37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçSaflar halinde dizilenlere andolsun
Süleyman AteşAndolsun o sıra sıra dizilenlere
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçHaykırıp sürükleyenlere
Süleyman AteşBağırıp sürenlere
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçZikir okuyanlara
Süleyman AteşZikir okuyanlara
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçTartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir
Süleyman AteşKi Tanrınız, birdir
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir
Süleyman AteşGöklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik
Ali BulaçŞüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık
Süleyman AteşBiz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik
Diyanet İşleri MealiOnu, inatçı her türlü şeytandan koruduk
Ali BulaçVe itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk
Süleyman AteşVe (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Ali BulaçKi onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar
Süleyman AteşO (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Ali BulaçUzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır
Süleyman AteşKovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır
Diyanet İşleri MealiHele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir
Ali BulaçAncak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)
Süleyman AteşYalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler
Diyanet İşleri MealiAllah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır
Ali BulaçŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık
Diyanet İşleri MealiEvet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar
Ali BulaçHayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar
Süleyman AteşHayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar
Diyanet İşleri MealiOnlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler
Ali BulaçKendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar
Süleyman AteşKendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar
Diyanet İşleri MealiBir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar
Ali BulaçBir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar
Süleyman AteşBir mu'cize görseler, alay ediyorlar
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Ali BulaçBu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler
Süleyman AteşBu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Ali BulaçBiz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Süleyman AteşYani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Ali BulaçVeya önceki atalarımız da mı
Süleyman AteşEvvelki atalarımız da mı
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak
Ali BulaçDe ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Süleyman AteşDe ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)
Diyanet İşleri MealiTek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar
Ali Bulaçİşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar
Süleyman AteşO (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır
Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür
Ali BulaçDerler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür
Süleyman AteşVah bize, bu ceza günüdür! dediler
Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir
Ali BulaçBu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür
Süleyman AteşBu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Ali BulaçZulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın
Süleyman Ateş(Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Ali BulaçAllah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün
Süleyman AteşAllah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün
Diyanet İşleri MealiOnları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır
Ali BulaçVe onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir
Süleyman AteşDurdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir
Diyanet İşleri MealiŞöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz
Ali Bulaç(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz
Süleyman AteşSize ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz
Diyanet İşleri MealiHayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır
Ali BulaçHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Süleyman Ateş(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar
Ali BulaçKimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar
Süleyman AteşBirbirlerine döndüler, soruyorlar
Diyanet İşleri Mealiİleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler
Ali BulaçGerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler
Süleyman Ateş(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz
Diyanet İşleri MealiOnlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz
Ali Bulaç(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz
Süleyman Ateş(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz
Diyanet İşleri MealiBizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz
Ali BulaçBizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz
Süleyman AteşBizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz
Diyanet İşleri MealiBu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız
Ali BulaçBöylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız
Süleyman AteşArtık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız
Diyanet İşleri MealiSizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık
Ali BulaçEvet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik
Süleyman AteşSizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz)
Diyanet İşleri MealiO gün hepsi azabda birleşirler
Ali BulaçArtık o gün onlar azapta ortaktırlar
Süleyman AteşO gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar
Diyanet İşleri MealiDoğrusu suçlulara böyle yaparız
Ali BulaçDoğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız
Süleyman Ateşİşte biz, suçlulara böyle yaparız
Diyanet İşleri MealiOnlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler
Ali BulaçÇünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı
Süleyman AteşÇünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı
Diyanet İşleri MealiDeli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz
Süleyman AteşCinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi
Diyanet İşleri MealiHayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı
Ali BulaçHayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı
Süleyman AteşHayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız
Ali BulaçŞüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız
Süleyman AteşSiz acı azabı tadacaksınız
Diyanet İşleri MealiYaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız
Ali BulaçYaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız
Süleyman AteşSadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz
Diyanet İşleri MealiAncak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali Bulaçİşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır
Süleyman AteşOnlar için bilinen bir rızık vardır
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali BulaçÇeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir
Süleyman Ateş(Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali BulaçNimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde
Süleyman AteşNi'met cennetlerinde
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Ali BulaçBirbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)
