37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun o saf bağlayıp duranlara
Süleyman AteşAndolsun o sıra sıra dizilenlere
«والصافات صفّا» الملائكة تصف نفوسها في العبادة أو أجنحتها في الهواء تنتظر ما تؤمر به.
Elmalılı Hamdi YazırO haykırıp da sürenlere
Süleyman AteşBağırıp sürenlere
«فالزاجرات زجرا» الملائكة تزجر السحاب أي تسوقه.
Elmalılı Hamdi YazırVe o yolda zikir okuyanlara
Süleyman AteşZikir okuyanlara
«فالتاليات» أي قراء القرآن يتلونه «ذكرا» مصدر من معنى التاليات.
Elmalılı Hamdi YazırKi sizin ilâhınız birdir
Süleyman AteşKi Tanrınız, birdir
«إن إلهكم» يا أهل مكة «لواحد».
Elmalılı Hamdi YazırO, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir
Süleyman AteşGöklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir
«ربُّ السماوات والأرض وما بينهما وربُّ المشارق» أي والمغارب للشمس، لها كل يوم مشرق ومغرب.
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik
Süleyman AteşBiz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik
«إنَّا زينا السماء الدنيا بزينة الكواكب» أي بضوئها أو بها، والإضافة للبيان كقراءة تنوين زينة المبينة بالكواكب.
Elmalılı Hamdi YazırOnu her inatçı şeytandan koruduk
Süleyman AteşVe (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk
«وحفظا» منصوب بفعل مقدر: أي حفظناها بالشهب «من كل» متعلق بالمقدر «شيطان مارد» عاتٍ خارج عن الطاعة.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar
Süleyman AteşO (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır
«لا يسمعون» أي الشياطين مستأنف، وسماعهم هو في المعنى المحفوظ عنه «إلى الملأ الأعلى» الملائكة في السماء، وعدِّي السماع بإلى لتضمنه معنى الإصغاء وفي قراءة بتشديد الميم والسين أصله يتسمعون أدغمت التاء في السين «ويقذفون» أي الشياطين بالشهب «من كل جانب» من آفاق السماء.
Elmalılı Hamdi YazırUzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır
Süleyman AteşKovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır
«دُحُورا» مصدر دحره: أي طرده وأبعده وهو مفعول له «ولهم» في الآخرة «عذاب واصب» دائم.
Elmalılı Hamdi YazırAncak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder
Süleyman AteşYalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler
«إلا من خطف الخطفة» مصدر: أي المرة، والاستثناء من ضمير يسمعون: أي لا يسمع إلا الشيطان الذي سمع الكلمة من الملائكة فأخذها بسرعة «فأتبعه شهاب» كوكب مضيء «ثاقب» يثقبه أو يحرقه أو يخبله.
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık
«فاستفتهم» استخبر كفار مكة تقريرا أو توبيخا «أهم أشد خلقا أم من خلقنا» من الملائكة والسماوات والأرضين وما فيهما وفي الإتيان بمن تغليب العقلاء «إنا خلقناهم» أي أصلهم آدم «من طين لازب» لازم يلصق باليد: المعنى أن خلقهم ضعيف فلا يتكبروا بإنكار النبي والقرآن المؤدي إلى هلاكهم اليسير.
Elmalılı Hamdi YazırFakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar
Süleyman AteşHayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar
«بل» للانتقال من غرض إلى آخر وهو الإخبار بحاله وحالهم «عجبتَ» بفتح التاء خطابا للنبي صلى الله عليه وسلم، أي من تكذيبهم إياك «و» هم «يسخرون» من تعجبك.
Elmalılı Hamdi YazırKendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar
Süleyman AteşKendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar
«وإذا ذكروا» وعظوا بالقرآن «لا يذكرون» لا يتعظون.
Elmalılı Hamdi YazırBir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar
Süleyman AteşBir mu'cize görseler, alay ediyorlar
«وإذا رأوْا آية» كانشقاق القمر «يستسخرون» يستهزئُون بها.
Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir
Süleyman AteşBu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar
«وقالوا» فيها «إن» ما «هذا إلا سحر مبين» بيّن وقالوا منكرين للبعث.
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz
Süleyman AteşYani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz
«أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا لمبعوثون» في الهمزتين في الموضوعين التحقيق وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين.
Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımız da mı
Süleyman AteşEvvelki atalarımız da mı
«أوْ آباؤنا الأولون» بسكون الواو عطفا بأو، وبفتحها والهمزة للاستفهام والعطف بالواو والمعطوف عليه محل إن واسمها أو الضمير في لمبعوثون والفاصل همزة الاستفهام.
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)
Süleyman AteşDe ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)
«قل نعم» تبعثون «وأنتم داخرون» أي صاغرون.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir
Süleyman AteşO (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır
«فإنما هي» ضمير مبهم يفسره «زجرة» أي صيحة «واحدة فإذا هم» أي الخلائق أحياء «ينظرون» ما يفعل بهم.
