☪ Anlam Arayışı

31. Luqman سُورَةُ لُقۡمَانَ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
31:1
الٓمٓ
الٓمٓ
Elif Lâm Mîm

Diyanet İşleri MealiElif, Lam, Mim

Saheeh InternationalAlif, Lam, Meem

31:2
تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ ٱلْحَكِيمِ
تِلْكَ
şunlar
ءَايَـٰتُ
ayetleridir
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
ٱلْحَكِيمِ
hikmetli

Diyanet İşleri MealiBunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir

Saheeh InternationalThese are verses of the wise Book

31:3
هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ
هُدًۭى
yol göstericidir
وَرَحْمَةًۭ
ve rahmettir
لِّلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananlara

Diyanet İşleri MealiBunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir

Saheeh InternationalAs guidance and mercy for the doers of good

31:4
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٲةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٲةَ وَهُم بِٱلْأَخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُقِيمُونَ
kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَيُؤْتُونَ
ve verirler
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَهُم
ve onlar
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
هُمْ
onlar
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanırlar

Diyanet İşleri MealiO kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar

Saheeh InternationalWho establish prayer and give zakah, and they, of the Hereafter, are certain [in faith]

31:5
أُوْلَـٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ‌ۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
عَلَىٰ
üzerindedirler
هُدًۭى
doğru bir yol
مِّن
tarafından
رَّبِّهِمْ ۖ
Rableri
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
umduklarına ereceklerdir

Diyanet İşleri Mealiİşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır, işte onlar saadete erenlerdir

Saheeh InternationalThose are on [right] guidance from their Lord, and it is those who are the successful

31:6 📚 6
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا‌ۚ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
وَمِنَ
ve
ٱلنَّاسِ
insanlardan
مَن
kimi
يَشْتَرِى
satın alır
لَهْوَ
boş
ٱلْحَدِيثِ
hadisi (sözü)
لِيُضِلَّ
saptırmak için
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) path
ٱللَّهِ
Allah'ın
بِغَيْرِ
olmaksızın
عِلْمٍۢ
bilgisi
وَيَتَّخِذَهَا
ve onu edinmek için
هُزُوًا ۚ
alay konusu
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
onlara vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّهِينٌۭ
küçük düşürücü

Diyanet İşleri Mealiİnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir

Saheeh InternationalAnd of the people is he who buys the amusement of speech to mislead [others] from the way of Allah without knowledge and who takes it in ridicule. Those will have a humiliating punishment

31:7
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا‌ۖ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
وَإِذَا
ve zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِ
ona
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
وَلَّىٰ
sırtını döner
مُسْتَكْبِرًۭا
büyüklük taslayarak
كَأَن
sanki
لَّمْ
onları hiç işitmemiş
يَسْمَعْهَا
he (had) heard them
كَأَنَّ
sanki
فِىٓ
kulaklarında
أُذُنَيْهِ
his ears
وَقْرًۭا ۖ
ağırlık varmış
فَبَشِّرْهُ
ona müjdele
بِعَذَابٍ
bir azabı
أَلِيمٍ
acıklı

Diyanet İşleri MealiAyetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et

Saheeh InternationalAnd when our verses are recited to him, he turns away arrogantly as if he had not heard them, as if there was in his ears deafness. So give him tidings of a painful punishment

31:8
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ جَنَّـٰتُ ٱلنَّعِيمِ
إِنَّ
elbette
ٱلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَهُمْ
onlara vardır
جَنَّـٰتُ
cennetler
ٱلنَّعِيمِ
ni'meti bol

Diyanet İşleri Mealiİnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir

Saheeh InternationalIndeed, those who believe and do righteous deeds - for them are the Gardens of Pleasure

31:9
خَـٰلِدِينَ فِيهَا‌ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا‌ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacaklardır
فِيهَا ۖ
orada
وَعْدَ
va'didir
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقًّۭا ۚ
gerçek
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
üstündür
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri Mealiİnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir

Saheeh InternationalWherein they abide eternally; [it is] the promise of Allah [which is] truth. And He is the Exalted in Might, the Wise

