☪ Anlam Arayışı

33. Al-Ahzaab سُورَةُ الأَحۡزَابِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
33:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
ٱتَّقِ
kork
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَلَا
ve asla
تُطِعِ
ita'at etme
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ۗ
ve münafıklara
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
bilendir
عَلِيمًا
All-Knower
حَكِيمًۭا
hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiEy peygamber! Allah'tan sakın, inkarcılara ve iki yüzlülere uyma, Allah şüphesiz bilendir, hakim'dir

Saheeh InternationalO Prophet, fear Allah and do not obey the disbelievers and the hypocrites. Indeed, Allah is ever Knowing and Wise

33:2 📚 1
وَٱتَّبِعۡ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرࣰ ا
وَٱتَّبِعْ
ve uy
مَا
şeye
يُوحَىٰٓ
vahyedilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ ۚ
your Lord
إِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
şeyleri
بِمَا
of what
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
خَبِيرًۭا
haber almaktadır;

Diyanet İşleri MealiSana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

Saheeh InternationalAnd follow that which is revealed to you from your Lord. Indeed Allah is ever, with what you do, Acquainted

33:3
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلࣰ ا
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَكَفَىٰ
yeter
بِٱللَّهِ
Allah
وَكِيلًۭا
vekil olarak

Diyanet İşleri MealiAllah'a güven, Allah, vekil olarak yeter

Saheeh InternationalAnd rely upon Allah; and sufficient is Allah as Disposer of affairs

33:4 📚 8
مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلࣲ مِّن قَلۡبَيۡنِ فِي جَوۡفِهِۦۚ وَمَا جَعَلَ أَزۡوَٰجَكُمُ ٱلَّٰٓـِٔي تُظَٰهِرُونَ مِنۡهُنَّ أُمَّهَٰتِكُمۡۚ وَمَا جَعَلَ أَدۡعِيَآءَكُمۡ أَبۡنَآءَكُمۡۚ ذَٰلِكُمۡ قَوۡلُكُم بِأَفۡوَٰهِكُمۡۖ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلۡحَقَّ وَهُوَ يَهۡدِي ٱلسَّبِيلَ
مَّا
yaratmadı
جَعَلَ
Allah (has) made
ٱللَّهُ
Allah
لِرَجُلٍۢ
bir adama
مِّن
iki kalb
قَلْبَيْنِ
two hearts
فِى
(göğüs) boşluğunda
جَوْفِهِۦ ۚ
his interior
وَمَا
ve
جَعَلَ
yapmadı
أَزْوَٰجَكُمُ
eşlerinizi
ٱلَّـٰٓـِٔى
zıhar yaptığınız
تُظَـٰهِرُونَ
you declare unlawful
مِنْهُنَّ
onlarla
أُمَّهَـٰتِكُمْ ۚ
sizin anneleriniz
وَمَا
ve
جَعَلَ
kılmadı
أَدْعِيَآءَكُمْ
evlatlıklarınızı
أَبْنَآءَكُمْ ۚ
sizin öz oğullarınız
ذَٰلِكُمْ
bunlar
قَوْلُكُم
sizin sözlerinizdir
بِأَفْوَٰهِكُمْ ۖ
ağızlarınıza gelen
وَٱللَّهُ
Allah
يَقُولُ
söyler
ٱلْحَقَّ
gerçeği
وَهُوَ
ve O
يَهْدِى
iletir
ٱلسَّبِيلَ
doğru yola

Diyanet İşleri MealiAllah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir

Saheeh InternationalAllah has not made for a man two hearts in his interior. And He has not made your wives whom you declare unlawful your mothers. And he has not made your adopted sons your [true] sons. That is [merely] your saying by your mouths, but Allah says the truth, and He guides to the [right] way

33:5 📚 7
ٱدۡعُوهُمۡ لِأٓبَآئِهِمۡ هُوَ أَقۡسَطُ عِندَ ٱللَّهِۚ فَإِن لَّمۡ تَعۡلَمُوٓاْ ءَابَآءَهُمۡ فَإِخۡوَٰنُكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمۡۚ وَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحࣱ فِيمَآ أَخۡطَأۡتُم بِهِۦ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتۡ قُلُوبُكُمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمًا
ٱدْعُوهُمْ
onları çağırın
لِـَٔابَآئِهِمْ
babalarına nisbetle
هُوَ
bu
أَقْسَطُ
daha adaletlidir
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ ۚ
Allah
فَإِن
eğer
لَّمْ
bilmiyorsanız
تَعْلَمُوٓا۟
you know
ءَابَآءَهُمْ
babalarını
فَإِخْوَٰنُكُمْ
onlar sizin kardeşlerinizdir
فِى
dinde
ٱلدِّينِ
[the] religion
وَمَوَٰلِيكُمْ ۚ
ve dostlarınızdır
وَلَيْسَ
ve yoktur
عَلَيْكُمْ
size
جُنَاحٌۭ
bir günah
فِيمَآ
yaptığınızda
أَخْطَأْتُم
yanılarak
بِهِۦ
bu konuda
وَلَـٰكِن
fakat vardır
مَّا
bile bile yaptığında
تَعَمَّدَتْ
intended
قُلُوبُكُمْ ۚ
kalblerinizin
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًا
çok esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiEvlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder

Saheeh InternationalCall them by [the names of] their fathers; it is more just in the sight of Allah. But if you do not know their fathers - then they are [still] your brothers in religion and those entrusted to you. And there is no blame upon you for that in which you have erred but [only for] what your hearts intended. And ever is Allah Forgiving and Merciful

33:6 📚 1
ٱلنَّبِيُّ أَوۡلَىٰ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ مِنۡ أَنفُسِهِمۡۖ وَأَزۡوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمۡۗ وَأُوْلُواْ ٱلۡأَرۡحَامِ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلَىٰ بِبَعۡضࣲ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفۡعَلُوٓاْ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِكُم مَّعۡرُوفࣰ اۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَسۡطُورࣰ ا
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
أَوْلَىٰ
daha yakındır
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
مِنْ
canlarından
أَنفُسِهِمْ ۖ
their own selves
وَأَزْوَٰجُهُۥٓ
ve onun eşleri
أُمَّهَـٰتُهُمْ ۗ
onların anneleridir
وَأُو۟لُوا۟
(anne tarafından akrabalar)
ٱلْأَرْحَامِ
(anne tarafından akrabalar)
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
أَوْلَىٰ
daha yakındırlar
بِبَعْضٍۢ
diğerine
فِى
kitabında
كِتَـٰبِ
(the) Decree
ٱللَّهِ
Allah'ın
مِنَ
öteki
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerden
وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ
ve muhacirlerden
إِلَّآ
ancak hariç
أَن
yapmanız
تَفْعَلُوٓا۟
you do
إِلَىٰٓ
dostlarınıza
أَوْلِيَآئِكُم
your friends
مَّعْرُوفًۭا ۚ
bir iyilik
كَانَ
bunlar
ذَٰلِكَ
That is
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
مَسْطُورًۭا
yazılmıştır

Diyanet İşleri MealiMüminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır

Saheeh InternationalThe Prophet is more worthy of the believers than themselves, and his wives are [in the position of] their mothers. And those of [blood] relationship are more entitled [to inheritance] in the decree of Allah than the [other] believers and the emigrants, except that you may do to your close associates a kindness [through bequest]. That was in the Book inscribed

33:7
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِيثَٰقَهُمۡ وَمِنكَ وَمِن نُّوحࣲ وَإِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَۖ وَأَخَذۡنَا مِنۡهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
أَخَذْنَا
biz almıştık
مِنَ
peygamberlerden
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
the Prophets
مِيثَـٰقَهُمْ
ahidlerini
وَمِنكَ
ve senden
وَمِن
ve
نُّوحٍۢ
Nuh'dan
وَإِبْرَٰهِيمَ
ve İbrahim'den
وَمُوسَىٰ
ve Musa'dan
وَعِيسَى
ve Îsa'dan
ٱبْنِ
oğlu
مَرْيَمَ ۖ
Meryem
وَأَخَذْنَا
ve almıştık
مِنْهُم
onlardan
مِّيثَـٰقًا
söz
غَلِيظًۭا
sapasağlam

Diyanet İşleri MealiPeygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan sağlam bir söz almışızdır

Saheeh InternationalAnd [mention, O Muhammad], when We took from the prophets their covenant and from you and from Noah and Abraham and Moses and Jesus, the son of Mary; and We took from them a solemn covenant

33:8
لِّيَسۡـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدۡقِهِمۡۚ وَأَعَدَّ لِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا
لِّيَسْـَٔلَ
sorması için
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğrulara
عَن
doğruluklarından
صِدْقِهِمْ ۚ
their truth
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
عَذَابًا
bir azab
أَلِيمًۭا
acıklı

Diyanet İşleri MealiAllah, doğrulardan doğruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak için bunu yapmıştır

Saheeh InternationalThat He may question the truthful about their truth. And He has prepared for the disbelievers a painful punishment

33:9 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَآءَتۡكُمۡ جُنُودࣱ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحࣰ ا وَجُنُودࣰ ا لَّمۡ تَرَوۡهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
إِذْ
hani bir zaman
جَآءَتْكُمْ
size gelmişti
جُنُودٌۭ
ordular
فَأَرْسَلْنَا
ve biz göndermiştik
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
رِيحًۭا
bir rüzgar
وَجُنُودًۭا
ve ordular
لَّمْ
sizin görmediğiniz
تَرَوْهَا ۚ
you (could) see them
وَكَانَ
ve idi
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرًا
görmekte

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu

Saheeh InternationalO you who have believed, remember the favor of Allah upon you when armies came to [attack] you and We sent upon them a wind and armies [of angels] you did not see. And ever is Allah, of what you do, Seeing

