37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Ali BulaçSaflar halinde dizilenlere andolsun
Saheeh InternationalBy those [angels] lined up in rows
«والصافات صفّا» الملائكة تصف نفوسها في العبادة أو أجنحتها في الهواء تنتظر ما تؤمر به.
Ali BulaçHaykırıp sürükleyenlere
Saheeh InternationalAnd those who drive [the clouds]
«فالزاجرات زجرا» الملائكة تزجر السحاب أي تسوقه.
Ali BulaçZikir okuyanlara
Saheeh InternationalAnd those who recite the message
«فالتاليات» أي قراء القرآن يتلونه «ذكرا» مصدر من معنى التاليات.
Ali BulaçTartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir
Saheeh InternationalIndeed, your God is One
«إن إلهكم» يا أهل مكة «لواحد».
Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir
Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them and Lord of the sunrises
«ربُّ السماوات والأرض وما بينهما وربُّ المشارق» أي والمغارب للشمس، لها كل يوم مشرق ومغرب.
Ali BulaçŞüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık
Saheeh InternationalIndeed, We have adorned the nearest heaven with an adornment of stars
«إنَّا زينا السماء الدنيا بزينة الكواكب» أي بضوئها أو بها، والإضافة للبيان كقراءة تنوين زينة المبينة بالكواكب.
Ali BulaçVe itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk
Saheeh InternationalAnd as protection against every rebellious devil
«وحفظا» منصوب بفعل مقدر: أي حفظناها بالشهب «من كل» متعلق بالمقدر «شيطان مارد» عاتٍ خارج عن الطاعة.
Ali BulaçKi onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar
Saheeh International[So] they may not listen to the exalted assembly [of angels] and are pelted from every side
«لا يسمعون» أي الشياطين مستأنف، وسماعهم هو في المعنى المحفوظ عنه «إلى الملأ الأعلى» الملائكة في السماء، وعدِّي السماع بإلى لتضمنه معنى الإصغاء وفي قراءة بتشديد الميم والسين أصله يتسمعون أدغمت التاء في السين «ويقذفون» أي الشياطين بالشهب «من كل جانب» من آفاق السماء.
Ali BulaçUzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır
Saheeh InternationalRepelled; and for them is a constant punishment
«دُحُورا» مصدر دحره: أي طرده وأبعده وهو مفعول له «ولهم» في الآخرة «عذاب واصب» دائم.
Ali BulaçAncak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)
Saheeh InternationalExcept one who snatches [some words] by theft, but they are pursued by a burning flame, piercing [in brightness]
«إلا من خطف الخطفة» مصدر: أي المرة، والاستثناء من ضمير يسمعون: أي لا يسمع إلا الشيطان الذي سمع الكلمة من الملائكة فأخذها بسرعة «فأتبعه شهاب» كوكب مضيء «ثاقب» يثقبه أو يحرقه أو يخبله.
Ali BulaçŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık
Saheeh InternationalThen inquire of them, [O Muhammad], "Are they a stronger [or more difficult] creation or those [others] We have created?" Indeed, We created men from sticky clay
«فاستفتهم» استخبر كفار مكة تقريرا أو توبيخا «أهم أشد خلقا أم من خلقنا» من الملائكة والسماوات والأرضين وما فيهما وفي الإتيان بمن تغليب العقلاء «إنا خلقناهم» أي أصلهم آدم «من طين لازب» لازم يلصق باليد: المعنى أن خلقهم ضعيف فلا يتكبروا بإنكار النبي والقرآن المؤدي إلى هلاكهم اليسير.
Ali BulaçHayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar
Saheeh InternationalBut you wonder, while they mock
«بل» للانتقال من غرض إلى آخر وهو الإخبار بحاله وحالهم «عجبتَ» بفتح التاء خطابا للنبي صلى الله عليه وسلم، أي من تكذيبهم إياك «و» هم «يسخرون» من تعجبك.
Ali BulaçKendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar
Saheeh InternationalAnd when they are reminded, they remember not
«وإذا ذكروا» وعظوا بالقرآن «لا يذكرون» لا يتعظون.
Ali BulaçBir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar
Saheeh InternationalAnd when they see a sign, they ridicule
«وإذا رأوْا آية» كانشقاق القمر «يستسخرون» يستهزئُون بها.
Ali BulaçBu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler
Saheeh InternationalAnd say, "This is not but obvious magic
«وقالوا» فيها «إن» ما «هذا إلا سحر مبين» بيّن وقالوا منكرين للبعث.
Ali BulaçBiz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Saheeh InternationalWhen we have died and become dust and bones, are we indeed to be resurrected
«أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا لمبعوثون» في الهمزتين في الموضوعين التحقيق وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين.
Ali BulaçVeya önceki atalarımız da mı
Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]
«أوْ آباؤنا الأولون» بسكون الواو عطفا بأو، وبفتحها والهمزة للاستفهام والعطف بالواو والمعطوف عليه محل إن واسمها أو الضمير في لمبعوثون والفاصل همزة الاستفهام.
Ali BulaçDe ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Saheeh InternationalSay, "Yes, and you will be [rendered] contemptible
«قل نعم» تبعثون «وأنتم داخرون» أي صاغرون.
Ali Bulaçİşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar
Saheeh InternationalIt will be only one shout, and at once they will be observing
«فإنما هي» ضمير مبهم يفسره «زجرة» أي صيحة «واحدة فإذا هم» أي الخلائق أحياء «ينظرون» ما يفعل بهم.
Ali BulaçDerler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür
Saheeh InternationalThey will say, "O woe to us! This is the Day of Recompense
«وقالوا» أي الكفار «يا» للتنبيه «ويْلنا» هلاكنا، وهو مصدر لا فعل له من لفظه وتقول لهم الملائكة: «هذا يوم الدين» يوم الحساب والجزاء.
Ali BulaçBu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür
Saheeh International[They will be told], "This is the Day of Judgement which you used to deny
«هذا يوم الفصل» بين الخلائق «الذي كنتم به تكذبون» ويقال للملائكة.
Ali BulaçZulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın
Saheeh International[The angels will be ordered], "Gather those who committed wrong, their kinds, and what they used to worship
«أُحشروا الذين ظلموا» أنفسهم بالشرك «وأزواجهم» قرناءهم من الشياطين «وما كانوا يعبدون».
Ali BulaçAllah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün
Saheeh InternationalOther than Allah, and guide them to the path of Hellfire
«من دون الله» أي غيره من الأوثان «فاهدوهم» دلوهم وسوقوهم «إلى صراط الجحيم» طريق النار.
Ali BulaçVe onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir
Saheeh InternationalAnd stop them; indeed, they are to be questioned
«وقفوهم» احبسوهم عن الصراط «إنهم مسئولون» عن جميع أقوالهم، ويقال لهم توبيخا.
Ali Bulaç(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz
Saheeh International[They will be asked], "What is [wrong] with you? Why do you not help each other
«ما لكم لا تناصرون» لا ينصر بعضكم بعضا كحالكم في الدنيا ويقال لهم.
Ali BulaçHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Saheeh InternationalBut they, that Day, are in surrender
«بل هم اليوم مستسلمون» منقادون أذلاء.
Ali BulaçKimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar
Saheeh InternationalAnd they will approach one another blaming each other
«وأقبل بعضهم على بعض يتساءلون» يتلاومون ويتخاصمون.
Ali BulaçGerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler
Saheeh InternationalThey will say, "Indeed, you used to come at us from the right
«قالوا» أي الأتباع منهم للمتبوعين «إنكم كنتم تأتوننا عن اليمين» عن الجهة التي كنا نأمنكم منها لحلفكم أنكم على الحق فصدقناكم واتبعناكم، المعنى أنكم أضللتمونا.
Ali Bulaç(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz
Saheeh InternationalThe oppressors will say, "Rather, you [yourselves] were not believers
«قالوا» أي المتبعون لهم «بل لم تكونوا مؤمنين» وإنما يصدق الإضلال منا أن لو كنتم مؤمنين فرجعتم عن الإيمان إلينا.
Ali BulaçBizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz
Saheeh InternationalAnd we had over you no authority, but you were a transgressing people
«وما كان لنا عليكم من سلطان» قوة وقدرة تقهركم على متابعتنا «بل كنتم قوما طاغين» ضالين مثلنا.
Ali BulaçBöylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız
Saheeh InternationalSo the word of our Lord has come into effect upon us; indeed, we will taste [punishment]
(فحق) وجب (علينا) جميعا (قول ربنا) بالعذاب: أي قوله "" لأملأن جهنم من الجنة والناس أجمعين "" (إنا) جميعا (لذائقون) العذاب بذلك القول ونشأ عنه قولهم.
Ali BulaçEvet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik
Saheeh InternationalAnd we led you to deviation; indeed, we were deviators
«فأغويناكم» المعلل بقولهم «إنا كنا غاوين».
Ali BulaçArtık o gün onlar azapta ortaktırlar
Saheeh InternationalSo indeed they, that Day, will be sharing in the punishment
قال تعالى «فإنهم يومئذ» يوم القيامة «في العذاب مشتركون» أي لاشتراكهم في الغواية.
Ali BulaçDoğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız
Saheeh InternationalIndeed, that is how We deal with the criminals
«إنا كذلك» كما نفعل بهؤلاء «نفعل بالمجرمين» غير هؤلاء: أي نعذبهم التابع منهم والمتبوع.
Ali BulaçÇünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı
Saheeh InternationalIndeed they, when it was said to them, "There is no deity but Allah," were arrogant
«إنهم» أي هؤلاء بقرينة ما بعده «كانوا إذا قيل لهم لا إله إلا الله يستكبرون».
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz
Saheeh InternationalAnd were saying, "Are we to leave our gods for a mad poet
«ويقولون أئنا» في همزتيه ما تقدم «لتاركوا آلهتنا لشاعر مجنون» أي لأجل محمد.
Ali BulaçHayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı
Saheeh InternationalRather, the Prophet has come with the truth and confirmed the [previous] messengers
قال تعالى: «بل جاء بالحق وصدَّق المرسلين» الجائين به، وهو أن لا إله إلا الله.
Ali BulaçŞüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız
Saheeh InternationalIndeed, you [disbelievers] will be tasters of the painful punishment
«إنكم» فيه التفات «لذائقوا العذاب الأليم».
Ali BulaçYaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız
Saheeh InternationalAnd you will not be recompensed except for what you used to do
«وما تجزوْن إلا» جزاء «ما كنتم تعملون».