Süleyman AteşTahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Ali BulaçKaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır
Süleyman AteşÖnlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Ali BulaçBembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)
Süleyman AteşBerrak, içenlere lezzet veren bir içki
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Ali BulaçOnda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir
Süleyman AteşOnda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır
Süleyman AteşYanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Ali BulaçSanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)
Süleyman AteşSaklı yumurta gibi bembeyaz eşler
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp sorarlar
Ali BulaçBöyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar
Süleyman AteşBunlar birbirine dönmüş soruyorlar
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Ali BulaçBir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı
Süleyman AteşOnlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Ali BulaçDerdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın
Süleyman AteşDerdi ki: 'Sen doğrulayanlardan mısın
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Ali BulaçBizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz
Süleyman AteşBiz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız
Diyanet İşleri MealiYanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der
Ali Bulaç(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz
Süleyman Ateş(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi
Diyanet İşleri MealiBir bakar onu cehennemin ortasında görür
Ali BulaçDerken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü
Süleyman AteşBaktı onu cehennemin ortasında gördü
Diyanet İşleri MealiOna der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin
Ali BulaçDedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin
Süleyman AteşTallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın
Diyanet İşleri MealiEğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum
Ali BulaçEğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım
Süleyman AteşRabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Ali BulaçNasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz
Süleyman AteşBiz bir daha ölmeyecek miyiz der
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Ali BulaçYalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz
Süleyman AteşYalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha
Diyanet İşleri Mealiİşte büyük kurtuluş şüphesiz budur
Ali BulaçŞüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir
Süleyman AteşGerçekten büyük başarı ve mutluluk budur
Diyanet İşleri MealiÇalışanlar bunun için çalışsın
Ali BulaçBöylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır
Süleyman AteşÇalışanlar bunun için çalışsınlar
Diyanet İşleri MealiKonukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı
Ali BulaçNasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı
Süleyman Ateş(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı
Diyanet İşleri MealiBiz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık
Ali BulaçDoğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık
Süleyman AteşBiz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık
Diyanet İşleri MealiO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
Ali BulaçŞüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar
Süleyman AteşO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
Diyanet İşleri MealiTomurcukları şeytan başı gibidir
Ali BulaçOnun tomurcukları, şeytanların başları gibidir
Süleyman AteşTomurcukları, şeytanların başları gibidir
Diyanet İşleri Mealiİşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar
Ali BulaçArtık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar
Süleyman AteşOnlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır
Diyanet İşleri MealiSonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir
Ali BulaçSonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır
Süleyman AteşSonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır
Diyanet İşleri MealiDoğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir
Ali BulaçSonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir
Süleyman AteşSonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir
Diyanet İşleri MealiOnlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Ali BulaçÇünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Süleyman AteşÇünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular
Diyanet İşleri MealiÖyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı
Ali BulaçKendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı
Süleyman AteşKendileri de onların izlerinde koşturuyorlar
Diyanet İşleri MealiOnlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı
Ali BulaçAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Süleyman AteşAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik
Ali BulaçAndolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik
Süleyman AteşBiz onların içine de uyarıcılar göndermiştik
Diyanet İşleri MealiUyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak
Ali BulaçUyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak
Süleyman AteşBak, o uyarılanların sonu nice oldu
Diyanet İşleri MealiAllah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik
Ali BulaçAndolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik
Süleyman AteşAndolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk
Diyanet İşleri MealiOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
Ali BulaçOnu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık
Süleyman AteşOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
Diyanet İşleri MealiAncak onun soyunu sürekli kıldık
Ali BulaçVe onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık
Süleyman AteşYalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik)
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali BulaçAlemler içinde selam olsun Nuh’a
Süleyman AteşAlemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar)
Diyanet İşleri Mealiİşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız
Ali BulaçGerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü o bizim, inanan kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiSonra, diğerlerini suda boğduk
Ali BulaçSonra diğerlerini suda boğduk
Süleyman AteşSonra ötekilerini suda boğduk
Diyanet İşleri Mealiİbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı
Ali BulaçDoğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır
Süleyman Ateşİbrahim de onun kolundan idi
Diyanet İşleri MealiNitekim Rabbine temiz bir kalple geldi
Ali BulaçHani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti
Süleyman AteşZira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti
Diyanet İşleri Mealiİbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz
Ali BulaçHani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”
Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti
Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
Ali Bulaç“Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”
Süleyman AteşAllah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
Diyanet İşleri MealiAlemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir
Ali Bulaç“Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”
Süleyman AteşAlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Ali BulaçSonra yıldızlara bir göz attı
Süleyman AteşYıldızlara bir göz attı
