☪ Anlam Arayışı

37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
37:1
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفࣰّ ا
وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ
andolsun
صَفًّۭا
sıra sıra dizilenlere

Saheeh InternationalBy those [angels] lined up in rows

Ali BulaçSaflar halinde dizilenlere andolsun

37:2
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرࣰ ا
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ
ve sürenlere
زَجْرًۭا
bağırıp

Saheeh InternationalAnd those who drive [the clouds]

Ali BulaçHaykırıp sürükleyenlere

37:3
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا
فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ
ve okuyanlara
ذِكْرًا
zikir

Saheeh InternationalAnd those who recite the message

Ali BulaçZikir okuyanlara

37:4
إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
إِلَـٰهَكُمْ
Tanrınız
لَوَٰحِدٌۭ
elbette birdir

Saheeh InternationalIndeed, your God is One

Ali BulaçTartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir

37:5
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ
رَّبُّ
Rabbidir
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve ne varsa
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında
وَرَبُّ
ve Rabbidir
ٱلْمَشَـٰرِقِ
doğuların

Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them and Lord of the sunrises

Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir

37:6 📚 2
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ
إِنَّا
elbette biz
زَيَّنَّا
süsledik
ٱلسَّمَآءَ
semasını
ٱلدُّنْيَا
dünya
بِزِينَةٍ
bir zinetle
ٱلْكَوَاكِبِ
yıldızlarla

Saheeh InternationalIndeed, We have adorned the nearest heaven with an adornment of stars

Ali BulaçŞüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık

37:7
وَحِفۡظࣰ ا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ مَّارِدࣲ‏
وَحِفْظًۭا
ve (onu) koruduk
مِّن
karşı
كُلِّ
her türlü
شَيْطَـٰنٍۢ
şeytana
مَّارِدٍۢ
ita'at dışına çıkan

Saheeh InternationalAnd as protection against every rebellious devil

Ali BulaçVe itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk

37:8 📚 1
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ‏
لَّا
dinleyemezler
يَسَّمَّعُونَ
they may listen
إِلَى
melekleri
ٱلْمَلَإِ
the assembly
ٱلْأَعْلَىٰ
yüce
وَيُقْذَفُونَ
ve taşlanırlar
مِن
her
كُلِّ
every
جَانِبٍۢ
yandan

Saheeh International[So] they may not listen to the exalted assembly [of angels] and are pelted from every side

Ali BulaçKi onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar

37:9
دُحُورࣰ اۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ
دُحُورًۭا ۖ
kovulurlar
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
وَاصِبٌ
sürekli

Saheeh InternationalRepelled; and for them is a constant punishment

Ali BulaçUzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır

37:10 📚 1
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ‏
إِلَّا
(fakat) yalnız
مَنْ
kimseyi
خَطِفَ
kapan
ٱلْخَطْفَةَ
bir söz
فَأَتْبَعَهُۥ
onu izler
شِهَابٌۭ
bir şihab (ışın)
ثَاقِبٌۭ
delici

Saheeh InternationalExcept one who snatches [some words] by theft, but they are pursued by a burning flame, piercing [in brightness]

Ali BulaçAncak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)

37:11 📚 2
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينࣲ لَّازِبِۭ
فَٱسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
أَهُمْ
kendileri mi?
أَشَدُّ
daha çetin
خَلْقًا
yaratılış bakımından
أَم
yoksa
مَّنْ
kimseler (mi?)
خَلَقْنَآ ۚ
bizim yarattıklarımız
إِنَّا
elbette biz
خَلَقْنَـٰهُم
onları yarattık
مِّن
bir çamurdan
طِينٍۢ
a clay
لَّازِبٍۭ
yapışkan

Saheeh InternationalThen inquire of them, [O Muhammad], "Are they a stronger [or more difficult] creation or those [others] We have created?" Indeed, We created men from sticky clay

Ali BulaçŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık

37:12 📚 2
بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ
بَلْ
hayır
عَجِبْتَ
sen şaşıyorsun
وَيَسْخَرُونَ
onlar ise alay ediyorlar

Saheeh InternationalBut you wonder, while they mock

Ali BulaçHayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar

37:13
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ
وَإِذَا
ve ne zaman
ذُكِّرُوا۟
öğüt verilse
لَا
öğüt almazlar
يَذْكُرُونَ
they receive admonition

Saheeh InternationalAnd when they are reminded, they remember not

Ali BulaçKendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar

37:14
وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةࣰ يَسۡتَسۡخِرُونَ
وَإِذَا
ve ne zaman
رَأَوْا۟
görseler
ءَايَةًۭ
bir mu'cize
يَسْتَسْخِرُونَ
alay ederler

Saheeh InternationalAnd when they see a sign, they ridicule

Ali BulaçBir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar

37:15
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينٌ
وَقَالُوٓا۟
ve diyorlar
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
سِحْرٌۭ
bir büyüden
مُّبِينٌ
apaçık

Saheeh InternationalAnd say, "This is not but obvious magic

Ali BulaçBu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler

37:16
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
أَءِذَا
zaman mı?
مِتْنَا
öldüğümüz
وَكُنَّا
ve olduğumuz
تُرَابًۭا
toprak
وَعِظَـٰمًا
ve kemik
أَءِنَّا
biz mi?
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz

Saheeh InternationalWhen we have died and become dust and bones, are we indeed to be resurrected

Ali BulaçBiz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz

37:17
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
أَوَءَابَآؤُنَا
atalarımız da mı?
ٱلْأَوَّلُونَ
evvelki

Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]

Ali BulaçVeya önceki atalarımız da mı

37:18
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ
قُلْ
de ki
نَعَمْ
evet
وَأَنتُمْ
ve siz
دَٰخِرُونَ
aşağılanacaksınız

Saheeh InternationalSay, "Yes, and you will be [rendered] contemptible

Ali BulaçDe ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”

37:19
فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ
فَإِنَّمَا
sadece ibarettir
هِىَ
o (iş)
زَجْرَةٌۭ
korkunç sesten
وَٰحِدَةٌۭ
bir tek
فَإِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَنظُرُونَ
bakıp kalırlar

Saheeh InternationalIt will be only one shout, and at once they will be observing

Ali Bulaçİşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar

37:20
وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
وَقَالُوا۟
ve dediler
يَـٰوَيْلَنَا
eyvah bize
هَـٰذَا
bu
يَوْمُ
günüdür
ٱلدِّينِ
ceza

Saheeh InternationalThey will say, "O woe to us! This is the Day of Recompense

Ali BulaçDerler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür

37:21
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
هَـٰذَا
bu
يَوْمُ
günüdür
ٱلْفَصْلِ
hüküm
ٱلَّذِى
olduğunuz
كُنتُم
you used to
بِهِۦ
onu
تُكَذِّبُونَ
yalanlıyor

Saheeh International[They will be told], "This is the Day of Judgement which you used to deny

