37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun o saf bağlayıp duranlara
Saheeh InternationalBy those [angels] lined up in rows
«والصافات صفّا» الملائكة تصف نفوسها في العبادة أو أجنحتها في الهواء تنتظر ما تؤمر به.
Elmalılı Hamdi YazırO haykırıp da sürenlere
Saheeh InternationalAnd those who drive [the clouds]
«فالزاجرات زجرا» الملائكة تزجر السحاب أي تسوقه.
Elmalılı Hamdi YazırVe o yolda zikir okuyanlara
Saheeh InternationalAnd those who recite the message
«فالتاليات» أي قراء القرآن يتلونه «ذكرا» مصدر من معنى التاليات.
Elmalılı Hamdi YazırKi sizin ilâhınız birdir
Saheeh InternationalIndeed, your God is One
«إن إلهكم» يا أهل مكة «لواحد».
Elmalılı Hamdi YazırO, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir
Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them and Lord of the sunrises
«ربُّ السماوات والأرض وما بينهما وربُّ المشارق» أي والمغارب للشمس، لها كل يوم مشرق ومغرب.
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik
Saheeh InternationalIndeed, We have adorned the nearest heaven with an adornment of stars
«إنَّا زينا السماء الدنيا بزينة الكواكب» أي بضوئها أو بها، والإضافة للبيان كقراءة تنوين زينة المبينة بالكواكب.
Elmalılı Hamdi YazırOnu her inatçı şeytandan koruduk
Saheeh InternationalAnd as protection against every rebellious devil
«وحفظا» منصوب بفعل مقدر: أي حفظناها بالشهب «من كل» متعلق بالمقدر «شيطان مارد» عاتٍ خارج عن الطاعة.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar
Saheeh International[So] they may not listen to the exalted assembly [of angels] and are pelted from every side
«لا يسمعون» أي الشياطين مستأنف، وسماعهم هو في المعنى المحفوظ عنه «إلى الملأ الأعلى» الملائكة في السماء، وعدِّي السماع بإلى لتضمنه معنى الإصغاء وفي قراءة بتشديد الميم والسين أصله يتسمعون أدغمت التاء في السين «ويقذفون» أي الشياطين بالشهب «من كل جانب» من آفاق السماء.
Elmalılı Hamdi YazırUzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır
Saheeh InternationalRepelled; and for them is a constant punishment
«دُحُورا» مصدر دحره: أي طرده وأبعده وهو مفعول له «ولهم» في الآخرة «عذاب واصب» دائم.
Elmalılı Hamdi YazırAncak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder
Saheeh InternationalExcept one who snatches [some words] by theft, but they are pursued by a burning flame, piercing [in brightness]
«إلا من خطف الخطفة» مصدر: أي المرة، والاستثناء من ضمير يسمعون: أي لا يسمع إلا الشيطان الذي سمع الكلمة من الملائكة فأخذها بسرعة «فأتبعه شهاب» كوكب مضيء «ثاقب» يثقبه أو يحرقه أو يخبله.
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık
Saheeh InternationalThen inquire of them, [O Muhammad], "Are they a stronger [or more difficult] creation or those [others] We have created?" Indeed, We created men from sticky clay
«فاستفتهم» استخبر كفار مكة تقريرا أو توبيخا «أهم أشد خلقا أم من خلقنا» من الملائكة والسماوات والأرضين وما فيهما وفي الإتيان بمن تغليب العقلاء «إنا خلقناهم» أي أصلهم آدم «من طين لازب» لازم يلصق باليد: المعنى أن خلقهم ضعيف فلا يتكبروا بإنكار النبي والقرآن المؤدي إلى هلاكهم اليسير.
Elmalılı Hamdi YazırFakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar
Saheeh InternationalBut you wonder, while they mock
«بل» للانتقال من غرض إلى آخر وهو الإخبار بحاله وحالهم «عجبتَ» بفتح التاء خطابا للنبي صلى الله عليه وسلم، أي من تكذيبهم إياك «و» هم «يسخرون» من تعجبك.
Elmalılı Hamdi YazırKendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar
Saheeh InternationalAnd when they are reminded, they remember not
«وإذا ذكروا» وعظوا بالقرآن «لا يذكرون» لا يتعظون.
Elmalılı Hamdi YazırBir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar
Saheeh InternationalAnd when they see a sign, they ridicule
«وإذا رأوْا آية» كانشقاق القمر «يستسخرون» يستهزئُون بها.
Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir
Saheeh InternationalAnd say, "This is not but obvious magic
«وقالوا» فيها «إن» ما «هذا إلا سحر مبين» بيّن وقالوا منكرين للبعث.
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz
Saheeh InternationalWhen we have died and become dust and bones, are we indeed to be resurrected
«أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا لمبعوثون» في الهمزتين في الموضوعين التحقيق وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين.
Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımız da mı
Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]
«أوْ آباؤنا الأولون» بسكون الواو عطفا بأو، وبفتحها والهمزة للاستفهام والعطف بالواو والمعطوف عليه محل إن واسمها أو الضمير في لمبعوثون والفاصل همزة الاستفهام.
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)
Saheeh InternationalSay, "Yes, and you will be [rendered] contemptible
«قل نعم» تبعثون «وأنتم داخرون» أي صاغرون.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir
Saheeh InternationalIt will be only one shout, and at once they will be observing
«فإنما هي» ضمير مبهم يفسره «زجرة» أي صيحة «واحدة فإذا هم» أي الخلائق أحياء «ينظرون» ما يفعل بهم.
Elmalılı Hamdi YazırEyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler
Saheeh InternationalThey will say, "O woe to us! This is the Day of Recompense
«وقالوا» أي الكفار «يا» للتنبيه «ويْلنا» هلاكنا، وهو مصدر لا فعل له من لفظه وتقول لهم الملائكة: «هذا يوم الدين» يوم الحساب والجزاء.
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir
Saheeh International[They will be told], "This is the Day of Judgement which you used to deny
«هذا يوم الفصل» بين الخلائق «الذي كنتم به تكذبون» ويقال للملائكة.
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Saheeh International[The angels will be ordered], "Gather those who committed wrong, their kinds, and what they used to worship
«أُحشروا الذين ظلموا» أنفسهم بالشرك «وأزواجهم» قرناءهم من الشياطين «وما كانوا يعبدون».
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Saheeh InternationalOther than Allah, and guide them to the path of Hellfire
«من دون الله» أي غيره من الأوثان «فاهدوهم» دلوهم وسوقوهم «إلى صراط الجحيم» طريق النار.
Elmalılı Hamdi YazırVe durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler
Saheeh InternationalAnd stop them; indeed, they are to be questioned
«وقفوهم» احبسوهم عن الصراط «إنهم مسئولون» عن جميع أقوالهم، ويقال لهم توبيخا.
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir)
Saheeh International[They will be asked], "What is [wrong] with you? Why do you not help each other
«ما لكم لا تناصرون» لا ينصر بعضكم بعضا كحالكم في الدنيا ويقال لهم.
Elmalılı Hamdi YazırHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Saheeh InternationalBut they, that Day, are in surrender
«بل هم اليوم مستسلمون» منقادون أذلاء.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar
Saheeh InternationalAnd they will approach one another blaming each other
«وأقبل بعضهم على بعض يتساءلون» يتلاومون ويتخاصمون.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler
Saheeh InternationalThey will say, "Indeed, you used to come at us from the right
«قالوا» أي الأتباع منهم للمتبوعين «إنكم كنتم تأتوننا عن اليمين» عن الجهة التي كنا نأمنكم منها لحلفكم أنكم على الحق فصدقناكم واتبعناكم، المعنى أنكم أضللتمونا.
Elmalılı Hamdi Yazır(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız
Saheeh InternationalThe oppressors will say, "Rather, you [yourselves] were not believers
«قالوا» أي المتبعون لهم «بل لم تكونوا مؤمنين» وإنما يصدق الإضلال منا أن لو كنتم مؤمنين فرجعتم عن الإيمان إلينا.
Elmalılı Hamdi YazırBizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz
Saheeh InternationalAnd we had over you no authority, but you were a transgressing people
«وما كان لنا عليكم من سلطان» قوة وقدرة تقهركم على متابعتنا «بل كنتم قوما طاغين» ضالين مثلنا.
Elmalılı Hamdi YazırOnun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız
Saheeh InternationalSo the word of our Lord has come into effect upon us; indeed, we will taste [punishment]
(فحق) وجب (علينا) جميعا (قول ربنا) بالعذاب: أي قوله "" لأملأن جهنم من الجنة والناس أجمعين "" (إنا) جميعا (لذائقون) العذاب بذلك القول ونشأ عنه قولهم.
Elmalılı Hamdi YazırEvet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık
Saheeh InternationalAnd we led you to deviation; indeed, we were deviators
«فأغويناكم» المعلل بقولهم «إنا كنا غاوين».
Elmalılı Hamdi YazırO halde hepsi o gün azabda ortaktırlar
Saheeh InternationalSo indeed they, that Day, will be sharing in the punishment
قال تعالى «فإنهم يومئذ» يوم القيامة «في العذاب مشتركون» أي لاشتراكهم في الغواية.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz günahkarlara böyle yaparız
Saheeh InternationalIndeed, that is how We deal with the criminals
«إنا كذلك» كما نفعل بهؤلاء «نفعل بالمجرمين» غير هؤلاء: أي نعذبهم التابع منهم والمتبوع.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı
Saheeh InternationalIndeed they, when it was said to them, "There is no deity but Allah," were arrogant
«إنهم» أي هؤلاء بقرينة ما بعده «كانوا إذا قيل لهم لا إله إلا الله يستكبرون».
Elmalılı Hamdi YazırVe: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı
Saheeh InternationalAnd were saying, "Are we to leave our gods for a mad poet
«ويقولون أئنا» في همزتيه ما تقدم «لتاركوا آلهتنا لشاعر مجنون» أي لأجل محمد.
Elmalılı Hamdi YazırHayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti
Saheeh InternationalRather, the Prophet has come with the truth and confirmed the [previous] messengers
قال تعالى: «بل جاء بالحق وصدَّق المرسلين» الجائين به، وهو أن لا إله إلا الله.
Elmalılı Hamdi YazırElbette siz o acı azabı tadacaksınız
Saheeh InternationalIndeed, you [disbelievers] will be tasters of the painful punishment
«إنكم» فيه التفات «لذائقوا العذاب الأليم».
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız
Saheeh InternationalAnd you will not be recompensed except for what you used to do
«وما تجزوْن إلا» جزاء «ما كنتم تعملون».
Elmalılı Hamdi YazırSadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır
Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين استثناء منقطع، أي ذكر جزائهم في قوله.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar için belli bir rızık vardır
Saheeh InternationalThose will have a provision determined
«أولئك لهم» في الجنة «رزق معلوم» بكرة وعشيا.
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Saheeh InternationalFruits; and they will be honored
«فواكه» بدل أو بيان للرزق وهو ما يؤكل تلذذا لحفظ صحة لأن أهل الجنة مستغنون عن حفظها بخلق أجسامهم للأبد «وهم مكرمون» بثواب الله سبحانه وتعالى.
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Saheeh InternationalIn gardens of pleasure
«في جنات النعيم».
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler
Saheeh InternationalOn thrones facing one another
«على سرر متقابلين» لا يرى بعضهم قفا بعض.
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Saheeh InternationalThere will be circulated among them a cup [of wine] from a flowing spring
«يطاف عليهم» على كل منهم «بكأس» هو الإناء بشرابه «من معين» من خمر يجري على وجه الأرض كأنهار الماء.
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Saheeh InternationalWhite and delicious to the drinkers
«بيضاء» أشد بياضا من اللبن «لذة» لذيذة «للشاربين» بخلاف خمر الدنيا فإنها كريهة عند الشرب.
Elmalılı Hamdi YazırOnda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir
Saheeh InternationalNo bad effect is there in it, nor from it will they be intoxicated
«لا فيها غول» ما يغتال عقولهم «ولا هم عنها ينزَِفون» بفتح الزاي وكسرها من نزف الشارب وأنزف: أي يسكرون بخلاف خمر الدنيا.
Elmalılı Hamdi YazırYanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır
Saheeh InternationalAnd with them will be women limiting [their] glances, with large, [beautiful] eyes
«وعندهم قاصرات الطرْف» حابسات الأعين على أزواجهن لا ينظرن إلى غيرهم لحسنهم عندهن «عين» ضخام الأعين حسانها.
Elmalılı Hamdi YazırSanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler
Saheeh InternationalAs if they were [delicate] eggs, well-protected
«كأنهن» في اللون «بيض» للنعام «مكنون» مستور بريشه لا يصل إليه غبار، ولونه وهو البياض في صفرة، أحسن ألوان النساء.
Elmalılı Hamdi YazırDerken birbirine dönüp sorarlar
Saheeh InternationalAnd they will approach one another, inquiring of each other
«فأقبل بعضهم» بعض أهل الجنة «على بعض يتساءلون» عما مر بهم في الدنيا.
Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı
Saheeh InternationalA speaker among them will say, "Indeed, I had a companion [on earth]
«قال قائل منهم إني كان لي قرين» صاحب ينكر البعث.
Elmalılı Hamdi YazırDerdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın
Saheeh InternationalWho would say, 'Are you indeed of those who believe
«يقول» لي تبكيتا «أئنك لمن المصدقين» بالبعث.
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız
Saheeh InternationalThat when we have died and become dust and bones, we will indeed be recompensed
«أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا» في الهمزتين في الثلاثة مواضع ما تقدم «لمدينون» مجزيون ومحاسبون؟ أنكر ذلك أيضا.
Elmalılı Hamdi YazırSiz onu tanır mısınız?" der
Saheeh InternationalHe will say, "Would you [care to] look
«قال» ذلك القائل لإخوانه: «هل أنتم مطلعون» معي إلى النار لننظر حاله؟ فيقولون: لا.
Elmalılı Hamdi YazırDerken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür
Saheeh InternationalAnd he will look and see him in the midst of the Hellfire
«فاطلع» ذلك القائلون من بعض كوى الجنة «فرآه» أي رأى قرينه «في سواء الجحيم» في وسط النار.
Elmalılı Hamdi YazırOna şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin
Saheeh InternationalHe will say, "By Allah, you almost ruined me
«قال» له تشميتا «تالله إن» مخففة من الثقيلة «كدت» قاربت «لتردين» لتهلكني بإغوائك.
Elmalılı Hamdi YazırRabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım
Saheeh InternationalIf not for the favor of my Lord, I would have been of those brought in [to Hell]
«ولو لا نعمة ربي» عليَّ بالإيمان «لكنت من المحضرين» معك في النار وتقول أهل الجنة.
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Saheeh InternationalThen, are we not to die
«أفما نحن بميتين».
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Saheeh InternationalExcept for our first death, and we will not be punished
«إلا موتتنا الأولى» أي التي في الدنيا «وما نحن بمعذبين» هو استفهام تلذذ وتحدُّث بنعمة الله تعالى من تأبيد الحياة وعدم التعذيب.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu büyük kurtuluştur
Saheeh InternationalIndeed, this is the great attainment
«إن هذا» الذي ذكرت لأهل الجنة «لهو الفوز العظيم».
Elmalılı Hamdi YazırÇalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar
Saheeh InternationalFor the like of this let the workers [on earth] work
«لمثل هذا فليعمل العاملون» قيل يقال لهم ذلك، وقيل هم يقولونه.
Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı
Saheeh InternationalIs Paradise a better accommodation or the tree of zaqqum
«أذلك» المذكور لهم «خير نزلا» وهو ما يعدّ للنازل من ضيف وغيره «أم شجرة الزقوم» المعدة لأهل النار وهي من أخبث الشجر المرّ بتهامة ينبتها الله في الجحيم كما سيأتي.
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık
Saheeh InternationalIndeed, We have made it a torment for the wrongdoers
«إنا جعلناها» بذلك «فتنة للظالمين» أي الكافرين من أهل مكة، إذ قالوا: النار تحرق الشجر فكيف تنبته.
Elmalılı Hamdi YazırO bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar
Saheeh InternationalIndeed, it is a tree issuing from the bottom of the Hellfire
«إنها شجرة تخرج في أصل الجحيم» أي قعر جهنم، وأغصانها ترتفع إلى دركاتها.
Elmalılı Hamdi YazırTomurcukları şeytanların başları gibidir
Saheeh InternationalIts emerging fruit as if it was heads of the devils
«طلعها» المشبه بطلع النخل «كأنه رءوس الشياطين» الحيات القبيحة المنظر.
Elmalılı Hamdi YazırMutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır
Saheeh InternationalAnd indeed, they will eat from it and fill with it their bellies
«فإنهم» أي الكفار «لآكلون منها» مع قبحها لشدة جوعهم «فمالئون منها البطون».
Elmalılı Hamdi YazırSonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır
Saheeh InternationalThen indeed, they will have after it a mixture of scalding water
«ثم إن لهم عليها لشوبا من حميم» أي ماء حار يشربونه فيختلط بالمأكول منها فيصير شوبا له.
Elmalılı Hamdi YazırSonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir
Saheeh InternationalThen indeed, their return will be to the Hellfire
«ثم إن مرجعهم لإلى الجحيم» يفيد أنهم يخرجون منها لشرب الحميم وأنه خارجها.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular
Saheeh InternationalIndeed they found their fathers astray
«إنهم ألفوْا» وجدوا «آباءهم ضالين».
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar
Saheeh InternationalSo they hastened [to follow] in their footsteps
«فهم على آثارهم يُهرعون» يزعجون إلى اتباعهم فيسرعون إليه.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler
Saheeh InternationalAnd there had already strayed before them most of the former peoples
«ولقد ضل قبلهم أكثر الأولين» من الأمم الماضية.
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik
Saheeh InternationalAnd We had already sent among them warners
«ولقد أرسلنا فيهم منذرين» من الرسل مخوِّفين.
Elmalılı Hamdi YazırSonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu
Saheeh InternationalThen look how was the end of those who were warned
«فانظر كيف كان عاقبة المنذَرين» الكافرين: أي عاقبتهم العذاب.
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka
Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين فإنهم نجوا من العذاب لإخلاصهم في العبادة، أو لأن الله أخلصهم لها على قراءة فتح اللام.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik
Saheeh InternationalAnd Noah had certainly called Us, and [We are] the best of responders
(ولقد نادانا نوح) بقوله "" رب إني مغلوب فانتصر "" (فلنعم المجيبون) له نحن: أي دعانا على قومه فأهلكناهم بالغرق.
Elmalılı Hamdi YazırBiz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Saheeh InternationalAnd We saved him and his family from the great affliction
«ونجيناه وأهله من الكرب العظيم» أي الغرق.
Elmalılı Hamdi YazırHem onun neslini bâki kalanlar kıldık
Saheeh InternationalAnd We made his descendants those remaining [on the earth]
«وجعلنا ذريته هم الباقين» فالناس كلهم من نسله وكان له ثلاثة أولاد: سام وهو أبو العرب والفرس والروم، وحام وهو أبو السودان، ويافث وهو أبو الترك والخزر ويأجوج ومأجوج وما هنالك.
Elmalılı Hamdi YazırHem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık
Saheeh InternationalAnd left for him [favorable mention] among later generations
«وتركنا» أبقينا «عليه» ثناء حسنا «في الآخرين» من الأنبياء والأمم إلى يوم القيامة.
Elmalılı Hamdi YazırBütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun
Saheeh InternationalPeace upon Noah among the worlds
«سلام» منا «على نوح في العالمين».
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«إنا كذلك» كما جزيناهم «نجزي المحسنين».
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini suda boğduk
Saheeh InternationalThen We drowned the disbelievers
«ثم أغرقنا الآخرين» كفار قومه.
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı
Saheeh InternationalAnd indeed, among his kind was Abraham
«وإن من شيعته» أي ممن تابعه في أصل الدين «لإبراهيم» وإن طال الزمان بينهما وهو ألفان وستمائة وأربعون سنة وكان بينهما هود وصالح.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti
Saheeh InternationalWhen he came to his Lord with a sound heart
«إذ جاء ربهَّ» أي تابعه وقت مجيئه «بقلب سليم» من الشك وغيره.
Elmalılı Hamdi YazırO babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz
Saheeh International[And] when he said to his father and his people, "What do you worship
«إذ قال» في هذه الحالة المستمرة له «لأبيه وقومه» موبخا «ماذا» ما الذي «تعبدون».
Elmalılı Hamdi YazırYalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz
Saheeh InternationalIs it falsehood [as] gods other than Allah you desire
«أئفكا» في همزتيه ما تقدم «آلهة دون الله تريدون» وإفكا مفعول له، وآلهة مفعول به لتريدون والإفك: أسوأ الكذب، أي أتعبدون غير الله؟.
Elmalılı Hamdi YazırSiz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz
Saheeh InternationalThen what is your thought about the Lord of the worlds
«فما ظنكم برب العالمين» إذ عبدتم غيره أنه يترككم بلا عقاب؟ لا، وكانوا نجامين، فخرجوا إلى عيد لهم وتركوا طعامهم عند أصنامهم زعموا التبرك عليه فإذا رجعوا أكلوه، وقالوا للسيد: اخرج معنا.
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Saheeh InternationalAnd he cast a look at the stars
«فنظر نظرة في النجوم» إيهاما لهم أنه يعتمد عليها ليعتمدوه.
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Saheeh InternationalAnd said, "Indeed, I am [about to be] ill
«فقال إني سقيم» عليل أي سأسقم.
Elmalılı Hamdi YazırO zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler
Saheeh InternationalSo they turned away from him, departing
«فتولوا عنه» إلى عيدهم «مدبرين».
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi
Saheeh InternationalThen he turned to their gods and said, "Do you not eat
«فراغ» مال في خفية «إلى آلهتهم» وهي الأصنام وعندها الطعام «فقال» استهزاءً «ألا تأكلون» فلم ينطقوا.
Elmalılı Hamdi Yazır(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi)
Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you that you do not speak
فقال «ما لكم لا تنطقون» فلم يجب.
Elmalılı Hamdi YazırNihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Saheeh InternationalAnd he turned upon them a blow with [his] right hand
«فراغ عليهم ضربا باليمين» بالقوة فكسرها فبلغ قومه ممن رآه.
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler
Saheeh InternationalThen the people came toward him, hastening
«فأقبلوا إليه يزفون» أي يسرعون المشي فقالوا له: نحن نعبدها وأنت تكسرها.
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz
Saheeh InternationalHe said, "Do you worship that which you [yourselves] carve
«قال» لهم موبخا «أتعبدون ما تنحتون» من الحجارة وغيرها أصناما.
Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır
Saheeh InternationalWhile Allah created you and that which you do
«والله خلقكم وما تعملون» من نحتكم ومنحوتكم فاعبدوه وحده، وما مصدرية وقيل موصولة وقيل موصوفة.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler
Saheeh InternationalThey said, "Construct for him a furnace and throw him into the burning fire
«قالوا» بينهم «ابنوا له بنيانا» فاملئوه حطبا وأضرموه بالنار فإذا التهب «فألقوه في الجحيم» النار الشديدة.
Elmalılı Hamdi YazırBöylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük
Saheeh InternationalAnd they intended for him a plan, but We made them the most debased
«فأرادوا به كيدا» بإلقائه في النار لتهلكه «فجعلناهم الأسفلين» المقهورين فخرج من النار سالما.
Elmalılı Hamdi YazırBir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir
Saheeh InternationalAnd [then] he said, "Indeed, I will go to [where I am ordered by] my Lord; He will guide me
«وقال إني ذاهب إلى ربي» مهاجر إليه من دار الكفر «سيهدين» إلى حيث أمرني ربي بالمصير إليه وهو الشام فلما وصل إلى الأرض المقدسة قال.
Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et
Saheeh InternationalMy Lord, grant me [a child] from among the righteous
«رب هب لي» ولدا «من الصالحين».
Elmalılı Hamdi YazırBiz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik
Saheeh InternationalSo We gave him good tidings of a forbearing boy
«فبشرناه بغلام حليم» أي ذي حلم كثير.
Elmalılı Hamdi YazırOğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi
Saheeh InternationalAnd when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast
«فلما بلغ معه السعي» أي أن يسعى معه ويعينه قيل بلغ سبع سنين وقيل ثلاث عشرة سنة «قال يا بنيَّ إني أرى» أي رأيت «في المنام أني أذبحك» ورؤيا الأنبياء حق وأفعالهم بأمر الله تعالى «فانظر ماذا ترى» من الرأي شاوره ليأنس بالذبح وينقاد للأمر به «قال يا أبت» التاء عوض عن ياء الإضافة «افعل ما تؤمر» به «ستجدني إن شاء الله من الصابرين» على ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı
Saheeh InternationalAnd when they had both submitted and he put him down upon his forehead
«فلما أسلما» خضعا وانقادا لأمر الله تعالى «وتله للجبين» صرعه عليه، ولكل إنسان جبينان بينهما الجبهة وكان ذلك بمنى، وأمرَّ السكين على حلقه فلم تعمل شيئا بمانع من القدرة الإلهية.
Elmalılı Hamdi YazırBiz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim
Saheeh InternationalWe called to him, "O Abraham
«وناديناه أن يا إبراهيم».
Elmalılı Hamdi YazırRüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Saheeh InternationalYou have fulfilled the vision." Indeed, We thus reward the doers of good
«قد صدقت الرؤيا» بما أتيت به مما أمكنك من أمر الذبح: أي يكفيك ذلك فجملة ناديناه جواب لما بزيادة الواو «إنا كذلك» كما جزيناك «نجزي المحسنين» لأنفسهم بامتثال الأمر بإفراج الشدة عنهم.
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
Saheeh InternationalIndeed, this was the clear trial
«إن هذا» الذبح المأمور به «لهو البلاء المبين» أي الاختبار الظاهر.
Elmalılı Hamdi YazırVe ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Saheeh InternationalAnd We ransomed him with a great sacrifice
«وفديناه» أي المأمور بذبحه، وهو إسماعيل أو إسحاق قولان «بذبح» بكبش «عظيم» من الجنة وهو الذي قربه هابيل جاء به جبريل عليه السلام فذبحه السيد إبراهيم مكبرا.
Elmalılı Hamdi YazırKendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations
«وتركنا» أبقينا «عليه في الآخرين» ثناءً حسنا.
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İbrahim'e
Saheeh InternationalPeace upon Abraham
«سلام» منا «على إبراهيم».
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«كذلك» كما جزيناه «نجزي المحسنين» لأنفسهم.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırOna bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik
Saheeh InternationalAnd We gave him good tidings of Isaac, a prophet from among the righteous
«وبشرناه بإسحاق» استدلَّ بذلك على أن الذبح غيره «نبيا» حال مقدرة: أي يوجد مقدرا نبوته «من الصالحين».
Elmalılı Hamdi YazırHem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var
Saheeh InternationalAnd We blessed him and Isaac. But among their descendants is the doer of good and the clearly unjust to himself
«وباركنا عليه» بكثير ذريته «وعلى إسحاق» ولده بجعلنا أكثر الأنبياء من نسله «ومن ذريتهما محسن» مؤمن «وظالم لنفسه» كافر «مبين» بيَّن الكفر.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik
Saheeh InternationalAnd We did certainly confer favor upon Moses and Aaron
«ولقد مننا على موسى وهارون» بالنبوة.
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Saheeh InternationalAnd We saved them and their people from the great affliction
«ونجيناهما وقومهما» بني إسرائيل «من الكرب العظيم» أي استعباد فرعون إياهم.
Elmalılı Hamdi YazırHem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular
Saheeh InternationalAnd We supported them so it was they who overcame
«ونصرناهم» على القبط «فكانوا هم الغالبين».
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik
Saheeh InternationalAnd We gave them the explicit Scripture
«وآتيناهما الكتاب المستبين» البليغ البيان فيما أتى به من الحدود والأحكام وغيرها وهو التوراة.
Elmalılı Hamdi YazırKendilerini doğru yola çıkardık
Saheeh InternationalAnd We guided them on the straight path
«وهديناهما الصراط» الطريق «المستقيم».
Elmalılı Hamdi YazırSonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for them [favorable mention] among later generations
«وتركنا» أبقينا «عليهما في الآخرين» ثناءً حسنا.
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun, Musa ile Harun'a
Saheeh InternationalPeace upon Moses and Aaron
«سلام» منا «على موسى وهارون».
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«إنا كذلك» كما جزيناهما «نجزي المحسنين».
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, they were of Our believing servants
«إنهما من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir
Saheeh InternationalAnd indeed, Elias was from among the messengers
«وإن إلياس» بالهمزة أوله وتركه «لمن المرسلين» قيل هو ابن أخي هارون أخي موسى، وقيل غيره أرسل إلى قوم ببعلبك ونواحيها.
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Saheeh InternationalWhen he said to his people, "Will you not fear Allah
«إذ» منصوب باذكر مقدرا «قال لقومه ألا تتقون» الله.
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Saheeh InternationalDo you call upon Ba'l and leave the best of creators
«أتدعون بعلا» اسم صنم لهم من ذهب، وبه سمي البلد أيضا مضافا إلى بك: أي أتعبدونه «وتذرون» تتركون «أحسن الخالقين» فلا تعبدونه.
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Saheeh InternationalAllah, your Lord and the Lord of your first forefathers
«اللهُ ربُّكم وربُّ آبائكم الأولين» برفع الثلاثة على إضمار هو، وبنصبها على البدل من أحسن.
Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır
Saheeh InternationalAnd they denied him, so indeed, they will be brought [for punishment]
«فكذبوه فإنهم لمحضرون» في النار.
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna
Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين منهم فإنهم نجوا منها.
Elmalılı Hamdi YazırOna da sonrakiler içinde şunu bıraktık
Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations
«وتركنا عليه في الآخرين» ثناءً حسنا.
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İlyâsîn'e
Saheeh InternationalPeace upon Elias
«سلام» منا «على إلْ ياسين» قيل هو إلياس المتقدم ذكره، وقيل هو ومن آمن معه فجمعوا معه تغليبا كقولهم للمهلب وقومه المهلبون وعلى قراءة آل ياسين بالمد، أي أهله المراد به إلياس أيضا.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good
«إنا كذلك» كما جزيناه «نجزي المحسنين».
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir
Saheeh InternationalAnd indeed, Lot was among the messengers
«وإن لوطا لمن المرسلين».
Elmalılı Hamdi YazırHani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık
Saheeh International[So mention] when We saved him and his family, all
اذكر «إذ نجيناه وأهله أجمعين».
Elmalılı Hamdi YazırAncak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç
Saheeh InternationalExcept his wife among those who remained [with the evildoers]
«إلا عجوزا في الغابرين» أي الباقين في العذاب.
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini helak etmiştik
Saheeh InternationalThen We destroyed the others
«ثم دمرنا» أهلكنا «الآخرين» كفار قومه.
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Saheeh InternationalAnd indeed, you pass by them in the morning
«وإنكم لتمرون عليهم» على آثارهم ومنازلهم في أسفاركم «مصبحين» أي وقت الصباح يعني بالنهار.
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Saheeh InternationalAnd at night. Then will you not use reason
«وبالليل أفلا تعقلون» يا أهل مكة ما حل بهم فتعتبرون به.
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir
Saheeh InternationalAnd indeed, Jonah was among the messengers
«وإن يونس لمن المرسلين».
Elmalılı Hamdi YazırHani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı
Saheeh International[Mention] when he ran away to the laden ship
«إذْ أبق» هرب «إلى الفلك المشحون» السفينة المملوءة حين غاضب قومه لما لم ينزل بهم العذاب الذي وعدهم به فركب السفينة فوقفت في لجة البحر، فقال الملاحون هنا عبد أبق من سيده تظهره القرعة.
Elmalılı Hamdi Yazır(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu
Saheeh InternationalAnd he drew lots and was among the losers
«فساهم» قارع أهل السفينة «فكان من المدحضين» المغلوبين بالقرعة فألقوه في البحر.
Elmalılı Hamdi YazırDerken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu
Saheeh InternationalThen the fish swallowed him, while he was blameworthy
«فالتقمه الحوت» ابتلعه «وهو مليم» أي آت بما يلام عليه من ذهابه إلى البحر وركوبه السفينة بلا إذن من ربه.
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Saheeh InternationalAnd had he not been of those who exalt Allah
(فلولا أنه كان من المسبحين) الذاكرين بقوله كثيرا في بطن الحوت "" لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين "".
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Saheeh InternationalHe would have remained inside its belly until the Day they are resurrected
«للبث في بطنه إلى يوم يبعثون» لصار بطن الحوت قبرا له إلى يوم القيامة.
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu hasta bir halde bir alana çıkardık
Saheeh InternationalBut We threw him onto the open shore while he was ill
«فنبذناه» أي ألقيناه من بطن الحوت «بالعراء» بوجه الأرض: أي بالساحل من يومه أو بعد ثلاثة أو سبعة أيام أو عشرين أو أربعين يوما «وهو سقيم» العليل كالفرخ الممعط.
Elmalılı Hamdi YazırÜzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik
Saheeh InternationalAnd We caused to grow over him a gourd vine
«وأنبتنا عليه شجرة من يقطين» وهي القرع تظله بساق على خلاف العادة في القرع معجزة له، وكانت تأتيه وعلة صباحا ومساء يشرب من لبنها حتى قوي.
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik
Saheeh InternationalAnd We sent him to [his people of] a hundred thousand or more
«وأرسلناه» بعد ذلك كقبله إلى قوم بنينوى من أرض الموصل «إلى مائة ألف أو» بل «يزيدون» عشرين أو ثلاثين أو سبعين ألفا.
Elmalılı Hamdi YazırO zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık
Saheeh InternationalAnd they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time
«فآمنوا» عند معاينة العذاب الموعودين به «فمتعناهم» أبقيناهم ممتعين بمالهم «إلى حين» تنقضي آجالهم فيه.
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı
Saheeh InternationalSo inquire of them, [O Muhammad], "Does your Lord have daughters while they have sons
«فاستفتهم» استخبر كفار مكة توبيخا لهم «ألربك البنات» بزعمهم أن الملائكة بنات الله «ولهم البنون» فيختصون بالأسنى.
Elmalılı Hamdi YazırYoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış
Saheeh InternationalOr did We create the angels as females while they were witnesses
«أم خلقنا الملائكة إناثا وهم شاهدون» خلقنا فيقولون ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Saheeh InternationalUnquestionably, it is out of their [invented] falsehood that they say
«ألا أنهم من إفكهم» كذبهم «ليقولون» بقولهم الملائكة بنات الله.
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Saheeh InternationalAllah has begotten," and indeed, they are liars
«ولد الله» بقولهم الملائكة بنات الله «وإنهم لكاذبون» فيه.
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş
Saheeh InternationalHas He chosen daughters over sons
«أصطفى» بفتح الهمزة للاستفهام واستغني بها عن همزة الوصل فحذفت، أي أختار «البنات على البنين».
Elmalılı Hamdi YazırSize ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz
Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you? How do you make judgement
«ما لكم كيف تحكمون» هذا الحكم الفاسد.
Elmalılı Hamdi YazırHiç düşünmüyor musunuz
Saheeh InternationalThen will you not be reminded
«أفلا تذَّكرون» بإدغام التاء في الذال، أنه سبحانه وتعالى منزه عن الولد.
Elmalılı Hamdi YazırYoksa sizin için açık bir delil mi var
Saheeh InternationalOr do you have a clear authority
«أم لكم سلطان مبين» حجة واضحة أن لله ولدا.
Elmalılı Hamdi YazırO halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı
Saheeh InternationalThen produce your scripture, if you should be truthful
«فأتوا بكتابكم» التوراة فأروني ذلك فيه «إن كنتم صادقين» في قولكم ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir
Saheeh InternationalAnd they have claimed between Him and the jinn a lineage, but the jinn have already known that they [who made such claims] will be brought to [punishment]
«وجعلوا» أي المشركون «بينه» تعالى «وبين الجنة» أي الملائكة لاجتنانهم عن الأبصار «نسبا» بقولهم إنها بنات الله «ولقد علمت الجنَّة إنهم» أي قائلي ذلك «لمحضرون» للنار يعذبون فيها.
Elmalılı Hamdi YazırAllah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Saheeh InternationalExalted is Allah above what they describe
«سبحان الله» تنزيها له «عما يصفون» بأن لله ولدا.
Elmalılı Hamdi YazırFakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar)
Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah [who do not share in that sin]
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين استثناء منقطع أي فإنهم ينزهون الله تعالى عما يصفه هؤلاء.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Saheeh InternationalSo indeed, you [disbelievers] and whatever you worship
«فإنكم وما تعبدون» من الأصنام.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Saheeh InternationalYou cannot tempt [anyone] away from Him
«ما أنتم عليه» أي على معبودكم عليه متعلق بقوله «بفاتنين» أي أحدا.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Saheeh InternationalExcept he who is to [enter and] burn in the Hellfire
«إلا من هو صال الجحيم» في علم الله تعالى.
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Saheeh International[The angels say], "There is not among us any except that he has a known position
قال جبريل للنبي صلى الله عليه وسلم «وما منا» معشر الملائكة أحد «إلا له مقام معلوم» في السماوات يعبد الله فيه لا يتجاوزه.
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who line up [for prayer]
«وإنا لنحن الصَّافون» أقدامنا في الصلاة.
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who exalt Allah
«وإنا لنحن المسبحون» المنزهون الله عما لا يليق به.
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Saheeh InternationalAnd indeed, the disbelievers used to say
«وإن» مخففة من الثقيلة «كانوا» أي كفار مكة «ليقولون».
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Saheeh InternationalIf we had a message from [those of] the former peoples
«لو أن عندنا ذكرا» كتابا «من الأولين» أي من كتب الأمم الماضية.
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Saheeh InternationalWe would have been the chosen servants of Allah
«لكنا عباد الله المخلصين» العابدة له.
Elmalılı Hamdi YazırFakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir
Saheeh InternationalBut they disbelieved in it, so they are going to know
قال تعالى: «فكفروا به» بالكتاب الذي جاءهم وهو القرآن الأشرف من ذلك الكتب «فسوف يعلمون» عاقبة كفرهم.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Saheeh InternationalAnd Our word has already preceded for Our servants, the messengers
(ولقد سبقت كلمتنا) بالنصر (لعبادنا المرسلين) وهي "" لأغلبن أنا ورسلي "".
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Saheeh International[That] indeed, they would be those given victory
أو هي قوله «إنهم لهم المنصورون».
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Saheeh InternationalAnd [that] indeed, Our soldiers will be those who overcome
«وإن جندنا» أي المؤمنين «لهم الغالبون» الكفار بالحجة والنصرة عليهم في الدنيا، وإن لم ينتصر بعض منهم في الدنيا ففي الآخرة.
Elmalılı Hamdi YazırOnun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Saheeh InternationalSo, [O Muhammad], leave them for a time
«فتول عنهم» أي أعرض عن كفار مكة «حتى حين» تؤمر فيه بقتالهم.
Elmalılı Hamdi YazırOnlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir
Saheeh InternationalAnd see [what will befall] them, for they are going to see
«وأبصرهم» إذ نزل بهم العذاب «فسوف يبصرون» عاقبة كفرهم.
Elmalılı Hamdi YazırYa şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Saheeh InternationalThen for Our punishment are they impatient
فقالوا استهزاء: متى نزول هذا العذاب؟ قال تعالى تهديدا لهم: «أفبعذابنا يستعجلون».
Elmalılı Hamdi YazırFakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür
Saheeh InternationalBut when it descends in their territory, then evil is the morning of those who were warned
«فإذا نزل بساحتهم» بفنائهم قال الفراء: العرب تكتفي بذكر الساحة عن القوم «فَساء» بئس صباحا «صباح المنذَرين» فيه إقامة الظاهر مقام المضمر.
Elmalılı Hamdi YazırYine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Saheeh InternationalAnd leave them for a time
«وتول عنهم حتى حين».
Elmalılı Hamdi Yazır(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir
Saheeh InternationalAnd see, for they are going to see
«وأبصر فسوف يبصرون» كرر تأكيدا لتهديدهم وتسلية له صلى الله عليه وسلم.
Elmalılı Hamdi YazırSenin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Saheeh InternationalExalted is your Lord, the Lord of might, above what they describe
«سبحان ربك رب العزة» الغلبة «عما يصفون» بأن له ولدا.
Elmalılı Hamdi YazırGönderilen bütün peygamberlere selam olsun
Saheeh InternationalAnd peace upon the messengers
«وسلام على المرسلين» المبلغين عن الله التوحيد والشرائع.
Elmalılı Hamdi YazırHamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur
Saheeh InternationalAnd praise to Allah, Lord of the worlds
«والحمد لله رب العالمين» على نصرهم وهلاك الكافرين.