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين استثناء منقطع، أي ذكر جزائهم في قوله.
Ali Bulaçİşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır
Saheeh InternationalThose will have a provision determined
«أولئك لهم» في الجنة «رزق معلوم» بكرة وعشيا.
Ali BulaçÇeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir
Saheeh InternationalFruits; and they will be honored
«فواكه» بدل أو بيان للرزق وهو ما يؤكل تلذذا لحفظ صحة لأن أهل الجنة مستغنون عن حفظها بخلق أجسامهم للأبد «وهم مكرمون» بثواب الله سبحانه وتعالى.
Ali BulaçNimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde
Saheeh InternationalIn gardens of pleasure
«في جنات النعيم».
Ali BulaçBirbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)
Saheeh InternationalOn thrones facing one another
«على سرر متقابلين» لا يرى بعضهم قفا بعض.
Ali BulaçKaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır
Saheeh InternationalThere will be circulated among them a cup [of wine] from a flowing spring
«يطاف عليهم» على كل منهم «بكأس» هو الإناء بشرابه «من معين» من خمر يجري على وجه الأرض كأنهار الماء.
Ali BulaçBembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)
Saheeh InternationalWhite and delicious to the drinkers
«بيضاء» أشد بياضا من اللبن «لذة» لذيذة «للشاربين» بخلاف خمر الدنيا فإنها كريهة عند الشرب.
Ali BulaçOnda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir
Saheeh InternationalNo bad effect is there in it, nor from it will they be intoxicated
«لا فيها غول» ما يغتال عقولهم «ولا هم عنها ينزَِفون» بفتح الزاي وكسرها من نزف الشارب وأنزف: أي يسكرون بخلاف خمر الدنيا.
Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır
Saheeh InternationalAnd with them will be women limiting [their] glances, with large, [beautiful] eyes
«وعندهم قاصرات الطرْف» حابسات الأعين على أزواجهن لا ينظرن إلى غيرهم لحسنهم عندهن «عين» ضخام الأعين حسانها.
Ali BulaçSanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)
Saheeh InternationalAs if they were [delicate] eggs, well-protected
«كأنهن» في اللون «بيض» للنعام «مكنون» مستور بريشه لا يصل إليه غبار، ولونه وهو البياض في صفرة، أحسن ألوان النساء.
Ali BulaçBöyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar
Saheeh InternationalAnd they will approach one another, inquiring of each other
«فأقبل بعضهم» بعض أهل الجنة «على بعض يتساءلون» عما مر بهم في الدنيا.
Ali BulaçBir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı
Saheeh InternationalA speaker among them will say, "Indeed, I had a companion [on earth]
«قال قائل منهم إني كان لي قرين» صاحب ينكر البعث.
Ali BulaçDerdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın
Saheeh InternationalWho would say, 'Are you indeed of those who believe
«يقول» لي تبكيتا «أئنك لمن المصدقين» بالبعث.
Ali BulaçBizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz
Saheeh InternationalThat when we have died and become dust and bones, we will indeed be recompensed
«أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا» في الهمزتين في الثلاثة مواضع ما تقدم «لمدينون» مجزيون ومحاسبون؟ أنكر ذلك أيضا.
Ali Bulaç(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz
Saheeh InternationalHe will say, "Would you [care to] look
«قال» ذلك القائل لإخوانه: «هل أنتم مطلعون» معي إلى النار لننظر حاله؟ فيقولون: لا.
Ali BulaçDerken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü
Saheeh InternationalAnd he will look and see him in the midst of the Hellfire
«فاطلع» ذلك القائلون من بعض كوى الجنة «فرآه» أي رأى قرينه «في سواء الجحيم» في وسط النار.
Ali BulaçDedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin
Saheeh InternationalHe will say, "By Allah, you almost ruined me
«قال» له تشميتا «تالله إن» مخففة من الثقيلة «كدت» قاربت «لتردين» لتهلكني بإغوائك.
Ali BulaçEğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım
Saheeh InternationalIf not for the favor of my Lord, I would have been of those brought in [to Hell]
«ولو لا نعمة ربي» عليَّ بالإيمان «لكنت من المحضرين» معك في النار وتقول أهل الجنة.
Ali BulaçNasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz
Saheeh InternationalThen, are we not to die
«أفما نحن بميتين».
Ali BulaçYalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz
Saheeh InternationalExcept for our first death, and we will not be punished
«إلا موتتنا الأولى» أي التي في الدنيا «وما نحن بمعذبين» هو استفهام تلذذ وتحدُّث بنعمة الله تعالى من تأبيد الحياة وعدم التعذيب.
Ali BulaçŞüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir
Saheeh InternationalIndeed, this is the great attainment
«إن هذا» الذي ذكرت لأهل الجنة «لهو الفوز العظيم».
Ali BulaçBöylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır
Saheeh InternationalFor the like of this let the workers [on earth] work
«لمثل هذا فليعمل العاملون» قيل يقال لهم ذلك، وقيل هم يقولونه.
Ali BulaçNasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı
Saheeh InternationalIs Paradise a better accommodation or the tree of zaqqum
«أذلك» المذكور لهم «خير نزلا» وهو ما يعدّ للنازل من ضيف وغيره «أم شجرة الزقوم» المعدة لأهل النار وهي من أخبث الشجر المرّ بتهامة ينبتها الله في الجحيم كما سيأتي.
Ali BulaçDoğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık
Saheeh InternationalIndeed, We have made it a torment for the wrongdoers
«إنا جعلناها» بذلك «فتنة للظالمين» أي الكافرين من أهل مكة، إذ قالوا: النار تحرق الشجر فكيف تنبته.
Ali BulaçŞüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar
Saheeh InternationalIndeed, it is a tree issuing from the bottom of the Hellfire
«إنها شجرة تخرج في أصل الجحيم» أي قعر جهنم، وأغصانها ترتفع إلى دركاتها.
Ali BulaçOnun tomurcukları, şeytanların başları gibidir
Saheeh InternationalIts emerging fruit as if it was heads of the devils
«طلعها» المشبه بطلع النخل «كأنه رءوس الشياطين» الحيات القبيحة المنظر.
Ali BulaçArtık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar
Saheeh InternationalAnd indeed, they will eat from it and fill with it their bellies
«فإنهم» أي الكفار «لآكلون منها» مع قبحها لشدة جوعهم «فمالئون منها البطون».
Ali BulaçSonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır
Saheeh InternationalThen indeed, they will have after it a mixture of scalding water
«ثم إن لهم عليها لشوبا من حميم» أي ماء حار يشربونه فيختلط بالمأكول منها فيصير شوبا له.
Ali BulaçSonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir
Saheeh InternationalThen indeed, their return will be to the Hellfire
«ثم إن مرجعهم لإلى الجحيم» يفيد أنهم يخرجون منها لشرب الحميم وأنه خارجها.
Ali BulaçÇünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Saheeh InternationalIndeed they found their fathers astray
«إنهم ألفوْا» وجدوا «آباءهم ضالين».
Ali BulaçKendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı
Saheeh InternationalSo they hastened [to follow] in their footsteps
«فهم على آثارهم يُهرعون» يزعجون إلى اتباعهم فيسرعون إليه.
Ali BulaçAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Saheeh InternationalAnd there had already strayed before them most of the former peoples
«ولقد ضل قبلهم أكثر الأولين» من الأمم الماضية.
Ali BulaçAndolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik
Saheeh InternationalAnd We had already sent among them warners
«ولقد أرسلنا فيهم منذرين» من الرسل مخوِّفين.
Ali BulaçUyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak
Saheeh InternationalThen look how was the end of those who were warned
«فانظر كيف كان عاقبة المنذَرين» الكافرين: أي عاقبتهم العذاب.
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين فإنهم نجوا من العذاب لإخلاصهم في العبادة، أو لأن الله أخلصهم لها على قراءة فتح اللام.
Ali BulaçAndolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik
Saheeh InternationalAnd Noah had certainly called Us, and [We are] the best of responders
(ولقد نادانا نوح) بقوله "" رب إني مغلوب فانتصر "" (فلنعم المجيبون) له نحن: أي دعانا على قومه فأهلكناهم بالغرق.
Ali BulaçOnu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık
Saheeh InternationalAnd We saved him and his family from the great affliction
«ونجيناه وأهله من الكرب العظيم» أي الغرق.
Ali BulaçVe onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık
Saheeh InternationalAnd We made his descendants those remaining [on the earth]
«وجعلنا ذريته هم الباقين» فالناس كلهم من نسله وكان له ثلاثة أولاد: سام وهو أبو العرب والفرس والروم، وحام وهو أبو السودان، ويافث وهو أبو الترك والخزر ويأجوج ومأجوج وما هنالك.
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd left for him [favorable mention] among later generations
«وتركنا» أبقينا «عليه» ثناء حسنا «في الآخرين» من الأنبياء والأمم إلى يوم القيامة.
Ali BulaçAlemler içinde selam olsun Nuh’a
Saheeh InternationalPeace upon Noah among the worlds
«سلام» منا «على نوح في العالمين».
Ali BulaçGerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«إنا كذلك» كما جزيناهم «نجزي المحسنين».
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Ali BulaçSonra diğerlerini suda boğduk
Saheeh InternationalThen We drowned the disbelievers
«ثم أغرقنا الآخرين» كفار قومه.
Ali BulaçDoğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır
Saheeh InternationalAnd indeed, among his kind was Abraham
«وإن من شيعته» أي ممن تابعه في أصل الدين «لإبراهيم» وإن طال الزمان بينهما وهو ألفان وستمائة وأربعون سنة وكان بينهما هود وصالح.
Ali BulaçHani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti
Saheeh InternationalWhen he came to his Lord with a sound heart
«إذ جاء ربهَّ» أي تابعه وقت مجيئه «بقلب سليم» من الشك وغيره.
Ali BulaçHani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”
Saheeh International[And] when he said to his father and his people, "What do you worship
«إذ قال» في هذه الحالة المستمرة له «لأبيه وقومه» موبخا «ماذا» ما الذي «تعبدون».
Ali Bulaç“Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”
Saheeh InternationalIs it falsehood [as] gods other than Allah you desire
«أئفكا» في همزتيه ما تقدم «آلهة دون الله تريدون» وإفكا مفعول له، وآلهة مفعول به لتريدون والإفك: أسوأ الكذب، أي أتعبدون غير الله؟.
Ali Bulaç“Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”
Saheeh InternationalThen what is your thought about the Lord of the worlds
«فما ظنكم برب العالمين» إذ عبدتم غيره أنه يترككم بلا عقاب؟ لا، وكانوا نجامين، فخرجوا إلى عيد لهم وتركوا طعامهم عند أصنامهم زعموا التبرك عليه فإذا رجعوا أكلوه، وقالوا للسيد: اخرج معنا.
Ali BulaçSonra yıldızlara bir göz attı
Saheeh InternationalAnd he cast a look at the stars
«فنظر نظرة في النجوم» إيهاما لهم أنه يعتمد عليها ليعتمدوه.
Ali Bulaç“Ben, doğrusu hastayım” dedi
Saheeh InternationalAnd said, "Indeed, I am [about to be] ill
«فقال إني سقيم» عليل أي سأسقم.
Ali BulaçBöylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar
Saheeh InternationalSo they turned away from him, departing
«فتولوا عنه» إلى عيدهم «مدبرين».
Ali BulaçBunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi
Saheeh InternationalThen he turned to their gods and said, "Do you not eat
«فراغ» مال في خفية «إلى آلهتهم» وهي الأصنام وعندها الطعام «فقال» استهزاءً «ألا تأكلون» فلم ينطقوا.
Ali Bulaç“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”
Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you that you do not speak
فقال «ما لكم لا تنطقون» فلم يجب.
Ali BulaçDerken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi
Saheeh InternationalAnd he turned upon them a blow with [his] right hand
«فراغ عليهم ضربا باليمين» بالقوة فكسرها فبلغ قومه ممن رآه.
Ali BulaçÇok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler
Saheeh InternationalThen the people came toward him, hastening
«فأقبلوا إليه يزفون» أي يسرعون المشي فقالوا له: نحن نعبدها وأنت تكسرها.
Ali BulaçDedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
Saheeh InternationalHe said, "Do you worship that which you [yourselves] carve
«قال» لهم موبخا «أتعبدون ما تنحتون» من الحجارة وغيرها أصناما.
Ali Bulaç“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Saheeh InternationalWhile Allah created you and that which you do
«والله خلقكم وما تعملون» من نحتكم ومنحوتكم فاعبدوه وحده، وما مصدرية وقيل موصولة وقيل موصوفة.
Ali BulaçDediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
Saheeh InternationalThey said, "Construct for him a furnace and throw him into the burning fire
«قالوا» بينهم «ابنوا له بنيانا» فاملئوه حطبا وأضرموه بالنار فإذا التهب «فألقوه في الجحيم» النار الشديدة.
Ali BulaçBöylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık
Saheeh InternationalAnd they intended for him a plan, but We made them the most debased
«فأرادوا به كيدا» بإلقائه في النار لتهلكه «فجعلناهم الأسفلين» المقهورين فخرج من النار سالما.
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
Saheeh InternationalAnd [then] he said, "Indeed, I will go to [where I am ordered by] my Lord; He will guide me
«وقال إني ذاهب إلى ربي» مهاجر إليه من دار الكفر «سيهدين» إلى حيث أمرني ربي بالمصير إليه وهو الشام فلما وصل إلى الأرض المقدسة قال.
Ali Bulaç“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”
Saheeh InternationalMy Lord, grant me [a child] from among the righteous
«رب هب لي» ولدا «من الصالحين».
Ali BulaçBiz de onu halim bir çocukla müjdeledik
Saheeh InternationalSo We gave him good tidings of a forbearing boy
«فبشرناه بغلام حليم» أي ذي حلم كثير.
Ali BulaçBöylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
Saheeh InternationalAnd when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast
«فلما بلغ معه السعي» أي أن يسعى معه ويعينه قيل بلغ سبع سنين وقيل ثلاث عشرة سنة «قال يا بنيَّ إني أرى» أي رأيت «في المنام أني أذبحك» ورؤيا الأنبياء حق وأفعالهم بأمر الله تعالى «فانظر ماذا ترى» من الرأي شاوره ليأنس بالذبح وينقاد للأمر به «قال يا أبت» التاء عوض عن ياء الإضافة «افعل ما تؤمر» به «ستجدني إن شاء الله من الصابرين» على ذلك.
Ali BulaçSonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı
Saheeh InternationalAnd when they had both submitted and he put him down upon his forehead
«فلما أسلما» خضعا وانقادا لأمر الله تعالى «وتله للجبين» صرعه عليه، ولكل إنسان جبينان بينهما الجبهة وكان ذلك بمنى، وأمرَّ السكين على حلقه فلم تعمل شيئا بمانع من القدرة الإلهية.
Ali BulaçBiz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik
Saheeh InternationalWe called to him, "O Abraham
«وناديناه أن يا إبراهيم».
Ali Bulaç“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
Saheeh InternationalYou have fulfilled the vision." Indeed, We thus reward the doers of good
«قد صدقت الرؤيا» بما أتيت به مما أمكنك من أمر الذبح: أي يكفيك ذلك فجملة ناديناه جواب لما بزيادة الواو «إنا كذلك» كما جزيناك «نجزي المحسنين» لأنفسهم بامتثال الأمر بإفراج الشدة عنهم.
Ali BulaçDoğrusu bu, apaçık bir imtihandı
Saheeh InternationalIndeed, this was the clear trial
«إن هذا» الذبح المأمور به «لهو البلاء المبين» أي الاختبار الظاهر.