Elmalılı Hamdi YazırEyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler
Süleyman AteşVah bize, bu ceza günüdür! dediler
«وقالوا» أي الكفار «يا» للتنبيه «ويْلنا» هلاكنا، وهو مصدر لا فعل له من لفظه وتقول لهم الملائكة: «هذا يوم الدين» يوم الحساب والجزاء.
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir
Süleyman AteşBu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür
«هذا يوم الفصل» بين الخلائق «الذي كنتم به تكذبون» ويقال للملائكة.
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Süleyman Ateş(Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını
«أُحشروا الذين ظلموا» أنفسهم بالشرك «وأزواجهم» قرناءهم من الشياطين «وما كانوا يعبدون».
Elmalılı Hamdi YazırToplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru
Süleyman AteşAllah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün
«من دون الله» أي غيره من الأوثان «فاهدوهم» دلوهم وسوقوهم «إلى صراط الجحيم» طريق النار.
Elmalılı Hamdi YazırVe durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler
Süleyman AteşDurdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir
«وقفوهم» احبسوهم عن الصراط «إنهم مسئولون» عن جميع أقوالهم، ويقال لهم توبيخا.
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir)
Süleyman AteşSize ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz
«ما لكم لا تناصرون» لا ينصر بعضكم بعضا كحالكم في الدنيا ويقال لهم.
Elmalılı Hamdi YazırHayır, bugün onlar teslim olmuşlardır
Süleyman Ateş(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır
«بل هم اليوم مستسلمون» منقادون أذلاء.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar
Süleyman AteşBirbirlerine döndüler, soruyorlar
«وأقبل بعضهم على بعض يتساءلون» يتلاومون ويتخاصمون.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler
Süleyman Ateş(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz
«قالوا» أي الأتباع منهم للمتبوعين «إنكم كنتم تأتوننا عن اليمين» عن الجهة التي كنا نأمنكم منها لحلفكم أنكم على الحق فصدقناكم واتبعناكم، المعنى أنكم أضللتمونا.
Elmalılı Hamdi Yazır(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız
Süleyman Ateş(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz
«قالوا» أي المتبعون لهم «بل لم تكونوا مؤمنين» وإنما يصدق الإضلال منا أن لو كنتم مؤمنين فرجعتم عن الإيمان إلينا.
Elmalılı Hamdi YazırBizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz
Süleyman AteşBizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz
«وما كان لنا عليكم من سلطان» قوة وقدرة تقهركم على متابعتنا «بل كنتم قوما طاغين» ضالين مثلنا.
Elmalılı Hamdi YazırOnun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız
Süleyman AteşArtık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız
(فحق) وجب (علينا) جميعا (قول ربنا) بالعذاب: أي قوله "" لأملأن جهنم من الجنة والناس أجمعين "" (إنا) جميعا (لذائقون) العذاب بذلك القول ونشأ عنه قولهم.
Elmalılı Hamdi YazırEvet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık
Süleyman AteşSizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz)
«فأغويناكم» المعلل بقولهم «إنا كنا غاوين».
Elmalılı Hamdi YazırO halde hepsi o gün azabda ortaktırlar
Süleyman AteşO gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar
قال تعالى «فإنهم يومئذ» يوم القيامة «في العذاب مشتركون» أي لاشتراكهم في الغواية.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz günahkarlara böyle yaparız
Süleyman Ateşİşte biz, suçlulara böyle yaparız
«إنا كذلك» كما نفعل بهؤلاء «نفعل بالمجرمين» غير هؤلاء: أي نعذبهم التابع منهم والمتبوع.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı
Süleyman AteşÇünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı
«إنهم» أي هؤلاء بقرينة ما بعده «كانوا إذا قيل لهم لا إله إلا الله يستكبرون».
Elmalılı Hamdi YazırVe: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı
Süleyman AteşCinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi
«ويقولون أئنا» في همزتيه ما تقدم «لتاركوا آلهتنا لشاعر مجنون» أي لأجل محمد.
Elmalılı Hamdi YazırHayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti
Süleyman AteşHayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı
قال تعالى: «بل جاء بالحق وصدَّق المرسلين» الجائين به، وهو أن لا إله إلا الله.
Elmalılı Hamdi YazırElbette siz o acı azabı tadacaksınız
Süleyman AteşSiz acı azabı tadacaksınız
«إنكم» فيه التفات «لذائقوا العذاب الأليم».
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız
Süleyman AteşSadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz
«وما تجزوْن إلا» جزاء «ما كنتم تعملون».
Elmalılı Hamdi YazırSadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين استثناء منقطع، أي ذكر جزائهم في قوله.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar için belli bir rızık vardır
Süleyman AteşOnlar için bilinen bir rızık vardır
«أولئك لهم» في الجنة «رزق معلوم» بكرة وعشيا.
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Süleyman Ateş(Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar
«فواكه» بدل أو بيان للرزق وهو ما يؤكل تلذذا لحفظ صحة لأن أهل الجنة مستغنون عن حفظها بخلق أجسامهم للأبد «وهم مكرمون» بثواب الله سبحانه وتعالى.
Elmalılı Hamdi YazırMeyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir
Süleyman AteşNi'met cennetlerinde
«في جنات النعيم».
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler
Süleyman AteşTahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar
«على سرر متقابلين» لا يرى بعضهم قفا بعض.
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Süleyman AteşÖnlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır
«يطاف عليهم» على كل منهم «بكأس» هو الإناء بشرابه «من معين» من خمر يجري على وجه الأرض كأنهار الماء.
Elmalılı Hamdi Yazırİçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır
Süleyman AteşBerrak, içenlere lezzet veren bir içki
«بيضاء» أشد بياضا من اللبن «لذة» لذيذة «للشاربين» بخلاف خمر الدنيا فإنها كريهة عند الشرب.
Elmalılı Hamdi YazırOnda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir
Süleyman AteşOnda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar
«لا فيها غول» ما يغتال عقولهم «ولا هم عنها ينزَِفون» بفتح الزاي وكسرها من نزف الشارب وأنزف: أي يسكرون بخلاف خمر الدنيا.
Elmalılı Hamdi YazırYanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır
Süleyman AteşYanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır
«وعندهم قاصرات الطرْف» حابسات الأعين على أزواجهن لا ينظرن إلى غيرهم لحسنهم عندهن «عين» ضخام الأعين حسانها.
Elmalılı Hamdi YazırSanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler
Süleyman AteşSaklı yumurta gibi bembeyaz eşler
«كأنهن» في اللون «بيض» للنعام «مكنون» مستور بريشه لا يصل إليه غبار، ولونه وهو البياض في صفرة، أحسن ألوان النساء.
Elmalılı Hamdi YazırDerken birbirine dönüp sorarlar
Süleyman AteşBunlar birbirine dönmüş soruyorlar
«فأقبل بعضهم» بعض أهل الجنة «على بعض يتساءلون» عما مر بهم في الدنيا.
Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı
Süleyman AteşOnlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı
«قال قائل منهم إني كان لي قرين» صاحب ينكر البعث.
Elmalılı Hamdi YazırDerdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın
Süleyman AteşDerdi ki: 'Sen doğrulayanlardan mısın
«يقول» لي تبكيتا «أئنك لمن المصدقين» بالبعث.
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız
Süleyman AteşBiz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız
«أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا» في الهمزتين في الثلاثة مواضع ما تقدم «لمدينون» مجزيون ومحاسبون؟ أنكر ذلك أيضا.
Elmalılı Hamdi YazırSiz onu tanır mısınız?" der
Süleyman Ateş(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi
«قال» ذلك القائل لإخوانه: «هل أنتم مطلعون» معي إلى النار لننظر حاله؟ فيقولون: لا.
Elmalılı Hamdi YazırDerken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür
Süleyman AteşBaktı onu cehennemin ortasında gördü
«فاطلع» ذلك القائلون من بعض كوى الجنة «فرآه» أي رأى قرينه «في سواء الجحيم» في وسط النار.
Elmalılı Hamdi YazırOna şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin
Süleyman AteşTallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın
«قال» له تشميتا «تالله إن» مخففة من الثقيلة «كدت» قاربت «لتردين» لتهلكني بإغوائك.
Elmalılı Hamdi YazırRabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım
Süleyman AteşRabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum
«ولو لا نعمة ربي» عليَّ بالإيمان «لكنت من المحضرين» معك في النار وتقول أهل الجنة.
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Süleyman AteşBiz bir daha ölmeyecek miyiz der
«أفما نحن بميتين».
Elmalılı Hamdi YazırNasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız
Süleyman AteşYalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha
«إلا موتتنا الأولى» أي التي في الدنيا «وما نحن بمعذبين» هو استفهام تلذذ وتحدُّث بنعمة الله تعالى من تأبيد الحياة وعدم التعذيب.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu büyük kurtuluştur
Süleyman AteşGerçekten büyük başarı ve mutluluk budur
«إن هذا» الذي ذكرت لأهل الجنة «لهو الفوز العظيم».
Elmalılı Hamdi YazırÇalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar
Süleyman AteşÇalışanlar bunun için çalışsınlar
«لمثل هذا فليعمل العاملون» قيل يقال لهم ذلك، وقيل هم يقولونه.
Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı
Süleyman Ateş(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı
«أذلك» المذكور لهم «خير نزلا» وهو ما يعدّ للنازل من ضيف وغيره «أم شجرة الزقوم» المعدة لأهل النار وهي من أخبث الشجر المرّ بتهامة ينبتها الله في الجحيم كما سيأتي.
