37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Ali BulaçSaflar halinde dizilenlere andolsun
Saheeh InternationalBy those [angels] lined up in rows
Ali BulaçHaykırıp sürükleyenlere
Saheeh InternationalAnd those who drive [the clouds]
Ali BulaçZikir okuyanlara
Saheeh InternationalAnd those who recite the message
Ali BulaçTartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir
Saheeh InternationalIndeed, your God is One
Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir
Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them and Lord of the sunrises
Ali BulaçŞüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık
Saheeh InternationalIndeed, We have adorned the nearest heaven with an adornment of stars
Ali BulaçVe itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk
Saheeh InternationalAnd as protection against every rebellious devil
Ali BulaçKi onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar
Saheeh International[So] they may not listen to the exalted assembly [of angels] and are pelted from every side
Ali BulaçUzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır
Saheeh InternationalRepelled; and for them is a constant punishment
Ali BulaçAncak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)
Saheeh InternationalExcept one who snatches [some words] by theft, but they are pursued by a burning flame, piercing [in brightness]
Ali BulaçŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık
Saheeh InternationalThen inquire of them, [O Muhammad], "Are they a stronger [or more difficult] creation or those [others] We have created?" Indeed, We created men from sticky clay
Ali BulaçHayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar
Saheeh InternationalBut you wonder, while they mock
Ali BulaçKendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar
Saheeh InternationalAnd when they are reminded, they remember not
Ali BulaçBir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar
Saheeh InternationalAnd when they see a sign, they ridicule
Ali BulaçBu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler
Saheeh InternationalAnd say, "This is not but obvious magic
Ali BulaçBiz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Saheeh InternationalWhen we have died and become dust and bones, are we indeed to be resurrected
Ali BulaçVeya önceki atalarımız da mı
Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]
Ali BulaçDe ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Saheeh InternationalSay, "Yes, and you will be [rendered] contemptible
Ali Bulaçİşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar
Saheeh InternationalIt will be only one shout, and at once they will be observing
Ali BulaçDerler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür
Saheeh InternationalThey will say, "O woe to us! This is the Day of Recompense
Ali BulaçBu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür
Saheeh International[They will be told], "This is the Day of Judgement which you used to deny
Ali BulaçZulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın
Saheeh International[The angels will be ordered], "Gather those who committed wrong, their kinds, and what they used to worship
Ali BulaçAllah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün
Saheeh InternationalOther than Allah, and guide them to the path of Hellfire
Ali BulaçVe onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir
Saheeh InternationalAnd stop them; indeed, they are to be questioned
Ali Bulaç(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz
Saheeh International[They will be asked], "What is [wrong] with you? Why do you not help each other
Ali BulaçHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Saheeh InternationalBut they, that Day, are in surrender
Ali BulaçKimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar
Saheeh InternationalAnd they will approach one another blaming each other
Ali BulaçGerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler
Saheeh InternationalThey will say, "Indeed, you used to come at us from the right
Ali Bulaç(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz
Saheeh InternationalThe oppressors will say, "Rather, you [yourselves] were not believers
Ali BulaçBizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz
Saheeh InternationalAnd we had over you no authority, but you were a transgressing people
Ali BulaçBöylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız
Saheeh InternationalSo the word of our Lord has come into effect upon us; indeed, we will taste [punishment]
Ali BulaçEvet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik
Saheeh InternationalAnd we led you to deviation; indeed, we were deviators
Ali BulaçArtık o gün onlar azapta ortaktırlar
Saheeh InternationalSo indeed they, that Day, will be sharing in the punishment
Ali BulaçDoğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız
Saheeh InternationalIndeed, that is how We deal with the criminals
Ali BulaçÇünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı
Saheeh InternationalIndeed they, when it was said to them, "There is no deity but Allah," were arrogant
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz
Saheeh InternationalAnd were saying, "Are we to leave our gods for a mad poet
Ali BulaçHayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı
Saheeh InternationalRather, the Prophet has come with the truth and confirmed the [previous] messengers
Ali BulaçŞüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız
Saheeh InternationalIndeed, you [disbelievers] will be tasters of the painful punishment
Ali BulaçYaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız
Saheeh InternationalAnd you will not be recompensed except for what you used to do
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah
Ali Bulaçİşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır
Saheeh InternationalThose will have a provision determined
Ali BulaçÇeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir
Saheeh InternationalFruits; and they will be honored
Ali BulaçNimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde
Saheeh InternationalIn gardens of pleasure
Ali BulaçBirbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)
Saheeh InternationalOn thrones facing one another
Ali BulaçKaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır
Saheeh InternationalThere will be circulated among them a cup [of wine] from a flowing spring
Ali BulaçBembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)
Saheeh InternationalWhite and delicious to the drinkers
Ali BulaçOnda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir
Saheeh InternationalNo bad effect is there in it, nor from it will they be intoxicated
Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır
Saheeh InternationalAnd with them will be women limiting [their] glances, with large, [beautiful] eyes
Ali BulaçSanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)
Saheeh InternationalAs if they were [delicate] eggs, well-protected
Ali BulaçBöyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar
Saheeh InternationalAnd they will approach one another, inquiring of each other
Ali BulaçBir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı
Saheeh InternationalA speaker among them will say, "Indeed, I had a companion [on earth]
Ali BulaçDerdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın
Saheeh InternationalWho would say, 'Are you indeed of those who believe
Ali BulaçBizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz
Saheeh InternationalThat when we have died and become dust and bones, we will indeed be recompensed
Ali Bulaç(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz
Saheeh InternationalHe will say, "Would you [care to] look
Ali BulaçDerken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü
Saheeh InternationalAnd he will look and see him in the midst of the Hellfire
Ali BulaçDedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin
Saheeh InternationalHe will say, "By Allah, you almost ruined me
Ali BulaçEğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım
Saheeh InternationalIf not for the favor of my Lord, I would have been of those brought in [to Hell]
Ali BulaçNasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz
Saheeh InternationalThen, are we not to die
Ali BulaçYalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz
Saheeh InternationalExcept for our first death, and we will not be punished
Ali BulaçŞüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir
Saheeh InternationalIndeed, this is the great attainment
Ali BulaçBöylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır
Saheeh InternationalFor the like of this let the workers [on earth] work
Ali BulaçNasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı
Saheeh InternationalIs Paradise a better accommodation or the tree of zaqqum
Ali BulaçDoğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık
Saheeh InternationalIndeed, We have made it a torment for the wrongdoers
Ali BulaçŞüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar
Saheeh InternationalIndeed, it is a tree issuing from the bottom of the Hellfire
Ali BulaçOnun tomurcukları, şeytanların başları gibidir
Saheeh InternationalIts emerging fruit as if it was heads of the devils
Ali BulaçArtık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar
Saheeh InternationalAnd indeed, they will eat from it and fill with it their bellies
Ali BulaçSonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır
Saheeh InternationalThen indeed, they will have after it a mixture of scalding water
Ali BulaçSonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir
Saheeh InternationalThen indeed, their return will be to the Hellfire
Ali BulaçÇünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Saheeh InternationalIndeed they found their fathers astray
Ali BulaçKendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı
Saheeh InternationalSo they hastened [to follow] in their footsteps
Ali BulaçAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Saheeh InternationalAnd there had already strayed before them most of the former peoples
Ali BulaçAndolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik
Saheeh InternationalAnd We had already sent among them warners
Ali BulaçUyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak
Saheeh InternationalThen look how was the end of those who were warned
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah
Ali BulaçAndolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik
Saheeh InternationalAnd Noah had certainly called Us, and [We are] the best of responders
Ali BulaçOnu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık
Saheeh InternationalAnd We saved him and his family from the great affliction
Ali BulaçVe onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık
Saheeh InternationalAnd We made his descendants those remaining [on the earth]
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd left for him [favorable mention] among later generations
Ali BulaçAlemler içinde selam olsun Nuh’a
Saheeh InternationalPeace upon Noah among the worlds
Ali BulaçGerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
Ali BulaçSonra diğerlerini suda boğduk
Saheeh InternationalThen We drowned the disbelievers
Ali BulaçDoğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır
Saheeh InternationalAnd indeed, among his kind was Abraham
Ali BulaçHani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti
Saheeh InternationalWhen he came to his Lord with a sound heart
Ali BulaçHani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”
Saheeh International[And] when he said to his father and his people, "What do you worship
Ali Bulaç“Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”
Saheeh InternationalIs it falsehood [as] gods other than Allah you desire
Ali Bulaç“Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”
Saheeh InternationalThen what is your thought about the Lord of the worlds
Ali BulaçSonra yıldızlara bir göz attı