33:10
إِذۡ جَآءُوكُم مِّن فَوۡقِكُمۡ وَمِنۡ أَسۡفَلَ مِنكُمۡ وَإِذۡ زَاغَتِ ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلۡقُلُوبُ ٱلۡحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠
إِذْ
hani
جَآءُوكُم
onlar gelmişlerdi
مِّن
üstünüzden
فَوْقِكُمْ
above you
وَمِنْ
ve
أَسْفَلَ
alt tarafınızdan
مِنكُمْ
sizin
وَإِذْ
ve hani
زَاغَتِ
kaymıştı
ٱلْأَبْصَـٰرُ
gözler
وَبَلَغَتِ
ve dayanmıştı
ٱلْقُلُوبُ
yürekler
ٱلْحَنَاجِرَ
hançerelere
وَتَظُنُّونَ
ve zanda bulunuyordunuz
بِٱللَّهِ
Allah hakında
ٱلظُّنُونَا۠
türlü düşüncelerle

Diyanet İşleri MealiOnlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti; Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz

Saheeh International[Remember] when they came at you from above you and from below you, and when eyes shifted [in fear], and hearts reached the throats and you assumed about Allah [various] assumptions

33:11
هُنَالِكَ ٱبۡتُلِيَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَزُلۡزِلُواْ زِلۡزَالࣰ ا شَدِيدࣰ ا
هُنَالِكَ
işte orada
ٱبْتُلِىَ
denenmişti
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
وَزُلْزِلُوا۟
ve sarsılmışlardı
زِلْزَالًۭا
bir sarsıntı ile
شَدِيدًۭا
şiddetli

Diyanet İşleri Mealiİşte orada, inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı

Saheeh InternationalThere the believers were tested and shaken with a severe shaking

33:12 📚 2
وَإِذۡ يَقُولُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
يَقُولُ
diyordu
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
münafıklar
وَٱلَّذِينَ
ve bulunanlar
فِى
kalblerinde
قُلُوبِهِم
their hearts
مَّرَضٌۭ
hastalık
مَّا
bize vaadde bulunmadı
وَعَدَنَا
Allah promised us
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulü
إِلَّا
dışında
غُرُورًۭا
boş vaatler

Diyanet İşleri Mealiİkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: "Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular" diyorlardı

Saheeh InternationalAnd [remember] when the hypocrites and those in whose hearts is disease said, "Allah and His Messenger did not promise us except delusion

33:13
وَإِذۡ قَالَت طَّآئِفَةࣱ مِّنۡهُمۡ يَٰٓأَهۡلَ يَثۡرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمۡ فَٱرۡجِعُواْۚ وَيَسۡتَـٔۡذِنُ فَرِيقࣱ مِّنۡهُمُ ٱلنَّبِيَّ يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوۡرَةࣱ وَمَا هِيَ بِعَوۡرَةٍۖ إِن يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
قَالَت
demişti ki
طَّآئِفَةٌۭ
bir grup
مِّنْهُمْ
onlardan
يَـٰٓأَهْلَ
ey halkı
يَثْرِبَ
Yesrib (Medine)
لَا
artık yoktur
مُقَامَ
duracak yer
لَكُمْ
size
فَٱرْجِعُوا۟ ۚ
dönün
وَيَسْتَـْٔذِنُ
ve izin istiyordu
فَرِيقٌۭ
bir topluluk
مِّنْهُمُ
onlardan
ٱلنَّبِىَّ
peygamberden
يَقُولُونَ
diyerek
إِنَّ
gerçekten
بُيُوتَنَا
evlerimiz
عَوْرَةٌۭ
(sağlam değil) açıktır
وَمَا
oysa değildi
هِىَ
onlar(ın evleri)
بِعَوْرَةٍ ۖ
açık
إِن
istemiyorlardı
يُرِيدُونَ
they wished
إِلَّا
başka bir şey
فِرَارًۭا
kaçmak(tan)

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden bir takımı: "Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri dönün" demişti. İçlerinden bir topluluk da Peygamberden: "Evlerimiz düşmana açıktır" diyerek izin istemişlerdi. Oysa evleri açık değildi sadece kaçmak istiyorlardı

Saheeh InternationalAnd when a faction of them said, "O people of Yathrib, there is no stability for you [here], so return [home]." And a party of them asked permission of the Prophet, saying, "Indeed, our houses are unprotected," while they were not exposed. They did not intend except to flee

33:14
وَلَوۡ دُخِلَتۡ عَلَيۡهِم مِّنۡ أَقۡطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُواْ ٱلۡفِتۡنَةَ لَأٓتَوۡهَا وَمَا تَلَبَّثُواْ بِهَآ إِلَّا يَسِيرࣰ ا
وَلَوْ
ve eğer
دُخِلَتْ
girilseydi
عَلَيْهِم
onların üzerine
مِّنْ
her yandan
أَقْطَارِهَا
all its sides
ثُمَّ
sonra
سُئِلُوا۟
istenseydi
ٱلْفِتْنَةَ
baskı ve işkence yapmaları
لَـَٔاتَوْهَا
elbette yaparlardı
وَمَا
ve
تَلَبَّثُوا۟
gecikmezlerdi
بِهَآ
bunda
إِلَّا
dışında
يَسِيرًۭا
azıcık

Diyanet İşleri MealiEğer Medine'nin etrafından üzerlerine varılmış olsa, sonra da kendilerinden fitne çıkarmaları istense hemen buna girişip derhal yapmaktan geri kalmazlardı

Saheeh InternationalAnd if they had been entered upon from all its [surrounding] regions and fitnah had been demanded of them, they would have done it and not hesitated over it except briefly

33:15
وَلَقَدۡ كَانُواْ عَٰهَدُواْ ٱللَّهَ مِن قَبۡلُ لَا يُوَلُّونَ ٱلۡأَدۡبَٰرَۚ وَكَانَ عَهۡدُ ٱللَّهِ مَسۡـُٔولࣰ ا
وَلَقَدْ
oysa
كَانُوا۟
idiler
عَـٰهَدُوا۟
söz vermişler
ٱللَّهَ
Allah'a
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
لَا
dön(üp kaç)mayacaklarına
يُوَلُّونَ
they would turn
ٱلْأَدْبَـٰرَ ۚ
arkalarına
وَكَانَ
ve idiler
عَهْدُ
verilen sözden
ٱللَّهِ
Allah'a
مَسْـُٔولًۭا
sorumlu

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahd vermişlerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır

Saheeh InternationalAnd they had already promised Allah before not to turn their backs and flee. And ever is the promise to Allah [that about which one will be] questioned

33:16
قُل لَّن يَنفَعَكُمُ ٱلۡفِرَارُ إِن فَرَرۡتُم مِّنَ ٱلۡمَوۡتِ أَوِ ٱلۡقَتۡلِ وَإِذࣰ ا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلࣰ ا
قُل
de ki
لَّن
size fayda vermez
يَنفَعَكُمُ
will benefit you
ٱلْفِرَارُ
kaçmak
إِن
eğer
فَرَرْتُم
kaçıyorsanız
مِّنَ
ölümden
ٱلْمَوْتِ
death
أَوِ
veya
ٱلْقَتْلِ
öldürülmekten
وَإِذًۭا
o zaman bile
لَّا
yaşatılmazsınız
تُمَتَّعُونَ
you will be allowed to enjoy
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
pek az

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "Never will fleeing benefit you if you should flee from death or killing; and then [if you did], you would not be given enjoyment [of life] except for a little

33:17 📚 1
قُلۡ مَن ذَا ٱلَّذِي يَعۡصِمُكُم مِّنَ ٱللَّهِ إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ سُوٓءًا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ رَحۡمَةࣰۚ وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيࣰّ ا وَلَا نَصِيرࣰ ا
قُلْ
de ki
مَن
kimdir?
ذَا
şu
ٱلَّذِى
kimse ki
يَعْصِمُكُم
sizi koruyacak
مِّنَ
Allahdan
ٱللَّهِ
Allah
إِنْ
eğer
أَرَادَ
istese
بِكُمْ
size
سُوٓءًا
bir kötülük
أَوْ
veya
أَرَادَ
dilese
بِكُمْ
size
رَحْمَةًۭ ۚ
rahmet
وَلَا
bulamazlar
يَجِدُونَ
they will find
لَهُم
kendilerine
مِّن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَلِيًّۭا
bir dost
وَلَا
ne de
نَصِيرًۭا
bir yardımcı

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O'na karşı kim sizi koruyabilir? Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız

Saheeh InternationalSay, "Who is it that can protect you from Allah if He intends for you an ill or intends for you a mercy?" And they will not find for themselves besides Allah any protector or any helper

33:18
۞قَدۡ يَعۡلَمُ ٱللَّهُ ٱلۡمُعَوِّقِينَ مِنكُمۡ وَٱلۡقَآئِلِينَ لِإِخۡوَٰنِهِمۡ هَلُمَّ إِلَيۡنَاۖ وَلَا يَأۡتُونَ ٱلۡبَأۡسَ إِلَّا قَلِيلًا
۞ قَدْ
elbette
يَعْلَمُ
biliyor
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُعَوِّقِينَ
alıkoyanları
مِنكُمْ
içinizden
وَٱلْقَآئِلِينَ
ve diyenleri
لِإِخْوَٰنِهِمْ
kardeşlerine
هَلُمَّ
gelin
إِلَيْنَا ۖ
bize
وَلَا
onlar gelmezler
يَأْتُونَ
they come
ٱلْبَأْسَ
savaşa
إِلَّا
dışında
قَلِيلًا
pek azı

Diyanet İşleri MealiAllah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır

Saheeh InternationalAlready Allah knows the hinderers among you and those [hypocrites] who say to their brothers, "Come to us," and do not go to battle, except for a few

33:19 📚 1
أَشِحَّةً عَلَيۡكُمۡۖ فَإِذَا جَآءَ ٱلۡخَوۡفُ رَأَيۡتَهُمۡ يَنظُرُونَ إِلَيۡكَ تَدُورُ أَعۡيُنُهُمۡ كَٱلَّذِي يُغۡشَىٰ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡمَوۡتِۖ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلۡخَوۡفُ سَلَقُوكُم بِأَلۡسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلۡخَيۡرِۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَمۡ يُؤۡمِنُواْ فَأَحۡبَطَ ٱللَّهُ أَعۡمَٰلَهُمۡۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرࣰ ا
أَشِحَّةً
cimriler olarak
عَلَيْكُمْ ۖ
size karşı
فَإِذَا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
ٱلْخَوْفُ
korku
رَأَيْتَهُمْ
görürsün
يَنظُرُونَ
baktıklarını
إِلَيْكَ
sana
تَدُورُ
dönerek
أَعْيُنُهُمْ
gözleri
كَٱلَّذِى
gibi
يُغْشَىٰ
baygınlığı
عَلَيْهِ
onların üstüne
مِنَ
ölüm
ٱلْمَوْتِ ۖ
[the] death
فَإِذَا
ne zaman ki
ذَهَبَ
gidince
ٱلْخَوْفُ
korku
سَلَقُوكُم
sizi incitirler
بِأَلْسِنَةٍ
dillerle
حِدَادٍ
sivri
أَشِحَّةً
düşkünlük göstererek
عَلَى
karşı
ٱلْخَيْرِ ۚ
hayra
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
لَمْ
inanmamışlar
يُؤْمِنُوا۟
they have believed
فَأَحْبَطَ
bu yüzden boşa çıkarmıştır
ٱللَّهُ
Allah
أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ
onların işlerini
وَكَانَ
ve
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرًۭا
kolaydır

Diyanet İşleri MealiAllah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır

Saheeh InternationalIndisposed toward you. And when fear comes, you see them looking at you, their eyes revolving like one being overcome by death. But when fear departs, they lash you with sharp tongues, indisposed toward [any] good. Those have not believed, so Allah has rendered their deeds worthless, and ever is that, for Allah, easy

33:20 📚 2
يَحۡسَبُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ لَمۡ يَذۡهَبُواْۖ وَإِن يَأۡتِ ٱلۡأَحۡزَابُ يَوَدُّواْ لَوۡ أَنَّهُم بَادُونَ فِي ٱلۡأَعۡرَابِ يَسۡـَٔلُونَ عَنۡ أَنۢبَآئِكُمۡۖ وَلَوۡ كَانُواْ فِيكُم مَّا قَٰتَلُوٓاْ إِلَّا قَلِيلࣰ ا
يَحْسَبُونَ
sanıyorlardı
ٱلْأَحْزَابَ
orduların
لَمْ
gitmediklerini
يَذْهَبُوا۟ ۖ
withdrawn
وَإِن
eğer
يَأْتِ
gelseler
ٱلْأَحْزَابُ
ordular
يَوَدُّوا۟
arzu ederlerdi
لَوْ
keşke
أَنَّهُم
kendileri
بَادُونَ
çölde bulunmayı
فِى
arasında
ٱلْأَعْرَابِ
Araplar
يَسْـَٔلُونَ
sorup öğrenmeyi
عَنْ
sizin haberleriniz-den
أَنۢبَآئِكُمْ ۖ
your news
وَلَوْ
ve şayet
كَانُوا۟
bulunsalardı
فِيكُم
içinizde
مَّا
dövüşmezlerdi
قَـٰتَلُوٓا۟
they would fight
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
pek azı

Diyanet İşleri MealiBunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmiş olsalardı, kendileri çöllerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savaşırlardı

Saheeh InternationalThey think the companies have not [yet] withdrawn. And if the companies should come [again], they would wish they were in the desert among the bedouins, inquiring [from afar] about your news. And if they should be among you, they would not fight except for a little

33:21 📚 12
لَّقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِي رَسُولِ ٱللَّهِ أُسۡوَةٌ حَسَنَةࣱ لِّمَن كَانَ يَرۡجُواْ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا
لَّقَدْ
andolsun
كَانَ
vardır
لَكُمْ
sizin için
فِى
Elçisinde
رَسُولِ
(the) Messenger
ٱللَّهِ
Allah'ın
أُسْوَةٌ
bir örnek
حَسَنَةٌۭ
en güzel
لِّمَن
kimseler için
كَانَ
kavuşmaya inanan
يَرْجُوا۟
hope
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱلْيَوْمَ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرَ
ahiret
وَذَكَرَ
ve anan
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çokça

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir

Saheeh InternationalThere has certainly been for you in the Messenger of Allah an excellent pattern for anyone whose hope is in Allah and the Last Day and [who] remembers Allah often

33:22 📚 1
وَلَمَّا رَءَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ قَالُواْ هَٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥۚ وَمَا زَادَهُمۡ إِلَّآ إِيمَٰنࣰ ا وَتَسۡلِيمࣰ ا
وَلَمَّا
zaman
رَءَا
gördükleri
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
ٱلْأَحْزَابَ
(düşman) orduları
قَالُوا۟
dediler
هَـٰذَا
bu
مَا
bize va'dettiğidir
وَعَدَنَا
Allah promised us
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَرَسُولُهُۥ
ve Resulünün
وَصَدَقَ
ve doğrudur
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥ ۚ
ve Resulü
وَمَا
ve
زَادَهُمْ
artırmadı
إِلَّآ
başka bir şey
إِيمَـٰنًۭا
imanlarını
وَتَسْلِيمًۭا
ve teslimiyetlerini

Diyanet İşleri Mealiİnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettiğidir; Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir" dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı

Saheeh InternationalAnd when the believers saw the companies, they said, "This is what Allah and His Messenger had promised us, and Allah and His Messenger spoke the truth." And it increased them only in faith and acceptance

33:23 📚 5
مِّنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ رِجَالࣱ صَدَقُواْ مَا عَٰهَدُواْ ٱللَّهَ عَلَيۡهِۖ فَمِنۡهُم مَّن قَضَىٰ نَحۡبَهُۥ وَمِنۡهُم مَّن يَنتَظِرُۖ وَمَا بَدَّلُواْ تَبۡدِيلࣰ ا
مِّنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
رِجَالٌۭ
erkekler
صَدَقُوا۟
durdular
مَا
verdikleri sözde
عَـٰهَدُوا۟
they promised Allah
ٱللَّهَ
Allah
عَلَيْهِ ۖ
üzerine
فَمِنْهُم
onlardan
مَّن
kimi
قَضَىٰ
yerine getirdi
نَحْبَهُۥ
adağını
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّن
kimi
يَنتَظِرُ ۖ
(şehidlik) beklemektedir
وَمَا
ve asla
بَدَّلُوا۟
(sözlerini) değiştirmemişlerdir
تَبْدِيلًۭا
değişiklikle

Diyanet İşleri Mealiİnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir

Saheeh InternationalAmong the believers are men true to what they promised Allah. Among them is he who has fulfilled his vow [to the death], and among them is he who awaits [his chance]. And they did not alter [the terms of their commitment] by any alteration

33:24 📚 1
لِّيَجۡزِيَ ٱللَّهُ ٱلصَّٰدِقِينَ بِصِدۡقِهِمۡ وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ إِن شَآءَ أَوۡ يَتُوبَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
لِّيَجْزِىَ
mükafatladırsın
ٱللَّهُ
Allah
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğruları
بِصِدْقِهِمْ
doğruluklarıyle
وَيُعَذِّبَ
ve azabetsin
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
iki yüzlülere
إِن
şayet
شَآءَ
dilerse
أَوْ
yahut
يَتُوبَ
tevbelerini kabul buyursun
عَلَيْهِمْ ۚ
onlardan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
çok bağışlayandır
غَفُورًۭا
Oft-Forgiving
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiBu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır; ikiyüzlüleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir

Saheeh InternationalThat Allah may reward the truthful for their truth and punish the hypocrites if He wills or accept their repentance. Indeed, Allah is ever Forgiving and Merciful

33:25
وَرَدَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِغَيۡظِهِمۡ لَمۡ يَنَالُواْ خَيۡرࣰ اۚ وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلۡقِتَالَۚ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزࣰ ا
وَرَدَّ
geri çevirdi
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَفَرُوا۟
inkar edenleri
بِغَيْظِهِمْ
öfkeleriyle
لَمْ
eremediler
يَنَالُوا۟
they obtained
خَيْرًۭا ۚ
hayra
وَكَفَى
ve yeter
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
ٱلْقِتَالَ ۚ
savaşta
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
قَوِيًّا
güçlüdür
عَزِيزًۭا
üstündür

Diyanet İşleri MealiAllah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır

Saheeh InternationalAnd Allah repelled those who disbelieved, in their rage, not having obtained any good. And sufficient was Allah for the believers in battle, and ever is Allah Powerful and Exalted in Might

33:26 📚 1
وَأَنزَلَ ٱلَّذِينَ ظَٰهَرُوهُم مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ مِن صَيَاصِيهِمۡ وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعۡبَ فَرِيقࣰ ا تَقۡتُلُونَ وَتَأۡسِرُونَ فَرِيقࣰ ا
وَأَنزَلَ
ve indirdi
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَـٰهَرُوهُم
onlara yardım eden
مِّنْ
ehlinden
أَهْلِ
(the) People
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
مِن
kalelerinden
صَيَاصِيهِمْ
their fortresses
وَقَذَفَ
ve düşürdü
فِى
içine
قُلُوبِهِمُ
kalbleri
ٱلرُّعْبَ
korku
فَرِيقًۭا
bir kısmını
تَقْتُلُونَ
öldürüyordunuz
وَتَأْسِرُونَ
ve esir alıyordunuz
فَرِيقًۭا
bir kısmını da

Diyanet İşleri MealiAllah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz

Saheeh InternationalAnd He brought down those who supported them among the People of the Scripture from their fortresses and cast terror into their hearts [so that] a party you killed, and you took captive a party

33:27
وَأَوۡرَثَكُمۡ أَرۡضَهُمۡ وَدِيَٰرَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُمۡ وَأَرۡضࣰ ا لَّمۡ تَطَـُٔوهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣰ ا
وَأَوْرَثَكُمْ
ve size miras verdi
أَرْضَهُمْ
topraklarını
وَدِيَـٰرَهُمْ
ve yurtlarını
وَأَمْوَٰلَهُمْ
ve mallarını
وَأَرْضًۭا
ve bir toprağı
لَّمْ
henüz ayak basmadığınız
تَطَـُٔوهَا ۚ
you (had) trodden
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرًۭا
kadirdir

Diyanet İşleri MealiYerlerini, yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her şeye Kadir olandır

Saheeh InternationalAnd He caused you to inherit their land and their homes and their properties and a land which you have not trodden. And ever is Allah, over all things, competent