Ali BulaçVe ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik
Saheeh InternationalAnd We ransomed him with a great sacrifice
«وفديناه» أي المأمور بذبحه، وهو إسماعيل أو إسحاق قولان «بذبح» بكبش «عظيم» من الجنة وهو الذي قربه هابيل جاء به جبريل عليه السلام فذبحه السيد إبراهيم مكبرا.
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations
«وتركنا» أبقينا «عليه في الآخرين» ثناءً حسنا.
Ali Bulaçİbrahim’e selam olsun
Saheeh InternationalPeace upon Abraham
«سلام» منا «على إبراهيم».
Ali BulaçBiz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«كذلك» كما جزيناه «نجزي المحسنين» لأنفسهم.
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Ali BulaçBiz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik
Saheeh InternationalAnd We gave him good tidings of Isaac, a prophet from among the righteous
«وبشرناه بإسحاق» استدلَّ بذلك على أن الذبح غيره «نبيا» حال مقدرة: أي يوجد مقدرا نبوته «من الصالحين».
Ali BulaçOna ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de
Saheeh InternationalAnd We blessed him and Isaac. But among their descendants is the doer of good and the clearly unjust to himself
«وباركنا عليه» بكثير ذريته «وعلى إسحاق» ولده بجعلنا أكثر الأنبياء من نسله «ومن ذريتهما محسن» مؤمن «وظالم لنفسه» كافر «مبين» بيَّن الكفر.
Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk
Saheeh InternationalAnd We did certainly confer favor upon Moses and Aaron
«ولقد مننا على موسى وهارون» بالنبوة.
Ali BulaçOnları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık
Saheeh InternationalAnd We saved them and their people from the great affliction
«ونجيناهما وقومهما» بني إسرائيل «من الكرب العظيم» أي استعباد فرعون إياهم.
Ali BulaçOnlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular
Saheeh InternationalAnd We supported them so it was they who overcame
«ونصرناهم» على القبط «فكانوا هم الغالبين».
Ali BulaçVe ikisine anlatımı-açık kitabı verdik
Saheeh InternationalAnd We gave them the explicit Scripture
«وآتيناهما الكتاب المستبين» البليغ البيان فيما أتى به من الحدود والأحكام وغيرها وهو التوراة.
Ali BulaçOnları dosdoğru yola yöneltip-ilettik
Saheeh InternationalAnd We guided them on the straight path
«وهديناهما الصراط» الطريق «المستقيم».
Ali BulaçSonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for them [favorable mention] among later generations
«وتركنا» أبقينا «عليهما في الآخرين» ثناءً حسنا.
Ali BulaçMusa’ya ve Harun’a selam olsun
Saheeh InternationalPeace upon Moses and Aaron
«سلام» منا «على موسى وهارون».
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«إنا كذلك» كما جزيناهما «نجزي المحسنين».
Ali BulaçŞüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar
Saheeh InternationalIndeed, they were of Our believing servants
«إنهما من عبادنا المؤمنين».
Ali BulaçGerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi
Saheeh InternationalAnd indeed, Elias was from among the messengers
«وإن إلياس» بالهمزة أوله وتركه «لمن المرسلين» قيل هو ابن أخي هارون أخي موسى، وقيل غيره أرسل إلى قوم ببعلبك ونواحيها.
Ali BulaçHani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Saheeh InternationalWhen he said to his people, "Will you not fear Allah
«إذ» منصوب باذكر مقدرا «قال لقومه ألا تتقون» الله.
Ali Bulaç“Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”
Saheeh InternationalDo you call upon Ba'l and leave the best of creators
«أتدعون بعلا» اسم صنم لهم من ذهب، وبه سمي البلد أيضا مضافا إلى بك: أي أتعبدونه «وتذرون» تتركون «أحسن الخالقين» فلا تعبدونه.
Ali Bulaç“Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Saheeh InternationalAllah, your Lord and the Lord of your first forefathers
«اللهُ ربُّكم وربُّ آبائكم الأولين» برفع الثلاثة على إضمار هو، وبنصبها على البدل من أحسن.
Ali BulaçFakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır
Saheeh InternationalAnd they denied him, so indeed, they will be brought [for punishment]
«فكذبوه فإنهم لمحضرون» في النار.
Ali BulaçAncak, muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين منهم فإنهم نجوا منها.
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations
«وتركنا عليه في الآخرين» ثناءً حسنا.
Ali Bulaçİlyas’a selam olsun
Saheeh InternationalPeace upon Elias
«سلام» منا «على إلْ ياسين» قيل هو إلياس المتقدم ذكره، وقيل هو ومن آمن معه فجمعوا معه تغليبا كقولهم للمهلب وقومه المهلبون وعلى قراءة آل ياسين بالمد، أي أهله المراد به إلياس أيضا.
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«إنا كذلك» كما جزيناه «نجزي المحسنين».
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Ali BulaçGerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Saheeh InternationalAnd indeed, Lot was among the messengers
«وإن لوطا لمن المرسلين».
Ali BulaçHani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık
Saheeh International[So mention] when We saved him and his family, all
اذكر «إذ نجيناه وأهله أجمعين».
Ali BulaçGeride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında
Saheeh InternationalExcept his wife among those who remained [with the evildoers]
«إلا عجوزا في الغابرين» أي الباقين في العذاب.