Saheeh InternationalAnd he cast a look at the stars
Ali Bulaç“Ben, doğrusu hastayım” dedi
Saheeh InternationalAnd said, "Indeed, I am [about to be] ill
Ali BulaçBöylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar
Saheeh InternationalSo they turned away from him, departing
Ali BulaçBunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi
Saheeh InternationalThen he turned to their gods and said, "Do you not eat
Ali Bulaç“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”
Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you that you do not speak
Ali BulaçDerken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi
Saheeh InternationalAnd he turned upon them a blow with [his] right hand
Ali BulaçÇok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler
Saheeh InternationalThen the people came toward him, hastening
Ali BulaçDedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
Saheeh InternationalHe said, "Do you worship that which you [yourselves] carve
Ali Bulaç“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Saheeh InternationalWhile Allah created you and that which you do
Ali BulaçDediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
Saheeh InternationalThey said, "Construct for him a furnace and throw him into the burning fire
Ali BulaçBöylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık
Saheeh InternationalAnd they intended for him a plan, but We made them the most debased
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
Saheeh InternationalAnd [then] he said, "Indeed, I will go to [where I am ordered by] my Lord; He will guide me
Ali Bulaç“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”
Saheeh InternationalMy Lord, grant me [a child] from among the righteous
Ali BulaçBiz de onu halim bir çocukla müjdeledik
Saheeh InternationalSo We gave him good tidings of a forbearing boy
Ali BulaçBöylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
Saheeh InternationalAnd when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast
Ali BulaçSonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı
Saheeh InternationalAnd when they had both submitted and he put him down upon his forehead
Ali BulaçBiz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik
Saheeh InternationalWe called to him, "O Abraham
Ali Bulaç“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
Saheeh InternationalYou have fulfilled the vision." Indeed, We thus reward the doers of good
Ali BulaçDoğrusu bu, apaçık bir imtihandı
Saheeh InternationalIndeed, this was the clear trial
Ali BulaçVe ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik
Saheeh InternationalAnd We ransomed him with a great sacrifice
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations
Ali Bulaçİbrahim’e selam olsun
Saheeh InternationalPeace upon Abraham
Ali BulaçBiz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
Ali BulaçBiz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik
Saheeh InternationalAnd We gave him good tidings of Isaac, a prophet from among the righteous
Ali BulaçOna ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de
Saheeh InternationalAnd We blessed him and Isaac. But among their descendants is the doer of good and the clearly unjust to himself
Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk
Saheeh InternationalAnd We did certainly confer favor upon Moses and Aaron
Ali BulaçOnları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık
Saheeh InternationalAnd We saved them and their people from the great affliction
Ali BulaçOnlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular
Saheeh InternationalAnd We supported them so it was they who overcame
Ali BulaçVe ikisine anlatımı-açık kitabı verdik
Saheeh InternationalAnd We gave them the explicit Scripture
Ali BulaçOnları dosdoğru yola yöneltip-ilettik
Saheeh InternationalAnd We guided them on the straight path
Ali BulaçSonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for them [favorable mention] among later generations
Ali BulaçMusa’ya ve Harun’a selam olsun
Saheeh InternationalPeace upon Moses and Aaron
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
Ali BulaçŞüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar
Saheeh InternationalIndeed, they were of Our believing servants
Ali BulaçGerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi
Saheeh InternationalAnd indeed, Elias was from among the messengers
Ali BulaçHani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Saheeh InternationalWhen he said to his people, "Will you not fear Allah
Ali Bulaç“Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”
Saheeh InternationalDo you call upon Ba'l and leave the best of creators
Ali Bulaç“Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Saheeh InternationalAllah, your Lord and the Lord of your first forefathers
Ali BulaçFakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır
Saheeh InternationalAnd they denied him, so indeed, they will be brought [for punishment]
Ali BulaçAncak, muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations
Ali Bulaçİlyas’a selam olsun
Saheeh InternationalPeace upon Elias
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
Ali BulaçGerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Saheeh InternationalAnd indeed, Lot was among the messengers
Ali BulaçHani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık
Saheeh International[So mention] when We saved him and his family, all
Ali BulaçGeride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında
Saheeh InternationalExcept his wife among those who remained [with the evildoers]
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Saheeh InternationalThen We destroyed the others
Ali BulaçSiz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti
Saheeh InternationalAnd indeed, you pass by them in the morning
Ali BulaçVe geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız
Saheeh InternationalAnd at night. Then will you not use reason
