37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun o saf bağlayıp duranlara
Ali BulaçSaflar halinde dizilenlere andolsun
Süleyman AteşAndolsun o sıra sıra dizilenlere
Elmalılı Hamdi YazırO haykırıp da sürenlere
Ali BulaçHaykırıp sürükleyenlere
Süleyman AteşBağırıp sürenlere
Elmalılı Hamdi YazırVe o yolda zikir okuyanlara
Ali BulaçZikir okuyanlara
Süleyman AteşZikir okuyanlara
Elmalılı Hamdi YazırKi sizin ilâhınız birdir
Ali BulaçTartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir
Süleyman AteşKi Tanrınız, birdir
Elmalılı Hamdi YazırO, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir
Ali BulaçGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, doğuların da Rabbidir
Süleyman AteşGöklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik
Ali BulaçŞüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık
Süleyman AteşBiz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik
Elmalılı Hamdi YazırOnu her inatçı şeytandan koruduk
Ali BulaçVe itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk
Süleyman AteşVe (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk
Elmalılı Hamdi YazırOnlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar
Ali BulaçKi onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar
Süleyman AteşO (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır
Elmalılı Hamdi YazırUzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır
Ali BulaçUzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır
Süleyman AteşKovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır
Elmalılı Hamdi YazırAncak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder
Ali BulaçAncak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder)
Süleyman AteşYalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık
Ali BulaçŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık
Elmalılı Hamdi YazırFakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar
Ali BulaçHayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar
Süleyman AteşHayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar
Elmalılı Hamdi YazırKendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar
Ali BulaçKendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar
Süleyman AteşKendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar
Elmalılı Hamdi YazırBir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar
Ali BulaçBir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar
Süleyman AteşBir mu'cize görseler, alay ediyorlar
Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir
Ali BulaçBu, açıkça bir büyüden başkası değildir" dediler
Süleyman AteşBu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz
Ali BulaçBiz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Süleyman AteşYani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz
Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımız da mı
Ali BulaçVeya önceki atalarımız da mı
Süleyman AteşEvvelki atalarımız da mı
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)
Ali BulaçDe ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Süleyman AteşDe ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir
Ali Bulaçİşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar
Süleyman AteşO (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır
Elmalılı Hamdi YazırEyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler
Ali BulaçDerler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür
Süleyman AteşVah bize, bu ceza günüdür! dediler
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir
Ali BulaçBu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür
Süleyman AteşBu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Ali BulaçZulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını biraraya getirip toplayın
Süleyman Ateş(Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Ali BulaçAllah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün
Süleyman AteşAllah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün
Elmalılı Hamdi YazırVe durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler
Ali BulaçVe onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir
Süleyman AteşDurdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir)
Ali Bulaç(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz
Süleyman AteşSize ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Ali BulaçHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Süleyman Ateş(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar
Ali BulaçKimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar
Süleyman AteşBirbirlerine döndüler, soruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler
Ali BulaçGerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler
Süleyman Ateş(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz
Elmalılı Hamdi Yazır(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız
Ali Bulaç(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz
Süleyman Ateş(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz
Elmalılı Hamdi YazırBizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz
Ali BulaçBizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz
Süleyman AteşBizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz
Elmalılı Hamdi YazırOnun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız
Ali BulaçBöylece Rabbimiz'in sözü (yıkım ve azap va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız
Süleyman AteşArtık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız
Elmalılı Hamdi YazırEvet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık
Ali BulaçEvet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik
Süleyman AteşSizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz)
Elmalılı Hamdi YazırO halde hepsi o gün azabda ortaktırlar
Ali BulaçArtık o gün onlar azapta ortaktırlar
Süleyman AteşO gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz günahkarlara böyle yaparız
Ali BulaçDoğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız
Süleyman Ateşİşte biz, suçlulara böyle yaparız
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı
Ali BulaçÇünkü onlara: "Allah'tan başka İlah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı
Süleyman AteşÇünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı
Elmalılı Hamdi YazırVe: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz
Süleyman AteşCinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi
Elmalılı Hamdi YazırHayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti
Ali BulaçHayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı
Süleyman AteşHayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı
Elmalılı Hamdi YazırElbette siz o acı azabı tadacaksınız
Ali BulaçŞüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız
Süleyman AteşSiz acı azabı tadacaksınız
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız
Ali BulaçYaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız
Süleyman AteşSadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırSadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır
Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar için belli bir rızık vardır
Ali Bulaçİşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır
Süleyman AteşOnlar için bilinen bir rızık vardır
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Ali BulaçÇeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir
Süleyman Ateş(Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Ali BulaçNimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde
Süleyman AteşNi'met cennetlerinde
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler
Ali BulaçBirbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar)
Süleyman AteşTahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Ali BulaçKaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır
Süleyman AteşÖnlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Ali BulaçBembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki)
Süleyman AteşBerrak, içenlere lezzet veren bir içki
Elmalılı Hamdi YazırOnda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir
Ali BulaçOnda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir
Süleyman AteşOnda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar
Elmalılı Hamdi YazırYanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır
Ali BulaçVe yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır
Süleyman AteşYanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır
Elmalılı Hamdi YazırSanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler
Ali BulaçSanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz)
Süleyman AteşSaklı yumurta gibi bembeyaz eşler
Elmalılı Hamdi YazırDerken birbirine dönüp sorarlar
Ali BulaçBöyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar
Süleyman AteşBunlar birbirine dönmüş soruyorlar
Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı
Ali BulaçBir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı
Süleyman AteşOnlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı
Elmalılı Hamdi YazırDerdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın
Ali BulaçDerdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın
Süleyman AteşDerdi ki: 'Sen doğrulayanlardan mısın
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız
Ali BulaçBizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz
Süleyman AteşBiz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız
Elmalılı Hamdi YazırSiz onu tanır mısınız?" der
Ali Bulaç(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz
Süleyman Ateş(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi
Elmalılı Hamdi YazırDerken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür
Ali BulaçDerken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü
Süleyman AteşBaktı onu cehennemin ortasında gördü
Elmalılı Hamdi YazırOna şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin
Ali BulaçDedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin
Süleyman AteşTallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın
Elmalılı Hamdi YazırRabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım
Ali BulaçEğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım
Süleyman AteşRabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Ali BulaçNasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz
Süleyman AteşBiz bir daha ölmeyecek miyiz der
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Ali BulaçYalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz
Süleyman AteşYalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu büyük kurtuluştur
Ali BulaçŞüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir
Süleyman AteşGerçekten büyük başarı ve mutluluk budur
Elmalılı Hamdi YazırÇalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar
Ali BulaçBöylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır
Süleyman AteşÇalışanlar bunun için çalışsınlar
Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı
Ali BulaçNasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı
Süleyman Ateş(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık
Ali BulaçDoğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık
Süleyman AteşBiz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık
Elmalılı Hamdi YazırO bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar
Ali BulaçŞüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar
Süleyman AteşO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
Elmalılı Hamdi YazırTomurcukları şeytanların başları gibidir
Ali BulaçOnun tomurcukları, şeytanların başları gibidir
Süleyman AteşTomurcukları, şeytanların başları gibidir
Elmalılı Hamdi YazırMutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır
Ali BulaçArtık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar
Süleyman AteşOnlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır
Elmalılı Hamdi YazırSonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır
Ali BulaçSonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır
Süleyman AteşSonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır
Elmalılı Hamdi YazırSonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir
Ali BulaçSonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir
Süleyman AteşSonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular
Ali BulaçÇünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Süleyman AteşÇünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar
Ali BulaçKendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı
Süleyman AteşKendileri de onların izlerinde koşturuyorlar
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler
Ali BulaçAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Süleyman AteşAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik
Ali BulaçAndolsun, Biz onlara uyarıcılar göndermiştik
Süleyman AteşBiz onların içine de uyarıcılar göndermiştik
Elmalılı Hamdi YazırSonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu
Ali BulaçUyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak
Süleyman AteşBak, o uyarılanların sonu nice oldu
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik
Ali BulaçAndolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik
Süleyman AteşAndolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk
Elmalılı Hamdi YazırBiz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Ali BulaçOnu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık
Süleyman AteşOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
Elmalılı Hamdi YazırHem onun neslini bâki kalanlar kıldık
Ali BulaçVe onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık
Süleyman AteşYalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik)
Elmalılı Hamdi YazırHem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırBütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun
Ali BulaçAlemler içinde selam olsun Nuh’a
Süleyman AteşAlemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar)
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Ali BulaçGerçekten Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü o bizim, inanan kullarımızdandı
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini suda boğduk
Ali BulaçSonra diğerlerini suda boğduk
Süleyman AteşSonra ötekilerini suda boğduk
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı
Ali BulaçDoğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır
Süleyman Ateşİbrahim de onun kolundan idi
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti
Ali BulaçHani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti
Süleyman AteşZira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti
Elmalılı Hamdi YazırO babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz
Ali BulaçHani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”
Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti
Elmalılı Hamdi YazırYalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz
Ali Bulaç“Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”
Süleyman AteşAllah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırSiz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz
Ali Bulaç“Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”
Süleyman AteşAlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Ali BulaçSonra yıldızlara bir göz attı
Süleyman AteşYıldızlara bir göz attı
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Ali Bulaç“Ben, doğrusu hastayım” dedi
Süleyman AteşBen hastayım, dedi
Elmalılı Hamdi YazırO zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler
Ali BulaçBöylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar
Süleyman AteşBunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi
Ali BulaçBunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi
Süleyman AteşO da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi
Elmalılı Hamdi Yazır(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi)
Ali Bulaç“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”
Süleyman AteşNeyiniz var ki konuşmuyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırNihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Ali BulaçDerken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi
Süleyman AteşVe gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler
Ali BulaçÇok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler
Süleyman Ateş(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz
Ali BulaçDedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
Süleyman Ateş(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi
Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır
Ali Bulaç“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Süleyman AteşOysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler
Ali BulaçDediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
Süleyman AteşOnun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler
Elmalılı Hamdi YazırBöylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük
Ali BulaçBöylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık
Süleyman AteşOna bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük
Elmalılı Hamdi YazırBir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir
Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
Süleyman Ateş(İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek
Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et
Ali Bulaç“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”
Süleyman AteşRabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet
Elmalılı Hamdi YazırBiz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik
Ali BulaçBiz de onu halim bir çocukla müjdeledik
Süleyman AteşOna halim bir erkek çocuk müjdeledik
Elmalılı Hamdi YazırOğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi
Ali BulaçBöylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
Süleyman Ateş(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi
Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı
Ali BulaçSonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı
Süleyman Ateşİkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca
Elmalılı Hamdi YazırBiz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim
Ali BulaçBiz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik
Süleyman AteşBiz ona: "İbrahim!" diye ünledik
Elmalılı Hamdi YazırRüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Ali Bulaç“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
Süleyman AteşSen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
Ali BulaçDoğrusu bu, apaçık bir imtihandı
Süleyman AteşGerçekten bu, apaçık bir sınav idi
Elmalılı Hamdi YazırVe ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Ali BulaçVe ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik
Süleyman AteşVe fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik
Elmalılı Hamdi YazırKendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İbrahim'e
Ali Bulaçİbrahim’e selam olsun
Süleyman Ateş(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi)
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Ali BulaçBiz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
Elmalılı Hamdi YazırOna bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik
Ali BulaçBiz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik
Süleyman AteşBiz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik
Elmalılı Hamdi YazırHem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var
Ali BulaçOna ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de
Süleyman AteşKendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik
Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk
Süleyman AteşAndolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Ali BulaçOnları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık
Süleyman AteşOnları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırHem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular
Ali BulaçOnlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular
Süleyman AteşOnlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik
Ali BulaçVe ikisine anlatımı-açık kitabı verdik
Süleyman AteşOnlara açık ifadeli Kitabı verdik
Elmalılı Hamdi YazırKendilerini doğru yola çıkardık
Ali BulaçOnları dosdoğru yola yöneltip-ilettik
Süleyman AteşVe onları doğru yola ilettik
Elmalılı Hamdi YazırSonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşVe sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun, Musa ile Harun'a
Ali BulaçMusa’ya ve Harun’a selam olsun
Süleyman Ateş(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi)
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullarımızdandılar
Süleyman AteşÇünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir
Ali BulaçGerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi
Süleyman Ateşİlyas da elçilerdendi
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Ali BulaçHani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Süleyman AteşKavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Ali Bulaç“Siz Ba’le tapıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”
Süleyman AteşBa'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Ali Bulaç“Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Süleyman AteşSizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı
Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır
Ali BulaçFakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır
Süleyman AteşOnu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna
Ali BulaçAncak, muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşYalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar
Elmalılı Hamdi YazırOna da sonrakiler içinde şunu bıraktık
Ali BulaçSonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık
Süleyman AteşBiz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İlyâsîn'e
Ali Bulaçİlyas’a selam olsun
Süleyman Ateşİlyas'a selam olsun
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Ali BulaçŞüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Ali BulaçŞüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir
Ali BulaçGerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Süleyman AteşLut da gönderilen elçilerdendi
Elmalılı Hamdi YazırHani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık
Ali BulaçHani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık
Süleyman AteşOnu ve ailesini kurtardık
Elmalılı Hamdi YazırAncak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç
Ali BulaçGeride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında
Süleyman AteşYalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini helak etmiştik
Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik
Süleyman AteşSonra ötekileri kırdık (geçirdik)
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Ali BulaçSiz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti
Süleyman AteşSiz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Ali BulaçVe geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız
Süleyman AteşVe geceleyin. Düşünmüyor musunuz
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir
Ali BulaçŞüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi
Süleyman AteşYunus da gönderilen elçilerdendi
Elmalılı Hamdi YazırHani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı
Ali BulaçHani o, dolu bir gemiye kaçmıştı
Süleyman AteşDolu gemiye kaçmıştı
Elmalılı Hamdi Yazır(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu
Ali BulaçBöylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu
Süleyman Ateş(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti)
Elmalılı Hamdi YazırDerken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu
Ali BulaçDerken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı
Süleyman Ateş(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Ali BulaçEğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı
Süleyman AteşEğer tesbih edenlerden olmasaydı
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Ali BulaçOnun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı
Süleyman Ateş(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu hasta bir halde bir alana çıkardık
Ali BulaçSonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık
Süleyman Ateş(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık
Elmalılı Hamdi YazırÜzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik
Ali BulaçVe üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik
Süleyman AteşVe üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik
Ali BulaçOnu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik
Süleyman AteşVe onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik
Elmalılı Hamdi YazırO zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık
Ali BulaçSonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık
Süleyman Ateşİnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı
Ali BulaçŞimdi sen onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı
Elmalılı Hamdi YazırYoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış
Ali BulaçYoksa onlar, şahidlik etmekteyken Biz melekleri dişiler olarak mı yarattık
Süleyman AteşYoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Ali BulaçDikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolayı derler ki
Süleyman Ateşİyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Ali Bulaç“Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söyleyenlerdir
Süleyman AteşAllah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş
Ali Bulaç(Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş
Süleyman Ateş(Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş
Elmalılı Hamdi YazırSize ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz
Ali BulaçSize ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz
Süleyman AteşSize ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırHiç düşünmüyor musunuz
Ali BulaçHiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz
Süleyman AteşHiç mi düşünmüyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırYoksa sizin için açık bir delil mi var
Ali BulaçYoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var
Süleyman AteşYoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var
Elmalılı Hamdi YazırO halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı
Süleyman AteşEğer doğru iseniz Kitabınızı getirin
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir
Ali BulaçOnlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir
Süleyman AteşAllah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir
Elmalılı Hamdi YazırAllah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Ali BulaçOnların nitelendirdiklerinden Allah Yücedir
Süleyman AteşHaşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir
Elmalılı Hamdi YazırFakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar)
Ali BulaçAncak muhlis olan kullar başka
Süleyman AteşFakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır)
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Ali BulaçArtık siz de, tapmakta olduklarınız da
Süleyman Ateş(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Ali BulaçO’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz
Süleyman AteşKandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Ali BulaçAncak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz)
Süleyman AteşCehenneme girecek olandan başkasını
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Ali Bulaç(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Süleyman AteşBizden herkesin belli bir makamı vardır
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Ali Bulaç“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”
Süleyman AteşBiziz, o saf saf dizilenler, biz
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Ali Bulaç“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Süleyman AteşBiziz, o tesbih edenler, biz
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Ali BulaçOnlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de
Süleyman AteşGerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Ali Bulaç”Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Süleyman AteşEğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Ali Bulaç“Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Süleyman AteşElbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk
Elmalılı Hamdi YazırFakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir
Ali BulaçFakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir
Süleyman AteşAma o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Ali BulaçAndolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir
Süleyman AteşGönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Ali BulaçGerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır
Süleyman AteşMutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Ali BulaçVe hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır
Süleyman AteşVe galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır
Elmalılı Hamdi YazırOnun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Ali BulaçÖyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Süleyman AteşBir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme)
Elmalılı Hamdi YazırOnlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir
Ali BulaçVe onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Süleyman AteşOnları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırYa şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Ali BulaçŞimdi onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar
Süleyman AteşBizim azabımızı mı acele istiyorlar
Elmalılı Hamdi YazırFakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür
Ali BulaçFakat (azap) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur
Süleyman AteşFakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur
Elmalılı Hamdi YazırYine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Ali BulaçSen bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Süleyman AteşBir süreye kadar onları kendi hallerine bırak
Elmalılı Hamdi Yazır(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir
Ali BulaçVe seyret; (azabı) yakında göreceklerdir
Süleyman AteşVe (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir
Elmalılı Hamdi YazırSenin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Ali BulaçÜstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden Yücedir
Süleyman AteşKudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir
Elmalılı Hamdi YazırGönderilen bütün peygamberlere selam olsun
Ali BulaçGönderilmiş (peygamber)lere selam olsun
Süleyman AteşSelam, gönderilen elçilere
Elmalılı Hamdi YazırHamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur
Ali BulaçVe alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun
Süleyman AteşHamd, alemlerin Rabbi Allah'a