37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
37:1 ▶ ⧉ ☆
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفࣰّ ا
وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ
andolsun
صَفًّۭا
sıra sıra dizilenlere
Ali Bulaç Saflar halinde dizilenlere andolsun
37:2 ▶ ⧉ ☆
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرࣰ ا
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ
ve sürenlere
Ali Bulaç Haykırıp sürükleyenlere
37:3 ▶ ⧉ ☆
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا
فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ
ve okuyanlara
Ali Bulaç Zikir okuyanlara
37:4 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدࣱ
Ali Bulaç Tartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir
37:5 ▶ ⧉ ☆
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında
Ali Bulaç Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ
Ali Bulaç Şüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık
37:7 ▶ ⧉ ☆
وَحِفۡظࣰ ا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ مَّارِدࣲ
وَحِفْظًۭا
ve (onu) koruduk
مَّارِدٍۢ
ita'at dışına çıkan
Ali Bulaç Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ
يَسَّمَّعُونَ
they may listen
وَيُقْذَفُونَ
ve taşlanırlar
Ali Bulaç Ki onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar
37:9 ▶ ⧉ ☆
دُحُورࣰ اۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
Ali Bulaç Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ
Ali Bulaç Ancak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينࣲ لَّازِبِۭ
فَٱسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
خَلْقًا
yaratılış bakımından
خَلَقْنَآ ۚ
bizim yarattıklarımız
خَلَقْنَـٰهُم
onları yarattık
Ali Bulaç Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık
بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ
وَيَسْخَرُونَ
onlar ise alay ediyorlar
Ali Bulaç Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar
37:13 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ
يَذْكُرُونَ
they receive admonition
Ali Bulaç Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar
37:14 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةࣰ يَسۡتَسۡخِرُونَ
يَسْتَسْخِرُونَ
alay ederler
Ali Bulaç Bir ayet (mucize ) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar
37:15 ▶ ⧉ ☆
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينٌ
Ali Bulaç Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler
37:16 ▶ ⧉ ☆
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz
Ali Bulaç Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
37:17 ▶ ⧉ ☆
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
أَوَءَابَآؤُنَا
atalarımız da mı?
Ali Bulaç Veya önceki atalarımız da mı
37:18 ▶ ⧉ ☆
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ
دَٰخِرُونَ
aşağılanacaksınız
Ali Bulaç De ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
37:19 ▶ ⧉ ☆
فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ
فَإِنَّمَا
sadece ibarettir
Ali Bulaç İşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar
37:20 ▶ ⧉ ☆
وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
Ali Bulaç Derler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür
37:21 ▶ ⧉ ☆
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Ali Bulaç Bu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür
37:22 ▶ ⧉ ☆
۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ
وَأَزْوَٰجَهُمْ
ve onların eşlerini
Ali Bulaç Zulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın
37:23 ▶ ⧉ ☆
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ
فَٱهْدُوهُمْ
onları götürün
Ali Bulaç Allah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün
37:24 ▶ ⧉ ☆
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ
وَقِفُوهُمْ ۖ
ve durdurun onları
مَّسْـُٔولُونَ
sorguya çekileceklerdir
Ali Bulaç Ve onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ
لَا
birbirinize yardım etmiyorsunuz
تَنَاصَرُونَ
you help one another
Ali Bulaç (Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz
37:26 ▶ ⧉ ☆
بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ
مُسْتَسْلِمُونَ
teslim olmuşlardır
Ali Bulaç Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ
Ali Bulaç Kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar
37:28 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ
Ali Bulaç Gerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler
37:29 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ
لَّمْ
zaten siz değildiniz
مُؤْمِنِينَ
inanan insanlar
Ali Bulaç (Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz
37:30 ▶ ⧉ ☆
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا طَٰغِينَ
Ali Bulaç Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz
37:31 ▶ ⧉ ☆
فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
Ali Bulaç Böylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız
37:32 ▶ ⧉ ☆
فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ
فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ
sizi azdırdık
Ali Bulaç Evet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik
37:33 ▶ ⧉ ☆
فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ
Ali Bulaç Artık o gün onlar azapta ortaktırlar
37:34 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ
بِٱلْمُجْرِمِينَ
suçlulara
Ali Bulaç Doğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız
إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ
يَسْتَكْبِرُونَ
büyüklük tasıyor(lar)
Ali Bulaç Çünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı
37:36 ▶ ⧉ ☆
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ
لَتَارِكُوٓا۟
terk edeceğiz
ءَالِهَتِنَا
tanrılarımızı
Ali Bulaç Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz
37:37 ▶ ⧉ ☆
بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Ali Bulaç Hayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı
37:38 ▶ ⧉ ☆
إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ
لَذَآئِقُوا۟
tadacaksınız
Ali Bulaç Şüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız
37:39 ▶ ⧉ ☆
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
تُجْزَوْنَ
cezalandırılmayacaksınız
Ali Bulaç Yaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Ali Bulaç Ancak muhlis olan kullar başka
37:41 ▶ ⧉ ☆
أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ
Ali Bulaç İşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır
37:42 ▶ ⧉ ☆
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ
فَوَٰكِهُ ۖ
(türlü) meyvalar
Ali Bulaç Çeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir
37:43 ▶ ⧉ ☆
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Ali Bulaç Nimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde
37:44 ▶ ⧉ ☆
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ
مُّتَقَـٰبِلِينَ
karşılıklı otururlar
Ali Bulaç Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)
37:45 ▶ ⧉ ☆
يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينِۭ
مَّعِينٍۭ
a flowing spring
Ali Bulaç Kaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır
37:46 ▶ ⧉ ☆
بَيۡضَآءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّٰرِبِينَ
لِّلشَّـٰرِبِينَ
içenler için
Ali Bulaç Bembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)
لَا فِيهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ
Ali Bulaç Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir
37:48 ▶ ⧉ ☆
وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينࣱ
وَعِندَهُمْ
ve yanlarında (vardır)
قَـٰصِرَٰتُ
kendilerini hapsetmiş
Ali Bulaç Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır
كَأَنَّهُنَّ بَيۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ
كَأَنَّهُنَّ
onlar gibi (eşlerdir)
Ali Bulaç Sanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)
37:50 ▶ ⧉ ☆
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ
يَتَسَآءَلُونَ
soruyorlar
Ali Bulaç Böyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar
37:51 ▶ ⧉ ☆
قَالَ قَآئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينࣱ
Ali Bulaç Bir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı
37:52 ▶ ⧉ ☆
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ
ٱلْمُصَدِّقِينَ
doğrulayan(lar)
Ali Bulaç Derdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın
37:53 ▶ ⧉ ☆
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
لَمَدِينُونَ
cezalanacağız
Ali Bulaç Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz
37:54 ▶ ⧉ ☆
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
مُّطَّلِعُونَ
bakar mısınız?
Ali Bulaç (Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz
37:55 ▶ ⧉ ☆
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ
Ali Bulaç Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü
37:56 ▶ ⧉ ☆
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ
لَتُرْدِينِ
beni de alçaltacaktın
Ali Bulaç Dedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ
لَكُنتُ
şimdi ben de olurdum
مِنَ
(oraya) getirilenlerden
ٱلْمُحْضَرِينَ
those brought
Ali Bulaç Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım
37:58 ▶ ⧉ ☆
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ
Ali Bulaç Nasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz
37:59 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ
بِمُعَذَّبِينَ
azaba uğratılcak
Ali Bulaç Yalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz
37:60 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
Ali Bulaç Şüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir
37:61 ▶ ⧉ ☆
لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ
Ali Bulaç Böylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır
37:62 ▶ ⧉ ☆
أَذَٰلِكَ خَيۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
Ali Bulaç Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı
37:63 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّٰلِمِينَ
فِتْنَةًۭ
bir fitne (sınav)
لِّلظَّـٰلِمِينَ
zalimler için
Ali Bulaç Doğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık
إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ
Ali Bulaç Şüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar
37:65 ▶ ⧉ ☆
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanların
Ali Bulaç Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir
37:66 ▶ ⧉ ☆
فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
لَـَٔاكِلُونَ
yiyeceklerdir
فَمَالِـُٔونَ
ve dolduracaklardır
Ali Bulaç Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar
37:67 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبࣰ ا مِّنۡ حَمِيمࣲ
Ali Bulaç Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ
مَرْجِعَهُمْ
dönecekleri yer
Ali Bulaç Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir
37:69 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ
Ali Bulaç Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı
37:70 ▶ ⧉ ☆
فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ
ءَاثَـٰرِهِمْ
onların izleri
Ali Bulaç Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı
37:71 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin
Ali Bulaç Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
أَرْسَلْنَا
biz göndermiştik
Ali Bulaç Andolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik
37:73 ▶ ⧉ ☆
فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ
ٱلْمُنذَرِينَ
uyarılanların
Ali Bulaç Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Ali Bulaç Ancak muhlis olan kullar başka
37:75 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ
نَادَىٰنَا
bize yalvarmıştı
ٱلْمُجِيبُونَ
kabul buyurmuştuk
Ali Bulaç Andolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik
37:76 ▶ ⧉ ☆
وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ
وَنَجَّيْنَـٰهُ
onu kurtarmıştık
Ali Bulaç Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık
وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ
ذُرِّيَّتَهُۥ
onun zürriyetini
