☪ Anlam Arayışı

37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
37:1
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفࣰّ ا

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Süleyman AteşAndolsun o sıra sıra dizilenlere

Yusuf AliBy those who range themselves in ranks

37:2
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرࣰ ا

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Süleyman AteşBağırıp sürenlere

Yusuf AliAnd so are strong in repelling (evil)

37:3
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Süleyman AteşZikir okuyanlara

Yusuf AliAnd thus proclaim the Message (of God)

37:4
إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدࣱ‏

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Süleyman AteşKi Tanrınız, birdir

Yusuf AliVerily, verily, your God is one

37:5
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Süleyman AteşGöklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir

Yusuf AliLord of the heavens and of the earth and all between them, and Lord of every point at the rising of the sun

37:6 📚 2
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik

Süleyman AteşBiz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik

Yusuf AliWe have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars

37:7
وَحِفۡظࣰ ا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ مَّارِدࣲ‏

Diyanet İşleri MealiOnu, inatçı her türlü şeytandan koruduk

Süleyman AteşVe (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk

Yusuf Ali(For beauty) and for guard against all obstinate rebellious evil spirits

37:8 📚 1
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ‏

Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

Süleyman AteşO (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır

Yusuf Ali(So) they should not strain their ears in the direction of the Exalted Assembly but be cast away from every side

37:9
دُحُورࣰ اۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ

Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

Süleyman AteşKovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır

Yusuf AliRepulsed, for they are under a perpetual penalty

37:10 📚 1
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ‏

Diyanet İşleri MealiHele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir

Süleyman AteşYalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler

Yusuf AliExcept such as snatch away something by stealth, and they are pursued by a flaming fire, of piercing brightness

37:11 📚 2
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينࣲ لَّازِبِۭ

Diyanet İşleri MealiAllah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır

Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık

Yusuf AliJust ask their opinion: are they the more difficult to create, or the (other) beings We have created? Them have We created out of a sticky clay

37:12 📚 2
بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ

Diyanet İşleri MealiEvet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar

Süleyman AteşHayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar

Yusuf AliTruly dost thou marvel, while they ridicule

37:13
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler

Süleyman AteşKendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar

Yusuf AliAnd, when they are admonished, pay no heed

37:14
وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةࣰ يَسۡتَسۡخِرُونَ

Diyanet İşleri MealiBir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar

Süleyman AteşBir mu'cize görseler, alay ediyorlar

Yusuf AliAnd, when they see a Sign, turn it to mockery

37:15
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينٌ

Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Süleyman AteşBu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar

Yusuf AliAnd say, "This is nothing but evident sorcery

37:16
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Süleyman AteşYani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz

Yusuf AliWhat! when we die, and become dust and bones, shall we (then) be raised up (again)

37:17
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Süleyman AteşEvvelki atalarımız da mı

Yusuf AliAnd also our fathers of old

37:18
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak

Süleyman AteşDe ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)

Yusuf AliSay thou: "Yea, and ye shall then be humiliated (on account of your evil)

37:19
فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ

Diyanet İşleri MealiTek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar

Süleyman AteşO (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır

Yusuf AliThen it will be a single (compelling) cry; and behold, they will begin to see

37:20
وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür

Süleyman AteşVah bize, bu ceza günüdür! dediler

Yusuf AliThey will say, "Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment

37:21
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir

Süleyman AteşBu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür

Yusuf Ali(A voice will say,) "This is the Day of Sorting Out, whose truth ye (once) denied

37:22
۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ

Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

Süleyman Ateş(Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını

Yusuf AliBring ye up", it shall be said, "The wrong-doers and their wives, and the things they worshipped

37:23
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ

Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

Süleyman AteşAllah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün

Yusuf AliBesides God, and lead them to the Way to the (Fierce) Fire

37:24
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ

Diyanet İşleri MealiOnları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır

Süleyman AteşDurdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir

Yusuf AliBut stop them, for they must be asked

37:25 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ

Diyanet İşleri MealiŞöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz

Süleyman AteşSize ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz

Yusuf AliWhat is the matter with you that ye help not each other

37:26
بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ

Diyanet İşleri MealiHayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır

Süleyman Ateş(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır

Yusuf AliNay, but that day they shall submit (to Judgment)

37:27 📚 3
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar

Süleyman AteşBirbirlerine döndüler, soruyorlar

Yusuf AliAnd they will turn to one another, and question one another

37:28
قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ

Diyanet İşleri Mealiİleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler

Süleyman Ateş(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz

Yusuf AliThey will say: "It was ye who used to come to us from the right hand (of power and authority)

37:29
قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Diyanet İşleri MealiOnlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz

Süleyman Ateş(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz

Yusuf AliThey will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith

37:30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا طَٰغِينَ

Diyanet İşleri MealiBizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz

Süleyman AteşBizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz

Yusuf AliNor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion

37:31
فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Diyanet İşleri MealiBu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız

Süleyman AteşArtık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız

Yusuf AliSo now has been proved true, against us, the word of our Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our sins)

37:32
فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

Diyanet İşleri MealiSizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık

Süleyman AteşSizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz)

Yusuf AliWe led you astray: for truly we were ourselves astray

37:33
فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ

Diyanet İşleri MealiO gün hepsi azabda birleşirler

Süleyman AteşO gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar

Yusuf AliTruly, that Day, they will (all) share in the Penalty

37:34
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu suçlulara böyle yaparız

Süleyman Ateşİşte biz, suçlulara böyle yaparız

Yusuf AliVerily that is how We shall deal with Sinners

37:35 📚 1
إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler

Süleyman AteşÇünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı

Yusuf AliFor they, when they were told that there is no god except God, would puff themselves up with Pride

37:36
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ

Diyanet İşleri MealiDeli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi

Süleyman AteşCinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi

Yusuf AliAnd say: "What! shall we give up our gods for the sake of a Poet possessed

37:37
بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Diyanet İşleri MealiHayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı

Süleyman AteşHayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı

Yusuf AliNay! he has come with the (very) Truth, and he confirms (the Message of) the apostles (before him)

37:38
إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız

Süleyman AteşSiz acı azabı tadacaksınız

Yusuf AliYe shall indeed taste of the Grievous Penalty

37:39
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Diyanet İşleri MealiYaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız

Süleyman AteşSadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz

Yusuf AliBut it will be no more than the retribution of (the Evil) that ye have wrought

37:40 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Diyanet İşleri MealiAncak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır

Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır

Yusuf AliBut the sincere (and devoted) Servants of God

37:41
أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Süleyman AteşOnlar için bilinen bir rızık vardır

Yusuf AliFor them is a Sustenance determined

37:42
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Süleyman Ateş(Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar

Yusuf AliFruits (Delights); and they (shall enjoy) honour and dignity

37:43
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Süleyman AteşNi'met cennetlerinde

Yusuf AliIn Gardens of Felicity

37:44
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Süleyman AteşTahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar

Yusuf AliFacing each other on Thrones (of Dignity)

37:45
يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينِۭ

Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Süleyman AteşÖnlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır

Yusuf AliRound will be passed to them a Cup from a clear-flowing fountain

37:46
بَيۡضَآءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّٰرِبِينَ

Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Süleyman AteşBerrak, içenlere lezzet veren bir içki

Yusuf AliCrystal-white, of a taste delicious to those who drink (thereof)

37:47 📚 1
لَا فِيهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ

Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Süleyman AteşOnda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar

Yusuf AliFree from headiness; nor will they suffer intoxication therefrom

37:48
وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينࣱ‏

Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

Süleyman AteşYanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır

Yusuf AliAnd besides them will be chaste women, restraining their glances, with big eyes (of wonder and beauty)

37:49 📚 3
كَأَنَّهُنَّ بَيۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ‏

Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

Süleyman AteşSaklı yumurta gibi bembeyaz eşler

Yusuf AliAs if they were (delicate) eggs closely guarded

37:50
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp sorarlar

Süleyman AteşBunlar birbirine dönmüş soruyorlar

Yusuf AliThen they will turn to one another and question one another

37:51
قَالَ قَآئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينࣱ‏

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Süleyman AteşOnlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı

Yusuf AliOne of them will start the talk and say: "I had an intimate companion (on the earth)

37:52
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Süleyman AteşDerdi ki: 'Sen doğrulayanlardan mısın

Yusuf AliWho used to say, 'what! art thou amongst those who bear witness to the Truth (of the Message)

37:53
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Süleyman AteşBiz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız

Yusuf AliWhen we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments

37:54
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

Diyanet İşleri MealiYanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der

Süleyman Ateş(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi

Yusuf Ali(A voice) said: "Would ye like to look down

37:55
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Diyanet İşleri MealiBir bakar onu cehennemin ortasında görür

Süleyman AteşBaktı onu cehennemin ortasında gördü

Yusuf AliHe looked down and saw him in the midst of the Fire

37:56
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ

Diyanet İşleri MealiOna der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin

Süleyman AteşTallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın

Yusuf AliHe said: "By God! thou wast little short of bringing me to perdition

37:57 📚 1
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ

Diyanet İşleri MealiEğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum

Süleyman AteşRabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum

Yusuf AliHad it not been for the Grace of my Lord, I should certainly have been among those brought (there)

37:58
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ

Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

Süleyman AteşBiz bir daha ölmeyecek miyiz der

Yusuf AliIs it (the case) that we shall not die

37:59
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

Süleyman AteşYalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha

Yusuf AliExcept our first death, and that we shall not be punished

37:60
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Diyanet İşleri Mealiİşte büyük kurtuluş şüphesiz budur

Süleyman AteşGerçekten büyük başarı ve mutluluk budur

Yusuf AliVerily this is the supreme achievement

37:61
لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ

Diyanet İşleri MealiÇalışanlar bunun için çalışsın

Süleyman AteşÇalışanlar bunun için çalışsınlar

Yusuf AliFor the like of this let all strive, who wish to strive

37:62
أَذَٰلِكَ خَيۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Diyanet İşleri MealiKonukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı

Süleyman Ateş(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı

Yusuf AliIs that the better entertainment or the Tree of Zaqqum

37:63
إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّٰلِمِينَ

Diyanet İşleri MealiBiz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık

Süleyman AteşBiz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık

Yusuf AliFor We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers

37:64 📚 1
إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ

Diyanet İşleri MealiO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır

Süleyman AteşO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır

Yusuf AliFor it is a tree that springs out of the bottom of Hell-Fire

37:65
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Diyanet İşleri MealiTomurcukları şeytan başı gibidir

Süleyman AteşTomurcukları, şeytanların başları gibidir

Yusuf AliThe shoots of its fruit-stalks are like the heads of devils

37:66
فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Diyanet İşleri Mealiİşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar

Süleyman AteşOnlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır

Yusuf AliTruly they will eat thereof and fill their bellies therewith

37:67
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبࣰ ا مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

Diyanet İşleri MealiSonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir

Süleyman AteşSonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır

Yusuf AliThen on top of that they will be given a mixture made of boiling water

37:68 📚 1
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir

Süleyman AteşSonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir

Yusuf AliThen shall their return be to the (Blazing) Fire

37:69
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ

Diyanet İşleri MealiOnlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı

Süleyman AteşÇünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular

Yusuf AliTruly they found their fathers on the wrong Path

37:70
فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ

Diyanet İşleri MealiÖyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı

Süleyman AteşKendileri de onların izlerinde koşturuyorlar

Yusuf AliSo they (too) were rushed down on their footsteps

37:71
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiOnlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı

Süleyman AteşAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı

Yusuf AliAnd truly before them, many of the ancients went astray

37:72 📚 1
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik

Süleyman AteşBiz onların içine de uyarıcılar göndermiştik

Yusuf AliBut We sent aforetime, among them, (apostles) to admonish them

37:73
فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Diyanet İşleri MealiUyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak

Süleyman AteşBak, o uyarılanların sonu nice oldu

Yusuf AliThen see what was the end of those who were admonished (but heeded not)

37:74 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır

Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar

Yusuf AliExcept the sincere (and devoted) Servants of God

37:75
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik

Süleyman AteşAndolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk

Yusuf Ali(In the days of old), Noah cried to Us, and We are the best to hear prayer

37:76
وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Diyanet İşleri MealiOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık

Süleyman AteşOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık

Yusuf AliAnd We delivered him and his people from the Great Calamity

37:77 📚 2
وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ

Diyanet İşleri MealiAncak onun soyunu sürekli kıldık

Süleyman AteşYalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik)

Yusuf AliAnd made his progeny to endure (on this earth)

37:78 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations to come in later times

37:79
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Süleyman AteşAlemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar)

Yusuf AliPeace and salutation to Noah among the nations

37:80 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Diyanet İşleri Mealiİşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız

Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do we reward those who do right

37:81
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı

Süleyman AteşÇünkü o bizim, inanan kullarımızdandı

Yusuf AliFor he was one of our believing Servants

37:82
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra, diğerlerini suda boğduk

Süleyman AteşSonra ötekilerini suda boğduk

Yusuf AliThen the rest we overwhelmed in the Flood

37:83
۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı

Süleyman Ateşİbrahim de onun kolundan idi

Yusuf AliVerily among those who followed his Way was Abraham

37:84 📚 1
إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِيمٍ

Diyanet İşleri MealiNitekim Rabbine temiz bir kalple geldi

Süleyman AteşZira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti

Yusuf AliBehold! he approached his Lord with a sound heart

37:85
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz

Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti

Yusuf AliBehold! he said to his father and to his people, "What is that which ye worship

37:86
أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

Süleyman AteşAllah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

Yusuf AliIs it a falsehood- gods other than God- that ye desire

37:87
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri MealiAlemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir

Süleyman AteşAlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)

Yusuf AliThen what is your idea about the Lord of the worlds

37:88 📚 1
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِي ٱلنُّجُومِ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

Süleyman AteşYıldızlara bir göz attı

Yusuf AliThen did he cast a glance at the Stars

37:89 📚 2
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمࣱ‏

Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

Süleyman AteşBen hastayım, dedi

Yusuf AliAnd he said, "I am indeed sick (at heart)

37:90
فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ

Diyanet İşleri MealiOnu bırakıp gittiler

Süleyman AteşBunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar

Yusuf AliSo they turned away from him, and departed

37:91
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

Süleyman AteşO da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi

Yusuf AliThen did he turn to their gods and said, "will ye not eat (of the offerings before you)

37:92 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ

Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

Süleyman AteşNeyiniz var ki konuşmuyorsunuz

Yusuf AliWhat is the matter with you that ye speak not (intelligently)

37:93
فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ

Diyanet İşleri MealiSonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu

Süleyman AteşVe gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi

Yusuf AliThen did he turn upon them, striking (them) with the right hand

37:94
فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler

Süleyman Ateş(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler

Yusuf AliThen came (the worshippers) with hurried steps, and faced (him)

37:95 📚 1
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

Süleyman Ateş(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi

Yusuf AliHe said: "Worship ye that which ye have (yourselves) carved

37:96 📚 8
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

Süleyman AteşOysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır

Yusuf AliBut God has created you and your handwork

37:97
قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنࣰ ا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler

Süleyman AteşOnun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler

Yusuf AliThey said, "Build him a furnace, and throw him into the blazing fire

37:98
فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدࣰ ا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ

Diyanet İşleri MealiOna düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik

Süleyman AteşOna bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük

Yusuf Ali(This failing), they then sought a stratagem against him, but We made them the ones most humiliated

37:99 📚 1
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Diyanet İşleri Mealiİbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi

Süleyman Ateş(İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek

Yusuf AliHe said: "I will go to my Lord! He will surely guide me

37:100
رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Diyanet İşleri MealiRabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı

Süleyman AteşRabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet

Yusuf AliO my Lord! Grant me a righteous (son)

37:101
فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمࣲ‏

Diyanet İşleri MealiBiz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik

Süleyman AteşOna halim bir erkek çocuk müjdeledik

Yusuf AliSo We gave him the good news of a boy ready to suffer and forbear

37:102 📚 5
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Diyanet İşleri MealiÇocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi

Süleyman Ateş(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi

Yusuf AliThen, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if God so wills one practising Patience and Constancy

37:103 📚 3
فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ

Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Süleyman Ateşİkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca

Yusuf AliSo when they had both submitted their wills (to God), and he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice)

37:104
وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ

Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Süleyman AteşBiz ona: "İbrahim!" diye ünledik

Yusuf AliWe called out to him "O Abraham

37:105
قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Süleyman AteşSen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız

Yusuf AliThou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right

37:106
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu apaçık bir deneme idi

Süleyman AteşGerçekten bu, apaçık bir sınav idi

Yusuf AliFor this was obviously a trial

37:107
وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ‏

Diyanet İşleri MealiOna fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik

Süleyman AteşVe fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik

Yusuf AliAnd We ransomed him with a momentous sacrifice

37:108 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

37:109
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Süleyman Ateş(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi)

Yusuf AliPeace and salutation to Abraham

37:110 📚 2
كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Diyanet İşleri Mealiİşte iyileri böylece mükafatlandırırız

Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right

37:111
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, inanmış kullarımızdandı

Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı

Yusuf AliFor he was one of our believing Servants

37:112
وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيࣰّ ا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Diyanet İşleri MealiOna, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik

Süleyman AteşBiz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik

Yusuf AliAnd We gave him the good news of Isaac - a prophet,- one of the Righteous

37:113
وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينࣱ‏

Diyanet İşleri MealiKendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır

Süleyman AteşKendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de

Yusuf AliWe blessed him and Isaac: but of their progeny are (some) that do right, and (some) that obviously do wrong, to their own souls

37:114
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk

Süleyman AteşAndolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk

Yusuf AliAgain (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron

37:115
وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Diyanet İşleri Mealiİkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık

Süleyman AteşOnları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık

Yusuf AliAnd We delivered them and their people from (their) Great Calamity

37:116
وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Diyanet İşleri MealiOnlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi

Süleyman AteşOnlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular

Yusuf AliAnd We helped them, so they overcame (their troubles)

37:117
وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ

Diyanet İşleri MealiHer ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik

Süleyman AteşOnlara açık ifadeli Kitabı verdik

Yusuf AliAnd We gave them the Book which helps to make things clear

37:118
وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ

Diyanet İşleri MealiHer ikisini de doğru yola eriştirmiştik

Süleyman AteşVe onları doğru yola ilettik

Yusuf AliAnd We guided them to the Straight Way

37:119
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

Süleyman AteşVe sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for them among generations (to come) in later times

37:120
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

Süleyman Ateş(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi)

Yusuf AliPeace and salutation to Moses and Aaron

37:121 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız

Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right

37:122
إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Diyanet İşleri Mealiİkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı

Süleyman AteşÇünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı

Yusuf AliFor they were two of our believing Servants

37:123
وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu İlyas da peygamberlerdendir

Süleyman Ateşİlyas da elçilerdendi

Yusuf AliSo also was Elias among those sent (by Us)

37:124
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Süleyman AteşKavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız

Yusuf AliBehold, he said to his people, "Will ye not fear (God)

37:125
أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰ ا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Süleyman AteşBa'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini

Yusuf AliWill ye call upon Baal and forsake the Best of Creators

37:126
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Süleyman AteşSizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı

Yusuf AliGod, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher of your fathers of old

37:127
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

Süleyman AteşOnu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir

Yusuf AliBut they rejected him, and they will certainly be called up (for punishment)

37:128 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

Süleyman AteşYalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar

Yusuf AliExcept the sincere and devoted Servants of God (among them)

37:129 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

Süleyman AteşBiz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

37:130
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

Süleyman Ateşİlyas'a selam olsun

Yusuf AliPeace and salutation to such as Elias

37:131 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız

Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right

37:132
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Diyanet İşleri MealiO, inanmış kullarımızdandı

Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı

Yusuf AliFor he was one of our believing Servants

37:133
وَإِنَّ لُوطࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Lut da peygamberlerdendir

Süleyman AteşLut da gönderilen elçilerdendi

Yusuf AliSo also was Lut among those sent (by Us)

37:134
إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

Süleyman AteşOnu ve ailesini kurtardık

Yusuf AliBehold, We delivered him and his adherents, all

37:135
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

Süleyman AteşYalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç

Yusuf AliExcept an old woman who was among those who lagged behind

37:136
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra diğerlerini yok etmiştik

Süleyman AteşSonra ötekileri kırdık (geçirdik)

Yusuf AliThen We destroyed the rest

37:137 📚 3
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ

Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

Süleyman AteşSiz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin

Yusuf AliVerily, ye pass by their (sites), by day

37:138
وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

Süleyman AteşVe geceleyin. Düşünmüyor musunuz

Yusuf AliAnd by night: will ye not understand

37:139 📚 2
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Yunus da peygamberlerdendir

Süleyman AteşYunus da gönderilen elçilerdendi

Yusuf AliSo also was Jonah among those sent (by Us)

37:140 📚 2
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Diyanet İşleri MealiDolu bir gemiye kaçmıştı

Süleyman AteşDolu gemiye kaçmıştı

Yusuf AliWhen he ran away (like a slave from captivity) to the ship (fully) laden

37:141 📚 1
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ

Diyanet İşleri MealiGemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı

Süleyman Ateş(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti)

Yusuf AliHe (agreed to) cast lots, and he was condemned

37:142
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏

Diyanet İşleri MealiKendini kınarken onu bir balık yutmuştu

Süleyman Ateş(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu

Yusuf AliThen the big Fish did swallow him, and he had done acts worthy of blame

37:143 📚 8
فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ

Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

Süleyman AteşEğer tesbih edenlerden olmasaydı

Yusuf AliHad it not been that he (repented and) glorified God

37:144 📚 2
لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

Süleyman Ateş(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı

Yusuf AliHe would certainly have remained inside the Fish till the Day of Resurrection

37:145
۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمࣱ‏

Diyanet İşleri MealiHalsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık

Süleyman Ateş(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık

Yusuf AliBut We cast him forth on the naked shore in a state of sickness

37:146
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن يَقۡطِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiOnun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik

Süleyman AteşVe üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik

Yusuf AliAnd We caused to grow, over him, a spreading plant of the gourd kind

37:147
وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ

Diyanet İşleri MealiOnu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik

Süleyman AteşVe onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik

Yusuf AliAnd We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more

37:148
فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiSonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik

Süleyman Ateşİnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik

Yusuf AliAnd they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while

37:149
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ

Diyanet İşleri MealiPutperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı

Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı

Yusuf AliNow ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only) daughters, and they have sons

37:150
أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثࣰ ا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ

Diyanet İşleri MealiYoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler

Süleyman AteşYoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)

Yusuf AliOr that We created the angels female, and they are witnesses (thereto)

37:151
أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ

Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

Süleyman Ateşİyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki

Yusuf AliIs it not that they say, from their own invention

37:152
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

Süleyman AteşAllah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar

Yusuf AliGod has begotten children"? but they are liars

37:153
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah kızları, oğullara tercih mi etmiş

Süleyman Ateş(Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş

Yusuf AliDid He (then) choose daughters rather than sons

37:154 📚 2
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Diyanet İşleri MealiNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

Süleyman AteşSize ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz

Yusuf AliWhat is the matter with you? How judge ye

37:155
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Diyanet İşleri MealiHiç düşünmez misiniz

Süleyman AteşHiç mi düşünmüyorsunuz

Yusuf AliWill ye not then receive admonition

37:156
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنࣱ مُّبِينࣱ‏

Diyanet İşleri MealiYoksa apaçık bir deliliniz mi var

Süleyman AteşYoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var

Yusuf AliOr have ye an authority manifest

37:157
فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım

Süleyman AteşEğer doğru iseniz Kitabınızı getirin

Yusuf AliThen bring ye your Book (of authority) if ye be truthful

37:158
وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰ اۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler

Süleyman AteşAllah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir

Yusuf AliAnd they have invented a blood-relationship between Him and the Jinns: but the Jinns know (quite well) that they have indeed to appear (before his Judgment- Seat)

37:159
سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah onların vasıflandırmalarından münezzehtir

Süleyman AteşHaşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir

Yusuf AliGlory to God! (He is free) from the things they ascribe (to Him)

37:160 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır

Süleyman AteşFakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır)

Yusuf AliNot (so do) the Servants of God, sincere and devoted

37:161
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ

Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Süleyman Ateş(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız

Yusuf AliFor, verily, neither ye nor those ye worship

37:162
مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ

Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Süleyman AteşKandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız

Yusuf AliCan lead (any) into temptation concerning God

37:163
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ

Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Süleyman AteşCehenneme girecek olandan başkasını

Yusuf AliExcept such as are (themselves) going to the blazing Fire

37:164 📚 3
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Süleyman AteşBizden herkesin belli bir makamı vardır

Yusuf Ali(Those ranged in ranks say): "Not one of us but has a place appointed

37:165 📚 5
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ

Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Süleyman AteşBiziz, o saf saf dizilenler, biz

Yusuf AliAnd we are verily ranged in ranks (for service)

37:166 📚 4
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ

Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Süleyman AteşBiziz, o tesbih edenler, biz

Yusuf AliAnd we are verily those who declare (God's) glory

37:167
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Süleyman AteşGerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı

Yusuf AliAnd there were those who said

37:168
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Süleyman AteşEğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı

Yusuf AliIf only we had had before us a Message from those of old

37:169
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Süleyman AteşElbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk

Yusuf AliWe should certainly have been Servants of God, sincere (and devoted)

37:170
فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Diyanet İşleri MealiBöyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir

Süleyman AteşAma o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir

Yusuf AliBut (now that the Qur'an has come), they reject it: But soon will they know

37:171 📚 1
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir

Süleyman AteşGönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti

Yusuf AliAlready has Our Word been passed before (this) to our Servants sent (by Us)

37:172
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlar şüphesiz yardım göreceklerdir

Süleyman AteşMutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır

Yusuf AliThat they would certainly be assisted

37:173
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Diyanet İşleri MealiBizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir

Süleyman AteşVe galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır

Yusuf AliAnd that Our forces,- they surely must conquer

37:174
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlara aldırış etme

Süleyman AteşBir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme)

Yusuf AliSo turn thou away from them for a little while

37:175
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

Süleyman AteşOnları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir

Yusuf AliAnd watch them (how they fare), and they soon shall see (how thou farest)

37:176
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Diyanet İşleri MealiAzabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

Süleyman AteşBizim azabımızı mı acele istiyorlar

Yusuf AliDo they wish (indeed) to hurry on our Punishment

37:177 📚 1
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Diyanet İşleri MealiO azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur

Süleyman AteşFakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur

Yusuf AliBut when it descends into the open space before them, evil will be the morning for those who were warned (and heeded not)

37:178
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlardan yüz çevir

Süleyman AteşBir süreye kadar onları kendi hallerine bırak

Yusuf AliSo turn thou away from them for a little while

37:179
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Diyanet İşleri Mealiİnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

Süleyman AteşVe (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir

Yusuf AliAnd watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)

37:180
سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Diyanet İşleri MealiSenin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir

Süleyman AteşKudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir

Yusuf AliGlory to thy Lord, the Lord of Honour and Power! (He is free) from what they ascribe (to Him)

37:181
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Diyanet İşleri MealiVe selam, peygamberleredir

Süleyman AteşSelam, gönderilen elçilere

Yusuf AliAnd Peace on the apostles

37:182
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri MealiHamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır

Süleyman AteşHamd, alemlerin Rabbi Allah'a

Yusuf AliAnd Praise to God, the Lord and Cherisher of the Worlds

← Önceki Sonraki →

37. As-Saaffaat Suresi | Anlam Arayışı