31:10 📚 1
خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا‌ۖ وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٲسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ‌ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
بِغَيْرِ
olmadan
عَمَدٍۢ
bir direk
تَرَوْنَهَا ۖ
görebildiğiniz
وَأَلْقَىٰ
ve attı
فِى
yere
ٱلْأَرْضِ
the earth
رَوَٰسِىَ
sağlam ve yüksek dağlar
أَن
diye
تَمِيدَ
sarsar
بِكُمْ
sizi
وَبَثَّ
ve yaydı
فِيهَا
orada
مِن
her çeşit
كُلِّ
every
دَآبَّةٍۢ ۚ
canlıyı
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
bir su
فَأَنۢبَتْنَا
ve bitirdik
فِيهَا
orada
مِن
her-ten
كُلِّ
her
زَوْجٍۢ
kind
كَرِيمٍ
güzel (bitkiler)

Diyanet İşleri MealiAllah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir

Saheeh InternationalHe created the heavens without pillars that you see and has cast into the earth firmly set mountains, lest it should shift with you, and dispersed therein from every creature. And We sent down rain from the sky and made grow therein [plants] of every noble kind

31:11 📚 1
هَـٰذَا خَلْقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ‌ۚ بَلِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
هَـٰذَا
işte bunlar
خَلْقُ
yarattıklarıdır
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَأَرُونِى
gösterin bana
مَاذَا
ne?
خَلَقَ
yarattı
ٱلَّذِينَ
kimseler
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ ۚ
besides Him
بَلِ
doğrusu
ٱلظَّـٰلِمُونَ
o zalimler
فِى
içindedirler
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍۢ
açık

Diyanet İşleri Mealiİşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir

Saheeh InternationalThis is the creation of Allah. So show Me what those other than Him have created. Rather, the wrongdoers are in clear error

31:12
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا لُقْمَـٰنَ ٱلْحِكْمَةَ أَنِ ٱشْكُرْ لِلَّهِ‌ۚ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ‌ۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
لُقْمَـٰنَ
Lokman'a
ٱلْحِكْمَةَ
hikmet
أَنِ
için
ٱشْكُرْ
şükretmesi
لِلَّهِ ۚ
Allah'a
وَمَن
ve kim
يَشْكُرْ
şükrederse
فَإِنَّمَا
şüphesiz
يَشْكُرُ
şükreder
لِنَفْسِهِۦ ۖ
kendisi için
وَمَن
ve kim
كَفَرَ
inkar ederse
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَنِىٌّ
zengindir
حَمِيدٌۭ
övülmüştür

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır

Saheeh InternationalAnd We had certainly given Luqman wisdom [and said], "Be grateful to Allah." And whoever is grateful is grateful for [the benefit of] himself. And whoever denies [His favor] - then indeed, Allah is Free of need and Praiseworthy

31:13 📚 1
وَإِذْ قَالَ لُقْمَـٰنُ لِٱبْنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَـٰبُنَىَّ لَا تُشْرِكْ بِٱللَّهِ‌ۖ إِنَّ ٱلشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ
وَإِذْ
ve hani
قَالَ
demişti ki
لُقْمَـٰنُ
Lokman
لِٱبْنِهِۦ
oğluna
وَهُوَ
O
يَعِظُهُۥ
öğüt vererek
يَـٰبُنَىَّ
ey yavrum
لَا
asla
تُشْرِكْ
ortak koşma
بِٱللَّهِ ۖ
Allah'a
إِنَّ
çünkü
ٱلشِّرْكَ
ortak koşmak
لَظُلْمٌ
bir zulümdür
عَظِيمٌۭ
büyük

Diyanet İşleri MealiLokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti

Saheeh InternationalAnd [mention, O Muhammad], when Luqman said to his son while he was instructing him, "O my son, do not associate [anything] with Allah. Indeed, association [with him] is great injustice