Ali Bulaç Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Ali Bulaç Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
37:79 ▶ ⧉ ☆
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ali Bulaç Alemler içinde selam olsun Nuh’a
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Ali Bulaç Gerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
37:81 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
مِنْ
bizim kullarımızdandır
Ali Bulaç Şüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
37:82 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
ٱلْـَٔاخَرِينَ
ötekilerini
Ali Bulaç Sonra diğerlerini suda boğduk
37:83 ▶ ⧉ ☆
۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ
Ali Bulaç Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır
إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِيمٍ
Ali Bulaç Hani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti
37:85 ▶ ⧉ ☆
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ
Ali Bulaç Hani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”
37:86 ▶ ⧉ ☆
أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ
Ali Bulaç “Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”
37:87 ▶ ⧉ ☆
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ali Bulaç “Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِي ٱلنُّجُومِ
Ali Bulaç Sonra yıldızlara bir göz attı
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمࣱ
Ali Bulaç “Ben, doğrusu hastayım” dedi
37:90 ▶ ⧉ ☆
فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ
فَتَوَلَّوْا۟
bunun üzerine kaçtılar
مُدْبِرِينَ
arkalarını dönüp
Ali Bulaç Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar
37:91 ▶ ⧉ ☆
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ
فَرَاغَ
o da gizlice sokuldu
إِلَىٰٓ
onların tanrılarına
Ali Bulaç Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ
Ali Bulaç “Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”
37:93 ▶ ⧉ ☆
فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ
فَرَاغَ
ve gizlice sokulup
Ali Bulaç Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi
37:94 ▶ ⧉ ☆
فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ
فَأَقْبَلُوٓا۟
hemen gittiler
Ali Bulaç Çok geçmeden (halkı ) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ
أَتَعْبُدُونَ
şeylere-mi tapıyorsunuz?
Ali Bulaç Dedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ
خَلَقَكُمْ
sizi yaratmıştır
Ali Bulaç “Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”
37:97 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنࣰ ا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ
ٱلْجَحِيمِ
the blazing Fire
Ali Bulaç Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
37:98 ▶ ⧉ ☆
فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدࣰ ا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ
فَجَعَلْنَـٰهُمُ
biz de onları kıldık
ٱلْأَسْفَلِينَ
aşağılıklardan
Ali Bulaç Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ
سَيَهْدِينِ
O beni doğru yola iletecek
Ali Bulaç (İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
37:100 ▶ ⧉ ☆
رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
مِنَ
iyilerden (bir çocuk)
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous
Ali Bulaç “Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”
37:101 ▶ ⧉ ☆
فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمࣲ
فَبَشَّرْنَـٰهُ
ona müjdeledik
بِغُلَـٰمٍ
bir erkek çocuk
Ali Bulaç Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ
تَرَىٰ ۚ
görüyorsun (dersin)
سَتَجِدُنِىٓ
beni bulacaksın
ٱلصَّـٰبِرِينَ
the patient ones
Ali Bulaç Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ
أَسْلَمَا
ikisi (Allah'ın emrine) teslim oludu
وَتَلَّهُۥ
ve (çocuğu) yıktı
Ali Bulaç Sonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı
37:104 ▶ ⧉ ☆
وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ
وَنَـٰدَيْنَـٰهُ
ve biz ona seslendik
يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ
ey İbrahim
Ali Bulaç Biz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik
37:105 ▶ ⧉ ☆
قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Ali Bulaç “Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
37:106 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ
ٱلْبَلَـٰٓؤُا۟
bir imtihandır
Ali Bulaç Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı
37:107 ▶ ⧉ ☆
وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ
وَفَدَيْنَـٰهُ
ve fidye olarak ona verdik
Ali Bulaç Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Ali Bulaç Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
37:109 ▶ ⧉ ☆
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ
Ali Bulaç İbrahim’e selam olsun
كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
نَجْزِى
biz mükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Ali Bulaç Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
37:111 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
مِنْ
bizim kullarımızdandı
Ali Bulaç Şüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır
37:112 ▶ ⧉ ☆
وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيࣰّ ا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
وَبَشَّرْنَـٰهُ
ve ona müjdeledik
نَبِيًّۭا
bir peygamber olarak
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous
Ali Bulaç Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik
37:113 ▶ ⧉ ☆
وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينࣱ
وَبَـٰرَكْنَا
ve bereketler verdik
ذُرِّيَّتِهِمَا
their offspring
مُحْسِنٌۭ
iyi hareket eden de var
Ali Bulaç Ona ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de
37:114 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
مَنَنَّا
lutuflarda bulunduk
Ali Bulaç Andolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk
37:115 ▶ ⧉ ☆
وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ
وَنَجَّيْنَـٰهُمَا
ve onları kurtardık
