187
فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Süleyman AteşEğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür

Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver

Saheeh InternationalSo cause to fall upon us fragments of the sky, if you should be of the truthful

26:188
قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

Süleyman AteşRabbim yaptığınızı daha iyi bilir dedi

Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi

Saheeh InternationalHe said, "My Lord is most knowing of what you do

26:189
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ‌ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Süleyman AteşOnu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi

Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi

Saheeh InternationalAnd they denied him, so the punishment of the day of the black cloud seized them. Indeed, it was the punishment of a terrible day

26:190
إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Süleyman AteşMuhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

26:191 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

26:192
وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Süleyman AteşMuhakkak ki o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir

Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir

Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is the revelation of the Lord of the worlds

26:193 📚 5
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ

Süleyman AteşOnu, er-Ruhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi

Saheeh InternationalThe Trustworthy Spirit has brought it down

26:194 📚 2
عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

Süleyman AteşSenin kalbine; uyarıcılardan olman için

Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine

Saheeh InternationalUpon your heart, [O Muhammad] - that you may be of the warners

26:195 📚 7
بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّ مُّبِينٍ

Süleyman AteşApaçık Arapça bir dille

Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile

Saheeh InternationalIn a clear Arabic language

26:196 📚 2
وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ

Süleyman AteşO(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır

Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı

Saheeh InternationalAnd indeed, it is [mentioned] in the scriptures of former peoples

26:197
أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَـٰٓؤُاْ بَنِىٓ إِسْرَٲٓءِيلَ

Süleyman Ateşİsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur'an'ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi

Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir

Saheeh InternationalAnd has it not been a sign to them that it is recognized by the scholars of the Children of Israel

26:198
وَلَوْ نَزَّلْنَـٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ

Süleyman AteşBiz onu yabancılardan birine indirseydik de

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

Saheeh InternationalAnd even if We had revealed it to one among the foreigners

26:199
فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

Süleyman AteşOnu onlara okusaydı, ona inanmazlardı

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

Saheeh InternationalAnd he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it

26:200
كَذَٲلِكَ سَلَكْنَـٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Süleyman AteşBiz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

Saheeh InternationalThus have We inserted disbelief into the hearts of the criminals

26:201
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

Süleyman AteşAcı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

Saheeh InternationalThey will not believe in it until they see the painful punishment

26:202
فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Süleyman AteşAzab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir

Saheeh InternationalAnd it will come to them suddenly while they perceive [it] not

26:203
فَيَقُولُواْ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ

Süleyman Ateş(Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?" derler

Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir

Saheeh InternationalAnd they will say, "May we be reprieved

26:204
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

Süleyman AteşHala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)

Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı

Saheeh InternationalSo for Our punishment are they impatient

26:205
أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَـٰهُمْ سِنِينَ

Süleyman AteşBaksana, biz onları yıllarca yaşatsak

Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek

Saheeh InternationalThen have you considered if We gave them enjoyment for years

26:206 📚 2
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ

Süleyman AteşSonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse

Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa

Saheeh InternationalAnd then there came to them that which they were promised

26:207 📚 2
مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يُمَتَّعُونَ

Süleyman AteşO yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı

Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır

Saheeh InternationalThey would not be availed by the enjoyment with which they were provided

26:208
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

Süleyman AteşBiz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik)

Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur

Saheeh InternationalAnd We did not destroy any city except that it had warners

26:209
ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

Süleyman Ateş(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz

Saheeh InternationalAs a reminder; and never have We been unjust

26:210
وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَـٰطِينُ

Süleyman AteşO(Kur'a)n'ı şeytanlar (cinler) indirmedi

Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi

Saheeh InternationalAnd the devils have not brought the revelation down

26:211
وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

Süleyman AteşBu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da

Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez

Saheeh InternationalIt is not allowable for them, nor would they be able

26:212 📚 1
إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ

Süleyman AteşÇünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır

Saheeh InternationalIndeed they, from [its] hearing, are removed

26:213
فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ

Süleyman AteşAllah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azabedilenlerden olursun

Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun

Saheeh InternationalSo do not invoke with Allah another deity and [thus] be among the punished

26:214 📚 8
وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ

Süleyman AteşEn yakın akrabanı uyar

Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar

Saheeh InternationalAnd warn, [O Muhammad], your closest kindred

26:215
وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Süleyman AteşVe sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran)

Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir

Saheeh InternationalAnd lower your wing to those who follow you of the believers

26:216 📚 2
فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

Süleyman AteşŞayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım," de

Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım

Saheeh InternationalAnd if they disobey you, then say, "Indeed, I am disassociated from what you are doing

26:217 📚 1
وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Süleyman AteşGalib ve esirgeyen(Allah)a tevekkül et

Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan

Saheeh InternationalAnd rely upon the Exalted in Might, the Merciful

26:218
ٱلَّذِى يَرَٮٰكَ حِينَ تَقُومُ

Süleyman AteşO, seni görür: Namaza durduğun zaman

Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor

Saheeh InternationalWho sees you when you arise

26:219
وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّـٰجِدِينَ

Süleyman AteşVe secde edenler arasında eğilip doğrulurken

Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)

Saheeh InternationalAnd your movement among those who prostrate

26:220 📚 7
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Süleyman AteşÇünkü O, işitendir, bilendir

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur

Saheeh InternationalIndeed, He is the Hearing, the Knowing

26:221
هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَـٰطِينُ

Süleyman AteşŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi

Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi

Saheeh InternationalShall I inform you upon whom the devils descend

26:222 📚 2
تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ

Süleyman AteşOnlar, her günahkar yalancıya inerler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler

Saheeh InternationalThey descend upon every sinful liar

26:223
يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَـٰذِبُونَ

Süleyman AteşO yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır

Saheeh InternationalThey pass on what is heard, and most of them are liars

26:224
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ

Süleyman AteşŞa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar

Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar

Saheeh InternationalAnd the poets - [only] the deviators follow them

26:225 📚 2
أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ

Süleyman AteşBaksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

Saheeh InternationalDo you not see that in every valley they roam

26:226 📚 1
وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

Süleyman AteşVe onlar yapmayacakları şeyleri söylerler

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

Saheeh InternationalAnd that they say what they do not do

26:227 📚 5
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُواْ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُواْ‌ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

Süleyman AteşAncak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir

Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir

Saheeh InternationalExcept those [poets] who believe and do righteous deeds and remember Allah often and defend [the Muslims] after they were wronged. And those who have wronged are going to know to what [kind of] return they will be returned

← Önceki Sonraki →

26. Ash-Shu'araa Suresi | Anlam Arayışı