31:14
وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ بِوَٲلِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ وَهْنًا عَلَىٰ وَهْنٍ وَفِصَـٰلُهُۥ فِى عَامَيْنِ أَنِ ٱشْكُرْ لِى وَلِوَٲلِدَيْكَ إِلَىَّ ٱلْمَصِيرُ
وَوَصَّيْنَا
ve biz tavsiye ettik
ٱلْإِنسَـٰنَ
insana
بِوَٰلِدَيْهِ
ana babasını
حَمَلَتْهُ
onu taşımıştır
أُمُّهُۥ
anası
وَهْنًا
zayıflık
عَلَىٰ
üstüne
وَهْنٍۢ
zayıflıkla
وَفِصَـٰلُهُۥ
ve onun sütten kesilmesi
فِى
içindedir
عَامَيْنِ
iki yıl
أَنِ
ki
ٱشْكُرْ
şükret
لِى
bana
وَلِوَٰلِدَيْكَ
ve anana-babana
إِلَىَّ
banadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş

Diyanet İşleri MealiBiz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana'dır

Saheeh InternationalAnd We have enjoined upon man [care] for his parents. His mother carried him, [increasing her] in weakness upon weakness, and his weaning is in two years. Be grateful to Me and to your parents; to Me is the [final] destination

31:15 📚 2
وَإِن جَـٰهَدَاكَ عَلَىٰٓ أَن تُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا‌ۖ وَصَاحِبْهُمَا فِى ٱلدُّنْيَا مَعْرُوفًا‌ۖ وَٱتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَىَّ‌ۚ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
وَإِن
ve eğer
جَـٰهَدَاكَ
seni zorlarlarsa
عَلَىٰٓ
için
أَن
ortak koşman
تُشْرِكَ
you associate partners
بِى
bana
مَا
bir şeyi
لَيْسَ
olmayan
لَكَ
senin
بِهِۦ
hakkında
عِلْمٌۭ
bilgin
فَلَا
asla
تُطِعْهُمَا ۖ
onlara ita'at etme
وَصَاحِبْهُمَا
ve onlarla geçin
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
مَعْرُوفًۭا ۖ
iyilikle
وَٱتَّبِعْ
ve uy
سَبِيلَ
yoluna
مَنْ
kimsenin
أَنَابَ
yönelen
إِلَىَّ ۚ
bana
ثُمَّ
sonra
إِلَىَّ
banadır
مَرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
فَأُنَبِّئُكُم
size haber vereceğim
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduklarnız
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiEy insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana'dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm

Saheeh InternationalBut if they endeavor to make you associate with Me that of which you have no knowledge, do not obey them but accompany them in [this] world with appropriate kindness and follow the way of those who turn back to Me [in repentance]. Then to Me will be your return, and I will inform you about what you used to do

31:16 📚 3
يَـٰبُنَىَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ فَتَكُن فِى صَخْرَةٍ أَوْ فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ أَوْ فِى ٱلْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا ٱللَّهُ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ
يَـٰبُنَىَّ
ey yavrum
إِنَّهَآ
onlar
إِن
eğer
تَكُ
bir şey olsa
مِثْقَالَ
ağırlığınca
حَبَّةٍۢ
danesi
مِّنْ
hardal
خَرْدَلٍۢ
a mustard seed
فَتَكُن
ve bulunsa
فِى
bir kayanın içinde
صَخْرَةٍ
a rock
أَوْ
veya
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
أَوْ
veya
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
يَأْتِ
mutlaka getirir
بِهَا
onu
ٱللَّهُ ۚ
Allah
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
لَطِيفٌ
latiftir
خَبِيرٌۭ
haber alır

Diyanet İşleri MealiLokman: "Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır

Saheeh International[And Luqman said], "O my son, indeed if wrong should be the weight of a mustard seed and should be within a rock or [anywhere] in the heavens or in the earth, Allah will bring it forth. Indeed, Allah is Subtle and Acquainted

31:17 📚 6
يَـٰبُنَىَّ أَقِمِ ٱلصَّلَوٲةَ وَأْمُرْ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱنْهَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَآ أَصَابَكَ‌ۖ إِنَّ ذَٲلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
يَـٰبُنَىَّ
ey yavrum
أَقِمِ
kıl
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَأْمُرْ
ve emret
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَٱنْهَ
ve vazgeçir
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ
the wrong
وَٱصْبِرْ
ve sabret
عَلَىٰ
başına
مَآ
ne
أَصَابَكَ ۖ
geldiyse
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكَ
bunlar
مِنْ
yapılması gereken
عَزْمِ
the matters requiring determination
ٱلْأُمُورِ
işlerdendir