Ali BulaçBu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür

37:22
۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ
۞ ٱحْشُرُوا۟
toplayın
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَلَمُوا۟
(o) zalim(leri)
وَأَزْوَٰجَهُمْ
ve onların eşlerini
وَمَا
ve
كَانُوا۟
olduklarını
يَعْبُدُونَ
tapıyor(lar)

Saheeh International[The angels will be ordered], "Gather those who committed wrong, their kinds, and what they used to worship

Ali BulaçZulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın

37:23
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ
مِن
başka
دُونِ
Besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
فَٱهْدُوهُمْ
onları götürün
إِلَىٰ
yoluna
صِرَٰطِ
(the) Path
ٱلْجَحِيمِ
cehennemin

Saheeh InternationalOther than Allah, and guide them to the path of Hellfire

Ali BulaçAllah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün

37:24
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ
وَقِفُوهُمْ ۖ
ve durdurun onları
إِنَّهُم
çünkü onlar
مَّسْـُٔولُونَ
sorguya çekileceklerdir

Saheeh InternationalAnd stop them; indeed, they are to be questioned

Ali BulaçVe onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir

37:25 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ
مَا
size ne oldu ki?
لَكُمْ
(is) for you
لَا
birbirinize yardım etmiyorsunuz
تَنَاصَرُونَ
you help one another

Saheeh International[They will be asked], "What is [wrong] with you? Why do you not help each other

Ali Bulaç(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz

37:26
بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ
بَلْ
hayır
هُمُ
onlar
ٱلْيَوْمَ
o gün
مُسْتَسْلِمُونَ
teslim olmuşlardır

Saheeh InternationalBut they, that Day, are in surrender

Ali BulaçHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır

37:27 📚 3
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ
وَأَقْبَلَ
ve döner
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
عَلَىٰ
diğerine
بَعْضٍۢ
others
يَتَسَآءَلُونَ
sorar

Saheeh InternationalAnd they will approach one another blaming each other

Ali BulaçKimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar

37:28
قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ
قَالُوٓا۟
dediler ki
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
كُنتُمْ
bize gelirdiniz
تَأْتُونَنَا
come (to) us
عَنِ
sağdan
ٱلْيَمِينِ
the right

Saheeh InternationalThey will say, "Indeed, you used to come at us from the right

Ali BulaçGerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler

37:29
قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ
قَالُوا۟
dediler
بَل
hayır
لَّمْ
zaten siz değildiniz
تَكُونُوا۟
you were
مُؤْمِنِينَ
inanan insanlar

Saheeh InternationalThe oppressors will say, "Rather, you [yourselves] were not believers

Ali Bulaç(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz

37:30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا طَٰغِينَ
وَمَا
ve yoktu
كَانَ
was
لَنَا
bizim
عَلَيْكُم
sizi zorlayacak
مِّن
hiçbir
سُلْطَـٰنٍۭ ۖ
gücümüz
بَلْ
bilakis
كُنتُمْ
siz idiniz
قَوْمًۭا
bir toplum
طَـٰغِينَ
azgın

Saheeh InternationalAnd we had over you no authority, but you were a transgressing people

Ali BulaçBizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz

37:31
فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
فَحَقَّ
artık hak oldu
عَلَيْنَا
bize
قَوْلُ
sözü
رَبِّنَآ ۖ
Rabbimizin
إِنَّا
elbette biz
لَذَآئِقُونَ
tadacağız

Saheeh InternationalSo the word of our Lord has come into effect upon us; indeed, we will taste [punishment]

Ali BulaçBöylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız

37:32
فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ
فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ
sizi azdırdık
إِنَّا
çünkü biz
كُنَّا
kendimiz
غَـٰوِينَ
azmıştık

Saheeh InternationalAnd we led you to deviation; indeed, we were deviators

Ali BulaçEvet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik

37:33
فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ
فَإِنَّهُمْ
onlar
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
فِى
azabda
ٱلْعَذَابِ
the punishment
مُشْتَرِكُونَ
ortaktırlar

Saheeh InternationalSo indeed they, that Day, will be sharing in the punishment

Ali BulaçArtık o gün onlar azapta ortaktırlar

37:34
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ
إِنَّا
biz
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نَفْعَلُ
yaparız
بِٱلْمُجْرِمِينَ
suçlulara

Saheeh InternationalIndeed, that is how We deal with the criminals

Ali BulaçDoğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız

37:35 📚 1
إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَانُوٓا۟
idiler
إِذَا
zaman
قِيلَ
dendiği
لَهُمْ
onlara
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
ٱللَّهُ
Allah'tan
يَسْتَكْبِرُونَ
büyüklük tasıyor(lar)

Saheeh InternationalIndeed they, when it was said to them, "There is no deity but Allah," were arrogant

Ali BulaçÇünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı

37:36
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ
وَيَقُولُونَ
ve derlerdi
أَئِنَّا
biz mi?
لَتَارِكُوٓا۟
terk edeceğiz
ءَالِهَتِنَا
tanrılarımızı
لِشَاعِرٍۢ
bir şair için
مَّجْنُونٍۭ
cinlenmiş

Saheeh InternationalAnd were saying, "Are we to leave our gods for a mad poet

Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz

37:37
بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
بَلْ
hayır
جَآءَ
o getirmişti
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
وَصَدَّقَ
ve doğrulamıştı
ٱلْمُرْسَلِينَ
elçileri

Saheeh InternationalRather, the Prophet has come with the truth and confirmed the [previous] messengers

Ali BulaçHayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı

37:38
إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
لَذَآئِقُوا۟
tadacaksınız
ٱلْعَذَابِ
azabı
ٱلْأَلِيمِ
acı

Saheeh InternationalIndeed, you [disbelievers] will be tasters of the painful punishment

Ali BulaçŞüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız

37:39
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَمَا
ve
تُجْزَوْنَ
cezalandırılmayacaksınız
إِلَّا
dışında
مَا
şeyler
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapmış

Saheeh InternationalAnd you will not be recompensed except for what you used to do

Ali BulaçYaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız

37:40 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
إِلَّا
(ve) hariçtir
عِبَادَ
kulları
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلْمُخْلَصِينَ
halis

Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah

Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka

37:41
أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ‏
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
onlar için vardır
رِزْقٌۭ
bir rızık
مَّعْلُومٌۭ
bilinen

Saheeh InternationalThose will have a provision determined

Ali Bulaçİşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır

37:42
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ
فَوَٰكِهُ ۖ
(türlü) meyvalar
وَهُم
ve onlar
مُّكْرَمُونَ
ağırlanırlar

Saheeh InternationalFruits; and they will be honored

Ali BulaçÇeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir

37:43
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
فِى
cennetlerinde
جَنَّـٰتِ
Gardens
ٱلنَّعِيمِ
Ni'met