وَقَوْمَهُمَا
ve kavimlerini
Ali Bulaç Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık
37:116 ▶ ⧉ ☆
وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
وَنَصَرْنَـٰهُمْ
ve onlara yardım ettik
فَكَانُوا۟
böylece oldular
ٱلْغَـٰلِبِينَ
üstün gelenler(den)
Ali Bulaç Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular
37:117 ▶ ⧉ ☆
وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ
وَءَاتَيْنَـٰهُمَا
ve onlara verdik
ٱلْمُسْتَبِينَ
açık ifadeli
Ali Bulaç Ve ikisine anlatımı-açık kitabı verdik
37:118 ▶ ⧉ ☆
وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ
وَهَدَيْنَـٰهُمَا
ve onları ilettik
Ali Bulaç Onları dosdoğru yola yöneltip-ilettik
37:119 ▶ ⧉ ☆
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Ali Bulaç Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
37:120 ▶ ⧉ ☆
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Ali Bulaç Musa’ya ve Harun’a selam olsun
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Ali Bulaç Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
37:122 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
مِنْ
bizim kullarımızdandı
Ali Bulaç Şüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar
37:123 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Ali Bulaç Gerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi
37:124 ▶ ⧉ ☆
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
Ali Bulaç Hani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
37:125 ▶ ⧉ ☆
أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰ ا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ
أَتَدْعُونَ
Ba'l'e-mi yalvarıyorsunuz?
وَتَذَرُونَ
ve bırakıyorsunuz
ٱلْخَـٰلِقِينَ
yaratıcıların
Ali Bulaç “Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”
37:126 ▶ ⧉ ☆
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
ءَابَآئِكُمُ
atalarınızın
Ali Bulaç “Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
37:127 ▶ ⧉ ☆
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَإِنَّهُمْ
bundan dolayı onlar
لَمُحْضَرُونَ
(azaba) getirileceklerdir
Ali Bulaç Fakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Ali Bulaç Ancak, muhlis olan kullar başka
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَتَرَكْنَا
biz (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Ali Bulaç Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
37:130 ▶ ⧉ ☆
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ
Ali Bulaç İlyas’a selam olsun
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Ali Bulaç Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
37:132 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
مِنْ
bizim kullarımızdandı
Ali Bulaç Şüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
37:133 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ لُوطࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
لَّمِنَ
gönderilen elçilerdendi
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Ali Bulaç Gerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi
37:134 ▶ ⧉ ☆
إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ
نَجَّيْنَـٰهُ
onu kurtarmıştık
Ali Bulaç Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık
37:135 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ
ٱلْغَـٰبِرِينَ
(azabda) kalacaklar
Ali Bulaç Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında
37:136 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
دَمَّرْنَا
kırdık (geçirdik)
Ali Bulaç Sonra geride kalanları yerle bir ettik
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ
لَتَمُرُّونَ
geçip gidiyorsunuz
عَلَيْهِم
onların yanlarından
Ali Bulaç Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti
37:138 ▶ ⧉ ☆
وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
وَبِٱلَّيْلِ ۗ
ve geceleyin
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you use reason
Ali Bulaç Ve geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
لَمِنَ
gönderilen elçilerdendi
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Ali Bulaç Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
Ali Bulaç Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ
Ali Bulaç Böylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu
37:142 ▶ ⧉ ☆
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمࣱ
فَٱلْتَقَمَهُ
sonra onu yuttu
مُلِيمٌۭ
kendi kendisini kınarken
Ali Bulaç Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı
فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ
ٱلْمُسَبِّحِينَ
those who glorify
Ali Bulaç Eğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı
لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
يُبْعَثُونَ
yeniden diriltilecekleri
Ali Bulaç Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı
37:145 ▶ ⧉ ☆
۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمࣱ
۞ فَنَبَذْنَـٰهُ
onu attık
بِٱلْعَرَآءِ
ağaçsız çıplak bir yere
سَقِيمٌۭ
hasta bir halde iken
Ali Bulaç Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık
37:146 ▶ ⧉ ☆
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن يَقۡطِينࣲ
Ali Bulaç Ve üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik
37:147 ▶ ⧉ ☆
وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ
وَأَرْسَلْنَـٰهُ
ve onu elçi gönderdik
Ali Bulaç Onu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik
37:148 ▶ ⧉ ☆
فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينࣲ
فَـَٔامَنُوا۟
ve inandılar
فَمَتَّعْنَـٰهُمْ
biz de onları geçindirdik
Ali Bulaç Sonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık
37:149 ▶ ⧉ ☆
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ
فَٱسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
Ali Bulaç Şimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı
37:150 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثࣰ ا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
melekleri
إِنَـٰثًۭا
dişi olarak (mı?)
Ali Bulaç Yoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık
37:151 ▶ ⧉ ☆
أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ
Ali Bulaç Dikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki
37:152 ▶ ⧉ ☆
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
لَكَـٰذِبُونَ
elbette yalancıdırlar
Ali Bulaç “Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir
37:153 ▶ ⧉ ☆
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ
أَصْطَفَى
tercih mi etmiş?
Ali Bulaç (Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ
تَحْكُمُونَ
hüküm veriyorsunuz
Ali Bulaç Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz
37:155 ▶ ⧉ ☆
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
أَفَلَا
hiç mi düşünmüyorsunuz?
Ali Bulaç Hiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz
37:156 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنࣱ مُّبِينࣱ
Ali Bulaç Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var
37:157 ▶ ⧉ ☆
فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ali Bulaç Eğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı
37:158 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰ اۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
لَمُحْضَرُونَ
(yüce divana) getirileceklerini
Ali Bulaç Onlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir
37:159 ▶ ⧉ ☆
سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
سُبْحَـٰنَ
(münezzehtir) yücedir
عَمَّا
onların taktıkları sıfatlardan
Ali Bulaç Onların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Ali Bulaç Ancak muhlis olan kullar başka
37:161 ▶ ⧉ ☆
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ
Ali Bulaç Artık siz de, tapmakta olduklarınız da
37:162 ▶ ⧉ ☆
مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ
Ali Bulaç O’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz
37:163 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ
Ali Bulaç Ancak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ
Ali Bulaç (Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ
ٱلصَّآفُّونَ
o saf saf dizilenler
Ali Bulaç “Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ
ٱلْمُسَبِّحُونَ
o tesbih edenler
Ali Bulaç “Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
37:167 ▶ ⧉ ☆
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ
لَيَقُولُونَ
şöyle diyorlardı
Ali Bulaç Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de
37:168 ▶ ⧉ ☆
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
ٱلْأَوَّلِينَ
the former (people)
Ali Bulaç ”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
37:169 ▶ ⧉ ☆
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
لَكُنَّا
elbette biz olurduk
Ali Bulaç “Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”
37:170 ▶ ⧉ ☆
فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
فَكَفَرُوا۟
ama inkar ettiler
Ali Bulaç Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçi
Ali Bulaç Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir
37:172 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ
لَهُمُ
kendileri olacaktır
ٱلْمَنصُورُونَ
zafere ulaştırılanlar
Ali Bulaç Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır
37:173 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
ٱلْغَـٰلِبُونَ
galip gelecektir
Ali Bulaç Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır
37:174 ▶ ⧉ ☆
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ
Ali Bulaç Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
37:175 ▶ ⧉ ☆
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ
وَأَبْصِرْهُمْ
onları gözetle
Ali Bulaç Ve onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
37:176 ▶ ⧉ ☆
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ
أَفَبِعَذَابِنَا
bizim azabımızı mı?
يَسْتَعْجِلُونَ
acele istiyorlar
Ali Bulaç Şimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ
ٱلْمُنذَرِينَ
uyarılmış olanların
Ali Bulaç Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur
37:178 ▶ ⧉ ☆
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ
Ali Bulaç Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir
37:179 ▶ ⧉ ☆
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ
وَأَبْصِرْ
ve (bekle de) gör
يُبْصِرُونَ
onlar da göreceklerdir
Ali Bulaç Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
37:180 ▶ ⧉ ☆
سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
ٱلْعِزَّةِ
kudret ve şeref
عَمَّا
onların nitelendirmelerinden
Ali Bulaç Üstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir
37:181 ▶ ⧉ ☆
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçiler
Ali Bulaç Gönderilmiş (peygamber)lere selam olsun
37:182 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ali Bulaç Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun
← Önceki Sonraki →