Diyanet İşleri MealiEy oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer işlerdir

Saheeh InternationalO my son, establish prayer, enjoin what is right, forbid what is wrong, and be patient over what befalls you. Indeed, [all] that is of the matters [requiring] determination

31:18 📚 4
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا‌ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ
وَلَا
asla
تُصَعِّرْ
çevirne
خَدَّكَ
yüzünü
لِلنَّاسِ
insanlardan
وَلَا
ve
تَمْشِ
yürüme
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مَرَحًا ۖ
böbürlenerek
إِنَّ
zira
ٱللَّهَ
Allah
لَا
sevmez
يُحِبُّ
like
كُلَّ
hepsini
مُخْتَالٍۢ
kendini beğenenleri
فَخُورٍۢ
övünenleri

Diyanet İşleri Mealiİnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez

Saheeh InternationalAnd do not turn your cheek [in contempt] toward people and do not walk through the earth exultantly. Indeed, Allah does not like everyone self-deluded and boastful

31:19 📚 1
وَٱقْصِدْ فِى مَشْيِكَ وَٱغْضُضْ مِن صَوْتِكَ‌ۚ إِنَّ أَنكَرَ ٱلْأَصْوَٲتِ لَصَوْتُ ٱلْحَمِيرِ
وَٱقْصِدْ
ve tutumlu ol
فِى
yürüyüşünde
مَشْيِكَ
your pace
وَٱغْضُضْ
ve kıs
مِن
sesini
صَوْتِكَ ۚ
your voice
إِنَّ
çünkü
أَنكَرَ
en çirkini
ٱلْأَصْوَٰتِ
seslerin
لَصَوْتُ
sesidir
ٱلْحَمِيرِ
eşeklerin

Diyanet İşleri MealiYürüyüşünde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeblerin sesidir

Saheeh InternationalAnd be moderate in your pace and lower your voice; indeed, the most disagreeable of sounds is the voice of donkeys

31:20 📚 2
أَلَمْ تَرَوْاْ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُۥ ظَـٰهِرَةً وَبَاطِنَةً‌ۗ وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَـٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَـٰبٍ مُّنِيرٍ
أَلَمْ
görmediniz mi?
تَرَوْا۟
you see
أَنَّ
elbette
ٱللَّهَ
Allah
سَخَّرَ
boyun eğdirdi
لَكُم
size
مَّا
bulunanları
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve bulunanları
فِى
ve yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَأَسْبَغَ
ve bol bol verdi
عَلَيْكُمْ
size
نِعَمَهُۥ
ni'metlerini
ظَـٰهِرَةًۭ
görünür
وَبَاطِنَةًۭ ۗ
ve gizli
وَمِنَ
ve
ٱلنَّاسِ
insanlardan
مَن
kimi var ki
يُجَـٰدِلُ
tartışır (durur)
فِى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
بِغَيْرِ
olmadan
عِلْمٍۢ
bilgisi
وَلَا
ve olmadan
هُدًۭى
yol göstereni
وَلَا
ve olmadan
كِتَـٰبٍۢ
bir Kitabı
مُّنِيرٍۢ
aydınlatıcı

Diyanet İşleri MealiAllah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır

Saheeh InternationalDo you not see that Allah has made subject to you whatever is in the heavens and whatever is in the earth and amply bestowed upon you His favors, [both] apparent and unapparent? But of the people is he who disputes about Allah without knowledge or guidance or an enlightening Book [from Him]

31:21
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُواْ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُواْ بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ‌ۚ أَوَلَوْ كَانَ ٱلشَّيْطَـٰنُ يَدْعُوهُمْ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
وَإِذَا
ne zaman ki
قِيلَ
dense
لَهُمُ
onlara
ٱتَّبِعُوا۟
uyun
مَآ
indirdiğine
أَنزَلَ
Allah (has) revealed
ٱللَّهُ
Allah'ın
قَالُوا۟
derler
بَلْ
hayır
نَتَّبِعُ
biz uyarız
مَا
şeye
وَجَدْنَا
bulduğumuz
عَلَيْهِ
üzerinde
ءَابَآءَنَآ ۚ
babalarımızı
أَوَلَوْ
şayet
كَانَ
olsa da mı?
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
يَدْعُوهُمْ
onları çağırmış
إِلَىٰ
azabına
عَذَابِ
(the) punishment
ٱلسَّعِيرِ
alevli ateşin