Saheeh InternationalIn gardens of pleasure

Ali BulaçNimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde

37:44
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ
عَلَىٰ
üzerinde
سُرُرٍۢ
tahtlar
مُّتَقَـٰبِلِينَ
karşılıklı otururlar

Saheeh InternationalOn thrones facing one another

Ali BulaçBirbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)

37:45
يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينِۭ
يُطَافُ
dolaştırılır
عَلَيْهِم
önlerinde
بِكَأْسٍۢ
kadehler
مِّن
akan kaynaktan
مَّعِينٍۭ
a flowing spring

Saheeh InternationalThere will be circulated among them a cup [of wine] from a flowing spring

Ali BulaçKaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır

37:46
بَيۡضَآءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّٰرِبِينَ
بَيْضَآءَ
berrak
لَذَّةٍۢ
lezzetli
لِّلشَّـٰرِبِينَ
içenler için

Saheeh InternationalWhite and delicious to the drinkers

Ali BulaçBembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)

37:47 📚 1
لَا فِيهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ
لَا
yoktur
فِيهَا
onda
غَوْلٌۭ
sersemletme
وَلَا
ve olmazlar
هُمْ
onlar
عَنْهَا
onunla
يُنزَفُونَ
sarhoş

Saheeh InternationalNo bad effect is there in it, nor from it will they be intoxicated

Ali BulaçOnda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir

37:48
وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينࣱ‏
وَعِندَهُمْ
ve yanlarında (vardır)
قَـٰصِرَٰتُ
kendilerini hapsetmiş
ٱلطَّرْفِ
bakışlarıyla
عِينٌۭ
iri gözlü (eşler)

Saheeh InternationalAnd with them will be women limiting [their] glances, with large, [beautiful] eyes

Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır

37:49 📚 3
كَأَنَّهُنَّ بَيۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ‏
كَأَنَّهُنَّ
onlar gibi (eşlerdir)
بَيْضٌۭ
bembeyaz yumurta
مَّكْنُونٌۭ
saklı

Saheeh InternationalAs if they were [delicate] eggs, well-protected

Ali BulaçSanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)

37:50
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ
فَأَقْبَلَ
dönmüş
بَعْضُهُمْ
biri
عَلَىٰ
diğerine
بَعْضٍۢ
others
يَتَسَآءَلُونَ
soruyorlar

Saheeh InternationalAnd they will approach one another, inquiring of each other

Ali BulaçBöyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar

37:51
قَالَ قَآئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينࣱ‏
قَالَ
dedi
قَآئِلٌۭ
bir sözcü
مِّنْهُمْ
onlardan
إِنِّى
şüphesiz
كَانَ
vardı
لِى
benim
قَرِينٌۭ
bir arkadaşım

Saheeh InternationalA speaker among them will say, "Indeed, I had a companion [on earth]

Ali BulaçBir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı

37:52
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ
يَقُولُ
derdi ki
أَءِنَّكَ
sen misin?
لَمِنَ
kimseler(den)
ٱلْمُصَدِّقِينَ
doğrulayan(lar)

Saheeh InternationalWho would say, 'Are you indeed of those who believe

Ali BulaçDerdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın

37:53
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
أَءِذَا
zaman mı?
مِتْنَا
biz öldüğümüz
وَكُنَّا
ve olduğumuz
تُرَابًۭا
toprak
وَعِظَـٰمًا
ve kemik
أَءِنَّا
biz mi?
لَمَدِينُونَ
cezalanacağız

Saheeh InternationalThat when we have died and become dust and bones, we will indeed be recompensed

Ali BulaçBizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz

37:54
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
قَالَ
dedi ki
هَلْ
siz
أَنتُم
you
مُّطَّلِعُونَ
bakar mısınız?

Saheeh InternationalHe will say, "Would you [care to] look

Ali Bulaç(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz

37:55
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ
فَٱطَّلَعَ
baktı
فَرَءَاهُ
onu gördü
فِى
ortasında
سَوَآءِ
(the) midst
ٱلْجَحِيمِ
cehennemin

Saheeh InternationalAnd he will look and see him in the midst of the Hellfire

Ali BulaçDerken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü

37:56
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ
قَالَ
dedi
تَٱللَّهِ
tallahi
إِن
sen az daha
كِدتَّ
you almost
لَتُرْدِينِ
beni de alçaltacaktın

Saheeh InternationalHe will say, "By Allah, you almost ruined me

Ali BulaçDedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin

37:57 📚 1
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ
وَلَوْلَا
ve olmasaydı
نِعْمَةُ
ni'meti
رَبِّى
Rabbimin
لَكُنتُ
şimdi ben de olurdum
مِنَ
(oraya) getirilenlerden
ٱلْمُحْضَرِينَ
those brought

Saheeh InternationalIf not for the favor of my Lord, I would have been of those brought in [to Hell]

Ali BulaçEğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım

37:58
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ
أَفَمَا
değil miyiz?
نَحْنُ
biz
بِمَيِّتِينَ
öleceklerden

Saheeh InternationalThen, are we not to die

Ali BulaçNasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz

37:59
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ
إِلَّا
dışında
مَوْتَتَنَا
ölümümüz
ٱلْأُولَىٰ
ilk
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمُعَذَّبِينَ
azaba uğratılcak

Saheeh InternationalExcept for our first death, and we will not be punished

Ali BulaçYalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz

37:60
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
إِنَّ
gerçekten
هَـٰذَا
bu
لَهُوَ
ta kendisidir
ٱلْفَوْزُ
başarının
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Saheeh InternationalIndeed, this is the great attainment

Ali BulaçŞüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir

37:61
لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ
لِمِثْلِ
misli gibi
هَـٰذَا
bunun
فَلْيَعْمَلِ
çalışsınlar
ٱلْعَـٰمِلُونَ
çalışanlar

Saheeh InternationalFor the like of this let the workers [on earth] work

Ali BulaçBöylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır

37:62
أَذَٰلِكَ خَيۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
أَذَٰلِكَ
bu mu?
خَيْرٌۭ
hayırlı
نُّزُلًا
ağırlanmak için
أَمْ
yoksa
شَجَرَةُ
ağacı (mı?)
ٱلزَّقُّومِ
zakkum

Saheeh InternationalIs Paradise a better accommodation or the tree of zaqqum

Ali BulaçNasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı

37:63
إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّٰلِمِينَ
إِنَّا
elbette biz
جَعَلْنَـٰهَا
onu yaptık
فِتْنَةًۭ
bir fitne (sınav)
لِّلظَّـٰلِمِينَ
zalimler için

Saheeh InternationalIndeed, We have made it a torment for the wrongdoers

Ali BulaçDoğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık

37:64 📚 1
إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ
إِنَّهَا
elbette o
شَجَرَةٌۭ
bir ağaçtır
تَخْرُجُ
çıkan
فِىٓ
dibinde
أَصْلِ
(the) bottom
ٱلْجَحِيمِ
cehennemin