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık
Süleyman AteşBiz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık
«إنا جعلناها» بذلك «فتنة للظالمين» أي الكافرين من أهل مكة، إذ قالوا: النار تحرق الشجر فكيف تنبته.
Elmalılı Hamdi YazırO bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar
Süleyman AteşO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
«إنها شجرة تخرج في أصل الجحيم» أي قعر جهنم، وأغصانها ترتفع إلى دركاتها.
Elmalılı Hamdi YazırTomurcukları şeytanların başları gibidir
Süleyman AteşTomurcukları, şeytanların başları gibidir
«طلعها» المشبه بطلع النخل «كأنه رءوس الشياطين» الحيات القبيحة المنظر.
Elmalılı Hamdi YazırMutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır
Süleyman AteşOnlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır
«فإنهم» أي الكفار «لآكلون منها» مع قبحها لشدة جوعهم «فمالئون منها البطون».
Elmalılı Hamdi YazırSonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır
Süleyman AteşSonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır
«ثم إن لهم عليها لشوبا من حميم» أي ماء حار يشربونه فيختلط بالمأكول منها فيصير شوبا له.
Elmalılı Hamdi YazırSonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir
Süleyman AteşSonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir
«ثم إن مرجعهم لإلى الجحيم» يفيد أنهم يخرجون منها لشرب الحميم وأنه خارجها.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular
Süleyman AteşÇünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular
«إنهم ألفوْا» وجدوا «آباءهم ضالين».
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar
Süleyman AteşKendileri de onların izlerinde koşturuyorlar
«فهم على آثارهم يُهرعون» يزعجون إلى اتباعهم فيسرعون إليه.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler
Süleyman AteşAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
«ولقد ضل قبلهم أكثر الأولين» من الأمم الماضية.
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik
Süleyman AteşBiz onların içine de uyarıcılar göndermiştik
«ولقد أرسلنا فيهم منذرين» من الرسل مخوِّفين.
Elmalılı Hamdi YazırSonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu
Süleyman AteşBak, o uyarılanların sonu nice oldu
«فانظر كيف كان عاقبة المنذَرين» الكافرين: أي عاقبتهم العذاب.
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين فإنهم نجوا من العذاب لإخلاصهم في العبادة، أو لأن الله أخلصهم لها على قراءة فتح اللام.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik
Süleyman AteşAndolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk
(ولقد نادانا نوح) بقوله "" رب إني مغلوب فانتصر "" (فلنعم المجيبون) له نحن: أي دعانا على قومه فأهلكناهم بالغرق.
Elmalılı Hamdi YazırBiz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Süleyman AteşOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
«ونجيناه وأهله من الكرب العظيم» أي الغرق.
Elmalılı Hamdi YazırHem onun neslini bâki kalanlar kıldık
Süleyman AteşYalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik)
«وجعلنا ذريته هم الباقين» فالناس كلهم من نسله وكان له ثلاثة أولاد: سام وهو أبو العرب والفرس والروم، وحام وهو أبو السودان، ويافث وهو أبو الترك والخزر ويأجوج ومأجوج وما هنالك.
Elmalılı Hamdi YazırHem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
«وتركنا» أبقينا «عليه» ثناء حسنا «في الآخرين» من الأنبياء والأمم إلى يوم القيامة.
Elmalılı Hamdi YazırBütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun
Süleyman AteşAlemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar)
«سلام» منا «على نوح في العالمين».
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
«إنا كذلك» كما جزيناهم «نجزي المحسنين».
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü o bizim, inanan kullarımızdandı
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini suda boğduk
Süleyman AteşSonra ötekilerini suda boğduk
«ثم أغرقنا الآخرين» كفار قومه.
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı
Süleyman Ateşİbrahim de onun kolundan idi
«وإن من شيعته» أي ممن تابعه في أصل الدين «لإبراهيم» وإن طال الزمان بينهما وهو ألفان وستمائة وأربعون سنة وكان بينهما هود وصالح.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti
Süleyman AteşZira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti
«إذ جاء ربهَّ» أي تابعه وقت مجيئه «بقلب سليم» من الشك وغيره.
Elmalılı Hamdi YazırO babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz
Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti
«إذ قال» في هذه الحالة المستمرة له «لأبيه وقومه» موبخا «ماذا» ما الذي «تعبدون».
Elmalılı Hamdi YazırYalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz
Süleyman AteşAllah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
«أئفكا» في همزتيه ما تقدم «آلهة دون الله تريدون» وإفكا مفعول له، وآلهة مفعول به لتريدون والإفك: أسوأ الكذب، أي أتعبدون غير الله؟.
