37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
37:1 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ل صَّـٰٓ فَّـٰ تِ صَفًّا
وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ
andolsun
صَفًّۭا
sıra sıra dizilenlere
Süleyman Ateş Andolsun o sıra sıra dizilenlere
37:2 ▶ ⧉ ☆
فَٱ ل زَّٲ جِرَٲ تِ زَجْ رًا
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ
ve sürenlere
Süleyman Ateş Bağırıp sürenlere
37:3 ▶ ⧉ ☆
فَٱ ل تَّـٰ لِيَـٰ تِ ذِكْرًا
فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ
ve okuyanlara
Süleyman Ateş Zikir okuyanlara
37:4 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ إِلَـٰ هَكُمْ لَوَٲ حِد ٌ
Süleyman Ateş Ki Tanrınız, birdir
37:5 ▶ ⧉ ☆
رَّبُّ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَٱ لْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱ لْمَشَـٰ رِق ِ
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında
Süleyman Ateş Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir
إِنّ َا زَيَّنّ َا ٱ ل سَّمَا ٓءَ ٱ ل دُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱ لْكَوَاكِب ِ
Süleyman Ateş Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik
37:7 ▶ ⧉ ☆
وَحِفْظًا م ِّن ك ُلِّ شَيْطَـٰ نٍ م َّارِد ٍ
وَحِفْظًۭا
ve (onu) koruduk
مَّارِدٍۢ
ita'at dışına çıkan
Süleyman Ateş Ve (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk
لَّا يَسَّمّ َعُونَ إِلَى ٱ لْمَلَإِ ٱ لْأَعْلَىٰ وَيُقْ ذَفُونَ مِن ك ُلِّ جَانِب ٍ
يَسَّمَّعُونَ
they may listen
وَيُقْذَفُونَ
ve taşlanırlar
Süleyman Ateş O (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır
37:9 ▶ ⧉ ☆
دُحُورًاۖ و َلَهُمْ عَذَابٌ و َاصِب ٌ
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
Süleyman Ateş Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱ لْخَطْ فَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ث َاقِب ٌ
Süleyman Ateş Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler
فَٱ سْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم م َّنْ خَلَقْ نَآۚ إِنّ َا خَلَقْ نَـٰ هُم م ِّن ط ِينٍ ل َّازِب ِۭ
فَٱسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
خَلْقًا
yaratılış bakımından
خَلَقْنَآ ۚ
bizim yarattıklarımız
خَلَقْنَـٰهُم
onları yarattık
Süleyman Ateş Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık
بَلْ عَجِبْ تَ وَيَسْخَرُو نَ
وَيَسْخَرُونَ
onlar ise alay ediyorlar
Süleyman Ateş Hayır sen (bu muhteşem kudrete ) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar
37:13 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذْكُرُو نَ
يَذْكُرُونَ
they receive admonition
Süleyman Ateş Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar
37:14 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا رَأَوْاْ ءَايَةً ي َسْتَسْخِرُو نَ
يَسْتَسْخِرُونَ
alay ederler
Süleyman Ateş Bir mu'cize görseler, alay ediyorlar
37:15 ▶ ⧉ ☆
وَقَالُوٓ اْ إِنْ هَـٰ ذَآ إِلَّا سِحْرٌ م ُّبِي نٌ
Süleyman Ateş Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar
37:16 ▶ ⧉ ☆
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنّ َا تُرَابًا و َعِظَـٰ مًا أَءِنّ َا لَمَبْ عُوثُو نَ
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz
Süleyman Ateş Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz
37:17 ▶ ⧉ ☆
أَوَءَابَا ٓؤُنَا ٱ لْأَوَّلُو نَ
أَوَءَابَآؤُنَا
atalarımız da mı?