Saheeh InternationalIndeed, it is a tree issuing from the bottom of the Hellfire

Ali BulaçŞüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar

37:65
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ
طَلْعُهَا
tomurcukları
كَأَنَّهُۥ
gibidir
رُءُوسُ
başları
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanların

Saheeh InternationalIts emerging fruit as if it was heads of the devils

Ali BulaçOnun tomurcukları, şeytanların başları gibidir

37:66
فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
فَإِنَّهُمْ
onlar
لَـَٔاكِلُونَ
yiyeceklerdir
مِنْهَا
ondan
فَمَالِـُٔونَ
ve dolduracaklardır
مِنْهَا
onunla
ٱلْبُطُونَ
karınlarını

Saheeh InternationalAnd indeed, they will eat from it and fill with it their bellies

Ali BulaçArtık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar

37:67
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبࣰ ا مِّنۡ حَمِيمࣲ‏
ثُمَّ
sonra
إِنَّ
şüphesiz
لَهُمْ
onların vardır
عَلَيْهَا
bunun üzerine
لَشَوْبًۭا
bir içkileri
مِّنْ
kaynar sudan
حَمِيمٍۢ
boiling water

Saheeh InternationalThen indeed, they will have after it a mixture of scalding water

Ali BulaçSonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır

37:68 📚 1
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ
ثُمَّ
sonra
إِنَّ
elbette
مَرْجِعَهُمْ
dönecekleri yer
لَإِلَى
mutlaka
ٱلْجَحِيمِ
cehennemdir

Saheeh InternationalThen indeed, their return will be to the Hellfire

Ali BulaçSonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir

37:69
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
أَلْفَوْا۟
buldular
ءَابَآءَهُمْ
babalarını
ضَآلِّينَ
sapık kimseler

Saheeh InternationalIndeed they found their fathers astray

Ali BulaçÇünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı

37:70
فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ
فَهُمْ
kendileri de
عَلَىٰٓ
üzerinde
ءَاثَـٰرِهِمْ
onların izleri
يُهْرَعُونَ
koşturuyorlar

Saheeh InternationalSo they hastened [to follow] in their footsteps

Ali BulaçKendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı

37:71
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ضَلَّ
sapmıştı
قَبْلَهُمْ
onlardan önce
أَكْثَرُ
çoğu
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin

Saheeh InternationalAnd there had already strayed before them most of the former peoples

Ali BulaçAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı

37:72 📚 1
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
biz göndermiştik
فِيهِم
onların içine
مُّنذِرِينَ
uyarıcılar

Saheeh InternationalAnd We had already sent among them warners

Ali BulaçAndolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik

37:73
فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ
فَٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُنذَرِينَ
uyarılanların

Saheeh InternationalThen look how was the end of those who were warned

Ali BulaçUyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak

37:74 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
إِلَّا
ancak hariçtir
عِبَادَ
kulları
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلْمُخْلَصِينَ
halis

Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah

Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka

37:75
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
نَادَىٰنَا
bize yalvarmıştı
نُوحٌۭ
Nuh
فَلَنِعْمَ
ne güzel
ٱلْمُجِيبُونَ
kabul buyurmuştuk

Saheeh InternationalAnd Noah had certainly called Us, and [We are] the best of responders

Ali BulaçAndolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik

37:76
وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ
وَنَجَّيْنَـٰهُ
onu kurtarmıştık
وَأَهْلَهُۥ
ve ailesini
مِنَ
sıkıntıdan
ٱلْكَرْبِ
the distress
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Saheeh InternationalAnd We saved him and his family from the great affliction

Ali BulaçOnu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık

37:77 📚 2
وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
ذُرِّيَّتَهُۥ
onun zürriyetini
هُمُ
onları
ٱلْبَاقِينَ
kalıcı

Saheeh InternationalAnd We made his descendants those remaining [on the earth]

Ali BulaçVe onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık

37:78 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
عَلَيْهِ
ona
فِى
arasında
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler

Saheeh InternationalAnd left for him [favorable mention] among later generations

Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

37:79
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ
سَلَـٰمٌ
selam olsun
عَلَىٰ
Nuh'a
نُوحٍۢ
Nuh
فِى
içinde
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemler

Saheeh InternationalPeace upon Noah among the worlds

Ali BulaçAlemler içinde selam olsun Nuh’a

37:80 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
إِنَّا
şüphesiz biz
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
mükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

Ali BulaçGerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

37:81
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
إِنَّهُۥ
çünkü o
مِنْ
bizim kullarımızdandır
عِبَادِنَا
Our slaves
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inanan

Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants

Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı

37:82
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَغْرَقْنَا
suda boğduk
ٱلْـَٔاخَرِينَ
ötekilerini

Saheeh InternationalThen We drowned the disbelievers

Ali BulaçSonra diğerlerini suda boğduk

37:83
۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ
۞ وَإِنَّ
ve şüphesiz
مِن
onun kolundan idi
شِيعَتِهِۦ
his kind
لَإِبْرَٰهِيمَ
İbrahim de

Saheeh InternationalAnd indeed, among his kind was Abraham

Ali BulaçDoğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır

37:84 📚 1
إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِيمٍ
إِذْ
zira
جَآءَ
gelmişti
رَبَّهُۥ
Rabbine
بِقَلْبٍۢ
bir kalb ile
سَلِيمٍ
tertemiz

Saheeh InternationalWhen he came to his Lord with a sound heart

Ali BulaçHani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti

37:85
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti ki
لِأَبِيهِ
babasına
وَقَوْمِهِۦ
ve kavmine
مَاذَا
neye
تَعْبُدُونَ
tapıyorsunuz

Saheeh International[And] when he said to his father and his people, "What do you worship

Ali BulaçHani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”

37:86
أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ
أَئِفْكًا
uydurma
ءَالِهَةًۭ
tanrılar (mı?)
دُونَ
bırakıp
ٱللَّهِ
Allah'ı
تُرِيدُونَ
istiyorsunuz

Saheeh InternationalIs it falsehood [as] gods other than Allah you desire

Ali Bulaç“Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”

37:87
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
فَمَا
nedir?
ظَنُّكُم
zannınız
بِرَبِّ
Rabbi hakkında
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Saheeh InternationalThen what is your thought about the Lord of the worlds

Ali Bulaç“Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”

37:88 📚 1
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِي ٱلنُّجُومِ
فَنَظَرَ
baktı
نَظْرَةًۭ
göz atarak
فِى
yıldızlara
ٱلنُّجُومِ
the stars

Saheeh InternationalAnd he cast a look at the stars

Ali BulaçSonra yıldızlara bir göz attı

37:89 📚 2
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمࣱ‏
فَقَالَ
ve dedi
إِنِّى
elbette ben
سَقِيمٌۭ
hastayım

