37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Yusuf AliBy those who range themselves in ranks
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Yusuf AliAnd so are strong in repelling (evil)
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Yusuf AliAnd thus proclaim the Message (of God)
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Yusuf AliVerily, verily, your God is one
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Yusuf AliLord of the heavens and of the earth and all between them, and Lord of every point at the rising of the sun
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Yusuf AliWe have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik
Yusuf Ali(For beauty) and for guard against all obstinate rebellious evil spirits
Diyanet İşleri MealiOnu, inatçı her türlü şeytandan koruduk
Yusuf Ali(So) they should not strain their ears in the direction of the Exalted Assembly but be cast away from every side
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Yusuf AliRepulsed, for they are under a perpetual penalty
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Yusuf AliExcept such as snatch away something by stealth, and they are pursued by a flaming fire, of piercing brightness
Diyanet İşleri MealiHele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir
Yusuf AliJust ask their opinion: are they the more difficult to create, or the (other) beings We have created? Them have We created out of a sticky clay
Diyanet İşleri MealiAllah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır
Yusuf AliTruly dost thou marvel, while they ridicule
Diyanet İşleri MealiEvet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar
Yusuf AliAnd, when they are admonished, pay no heed
Diyanet İşleri MealiOnlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler
Yusuf AliAnd, when they see a Sign, turn it to mockery
Diyanet İşleri MealiBir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar
Yusuf AliAnd say, "This is nothing but evident sorcery
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Yusuf AliWhat! when we die, and become dust and bones, shall we (then) be raised up (again)
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Yusuf AliAnd also our fathers of old
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Yusuf AliSay thou: "Yea, and ye shall then be humiliated (on account of your evil)
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak
Yusuf AliThen it will be a single (compelling) cry; and behold, they will begin to see
Diyanet İşleri MealiTek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar
Yusuf AliThey will say, "Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment
Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür
Yusuf Ali(A voice will say,) "This is the Day of Sorting Out, whose truth ye (once) denied
Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir
Yusuf AliBring ye up", it shall be said, "The wrong-doers and their wives, and the things they worshipped
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Yusuf AliBesides God, and lead them to the Way to the (Fierce) Fire
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Yusuf AliBut stop them, for they must be asked
Diyanet İşleri MealiOnları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır
Yusuf AliWhat is the matter with you that ye help not each other
Diyanet İşleri MealiŞöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz
Yusuf AliNay, but that day they shall submit (to Judgment)
Diyanet İşleri MealiHayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır
Yusuf AliAnd they will turn to one another, and question one another
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar
Yusuf AliThey will say: "It was ye who used to come to us from the right hand (of power and authority)
Diyanet İşleri Mealiİleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler
Yusuf AliThey will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith
Diyanet İşleri MealiOnlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz
Yusuf AliNor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion
Diyanet İşleri MealiBizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz
Yusuf AliSo now has been proved true, against us, the word of our Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our sins)
Diyanet İşleri MealiBu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız
Yusuf AliWe led you astray: for truly we were ourselves astray
Diyanet İşleri MealiSizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık
Yusuf AliTruly, that Day, they will (all) share in the Penalty
Diyanet İşleri MealiO gün hepsi azabda birleşirler
Yusuf AliVerily that is how We shall deal with Sinners
Diyanet İşleri MealiDoğrusu suçlulara böyle yaparız
Yusuf AliFor they, when they were told that there is no god except God, would puff themselves up with Pride
Diyanet İşleri MealiOnlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler
Yusuf AliAnd say: "What! shall we give up our gods for the sake of a Poet possessed
Diyanet İşleri MealiDeli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi
Yusuf AliNay! he has come with the (very) Truth, and he confirms (the Message of) the apostles (before him)
Diyanet İşleri MealiHayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı
Yusuf AliYe shall indeed taste of the Grievous Penalty
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız
Yusuf AliBut it will be no more than the retribution of (the Evil) that ye have wrought
Diyanet İşleri MealiYaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız
Yusuf AliBut the sincere (and devoted) Servants of God
Diyanet İşleri MealiAncak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır
Yusuf AliFor them is a Sustenance determined
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Yusuf AliFruits (Delights); and they (shall enjoy) honour and dignity
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Yusuf AliIn Gardens of Felicity
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Yusuf AliFacing each other on Thrones (of Dignity)
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Yusuf AliRound will be passed to them a Cup from a clear-flowing fountain
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Yusuf AliCrystal-white, of a taste delicious to those who drink (thereof)
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Yusuf AliFree from headiness; nor will they suffer intoxication therefrom
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Yusuf AliAnd besides them will be chaste women, restraining their glances, with big eyes (of wonder and beauty)
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Yusuf AliAs if they were (delicate) eggs closely guarded
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Yusuf AliThen they will turn to one another and question one another
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp sorarlar
Yusuf AliOne of them will start the talk and say: "I had an intimate companion (on the earth)
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Yusuf AliWho used to say, 'what! art thou amongst those who bear witness to the Truth (of the Message)
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Yusuf AliWhen we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Yusuf Ali(A voice) said: "Would ye like to look down
Diyanet İşleri MealiYanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der
Yusuf AliHe looked down and saw him in the midst of the Fire
Diyanet İşleri MealiBir bakar onu cehennemin ortasında görür
Yusuf AliHe said: "By God! thou wast little short of bringing me to perdition
Diyanet İşleri MealiOna der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin
Yusuf AliHad it not been for the Grace of my Lord, I should certainly have been among those brought (there)
Diyanet İşleri MealiEğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum
Yusuf AliIs it (the case) that we shall not die
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Yusuf AliExcept our first death, and that we shall not be punished
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Yusuf AliVerily this is the supreme achievement
Diyanet İşleri Mealiİşte büyük kurtuluş şüphesiz budur
Yusuf AliFor the like of this let all strive, who wish to strive
Diyanet İşleri MealiÇalışanlar bunun için çalışsın
Yusuf AliIs that the better entertainment or the Tree of Zaqqum
Diyanet İşleri MealiKonukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı
Yusuf AliFor We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers
Diyanet İşleri MealiBiz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık
Yusuf AliFor it is a tree that springs out of the bottom of Hell-Fire
Diyanet İşleri MealiO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
Yusuf AliThe shoots of its fruit-stalks are like the heads of devils
Diyanet İşleri MealiTomurcukları şeytan başı gibidir
Yusuf AliTruly they will eat thereof and fill their bellies therewith
Diyanet İşleri Mealiİşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar
Yusuf AliThen on top of that they will be given a mixture made of boiling water
Diyanet İşleri MealiSonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir
Yusuf AliThen shall their return be to the (Blazing) Fire
Diyanet İşleri MealiDoğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir
Yusuf AliTruly they found their fathers on the wrong Path
Diyanet İşleri MealiOnlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Yusuf AliSo they (too) were rushed down on their footsteps
Diyanet İşleri MealiÖyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı
Yusuf AliAnd truly before them, many of the ancients went astray
Diyanet İşleri MealiOnlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı
Yusuf AliBut We sent aforetime, among them, (apostles) to admonish them
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik
Yusuf AliThen see what was the end of those who were admonished (but heeded not)
Diyanet İşleri MealiUyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak
Yusuf AliExcept the sincere (and devoted) Servants of God
Diyanet İşleri MealiAllah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır
Yusuf Ali(In the days of old), Noah cried to Us, and We are the best to hear prayer
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik
Yusuf AliAnd We delivered him and his people from the Great Calamity
Diyanet İşleri MealiOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
Yusuf AliAnd made his progeny to endure (on this earth)
Diyanet İşleri MealiAncak onun soyunu sürekli kıldık
Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations to come in later times
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Yusuf AliPeace and salutation to Noah among the nations
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Yusuf AliThus indeed do we reward those who do right
Diyanet İşleri Mealiİşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız
Yusuf AliFor he was one of our believing Servants
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı
Yusuf AliThen the rest we overwhelmed in the Flood
Diyanet İşleri MealiSonra, diğerlerini suda boğduk
Yusuf AliVerily among those who followed his Way was Abraham
Diyanet İşleri Mealiİbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı
Yusuf AliBehold! he approached his Lord with a sound heart
Diyanet İşleri MealiNitekim Rabbine temiz bir kalple geldi
Yusuf AliBehold! he said to his father and to his people, "What is that which ye worship
Diyanet İşleri Mealiİbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz
Yusuf AliIs it a falsehood- gods other than God- that ye desire
Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
Yusuf AliThen what is your idea about the Lord of the worlds
Diyanet İşleri MealiAlemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir
Yusuf AliThen did he cast a glance at the Stars