Süleyman Ateş Evvelki atalarımız da mı
37:18 ▶ ⧉ ☆
قُلْ نَعَمْ وَأَنت ُمْ دَٲ خِرُو نَ
دَٰخِرُونَ
aşağılanacaksınız
Süleyman Ateş De ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)
37:19 ▶ ⧉ ☆
فَإِنّ َمَا هِىَ زَجْ رَةٌ و َٲ حِدَةٌ ف َإِذَا هُمْ يَنظ ُرُو نَ
فَإِنَّمَا
sadece ibarettir
Süleyman Ateş O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır
37:20 ▶ ⧉ ☆
وَقَالُواْ يَـٰ وَيْلَنَا هَـٰ ذَا يَوْمُ ٱ ل دِّي نِ
Süleyman Ateş Vah bize, bu ceza günüdür! dediler
37:21 ▶ ⧉ ☆
هَـٰ ذَا يَوْمُ ٱ لْفَصْلِ ٱ لَّذِى كُنت ُم ب ِهِۦ تُكَذِّبُو نَ
Süleyman Ateş Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür
37:22 ▶ ⧉ ☆
۞ ٱحْشُرُواْ ٱ لَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزْوَٲ جَهُمْ وَمَا كَانُواْ يَعْبُدُو نَ
وَأَزْوَٰجَهُمْ
ve onların eşlerini
Süleyman Ateş (Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri , onların eşlerini ve taptıklarını
37:23 ▶ ⧉ ☆
مِن د ُونِ ٱ للَّهِ فَٱ هْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٲ طِ ٱ لْجَحِي مِ
فَٱهْدُوهُمْ
onları götürün
Süleyman Ateş Allah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün
37:24 ▶ ⧉ ☆
وَقِفُوهُمْۖ إِنّ َهُم م َّسْــُٔولُو نَ
وَقِفُوهُمْ ۖ
ve durdurun onları
مَّسْـُٔولُونَ
sorguya çekileceklerdir
Süleyman Ateş Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir
مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُو نَ
لَا
birbirinize yardım etmiyorsunuz
تَنَاصَرُونَ
you help one another
Süleyman Ateş Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz
37:26 ▶ ⧉ ☆
بَلْ هُمُ ٱ لْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُو نَ
مُسْتَسْلِمُونَ
teslim olmuşlardır
Süleyman Ateş (Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır
وَأَقْ بَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ي َتَسَا ٓءَلُو نَ
Süleyman Ateş Birbirlerine döndüler, soruyorlar
37:28 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓ اْ إِنّ َكُمْ كُنت ُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱ لْيَمِي نِ
Süleyman Ateş (Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz
37:29 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ بَل لَّمْ تَكُونُواْ مُؤْمِنِي نَ
لَّمْ
zaten siz değildiniz
مُؤْمِنِينَ
inanan insanlar
Süleyman Ateş (Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz
37:30 ▶ ⧉ ☆
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم م ِّن س ُلْطَـٰ نِۭۖ ب َلْ كُنت ُمْ قَوْمًا ط َـٰ غِي نَ
Süleyman Ateş Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz
37:31 ▶ ⧉ ☆
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآۖ إِنّ َا لَذَا ٓئِقُو نَ
Süleyman Ateş Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız
37:32 ▶ ⧉ ☆
فَأَغْوَيْنَـٰ كُمْ إِنّ َا كُنّ َا غَـٰ وِي نَ
فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ
sizi azdırdık
Süleyman Ateş Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz)
37:33 ▶ ⧉ ☆
فَإِنّ َهُمْ يَوْمَئِذٍ ف ِى ٱ لْعَذَابِ مُشْتَرِكُو نَ
Süleyman Ateş O gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar
37:34 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا كَذَٲ لِكَ نَفْعَلُ بِٱ لْمُجْ رِمِي نَ
بِٱلْمُجْرِمِينَ
suçlulara
Süleyman Ateş İşte biz, suçlulara böyle yaparız
إِنّ َهُمْ كَانُوٓ اْ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَـٰ هَ إِلَّا ٱ للَّهُ يَسْتَكْبِرُو نَ
يَسْتَكْبِرُونَ
büyüklük tasıyor(lar)
Süleyman Ateş Çünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı
37:36 ▶ ⧉ ☆
وَيَقُولُونَ أَئِنّ َا لَتَارِكُوٓ اْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ م َّجْ نُو نِۭ
لَتَارِكُوٓا۟
terk edeceğiz
ءَالِهَتِنَا
tanrılarımızı
Süleyman Ateş Cinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi
37:37 ▶ ⧉ ☆
بَلْ جَا ٓءَ بِٱ لْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱ لْمُرْسَلِي نَ
Süleyman Ateş Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı
37:38 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َكُمْ لَذَا ٓئِقُواْ ٱ لْعَذَابِ ٱ لْأَلِي مِ
لَذَآئِقُوا۟
tadacaksınız
Süleyman Ateş Siz acı azabı tadacaksınız
37:39 ▶ ⧉ ☆
وَمَا تُجْ زَوْنَ إِلَّا مَا كُنت ُمْ تَعْمَلُو نَ
تُجْزَوْنَ
cezalandırılmayacaksınız
Süleyman Ateş Sadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz
إِلَّا عِبَادَ ٱ للَّهِ ٱ لْمُخْلَصِي نَ
Süleyman Ateş Ancak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır
37:41 ▶ ⧉ ☆
أُوْ لَـٰٓ ئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ م َّعْلُو مٌ
Süleyman Ateş Onlar için bilinen bir rızık vardır
37:42 ▶ ⧉ ☆
فَوَٲ كِهُۖ وَهُم م ُّكْرَمُو نَ
فَوَٰكِهُ ۖ
(türlü) meyvalar
Süleyman Ateş (Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar
37:43 ▶ ⧉ ☆
فِى جَنّ َـٰ تِ ٱ ل نّ َعِي مِ
Süleyman Ateş Ni'met cennetlerinde
37:44 ▶ ⧉ ☆
عَلَىٰ سُرُرٍ م ُّتَقَـٰ بِلِي نَ
مُّتَقَـٰبِلِينَ
karşılıklı otururlar
Süleyman Ateş Tahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar
37:45 ▶ ⧉ ☆
يُطَافُ عَلَيْهِم ب ِكَأْسٍ م ِّن م َّعِي نِۭ
مَّعِينٍۭ
a flowing spring
Süleyman Ateş Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır
37:46 ▶ ⧉ ☆
بَيْضَا ٓءَ لَذَّةٍ ل ِّلشَّـٰ رِبِي نَ
لِّلشَّـٰرِبِينَ
içenler için
Süleyman Ateş Berrak, içenlere lezzet veren bir içki
لَا فِيهَا غَوْلٌ و َلَا هُمْ عَنْهَا يُنز َفُو نَ
Süleyman Ateş Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar
37:48 ▶ ⧉ ☆
وَعِند َهُمْ قَـٰ صِرَٲ تُ ٱ ل طَّرْفِ عِي نٌ
وَعِندَهُمْ
ve yanlarında (vardır)
قَـٰصِرَٰتُ
kendilerini hapsetmiş
Süleyman Ateş Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır
كَأَنّ َهُنّ َ بَيْضٌ م َّكْنُو نٌ
كَأَنَّهُنَّ
onlar gibi (eşlerdir)
Süleyman Ateş Saklı yumurta gibi bembeyaz eşler
37:50 ▶ ⧉ ☆
فَأَقْ بَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ي َتَسَا ٓءَلُو نَ
يَتَسَآءَلُونَ
soruyorlar
Süleyman Ateş Bunlar birbirine dönmüş soruyorlar
37:51 ▶ ⧉ ☆
قَالَ قَا ٓئِلٌ م ِّنْهُمْ إِنّ ِى كَانَ لِى قَرِي نٌ
Süleyman Ateş Onlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı
37:52 ▶ ⧉ ☆
يَقُولُ أَءِنّ َكَ لَمِنَ ٱ لْمُصَدِّقِي نَ
ٱلْمُصَدِّقِينَ
doğrulayan(lar)
Süleyman Ateş Derdi ki: 'Sen doğrulayanlardan mısın
37:53 ▶ ⧉ ☆
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنّ َا تُرَابًا و َعِظَـٰ مًا أَءِنّ َا لَمَدِينُو نَ
لَمَدِينُونَ
cezalanacağız
Süleyman Ateş Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız
37:54 ▶ ⧉ ☆
قَالَ هَلْ أَنت ُم م ُّطَّلِعُو نَ
مُّطَّلِعُونَ
bakar mısınız?
Süleyman Ateş (Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi
37:55 ▶ ⧉ ☆
فَٱ طَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَا ٓءِ ٱ لْجَحِي مِ
Süleyman Ateş Baktı onu cehennemin ortasında gördü
37:56 ▶ ⧉ ☆
قَالَ تَٱ للَّهِ إِن ك ِد تَّ لَتُرْدِي نِ
لَتُرْدِينِ
beni de alçaltacaktın
Süleyman Ateş Tallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنت ُ مِنَ ٱ لْمُحْضَرِي نَ
لَكُنتُ
şimdi ben de olurdum
مِنَ
(oraya) getirilenlerden
ٱلْمُحْضَرِينَ
those brought
Süleyman Ateş Rabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum
37:58 ▶ ⧉ ☆
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِي نَ
Süleyman Ateş Biz bir daha ölmeyecek miyiz der
37:59 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱ لْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِي نَ
بِمُعَذَّبِينَ
azaba uğratılcak
Süleyman Ateş Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha
37:60 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ هَـٰ ذَا لَهُوَ ٱ لْفَوْزُ ٱ لْعَظِي مُ
Süleyman Ateş Gerçekten büyük başarı ve mutluluk budur
37:61 ▶ ⧉ ☆
لِمِثْلِ هَـٰ ذَا فَلْيَعْمَلِ ٱ لْعَـٰ مِلُو نَ
Süleyman Ateş Çalışanlar bunun için çalışsınlar
37:62 ▶ ⧉ ☆
أَذَٲ لِكَ خَيْرٌ ن ُّزُلاً أَمْ شَجَرَةُ ٱ ل زَّقُّو مِ
Süleyman Ateş (Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı
37:63 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا جَعَلْنَـٰ هَا فِتْنَةً ل ِّلظَّـٰ لِمِي نَ
فِتْنَةًۭ
bir fitne (sınav)
لِّلظَّـٰلِمِينَ
zalimler için
Süleyman Ateş Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık
إِنّ َهَا شَجَرَةٌ ت َخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱ لْجَحِي مِ
Süleyman Ateş O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
37:65 ▶ ⧉ ☆
طَلْعُهَا كَأَنّ َهُۥ رُءُوسُ ٱ ل شَّيَـٰ طِي نِ
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanların
Süleyman Ateş Tomurcukları, şeytanların başları gibidir
37:66 ▶ ⧉ ☆
فَإِنّ َهُمْ لَأَكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِــُٔونَ مِنْهَا ٱ لْبُطُو نَ
لَـَٔاكِلُونَ
yiyeceklerdir
فَمَالِـُٔونَ
ve dolduracaklardır
Süleyman Ateş Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır
37:67 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ إِنّ َ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا م ِّنْ حَمِي مٍ