Elmalılı Hamdi YazırSiz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz
Süleyman AteşAlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)
«فما ظنكم برب العالمين» إذ عبدتم غيره أنه يترككم بلا عقاب؟ لا، وكانوا نجامين، فخرجوا إلى عيد لهم وتركوا طعامهم عند أصنامهم زعموا التبرك عليه فإذا رجعوا أكلوه، وقالوا للسيد: اخرج معنا.
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Süleyman AteşYıldızlara bir göz attı
«فنظر نظرة في النجوم» إيهاما لهم أنه يعتمد عليها ليعتمدوه.
Elmalılı Hamdi YazırDerken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi
Süleyman AteşBen hastayım, dedi
«فقال إني سقيم» عليل أي سأسقم.
Elmalılı Hamdi YazırO zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler
Süleyman AteşBunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar
«فتولوا عنه» إلى عيدهم «مدبرين».
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi
Süleyman AteşO da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi
«فراغ» مال في خفية «إلى آلهتهم» وهي الأصنام وعندها الطعام «فقال» استهزاءً «ألا تأكلون» فلم ينطقوا.
Elmalılı Hamdi Yazır(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi)
Süleyman AteşNeyiniz var ki konuşmuyorsunuz
فقال «ما لكم لا تنطقون» فلم يجب.
Elmalılı Hamdi YazırNihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Süleyman AteşVe gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi
«فراغ عليهم ضربا باليمين» بالقوة فكسرها فبلغ قومه ممن رآه.
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler
Süleyman Ateş(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler
«فأقبلوا إليه يزفون» أي يسرعون المشي فقالوا له: نحن نعبدها وأنت تكسرها.
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz
Süleyman Ateş(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi
«قال» لهم موبخا «أتعبدون ما تنحتون» من الحجارة وغيرها أصناما.
Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır
Süleyman AteşOysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır
«والله خلقكم وما تعملون» من نحتكم ومنحوتكم فاعبدوه وحده، وما مصدرية وقيل موصولة وقيل موصوفة.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler
Süleyman AteşOnun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler
«قالوا» بينهم «ابنوا له بنيانا» فاملئوه حطبا وأضرموه بالنار فإذا التهب «فألقوه في الجحيم» النار الشديدة.
Elmalılı Hamdi YazırBöylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük
Süleyman AteşOna bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük
«فأرادوا به كيدا» بإلقائه في النار لتهلكه «فجعلناهم الأسفلين» المقهورين فخرج من النار سالما.
Elmalılı Hamdi YazırBir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir
Süleyman Ateş(İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek
«وقال إني ذاهب إلى ربي» مهاجر إليه من دار الكفر «سيهدين» إلى حيث أمرني ربي بالمصير إليه وهو الشام فلما وصل إلى الأرض المقدسة قال.
Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et
Süleyman AteşRabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet
«رب هب لي» ولدا «من الصالحين».
Elmalılı Hamdi YazırBiz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik
Süleyman AteşOna halim bir erkek çocuk müjdeledik
«فبشرناه بغلام حليم» أي ذي حلم كثير.
Elmalılı Hamdi YazırOğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi
Süleyman Ateş(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi
«فلما بلغ معه السعي» أي أن يسعى معه ويعينه قيل بلغ سبع سنين وقيل ثلاث عشرة سنة «قال يا بنيَّ إني أرى» أي رأيت «في المنام أني أذبحك» ورؤيا الأنبياء حق وأفعالهم بأمر الله تعالى «فانظر ماذا ترى» من الرأي شاوره ليأنس بالذبح وينقاد للأمر به «قال يا أبت» التاء عوض عن ياء الإضافة «افعل ما تؤمر» به «ستجدني إن شاء الله من الصابرين» على ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı
Süleyman Ateşİkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca
«فلما أسلما» خضعا وانقادا لأمر الله تعالى «وتله للجبين» صرعه عليه، ولكل إنسان جبينان بينهما الجبهة وكان ذلك بمنى، وأمرَّ السكين على حلقه فلم تعمل شيئا بمانع من القدرة الإلهية.
Elmalılı Hamdi YazırBiz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim
Süleyman AteşBiz ona: "İbrahim!" diye ünledik
«وناديناه أن يا إبراهيم».
Elmalılı Hamdi YazırRüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Süleyman AteşSen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
«قد صدقت الرؤيا» بما أتيت به مما أمكنك من أمر الذبح: أي يكفيك ذلك فجملة ناديناه جواب لما بزيادة الواو «إنا كذلك» كما جزيناك «نجزي المحسنين» لأنفسهم بامتثال الأمر بإفراج الشدة عنهم.
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
Süleyman AteşGerçekten bu, apaçık bir sınav idi
«إن هذا» الذبح المأمور به «لهو البلاء المبين» أي الاختبار الظاهر.
Elmalılı Hamdi YazırVe ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Süleyman AteşVe fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik
«وفديناه» أي المأمور بذبحه، وهو إسماعيل أو إسحاق قولان «بذبح» بكبش «عظيم» من الجنة وهو الذي قربه هابيل جاء به جبريل عليه السلام فذبحه السيد إبراهيم مكبرا.
Elmalılı Hamdi YazırKendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
«وتركنا» أبقينا «عليه في الآخرين» ثناءً حسنا.
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İbrahim'e
Süleyman Ateş(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi)
«سلام» منا «على إبراهيم».
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
«كذلك» كما جزيناه «نجزي المحسنين» لأنفسهم.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırOna bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik
Süleyman AteşBiz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik
«وبشرناه بإسحاق» استدلَّ بذلك على أن الذبح غيره «نبيا» حال مقدرة: أي يوجد مقدرا نبوته «من الصالحين».
Elmalılı Hamdi YazırHem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var
Süleyman AteşKendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de
«وباركنا عليه» بكثير ذريته «وعلى إسحاق» ولده بجعلنا أكثر الأنبياء من نسله «ومن ذريتهما محسن» مؤمن «وظالم لنفسه» كافر «مبين» بيَّن الكفر.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik
Süleyman AteşAndolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk
«ولقد مننا على موسى وهارون» بالنبوة.
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Süleyman AteşOnları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık
«ونجيناهما وقومهما» بني إسرائيل «من الكرب العظيم» أي استعباد فرعون إياهم.
Elmalılı Hamdi YazırHem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular
Süleyman AteşOnlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular
«ونصرناهم» على القبط «فكانوا هم الغالبين».
Elmalılı Hamdi YazırHem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik
Süleyman AteşOnlara açık ifadeli Kitabı verdik
«وآتيناهما الكتاب المستبين» البليغ البيان فيما أتى به من الحدود والأحكام وغيرها وهو التوراة.
Elmalılı Hamdi YazırKendilerini doğru yola çıkardık
Süleyman AteşVe onları doğru yola ilettik
«وهديناهما الصراط» الطريق «المستقيم».
Elmalılı Hamdi YazırSonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık
Süleyman AteşVe sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık
«وتركنا» أبقينا «عليهما في الآخرين» ثناءً حسنا.
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun, Musa ile Harun'a
Süleyman Ateş(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi)
«سلام» منا «على موسى وهارون».
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
«إنا كذلك» كما جزيناهما «نجزي المحسنين».
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı
«إنهما من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir
Süleyman Ateşİlyas da elçilerdendi
«وإن إلياس» بالهمزة أوله وتركه «لمن المرسلين» قيل هو ابن أخي هارون أخي موسى، وقيل غيره أرسل إلى قوم ببعلبك ونواحيها.
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Süleyman AteşKavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız
«إذ» منصوب باذكر مقدرا «قال لقومه ألا تتقون» الله.
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Süleyman AteşBa'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini
«أتدعون بعلا» اسم صنم لهم من ذهب، وبه سمي البلد أيضا مضافا إلى بك: أي أتعبدونه «وتذرون» تتركون «أحسن الخالقين» فلا تعبدونه.
Elmalılı Hamdi YazırHani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi
Süleyman AteşSizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı
«اللهُ ربُّكم وربُّ آبائكم الأولين» برفع الثلاثة على إضمار هو، وبنصبها على البدل من أحسن.
Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır
Süleyman AteşOnu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir
«فكذبوه فإنهم لمحضرون» في النار.
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna
Süleyman AteşYalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين منهم فإنهم نجوا منها.
Elmalılı Hamdi YazırOna da sonrakiler içinde şunu bıraktık
Süleyman AteşBiz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık
«وتركنا عليه في الآخرين» ثناءً حسنا.
Elmalılı Hamdi YazırSelam olsun İlyâsîn'e
Süleyman Ateşİlyas'a selam olsun
«سلام» منا «على إلْ ياسين» قيل هو إلياس المتقدم ذكره، وقيل هو ومن آمن معه فجمعوا معه تغليبا كقولهم للمهلب وقومه المهلبون وعلى قراءة آل ياسين بالمد، أي أهله المراد به إلياس أيضا.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
«إنا كذلك» كما جزيناه «نجزي المحسنين».
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bizim mümin kullarımızdandı
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
«إنه من عبادنا المؤمنين».
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir
Süleyman AteşLut da gönderilen elçilerdendi
«وإن لوطا لمن المرسلين».
Elmalılı Hamdi YazırHani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık
Süleyman AteşOnu ve ailesini kurtardık
اذكر «إذ نجيناه وأهله أجمعين».
Elmalılı Hamdi YazırAncak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç
Süleyman AteşYalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç
«إلا عجوزا في الغابرين» أي الباقين في العذاب.
Elmalılı Hamdi YazırSonra diğerlerini helak etmiştik
Süleyman AteşSonra ötekileri kırdık (geçirdik)
«ثم دمرنا» أهلكنا «الآخرين» كفار قومه.