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Saheeh InternationalThen We destroyed the others
«ثم دمرنا» أهلكنا «الآخرين» كفار قومه.
Ali BulaçSiz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti
Saheeh InternationalAnd indeed, you pass by them in the morning
«وإنكم لتمرون عليهم» على آثارهم ومنازلهم في أسفاركم «مصبحين» أي وقت الصباح يعني بالنهار.
Ali BulaçVe geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız
Saheeh InternationalAnd at night. Then will you not use reason
«وبالليل أفلا تعقلون» يا أهل مكة ما حل بهم فتعتبرون به.
Ali BulaçŞüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Saheeh InternationalAnd indeed, Jonah was among the messengers
«وإن يونس لمن المرسلين».
Ali BulaçHani o, dolu bir gemiye kaçmıştı
Saheeh International[Mention] when he ran away to the laden ship
«إذْ أبق» هرب «إلى الفلك المشحون» السفينة المملوءة حين غاضب قومه لما لم ينزل بهم العذاب الذي وعدهم به فركب السفينة فوقفت في لجة البحر، فقال الملاحون هنا عبد أبق من سيده تظهره القرعة.
Ali BulaçBöylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu
Saheeh InternationalAnd he drew lots and was among the losers
«فساهم» قارع أهل السفينة «فكان من المدحضين» المغلوبين بالقرعة فألقوه في البحر.
Ali BulaçDerken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı
Saheeh InternationalThen the fish swallowed him, while he was blameworthy
«فالتقمه الحوت» ابتلعه «وهو مليم» أي آت بما يلام عليه من ذهابه إلى البحر وركوبه السفينة بلا إذن من ربه.
Ali BulaçEğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı
Saheeh InternationalAnd had he not been of those who exalt Allah
(فلولا أنه كان من المسبحين) الذاكرين بقوله كثيرا في بطن الحوت "" لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين "".
Ali BulaçOnun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı
Saheeh InternationalHe would have remained inside its belly until the Day they are resurrected
«للبث في بطنه إلى يوم يبعثون» لصار بطن الحوت قبرا له إلى يوم القيامة.
Ali BulaçSonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık
Saheeh InternationalBut We threw him onto the open shore while he was ill
«فنبذناه» أي ألقيناه من بطن الحوت «بالعراء» بوجه الأرض: أي بالساحل من يومه أو بعد ثلاثة أو سبعة أيام أو عشرين أو أربعين يوما «وهو سقيم» العليل كالفرخ الممعط.
Ali BulaçVe üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik
Saheeh InternationalAnd We caused to grow over him a gourd vine
«وأنبتنا عليه شجرة من يقطين» وهي القرع تظله بساق على خلاف العادة في القرع معجزة له، وكانت تأتيه وعلة صباحا ومساء يشرب من لبنها حتى قوي.
Ali BulaçOnu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik
Saheeh InternationalAnd We sent him to [his people of] a hundred thousand or more
«وأرسلناه» بعد ذلك كقبله إلى قوم بنينوى من أرض الموصل «إلى مائة ألف أو» بل «يزيدون» عشرين أو ثلاثين أو سبعين ألفا.
Ali BulaçSonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık
Saheeh InternationalAnd they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time
«فآمنوا» عند معاينة العذاب الموعودين به «فمتعناهم» أبقيناهم ممتعين بمالهم «إلى حين» تنقضي آجالهم فيه.
Ali BulaçŞimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı
Saheeh InternationalSo inquire of them, [O Muhammad], "Does your Lord have daughters while they have sons
«فاستفتهم» استخبر كفار مكة توبيخا لهم «ألربك البنات» بزعمهم أن الملائكة بنات الله «ولهم البنون» فيختصون بالأسنى.
Ali BulaçYoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık
Saheeh InternationalOr did We create the angels as females while they were witnesses
«أم خلقنا الملائكة إناثا وهم شاهدون» خلقنا فيقولون ذلك.
Ali BulaçDikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki
Saheeh InternationalUnquestionably, it is out of their [invented] falsehood that they say
«ألا أنهم من إفكهم» كذبهم «ليقولون» بقولهم الملائكة بنات الله.
Ali Bulaç“Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir
Saheeh InternationalAllah has begotten," and indeed, they are liars
«ولد الله» بقولهم الملائكة بنات الله «وإنهم لكاذبون» فيه.
Ali Bulaç(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş
Saheeh InternationalHas He chosen daughters over sons
«أصطفى» بفتح الهمزة للاستفهام واستغني بها عن همزة الوصل فحذفت، أي أختار «البنات على البنين».
Ali BulaçSize ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz
Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you? How do you make judgement
«ما لكم كيف تحكمون» هذا الحكم الفاسد.
Ali BulaçHiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz
Saheeh InternationalThen will you not be reminded
«أفلا تذَّكرون» بإدغام التاء في الذال، أنه سبحانه وتعالى منزه عن الولد.
Ali BulaçYoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var
Saheeh InternationalOr do you have a clear authority
«أم لكم سلطان مبين» حجة واضحة أن لله ولدا.
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı
Saheeh InternationalThen produce your scripture, if you should be truthful
«فأتوا بكتابكم» التوراة فأروني ذلك فيه «إن كنتم صادقين» في قولكم ذلك.
Ali BulaçOnlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir
Saheeh InternationalAnd they have claimed between Him and the jinn a lineage, but the jinn have already known that they [who made such claims] will be brought to [punishment]
«وجعلوا» أي المشركون «بينه» تعالى «وبين الجنة» أي الملائكة لاجتنانهم عن الأبصار «نسبا» بقولهم إنها بنات الله «ولقد علمت الجنَّة إنهم» أي قائلي ذلك «لمحضرون» للنار يعذبون فيها.
Ali BulaçOnların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir
Saheeh InternationalExalted is Allah above what they describe
«سبحان الله» تنزيها له «عما يصفون» بأن لله ولدا.
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah [who do not share in that sin]
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين استثناء منقطع أي فإنهم ينزهون الله تعالى عما يصفه هؤلاء.
Ali BulaçArtık siz de, tapmakta olduklarınız da
Saheeh InternationalSo indeed, you [disbelievers] and whatever you worship
«فإنكم وما تعبدون» من الأصنام.
Ali BulaçO’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz
Saheeh InternationalYou cannot tempt [anyone] away from Him
«ما أنتم عليه» أي على معبودكم عليه متعلق بقوله «بفاتنين» أي أحدا.
Ali BulaçAncak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)
Saheeh InternationalExcept he who is to [enter and] burn in the Hellfire
«إلا من هو صال الجحيم» في علم الله تعالى.
Ali Bulaç(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Saheeh International[The angels say], "There is not among us any except that he has a known position
قال جبريل للنبي صلى الله عليه وسلم «وما منا» معشر الملائكة أحد «إلا له مقام معلوم» في السماوات يعبد الله فيه لا يتجاوزه.
Ali Bulaç“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”
Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who line up [for prayer]
«وإنا لنحن الصَّافون» أقدامنا في الصلاة.
Ali Bulaç“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who exalt Allah
«وإنا لنحن المسبحون» المنزهون الله عما لا يليق به.
Ali BulaçOnlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de
Saheeh InternationalAnd indeed, the disbelievers used to say
«وإن» مخففة من الثقيلة «كانوا» أي كفار مكة «ليقولون».
Ali Bulaç”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Saheeh InternationalIf we had a message from [those of] the former peoples
«لو أن عندنا ذكرا» كتابا «من الأولين» أي من كتب الأمم الماضية.
Ali Bulaç“Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Saheeh InternationalWe would have been the chosen servants of Allah
«لكنا عباد الله المخلصين» العابدة له.
Ali BulaçFakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir
Saheeh InternationalBut they disbelieved in it, so they are going to know
قال تعالى: «فكفروا به» بالكتاب الذي جاءهم وهو القرآن الأشرف من ذلك الكتب «فسوف يعلمون» عاقبة كفرهم.
Ali BulaçAndolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir
Saheeh InternationalAnd Our word has already preceded for Our servants, the messengers
(ولقد سبقت كلمتنا) بالنصر (لعبادنا المرسلين) وهي "" لأغلبن أنا ورسلي "".
Ali BulaçGerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır
Saheeh International[That] indeed, they would be those given victory
أو هي قوله «إنهم لهم المنصورون».
Ali BulaçVe hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır
Saheeh InternationalAnd [that] indeed, Our soldiers will be those who overcome
«وإن جندنا» أي المؤمنين «لهم الغالبون» الكفار بالحجة والنصرة عليهم في الدنيا، وإن لم ينتصر بعض منهم في الدنيا ففي الآخرة.
Ali BulaçÖyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Saheeh InternationalSo, [O Muhammad], leave them for a time
«فتول عنهم» أي أعرض عن كفار مكة «حتى حين» تؤمر فيه بقتالهم.
Ali BulaçVe onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Saheeh InternationalAnd see [what will befall] them, for they are going to see
«وأبصرهم» إذ نزل بهم العذاب «فسوف يبصرون» عاقبة كفرهم.
Ali BulaçŞimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar
Saheeh InternationalThen for Our punishment are they impatient
فقالوا استهزاء: متى نزول هذا العذاب؟ قال تعالى تهديدا لهم: «أفبعذابنا يستعجلون».
Ali BulaçFakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur
Saheeh InternationalBut when it descends in their territory, then evil is the morning of those who were warned
«فإذا نزل بساحتهم» بفنائهم قال الفراء: العرب تكتفي بذكر الساحة عن القوم «فَساء» بئس صباحا «صباح المنذَرين» فيه إقامة الظاهر مقام المضمر.
Ali BulaçSen bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Saheeh InternationalAnd leave them for a time
«وتول عنهم حتى حين».
Ali BulaçVe seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Saheeh InternationalAnd see, for they are going to see
«وأبصر فسوف يبصرون» كرر تأكيدا لتهديدهم وتسلية له صلى الله عليه وسلم.
Ali BulaçÜstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir
Saheeh InternationalExalted is your Lord, the Lord of might, above what they describe
«سبحان ربك رب العزة» الغلبة «عما يصفون» بأن له ولدا.
Ali BulaçGönderilmiş (peygamber)lere selam olsun
Saheeh InternationalAnd peace upon the messengers
«وسلام على المرسلين» المبلغين عن الله التوحيد والشرائع.
Ali BulaçVe alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun
Saheeh InternationalAnd praise to Allah, Lord of the worlds
«والحمد لله رب العالمين» على نصرهم وهلاك الكافرين.