Diyanet İşleri MealiOnlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" denince: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa

Saheeh InternationalAnd when it is said to them, "Follow what Allah has revealed," they say, "Rather, we will follow that upon which we found our fathers." Even if Satan was inviting them to the punishment of the Blaze

31:22 📚 2
۞ وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ‌ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ عَـٰقِبَةُ ٱلْأُمُورِ
۞ وَمَن
ve kim
يُسْلِمْ
teslim ederse
وَجْهَهُۥٓ
yüzünü
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
وَهُوَ
ve o
مُحْسِنٌۭ
güzel davranarak
فَقَدِ
elbette
ٱسْتَمْسَكَ
o yapışmıştır
بِٱلْعُرْوَةِ
kulpa
ٱلْوُثْقَىٰ ۗ
en sağlam
وَإِلَى
ve döner
ٱللَّهِ
Allah'a
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْأُمُورِ
işlerin

Diyanet İşleri Mealiİyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir

Saheeh InternationalAnd whoever submits his face to Allah while he is a doer of good - then he has grasped the most trustworthy handhold. And to Allah will be the outcome of [all] matters

31:23
وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنكَ كُفْرُهُۥٓ‌ۚ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓاْ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
وَمَن
ve kim
كَفَرَ
inkar ederse
فَلَا
seni üzmesin
يَحْزُنكَ
grieve you
كُفْرُهُۥٓ ۚ
onun inkarı
إِلَيْنَا
sonunda bizedir
مَرْجِعُهُمْ
onların dönüşleri
فَنُنَبِّئُهُم
ve kendilerine haber veririz
بِمَا
şeyleri
عَمِلُوٓا۟ ۚ
yaptıkları
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin

Diyanet İşleri Mealiİnkar edenin inkarcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize'dir; o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah, kalblerde olanı şüphesiz bilir

Saheeh InternationalAnd whoever has disbelieved - let not his disbelief grieve you. To Us is their return, and We will inform them of what they did. Indeed, Allah is Knowing of that within the breasts

31:24
نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلاً ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍ
نُمَتِّعُهُمْ
onları yaşatırız
قَلِيلًۭا
biraz
ثُمَّ
sonra
نَضْطَرُّهُمْ
süreriz
إِلَىٰ
bir azaba
عَذَابٍ
a punishment
غَلِيظٍۢ
kaba

Diyanet İşleri MealiOnları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz

Saheeh InternationalWe grant them enjoyment for a little; then We will force them to a massive punishment

31:25 📚 3
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ‌ۚ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ‌ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
وَلَئِن
ve andolsun
سَأَلْتَهُم
onlara sorsan
مَّنْ
kim?
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
لَيَقُولُنَّ
mutlaka derler
ٱللَّهُ ۚ
Allah
قُلِ
de ki
ٱلْحَمْدُ
hamd
لِلَّهِ ۚ
Allah'a layıktır
بَلْ
hayır
أَكْثَرُهُمْ
çokları
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur", ama çoğu bilmezler

Saheeh InternationalAnd if you asked them, "Who created the heavens and earth?" they would surely say, "Allah." Say, "[All] praise is [due] to Allah "; but most of them do not know

31:26 📚 1
لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
لِلَّهِ
Allah'ındır
مَا
ne varsa
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerde
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
işte O'dur
ٱلْغَنِىُّ
zengin
ٱلْحَمِيدُ
övülen

Diyanet İşleri MealiGöklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır

Saheeh InternationalTo Allah belongs whatever is in the heavens and earth. Indeed, Allah is the Free of need, the Praiseworthy