Saheeh InternationalAnd said, "Indeed, I am [about to be] ill

Ali Bulaç“Ben, doğrusu hastayım” dedi

37:90
فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ
فَتَوَلَّوْا۟
bunun üzerine kaçtılar
عَنْهُ
ondan
مُدْبِرِينَ
arkalarını dönüp

Saheeh InternationalSo they turned away from him, departing

Ali BulaçBöylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar

37:91
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ
فَرَاغَ
o da gizlice sokuldu
إِلَىٰٓ
onların tanrılarına
ءَالِهَتِهِمْ
their gods
فَقَالَ
ve dedi
أَلَا
yemez misini?
تَأْكُلُونَ
you eat

Saheeh InternationalThen he turned to their gods and said, "Do you not eat

Ali BulaçBunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi

37:92 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ
مَا
neyiniz var?
لَكُمْ
for you
لَا
konuşmuyorsunuz
تَنطِقُونَ
you speak

Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you that you do not speak

Ali Bulaç“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”

37:93
فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ
فَرَاغَ
ve gizlice sokulup
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
ضَرْبًۢا
darbe indirdi
بِٱلْيَمِينِ
sağ eliyle

Saheeh InternationalAnd he turned upon them a blow with [his] right hand

Ali BulaçDerken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi

37:94
فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ
فَأَقْبَلُوٓا۟
hemen gittiler
إِلَيْهِ
ona
يَزِفُّونَ
koşarak

Saheeh InternationalThen the people came toward him, hastening

Ali BulaçÇok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler

37:95 📚 1
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ
قَالَ
dedi
أَتَعْبُدُونَ
şeylere-mi tapıyorsunuz?
مَا
şeylere
تَنْحِتُونَ
yonttuğunuz

Saheeh InternationalHe said, "Do you worship that which you [yourselves] carve

Ali BulaçDedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”

37:96 📚 8
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ
وَٱللَّهُ
oysa Allah
خَلَقَكُمْ
sizi yaratmıştır
وَمَا
ve (bu şeyleri)
تَعْمَلُونَ
yaptığınız

Saheeh InternationalWhile Allah created you and that which you do

Ali Bulaç“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”

37:97
قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنࣰ ا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ
قَالُوا۟
dediler
ٱبْنُوا۟
yapın
لَهُۥ
onun için
بُنْيَـٰنًۭا
bir bina
فَأَلْقُوهُ
ve onu atın
فِى
ateşe
ٱلْجَحِيمِ
the blazing Fire

Saheeh InternationalThey said, "Construct for him a furnace and throw him into the burning fire

Ali BulaçDediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”

37:98
فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدࣰ ا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ
فَأَرَادُوا۟
ve istediler
بِهِۦ
ona
كَيْدًۭا
bir tuzak kurmak
فَجَعَلْنَـٰهُمُ
biz de onları kıldık
ٱلْأَسْفَلِينَ
aşağılıklardan

Saheeh InternationalAnd they intended for him a plan, but We made them the most debased

Ali BulaçBöylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık

37:99 📚 1
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ
وَقَالَ
ve dedi ki
إِنِّى
elbette ben
ذَاهِبٌ
gideceğim
إِلَىٰ
Rabbime
رَبِّى
my Lord
سَيَهْدِينِ
O beni doğru yola iletecek

Saheeh InternationalAnd [then] he said, "Indeed, I will go to [where I am ordered by] my Lord; He will guide me

Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”

37:100
رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
رَبِّ
Rabbim
هَبْ
lutfet
لِى
bana
مِنَ
iyilerden (bir çocuk)
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous

Saheeh InternationalMy Lord, grant me [a child] from among the righteous

Ali Bulaç“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”

37:101
فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمࣲ‏
فَبَشَّرْنَـٰهُ
ona müjdeledik
بِغُلَـٰمٍ
bir erkek çocuk
حَلِيمٍۢ
halim

Saheeh InternationalSo We gave him good tidings of a forbearing boy

Ali BulaçBiz de onu halim bir çocukla müjdeledik

37:102 📚 5
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
بَلَغَ
(çocuk) erişince;
مَعَهُ
onun yanında
ٱلسَّعْىَ
koşma çağına
قَالَ
(İbrahim ona) dedi
يَـٰبُنَىَّ
ey yavrum
إِنِّىٓ
şüphesiz ki ben
أَرَىٰ
görüyorum
فِى
uykuda
ٱلْمَنَامِ
the dream
أَنِّىٓ
ben
أَذْبَحُكَ
seni kesiyorum
فَٱنظُرْ
(düşün) bak
مَاذَا
ne?
تَرَىٰ ۚ
görüyorsun (dersin)
قَالَ
dedi
يَـٰٓأَبَتِ
ey babacığım
ٱفْعَلْ
yap
مَا
şeyi
تُؤْمَرُ ۖ
sana emredilen
سَتَجِدُنِىٓ
beni bulacaksın
إِن
eğer
شَآءَ
dilerse
ٱللَّهُ
Allah
مِنَ
sabredenlerden
ٱلصَّـٰبِرِينَ
the patient ones

Saheeh InternationalAnd when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast

Ali BulaçBöylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”

37:103 📚 3
فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَسْلَمَا
ikisi (Allah'ın emrine) teslim oludu
وَتَلَّهُۥ
ve (çocuğu) yıktı
لِلْجَبِينِ
alnı üzerine

Saheeh InternationalAnd when they had both submitted and he put him down upon his forehead

Ali BulaçSonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı

37:104
وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ
وَنَـٰدَيْنَـٰهُ
ve biz ona seslendik
أَن
diye
يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ
ey İbrahim

Saheeh InternationalWe called to him, "O Abraham

Ali BulaçBiz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik

37:105
قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
قَدْ
andolsun
صَدَّقْتَ
sen doğruladın
ٱلرُّءْيَآ ۚ
rüyayı
إِنَّا
elbette biz
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
mükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Saheeh InternationalYou have fulfilled the vision." Indeed, We thus reward the doers of good

Ali Bulaç“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”

37:106
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ
إِنَّ
gerçekten
هَـٰذَا
bu
لَهُوَ
muhakkak o
ٱلْبَلَـٰٓؤُا۟
bir imtihandır
ٱلْمُبِينُ
apaçık

Saheeh InternationalIndeed, this was the clear trial

Ali BulaçDoğrusu bu, apaçık bir imtihandı

37:107
وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ‏
وَفَدَيْنَـٰهُ
ve fidye olarak ona verdik
بِذِبْحٍ
bir kurbanlık
عَظِيمٍۢ
büyük

Saheeh InternationalAnd We ransomed him with a great sacrifice

Ali BulaçVe ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik

37:108 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
عَلَيْهِ
ona
فِى
arasında
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler

Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations

Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

37:109
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ
سَلَـٰمٌ
selam olsun
عَلَىٰٓ
üzerine
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim

Saheeh InternationalPeace upon Abraham

Ali Bulaçİbrahim’e selam olsun

37:110 📚 2
كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
biz mükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