33:28 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّأَزۡوَٰجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدۡنَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيۡنَ أُمَتِّعۡكُنَّ وَأُسَرِّحۡكُنَّ سَرَاحࣰ ا جَمِيلࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
قُل
söyle
لِّأَزْوَٰجِكَ
eşlerine
إِن
eğer
كُنتُنَّ
siz
تُرِدْنَ
istiyorsanız
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatını
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَزِينَتَهَا
ve süsünü
فَتَعَالَيْنَ
gelin
أُمَتِّعْكُنَّ
size (boşanma bedeli) vereyim
وَأُسَرِّحْكُنَّ
ve sizi salayım
سَرَاحًۭا
bir salışla
جَمِيلًۭا
güzel

Diyanet İşleri MealiEy Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim

Saheeh InternationalO Prophet, say to your wives, "If you should desire the worldly life and its adornment, then come, I will provide for you and give you a gracious release

33:29
وَإِن كُنتُنَّ تُرِدۡنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلدَّارَ ٱلۡأٓخِرَةَ فَإِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلۡمُحۡسِنَٰتِ مِنكُنَّ أَجۡرًا عَظِيمࣰ ا
وَإِن
ve eğer
كُنتُنَّ
siz
تُرِدْنَ
istiyorsanız
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Eçisini
وَٱلدَّارَ
ve yurdunu
ٱلْـَٔاخِرَةَ
ahiret
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
أَعَدَّ
hazırlamıştır
لِلْمُحْسِنَـٰتِ
güzel hareket edenlere
مِنكُنَّ
sizden
أَجْرًا
bir mükafat
عَظِيمًۭا
büyük

Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır

Saheeh InternationalBut if you should desire Allah and His Messenger and the home of the Hereafter - then indeed, Allah has prepared for the doers of good among you a great reward

33:30
يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِيِّ مَن يَأۡتِ مِنكُنَّ بِفَٰحِشَةࣲ مُّبَيِّنَةࣲ يُضَٰعَفۡ لَهَا ٱلۡعَذَابُ ضِعۡفَيۡنِۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرࣰ ا
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
ٱلنَّبِىِّ
peygamber
مَن
kim
يَأْتِ
yaparsa
مِنكُنَّ
sizden
بِفَـٰحِشَةٍۢ
bir fuhuş (edepsizlik)
مُّبَيِّنَةٍۢ
açık
يُضَـٰعَفْ
artırılır
لَهَا
onun için
ٱلْعَذَابُ
azab
ضِعْفَيْنِ ۚ
iki kat
وَكَانَ
ve
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرًۭا
kolaydır

Diyanet İşleri MealiEy Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır

Saheeh InternationalO wives of the Prophet, whoever of you should commit a clear immorality - for her the punishment would be doubled two fold, and ever is that, for Allah, easy

33:31 📚 1
۞وَمَن يَقۡنُتۡ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتَعۡمَلۡ صَٰلِحࣰ ا نُّؤۡتِهَآ أَجۡرَهَا مَرَّتَيۡنِ وَأَعۡتَدۡنَا لَهَا رِزۡقࣰ ا كَرِيمࣰ ا
۞ وَمَن
fakat kim
يَقْنُتْ
ita'ate devam ederse
مِنكُنَّ
sizden
لِلَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِۦ
ve Resulüne
وَتَعْمَلْ
ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا
yararlı iş
نُّؤْتِهَآ
ona veririz
أَجْرَهَا
mükafatını
مَرَّتَيْنِ
iki kez
وَأَعْتَدْنَا
ve hazırlamışızdır
لَهَا
onun için
رِزْقًۭا
bir rızık
كَرِيمًۭا
bol

Diyanet İşleri MealiSizlerden Allah'a ve Peygamberine boyun eğip yararlı iş işleyenlere ecrini iki kat veririz; ona cömertçe rızık hazırlamışızdır

Saheeh InternationalAnd whoever of you devoutly obeys Allah and His Messenger and does righteousness - We will give her her reward twice; and We have prepared for her a noble provision

33:32 📚 2
يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِيِّ لَسۡتُنَّ كَأَحَدࣲ مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِنِ ٱتَّقَيۡتُنَّۚ فَلَا تَخۡضَعۡنَ بِٱلۡقَوۡلِ فَيَطۡمَعَ ٱلَّذِي فِي قَلۡبِهِۦ مَرَضࣱ وَقُلۡنَ قَوۡلࣰ ا مَّعۡرُوفࣰ ا
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
ٱلنَّبِىِّ
peygamber
لَسْتُنَّ
siz değilsiniz
كَأَحَدٍۢ
herhangi biri gibi
مِّنَ
kadınlardan
ٱلنِّسَآءِ ۚ
the women
إِنِ
eğer
ٱتَّقَيْتُنَّ
(Allah'tan) sakınıyorsanız
فَلَا
yumuşak bir eda yapmayın
تَخْضَعْنَ
be soft
بِٱلْقَوْلِ
sözlerinizde
فَيَطْمَعَ
böylece tamah etmesin
ٱلَّذِى
bulunan
فِى
kalbinde
قَلْبِهِۦ
his heart
مَرَضٌۭ
hastalık
وَقُلْنَ
ve söyleyin
قَوْلًۭا
bir söz
مَّعْرُوفًۭا
güzel

Diyanet İşleri MealiEy Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin

Saheeh InternationalO wives of the Prophet, you are not like anyone among women. If you fear Allah, then do not be soft in speech [to men], lest he in whose heart is disease should covet, but speak with appropriate speech

33:33 📚 8
وَقَرۡنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجۡنَ تَبَرُّجَ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِ ٱلۡأُولَىٰۖ وَأَقِمۡنَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتِينَ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِعۡنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُذۡهِبَ عَنكُمُ ٱلرِّجۡسَ أَهۡلَ ٱلۡبَيۡتِ وَيُطَهِّرَكُمۡ تَطۡهِيرࣰ ا
وَقَرْنَ
ve vakarla oturun
فِى
evlerinizde
بُيُوتِكُنَّ
your houses
وَلَا
asla
تَبَرَّجْنَ
açılıp kırıtmayın
تَبَرُّجَ
açılıp kırıtması gibi
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ
cahiliyenin
ٱلْأُولَىٰ ۖ
ilk
وَأَقِمْنَ
ve kılın
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتِينَ
ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَأَطِعْنَ
ve ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥٓ ۚ
ve Resulüne
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
لِيُذْهِبَ
gidermek
عَنكُمُ
sizden
ٱلرِّجْسَ
kiri
أَهْلَ
(ey) Ehl-i
ٱلْبَيْتِ
Beyt
وَيُطَهِّرَكُمْ
ve sizi temizlemek
تَطْهِيرًۭا
tertemiz

Diyanet İşleri MealiEvlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister

Saheeh InternationalAnd abide in your houses and do not display yourselves as [was] the display of the former times of ignorance. And establish prayer and give zakah and obey Allah and His Messenger. Allah intends only to remove from you the impurity [of sin], O people of the [Prophet's] household, and to purify you with [extensive] purification

33:34 📚 4
وَٱذۡكُرۡنَ مَا يُتۡلَىٰ فِي بُيُوتِكُنَّ مِنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱلۡحِكۡمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا
وَٱذْكُرْنَ
ve hatırlayın
مَا
okunanı
يُتْلَىٰ
is recited
فِى
evlerinizde
بُيُوتِكُنَّ
your houses
مِنْ
ayetlerinden
ءَايَـٰتِ
(the) Verses
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَٱلْحِكْمَةِ ۚ
ve hikmeti
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
latiftir
لَطِيفًا
All-Subtle
خَبِيرًا
haber alandır

Diyanet İşleri MealiEvlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır

Saheeh InternationalAnd remember what is recited in your houses of the verses of Allah and wisdom. Indeed, Allah is ever Subtle and Acquainted [with all things]

33:35
إِنَّ ٱلۡمُسۡلِمِينَ وَٱلۡمُسۡلِمَٰتِ وَٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡقَٰنِتِينَ وَٱلۡقَٰنِتَٰتِ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلصَّٰدِقَٰتِ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰبِرَٰتِ وَٱلۡخَٰشِعِينَ وَٱلۡخَٰشِعَٰتِ وَٱلۡمُتَصَدِّقِينَ وَٱلۡمُتَصَدِّقَٰتِ وَٱلصَّٰٓئِمِينَ وَٱلصَّٰٓئِمَٰتِ وَٱلۡحَٰفِظِينَ فُرُوجَهُمۡ وَٱلۡحَٰفِظَٰتِ وَٱلذَّٰكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا وَٱلذَّٰكِرَٰتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغۡفِرَةࣰ وَأَجۡرًا عَظِيمࣰ ا
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslüman erkekler
وَٱلْمُسْلِمَـٰتِ
ve müslüman kadınlar
وَٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min erkekler
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve mü'min kadınlar
وَٱلْقَـٰنِتِينَ
ta'ate devam eden erkekler
وَٱلْقَـٰنِتَـٰتِ
ve ta'ate devam eden kadınlar
وَٱلصَّـٰدِقِينَ
doğru erkekler
وَٱلصَّـٰدِقَـٰتِ
ve doğru kadınlar
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
sabreden erkekler
وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ
ve sabreden kadınlar
وَٱلْخَـٰشِعِينَ
saygılı erkekler
وَٱلْخَـٰشِعَـٰتِ
ve saygılı kadınlar
وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ
sadaka veren erkekler
وَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِ
ve sadaka veren kadınlar
وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ
oruç tutan erkekler
وَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِ
ve oruç tutan kadınlar
وَٱلْحَـٰفِظِينَ
koruyan erkekler
فُرُوجَهُمْ
ırzlarını
وَٱلْحَـٰفِظَـٰتِ
ve koruyan kadınlar
وَٱلذَّٰكِرِينَ
zikreden erkekler
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çok
وَٱلذَّٰكِرَٰتِ
ve zikreden kadınlar
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُم
bunlar için
مَّغْفِرَةًۭ
bağışlanma
وَأَجْرًا
ve bir mükafat
عَظِيمًۭا
büyük