31:27 📚 5
وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَـٰمٌ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَـٰتُ ٱللَّهِ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
وَلَوْ
şayet olsa
أَنَّمَا
bulunan
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مِن
ağaçlar
شَجَرَةٍ
(the) trees
أَقْلَـٰمٌۭ
kalem
وَٱلْبَحْرُ
ve deniz (mürekkep)
يَمُدُّهُۥ
ona katılsa
مِنۢ
arkasından
بَعْدِهِۦ
after it
سَبْعَةُ
yedi
أَبْحُرٍۢ
deniz (daha)
مَّا
yine tükenmez
نَفِدَتْ
would be exhausted
كَلِمَـٰتُ
kelimeleri
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَزِيزٌ
üstündür
حَكِيمٌۭ
hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiEğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah'ın sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakim'dir

Saheeh InternationalAnd if whatever trees upon the earth were pens and the sea [was ink], replenished thereafter by seven [more] seas, the words of Allah would not be exhausted. Indeed, Allah is Exalted in Might and Wise

31:28 📚 4
مَّا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَٲحِدَةٍ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٌ
مَّا
değildir
خَلْقُكُمْ
sizin yaratılmanız
وَلَا
ve değildir
بَعْثُكُمْ
diriltilmeniz
إِلَّا
başka bir şey
كَنَفْسٍۢ
kişi(nin yaratılmasından)
وَٰحِدَةٍ ۗ
bir tek
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
سَمِيعٌۢ
işitendir
بَصِيرٌ
görendir

Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir

Saheeh InternationalYour creation and your resurrection will not be but as that of a single soul. Indeed, Allah is Hearing and Seeing

31:29 📚 1
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
أَلَمْ
görmedin mi
تَرَ
you see
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُولِجُ
sokuyor
ٱلَّيْلَ
geceyi
فِى
içine
ٱلنَّهَارِ
gündüzün
وَيُولِجُ
ve sokuyor
ٱلنَّهَارَ
gündüzü
فِى
içine
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَسَخَّرَ
ve emrine boyun eğdirmiştir
ٱلشَّمْسَ
güneşi
وَٱلْقَمَرَ
ve ayı
كُلٌّۭ
her biri
يَجْرِىٓ
akıp gider
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍۢ
bir süreye
مُّسَمًّۭى
belli
وَأَنَّ
ve elbette
ٱللَّهَ
Allah
بِمَا
yaptıklarınızı
تَعْمَلُونَ
you do
خَبِيرٌۭ
haber almaktadır

Diyanet İşleri MealiAllah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin

Saheeh InternationalDo you not see that Allah causes the night to enter the day and causes the day to enter the night and has subjected the sun and the moon, each running [its course] for a specified term, and that Allah, with whatever you do, is Acquainted

31:30 📚 2
ذَٲلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلْبَـٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
ذَٰلِكَ
böyledir
بِأَنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلْحَقُّ
haktır
وَأَنَّ
ve elbette
مَا
yalvardıkları
يَدْعُونَ
they call
مِن
O'ndan başka
دُونِهِ
besides Him
ٱلْبَـٰطِلُ
batıldır
وَأَنَّ
ve gerçekten
ٱللَّهَ
Allah'tır
هُوَ
O
ٱلْعَلِىُّ
ulu
ٱلْكَبِيرُ
ve büyük

Diyanet İşleri MealiBu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür

Saheeh InternationalThat is because Allah is the Truth, and that what they call upon other than Him is falsehood, and because Allah is the Most High, the Grand

31:31 📚 1
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِنِعْمَتِ ٱللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنْ ءَايَـٰتِهِۦٓ‌ۚ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
أَنَّ
ki
ٱلْفُلْكَ
gemiler
تَجْرِى
gidiyor
فِى
denizde
ٱلْبَحْرِ
the sea
بِنِعْمَتِ
ni'metiyle
ٱللَّهِ
Allah'ın
لِيُرِيَكُم
size göstersin diye
مِّنْ
bir kısım
ءَايَـٰتِهِۦٓ ۚ
ayetlerini
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّكُلِّ
herkes için
صَبَّارٍۢ
sabreden
شَكُورٍۢ
şükreden

Diyanet İşleri MealiGemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır

Saheeh InternationalDo you not see that ships sail through the sea by the favor of Allah that He may show you of His signs? Indeed in that are signs for everyone patient and grateful