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Süleyman AteşSiz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin
«وإنكم لتمرون عليهم» على آثارهم ومنازلهم في أسفاركم «مصبحين» أي وقت الصباح يعني بالنهار.
Elmalılı Hamdi YazırVe siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz
Süleyman AteşVe geceleyin. Düşünmüyor musunuz
«وبالليل أفلا تعقلون» يا أهل مكة ما حل بهم فتعتبرون به.
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir
Süleyman AteşYunus da gönderilen elçilerdendi
«وإن يونس لمن المرسلين».
Elmalılı Hamdi YazırHani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı
Süleyman AteşDolu gemiye kaçmıştı
«إذْ أبق» هرب «إلى الفلك المشحون» السفينة المملوءة حين غاضب قومه لما لم ينزل بهم العذاب الذي وعدهم به فركب السفينة فوقفت في لجة البحر، فقال الملاحون هنا عبد أبق من سيده تظهره القرعة.
Elmalılı Hamdi Yazır(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu
Süleyman Ateş(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti)
«فساهم» قارع أهل السفينة «فكان من المدحضين» المغلوبين بالقرعة فألقوه في البحر.
Elmalılı Hamdi YazırDerken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu
Süleyman Ateş(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu
«فالتقمه الحوت» ابتلعه «وهو مليم» أي آت بما يلام عليه من ذهابه إلى البحر وركوبه السفينة بلا إذن من ربه.
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Süleyman AteşEğer tesbih edenlerden olmasaydı
(فلولا أنه كان من المسبحين) الذاكرين بقوله كثيرا في بطن الحوت "" لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين "".
Elmalılı Hamdi YazırEğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı
Süleyman Ateş(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı
«للبث في بطنه إلى يوم يبعثون» لصار بطن الحوت قبرا له إلى يوم القيامة.
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu hasta bir halde bir alana çıkardık
Süleyman Ateş(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık
«فنبذناه» أي ألقيناه من بطن الحوت «بالعراء» بوجه الأرض: أي بالساحل من يومه أو بعد ثلاثة أو سبعة أيام أو عشرين أو أربعين يوما «وهو سقيم» العليل كالفرخ الممعط.
Elmalılı Hamdi YazırÜzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik
Süleyman AteşVe üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik
«وأنبتنا عليه شجرة من يقطين» وهي القرع تظله بساق على خلاف العادة في القرع معجزة له، وكانت تأتيه وعلة صباحا ومساء يشرب من لبنها حتى قوي.
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik
Süleyman AteşVe onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik
«وأرسلناه» بعد ذلك كقبله إلى قوم بنينوى من أرض الموصل «إلى مائة ألف أو» بل «يزيدون» عشرين أو ثلاثين أو سبعين ألفا.
Elmalılı Hamdi YazırO zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık
Süleyman Ateşİnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
«فآمنوا» عند معاينة العذاب الموعودين به «فمتعناهم» أبقيناهم ممتعين بمالهم «إلى حين» تنقضي آجالهم فيه.
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı
«فاستفتهم» استخبر كفار مكة توبيخا لهم «ألربك البنات» بزعمهم أن الملائكة بنات الله «ولهم البنون» فيختصون بالأسنى.
Elmalılı Hamdi YazırYoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış
Süleyman AteşYoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)
«أم خلقنا الملائكة إناثا وهم شاهدون» خلقنا فيقولون ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Süleyman Ateşİyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki
«ألا أنهم من إفكهم» كذبهم «ليقولون» بقولهم الملائكة بنات الله.
Elmalılı Hamdi YazırHa!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar
Süleyman AteşAllah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar
«ولد الله» بقولهم الملائكة بنات الله «وإنهم لكاذبون» فيه.
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş
Süleyman Ateş(Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş
«أصطفى» بفتح الهمزة للاستفهام واستغني بها عن همزة الوصل فحذفت، أي أختار «البنات على البنين».
Elmalılı Hamdi YazırSize ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz
Süleyman AteşSize ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz
«ما لكم كيف تحكمون» هذا الحكم الفاسد.
Elmalılı Hamdi YazırHiç düşünmüyor musunuz
Süleyman AteşHiç mi düşünmüyorsunuz
«أفلا تذَّكرون» بإدغام التاء في الذال، أنه سبحانه وتعالى منزه عن الولد.
Elmalılı Hamdi YazırYoksa sizin için açık bir delil mi var
Süleyman AteşYoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var
«أم لكم سلطان مبين» حجة واضحة أن لله ولدا.