Süleyman Ateş Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır
ثُمّ َ إِنّ َ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱ لْجَحِي مِ
مَرْجِعَهُمْ
dönecekleri yer
Süleyman Ateş Sonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir
37:69 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُمْ أَلْفَوْاْ ءَابَا ٓءَهُمْ ضَا ٓلِّي نَ
Süleyman Ateş Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular
37:70 ▶ ⧉ ☆
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰ رِهِمْ يُهْرَعُو نَ
ءَاثَـٰرِهِمْ
onların izleri
Süleyman Ateş Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar
37:71 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْ لَهُمْ أَكْثَرُ ٱ لْأَوَّلِي نَ
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin
Süleyman Ateş Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم م ُّنذ ِرِي نَ
أَرْسَلْنَا
biz göndermiştik
Süleyman Ateş Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik
37:73 ▶ ⧉ ☆
فَٱ نظ ُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰ قِبَةُ ٱ لْمُنذ َرِي نَ
ٱلْمُنذَرِينَ
uyarılanların
Süleyman Ateş Bak, o uyarılanların sonu nice oldu
إِلَّا عِبَادَ ٱ للَّهِ ٱ لْمُخْلَصِي نَ
Süleyman Ateş Ancak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar
37:75 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ نَادَٮٰ نَا نُوحٌ ف َلَنِعْمَ ٱ لْمُجِيبُو نَ
نَادَىٰنَا
bize yalvarmıştı
ٱلْمُجِيبُونَ
kabul buyurmuştuk
Süleyman Ateş Andolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk
37:76 ▶ ⧉ ☆
وَنَجَّيْنَـٰ هُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱ لْكَرْبِ ٱ لْعَظِي مِ
وَنَجَّيْنَـٰهُ
onu kurtarmıştık
Süleyman Ateş Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱ لْبَاقِي نَ
ذُرِّيَّتَهُۥ
onun zürriyetini
Süleyman Ateş Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik)
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱ لْأَخِرِي نَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Süleyman Ateş Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
37:79 ▶ ⧉ ☆
سَلَـٰ مٌ عَلَىٰ نُوحٍ ف ِى ٱ لْعَـٰ لَمِي نَ
Süleyman Ateş Alemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar)
إِنّ َا كَذَٲ لِكَ نَجْ زِى ٱ لْمُحْسِنِي نَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Süleyman Ateş İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
37:81 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱ لْمُؤْمِنِي نَ
مِنْ
bizim kullarımızdandır
Süleyman Ateş Çünkü o bizim, inanan kullarımızdandı
37:82 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ أَغْرَقْ نَا ٱ لْأَخَرِي نَ
ٱلْـَٔاخَرِينَ
ötekilerini
Süleyman Ateş Sonra ötekilerini suda boğduk
37:83 ▶ ⧉ ☆
۞ وَإِنّ َ مِن ش ِيعَتِهِۦ لَإِبْ رَٲ هِي مَ
Süleyman Ateş İbrahim de onun kolundan idi
إِذْ جَا ٓءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍ س َلِي مٍ
Süleyman Ateş Zira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti
37:85 ▶ ⧉ ☆
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُو نَ
Süleyman Ateş Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti
37:86 ▶ ⧉ ☆
أَئِفْكًا ءَالِهَةً د ُونَ ٱ للَّهِ تُرِيدُو نَ
Süleyman Ateş Allah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
37:87 ▶ ⧉ ☆
فَمَا ظَنّ ُكُم ب ِرَبِّ ٱ لْعَـٰ لَمِي نَ
Süleyman Ateş Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)
فَنَظَرَ نَظْرَةً ف ِى ٱ ل نّ ُجُو مِ
Süleyman Ateş Yıldızlara bir göz attı
فَقَالَ إِنّ ِى سَقِي مٌ
Süleyman Ateş Ben hastayım, dedi
37:90 ▶ ⧉ ☆
فَتَوَلَّوْاْ عَنْهُ مُدْ بِرِي نَ
فَتَوَلَّوْا۟
bunun üzerine kaçtılar
مُدْبِرِينَ
arkalarını dönüp
Süleyman Ateş Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar
37:91 ▶ ⧉ ☆
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُو نَ
فَرَاغَ
o da gizlice sokuldu
إِلَىٰٓ
onların tanrılarına
Süleyman Ateş O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi
مَا لَكُمْ لَا تَنط ِقُو نَ
Süleyman Ateş Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz
37:93 ▶ ⧉ ☆
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبَۢا ب ِٱ لْيَمِي نِ
فَرَاغَ
ve gizlice sokulup
Süleyman Ateş Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi
37:94 ▶ ⧉ ☆
فَأَقْ بَلُوٓ اْ إِلَيْهِ يَزِفُّو نَ
فَأَقْبَلُوٓا۟
hemen gittiler
Süleyman Ateş (Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُو نَ
أَتَعْبُدُونَ
şeylere-mi tapıyorsunuz?
Süleyman Ateş (Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi
وَٱ للَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُو نَ
خَلَقَكُمْ
sizi yaratmıştır
Süleyman Ateş Oysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır
37:97 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ ٱ بْ نُواْ لَهُۥ بُنْيَـٰ نًا ف َأَلْقُوهُ فِى ٱ لْجَحِي مِ
ٱلْجَحِيمِ
the blazing Fire
Süleyman Ateş Onun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler
37:98 ▶ ⧉ ☆
فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيْدًا ف َجَعَلْنَـٰ هُمُ ٱ لْأَسْفَلِي نَ
فَجَعَلْنَـٰهُمُ
biz de onları kıldık
ٱلْأَسْفَلِينَ
aşağılıklardan
Süleyman Ateş Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük
وَقَالَ إِنّ ِى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِي نِ
سَيَهْدِينِ
O beni doğru yola iletecek
Süleyman Ateş (İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek
37:100 ▶ ⧉ ☆
رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱ ل صَّـٰ لِحِي نَ
مِنَ
iyilerden (bir çocuk)
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous
Süleyman Ateş Rabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet
37:101 ▶ ⧉ ☆
فَبَشَّرْنَـٰ هُ بِغُلَـٰ مٍ حَلِي مٍ
فَبَشَّرْنَـٰهُ
ona müjdeledik
بِغُلَـٰمٍ
bir erkek çocuk
Süleyman Ateş Ona halim bir erkek çocuk müjdeledik
فَلَمّ َا بَلَغَ مَعَهُ ٱ ل سَّعْىَ قَالَ يَـٰ بُنَىَّ إِنّ ِىٓ أَرَىٰ فِى ٱ لْمَنَامِ أَنّ ِىٓ أَذْبَحُكَ فَٱ نظ ُرْ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَـٰٓ أَبَتِ ٱ فْعَلْ مَا تُؤْمَرُۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن ش َا ٓءَ ٱ للَّهُ مِنَ ٱ ل صَّـٰ بِرِي نَ
تَرَىٰ ۚ
görüyorsun (dersin)
سَتَجِدُنِىٓ
beni bulacaksın
ٱلصَّـٰبِرِينَ
the patient ones
Süleyman Ateş (Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi
فَلَمّ َآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِي نِ
أَسْلَمَا
ikisi (Allah'ın emrine) teslim oludu
وَتَلَّهُۥ
ve (çocuğu) yıktı
Süleyman Ateş İkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca
37:104 ▶ ⧉ ☆
وَنَـٰ دَيْنَـٰ هُ أَن ي َـٰٓ إِبْ رَٲ هِي مُ
وَنَـٰدَيْنَـٰهُ
ve biz ona seslendik
يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ
ey İbrahim
Süleyman Ateş Biz ona: "İbrahim!" diye ünledik
37:105 ▶ ⧉ ☆
قَدْ صَدَّقْ تَ ٱ ل رُّءْيَآۚ إِنّ َا كَذَٲ لِكَ نَجْ زِى ٱ لْمُحْسِنِي نَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Süleyman Ateş Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
37:106 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ هَـٰ ذَا لَهُوَ ٱ لْبَلَـٰٓ ؤُاْ ٱ لْمُبِي نُ
ٱلْبَلَـٰٓؤُا۟
bir imtihandır
Süleyman Ateş Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi
37:107 ▶ ⧉ ☆
وَفَدَيْنَـٰ هُ بِذِبْ حٍ عَظِي مٍ
وَفَدَيْنَـٰهُ
ve fidye olarak ona verdik
Süleyman Ateş Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱ لْأَخِرِي نَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Süleyman Ateş Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
37:109 ▶ ⧉ ☆
سَلَـٰ مٌ عَلَىٰٓ إِبْ رَٲ هِي مَ
Süleyman Ateş (İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi)
كَذَٲ لِكَ نَجْ زِى ٱ لْمُحْسِنِي نَ
نَجْزِى
biz mükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Süleyman Ateş İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
37:111 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱ لْمُؤْمِنِي نَ
مِنْ
bizim kullarımızdandı
Süleyman Ateş Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
37:112 ▶ ⧉ ☆
وَبَشَّرْنَـٰ هُ بِإِسْحَـٰ قَ نَبِيًّا م ِّنَ ٱ ل صَّـٰ لِحِي نَ
وَبَشَّرْنَـٰهُ
ve ona müjdeledik
نَبِيًّۭا
bir peygamber olarak
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous
Süleyman Ateş Biz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik
37:113 ▶ ⧉ ☆
وَبَـٰ رَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَـٰ قَۚ وَمِن ذ ُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ و َظَالِمٌ ل ِّنَفْسِهِۦ مُبِي نٌ
وَبَـٰرَكْنَا
ve bereketler verdik
ذُرِّيَّتِهِمَا
their offspring