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Ali Bulaç“Ben, doğrusu hastayım” dedi
Süleyman AteşBen hastayım, dedi
Diyanet İşleri MealiOnu bırakıp gittiler
Ali BulaçBöylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar
Süleyman AteşBunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Ali BulaçBunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi
Süleyman AteşO da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Ali Bulaç“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”
Süleyman AteşNeyiniz var ki konuşmuyorsunuz
Diyanet İşleri MealiSonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu
Ali BulaçDerken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi
Süleyman AteşVe gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler
Ali BulaçÇok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler
Süleyman Ateş(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Ali BulaçDedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
Süleyman Ateş(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Ali Bulaç“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Süleyman AteşOysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler
Ali BulaçDediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
Süleyman AteşOnun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler
Diyanet İşleri MealiOna düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik
Ali BulaçBöylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık
Süleyman AteşOna bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük
Diyanet İşleri Mealiİbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
Süleyman Ateş(İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek
Diyanet İşleri MealiRabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı
Ali Bulaç“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”
Süleyman AteşRabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet
Diyanet İşleri MealiBiz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik
Ali BulaçBiz de onu halim bir çocukla müjdeledik
Süleyman AteşOna halim bir erkek çocuk müjdeledik
Diyanet İşleri MealiÇocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi
Ali BulaçBöylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
Süleyman Ateş(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Ali BulaçSonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı
Süleyman Ateşİkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Ali BulaçBiz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik
Süleyman AteşBiz ona: "İbrahim!" diye ünledik
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Ali Bulaç“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
Süleyman AteşSen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu apaçık bir deneme idi
Ali BulaçDoğrusu bu, apaçık bir imtihandı
Süleyman AteşGerçekten bu, apaçık bir sınav idi
Diyanet İşleri MealiOna fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik
Ali BulaçVe ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik
Süleyman AteşVe fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Ali Bulaçİbrahim’e selam olsun
Süleyman Ateş(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi)
Diyanet İşleri Mealiİşte iyileri böylece mükafatlandırırız
Ali BulaçBiz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiOna, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik
Ali BulaçBiz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik
Süleyman AteşBiz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik
Diyanet İşleri MealiKendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır
Ali BulaçOna ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de
Süleyman AteşKendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk
Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk
Süleyman AteşAndolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk
Diyanet İşleri Mealiİkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık
Ali BulaçOnları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık
Süleyman AteşOnları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık
Diyanet İşleri MealiOnlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi
Ali BulaçOnlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular
Süleyman AteşOnlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular
Diyanet İşleri MealiHer ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik
Ali BulaçVe ikisine anlatımı-açık kitabı verdik
Süleyman AteşOnlara açık ifadeli Kitabı verdik
Diyanet İşleri MealiHer ikisini de doğru yola eriştirmiştik
Ali BulaçOnları dosdoğru yola yöneltip-ilettik
Süleyman AteşVe onları doğru yola ilettik
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşVe sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Ali BulaçMusa’ya ve Harun’a selam olsun
Süleyman Ateş(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi)
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri Mealiİkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar
Süleyman AteşÇünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiDoğrusu İlyas da peygamberlerdendir
Ali BulaçGerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi
Süleyman Ateşİlyas da elçilerdendi
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Ali BulaçHani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Süleyman AteşKavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Ali Bulaç“Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”
Süleyman AteşBa'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Ali Bulaç“Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Süleyman AteşSizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Ali BulaçFakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır
Süleyman AteşOnu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Ali BulaçAncak, muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşYalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşBiz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Ali Bulaçİlyas’a selam olsun
Süleyman Ateşİlyas'a selam olsun
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiO, inanmış kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Lut da peygamberlerdendir
Ali BulaçGerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Süleyman AteşLut da gönderilen elçilerdendi
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Ali BulaçHani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık
Süleyman AteşOnu ve ailesini kurtardık
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Ali BulaçGeride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında
Süleyman AteşYalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç
Diyanet İşleri MealiSonra diğerlerini yok etmiştik
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Süleyman AteşSonra ötekileri kırdık (geçirdik)
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Ali BulaçSiz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti
Süleyman AteşSiz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Ali BulaçVe geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız
Süleyman AteşVe geceleyin. Düşünmüyor musunuz
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Yunus da peygamberlerdendir
Ali BulaçŞüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Süleyman AteşYunus da gönderilen elçilerdendi
Diyanet İşleri MealiDolu bir gemiye kaçmıştı
Ali BulaçHani o, dolu bir gemiye kaçmıştı
Süleyman AteşDolu gemiye kaçmıştı
Diyanet İşleri MealiGemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı
Ali BulaçBöylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu
Süleyman Ateş(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti)
Diyanet İşleri MealiKendini kınarken onu bir balık yutmuştu
Ali BulaçDerken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı
Süleyman Ateş(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Ali BulaçEğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı
Süleyman AteşEğer tesbih edenlerden olmasaydı
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Ali BulaçOnun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı
Süleyman Ateş(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı
Diyanet İşleri MealiHalsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık
Ali BulaçSonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık
Süleyman Ateş(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık
Diyanet İşleri MealiOnun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik
Ali BulaçVe üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik
Süleyman AteşVe üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik
Diyanet İşleri MealiOnu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik
Ali BulaçOnu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik
Süleyman AteşVe onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik
Diyanet İşleri MealiSonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
Ali BulaçSonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık
Süleyman Ateşİnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
Diyanet İşleri MealiPutperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı
Ali BulaçŞimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı
Diyanet İşleri MealiYoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler
Ali BulaçYoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık
Süleyman AteşYoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Ali BulaçDikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki
Süleyman Ateşİyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Ali Bulaç“Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir
Süleyman AteşAllah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar
Diyanet İşleri MealiAllah kızları, oğullara tercih mi etmiş
Ali Bulaç(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş
Süleyman Ateş(Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş
Diyanet İşleri MealiNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz
Ali BulaçSize ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz
Süleyman AteşSize ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz
Diyanet İşleri MealiHiç düşünmez misiniz
Ali BulaçHiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz
Süleyman AteşHiç mi düşünmüyorsunuz
Diyanet İşleri MealiYoksa apaçık bir deliliniz mi var
Ali BulaçYoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var
Süleyman AteşYoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var
Diyanet İşleri MealiDoğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı
Süleyman AteşEğer doğru iseniz Kitabınızı getirin
Diyanet İşleri MealiAllah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler
Ali BulaçOnlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir
Süleyman AteşAllah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir
Diyanet İşleri MealiAllah onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Ali BulaçOnların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir
Süleyman AteşHaşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir
Diyanet İşleri MealiAllah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşFakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır)
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Ali BulaçArtık siz de, tapmakta olduklarınız da
Süleyman Ateş(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Ali BulaçO’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz
Süleyman AteşKandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Ali BulaçAncak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)
Süleyman AteşCehenneme girecek olandan başkasını
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Ali Bulaç(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Süleyman AteşBizden herkesin belli bir makamı vardır
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Ali Bulaç“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”
Süleyman AteşBiziz, o saf saf dizilenler, biz
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Ali Bulaç“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Süleyman AteşBiziz, o tesbih edenler, biz
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Ali BulaçOnlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de
Süleyman AteşGerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Ali Bulaç”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Süleyman AteşEğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Ali Bulaç“Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Süleyman AteşElbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk
Diyanet İşleri MealiBöyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir
Ali BulaçFakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir
Süleyman AteşAma o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir
Ali BulaçAndolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir
Süleyman AteşGönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti
Diyanet İşleri MealiOnlar şüphesiz yardım göreceklerdir
Ali BulaçGerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır
Süleyman AteşMutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır
Diyanet İşleri MealiBizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir
Ali BulaçVe hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır
Süleyman AteşVe galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlara aldırış etme
Ali BulaçÖyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Süleyman AteşBir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme)
Diyanet İşleri MealiOnlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Ali BulaçVe onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Süleyman AteşOnları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir
Diyanet İşleri MealiAzabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Ali BulaçŞimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar
Süleyman AteşBizim azabımızı mı acele istiyorlar
Diyanet İşleri MealiO azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur
Ali BulaçFakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur
Süleyman AteşFakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlardan yüz çevir
Ali BulaçSen bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Süleyman AteşBir süreye kadar onları kendi hallerine bırak
Diyanet İşleri Mealiİnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Ali BulaçVe seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Süleyman AteşVe (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir
Diyanet İşleri MealiSenin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Ali BulaçÜstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir
Süleyman AteşKudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir
Diyanet İşleri MealiVe selam, peygamberleredir
Ali BulaçGönderilmiş (peygamber)lere selam olsun
Süleyman AteşSelam, gönderilen elçilere
Diyanet İşleri MealiHamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır
Ali BulaçVe alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun
Süleyman AteşHamd, alemlerin Rabbi Allah'a