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Yusuf AliAnd he said, "I am indeed sick (at heart)
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Yusuf AliSo they turned away from him, and departed
Diyanet İşleri MealiOnu bırakıp gittiler
Yusuf AliThen did he turn to their gods and said, "will ye not eat (of the offerings before you)
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Yusuf AliWhat is the matter with you that ye speak not (intelligently)
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Yusuf AliThen did he turn upon them, striking (them) with the right hand
Diyanet İşleri MealiSonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu
Yusuf AliThen came (the worshippers) with hurried steps, and faced (him)
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler
Yusuf AliHe said: "Worship ye that which ye have (yourselves) carved
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Yusuf AliBut God has created you and your handwork
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Yusuf AliThey said, "Build him a furnace, and throw him into the blazing fire
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler
Yusuf Ali(This failing), they then sought a stratagem against him, but We made them the ones most humiliated
Diyanet İşleri MealiOna düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik
Yusuf AliHe said: "I will go to my Lord! He will surely guide me
Diyanet İşleri Mealiİbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi
Yusuf AliO my Lord! Grant me a righteous (son)
Diyanet İşleri MealiRabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı
Yusuf AliSo We gave him the good news of a boy ready to suffer and forbear
Diyanet İşleri MealiBiz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik
Yusuf AliThen, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if God so wills one practising Patience and Constancy
Diyanet İşleri MealiÇocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi
Yusuf AliSo when they had both submitted their wills (to God), and he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice)
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Yusuf AliWe called out to him "O Abraham
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Yusuf AliThou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Yusuf AliFor this was obviously a trial
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu apaçık bir deneme idi
Yusuf AliAnd We ransomed him with a momentous sacrifice
Diyanet İşleri MealiOna fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik
Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Yusuf AliPeace and salutation to Abraham
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right
Diyanet İşleri Mealiİşte iyileri böylece mükafatlandırırız
Yusuf AliFor he was one of our believing Servants
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, inanmış kullarımızdandı
Yusuf AliAnd We gave him the good news of Isaac - a prophet,- one of the Righteous
Diyanet İşleri MealiOna, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik
Yusuf AliWe blessed him and Isaac: but of their progeny are (some) that do right, and (some) that obviously do wrong, to their own souls
Diyanet İşleri MealiKendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır
Yusuf AliAgain (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk
Yusuf AliAnd We delivered them and their people from (their) Great Calamity
Diyanet İşleri Mealiİkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık
Yusuf AliAnd We helped them, so they overcame (their troubles)
Diyanet İşleri MealiOnlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi
Yusuf AliAnd We gave them the Book which helps to make things clear
Diyanet İşleri MealiHer ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik
Yusuf AliAnd We guided them to the Straight Way
Diyanet İşleri MealiHer ikisini de doğru yola eriştirmiştik
Yusuf AliAnd We left (this blessing) for them among generations (to come) in later times
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Yusuf AliPeace and salutation to Moses and Aaron
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız
Yusuf AliFor they were two of our believing Servants
Diyanet İşleri Mealiİkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı
Yusuf AliSo also was Elias among those sent (by Us)
Diyanet İşleri MealiDoğrusu İlyas da peygamberlerdendir
Yusuf AliBehold, he said to his people, "Will ye not fear (God)
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Yusuf AliWill ye call upon Baal and forsake the Best of Creators
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Yusuf AliGod, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher of your fathers of old
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Yusuf AliBut they rejected him, and they will certainly be called up (for punishment)
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Yusuf AliExcept the sincere and devoted Servants of God (among them)
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Yusuf AliPeace and salutation to such as Elias
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız
Yusuf AliFor he was one of our believing Servants
Diyanet İşleri MealiO, inanmış kullarımızdandı
Yusuf AliSo also was Lut among those sent (by Us)
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Lut da peygamberlerdendir
Yusuf AliBehold, We delivered him and his adherents, all
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Yusuf AliExcept an old woman who was among those who lagged behind
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Yusuf AliThen We destroyed the rest
Diyanet İşleri MealiSonra diğerlerini yok etmiştik
Yusuf AliVerily, ye pass by their (sites), by day
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Yusuf AliAnd by night: will ye not understand
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Yusuf AliSo also was Jonah among those sent (by Us)