مُحْسِنٌۭ
iyi hareket eden de var
Süleyman Ateş Kendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de
37:114 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ مَنَنّ َا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰ رُو نَ
مَنَنَّا
lutuflarda bulunduk
Süleyman Ateş Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk
37:115 ▶ ⧉ ☆
وَنَجَّيْنَـٰ هُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱ لْكَرْبِ ٱ لْعَظِي مِ
وَنَجَّيْنَـٰهُمَا
ve onları kurtardık
وَقَوْمَهُمَا
ve kavimlerini
Süleyman Ateş Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık
37:116 ▶ ⧉ ☆
وَنَصَرْنَـٰ هُمْ فَكَانُواْ هُمُ ٱ لْغَـٰ لِبِي نَ
وَنَصَرْنَـٰهُمْ
ve onlara yardım ettik
فَكَانُوا۟
böylece oldular
ٱلْغَـٰلِبِينَ
üstün gelenler(den)
Süleyman Ateş Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular
37:117 ▶ ⧉ ☆
وَءَاتَيْنَـٰ هُمَا ٱ لْكِتَـٰ بَ ٱ لْمُسْتَبِي نَ
وَءَاتَيْنَـٰهُمَا
ve onlara verdik
ٱلْمُسْتَبِينَ
açık ifadeli
Süleyman Ateş Onlara açık ifadeli Kitabı verdik
37:118 ▶ ⧉ ☆
وَهَدَيْنَـٰ هُمَا ٱ ل صِّرَٲ طَ ٱ لْمُسْتَقِي مَ
وَهَدَيْنَـٰهُمَا
ve onları ilettik
Süleyman Ateş Ve onları doğru yola ilettik
37:119 ▶ ⧉ ☆
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱ لْأَخِرِي نَ
وَتَرَكْنَا
ve (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Süleyman Ateş Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık
37:120 ▶ ⧉ ☆
سَلَـٰ مٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰ رُو نَ
Süleyman Ateş (Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi)
إِنّ َا كَذَٲ لِكَ نَجْ زِى ٱ لْمُحْسِنِي نَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Süleyman Ateş İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
37:122 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱ لْمُؤْمِنِي نَ
مِنْ
bizim kullarımızdandı
Süleyman Ateş Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı
37:123 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱ لْمُرْسَلِي نَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Süleyman Ateş İlyas da elçilerdendi
37:124 ▶ ⧉ ☆
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُو نَ
Süleyman Ateş Kavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız
37:125 ▶ ⧉ ☆
أَتَدْ عُونَ بَعْلاً و َتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱ لْخَـٰ لِقِي نَ
أَتَدْعُونَ
Ba'l'e-mi yalvarıyorsunuz?
وَتَذَرُونَ
ve bırakıyorsunuz
ٱلْخَـٰلِقِينَ
yaratıcıların
Süleyman Ateş Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini
37:126 ▶ ⧉ ☆
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَا ٓئِكُمُ ٱ لْأَوَّلِي نَ
ءَابَآئِكُمُ
atalarınızın
Süleyman Ateş Sizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı
37:127 ▶ ⧉ ☆
فَكَذَّبُوهُ فَإِنّ َهُمْ لَمُحْضَرُو نَ
فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَإِنَّهُمْ
bundan dolayı onlar
لَمُحْضَرُونَ
(azaba) getirileceklerdir
Süleyman Ateş Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir
إِلَّا عِبَادَ ٱ للَّهِ ٱ لْمُخْلَصِي نَ
Süleyman Ateş Yalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱ لْأَخِرِي نَ
وَتَرَكْنَا
biz (iyi bir ün) bıraktık
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler
Süleyman Ateş Biz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık
37:130 ▶ ⧉ ☆
سَلَـٰ مٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِي نَ
Süleyman Ateş İlyas'a selam olsun
إِنّ َا كَذَٲ لِكَ نَجْ زِى ٱ لْمُحْسِنِي نَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
Süleyman Ateş İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
37:132 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱ لْمُؤْمِنِي نَ
مِنْ
bizim kullarımızdandı
Süleyman Ateş Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
37:133 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ لُوطًا ل َّمِنَ ٱ لْمُرْسَلِي نَ
لَّمِنَ
gönderilen elçilerdendi
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Süleyman Ateş Lut da gönderilen elçilerdendi
37:134 ▶ ⧉ ☆