Elmalılı Hamdi YazırO halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı
Süleyman AteşEğer doğru iseniz Kitabınızı getirin
«فأتوا بكتابكم» التوراة فأروني ذلك فيه «إن كنتم صادقين» في قولكم ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir
Süleyman AteşAllah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir
«وجعلوا» أي المشركون «بينه» تعالى «وبين الجنة» أي الملائكة لاجتنانهم عن الأبصار «نسبا» بقولهم إنها بنات الله «ولقد علمت الجنَّة إنهم» أي قائلي ذلك «لمحضرون» للنار يعذبون فيها.
Elmalılı Hamdi YazırAllah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Süleyman AteşHaşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir
«سبحان الله» تنزيها له «عما يصفون» بأن لله ولدا.
Elmalılı Hamdi YazırFakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar)
Süleyman AteşFakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır)
«إلا عباد الله المخلصين» أي المؤمنين استثناء منقطع أي فإنهم ينزهون الله تعالى عما يصفه هؤلاء.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Süleyman Ateş(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız
«فإنكم وما تعبدون» من الأصنام.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Süleyman AteşKandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız
«ما أنتم عليه» أي على معبودكم عليه متعلق بقوله «بفاتنين» أي أحدا.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız
Süleyman AteşCehenneme girecek olandan başkasını
«إلا من هو صال الجحيم» في علم الله تعالى.
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Süleyman AteşBizden herkesin belli bir makamı vardır
قال جبريل للنبي صلى الله عليه وسلم «وما منا» معشر الملائكة أحد «إلا له مقام معلوم» في السماوات يعبد الله فيه لا يتجاوزه.
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Süleyman AteşBiziz, o saf saf dizilenler, biz
«وإنا لنحن الصَّافون» أقدامنا في الصلاة.
Elmalılı Hamdi Yazır(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler
Süleyman AteşBiziz, o tesbih edenler, biz
«وإنا لنحن المسبحون» المنزهون الله عما لا يليق به.
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Süleyman AteşGerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı
«وإن» مخففة من الثقيلة «كانوا» أي كفار مكة «ليقولون».
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Süleyman AteşEğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı
«لو أن عندنا ذكرا» كتابا «من الأولين» أي من كتب الأمم الماضية.
Elmalılı Hamdi Yazır(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Süleyman AteşElbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk
«لكنا عباد الله المخلصين» العابدة له.
Elmalılı Hamdi YazırFakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir
Süleyman AteşAma o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir
قال تعالى: «فكفروا به» بالكتاب الذي جاءهم وهو القرآن الأشرف من ذلك الكتب «فسوف يعلمون» عاقبة كفرهم.
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Süleyman AteşGönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti
(ولقد سبقت كلمتنا) بالنصر (لعبادنا المرسلين) وهي "" لأغلبن أنا ورسلي "".
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Süleyman AteşMutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır
أو هي قوله «إنهم لهم المنصورون».
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir
Süleyman AteşVe galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır
«وإن جندنا» أي المؤمنين «لهم الغالبون» الكفار بالحجة والنصرة عليهم في الدنيا، وإن لم ينتصر بعض منهم في الدنيا ففي الآخرة.
Elmalılı Hamdi YazırOnun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Süleyman AteşBir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme)
«فتول عنهم» أي أعرض عن كفار مكة «حتى حين» تؤمر فيه بقتالهم.
Elmalılı Hamdi YazırOnlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir
Süleyman AteşOnları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir
«وأبصرهم» إذ نزل بهم العذاب «فسوف يبصرون» عاقبة كفرهم.
Elmalılı Hamdi YazırYa şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Süleyman AteşBizim azabımızı mı acele istiyorlar
فقالوا استهزاء: متى نزول هذا العذاب؟ قال تعالى تهديدا لهم: «أفبعذابنا يستعجلون».
Elmalılı Hamdi YazırFakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür
Süleyman AteşFakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur
«فإذا نزل بساحتهم» بفنائهم قال الفراء: العرب تكتفي بذكر الساحة عن القوم «فَساء» بئس صباحا «صباح المنذَرين» فيه إقامة الظاهر مقام المضمر.
Elmalılı Hamdi YazırYine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Süleyman AteşBir süreye kadar onları kendi hallerine bırak
«وتول عنهم حتى حين».
Elmalılı Hamdi Yazır(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir
Süleyman AteşVe (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir
«وأبصر فسوف يبصرون» كرر تأكيدا لتهديدهم وتسلية له صلى الله عليه وسلم.
Elmalılı Hamdi YazırSenin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir
Süleyman AteşKudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir
«سبحان ربك رب العزة» الغلبة «عما يصفون» بأن له ولدا.
Elmalılı Hamdi YazırGönderilen bütün peygamberlere selam olsun
Süleyman AteşSelam, gönderilen elçilere
«وسلام على المرسلين» المبلغين عن الله التوحيد والشرائع.
Elmalılı Hamdi YazırHamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur
Süleyman AteşHamd, alemlerin Rabbi Allah'a
«والحمد لله رب العالمين» على نصرهم وهلاك الكافرين.