Diyanet İşleri MealiDoğrusu erkek ve kadın müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır

Saheeh InternationalIndeed, the Muslim men and Muslim women, the believing men and believing women, the obedient men and obedient women, the truthful men and truthful women, the patient men and patient women, the humble men and humble women, the charitable men and charitable women, the fasting men and fasting women, the men who guard their private parts and the women who do so, and the men who remember Allah often and the women who do so - for them Allah has prepared forgiveness and a great reward

33:36 📚 10
وَمَا كَانَ لِمُؤۡمِنࣲ وَلَا مُؤۡمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمۡرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُ مِنۡ أَمۡرِهِمۡۗ وَمَن يَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدۡ ضَلَّ ضَلَٰلࣰ ا مُّبِينࣰ ا
وَمَا
artık yoktur
كَانَ
inanmış bir erkek için
لِمُؤْمِنٍۢ
for a believing man
وَلَا
ve
مُؤْمِنَةٍ
inanmış kadın (için)
إِذَا
zaman
قَضَى
hüküm verdiği
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulü
أَمْرًا
bir işte
أَن
olması
يَكُونَ
(there) should be
لَهُمُ
onlar için
ٱلْخِيَرَةُ
seçme hakkı
مِنْ
o işi
أَمْرِهِمْ ۗ
their affair
وَمَن
ve kim
يَعْصِ
karşı gelirse
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Resulüne
فَقَدْ
elbette
ضَلَّ
sapıklığa düşer
ضَلَـٰلًۭا
bir sapkınlıkla
مُّبِينًۭا
apaçık

Diyanet İşleri MealiAllah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur

Saheeh InternationalIt is not for a believing man or a believing woman, when Allah and His Messenger have decided a matter, that they should [thereafter] have any choice about their affair. And whoever disobeys Allah and His Messenger has certainly strayed into clear error

33:37 📚 8
وَإِذۡ تَقُولُ لِلَّذِيٓ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ وَأَنۡعَمۡتَ عَلَيۡهِ أَمۡسِكۡ عَلَيۡكَ زَوۡجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخۡفِي فِي نَفۡسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبۡدِيهِ وَتَخۡشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَىٰهُۖ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيۡدࣱ مِّنۡهَا وَطَرࣰ ا زَوَّجۡنَٰكَهَا لِكَيۡ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ حَرَجࣱ فِيٓ أَزۡوَٰجِ أَدۡعِيَآئِهِمۡ إِذَا قَضَوۡاْ مِنۡهُنَّ وَطَرࣰ اۚ وَكَانَ أَمۡرُ ٱللَّهِ مَفۡعُولࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
تَقُولُ
diyordun
لِلَّذِىٓ
kimseye
أَنْعَمَ
ni'met verdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِ
ona
وَأَنْعَمْتَ
ve senin ni'met verdiğin
عَلَيْهِ
kendisine
أَمْسِكْ
tut
عَلَيْكَ
yanında
زَوْجَكَ
eşini
وَٱتَّقِ
ve kork
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَتُخْفِى
fakat gizliyordun
فِى
içinde
نَفْسِكَ
yourself
مَا
şeyi
ٱللَّهُ
Allah'ın
مُبْدِيهِ
açığa vuracağı
وَتَخْشَى
ve çekiniyordun
ٱلنَّاسَ
insanlardan
وَٱللَّهُ
Allah'tır
أَحَقُّ
layık olan
أَن
çekinmene
تَخْشَىٰهُ ۖ
you (should) fear Him
فَلَمَّا
ne zaman ki
قَضَىٰ
kesince
زَيْدٌۭ
Zeyd
مِّنْهَا
o kadından
وَطَرًۭا
ilişiğini
زَوَّجْنَـٰكَهَا
biz onu sana nikahladık
لِكَىْ
için
لَا
olmaması
يَكُونَ
there be
عَلَى
üzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minler
حَرَجٌۭ
bir güçlük
فِىٓ
hususunda
أَزْوَٰجِ
evlenmek
أَدْعِيَآئِهِمْ
evlatlıkları
إِذَا
zaman
قَضَوْا۟
kestikleri
مِنْهُنَّ
kadınlarıyle
وَطَرًۭا ۚ
ilişkilerini
وَكَانَ
ve
أَمْرُ
buyruğu
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَفْعُولًۭا
yerine getirilmiştir

Diyanet İşleri MealiAllah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir

Saheeh InternationalAnd [remember, O Muhammad], when you said to the one on whom Allah bestowed favor and you bestowed favor, "Keep your wife and fear Allah," while you concealed within yourself that which Allah is to disclose. And you feared the people, while Allah has more right that you fear Him. So when Zayd had no longer any need for her, We married her to you in order that there not be upon the believers any discomfort concerning the wives of their adopted sons when they no longer have need of them. And ever is the command of Allah accomplished

33:38 📚 3
مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِيِّ مِنۡ حَرَجࣲ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۥۖ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِي ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلُۚ وَكَانَ أَمۡرُ ٱللَّهِ قَدَرࣰ ا مَّقۡدُورًا
مَّا
yoktur
كَانَ
üzerine
عَلَى
upon
ٱلنَّبِىِّ
Peygamber
مِنْ
herhangi
حَرَجٍۢ
bir güçlük
فِيمَا
bir şeyde
فَرَضَ
takdir ettiği;
ٱللَّهُ
Allah'ın
لَهُۥ ۖ
kendisine
سُنَّةَ
yasasıdır
ٱللَّهِ
Allah'ın
فِى
arasında
ٱلَّذِينَ
geçenler
خَلَوْا۟
passed away
مِن
sizden önce
قَبْلُ ۚ
before
وَكَانَ
ve
أَمْرُ
emri
ٱللَّهِ
Allah'ın
قَدَرًۭا
bir kaderdir
مَّقْدُورًا
takdir edilmiş

Diyanet İşleri MealiAllah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir

Saheeh InternationalThere is not to be upon the Prophet any discomfort concerning that which Allah has imposed upon him. [This is] the established way of Allah with those [prophets] who have passed on before. And ever is the command of Allah a destiny decreed

33:39
ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَٰلَٰتِ ٱللَّهِ وَيَخۡشَوۡنَهُۥ وَلَا يَخۡشَوۡنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبࣰ ا
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُبَلِّغُونَ
duyururlar
رِسَـٰلَـٰتِ
elçiliğini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَيَخْشَوْنَهُۥ
ve O'ndan korkarlar
وَلَا
ve
يَخْشَوْنَ
korkmazlar
أَحَدًا
kimseden
إِلَّا
başka
ٱللَّهَ ۗ
Allah'dan
وَكَفَىٰ
ve yeter
بِٱللَّهِ
Allah
حَسِيبًۭا
hesap görücü olarak

Diyanet İşleri MealiAllah'ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter

Saheeh International[Allah praises] those who convey the messages of Allah and fear Him and do not fear anyone but Allah. And sufficient is Allah as Accountant

33:40 📚 3
مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدࣲ مِّن رِّجَالِكُمۡ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّـۧنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣰ ا
مَّا
değildir
كَانَ
Muhammed
مُحَمَّدٌ
Muhammad
أَبَآ
babası
أَحَدٍۢ
birinin
مِّن
sizin erkeklerinizden
رِّجَالِكُمْ
your men
وَلَـٰكِن
fakat
رَّسُولَ
Elçisidir
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَخَاتَمَ
ve sonuncusudur
ٱلنَّبِيِّـۧنَ ۗ
peygamberlerin
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمًۭا
bilendir

Diyanet İşleri MealiMuhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir

Saheeh InternationalMuhammad is not the father of [any] one of your men, but [he is] the Messenger of Allah and last of the prophets. And ever is Allah, of all things, Knowing

33:41
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكۡرࣰ ا كَثِيرࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
anın
ٱللَّهَ
Allah'ı
ذِكْرًۭا
anışla
كَثِيرًۭا
çok

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Allah'ı çok anın

Saheeh InternationalO you who have believed, remember Allah with much remembrance

33:42 📚 3
وَسَبِّحُوهُ بُكۡرَةࣰ وَأَصِيلًا
وَسَبِّحُوهُ
ve O'nu tesbih edin
بُكْرَةًۭ
sabah
وَأَصِيلًا
akşam

Diyanet İşleri MealiO'nu sabah akşam tesbih edin

Saheeh InternationalAnd exalt Him morning and afternoon

33:43
هُوَ ٱلَّذِي يُصَلِّي عَلَيۡكُمۡ وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخۡرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَكَانَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَحِيمࣰ ا
هُوَ
O
ٱلَّذِى
(Allah) ki
يُصَلِّى
rahmet eder
عَلَيْكُمْ
üzerinize
وَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥ
ve melekleri
لِيُخْرِجَكُم
sizi çıkarmak için
مِّنَ
karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ
the darkness[es]
إِلَى
aydınlığa
ٱلنُّورِ ۚ
the light
وَكَانَ
ve
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
inananlara karşı
رَحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiKaranlıklardan aydınlığa çıkarmak için size rahmet ve istiğfar eden Allah ve melekleridir. İnananlara merhamet eden O'dur

Saheeh InternationalIt is He who confers blessing upon you, and His angels [ask Him to do so] that He may bring you out from darknesses into the light. And ever is He, to the believers, Merciful

33:44
تَحِيَّتُهُمۡ يَوۡمَ يَلۡقَوۡنَهُۥ سَلَٰمࣱۚ وَأَعَدَّ لَهُمۡ أَجۡرࣰ ا كَرِيمࣰ ا
تَحِيَّتُهُمْ
karşılanırlar
يَوْمَ
gün
يَلْقَوْنَهُۥ
kendisine kavuştukları
سَلَـٰمٌۭ ۚ
selam ile
وَأَعَدَّ
ve hazırlanmıştır
لَهُمْ
onlara
أَجْرًۭا
bir mükafat
كَرِيمًۭا
güzel

Diyanet İşleri MealiO'na kavuştukları gün müminlere yapılacak dirlik temennileri "Selam" demek olacaktır. Onlara cömertçe verilecek ecir hazırlamıştır

Saheeh InternationalTheir greeting the Day they meet Him will be, "Peace." And He has prepared for them a noble reward