إِذْ نَجَّيْنَـٰ هُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْ مَعِي نَ
نَجَّيْنَـٰهُ
onu kurtarmıştık
Süleyman Ateş Onu ve ailesini kurtardık
37:135 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا عَجُوزًا ف ِى ٱ لْغَـٰ بِرِي نَ
ٱلْغَـٰبِرِينَ
(azabda) kalacaklar
Süleyman Ateş Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç
37:136 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ دَمّ َرْنَا ٱ لْأَخَرِي نَ
دَمَّرْنَا
kırdık (geçirdik)
Süleyman Ateş Sonra ötekileri kırdık (geçirdik)
وَإِنّ َكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم م ُّصْبِحِي نَ
لَتَمُرُّونَ
geçip gidiyorsunuz
عَلَيْهِم
onların yanlarından
Süleyman Ateş Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin
37:138 ▶ ⧉ ☆
وَبِٱ لَّيْلِۗ أَفَلَا تَعْقِلُو نَ
وَبِٱلَّيْلِ ۗ
ve geceleyin
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you use reason
Süleyman Ateş Ve geceleyin. Düşünmüyor musunuz
وَإِنّ َ يُونُسَ لَمِنَ ٱ لْمُرْسَلِي نَ
لَمِنَ
gönderilen elçilerdendi
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers
Süleyman Ateş Yunus da gönderilen elçilerdendi
إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱ لْفُلْكِ ٱ لْمَشْحُو نِ
Süleyman Ateş Dolu gemiye kaçmıştı
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱ لْمُدْ حَضِي نَ
Süleyman Ateş (Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti)
37:142 ▶ ⧉ ☆
فَٱ لْتَقَمَهُ ٱ لْحُوتُ وَهُوَ مُلِي مٌ
فَٱلْتَقَمَهُ
sonra onu yuttu
مُلِيمٌۭ
kendi kendisini kınarken
Süleyman Ateş (Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu
فَلَوْلَآ أَنّ َهُۥ كَانَ مِنَ ٱ لْمُسَبِّحِي نَ
ٱلْمُسَبِّحِينَ
those who glorify
Süleyman Ateş Eğer tesbih edenlerden olmasaydı
لَلَبِثَ فِى بَطْ نِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْ عَثُو نَ
يُبْعَثُونَ
yeniden diriltilecekleri
Süleyman Ateş (İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı
37:145 ▶ ⧉ ☆
۞ فَنَبَذْنَـٰ هُ بِٱ لْعَرَا ٓءِ وَهُوَ سَقِي مٌ
۞ فَنَبَذْنَـٰهُ
onu attık
بِٱلْعَرَآءِ
ağaçsız çıplak bir yere
سَقِيمٌۭ
hasta bir halde iken
Süleyman Ateş (Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık
37:146 ▶ ⧉ ☆
وَأَنۢب َتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً م ِّن ي َقْ طِي نٍ
Süleyman Ateş Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik
37:147 ▶ ⧉ ☆
وَأَرْسَلْنَـٰ هُ إِلَىٰ مِاْ ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُو نَ
وَأَرْسَلْنَـٰهُ
ve onu elçi gönderdik
Süleyman Ateş Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik
37:148 ▶ ⧉ ☆
فَـَٔـامَنُواْ فَمَتَّعْنَـٰ هُمْ إِلَىٰ حِي نٍ
فَـَٔامَنُوا۟
ve inandılar
فَمَتَّعْنَـٰهُمْ
biz de onları geçindirdik
Süleyman Ateş İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
37:149 ▶ ⧉ ☆
فَٱ سْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱ لْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱ لْبَنُو نَ
فَٱسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
Süleyman Ateş Şimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı
37:150 ▶ ⧉ ☆
أَمْ خَلَقْ نَا ٱ لْمَلَـٰٓ ئِكَةَ إِنَـٰ ثًا و َهُمْ شَـٰ هِدُو نَ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
melekleri
إِنَـٰثًۭا
dişi olarak (mı?)
Süleyman Ateş Yoksa biz melekleri , onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)
37:151 ▶ ⧉ ☆
أَلَآ إِنّ َهُم م ِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُو نَ
Süleyman Ateş İyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki
37:152 ▶ ⧉ ☆
وَلَدَ ٱ للَّهُ وَإِنّ َهُمْ لَكَـٰ ذِبُو نَ
لَكَـٰذِبُونَ
elbette yalancıdırlar
Süleyman Ateş Allah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar
37:153 ▶ ⧉ ☆
أَصْطَفَى ٱ لْبَنَاتِ عَلَى ٱ لْبَنِي نَ
أَصْطَفَى
tercih mi etmiş?
Süleyman Ateş (Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُو نَ
تَحْكُمُونَ
hüküm veriyorsunuz
Süleyman Ateş Size ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz
37:155 ▶ ⧉ ☆
أَفَلَا تَذَكَّرُو نَ
أَفَلَا
hiç mi düşünmüyorsunuz?