31:32 📚 1
وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُاْ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّـٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ‌ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔـايَـٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
وَإِذَا
ve zaman
غَشِيَهُم
onları sardığı
مَّوْجٌۭ
dalga(lar)
كَٱلظُّلَلِ
gölgeler gibi
دَعَوُا۟
yalvarırlar
ٱللَّهَ
Allah'a
مُخْلِصِينَ
yalnız has kılarak
لَهُ
O'na
ٱلدِّينَ
dini
فَلَمَّا
fakat o zaman
نَجَّىٰهُمْ
onları kurtarınca
إِلَى
karaya çıkarıp
ٱلْبَرِّ
the land
فَمِنْهُم
içlerinden bir kısmı
مُّقْتَصِدٌۭ ۚ
orta yolu tutar
وَمَا
zaten
يَجْحَدُ
inkar etmez
بِـَٔايَـٰتِنَآ
bizim ayetlerimizi
إِلَّا
başkası
كُلُّ
her
خَتَّارٍۢ
gaddarlardan
كَفُورٍۢ
inkarcıdan

Diyanet İşleri MealiDağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder

Saheeh InternationalAnd when waves come over them like canopies, they supplicate Allah, sincere to Him in religion. But when He delivers them to the land, there are [some] of them who are moderate [in faith]. And none rejects Our signs except everyone treacherous and ungrateful

31:33 📚 11
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمْ وَٱخْشَوْاْ يَوْمًا لَّا يَجْزِى وَالِدٌ عَن وَلَدِهِۦ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِۦ شَيْــًٔا‌ۚ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ‌ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٲةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
ٱتَّقُوا۟
korkun
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
وَٱخْشَوْا۟
ve çekinin
يَوْمًۭا
günden (ki)
لَّا
ödeyemez
يَجْزِى
can avail
وَالِدٌ
baba
عَن
çocuğunun
وَلَدِهِۦ
his son
وَلَا
değildir
مَوْلُودٌ
çocuk da
هُوَ
o
جَازٍ
ödeyecek
عَن
için
وَالِدِهِۦ
babası
شَيْـًٔا ۚ
bir şey
إِنَّ
şüphesiz
وَعْدَ
va'di
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّۭ ۖ
gerçektir
فَلَا
asla
تَغُرَّنَّكُمُ
sizi aldatmasın
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَلَا
ve asla
يَغُرَّنَّكُم
sizi aldatmasın
بِٱللَّهِ
Allah hakkında
ٱلْغَرُورُ
aldatıcı (şeytan)

Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın

Saheeh InternationalO mankind, fear your Lord and fear a Day when no father will avail his son, nor will a son avail his father at all. Indeed, the promise of Allah is truth, so let not the worldly life delude you and be not deceived about Allah by the Deceiver

31:34 📚 6
إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْأَرْحَامِ‌ۖ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا‌ۖ وَمَا تَدْرِى نَفْسُۢ بِأَىِّ أَرْضٍ تَمُوتُ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرُۢ
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عِندَهُۥ
O'nun yanındadır
عِلْمُ
bilgisi
ٱلسَّاعَةِ
sa'atin
وَيُنَزِّلُ
ve O yağdırır
ٱلْغَيْثَ
yağmuru
وَيَعْلَمُ
ve bilir
مَا
olanı
فِى
rahimlerde
ٱلْأَرْحَامِ ۖ
the wombs
وَمَا
ve
تَدْرِى
bilmez
نَفْسٌۭ
hiç kimse
مَّاذَا
ne
تَكْسِبُ
kazanacağını
غَدًۭا ۖ
yarın
وَمَا
ve
تَدْرِى
bilmez
نَفْسٌۢ
hiç kimse
بِأَىِّ
hangi
أَرْضٍۢ
yerde
تَمُوتُ ۚ
öleceğini
إِنَّ
şüphesiz yalnız
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
خَبِيرٌۢ
haberi olandır

Diyanet İşleri MealiKıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır

Saheeh InternationalIndeed, Allah [alone] has knowledge of the Hour and sends down the rain and knows what is in the wombs. And no soul perceives what it will earn tomorrow, and no soul perceives in what land it will die. Indeed, Allah is Knowing and Acquainted

← Önceki Sonraki →

31. Luqman Suresi | Anlam Arayışı