33:45
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَٰكَ شَٰهِدࣰ ا وَمُبَشِّرࣰ ا وَنَذِيرࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِنَّآ
elbette biz
أَرْسَلْنَـٰكَ
seni gönderdik
شَـٰهِدًۭا
şahid
وَمُبَشِّرًۭا
ve müjdeci
وَنَذِيرًۭا
ve uyarıcı

Diyanet İşleri MealiBiz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir

Saheeh InternationalO Prophet, indeed We have sent you as a witness and a bringer of good tidings and a warner

33:46
وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذۡنِهِۦ وَسِرَاجࣰ ا مُّنِيرࣰ ا
وَدَاعِيًا
ve da'vetçi
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
بِإِذْنِهِۦ
izniyle
وَسِرَاجًۭا
ve bir lamba
مُّنِيرًۭا
aydınlatıcı

Diyanet İşleri MealiBiz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir

Saheeh InternationalAnd one who invites to Allah, by His permission, and an illuminating lamp

33:47
وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضۡلࣰ ا كَبِيرࣰ ا
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
بِأَنَّ
ki gerçekten
لَهُم
onlara vardır
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
فَضْلًۭا
bir lutuf
كَبِيرًۭا
büyük

Diyanet İşleri Mealiİnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele

Saheeh InternationalAnd give good tidings to the believers that they will have from Allah great bounty

33:48
وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَدَعۡ أَذَىٰهُمۡ وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلࣰ ا
وَلَا
ve asla
تُطِعِ
ita'at etme
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ
ve münafıklara
وَدَعْ
ve aldırma
أَذَىٰهُمْ
onların eziyetlerine
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَكَفَىٰ
ve yeter
بِٱللَّهِ
Allah
وَكِيلًۭا
vekil olarak

Diyanet İşleri Mealiİnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme; eziyetlerine aldırma; Allah'a güven, güvenilecek olarak Allah yeter

Saheeh InternationalAnd do not obey the disbelievers and the hypocrites but do not harm them, and rely upon Allah. And sufficient is Allah as Disposer of affairs

33:49 📚 7
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نَكَحۡتُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقۡتُمُوهُنَّ مِن قَبۡلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمۡ عَلَيۡهِنَّ مِنۡ عِدَّةࣲ تَعۡتَدُّونَهَاۖ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحࣰ ا جَمِيلࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
نَكَحْتُمُ
nikahladığınız
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
inanan kadınları
ثُمَّ
sonra
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
boşarsanız
مِن
önce
قَبْلِ
before
أَن
onlara dokunmadan
تَمَسُّوهُنَّ
you have touched them
فَمَا
yoktur
لَكُمْ
size
عَلَيْهِنَّ
onların üzerinde
مِنْ
bir iddet (hakkınız)
عِدَّةٍۢ
waiting period
تَعْتَدُّونَهَا ۖ
sayacağınız
فَمَتِّعُوهُنَّ
hemen geçimliklerini verin
وَسَرِّحُوهُنَّ
ve onları serbest bırakın
سَرَاحًۭا
bir bırakışla
جَمِيلًۭا
güzel

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın

Saheeh InternationalO You who have believed, when you marry believing women and then divorce them before you have touched them, then there is not for you any waiting period to count concerning them. So provide for them and give them a gracious release

33:50 📚 12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَحۡلَلۡنَا لَكَ أَزۡوَٰجَكَ ٱلَّٰتِيٓ ءَاتَيۡتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتۡ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيۡكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِي هَاجَرۡنَ مَعَكَ وَٱمۡرَأَةࣰ مُّؤۡمِنَةً إِن وَهَبَتۡ نَفۡسَهَا لِلنَّبِيِّ إِنۡ أَرَادَ ٱلنَّبِيُّ أَن يَسۡتَنكِحَهَا خَالِصَةࣰ لَّكَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۗ قَدۡ عَلِمۡنَا مَا فَرَضۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ وَمَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ لِكَيۡلَا يَكُونَ عَلَيۡكَ حَرَجࣱۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِنَّآ
şüphesiz biz
أَحْلَلْنَا
helal kıldık
لَكَ
sana
أَزْوَٰجَكَ
eşlerini
ٱلَّـٰتِىٓ
verdiğin
ءَاتَيْتَ
you have given
أُجُورَهُنَّ
ücretlerini (mehirlerini)
وَمَا
ve
مَلَكَتْ
bulunanları
يَمِينُكَ
elinde
مِمَّآ
ganimet verdiğinden
أَفَآءَ
Allah has given
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْكَ
sana
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمِّكَ
amcanın
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمَّـٰتِكَ
halalarının
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَالِكَ
dayının
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَـٰلَـٰتِكَ
teyzelerinin
ٱلَّـٰتِى
hicret eden
هَاجَرْنَ
emigrated
مَعَكَ
seninle beraber
وَٱمْرَأَةًۭ
ve kadını
مُّؤْمِنَةً
inanmış
إِن
eğer
وَهَبَتْ
hibe ederse
نَفْسَهَا
kendisini
لِلنَّبِىِّ
peygambere
إِنْ
eğer
أَرَادَ
dilediyse
ٱلنَّبِىُّ
peygamberi
أَن
kendisini nikahlamayı
يَسْتَنكِحَهَا
marry her
خَالِصَةًۭ
mahsus olarak
لَّكَ
sana
مِن
dışında
دُونِ
excluding
ٱلْمُؤْمِنِينَ ۗ
mü'minlerin
قَدْ
elbette
عَلِمْنَا
biz biliyoruz
مَا
şeyi
فَرَضْنَا
gerekli kıldığımız
عَلَيْهِمْ
onlara
فِىٓ
hakkında
أَزْوَٰجِهِمْ
eşleri
وَمَا
ve
مَلَكَتْ
bulunanlar
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
لِكَيْلَا
için
يَكُونَ
olmaması
عَلَيْكَ
sana
حَرَجٌۭ ۗ
bir zorluk
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayan
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiMehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir

Saheeh InternationalO Prophet, indeed We have made lawful to you your wives to whom you have given their due compensation and those your right hand possesses from what Allah has returned to you [of captives] and the daughters of your paternal uncles and the daughters of your paternal aunts and the daughters of your maternal uncles and the daughters of your maternal aunts who emigrated with you and a believing woman if she gives herself to the Prophet [and] if the Prophet wishes to marry her, [this is] only for you, excluding the [other] believers. We certainly know what We have made obligatory upon them concerning their wives and those their right hands possess, [but this is for you] in order that there will be upon you no discomfort. And ever is Allah Forgiving and Merciful

33:51 📚 1
۞تُرۡجِي مَن تَشَآءُ مِنۡهُنَّ وَتُـٔۡوِيٓ إِلَيۡكَ مَن تَشَآءُۖ وَمَنِ ٱبۡتَغَيۡتَ مِمَّنۡ عَزَلۡتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكَۚ ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعۡيُنُهُنَّ وَلَا يَحۡزَنَّ وَيَرۡضَيۡنَ بِمَآ ءَاتَيۡتَهُنَّ كُلُّهُنَّۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا فِي قُلُوبِكُمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمࣰ ا
۞ تُرْجِى
geri bırakır
مَن
kimseyi
تَشَآءُ
dilediği
مِنْهُنَّ
onlardan
وَتُـْٔوِىٓ
ve alırsın
إِلَيْكَ
yanına
مَن
kimseyi
تَشَآءُ ۖ
dilediğin
وَمَنِ
ve kimseye
ٱبْتَغَيْتَ
arzu ettiği(ne dönmekte)
مِمَّنْ
ayrıldıklarından
عَزَلْتَ
you (had) set aside
فَلَا
yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْكَ ۚ
senin üzerine
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en elverişli olan
أَن
aydınlanmasına
تَقَرَّ
may be cooled
أَعْيُنُهُنَّ
onların gözlerinin
وَلَا
ve
يَحْزَنَّ
tasalanmamalarına
وَيَرْضَيْنَ
ve razı olmalarına
بِمَآ
senin verdiklerine
ءَاتَيْتَهُنَّ
you have given them
كُلُّهُنَّ ۚ
hepsinin
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
فِى
sizin kalblerinizde
قُلُوبِكُمْ ۚ
your hearts
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلِيمًا
bilendir
حَلِيمًۭا
halimdir

Diyanet İşleri MealiBunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır

Saheeh InternationalYou, [O Muhammad], may put aside whom you will of them or take to yourself whom you will. And any that you desire of those [wives] from whom you had [temporarily] separated - there is no blame upon you [in returning her]. That is more suitable that they should be content and not grieve and that they should be satisfied with what you have given them - all of them. And Allah knows what is in your hearts. And ever is Allah Knowing and Forbearing

33:52 📚 1
لَّا يَحِلُّ لَكَ ٱلنِّسَآءُ مِنۢ بَعۡدُ وَلَآ أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنۡ أَزۡوَٰجࣲ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ حُسۡنُهُنَّ إِلَّا مَا مَلَكَتۡ يَمِينُكَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ رَّقِيبࣰ ا
لَّا
değildir
يَحِلُّ
helal
لَكَ
sana
ٱلنِّسَآءُ
(başka) kadınlar
مِنۢ
bundan sonra
بَعْدُ
after (this)
وَلَآ
ve yoktur
أَن
değiştirmen
تَبَدَّلَ
exchange
بِهِنَّ
bunları
مِنْ
başka eşlerle
أَزْوَٰجٍۢ
(other) wives
وَلَوْ
şayet
أَعْجَبَكَ
çok hoşuna gitse de
حُسْنُهُنَّ
güzellikleri
إِلَّا
bunun dışındadır
مَا
bulunanlar (cariyeler)
مَلَكَتْ
you rightfully possess
يَمِينُكَ ۗ
elinde
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
رَّقِيبًۭا
gözetleyicidir

Diyanet İşleri MealiBundan sonra sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin, hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir. Allah her şeyi gözetmektedir

Saheeh InternationalNot lawful to you, [O Muhammad], are [any additional] women after [this], nor [is it] for you to exchange them for [other] wives, even if their beauty were to please you, except what your right hand possesses. And ever is Allah, over all things, an Observer