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Yunus da peygamberlerdendir
Yusuf AliWhen he ran away (like a slave from captivity) to the ship (fully) laden
Diyanet İşleri MealiDolu bir gemiye kaçmıştı
Yusuf AliHe (agreed to) cast lots, and he was condemned
Diyanet İşleri MealiGemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı
Yusuf AliThen the big Fish did swallow him, and he had done acts worthy of blame
Diyanet İşleri MealiKendini kınarken onu bir balık yutmuştu
Yusuf AliHad it not been that he (repented and) glorified God
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Yusuf AliHe would certainly have remained inside the Fish till the Day of Resurrection
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Yusuf AliBut We cast him forth on the naked shore in a state of sickness
Diyanet İşleri MealiHalsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık
Yusuf AliAnd We caused to grow, over him, a spreading plant of the gourd kind
Diyanet İşleri MealiOnun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik
Yusuf AliAnd We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more
Diyanet İşleri MealiOnu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik
Yusuf AliAnd they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while
Diyanet İşleri MealiSonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
Yusuf AliNow ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only) daughters, and they have sons
Diyanet İşleri MealiPutperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı
Yusuf AliOr that We created the angels female, and they are witnesses (thereto)
Diyanet İşleri MealiYoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler
Yusuf AliIs it not that they say, from their own invention
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Yusuf AliGod has begotten children"? but they are liars
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Yusuf AliDid He (then) choose daughters rather than sons
Diyanet İşleri MealiAllah kızları, oğullara tercih mi etmiş
Yusuf AliWhat is the matter with you? How judge ye
Diyanet İşleri MealiNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz
Yusuf AliWill ye not then receive admonition
Diyanet İşleri MealiHiç düşünmez misiniz
Yusuf AliOr have ye an authority manifest
Diyanet İşleri MealiYoksa apaçık bir deliliniz mi var
Yusuf AliThen bring ye your Book (of authority) if ye be truthful
Diyanet İşleri MealiDoğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım
Yusuf AliAnd they have invented a blood-relationship between Him and the Jinns: but the Jinns know (quite well) that they have indeed to appear (before his Judgment- Seat)
Diyanet İşleri MealiAllah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler
Yusuf AliGlory to God! (He is free) from the things they ascribe (to Him)
Diyanet İşleri MealiAllah onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Yusuf AliNot (so do) the Servants of God, sincere and devoted
Diyanet İşleri MealiAllah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır
Yusuf AliFor, verily, neither ye nor those ye worship
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Yusuf AliCan lead (any) into temptation concerning God
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Yusuf AliExcept such as are (themselves) going to the blazing Fire
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Yusuf Ali(Those ranged in ranks say): "Not one of us but has a place appointed
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Yusuf AliAnd we are verily ranged in ranks (for service)
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Yusuf AliAnd we are verily those who declare (God's) glory
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Yusuf AliAnd there were those who said
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Yusuf AliIf only we had had before us a Message from those of old
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Yusuf AliWe should certainly have been Servants of God, sincere (and devoted)
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Yusuf AliBut (now that the Qur'an has come), they reject it: But soon will they know
Diyanet İşleri MealiBöyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir
Yusuf AliAlready has Our Word been passed before (this) to our Servants sent (by Us)
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir
Yusuf AliThat they would certainly be assisted
Diyanet İşleri MealiOnlar şüphesiz yardım göreceklerdir
Yusuf AliAnd that Our forces,- they surely must conquer
Diyanet İşleri MealiBizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir
Yusuf AliSo turn thou away from them for a little while
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlara aldırış etme
Yusuf AliAnd watch them (how they fare), and they soon shall see (how thou farest)
Diyanet İşleri MealiOnlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Yusuf AliDo they wish (indeed) to hurry on our Punishment
Diyanet İşleri MealiAzabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Yusuf AliBut when it descends into the open space before them, evil will be the morning for those who were warned (and heeded not)
Diyanet İşleri MealiO azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur
Yusuf AliSo turn thou away from them for a little while
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlardan yüz çevir
Yusuf AliAnd watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)
Diyanet İşleri Mealiİnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Yusuf AliGlory to thy Lord, the Lord of Honour and Power! (He is free) from what they ascribe (to Him)
Diyanet İşleri MealiSenin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Yusuf AliAnd Peace on the apostles
Diyanet İşleri MealiVe selam, peygamberleredir
Yusuf AliAnd Praise to God, the Lord and Cherisher of the Worlds
Diyanet İşleri MealiHamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır