37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçSaflar halinde dizilenlere andolsun
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun o saf bağlayıp duranlara
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçHaykırıp sürükleyenlere
Elmalılı Hamdi YazırO haykırıp da sürenlere
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçZikir okuyanlara
Elmalılı Hamdi YazırVe o yolda zikir okuyanlara
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçTartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir
Elmalılı Hamdi YazırKi sizin ilâhınız birdir
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir
Elmalılı Hamdi YazırO, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik
Ali BulaçŞüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik
Diyanet İşleri MealiOnu, inatçı her türlü şeytandan koruduk
Ali BulaçVe itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk
Elmalılı Hamdi YazırOnu her inatçı şeytandan koruduk
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Ali BulaçKi onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar
Elmalılı Hamdi YazırOnlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Ali BulaçUzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır
Elmalılı Hamdi YazırUzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır
Diyanet İşleri MealiHele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir
Ali BulaçAncak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)
Elmalılı Hamdi YazırAncak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder
Diyanet İşleri MealiAllah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır
Ali BulaçŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık
Diyanet İşleri MealiEvet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar
Ali BulaçHayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırFakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar
Diyanet İşleri MealiOnlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler
Ali BulaçKendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar
Elmalılı Hamdi YazırKendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar
Diyanet İşleri MealiBir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar
Ali BulaçBir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar
Elmalılı Hamdi YazırBir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Ali BulaçBu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler
Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Ali BulaçBiz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Ali BulaçVeya önceki atalarımız da mı
Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımız da mı
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak
Ali BulaçDe ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)
Diyanet İşleri MealiTek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar
Ali Bulaçİşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir
Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür
Ali BulaçDerler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür
Elmalılı Hamdi YazırEyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler
Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir
Ali BulaçBu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Ali BulaçZulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Ali BulaçAllah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Diyanet İşleri MealiOnları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır
Ali BulaçVe onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırVe durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler
Diyanet İşleri MealiŞöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz
Ali Bulaç(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir)
Diyanet İşleri MealiHayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır
Ali BulaçHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Elmalılı Hamdi YazırHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar
Ali BulaçKimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar
Diyanet İşleri Mealiİleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler
Ali BulaçGerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler
Diyanet İşleri MealiOnlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz
Ali Bulaç(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz
Elmalılı Hamdi Yazır(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız
Diyanet İşleri MealiBizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz
Ali BulaçBizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz
Elmalılı Hamdi YazırBizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz
Diyanet İşleri MealiBu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız
Ali BulaçBöylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız
Elmalılı Hamdi YazırOnun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız
Diyanet İşleri MealiSizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık
Ali BulaçEvet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik
Elmalılı Hamdi YazırEvet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık
Diyanet İşleri MealiO gün hepsi azabda birleşirler
Ali BulaçArtık o gün onlar azapta ortaktırlar
Elmalılı Hamdi YazırO halde hepsi o gün azabda ortaktırlar
Diyanet İşleri MealiDoğrusu suçlulara böyle yaparız
Ali BulaçDoğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz günahkarlara böyle yaparız
Diyanet İşleri MealiOnlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler
Ali BulaçÇünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı
Diyanet İşleri MealiDeli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz
Elmalılı Hamdi YazırVe: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı
Diyanet İşleri MealiHayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı
Ali BulaçHayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı
Elmalılı Hamdi YazırHayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız
Ali BulaçŞüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız
Elmalılı Hamdi YazırElbette siz o acı azabı tadacaksınız
Diyanet İşleri MealiYaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız
Ali BulaçYaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız
Diyanet İşleri MealiAncak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Elmalılı Hamdi YazırSadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali Bulaçİşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır
Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar için belli bir rızık vardır
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali BulaçÇeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali BulaçNimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali BulaçBirbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Ali BulaçKaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Ali BulaçBembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Ali BulaçOnda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir
Elmalılı Hamdi YazırOnda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır
Elmalılı Hamdi YazırYanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Ali BulaçSanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)
Elmalılı Hamdi YazırSanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp sorarlar
Ali BulaçBöyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırDerken birbirine dönüp sorarlar
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Ali BulaçBir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı
Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Ali BulaçDerdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın
Elmalılı Hamdi YazırDerdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Ali BulaçBizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız
Diyanet İşleri MealiYanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der
Ali Bulaç(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz
Elmalılı Hamdi YazırSiz onu tanır mısınız?" der
Diyanet İşleri MealiBir bakar onu cehennemin ortasında görür
Ali BulaçDerken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü
Elmalılı Hamdi YazırDerken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür
Diyanet İşleri MealiOna der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin
Ali BulaçDedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin
Elmalılı Hamdi YazırOna şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin
Diyanet İşleri MealiEğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum
Ali BulaçEğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım
Elmalılı Hamdi YazırRabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Ali BulaçNasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Ali BulaçYalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Diyanet İşleri Mealiİşte büyük kurtuluş şüphesiz budur
Ali BulaçŞüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu büyük kurtuluştur
Diyanet İşleri MealiÇalışanlar bunun için çalışsın
Ali BulaçBöylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır
Elmalılı Hamdi YazırÇalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar
Diyanet İşleri MealiKonukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı
Ali BulaçNasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı
Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı
Diyanet İşleri MealiBiz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık
Ali BulaçDoğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık
Diyanet İşleri MealiO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
Ali BulaçŞüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar
Elmalılı Hamdi YazırO bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar
Diyanet İşleri MealiTomurcukları şeytan başı gibidir
Ali BulaçOnun tomurcukları, şeytanların başları gibidir
Elmalılı Hamdi YazırTomurcukları şeytanların başları gibidir
Diyanet İşleri Mealiİşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar
Ali BulaçArtık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar
Elmalılı Hamdi YazırMutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır
Diyanet İşleri MealiSonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir
Ali BulaçSonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır
Elmalılı Hamdi YazırSonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır
Diyanet İşleri MealiDoğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir
Ali BulaçSonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir
Elmalılı Hamdi YazırSonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir
Diyanet İşleri MealiOnlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Ali BulaçÇünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular
Diyanet İşleri MealiÖyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı
Ali BulaçKendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar
Diyanet İşleri MealiOnlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı
Ali BulaçAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik
Ali BulaçAndolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik
Diyanet İşleri MealiUyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak
Ali BulaçUyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak
Elmalılı Hamdi YazırSonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu
Diyanet İşleri MealiAllah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik
Ali BulaçAndolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik
Diyanet İşleri MealiOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
Ali BulaçOnu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık
Elmalılı Hamdi YazırBiz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Diyanet İşleri MealiAncak onun soyunu sürekli kıldık
Ali BulaçVe onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık
Elmalılı Hamdi YazırHem onun neslini bâki kalanlar kıldık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırHem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali BulaçAlemler içinde selam olsun Nuh’a
Elmalılı Hamdi YazırBütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun
Diyanet İşleri Mealiİşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız
Ali BulaçGerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiSonra, diğerlerini suda boğduk
Ali BulaçSonra diğerlerini suda boğduk
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini suda boğduk
Diyanet İşleri Mealiİbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı
Ali BulaçDoğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı
Diyanet İşleri MealiNitekim Rabbine temiz bir kalple geldi
Ali BulaçHani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti
Diyanet İşleri Mealiİbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz
Ali BulaçHani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”
Elmalılı Hamdi YazırO babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz
Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
Ali Bulaç“Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”
Elmalılı Hamdi YazırYalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz
Diyanet İşleri MealiAlemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir
Ali Bulaç“Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”
Elmalılı Hamdi YazırSiz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Ali BulaçSonra yıldızlara bir göz attı
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Ali Bulaç“Ben, doğrusu hastayım” dedi
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Diyanet İşleri MealiOnu bırakıp gittiler
Ali BulaçBöylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar
Elmalılı Hamdi YazırO zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Ali BulaçBunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Ali Bulaç“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”
Elmalılı Hamdi Yazır(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi)
Diyanet İşleri MealiSonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu
Ali BulaçDerken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi
Elmalılı Hamdi YazırNihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler
Ali BulaçÇok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Ali BulaçDedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Ali Bulaç“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler
Ali BulaçDediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler
Diyanet İşleri MealiOna düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik
Ali BulaçBöylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık
Elmalılı Hamdi YazırBöylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük
Diyanet İşleri Mealiİbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
Elmalılı Hamdi YazırBir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir
Diyanet İşleri MealiRabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı
Ali Bulaç“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”
Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et
Diyanet İşleri MealiBiz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik
Ali BulaçBiz de onu halim bir çocukla müjdeledik
Elmalılı Hamdi YazırBiz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik
Diyanet İşleri MealiÇocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi
Ali BulaçBöylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
Elmalılı Hamdi YazırOğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Ali BulaçSonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı
Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Ali BulaçBiz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik
Elmalılı Hamdi YazırBiz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Ali Bulaç“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
Elmalılı Hamdi YazırRüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu apaçık bir deneme idi
Ali BulaçDoğrusu bu, apaçık bir imtihandı
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
Diyanet İşleri MealiOna fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik
Ali BulaçVe ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik
Elmalılı Hamdi YazırVe ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırKendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali Bulaçİbrahim’e selam olsun
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İbrahim'e
Diyanet İşleri Mealiİşte iyileri böylece mükafatlandırırız
Ali BulaçBiz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiOna, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik
Ali BulaçBiz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik
Elmalılı Hamdi YazırOna bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik
Diyanet İşleri MealiKendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır
Ali BulaçOna ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de
Elmalılı Hamdi YazırHem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk
Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik
Diyanet İşleri Mealiİkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık
Ali BulaçOnları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Diyanet İşleri MealiOnlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi
Ali BulaçOnlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular
Elmalılı Hamdi YazırHem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular
Diyanet İşleri MealiHer ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik
Ali BulaçVe ikisine anlatımı-açık kitabı verdik
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik
Diyanet İşleri MealiHer ikisini de doğru yola eriştirmiştik
Ali BulaçOnları dosdoğru yola yöneltip-ilettik
Elmalılı Hamdi YazırKendilerini doğru yola çıkardık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırSonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Ali BulaçMusa’ya ve Harun’a selam olsun
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun, Musa ile Harun'a
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri Mealiİkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiDoğrusu İlyas da peygamberlerdendir
Ali BulaçGerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Ali BulaçHani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Ali Bulaç“Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Ali Bulaç“Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Ali BulaçFakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır
Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Ali BulaçAncak, muhlis olan kullar başka
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırOna da sonrakiler içinde şunu bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Ali Bulaçİlyas’a selam olsun
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İlyâsîn'e
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiO, inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Lut da peygamberlerdendir
Ali BulaçGerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Ali BulaçHani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık
Elmalılı Hamdi YazırHani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Ali BulaçGeride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında
Elmalılı Hamdi YazırAncak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç
Diyanet İşleri MealiSonra diğerlerini yok etmiştik
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini helak etmiştik
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Ali BulaçSiz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Ali BulaçVe geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Yunus da peygamberlerdendir
Ali BulaçŞüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir
Diyanet İşleri MealiDolu bir gemiye kaçmıştı
Ali BulaçHani o, dolu bir gemiye kaçmıştı
Elmalılı Hamdi YazırHani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı
Diyanet İşleri MealiGemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı
Ali BulaçBöylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu
Elmalılı Hamdi Yazır(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu
Diyanet İşleri MealiKendini kınarken onu bir balık yutmuştu
Ali BulaçDerken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı
Elmalılı Hamdi YazırDerken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Ali BulaçEğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Ali BulaçOnun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Diyanet İşleri MealiHalsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık
Ali BulaçSonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu hasta bir halde bir alana çıkardık
Diyanet İşleri MealiOnun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik
Ali BulaçVe üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik
Elmalılı Hamdi YazırÜzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik
Diyanet İşleri MealiOnu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik
Ali BulaçOnu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik
Diyanet İşleri MealiSonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
Ali BulaçSonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık
Elmalılı Hamdi YazırO zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık
Diyanet İşleri MealiPutperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı
Ali BulaçŞimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı
Diyanet İşleri MealiYoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler
Ali BulaçYoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık
Elmalılı Hamdi YazırYoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Ali BulaçDikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Ali Bulaç“Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Diyanet İşleri MealiAllah kızları, oğullara tercih mi etmiş
Ali Bulaç(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş
Diyanet İşleri MealiNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz
Ali BulaçSize ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırSize ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz
Diyanet İşleri MealiHiç düşünmez misiniz
Ali BulaçHiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırHiç düşünmüyor musunuz
Diyanet İşleri MealiYoksa apaçık bir deliliniz mi var
Ali BulaçYoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var
Elmalılı Hamdi YazırYoksa sizin için açık bir delil mi var
Diyanet İşleri MealiDoğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı
Elmalılı Hamdi YazırO halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı
Diyanet İşleri MealiAllah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler
Ali BulaçOnlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir
Diyanet İşleri MealiAllah onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Ali BulaçOnların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir
Elmalılı Hamdi YazırAllah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Diyanet İşleri MealiAllah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Elmalılı Hamdi YazırFakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar)
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Ali BulaçArtık siz de, tapmakta olduklarınız da
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Ali BulaçO’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Ali BulaçAncak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Ali Bulaç(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Ali Bulaç“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Ali Bulaç“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Ali BulaçOnlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Ali Bulaç”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Ali Bulaç“Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Diyanet İşleri MealiBöyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir
Ali BulaçFakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırFakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir
Ali BulaçAndolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Diyanet İşleri MealiOnlar şüphesiz yardım göreceklerdir
Ali BulaçGerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Diyanet İşleri MealiBizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir
Ali BulaçVe hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlara aldırış etme
Ali BulaçÖyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Elmalılı Hamdi YazırOnun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Diyanet İşleri MealiOnlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Ali BulaçVe onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırOnlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir
Diyanet İşleri MealiAzabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Ali BulaçŞimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar
Elmalılı Hamdi YazırYa şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Diyanet İşleri MealiO azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur
Ali BulaçFakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur
Elmalılı Hamdi YazırFakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlardan yüz çevir
Ali BulaçSen bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Elmalılı Hamdi YazırYine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Diyanet İşleri Mealiİnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Ali BulaçVe seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazır(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir
Diyanet İşleri MealiSenin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Ali BulaçÜstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir
Elmalılı Hamdi YazırSenin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Diyanet İşleri MealiVe selam, peygamberleredir
Ali BulaçGönderilmiş (peygamber)lere selam olsun
Elmalılı Hamdi YazırGönderilen bütün peygamberlere selam olsun
Diyanet İşleri MealiHamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır
Ali BulaçVe alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun
Elmalılı Hamdi YazırHamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur