☪ Anlam Arayışı

37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
37:1
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفࣰّ ا

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun o saf bağlayıp duranlara

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Yusuf AliBy those who range themselves in ranks

37:2
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırO haykırıp da sürenlere

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Yusuf AliAnd so are strong in repelling (evil)

37:3
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا

Elmalılı Hamdi YazırVe o yolda zikir okuyanlara

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Yusuf AliAnd thus proclaim the Message (of God)

37:4
إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırKi sizin ilâhınız birdir

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Yusuf AliVerily, verily, your God is one

37:5
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ

Elmalılı Hamdi YazırO, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir

Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Yusuf AliLord of the heavens and of the earth and all between them, and Lord of every point at the rising of the sun

37:6 📚 2
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik

Yusuf AliWe have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars

37:7
وَحِفۡظࣰ ا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ مَّارِدࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnu her inatçı şeytandan koruduk

Diyanet İşleri MealiOnu, inatçı her türlü şeytandan koruduk

Yusuf Ali(For beauty) and for guard against all obstinate rebellious evil spirits

37:8 📚 1
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar

Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

Yusuf Ali(So) they should not strain their ears in the direction of the Exalted Assembly but be cast away from every side

37:9
دُحُورࣰ اۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ

Elmalılı Hamdi YazırUzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır

Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

Yusuf AliRepulsed, for they are under a perpetual penalty

37:10 📚 1
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırAncak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder

Diyanet İşleri MealiHele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir

Yusuf AliExcept such as snatch away something by stealth, and they are pursued by a flaming fire, of piercing brightness

37:11 📚 2
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينࣲ لَّازِبِۭ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık

Diyanet İşleri MealiAllah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır

Yusuf AliJust ask their opinion: are they the more difficult to create, or the (other) beings We have created? Them have We created out of a sticky clay

37:12 📚 2
بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar

Diyanet İşleri MealiEvet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar

Yusuf AliTruly dost thou marvel, while they ridicule

37:13
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar

Diyanet İşleri MealiOnlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler

Yusuf AliAnd, when they are admonished, pay no heed

37:14
وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةࣰ يَسۡتَسۡخِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar

Diyanet İşleri MealiBir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar

Yusuf AliAnd, when they see a Sign, turn it to mockery

37:15
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينٌ

Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir

Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Yusuf AliAnd say, "This is nothing but evident sorcery

37:16
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz

Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Yusuf AliWhat! when we die, and become dust and bones, shall we (then) be raised up (again)

37:17
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımız da mı

Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Yusuf AliAnd also our fathers of old

37:18
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak

Yusuf AliSay thou: "Yea, and ye shall then be humiliated (on account of your evil)

37:19
فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir

Diyanet İşleri MealiTek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar

Yusuf AliThen it will be a single (compelling) cry; and behold, they will begin to see

37:20
وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırEyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler

Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür

Yusuf AliThey will say, "Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment

37:21
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir

Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir

Yusuf Ali(A voice will say,) "This is the Day of Sorting Out, whose truth ye (once) denied

37:22
۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru

Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

Yusuf AliBring ye up", it shall be said, "The wrong-doers and their wives, and the things they worshipped

37:23
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru

Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

Yusuf AliBesides God, and lead them to the Way to the (Fierce) Fire

37:24
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler

Diyanet İşleri MealiOnları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır

Yusuf AliBut stop them, for they must be asked

37:25 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir)

Diyanet İşleri MealiŞöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz

Yusuf AliWhat is the matter with you that ye help not each other

37:26
بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır

Diyanet İşleri MealiHayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır

Yusuf AliNay, but that day they shall submit (to Judgment)

37:27 📚 3
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar

Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar

Yusuf AliAnd they will turn to one another, and question one another

37:28
قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler

Diyanet İşleri Mealiİleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler

Yusuf AliThey will say: "It was ye who used to come to us from the right hand (of power and authority)

37:29
قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız

Diyanet İşleri MealiOnlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz

Yusuf AliThey will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith

37:30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا طَٰغِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz

Diyanet İşleri MealiBizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz

Yusuf AliNor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion

37:31
فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız

Diyanet İşleri MealiBu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız

Yusuf AliSo now has been proved true, against us, the word of our Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our sins)

37:32
فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEvet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık

Diyanet İşleri MealiSizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık

Yusuf AliWe led you astray: for truly we were ourselves astray

37:33
فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO halde hepsi o gün azabda ortaktırlar

Diyanet İşleri MealiO gün hepsi azabda birleşirler

Yusuf AliTruly, that Day, they will (all) share in the Penalty

37:34
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz günahkarlara böyle yaparız

Diyanet İşleri MealiDoğrusu suçlulara böyle yaparız

Yusuf AliVerily that is how We shall deal with Sinners

37:35 📚 1
إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı

Diyanet İşleri MealiOnlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler

Yusuf AliFor they, when they were told that there is no god except God, would puff themselves up with Pride

37:36
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ

Elmalılı Hamdi YazırVe: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı

Diyanet İşleri MealiDeli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi

Yusuf AliAnd say: "What! shall we give up our gods for the sake of a Poet possessed

37:37
بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti

Diyanet İşleri MealiHayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı

Yusuf AliNay! he has come with the (very) Truth, and he confirms (the Message of) the apostles (before him)

37:38
إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırElbette siz o acı azabı tadacaksınız

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız

Yusuf AliYe shall indeed taste of the Grievous Penalty

37:39
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız

Diyanet İşleri MealiYaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız

Yusuf AliBut it will be no more than the retribution of (the Evil) that ye have wrought

37:40 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır

Diyanet İşleri MealiAncak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır

Yusuf AliBut the sincere (and devoted) Servants of God

37:41
أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar için belli bir rızık vardır

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Yusuf AliFor them is a Sustenance determined

37:42
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Yusuf AliFruits (Delights); and they (shall enjoy) honour and dignity

37:43
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Yusuf AliIn Gardens of Felicity

37:44
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler

Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Yusuf AliFacing each other on Thrones (of Dignity)

37:45
يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينِۭ

Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır

Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Yusuf AliRound will be passed to them a Cup from a clear-flowing fountain

37:46
بَيۡضَآءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّٰرِبِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır

Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Yusuf AliCrystal-white, of a taste delicious to those who drink (thereof)

37:47 📚 1
لَا فِيهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir

Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Yusuf AliFree from headiness; nor will they suffer intoxication therefrom

37:48
وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırYanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır

Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

Yusuf AliAnd besides them will be chaste women, restraining their glances, with big eyes (of wonder and beauty)

37:49 📚 3
كَأَنَّهُنَّ بَيۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırSanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler

Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

Yusuf AliAs if they were (delicate) eggs closely guarded

37:50
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken birbirine dönüp sorarlar

Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp sorarlar

Yusuf AliThen they will turn to one another and question one another

37:51
قَالَ قَآئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Yusuf AliOne of them will start the talk and say: "I had an intimate companion (on the earth)

37:52
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDerdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Yusuf AliWho used to say, 'what! art thou amongst those who bear witness to the Truth (of the Message)

37:53
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Yusuf AliWhen we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments

37:54
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz onu tanır mısınız?" der

Diyanet İşleri MealiYanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der

Yusuf Ali(A voice) said: "Would ye like to look down

37:55
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırDerken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür

Diyanet İşleri MealiBir bakar onu cehennemin ortasında görür

Yusuf AliHe looked down and saw him in the midst of the Fire

37:56
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırOna şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin

Diyanet İşleri MealiOna der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin

Yusuf AliHe said: "By God! thou wast little short of bringing me to perdition

37:57 📚 1
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırRabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım

Diyanet İşleri MealiEğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum

Yusuf AliHad it not been for the Grace of my Lord, I should certainly have been among those brought (there)

37:58
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ

Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız

Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

Yusuf AliIs it (the case) that we shall not die

37:59
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız

Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

Yusuf AliExcept our first death, and that we shall not be punished

37:60
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu büyük kurtuluştur

Diyanet İşleri Mealiİşte büyük kurtuluş şüphesiz budur

Yusuf AliVerily this is the supreme achievement

37:61
لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar

Diyanet İşleri MealiÇalışanlar bunun için çalışsın

Yusuf AliFor the like of this let all strive, who wish to strive

37:62
أَذَٰلِكَ خَيۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı

Diyanet İşleri MealiKonukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı

Yusuf AliIs that the better entertainment or the Tree of Zaqqum

37:63
إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّٰلِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık

Diyanet İşleri MealiBiz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık

Yusuf AliFor We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers

37:64 📚 1
إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırO bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar

Diyanet İşleri MealiO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır

Yusuf AliFor it is a tree that springs out of the bottom of Hell-Fire

37:65
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Elmalılı Hamdi YazırTomurcukları şeytanların başları gibidir

Diyanet İşleri MealiTomurcukları şeytan başı gibidir

Yusuf AliThe shoots of its fruit-stalks are like the heads of devils

37:66
فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır

Diyanet İşleri Mealiİşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar

Yusuf AliTruly they will eat thereof and fill their bellies therewith

37:67
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبࣰ ا مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırSonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır

Diyanet İşleri MealiSonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir

Yusuf AliThen on top of that they will be given a mixture made of boiling water

37:68 📚 1
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir

Diyanet İşleri MealiDoğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir

Yusuf AliThen shall their return be to the (Blazing) Fire

37:69
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular

Diyanet İşleri MealiOnlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı

Yusuf AliTruly they found their fathers on the wrong Path

37:70
فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar

Diyanet İşleri MealiÖyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı

Yusuf AliSo they (too) were rushed down on their footsteps

37:71
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler

Diyanet İşleri MealiOnlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı

Yusuf AliAnd truly before them, many of the ancients went astray

37:72 📚 1
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik

Yusuf AliBut We sent aforetime, among them, (apostles) to admonish them

37:73
فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu

Diyanet İşleri MealiUyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak

Yusuf AliThen see what was the end of those who were admonished (but heeded not)

37:74 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka

Diyanet İşleri MealiAllah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır

Yusuf AliExcept the sincere (and devoted) Servants of God

37:75
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik

Yusuf Ali(In the days of old), Noah cried to Us, and We are the best to hear prayer

37:76
وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırBiz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık

Diyanet İşleri MealiOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık

Yusuf AliAnd We delivered him and his people from the Great Calamity

37:77 📚 2
وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem onun neslini bâki kalanlar kıldık

Diyanet İşleri MealiAncak onun soyunu sürekli kıldık

Yusuf AliAnd made his progeny to endure (on this earth)

37:78 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations to come in later times

37:79
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Yusuf AliPeace and salutation to Noah among the nations

37:80 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Diyanet İşleri Mealiİşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do we reward those who do right

37:81
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı

Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı

Yusuf AliFor he was one of our believing Servants

37:82
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini suda boğduk

Diyanet İşleri MealiSonra, diğerlerini suda boğduk

Yusuf AliThen the rest we overwhelmed in the Flood

37:83
۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı

Diyanet İşleri Mealiİbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı

Yusuf AliVerily among those who followed his Way was Abraham

37:84 📚 1
إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti

Diyanet İşleri MealiNitekim Rabbine temiz bir kalple geldi

Yusuf AliBehold! he approached his Lord with a sound heart

37:85
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz

Diyanet İşleri Mealiİbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz

Yusuf AliBehold! he said to his father and to his people, "What is that which ye worship

37:86
أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz

Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

Yusuf AliIs it a falsehood- gods other than God- that ye desire

37:87
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz

Diyanet İşleri MealiAlemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir

Yusuf AliThen what is your idea about the Lord of the worlds

37:88 📚 1
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِي ٱلنُّجُومِ

Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi

Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

Yusuf AliThen did he cast a glance at the Stars

37:89 📚 2
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi

Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

Yusuf AliAnd he said, "I am indeed sick (at heart)

37:90
فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler

Diyanet İşleri MealiOnu bırakıp gittiler

Yusuf AliSo they turned away from him, and departed

37:91
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDerken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi

Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

Yusuf AliThen did he turn to their gods and said, "will ye not eat (of the offerings before you)

37:92 📚 1
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi)

Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

Yusuf AliWhat is the matter with you that ye speak not (intelligently)

37:93
فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi YazırNihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi

Diyanet İşleri MealiSonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu

Yusuf AliThen did he turn upon them, striking (them) with the right hand

37:94
فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler

Yusuf AliThen came (the worshippers) with hurried steps, and faced (him)

37:95 📚 1
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz

Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

Yusuf AliHe said: "Worship ye that which ye have (yourselves) carved

37:96 📚 8
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır

Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

Yusuf AliBut God has created you and your handwork

37:97
قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنࣰ ا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler

Yusuf AliThey said, "Build him a furnace, and throw him into the blazing fire

37:98
فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدࣰ ا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük

Diyanet İşleri MealiOna düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik

Yusuf Ali(This failing), they then sought a stratagem against him, but We made them the ones most humiliated

37:99 📚 1
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Elmalılı Hamdi YazırBir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir

Diyanet İşleri Mealiİbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi

Yusuf AliHe said: "I will go to my Lord! He will surely guide me

37:100
رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et

Diyanet İşleri MealiRabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı

Yusuf AliO my Lord! Grant me a righteous (son)

37:101
فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBiz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik

Diyanet İşleri MealiBiz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik

Yusuf AliSo We gave him the good news of a boy ready to suffer and forbear

37:102 📚 5
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi

Diyanet İşleri MealiÇocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi

Yusuf AliThen, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if God so wills one practising Patience and Constancy

37:103 📚 3
فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı

Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Yusuf AliSo when they had both submitted their wills (to God), and he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice)

37:104
وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırBiz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim

Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Yusuf AliWe called out to him "O Abraham

37:105
قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırRüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Yusuf AliThou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right

37:106
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu apaçık bir deneme idi

Yusuf AliFor this was obviously a trial

37:107
وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırVe ona büyük bir kurbanlık fidye verdik

Diyanet İşleri MealiOna fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik

Yusuf AliAnd We ransomed him with a momentous sacrifice

37:108 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırKendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

37:109
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İbrahim'e

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Yusuf AliPeace and salutation to Abraham

37:110 📚 2
كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Diyanet İşleri Mealiİşte iyileri böylece mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right

37:111
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı

Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, inanmış kullarımızdandı

Yusuf AliFor he was one of our believing Servants

37:112
وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيࣰّ ا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOna bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik

Diyanet İşleri MealiOna, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik

Yusuf AliAnd We gave him the good news of Isaac - a prophet,- one of the Righteous

37:113
وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırHem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var

Diyanet İşleri MealiKendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır

Yusuf AliWe blessed him and Isaac: but of their progeny are (some) that do right, and (some) that obviously do wrong, to their own souls

37:114
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk

Yusuf AliAgain (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron

37:115
وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık

Diyanet İşleri Mealiİkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık

Yusuf AliAnd We delivered them and their people from (their) Great Calamity

37:116
وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular

Diyanet İşleri MealiOnlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi

Yusuf AliAnd We helped them, so they overcame (their troubles)

37:117
وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik

Diyanet İşleri MealiHer ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik

Yusuf AliAnd We gave them the Book which helps to make things clear

37:118
وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ

Elmalılı Hamdi YazırKendilerini doğru yola çıkardık

Diyanet İşleri MealiHer ikisini de doğru yola eriştirmiştik

Yusuf AliAnd We guided them to the Straight Way

37:119
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for them among generations (to come) in later times

37:120
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun, Musa ile Harun'a

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

Yusuf AliPeace and salutation to Moses and Aaron

37:121 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right

37:122
إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı

Diyanet İşleri Mealiİkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı

Yusuf AliFor they were two of our believing Servants

37:123
وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir

Diyanet İşleri MealiDoğrusu İlyas da peygamberlerdendir

Yusuf AliSo also was Elias among those sent (by Us)

37:124
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Yusuf AliBehold, he said to his people, "Will ye not fear (God)

37:125
أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰ ا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Yusuf AliWill ye call upon Baal and forsake the Best of Creators

37:126
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Yusuf AliGod, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher of your fathers of old

37:127
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

Yusuf AliBut they rejected him, and they will certainly be called up (for punishment)

37:128 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

Yusuf AliExcept the sincere and devoted Servants of God (among them)

37:129 📚 2
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOna da sonrakiler içinde şunu bıraktık

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

Yusuf AliAnd We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

37:130
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İlyâsîn'e

Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

Yusuf AliPeace and salutation to such as Elias

37:131 📚 2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız

Yusuf AliThus indeed do We reward those who do right

37:132
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı

Diyanet İşleri MealiO, inanmış kullarımızdandı

Yusuf AliFor he was one of our believing Servants

37:133
وَإِنَّ لُوطࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Lut da peygamberlerdendir

Yusuf AliSo also was Lut among those sent (by Us)

37:134
إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık

Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

Yusuf AliBehold, We delivered him and his adherents, all

37:135
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAncak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç

Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

Yusuf AliExcept an old woman who was among those who lagged behind

37:136
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini helak etmiştik

Diyanet İşleri MealiSonra diğerlerini yok etmiştik

Yusuf AliThen We destroyed the rest

37:137 📚 3
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz

Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

Yusuf AliVerily, ye pass by their (sites), by day

37:138
وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz

Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

Yusuf AliAnd by night: will ye not understand

37:139 📚 2
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Yunus da peygamberlerdendir

Yusuf AliSo also was Jonah among those sent (by Us)

37:140 📚 2
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Elmalılı Hamdi YazırHani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı

Diyanet İşleri MealiDolu bir gemiye kaçmıştı

Yusuf AliWhen he ran away (like a slave from captivity) to the ship (fully) laden

37:141 📚 1
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu

Diyanet İşleri MealiGemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı

Yusuf AliHe (agreed to) cast lots, and he was condemned

37:142
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırDerken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu

Diyanet İşleri MealiKendini kınarken onu bir balık yutmuştu

Yusuf AliThen the big Fish did swallow him, and he had done acts worthy of blame

37:143 📚 8
فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı

Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

Yusuf AliHad it not been that he (repented and) glorified God

37:144 📚 2
لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı

Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

Yusuf AliHe would certainly have remained inside the Fish till the Day of Resurrection

37:145
۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu hasta bir halde bir alana çıkardık

Diyanet İşleri MealiHalsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık

Yusuf AliBut We cast him forth on the naked shore in a state of sickness

37:146
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن يَقۡطِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırÜzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik

Diyanet İşleri MealiOnun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik

Yusuf AliAnd We caused to grow, over him, a spreading plant of the gourd kind

37:147
وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik

Diyanet İşleri MealiOnu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik

Yusuf AliAnd We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more

37:148
فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırO zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık

Diyanet İşleri MealiSonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik

Yusuf AliAnd they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while

37:149
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı

Diyanet İşleri MealiPutperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı

Yusuf AliNow ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only) daughters, and they have sons

37:150
أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثࣰ ا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış

Diyanet İşleri MealiYoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler

Yusuf AliOr that We created the angels female, and they are witnesses (thereto)

37:151
أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar

Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

Yusuf AliIs it not that they say, from their own invention

37:152
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar

Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

Yusuf AliGod has begotten children"? but they are liars

37:153
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş

Diyanet İşleri MealiAllah kızları, oğullara tercih mi etmiş

Yusuf AliDid He (then) choose daughters rather than sons

37:154 📚 2
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSize ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz

Diyanet İşleri MealiNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

Yusuf AliWhat is the matter with you? How judge ye

37:155
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırHiç düşünmüyor musunuz

Diyanet İşleri MealiHiç düşünmez misiniz

Yusuf AliWill ye not then receive admonition

37:156
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنࣱ مُّبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırYoksa sizin için açık bir delil mi var

Diyanet İşleri MealiYoksa apaçık bir deliliniz mi var

Yusuf AliOr have ye an authority manifest

37:157
فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı

Diyanet İşleri MealiDoğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım

Yusuf AliThen bring ye your Book (of authority) if ye be truthful

37:158
وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰ اۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir

Diyanet İşleri MealiAllah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler

Yusuf AliAnd they have invented a blood-relationship between Him and the Jinns: but the Jinns know (quite well) that they have indeed to appear (before his Judgment- Seat)

37:159
سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAllah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir

Diyanet İşleri MealiAllah onların vasıflandırmalarından münezzehtir

Yusuf AliGlory to God! (He is free) from the things they ascribe (to Him)

37:160 📚 1
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar)

Diyanet İşleri MealiAllah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır

Yusuf AliNot (so do) the Servants of God, sincere and devoted

37:161
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Yusuf AliFor, verily, neither ye nor those ye worship

37:162
مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Yusuf AliCan lead (any) into temptation concerning God

37:163
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Yusuf AliExcept such as are (themselves) going to the blazing Fire

37:164 📚 3
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Yusuf Ali(Those ranged in ranks say): "Not one of us but has a place appointed

37:165 📚 5
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Yusuf AliAnd we are verily ranged in ranks (for service)

37:166 📚 4
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Yusuf AliAnd we are verily those who declare (God's) glory

37:167
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Yusuf AliAnd there were those who said

37:168
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Yusuf AliIf only we had had before us a Message from those of old

37:169
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Yusuf AliWe should certainly have been Servants of God, sincere (and devoted)

37:170
فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir

Diyanet İşleri MealiBöyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir

Yusuf AliBut (now that the Qur'an has come), they reject it: But soon will they know

37:171 📚 1
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir

Yusuf AliAlready has Our Word been passed before (this) to our Servants sent (by Us)

37:172
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

Diyanet İşleri MealiOnlar şüphesiz yardım göreceklerdir

Yusuf AliThat they would certainly be assisted

37:173
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

Diyanet İşleri MealiBizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir

Yusuf AliAnd that Our forces,- they surely must conquer

37:174
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlara aldırış etme

Yusuf AliSo turn thou away from them for a little while

37:175
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir

Diyanet İşleri MealiOnlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

Yusuf AliAnd watch them (how they fare), and they soon shall see (how thou farest)

37:176
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYa şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

Diyanet İşleri MealiAzabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

Yusuf AliDo they wish (indeed) to hurry on our Punishment

37:177 📚 1
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür

Diyanet İşleri MealiO azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur

Yusuf AliBut when it descends into the open space before them, evil will be the morning for those who were warned (and heeded not)

37:178
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırYine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlardan yüz çevir

Yusuf AliSo turn thou away from them for a little while

37:179
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir

Diyanet İşleri Mealiİnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

Yusuf AliAnd watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)

37:180
سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSenin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir

Diyanet İşleri MealiSenin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir

Yusuf AliGlory to thy Lord, the Lord of Honour and Power! (He is free) from what they ascribe (to Him)

37:181
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGönderilen bütün peygamberlere selam olsun

Diyanet İşleri MealiVe selam, peygamberleredir

Yusuf AliAnd Peace on the apostles

37:182
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırHamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

Diyanet İşleri MealiHamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır

Yusuf AliAnd Praise to God, the Lord and Cherisher of the Worlds

← Önceki Sonraki →

37. As-Saaffaat Suresi | Anlam Arayışı