Ali BulaçŞüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Saheeh InternationalAnd indeed, Jonah was among the messengers
Ali BulaçHani o, dolu bir gemiye kaçmıştı
Saheeh International[Mention] when he ran away to the laden ship
Ali BulaçBöylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu
Saheeh InternationalAnd he drew lots and was among the losers
Ali BulaçDerken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı
Saheeh InternationalThen the fish swallowed him, while he was blameworthy
Ali BulaçEğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı
Saheeh InternationalAnd had he not been of those who exalt Allah
Ali BulaçOnun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı
Saheeh InternationalHe would have remained inside its belly until the Day they are resurrected
Ali BulaçSonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık
Saheeh InternationalBut We threw him onto the open shore while he was ill
Ali BulaçVe üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik
Saheeh InternationalAnd We caused to grow over him a gourd vine
Ali BulaçOnu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik
Saheeh InternationalAnd We sent him to [his people of] a hundred thousand or more
Ali BulaçSonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık
Saheeh InternationalAnd they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time
Ali BulaçŞimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı
Saheeh InternationalSo inquire of them, [O Muhammad], "Does your Lord have daughters while they have sons
Ali BulaçYoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık
Saheeh InternationalOr did We create the angels as females while they were witnesses
Ali BulaçDikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki
Saheeh InternationalUnquestionably, it is out of their [invented] falsehood that they say
Ali Bulaç“Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir
Saheeh InternationalAllah has begotten," and indeed, they are liars
Ali Bulaç(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş
Saheeh InternationalHas He chosen daughters over sons
Ali BulaçSize ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz
Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you? How do you make judgement
Ali BulaçHiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz
Saheeh InternationalThen will you not be reminded
Ali BulaçYoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var
Saheeh InternationalOr do you have a clear authority
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı
Saheeh InternationalThen produce your scripture, if you should be truthful
Ali BulaçOnlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir
Saheeh InternationalAnd they have claimed between Him and the jinn a lineage, but the jinn have already known that they [who made such claims] will be brought to [punishment]
Ali BulaçOnların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir
Saheeh InternationalExalted is Allah above what they describe
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah [who do not share in that sin]
Ali BulaçArtık siz de, tapmakta olduklarınız da
Saheeh InternationalSo indeed, you [disbelievers] and whatever you worship
Ali BulaçO’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz
Saheeh InternationalYou cannot tempt [anyone] away from Him
Ali BulaçAncak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)
Saheeh InternationalExcept he who is to [enter and] burn in the Hellfire
Ali Bulaç(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Saheeh International[The angels say], "There is not among us any except that he has a known position
Ali Bulaç“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”
Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who line up [for prayer]
Ali Bulaç“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who exalt Allah
Ali BulaçOnlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de
Saheeh InternationalAnd indeed, the disbelievers used to say
Ali Bulaç”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Saheeh InternationalIf we had a message from [those of] the former peoples
Ali Bulaç“Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Saheeh InternationalWe would have been the chosen servants of Allah
Ali BulaçFakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir
Saheeh InternationalBut they disbelieved in it, so they are going to know
Ali BulaçAndolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir
Saheeh InternationalAnd Our word has already preceded for Our servants, the messengers
Ali BulaçGerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır
Saheeh International[That] indeed, they would be those given victory
Ali BulaçVe hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır
Saheeh InternationalAnd [that] indeed, Our soldiers will be those who overcome
Ali BulaçÖyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Saheeh InternationalSo, [O Muhammad], leave them for a time
Ali BulaçVe onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Saheeh InternationalAnd see [what will befall] them, for they are going to see
Ali BulaçŞimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar
Saheeh InternationalThen for Our punishment are they impatient
Ali BulaçFakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur
Saheeh InternationalBut when it descends in their territory, then evil is the morning of those who were warned
Ali BulaçSen bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Saheeh InternationalAnd leave them for a time
Ali BulaçVe seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Saheeh InternationalAnd see, for they are going to see
Ali BulaçÜstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir
Saheeh InternationalExalted is your Lord, the Lord of might, above what they describe
Ali BulaçGönderilmiş (peygamber)lere selam olsun
Saheeh InternationalAnd peace upon the messengers
Ali BulaçVe alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun
Saheeh InternationalAnd praise to Allah, Lord of the worlds