Ali BulaçBiz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

37:111
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
إِنَّهُۥ
çünkü o
مِنْ
bizim kullarımızdandı
عِبَادِنَا
Our slaves
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min

Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants

Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır

37:112
وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيࣰّ ا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
وَبَشَّرْنَـٰهُ
ve ona müjdeledik
بِإِسْحَـٰقَ
İshak'ı
نَبِيًّۭا
bir peygamber olarak
مِّنَ
iyilerden
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous

Saheeh InternationalAnd We gave him good tidings of Isaac, a prophet from among the righteous

Ali BulaçBiz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik

37:113
وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينࣱ‏
وَبَـٰرَكْنَا
ve bereketler verdik
عَلَيْهِ
kendisine
وَعَلَىٰٓ
ve
إِسْحَـٰقَ ۚ
İshak'a
وَمِن
onların neslinden
ذُرِّيَّتِهِمَا
their offspring
مُحْسِنٌۭ
iyi hareket eden de var
وَظَالِمٌۭ
ve zulmeden de
لِّنَفْسِهِۦ
kendisine
مُبِينٌۭ
açıkça

Saheeh InternationalAnd We blessed him and Isaac. But among their descendants is the doer of good and the clearly unjust to himself

Ali BulaçOna ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de

37:114
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
مَنَنَّا
lutuflarda bulunduk
عَلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰ
Musa
وَهَـٰرُونَ
ve Harun'a

Saheeh InternationalAnd We did certainly confer favor upon Moses and Aaron

Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk

37:115
وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ
وَنَجَّيْنَـٰهُمَا
ve onları kurtardık
وَقَوْمَهُمَا
ve kavimlerini
مِنَ
sıkıntıdan
ٱلْكَرْبِ
the distress
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Saheeh InternationalAnd We saved them and their people from the great affliction

Ali BulaçOnları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık

37:116
وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
وَنَصَرْنَـٰهُمْ
ve onlara yardım ettik
فَكَانُوا۟
böylece oldular
هُمُ
kendileri
ٱلْغَـٰلِبِينَ
üstün gelenler(den)

Saheeh InternationalAnd We supported them so it was they who overcame

Ali BulaçOnlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular

37:117
وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ
وَءَاتَيْنَـٰهُمَا
ve onlara verdik
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
ٱلْمُسْتَبِينَ
açık ifadeli

Saheeh InternationalAnd We gave them the explicit Scripture

Ali BulaçVe ikisine anlatımı-açık kitabı verdik

37:118
وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ
وَهَدَيْنَـٰهُمَا
ve onları ilettik
ٱلصِّرَٰطَ
yola
ٱلْمُسْتَقِيمَ
doğru

Saheeh InternationalAnd We guided them on the straight path

Ali BulaçOnları dosdoğru yola yöneltip-ilettik

37:119
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
عَلَيْهِمَا
onlara
فِى
arasında
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler

Saheeh InternationalAnd We left for them [favorable mention] among later generations

Ali BulaçSonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

37:120
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
سَلَـٰمٌ
selam olsun
عَلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰ
Musa
وَهَـٰرُونَ
ve Harun'a

Saheeh InternationalPeace upon Moses and Aaron

Ali BulaçMusa’ya ve Harun’a selam olsun

37:121 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
إِنَّا
elbette biz
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
mükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

37:122
إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
إِنَّهُمَا
çünkü ikisi de
مِنْ
bizim kullarımızdandı
عِبَادِنَا
Our slaves
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inanan

Saheeh InternationalIndeed, they were of Our believing servants

Ali BulaçŞüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar

37:123
وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
إِلْيَاسَ
İlyas
لَمِنَ
elçilerdendi
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers

Saheeh InternationalAnd indeed, Elias was from among the messengers

Ali BulaçGerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi

37:124
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti ki
لِقَوْمِهِۦٓ
kavmine
أَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear

Saheeh InternationalWhen he said to his people, "Will you not fear Allah

Ali BulaçHani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”

37:125
أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰ ا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ
أَتَدْعُونَ
Ba'l'e-mi yalvarıyorsunuz?
بَعْلًۭا
Ba'l'e
وَتَذَرُونَ
ve bırakıyorsunuz
أَحْسَنَ
en güzelini
ٱلْخَـٰلِقِينَ
yaratıcıların

Saheeh InternationalDo you call upon Ba'l and leave the best of creators

Ali Bulaç“Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”

37:126
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
ٱللَّهَ
Allah'ı?
رَبَّكُمْ
sizin Rabbiniz
وَرَبَّ
ve Rabbi
ءَابَآئِكُمُ
atalarınızın
ٱلْأَوَّلِينَ
önceki

Saheeh InternationalAllah, your Lord and the Lord of your first forefathers

Ali Bulaç“Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”

37:127
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَإِنَّهُمْ
bundan dolayı onlar
لَمُحْضَرُونَ
(azaba) getirileceklerdir

Saheeh InternationalAnd they denied him, so indeed, they will be brought [for punishment]

Ali BulaçFakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır

37:128 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
إِلَّا
yalnız hariçtir
عِبَادَ
kulları
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلْمُخْلَصِينَ
halis

Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah

Ali BulaçAncak, muhlis olan kullar başka

37:129 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
biz (iyi bir ün) bıraktık
عَلَيْهِ
ona
فِى
arasında
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler

Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations

Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

37:130
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ
سَلَـٰمٌ
selam olsun
عَلَىٰٓ
İlyas'a
إِلْ يَاسِينَ
Elijah

Saheeh InternationalPeace upon Elias

Ali Bulaçİlyas’a selam olsun

37:131 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
إِنَّا
elbette biz
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
mükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

37:132
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
إِنَّهُۥ
çünkü o
مِنْ
bizim kullarımızdandı
عِبَادِنَا
Our slaves
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min

Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants

Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı

37:133
وَإِنَّ لُوطࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
لُوطًۭا
Lut
لَّمِنَ
gönderilen elçilerdendi
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers

Saheeh InternationalAnd indeed, Lot was among the messengers

Ali BulaçGerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi

37:134
إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ
إِذْ
hani
نَجَّيْنَـٰهُ
onu kurtarmıştık
وَأَهْلَهُۥٓ
ve ailesini
أَجْمَعِينَ
hepsini

Saheeh International[So mention] when We saved him and his family, all

Ali BulaçHani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık

37:135
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ
إِلَّا
dışında
عَجُوزًۭا
acuze bir kadın
فِى
arasında bulunan
ٱلْغَـٰبِرِينَ
(azabda) kalacaklar

Saheeh InternationalExcept his wife among those who remained [with the evildoers]

Ali BulaçGeride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında

37:136
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
دَمَّرْنَا
kırdık (geçirdik)
ٱلْـَٔاخَرِينَ
ötekileri

Saheeh InternationalThen We destroyed the others

Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik

37:137 📚 3
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ
وَإِنَّكُمْ
şüphesiz siz
لَتَمُرُّونَ
geçip gidiyorsunuz
عَلَيْهِم
onların yanlarından
مُّصْبِحِينَ
sabahleyin

Saheeh InternationalAnd indeed, you pass by them in the morning

Ali BulaçSiz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti

37:138
وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
وَبِٱلَّيْلِ ۗ
ve geceleyin
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you use reason

Saheeh InternationalAnd at night. Then will you not use reason

Ali BulaçVe geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız

37:139 📚 2
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
يُونُسَ
Yunus
لَمِنَ
gönderilen elçilerdendi
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers

Saheeh InternationalAnd indeed, Jonah was among the messengers

Ali BulaçŞüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi

37:140 📚 2
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
إِذْ
hani
أَبَقَ
kaçmıştı
إِلَى
gemiye
ٱلْفُلْكِ
the ship
ٱلْمَشْحُونِ
dolu

Saheeh International[Mention] when he ran away to the laden ship

Ali BulaçHani o, dolu bir gemiye kaçmıştı

37:141 📚 1
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ
فَسَاهَمَ
kur'a çekti
فَكَانَ
ve oldu
مِنَ
yenilenlerden
ٱلْمُدْحَضِينَ
the losers

Saheeh InternationalAnd he drew lots and was among the losers

Ali BulaçBöylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu

37:142
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏
فَٱلْتَقَمَهُ
sonra onu yuttu
ٱلْحُوتُ
balık
وَهُوَ
ve o
مُلِيمٌۭ
kendi kendisini kınarken

Saheeh InternationalThen the fish swallowed him, while he was blameworthy

Ali BulaçDerken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı

37:143 📚 8
فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ
فَلَوْلَآ
eğer
أَنَّهُۥ
ki o
كَانَ
olmasaydı
مِنَ
tesbih edenlerden
ٱلْمُسَبِّحِينَ
those who glorify

Saheeh InternationalAnd had he not been of those who exalt Allah

Ali BulaçEğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı

37:144 📚 2
لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
لَلَبِثَ
kalırdı
فِى
onun karnında
بَطْنِهِۦٓ
its belly
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يُبْعَثُونَ
yeniden diriltilecekleri

Saheeh InternationalHe would have remained inside its belly until the Day they are resurrected

Ali BulaçOnun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı

37:145
۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمࣱ‏
۞ فَنَبَذْنَـٰهُ
onu attık
بِٱلْعَرَآءِ
ağaçsız çıplak bir yere
وَهُوَ
ve o
سَقِيمٌۭ
hasta bir halde iken

Saheeh InternationalBut We threw him onto the open shore while he was ill

Ali BulaçSonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık

37:146
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن يَقۡطِينࣲ‏
وَأَنۢبَتْنَا
ve bitirdik
عَلَيْهِ
üzerine
شَجَرَةًۭ
bir ağacı
مِّن
asma kabak
يَقْطِينٍۢ
gourd

Saheeh InternationalAnd We caused to grow over him a gourd vine

Ali BulaçVe üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik

37:147
وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ
وَأَرْسَلْنَـٰهُ
ve onu elçi gönderdik
إِلَىٰ
(insan)a
مِا۟ئَةِ
yüz
أَلْفٍ
bin
أَوْ
ya da
يَزِيدُونَ
daha fazlasına

Saheeh InternationalAnd We sent him to [his people of] a hundred thousand or more

Ali BulaçOnu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik

37:148
فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينࣲ‏
فَـَٔامَنُوا۟
ve inandılar
فَمَتَّعْنَـٰهُمْ
biz de onları geçindirdik
إِلَىٰ
kadar
حِينٍۢ
bir süreye

Saheeh InternationalAnd they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time

Ali BulaçSonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık

37:149
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ
فَٱسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
أَلِرَبِّكَ
Rabbine (mi?)
ٱلْبَنَاتُ
kızlar
وَلَهُمُ
onlara da
ٱلْبَنُونَ
oğlanlar (mı?)

Saheeh InternationalSo inquire of them, [O Muhammad], "Does your Lord have daughters while they have sons

Ali BulaçŞimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı

37:150
أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثࣰ ا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ
أَمْ
yoksa
خَلَقْنَا
yarattık
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
melekleri
إِنَـٰثًۭا
dişi olarak (mı?)
وَهُمْ
ve onlar
شَـٰهِدُونَ
görüyorlarken

Saheeh InternationalOr did We create the angels as females while they were witnesses

Ali BulaçYoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık

37:151
أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ
أَلَآ
iyi bilin ki
إِنَّهُم
elbette onlar
مِّنْ
yüzünden
إِفْكِهِمْ
iftiraları
لَيَقُولُونَ
diyorlar ki

Saheeh InternationalUnquestionably, it is out of their [invented] falsehood that they say

Ali BulaçDikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki

37:152
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
وَلَدَ
doğurdu
ٱللَّهُ
Allah
وَإِنَّهُمْ
ve onlar
لَكَـٰذِبُونَ
elbette yalancıdırlar

Saheeh InternationalAllah has begotten," and indeed, they are liars

Ali Bulaç“Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir

37:153
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ
أَصْطَفَى
tercih mi etmiş?
ٱلْبَنَاتِ
kızları
عَلَى
karşı
ٱلْبَنِينَ
oğlanlara

Saheeh InternationalHas He chosen daughters over sons

Ali Bulaç(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş

37:154 📚 2
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ
مَا
ne?
لَكُمْ
size (ne) oldu?
كَيْفَ
nasıl
تَحْكُمُونَ
hüküm veriyorsunuz

Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you? How do you make judgement

Ali BulaçSize ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz

37:155
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
أَفَلَا
hiç mi düşünmüyorsunuz?
تَذَكَّرُونَ
you pay heed

Saheeh InternationalThen will you not be reminded

Ali BulaçHiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz

37:156
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنࣱ مُّبِينࣱ‏
أَمْ
yoksa (-mi var?)
لَكُمْ
sizin
سُلْطَـٰنٌۭ
an authority
مُّبِينٌۭ
açık

Saheeh InternationalOr do you have a clear authority

Ali BulaçYoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var

37:157
فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
فَأْتُوا۟
getirin
بِكِتَـٰبِكُمْ
Kitabınızı
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğrulardan

Saheeh InternationalThen produce your scripture, if you should be truthful

Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı

37:158
وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰ اۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
وَجَعَلُوا۟
ve uydurdular
بَيْنَهُۥ
O'nunla
وَبَيْنَ
arasında
ٱلْجِنَّةِ
cinler
نَسَبًۭا ۚ
bir nesep
وَلَقَدْ
oysa
عَلِمَتِ
bilmişlerdir
ٱلْجِنَّةُ
cinler
إِنَّهُمْ
kendilerinin
لَمُحْضَرُونَ
(yüce divana) getirileceklerini

Saheeh InternationalAnd they have claimed between Him and the jinn a lineage, but the jinn have already known that they [who made such claims] will be brought to [punishment]

Ali BulaçOnlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir

37:159
سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
سُبْحَـٰنَ
(münezzehtir) yücedir
ٱللَّهِ
Allah
عَمَّا
onların taktıkları sıfatlardan
يَصِفُونَ
they attribute

Saheeh InternationalExalted is Allah above what they describe

Ali BulaçOnların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir

37:160 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
إِلَّا
fakat hariçtir
عِبَادَ
kulları
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلْمُخْلَصِينَ
temiz

Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah [who do not share in that sin]

Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka

37:161
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ
فَإِنَّكُمْ
ne siz
وَمَا
ve ne de
تَعْبُدُونَ
taptıklarınız

Saheeh InternationalSo indeed, you [disbelievers] and whatever you worship

Ali BulaçArtık siz de, tapmakta olduklarınız da

37:162
مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ
مَآ
değil(siniz)
أَنتُمْ
siz
عَلَيْهِ
O'na karşı
بِفَـٰتِنِينَ
saptıracak

Saheeh InternationalYou cannot tempt [anyone] away from Him

Ali BulaçO’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz

37:163
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ
إِلَّا
başkasını
مَنْ
kimseden
هُوَ
O
صَالِ
girecek
ٱلْجَحِيمِ
cehenneme

Saheeh InternationalExcept he who is to [enter and] burn in the Hellfire

Ali BulaçAncak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)

37:164 📚 3
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ‏
وَمَا
ve yoktur
مِنَّآ
bizden kimsenin
إِلَّا
dışında
لَهُۥ
onun
مَقَامٌۭ
bir makamı
مَّعْلُومٌۭ
bilinen

Saheeh International[The angels say], "There is not among us any except that he has a known position

Ali Bulaç(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”

37:165 📚 5
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ
وَإِنَّا
ve elbette biziz
لَنَحْنُ
muhakkak biz
ٱلصَّآفُّونَ
o saf saf dizilenler

Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who line up [for prayer]

Ali Bulaç“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”

37:166 📚 4
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ
وَإِنَّا
ve elbette biziz
لَنَحْنُ
muhakkak biz
ٱلْمُسَبِّحُونَ
o tesbih edenler

Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who exalt Allah

Ali Bulaç“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”

37:167
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ
وَإِن
ve elbette
كَانُوا۟
onlar
لَيَقُولُونَ
şöyle diyorlardı

Saheeh InternationalAnd indeed, the disbelievers used to say

Ali BulaçOnlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de

37:168
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
لَوْ
eğer olsaydı
أَنَّ
kuşkusuz
عِندَنَا
yanımızda
ذِكْرًۭا
bir uyarı
مِّنَ
öncekilerden
ٱلْأَوَّلِينَ
the former (people)

Saheeh InternationalIf we had a message from [those of] the former peoples

Ali Bulaç”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”

37:169
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
لَكُنَّا
elbette biz olurduk
عِبَادَ
kulları
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلْمُخْلَصِينَ
halis

Saheeh InternationalWe would have been the chosen servants of Allah

Ali Bulaç“Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”

37:170
فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
فَكَفَرُوا۟
ama inkar ettiler
بِهِۦ ۖ
onu
فَسَوْفَ
yakında
يَعْلَمُونَ
bileceklerdir

Saheeh InternationalBut they disbelieved in it, so they are going to know

Ali BulaçFakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir

37:171 📚 1
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
سَبَقَتْ
geçmişti
كَلِمَتُنَا
şu sözümüz
لِعِبَادِنَا
kullarımıza
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçi

Saheeh InternationalAnd Our word has already preceded for Our servants, the messengers

Ali BulaçAndolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir

37:172
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ
إِنَّهُمْ
mutlaka onlar
لَهُمُ
kendileri olacaktır
ٱلْمَنصُورُونَ
zafere ulaştırılanlar

Saheeh International[That] indeed, they would be those given victory

Ali BulaçGerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır

37:173
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
وَإِنَّ
ve mutlaka
جُندَنَا
bizim ordumuz
لَهُمُ
onlara
ٱلْغَـٰلِبُونَ
galip gelecektir

Saheeh InternationalAnd [that] indeed, Our soldiers will be those who overcome

Ali BulaçVe hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır

37:174
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏
فَتَوَلَّ
o halde dön
عَنْهُمْ
onlardan
حَتَّىٰ
kadar
حِينٍۢ
bir süreye

Saheeh InternationalSo, [O Muhammad], leave them for a time

Ali BulaçÖyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

37:175
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ
وَأَبْصِرْهُمْ
onları gözetle
فَسَوْفَ
yakında
يُبْصِرُونَ
göreceklerdir

Saheeh InternationalAnd see [what will befall] them, for they are going to see

Ali BulaçVe onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir

37:176
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ
أَفَبِعَذَابِنَا
bizim azabımızı mı?
يَسْتَعْجِلُونَ
acele istiyorlar

Saheeh InternationalThen for Our punishment are they impatient

Ali BulaçŞimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar

37:177 📚 1
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ
فَإِذَا
zaman
نَزَلَ
(azab) indiği
بِسَاحَتِهِمْ
yurtlarına
فَسَآءَ
ne kötü olur
صَبَاحُ
sabahı
ٱلْمُنذَرِينَ
uyarılmış olanların

Saheeh InternationalBut when it descends in their territory, then evil is the morning of those who were warned

Ali BulaçFakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur

37:178
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏
وَتَوَلَّ
ve uzaklaş
عَنْهُمْ
onlardan
حَتَّىٰ
kadar
حِينٍۢ
bir süreye

Saheeh InternationalAnd leave them for a time

Ali BulaçSen bir süreye kadar onlardan yüz çevir

37:179
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ
وَأَبْصِرْ
ve (bekle de) gör
فَسَوْفَ
yakında
يُبْصِرُونَ
onlar da göreceklerdir

Saheeh InternationalAnd see, for they are going to see

Ali BulaçVe seyret; (azabı) yakında göreceklerdir

37:180
سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
سُبْحَـٰنَ
yücedir
رَبِّكَ
Rabbin
رَبِّ
sahibi
ٱلْعِزَّةِ
kudret ve şeref
عَمَّا
onların nitelendirmelerinden
يَصِفُونَ
they attribute

Saheeh InternationalExalted is your Lord, the Lord of might, above what they describe

Ali BulaçÜstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir

37:181
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ
وَسَلَـٰمٌ
ve selam olsun
عَلَى
üzerine
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçiler

Saheeh InternationalAnd peace upon the messengers

Ali BulaçGönderilmiş (peygamber)lere selam olsun

37:182
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَٱلْحَمْدُ
ve hamd olsun
لِلَّهِ
Allah'a
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Saheeh InternationalAnd praise to Allah, Lord of the worlds

Ali BulaçVe alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun

← Önceki Sonraki →

37. As-Saaffaat Suresi | Anlam Arayışı