☪ Anlam Arayışı

37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
37:1
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفࣰّ ا

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun o saf bağlayıp duranlara

Ali BulaçSaflar halinde dizilenlere andolsun

Saheeh InternationalBy those [angels] lined up in rows

37:2
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırO haykırıp da sürenlere

Ali BulaçHaykırıp sürükleyenlere

Saheeh InternationalAnd those who drive [the clouds]

37:3
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا

Elmalılı Hamdi YazırVe o yolda zikir okuyanlara

Ali BulaçZikir okuyanlara

Saheeh InternationalAnd those who recite the message

37:4
إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırKi sizin ilâhınız birdir

Ali BulaçTartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir

Saheeh InternationalIndeed, your God is One

37:5
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ

Elmalılı Hamdi YazırO, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir

Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir

Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them and Lord of the sunrises

37:6 📚 2
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik

Ali BulaçŞüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık

Saheeh InternationalIndeed, We have adorned the nearest heaven with an adornment of stars

37:7
وَحِفۡظࣰ ا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ مَّارِدࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnu her inatçı şeytandan koruduk

Ali BulaçVe itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk

Saheeh InternationalAnd as protection against every rebellious devil

37:8 📚 1
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar

Ali BulaçKi onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar

Saheeh International[So] they may not listen to the exalted assembly [of angels] and are pelted from every side

37:9
دُحُورࣰ اۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ

Elmalılı Hamdi YazırUzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır

Ali BulaçUzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır

Saheeh InternationalRepelled; and for them is a constant punishment

37:10 📚 1
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırAncak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder

Ali BulaçAncak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)

Saheeh InternationalExcept one who snatches [some words] by theft, but they are pursued by a burning flame, piercing [in brightness]

37:11 📚 2
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينࣲ لَّازِبِۭ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık

Ali BulaçŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık

Saheeh InternationalThen inquire of them, [O Muhammad], "Are they a stronger [or more difficult] creation or those [others] We have created?" Indeed, We created men from sticky clay

37:12 📚 2
بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar

Ali BulaçHayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar

Saheeh InternationalBut you wonder, while they mock

37:13
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar

Ali BulaçKendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar

Saheeh InternationalAnd when they are reminded, they remember not

37:14
وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةࣰ يَسۡتَسۡخِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar

Ali BulaçBir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar

Saheeh InternationalAnd when they see a sign, they ridicule

37:15
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينٌ

Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir

Ali BulaçBu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler

Saheeh InternationalAnd say, "This is not but obvious magic

37:16
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz

Ali BulaçBiz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz

Saheeh InternationalWhen we have died and become dust and bones, are we indeed to be resurrected

37:17
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımız da mı

Ali BulaçVeya önceki atalarımız da mı

Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]

37:18
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)

Ali BulaçDe ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”

Saheeh InternationalSay, "Yes, and you will be [rendered] contemptible

37:19
فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir

Ali Bulaçİşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar

Saheeh InternationalIt will be only one shout, and at once they will be observing

37:20
وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırEyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler

Ali BulaçDerler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür

Saheeh InternationalThey will say, "O woe to us! This is the Day of Recompense

37:21
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir

Ali BulaçBu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür

Saheeh International[They will be told], "This is the Day of Judgement which you used to deny

37:22
۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru

Ali BulaçZulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın

Saheeh International[The angels will be ordered], "Gather those who committed wrong, their kinds, and what they used to worship

37:23
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru

Ali BulaçAllah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün

Saheeh InternationalOther than Allah, and guide them to the path of Hellfire

37:24
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler

Ali BulaçVe onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir

Saheeh InternationalAnd stop them; indeed, they are to be questioned

37:25 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir)

Ali Bulaç(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz

Saheeh International[They will be asked], "What is [wrong] with you? Why do you not help each other

37:26
بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır

Ali BulaçHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır

Saheeh InternationalBut they, that Day, are in surrender

37:27 📚 3
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar

Ali BulaçKimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar

Saheeh InternationalAnd they will approach one another blaming each other

37:28
قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler

Ali BulaçGerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler

Saheeh InternationalThey will say, "Indeed, you used to come at us from the right