Süleyman Ateş Hiç mi düşünmüyorsunuz
37:156 ▶ ⧉ ☆
أَمْ لَكُمْ سُلْطَـٰ نٌ م ُّبِي نٌ
Süleyman Ateş Yoksa sizin, (meleklerin , Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var
37:157 ▶ ⧉ ☆
فَأْتُواْ بِكِتَـٰ بِكُمْ إِن ك ُنت ُمْ صَـٰ دِقِي نَ
Süleyman Ateş Eğer doğru iseniz Kitabınızı getirin
37:158 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلُواْ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱ لْجِنّ َةِ نَسَبًاۚ و َلَقَدْ عَلِمَتِ ٱ لْجِنّ َةُ إِنّ َهُمْ لَمُحْضَرُو نَ
لَمُحْضَرُونَ
(yüce divana) getirileceklerini
Süleyman Ateş Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir
37:159 ▶ ⧉ ☆
سُبْ حَـٰ نَ ٱ للَّهِ عَمّ َا يَصِفُو نَ
سُبْحَـٰنَ
(münezzehtir) yücedir
عَمَّا
onların taktıkları sıfatlardan
Süleyman Ateş Haşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir
إِلَّا عِبَادَ ٱ للَّهِ ٱ لْمُخْلَصِي نَ
Süleyman Ateş Fakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır)
37:161 ▶ ⧉ ☆
فَإِنّ َكُمْ وَمَا تَعْبُدُو نَ
Süleyman Ateş (Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız
37:162 ▶ ⧉ ☆
مَآ أَنت ُمْ عَلَيْهِ بِفَـٰ تِنِي نَ
Süleyman Ateş Kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız
37:163 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱ لْجَحِي مِ
Süleyman Ateş Cehenneme girecek olandan başkasını
وَمَا مِنّ َآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ م َّعْلُو مٌ
Süleyman Ateş Bizden herkesin belli bir makamı vardır
وَإِنّ َا لَنَحْنُ ٱ ل صَّا ٓفُّو نَ
ٱلصَّآفُّونَ
o saf saf dizilenler
Süleyman Ateş Biziz, o saf saf dizilenler, biz
وَإِنّ َا لَنَحْنُ ٱ لْمُسَبِّحُو نَ
ٱلْمُسَبِّحُونَ
o tesbih edenler
Süleyman Ateş Biziz, o tesbih edenler, biz
37:167 ▶ ⧉ ☆
وَإِن ك َانُواْ لَيَقُولُو نَ
لَيَقُولُونَ
şöyle diyorlardı
Süleyman Ateş Gerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı
37:168 ▶ ⧉ ☆
لَوْ أَنّ َ عِند َنَا ذِكْرًا م ِّنَ ٱ لْأَوَّلِي نَ
ٱلْأَوَّلِينَ
the former (people)
Süleyman Ateş Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı
37:169 ▶ ⧉ ☆
لَكُنّ َا عِبَادَ ٱ للَّهِ ٱ لْمُخْلَصِي نَ
لَكُنَّا
elbette biz olurduk
Süleyman Ateş Elbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk
37:170 ▶ ⧉ ☆
فَكَفَرُواْ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُو نَ
فَكَفَرُوا۟
ama inkar ettiler
Süleyman Ateş Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱ لْمُرْسَلِي نَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçi
Süleyman Ateş Gönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti
37:172 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُمْ لَهُمُ ٱ لْمَنص ُورُو نَ
لَهُمُ
kendileri olacaktır
ٱلْمَنصُورُونَ
zafere ulaştırılanlar
Süleyman Ateş Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır
37:173 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ جُند َنَا لَهُمُ ٱ لْغَـٰ لِبُو نَ
ٱلْغَـٰلِبُونَ
galip gelecektir
Süleyman Ateş Ve galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır
37:174 ▶ ⧉ ☆
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِي نٍ
Süleyman Ateş Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme)
37:175 ▶ ⧉ ☆
وَأَبْ صِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْ صِرُو نَ
وَأَبْصِرْهُمْ
onları gözetle
Süleyman Ateş Onları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir
37:176 ▶ ⧉ ☆
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُو نَ
أَفَبِعَذَابِنَا
bizim azabımızı mı?
يَسْتَعْجِلُونَ
acele istiyorlar
Süleyman Ateş Bizim azabımızı mı acele istiyorlar
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَا ٓءَ صَبَاحُ ٱ لْمُنذ َرِي نَ
ٱلْمُنذَرِينَ
uyarılmış olanların
Süleyman Ateş Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur
37:178 ▶ ⧉ ☆
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِي نٍ
Süleyman Ateş Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak
37:179 ▶ ⧉ ☆
وَأَبْ صِرْ فَسَوْفَ يُبْ صِرُو نَ
وَأَبْصِرْ
ve (bekle de) gör
يُبْصِرُونَ
onlar da göreceklerdir
Süleyman Ateş Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir
37:180 ▶ ⧉ ☆
سُبْ حَـٰ نَ رَبِّكَ رَبِّ ٱ لْعِزَّةِ عَمّ َا يَصِفُو نَ
ٱلْعِزَّةِ
kudret ve şeref
عَمَّا
onların nitelendirmelerinden
Süleyman Ateş Kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir
37:181 ▶ ⧉ ☆
وَسَلَـٰ مٌ عَلَى ٱ لْمُرْسَلِي نَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçiler
Süleyman Ateş Selam, gönderilen elçilere
37:182 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱ لْعَـٰ لَمِي نَ
Süleyman Ateş Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a
← Önceki Sonraki →