33:53 📚 4
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَدۡخُلُواْ بُيُوتَ ٱلنَّبِيِّ إِلَّآ أَن يُؤۡذَنَ لَكُمۡ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيۡرَ نَٰظِرِينَ إِنَىٰهُ وَلَٰكِنۡ إِذَا دُعِيتُمۡ فَٱدۡخُلُواْ فَإِذَا طَعِمۡتُمۡ فَٱنتَشِرُواْ وَلَا مُسۡتَـٔۡنِسِينَ لِحَدِيثٍۚ إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ يُؤۡذِي ٱلنَّبِيَّ فَيَسۡتَحۡيِۦ مِنكُمۡۖ وَٱللَّهُ لَا يَسۡتَحۡيِۦ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ وَإِذَا سَأَلۡتُمُوهُنَّ مَتَٰعࣰ ا فَسۡـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابࣲۚ ذَٰلِكُمۡ أَطۡهَرُ لِقُلُوبِكُمۡ وَقُلُوبِهِنَّۚ وَمَا كَانَ لَكُمۡ أَن تُؤۡذُواْ رَسُولَ ٱللَّهِ وَلَآ أَن تَنكِحُوٓاْ أَزۡوَٰجَهُۥ مِنۢ بَعۡدِهِۦٓ أَبَدًاۚ إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
girmeyin
تَدْخُلُوا۟
enter
بُيُوتَ
evlerine
ٱلنَّبِىِّ
Peygamber'in
إِلَّآ
ancak hariçtir
أَن
izin verilmesi
يُؤْذَنَ
permission is given
لَكُمْ
size
إِلَىٰ
yemeğe
طَعَامٍ
a meal
غَيْرَ
olmadan
نَـٰظِرِينَ
gözetleyiciler
إِنَىٰهُ
vaktini
وَلَـٰكِنْ
fakat
إِذَا
zaman
دُعِيتُمْ
çağrıldığınız
فَٱدْخُلُوا۟
girin
فَإِذَا
yemeği yeyince
طَعِمْتُمْ
you have eaten
فَٱنتَشِرُوا۟
dağılın
وَلَا
dalmayın
مُسْتَـْٔنِسِينَ
seeking to remain
لِحَدِيثٍ ۚ
söze
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
incitiyordu
يُؤْذِى
troubling
ٱلنَّبِىَّ
Peygamberi
فَيَسْتَحْىِۦ
fakat o utanıyordu
مِنكُمْ ۖ
sizden
وَٱللَّهُ
fakat Allah
لَا
utanmaz
يَسْتَحْىِۦ
is not shy
مِنَ
gerçek(i söylemek)ten
ٱلْحَقِّ ۚ
the truth
وَإِذَا
zaman
سَأَلْتُمُوهُنَّ
onlarda istediğiniz
مَتَـٰعًۭا
bir şey
فَسْـَٔلُوهُنَّ
isteyin
مِن
arkasından
وَرَآءِ
behind
حِجَابٍۢ ۚ
perde
ذَٰلِكُمْ
bu
أَطْهَرُ
daha temizdir
لِقُلُوبِكُمْ
sizin kalbleriniz için
وَقُلُوبِهِنَّ ۚ
ve onların kalbleri için
وَمَا
ve olamaz
كَانَ
sizin
لَكُمْ
for you
أَن
incitmeniz
تُؤْذُوا۟
you trouble
رَسُولَ
Elçisini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَآ
ve olamaz
أَن
nikahlamanız
تَنكِحُوٓا۟
you should marry
أَزْوَٰجَهُۥ
onun eşlerini
مِنۢ
kendisinden sonra
بَعْدِهِۦٓ
after him
أَبَدًا ۚ
asla
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
katında
عِندَ
near
ٱللَّهِ
Allah
عَظِيمًا
büyük(bir günah)tır

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini üzmeniz ve ne de O'nuneşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir

Saheeh InternationalO you who have believed, do not enter the houses of the Prophet except when you are permitted for a meal, without awaiting its readiness. But when you are invited, then enter; and when you have eaten, disperse without seeking to remain for conversation. Indeed, that [behavior] was troubling the Prophet, and he is shy of [dismissing] you. But Allah is not shy of the truth. And when you ask [his wives] for something, ask them from behind a partition. That is purer for your hearts and their hearts. And it is not [conceivable or lawful] for you to harm the Messenger of Allah or to marry his wives after him, ever. Indeed, that would be in the sight of Allah an enormity

33:54
إِن تُبۡدُواْ شَيۡـًٔا أَوۡ تُخۡفُوهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣰ ا
إِن
eğer
تُبْدُوا۟
açığa vursanız
شَيْـًٔا
bir şeyi
أَوْ
yahut
تُخْفُوهُ
onu gizleseniz
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
her
بِكُلِّ
of all
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمًۭا
bilmektedir

Diyanet İşleri MealiBir şeyi açıklasanız de gizleseniz de Allah şüphesiz hepsini bilir

Saheeh InternationalWhether you reveal a thing or conceal it, indeed Allah is ever, of all things, Knowing

33:55 📚 1
لَّا جُنَاحَ عَلَيۡهِنَّ فِيٓ ءَابَآئِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآئِهِنَّ وَلَآ إِخۡوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآءِ إِخۡوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآءِ أَخَوَٰتِهِنَّ وَلَا نِسَآئِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُنَّۗ وَٱتَّقِينَ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدًا
لَّا
yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْهِنَّ
onlara
فِىٓ
hakkında
ءَابَآئِهِنَّ
babaları
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآئِهِنَّ
oğulları
وَلَآ
ve yoktur
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşleri
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآءِ
oğulları
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşlerinin
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآءِ
oğulları
أَخَوَٰتِهِنَّ
kızkardeşlerinin
وَلَا
ve yoktur
نِسَآئِهِنَّ
kadınları
وَلَا
ve yoktur
مَا
bulunan(köle)leri
مَلَكَتْ
they rightfully possess
أَيْمَـٰنُهُنَّ ۗ
ellerinde
وَٱتَّقِينَ
ve korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
üzerine
عَلَىٰ
over
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدًا
şahittir

Diyanet İşleri MealiOnların; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetçi kadınları ve cariyeleri hakkında bir sorumluluğu yoktur. Allah'tan sakının, çünkü Allah her şeye şahiddir

Saheeh InternationalThere is no blame upon women concerning their fathers or their sons or their brothers or their brothers' sons or their sisters' sons or their women or those their right hands possess. And fear Allah. Indeed Allah is ever, over all things, Witness

33:56
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِيِّۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ صَلُّواْ عَلَيۡهِ وَسَلِّمُواْ تَسۡلِيمًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
ٱلنَّبِىِّ ۚ
Peygamber
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
صَلُّوا۟
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا۟
ve selam edin
تَسْلِيمًا
içtenlikle

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin

Saheeh InternationalIndeed, Allah confers blessing upon the Prophet, and His angels [ask Him to do so]. O you who have believed, ask [Allah to confer] blessing upon him and ask [Allah to grant him] peace

33:57 📚 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابࣰ ا مُّهِينࣰ ا
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
incitenler
يُؤْذُونَ
annoy
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisini
لَعَنَهُمُ
onlara la'net etmiştir
ٱللَّهُ
Allah
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ
ve ahirette
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlar için
عَذَابًۭا
bir azab
مُّهِينًۭا
alçaltıcı

Diyanet İşleri MealiAllah'ı ve Peygamber'ini incitenlere, Allah dünyada da ahirette de lanet eder; onlara alçaltıcı bir azap hazırlar

Saheeh InternationalIndeed, those who abuse Allah and His Messenger - Allah has cursed them in this world and the Hereafter and prepared for them a humiliating punishment

33:58
وَٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ بِغَيۡرِ مَا ٱكۡتَسَبُواْ فَقَدِ ٱحۡتَمَلُواْ بُهۡتَٰنࣰ ا وَإِثۡمࣰ ا مُّبِينࣰ ا
وَٱلَّذِينَ
incitenler
يُؤْذُونَ
harm
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min erkekleri
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve mü'min kadınları
بِغَيْرِ
dışındaki
مَا
bir şeyle
ٱكْتَسَبُوا۟
yaptıklarının
فَقَدِ
elbette
ٱحْتَمَلُوا۟
yüklenmişlerdir
بُهْتَـٰنًۭا
bir iftira
وَإِثْمًۭا
ve bir günah
مُّبِينًۭا
açık

Diyanet İşleri Mealiİnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar

Saheeh InternationalAnd those who harm believing men and believing women for [something] other than what they have earned have certainly born upon themselves a slander and manifest sin

33:59
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّأَزۡوَٰجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ يُدۡنِينَ عَلَيۡهِنَّ مِن جَلَٰبِيبِهِنَّۚ ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن يُعۡرَفۡنَ فَلَا يُؤۡذَيۡنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
Peygamber
قُل
söyle
لِّأَزْوَٰجِكَ
eşlerine
وَبَنَاتِكَ
ve kızlarına
وَنِسَآءِ
ve kadınlarına
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananların
يُدْنِينَ
salsınlar
عَلَيْهِنَّ
üstlerine
مِن
örtülerini
جَلَـٰبِيبِهِنَّ ۚ
their outer garments
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en elverişli olan
أَن
onların tanınması için
يُعْرَفْنَ
they should be known
فَلَا
incitilmemesi için
يُؤْذَيْنَ ۗ
harmed
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiEy Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder

Saheeh InternationalO Prophet, tell your wives and your daughters and the women of the believers to bring down over themselves [part] of their outer garments. That is more suitable that they will be known and not be abused. And ever is Allah Forgiving and Merciful

33:60 📚 1
۞لَّئِن لَّمۡ يَنتَهِ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡمُرۡجِفُونَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ لَنُغۡرِيَنَّكَ بِهِمۡ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلࣰ ا
۞ لَّئِن
andolsun eğer
لَّمْ
vazgeçmezlerse
يَنتَهِ
cease
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
iki yüzlüler
وَٱلَّذِينَ
ve
فِى
bulunanlar
قُلُوبِهِم
kalblerinde
مَّرَضٌۭ
bir hastalık
وَٱلْمُرْجِفُونَ
kötü haberler yayanlar
فِى
şehirde
ٱلْمَدِينَةِ
the city
لَنُغْرِيَنَّكَ
seni üstüne süreriz
بِهِمْ
onların
ثُمَّ
sonra
لَا
senin yanında kalamazlar
يُجَاوِرُونَكَ
they will remain your neighbors
فِيهَآ
orada
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
az bir zaman

Diyanet İşleri Mealiİkiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar

Saheeh InternationalIf the hypocrites and those in whose hearts is disease and those who spread rumors in al-Madinah do not cease, We will surely incite you against them; then they will not remain your neighbors therein except for a little

33:61
مَّلۡعُونِينَۖ أَيۡنَمَا ثُقِفُوٓاْ أُخِذُواْ وَقُتِّلُواْ تَقۡتِيلࣰ ا
مَّلْعُونِينَ ۖ
la'netlenirler
أَيْنَمَا
nerede
ثُقِفُوٓا۟
rastlansalar
أُخِذُوا۟
yakalanırlar
وَقُتِّلُوا۟
ve öldürülürler
تَقْتِيلًۭا
şiddetle

Diyanet İşleri MealiLanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler

Saheeh InternationalAccursed wherever they are found, [being] seized and massacred completely

33:62 📚 1
سُنَّةَ ٱللَّهِ فِي ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلُۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلࣰ ا
سُنَّةَ
sünneti (yasası) budur
ٱللَّهِ
Allah'ın
فِى
arasındaki
ٱلَّذِينَ
geçen(millet)ler
خَلَوْا۟
passed away
مِن
önceden
قَبْلُ ۖ
before
وَلَن
ve
تَجِدَ
(imkan) bulamazsın
لِسُنَّةِ
sünnetini (yasasını)
ٱللَّهِ
Allah'ın
تَبْدِيلًۭا
değiştirmeğe

Diyanet İşleri MealiAllah'ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın

Saheeh International[This is] the established way of Allah with those who passed on before; and you will not find in the way of Allah any change

33:63 📚 2
يَسۡـَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِۚ وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا
يَسْـَٔلُكَ
sana soruyorlar
ٱلنَّاسُ
insanlar
عَنِ
sa'atten
ٱلسَّاعَةِ ۖ
the Hour
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
şüphesiz
عِلْمُهَا
onun bilgisi
عِندَ
yanındadır
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَمَا
ve ne?
يُدْرِيكَ
bilirsin
لَعَلَّ
belki
ٱلسَّاعَةَ
sa'at
تَكُونُ
olur
قَرِيبًا
yakın

Diyanet İşleri Mealiİnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır

Saheeh InternationalPeople ask you concerning the Hour. Say," Knowledge of it is only with Allah. And what may make you perceive? Perhaps the Hour is near

33:64
إِنَّ ٱللَّهَ لَعَنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمۡ سَعِيرًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَعَنَ
la'net etmiştir
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlar için
سَعِيرًا
çılgın bir ateş

Diyanet İşleri MealiAllah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar

Saheeh InternationalIndeed, Allah has cursed the disbelievers and prepared for them a Blaze

33:65
خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۖ لَّا يَجِدُونَ وَلِيࣰّ ا وَلَا نَصِيرࣰ ا
خَـٰلِدِينَ
kalacaklardır
فِيهَآ
orada
أَبَدًۭا ۖ
ebediyyen
لَّا
bulamayacaklardır
يَجِدُونَ
they will find
وَلِيًّۭا
bir dost
وَلَا
ve ne de
نَصِيرًۭا
yardımcı

Diyanet İşleri MealiAllah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar

Saheeh InternationalAbiding therein forever, they will not find a protector or a helper

33:66 📚 2
يَوۡمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمۡ فِي ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَٰلَيۡتَنَآ أَطَعۡنَا ٱللَّهَ وَأَطَعۡنَا ٱلرَّسُولَا۠
يَوْمَ
gün
تُقَلَّبُ
çevrildiği
وُجُوهُهُمْ
yüzleri
فِى
içinde
ٱلنَّارِ
ateşin
يَقُولُونَ
derler ki
يَـٰلَيْتَنَآ
ey(vah) keşke biz
أَطَعْنَا
ita'at etseydik
ٱللَّهَ
Allah'a
وَأَطَعْنَا
ve ita'at etseydik
ٱلرَّسُولَا۠
elçiye

Diyanet İşleri MealiYüzleri ateşte çevrildiği gün: "Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke Peygamber'e itaat etseydik!" derler

Saheeh InternationalThe Day their faces will be turned about in the Fire, they will say, "How we wish we had obeyed Allah and obeyed the Messenger

33:67
وَقَالُواْ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعۡنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
رَبَّنَآ
rabbimiz
إِنَّآ
şüphesiz biz
أَطَعْنَا
uyduk
سَادَتَنَا
beylerimize
وَكُبَرَآءَنَا
ve büyüklerimize
فَأَضَلُّونَا
bizi saptırdılar
ٱلسَّبِيلَا۠
yoldan

Diyanet İşleri MealiRabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler

Saheeh InternationalAnd they will say, "Our Lord, indeed we obeyed our masters and our dignitaries, and they led us astray from the [right] way

33:68
رَبَّنَآ ءَاتِهِمۡ ضِعۡفَيۡنِ مِنَ ٱلۡعَذَابِ وَٱلۡعَنۡهُمۡ لَعۡنࣰ ا كَبِيرࣰ ا
رَبَّنَآ
rabbimiz
ءَاتِهِمْ
onlara ver
ضِعْفَيْنِ
iki kat
مِنَ
azabdan
ٱلْعَذَابِ
punishment
وَٱلْعَنْهُمْ
ve onlara la'net eyle
لَعْنًۭا
bir la'netle
كَبِيرًۭا
büyük

Diyanet İşleri MealiRabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler

Saheeh InternationalOur Lord, give them double the punishment and curse them with a great curse

33:69
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ ءَاذَوۡاْ مُوسَىٰ فَبَرَّأَهُ ٱللَّهُ مِمَّا قَالُواْۚ وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيهࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
olmayın
تَكُونُوا۟
be
كَٱلَّذِينَ
kimseler gibi
ءَاذَوْا۟
eziyet eden
مُوسَىٰ
Musa'ya
فَبَرَّأَهُ
onu beraat ettirdi
ٱللَّهُ
Allah
مِمَّا
onların dediklerinden
قَالُوا۟ ۚ
they said
وَكَانَ
ve idi
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah
وَجِيهًۭا
itibarlı

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Musa'yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu. O, Allah'ın katında değerli bir kişiydi

Saheeh InternationalO you who have believed, be not like those who abused Moses; then Allah cleared him of what they said. And he, in the sight of Allah, was distinguished

33:70
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَقُولُواْ قَوۡلࣰ ا سَدِيدࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَقُولُوا۟
ve söyleyin
قَوْلًۭا
söz
سَدِيدًۭا
doğru

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur

Saheeh InternationalO you who have believed, fear Allah and speak words of appropriate justice

33:71 📚 3
يُصۡلِحۡ لَكُمۡ أَعۡمَٰلَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدۡ فَازَ فَوۡزًا عَظِيمًا
يُصْلِحْ
düzeltsin
لَكُمْ
sizin
أَعْمَـٰلَكُمْ
işlerinizi
وَيَغْفِرْ
ve bağışlasın
لَكُمْ
sizin
ذُنُوبَكُمْ ۗ
günahlarınızı
وَمَن
ve kim
يُطِعِ
ita'at ederse
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Resulüne
فَقَدْ
elbette
فَازَ
ermiş olur
فَوْزًا
bir başarıya
عَظِيمًا
büyük

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur

Saheeh InternationalHe will [then] amend for you your deeds and forgive you your sins. And whoever obeys Allah and His Messenger has certainly attained a great attainment

33:72 📚 9
إِنَّا عَرَضۡنَا ٱلۡأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡجِبَالِ فَأَبَيۡنَ أَن يَحۡمِلۡنَهَا وَأَشۡفَقۡنَ مِنۡهَا وَحَمَلَهَا ٱلۡإِنسَٰنُۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومࣰ ا جَهُولࣰ ا
إِنَّا
şüphesiz biz
عَرَضْنَا
sunduk
ٱلْأَمَانَةَ
emaneti
عَلَى
göklere
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yere
وَٱلْجِبَالِ
ve dağlara
فَأَبَيْنَ
fakat kaçındılar
أَن
onu yüklenmekten
يَحْمِلْنَهَا
bear it
وَأَشْفَقْنَ
ve korktular
مِنْهَا
ondan
وَحَمَلَهَا
ve onu yüklendi
ٱلْإِنسَـٰنُ ۖ
insan
إِنَّهُۥ
doğrusu o
كَانَ
çok zalimdir
ظَلُومًۭا
unjust
جَهُولًۭا
çok cahildir

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)

Saheeh InternationalIndeed, we offered the Trust to the heavens and the earth and the mountains, and they declined to bear it and feared it; but man [undertook to] bear it. Indeed, he was unjust and ignorant

33:73
لِّيُعَذِّبَ ٱللَّهُ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَٰتِ وَيَتُوبَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمَۢا
لِّيُعَذِّبَ
azab etsin diye
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
iki yüzlü erkeklere
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ
ve iki yüzlü kadınlara
وَٱلْمُشْرِكِينَ
ve ortak koşan erkeklere
وَٱلْمُشْرِكَـٰتِ
ve ortak koşan kadınlara
وَيَتُوبَ
ve bağışlasın diye
ٱللَّهُ
Allah
عَلَى
inanan erkekleri
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believing men
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗ
ve inanan kadınları
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًۢا
çok esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiBunun sonucu olarak, Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara, Allah'a ortak koşan erkek ve kadınlara azap verecektir. Allah inanan erkek ve kadınların tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah bağışlar ve merhamet eder

Saheeh International[It was] so that Allah may punish the hypocrite men and hypocrite women and the men and women who associate others with Him and that Allah may accept repentance from the believing men and believing women. And ever is Allah Forgiving and Merciful

← Önceki Sonraki →

33. Al-Ahzaab Suresi | Anlam Arayışı