37:29
قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız

Ali Bulaç(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz

Saheeh InternationalThe oppressors will say, "Rather, you [yourselves] were not believers

37:30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا طَٰغِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz

Ali BulaçBizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz

Saheeh InternationalAnd we had over you no authority, but you were a transgressing people

37:31
فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız

Ali BulaçBöylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız

Saheeh InternationalSo the word of our Lord has come into effect upon us; indeed, we will taste [punishment]

37:32
فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEvet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık

Ali BulaçEvet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik

Saheeh InternationalAnd we led you to deviation; indeed, we were deviators

37:33
فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO halde hepsi o gün azabda ortaktırlar

Ali BulaçArtık o gün onlar azapta ortaktırlar

Saheeh InternationalSo indeed they, that Day, will be sharing in the punishment

37:34
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz günahkarlara böyle yaparız

Ali BulaçDoğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız

Saheeh InternationalIndeed, that is how We deal with the criminals

37:35 📚 1
إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı

Ali BulaçÇünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı

Saheeh InternationalIndeed they, when it was said to them, "There is no deity but Allah," were arrogant

37:36
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ

Elmalılı Hamdi YazırVe: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı

Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz

Saheeh InternationalAnd were saying, "Are we to leave our gods for a mad poet

37:37
بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti

Ali BulaçHayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı

Saheeh InternationalRather, the Prophet has come with the truth and confirmed the [previous] messengers

37:38
إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırElbette siz o acı azabı tadacaksınız

Ali BulaçŞüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız

Saheeh InternationalIndeed, you [disbelievers] will be tasters of the painful punishment

37:39
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız

Ali BulaçYaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız

Saheeh InternationalAnd you will not be recompensed except for what you used to do

37:40 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır

Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka

Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah

37:41
أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar için belli bir rızık vardır

Ali Bulaçİşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır

Saheeh InternationalThose will have a provision determined

37:42
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir

Ali BulaçÇeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir

Saheeh InternationalFruits; and they will be honored

37:43
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir

Ali BulaçNimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde

Saheeh InternationalIn gardens of pleasure

37:44
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler

Ali BulaçBirbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)

Saheeh InternationalOn thrones facing one another

37:45
يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينِۭ

Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır

Ali BulaçKaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır

Saheeh InternationalThere will be circulated among them a cup [of wine] from a flowing spring

37:46
بَيۡضَآءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّٰرِبِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır

Ali BulaçBembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)

Saheeh InternationalWhite and delicious to the drinkers

37:47 📚 1
لَا فِيهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir

Ali BulaçOnda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir

Saheeh InternationalNo bad effect is there in it, nor from it will they be intoxicated

37:48
وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırYanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır

Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır

Saheeh InternationalAnd with them will be women limiting [their] glances, with large, [beautiful] eyes

37:49 📚 3
كَأَنَّهُنَّ بَيۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırSanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler

Ali BulaçSanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)

Saheeh InternationalAs if they were [delicate] eggs, well-protected

37:50
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken birbirine dönüp sorarlar

Ali BulaçBöyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar

Saheeh InternationalAnd they will approach one another, inquiring of each other

37:51
قَالَ قَآئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı

Ali BulaçBir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı

Saheeh InternationalA speaker among them will say, "Indeed, I had a companion [on earth]

37:52
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDerdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın

Ali BulaçDerdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın

Saheeh InternationalWho would say, 'Are you indeed of those who believe

37:53
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız

Ali BulaçBizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz

Saheeh InternationalThat when we have died and become dust and bones, we will indeed be recompensed

37:54
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz onu tanır mısınız?" der

Ali Bulaç(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz

Saheeh InternationalHe will say, "Would you [care to] look

37:55
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırDerken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür

Ali BulaçDerken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü

Saheeh InternationalAnd he will look and see him in the midst of the Hellfire

37:56
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırOna şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin

Ali BulaçDedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin

Saheeh InternationalHe will say, "By Allah, you almost ruined me

37:57 📚 1
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırRabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım

Ali BulaçEğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım

Saheeh InternationalIf not for the favor of my Lord, I would have been of those brought in [to Hell]

37:58
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ

Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız

Ali BulaçNasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz

Saheeh InternationalThen, are we not to die

37:59
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız

Ali BulaçYalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz

Saheeh InternationalExcept for our first death, and we will not be punished

37:60
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu büyük kurtuluştur

Ali BulaçŞüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir

Saheeh InternationalIndeed, this is the great attainment

37:61
لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar

Ali BulaçBöylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır

Saheeh InternationalFor the like of this let the workers [on earth] work

37:62
أَذَٰلِكَ خَيۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı

Ali BulaçNasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı

Saheeh InternationalIs Paradise a better accommodation or the tree of zaqqum

37:63
إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّٰلِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık

Ali BulaçDoğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık

Saheeh InternationalIndeed, We have made it a torment for the wrongdoers

37:64 📚 1
إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırO bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar

Ali BulaçŞüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar

Saheeh InternationalIndeed, it is a tree issuing from the bottom of the Hellfire

37:65
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Elmalılı Hamdi YazırTomurcukları şeytanların başları gibidir

Ali BulaçOnun tomurcukları, şeytanların başları gibidir

Saheeh InternationalIts emerging fruit as if it was heads of the devils

37:66
فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır

Ali BulaçArtık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar

Saheeh InternationalAnd indeed, they will eat from it and fill with it their bellies

37:67
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبࣰ ا مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırSonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır

Ali BulaçSonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır

Saheeh InternationalThen indeed, they will have after it a mixture of scalding water

37:68 📚 1
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir

Ali BulaçSonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir

Saheeh InternationalThen indeed, their return will be to the Hellfire

37:69
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular

Ali BulaçÇünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı

Saheeh InternationalIndeed they found their fathers astray

37:70
فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar

Ali BulaçKendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı

Saheeh InternationalSo they hastened [to follow] in their footsteps

37:71
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler

Ali BulaçAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı

Saheeh InternationalAnd there had already strayed before them most of the former peoples

37:72 📚 1
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik

Ali BulaçAndolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik

Saheeh InternationalAnd We had already sent among them warners

37:73
فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu

Ali BulaçUyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak

Saheeh InternationalThen look how was the end of those who were warned

37:74 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka

Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka

Saheeh InternationalBut not the chosen servants of Allah

37:75
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik

Ali BulaçAndolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik

Saheeh InternationalAnd Noah had certainly called Us, and [We are] the best of responders

37:76
وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırBiz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık

Ali BulaçOnu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık

Saheeh InternationalAnd We saved him and his family from the great affliction

37:77 📚 2
وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem onun neslini bâki kalanlar kıldık

Ali BulaçVe onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık

Saheeh InternationalAnd We made his descendants those remaining [on the earth]

37:78 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık

Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

Saheeh InternationalAnd left for him [favorable mention] among later generations

37:79
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun

Ali BulaçAlemler içinde selam olsun Nuh’a

Saheeh InternationalPeace upon Noah among the worlds

37:80 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Ali BulaçGerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

37:81
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı

Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı

Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants

37:82
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini suda boğduk

Ali BulaçSonra diğerlerini suda boğduk

Saheeh InternationalThen We drowned the disbelievers

37:83
۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı

Ali BulaçDoğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır

Saheeh InternationalAnd indeed, among his kind was Abraham

37:84 📚 1
إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti

Ali BulaçHani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti

Saheeh InternationalWhen he came to his Lord with a sound heart

37:85
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz

Ali BulaçHani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”

Saheeh International[And] when he said to his father and his people, "What do you worship

37:86
أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz

Ali Bulaç“Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”

Saheeh InternationalIs it falsehood [as] gods other than Allah you desire

37:87
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz

Ali Bulaç“Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”

Saheeh InternationalThen what is your thought about the Lord of the worlds

37:88 📚 1
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِي ٱلنُّجُومِ

Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi

Ali BulaçSonra yıldızlara bir göz attı

Saheeh InternationalAnd he cast a look at the stars

37:89 📚 2
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi

Ali Bulaç“Ben, doğrusu hastayım” dedi

Saheeh InternationalAnd said, "Indeed, I am [about to be] ill

37:90
فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler

Ali BulaçBöylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar

Saheeh InternationalSo they turned away from him, departing

37:91
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi

Ali BulaçBunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi

Saheeh InternationalThen he turned to their gods and said, "Do you not eat

37:92 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi)

Ali Bulaç“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”

Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you that you do not speak

37:93
فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi YazırNihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi

Ali BulaçDerken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi

Saheeh InternationalAnd he turned upon them a blow with [his] right hand

37:94
فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler

Ali BulaçÇok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler

Saheeh InternationalThen the people came toward him, hastening

37:95 📚 1
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz

Ali BulaçDedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”

Saheeh InternationalHe said, "Do you worship that which you [yourselves] carve

37:96 📚 8
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır

Ali Bulaç“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”

Saheeh InternationalWhile Allah created you and that which you do

37:97
قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنࣰ ا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler

Ali BulaçDediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”

Saheeh InternationalThey said, "Construct for him a furnace and throw him into the burning fire

37:98
فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدࣰ ا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük

Ali BulaçBöylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık

Saheeh InternationalAnd they intended for him a plan, but We made them the most debased

37:99 📚 1
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırBir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir

Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”

Saheeh InternationalAnd [then] he said, "Indeed, I will go to [where I am ordered by] my Lord; He will guide me

37:100
رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et

Ali Bulaç“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”

Saheeh InternationalMy Lord, grant me [a child] from among the righteous

37:101
فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBiz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik

Ali BulaçBiz de onu halim bir çocukla müjdeledik

Saheeh InternationalSo We gave him good tidings of a forbearing boy

37:102 📚 5
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi

Ali BulaçBöylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”

Saheeh InternationalAnd when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast

37:103 📚 3
فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı

Ali BulaçSonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı

Saheeh InternationalAnd when they had both submitted and he put him down upon his forehead

37:104
وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırBiz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim

Ali BulaçBiz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik

Saheeh InternationalWe called to him, "O Abraham

37:105
قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırRüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Ali Bulaç“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”

Saheeh InternationalYou have fulfilled the vision." Indeed, We thus reward the doers of good

37:106
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)

Ali BulaçDoğrusu bu, apaçık bir imtihandı

Saheeh InternationalIndeed, this was the clear trial

37:107
وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırVe ona büyük bir kurbanlık fidye verdik

Ali BulaçVe ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik

Saheeh InternationalAnd We ransomed him with a great sacrifice

37:108 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırKendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık

Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations

37:109
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İbrahim'e

Ali Bulaçİbrahim’e selam olsun

Saheeh InternationalPeace upon Abraham

37:110 📚 2
كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Ali BulaçBiz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

37:111
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı

Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır

Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants

37:112
وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيࣰّ ا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOna bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik

Ali BulaçBiz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik

Saheeh InternationalAnd We gave him good tidings of Isaac, a prophet from among the righteous

37:113
وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var

Ali BulaçOna ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de

Saheeh InternationalAnd We blessed him and Isaac. But among their descendants is the doer of good and the clearly unjust to himself

37:114
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik

Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk

Saheeh InternationalAnd We did certainly confer favor upon Moses and Aaron

37:115
وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık

Ali BulaçOnları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık

Saheeh InternationalAnd We saved them and their people from the great affliction

37:116
وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular

Ali BulaçOnlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular

Saheeh InternationalAnd We supported them so it was they who overcame

37:117
وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik

Ali BulaçVe ikisine anlatımı-açık kitabı verdik

Saheeh InternationalAnd We gave them the explicit Scripture

37:118
وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırKendilerini doğru yola çıkardık

Ali BulaçOnları dosdoğru yola yöneltip-ilettik

Saheeh InternationalAnd We guided them on the straight path

37:119
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık

Ali BulaçSonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

Saheeh InternationalAnd We left for them [favorable mention] among later generations

37:120
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun, Musa ile Harun'a

Ali BulaçMusa’ya ve Harun’a selam olsun

Saheeh InternationalPeace upon Moses and Aaron

37:121 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

37:122
إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı

Ali BulaçŞüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar

Saheeh InternationalIndeed, they were of Our believing servants

37:123
وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir

Ali BulaçGerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi

Saheeh InternationalAnd indeed, Elias was from among the messengers

37:124
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

Ali BulaçHani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”

Saheeh InternationalWhen he said to his people, "Will you not fear Allah

37:125
أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰ ا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

Ali Bulaç“Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”

Saheeh InternationalDo you call upon Ba'l and leave the best of creators

37:126
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

Ali Bulaç“Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”

Saheeh InternationalAllah, your Lord and the Lord of your first forefathers

37:127
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır

Ali BulaçFakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır

Saheeh InternationalAnd they denied him, so indeed, they will be brought [for punishment]

37:128 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna

Ali BulaçAncak, muhlis olan kullar başka

Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah

37:129 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOna da sonrakiler içinde şunu bıraktık

Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık

Saheeh InternationalAnd We left for him [favorable mention] among later generations

37:130
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İlyâsîn'e

Ali Bulaçİlyas’a selam olsun

Saheeh InternationalPeace upon Elias

37:131 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz

Saheeh InternationalIndeed, We thus reward the doers of good

37:132
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı

Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı

Saheeh InternationalIndeed, he was of Our believing servants

37:133
وَإِنَّ لُوطࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir

Ali BulaçGerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi

Saheeh InternationalAnd indeed, Lot was among the messengers

37:134
إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık

Ali BulaçHani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık

Saheeh International[So mention] when We saved him and his family, all

37:135
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç

Ali BulaçGeride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında

Saheeh InternationalExcept his wife among those who remained [with the evildoers]

37:136
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini helak etmiştik

Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik

Saheeh InternationalThen We destroyed the others

37:137 📚 3
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz

Ali BulaçSiz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti

Saheeh InternationalAnd indeed, you pass by them in the morning

37:138
وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz

Ali BulaçVe geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız

Saheeh InternationalAnd at night. Then will you not use reason

37:139 📚 2
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir

Ali BulaçŞüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi

Saheeh InternationalAnd indeed, Jonah was among the messengers

37:140 📚 2
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Elmalılı Hamdi YazırHani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı

Ali BulaçHani o, dolu bir gemiye kaçmıştı

Saheeh International[Mention] when he ran away to the laden ship

37:141 📚 1
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu

Ali BulaçBöylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu

Saheeh InternationalAnd he drew lots and was among the losers

37:142
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırDerken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu

Ali BulaçDerken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı

Saheeh InternationalThen the fish swallowed him, while he was blameworthy

37:143 📚 8
فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı

Ali BulaçEğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı

Saheeh InternationalAnd had he not been of those who exalt Allah

37:144 📚 2
لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı

Ali BulaçOnun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı

Saheeh InternationalHe would have remained inside its belly until the Day they are resurrected

37:145
۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu hasta bir halde bir alana çıkardık

Ali BulaçSonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık

Saheeh InternationalBut We threw him onto the open shore while he was ill

37:146
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن يَقۡطِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırÜzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik

Ali BulaçVe üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik

Saheeh InternationalAnd We caused to grow over him a gourd vine

37:147
وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik

Ali BulaçOnu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik

Saheeh InternationalAnd We sent him to [his people of] a hundred thousand or more

37:148
فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırO zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık

Ali BulaçSonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık

Saheeh InternationalAnd they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time

37:149
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı

Ali BulaçŞimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı

Saheeh InternationalSo inquire of them, [O Muhammad], "Does your Lord have daughters while they have sons

37:150
أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثࣰ ا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış

Ali BulaçYoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık

Saheeh InternationalOr did We create the angels as females while they were witnesses

37:151
أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar

Ali BulaçDikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki

Saheeh InternationalUnquestionably, it is out of their [invented] falsehood that they say

37:152
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar

Ali Bulaç“Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir

Saheeh InternationalAllah has begotten," and indeed, they are liars

37:153
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş

Ali Bulaç(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş

Saheeh InternationalHas He chosen daughters over sons

37:154 📚 2
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSize ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz

Ali BulaçSize ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz

Saheeh InternationalWhat is [wrong] with you? How do you make judgement

37:155
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHiç düşünmüyor musunuz

Ali BulaçHiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz

Saheeh InternationalThen will you not be reminded

37:156
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنࣱ مُّبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırYoksa sizin için açık bir delil mi var

Ali BulaçYoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var

Saheeh InternationalOr do you have a clear authority

37:157
فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı

Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı

Saheeh InternationalThen produce your scripture, if you should be truthful

37:158
وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰ اۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir

Ali BulaçOnlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir

Saheeh InternationalAnd they have claimed between Him and the jinn a lineage, but the jinn have already known that they [who made such claims] will be brought to [punishment]

37:159
سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAllah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir

Ali BulaçOnların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir

Saheeh InternationalExalted is Allah above what they describe

37:160 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar)

Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka

Saheeh InternationalExcept the chosen servants of Allah [who do not share in that sin]

37:161
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

Ali BulaçArtık siz de, tapmakta olduklarınız da

Saheeh InternationalSo indeed, you [disbelievers] and whatever you worship

37:162
مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

Ali BulaçO’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz

Saheeh InternationalYou cannot tempt [anyone] away from Him

37:163
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

Ali BulaçAncak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)

Saheeh InternationalExcept he who is to [enter and] burn in the Hellfire

37:164 📚 3
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

Ali Bulaç(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”

Saheeh International[The angels say], "There is not among us any except that he has a known position

37:165 📚 5
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

Ali Bulaç“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”

Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who line up [for prayer]

37:166 📚 4
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

Ali Bulaç“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”

Saheeh InternationalAnd indeed, we are those who exalt Allah

37:167
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

Ali BulaçOnlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de

Saheeh InternationalAnd indeed, the disbelievers used to say

37:168
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

Ali Bulaç”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”

Saheeh InternationalIf we had a message from [those of] the former peoples

37:169
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

Ali Bulaç“Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”

Saheeh InternationalWe would have been the chosen servants of Allah

37:170
فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir

Ali BulaçFakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir

Saheeh InternationalBut they disbelieved in it, so they are going to know

37:171 📚 1
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

Ali BulaçAndolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir

Saheeh InternationalAnd Our word has already preceded for Our servants, the messengers

37:172
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

Ali BulaçGerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır

Saheeh International[That] indeed, they would be those given victory

37:173
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

Ali BulaçVe hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır

Saheeh InternationalAnd [that] indeed, Our soldiers will be those who overcome

37:174
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

Ali BulaçÖyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

Saheeh InternationalSo, [O Muhammad], leave them for a time

37:175
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir

Ali BulaçVe onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir

Saheeh InternationalAnd see [what will befall] them, for they are going to see

37:176
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYa şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

Ali BulaçŞimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar

Saheeh InternationalThen for Our punishment are they impatient

37:177 📚 1
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür

Ali BulaçFakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur

Saheeh InternationalBut when it descends in their territory, then evil is the morning of those who were warned

37:178
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırYine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

Ali BulaçSen bir süreye kadar onlardan yüz çevir

Saheeh InternationalAnd leave them for a time

37:179
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir

Ali BulaçVe seyret; (azabı) yakında göreceklerdir

Saheeh InternationalAnd see, for they are going to see

37:180
سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSenin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir

Ali BulaçÜstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir

Saheeh InternationalExalted is your Lord, the Lord of might, above what they describe

37:181
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGönderilen bütün peygamberlere selam olsun

Ali BulaçGönderilmiş (peygamber)lere selam olsun

Saheeh InternationalAnd peace upon the messengers

37:182
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

Ali BulaçVe alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun

Saheeh InternationalAnd praise to Allah, Lord of the worlds

← Önceki Sonraki →

37. As-Saaffaat Suresi | Anlam Arayışı