37. As-Saaffaat سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Süleyman AteşAndolsun o sıra sıra dizilenlere
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Süleyman AteşBağırıp sürenlere
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Süleyman AteşZikir okuyanlara
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Süleyman AteşKi Tanrınız, birdir
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Süleyman AteşGöklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir
Diyanet İşleri MealiSıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
Süleyman AteşBiz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik
Süleyman AteşVe (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk
Diyanet İşleri MealiOnu, inatçı her türlü şeytandan koruduk
Süleyman AteşO (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Süleyman AteşKovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır
Diyanet İşleri MealiOnlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
Süleyman AteşYalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler
Diyanet İşleri MealiHele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık
Diyanet İşleri MealiAllah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır
Süleyman AteşHayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar
Diyanet İşleri MealiEvet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar
Süleyman AteşKendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar
Diyanet İşleri MealiOnlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler
Süleyman AteşBir mu'cize görseler, alay ediyorlar
Diyanet İşleri MealiBir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar
Süleyman AteşBu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Süleyman AteşYani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Süleyman AteşEvvelki atalarımız da mı
Diyanet İşleri MealiBu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
Süleyman AteşDe ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak
Süleyman AteşO (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır
Diyanet İşleri MealiTek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar
Süleyman AteşVah bize, bu ceza günüdür! dediler
Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür
Süleyman AteşBu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür
Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir
Süleyman Ateş(Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Süleyman AteşAllah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün
Diyanet İşleri Mealiİlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
Süleyman AteşDurdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir
Diyanet İşleri MealiOnları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır
Süleyman AteşSize ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz
Diyanet İşleri MealiŞöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz
Süleyman Ateş(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır
Diyanet İşleri MealiHayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır
Süleyman AteşBirbirlerine döndüler, soruyorlar
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp soruşurlar
Süleyman Ateş(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz
Diyanet İşleri Mealiİleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler
Süleyman Ateş(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz
Diyanet İşleri MealiOnlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz
Süleyman AteşBizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz
Diyanet İşleri MealiBizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz
Süleyman AteşArtık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız
Diyanet İşleri MealiBu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız
Süleyman AteşSizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz)
Diyanet İşleri MealiSizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık
Süleyman AteşO gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar
Diyanet İşleri MealiO gün hepsi azabda birleşirler
Süleyman Ateşİşte biz, suçlulara böyle yaparız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu suçlulara böyle yaparız
Süleyman AteşÇünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı
Diyanet İşleri MealiOnlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler
Süleyman AteşCinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi
Diyanet İşleri MealiDeli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi
Süleyman AteşHayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı
Diyanet İşleri MealiHayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı
Süleyman AteşSiz acı azabı tadacaksınız
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız
Süleyman AteşSadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz
Diyanet İşleri MealiYaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır
Diyanet İşleri MealiAncak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır
Süleyman AteşOnlar için bilinen bir rızık vardır
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Süleyman Ateş(Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Süleyman AteşNi'met cennetlerinde
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Süleyman AteşTahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar
Diyanet İşleri Mealiİşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
Süleyman AteşÖnlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Süleyman AteşBerrak, içenlere lezzet veren bir içki
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Süleyman AteşOnda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar
Diyanet İşleri MealiBaş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
Süleyman AteşYanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Süleyman AteşSaklı yumurta gibi bembeyaz eşler
Diyanet İşleri MealiYanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
Süleyman AteşBunlar birbirine dönmüş soruyorlar
Diyanet İşleri MealiBirbirlerine dönüp sorarlar
Süleyman AteşOnlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Süleyman AteşDerdi ki: 'Sen doğrulayanlardan mısın
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Süleyman AteşBiz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız
Diyanet İşleri Mealiİçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
Süleyman Ateş(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi
Diyanet İşleri MealiYanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der
Süleyman AteşBaktı onu cehennemin ortasında gördü
Diyanet İşleri MealiBir bakar onu cehennemin ortasında görür
Süleyman AteşTallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın
Diyanet İşleri MealiOna der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin
Süleyman AteşRabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum
Diyanet İşleri MealiEğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum
Süleyman AteşBiz bir daha ölmeyecek miyiz der
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Süleyman AteşYalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha
Diyanet İşleri MealiBirinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
Süleyman AteşGerçekten büyük başarı ve mutluluk budur
Diyanet İşleri Mealiİşte büyük kurtuluş şüphesiz budur
Süleyman AteşÇalışanlar bunun için çalışsınlar
Diyanet İşleri MealiÇalışanlar bunun için çalışsın
Süleyman Ateş(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı
Diyanet İşleri MealiKonukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı
Süleyman AteşBiz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık
Diyanet İşleri MealiBiz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık
Süleyman AteşO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
Diyanet İşleri MealiO, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
Süleyman AteşTomurcukları, şeytanların başları gibidir
Diyanet İşleri MealiTomurcukları şeytan başı gibidir
Süleyman AteşOnlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır
Diyanet İşleri Mealiİşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar
Süleyman AteşSonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır
Diyanet İşleri MealiSonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir
Süleyman AteşSonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir
Diyanet İşleri MealiDoğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir
Süleyman AteşÇünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular
Diyanet İşleri MealiOnlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı
Süleyman AteşKendileri de onların izlerinde koşturuyorlar
Diyanet İşleri MealiÖyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı
Süleyman AteşAndolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı
Diyanet İşleri MealiOnlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı
Süleyman AteşBiz onların içine de uyarıcılar göndermiştik
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik
Süleyman AteşBak, o uyarılanların sonu nice oldu
Diyanet İşleri MealiUyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak
Süleyman AteşAncak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar
Diyanet İşleri MealiAllah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır
Süleyman AteşAndolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik
Süleyman AteşOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
Diyanet İşleri MealiOnu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
Süleyman AteşYalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik)
Diyanet İşleri MealiAncak onun soyunu sürekli kıldık
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Süleyman AteşAlemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar)
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri Mealiİşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız
Süleyman AteşÇünkü o bizim, inanan kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı
Süleyman AteşSonra ötekilerini suda boğduk
Diyanet İşleri MealiSonra, diğerlerini suda boğduk
Süleyman Ateşİbrahim de onun kolundan idi
Diyanet İşleri Mealiİbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı
Süleyman AteşZira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti
Diyanet İşleri MealiNitekim Rabbine temiz bir kalple geldi
Süleyman AteşBabasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti
Diyanet İşleri Mealiİbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz
Süleyman AteşAllah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
Süleyman AteşAlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)
Diyanet İşleri MealiAlemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir
Süleyman AteşYıldızlara bir göz attı
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Süleyman AteşBen hastayım, dedi
Diyanet İşleri Mealiİbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
Süleyman AteşBunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar
Diyanet İşleri MealiOnu bırakıp gittiler
Süleyman AteşO da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Süleyman AteşNeyiniz var ki konuşmuyorsunuz
Diyanet İşleri MealiO da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
Süleyman AteşVe gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Diyanet İşleri MealiSonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu
Süleyman Ateş(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler
Süleyman Ateş(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Süleyman AteşOysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
Süleyman AteşOnun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler
Süleyman AteşOna bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük
Diyanet İşleri MealiOna düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik
Süleyman Ateş(İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek
Diyanet İşleri Mealiİbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi
Süleyman AteşRabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet
Diyanet İşleri MealiRabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı
Süleyman AteşOna halim bir erkek çocuk müjdeledik
Diyanet İşleri MealiBiz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik
Süleyman Ateş(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi
Diyanet İşleri MealiÇocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi
Süleyman Ateşİkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Süleyman AteşBiz ona: "İbrahim!" diye ünledik
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Süleyman AteşSen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiBöylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
Süleyman AteşGerçekten bu, apaçık bir sınav idi
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu apaçık bir deneme idi
Süleyman AteşVe fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik
Diyanet İşleri MealiOna fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik
Süleyman AteşSonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Süleyman Ateş(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi)
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri Mealiİşte iyileri böylece mükafatlandırırız
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o, inanmış kullarımızdandı
Süleyman AteşBiz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik
Diyanet İşleri MealiOna, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik
Süleyman AteşKendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de
Diyanet İşleri MealiKendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır
Süleyman AteşAndolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk
Süleyman AteşOnları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık
Diyanet İşleri Mealiİkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık
Süleyman AteşOnlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular
Diyanet İşleri MealiOnlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi
Süleyman AteşOnlara açık ifadeli Kitabı verdik
Diyanet İşleri MealiHer ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik
Süleyman AteşVe onları doğru yola ilettik
Diyanet İşleri MealiHer ikisini de doğru yola eriştirmiştik
Süleyman AteşVe sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Süleyman Ateş(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi)
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız
Süleyman AteşÇünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı
Diyanet İşleri Mealiİkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı
Süleyman Ateşİlyas da elçilerdendi
Diyanet İşleri MealiDoğrusu İlyas da peygamberlerdendir
Süleyman AteşKavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Süleyman AteşBa'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Süleyman AteşSizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı
Diyanet İşleri MealiMilletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
Süleyman AteşOnu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Süleyman AteşYalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
Süleyman AteşBiz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Süleyman Ateşİlyas'a selam olsun
Diyanet İşleri MealiSonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
Süleyman Ateşİşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız
Süleyman AteşÇünkü o bizim mü'min kullarımızdandı
Diyanet İşleri MealiO, inanmış kullarımızdandı
Süleyman AteşLut da gönderilen elçilerdendi
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Lut da peygamberlerdendir
Süleyman AteşOnu ve ailesini kurtardık
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Süleyman AteşYalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç
Diyanet İşleri MealiGeridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
Süleyman AteşSonra ötekileri kırdık (geçirdik)
Diyanet İşleri MealiSonra diğerlerini yok etmiştik
Süleyman AteşSiz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Süleyman AteşVe geceleyin. Düşünmüyor musunuz
Diyanet İşleri MealiSabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
Süleyman AteşYunus da gönderilen elçilerdendi
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Yunus da peygamberlerdendir
Süleyman AteşDolu gemiye kaçmıştı
Diyanet İşleri MealiDolu bir gemiye kaçmıştı
Süleyman Ateş(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti)
Diyanet İşleri MealiGemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı
Süleyman Ateş(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu
Diyanet İşleri MealiKendini kınarken onu bir balık yutmuştu
Süleyman AteşEğer tesbih edenlerden olmasaydı
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Süleyman Ateş(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı
Diyanet İşleri MealiEğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
Süleyman Ateş(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık
Diyanet İşleri MealiHalsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık
Süleyman AteşVe üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik
Diyanet İşleri MealiOnun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik
Süleyman AteşVe onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik
Diyanet İşleri MealiOnu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik
Süleyman Ateşİnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
Diyanet İşleri MealiSonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
Süleyman AteşŞimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı
Diyanet İşleri MealiPutperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı
Süleyman AteşYoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)
Diyanet İşleri MealiYoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler
Süleyman Ateşİyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Süleyman AteşAllah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
Süleyman Ateş(Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş
Diyanet İşleri MealiAllah kızları, oğullara tercih mi etmiş
Süleyman AteşSize ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz
Diyanet İşleri MealiNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz
Süleyman AteşHiç mi düşünmüyorsunuz
Diyanet İşleri MealiHiç düşünmez misiniz
Süleyman AteşYoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var
Diyanet İşleri MealiYoksa apaçık bir deliliniz mi var
Süleyman AteşEğer doğru iseniz Kitabınızı getirin
Diyanet İşleri MealiDoğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım
Süleyman AteşAllah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir
Diyanet İşleri MealiAllah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler
Süleyman AteşHaşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir
Diyanet İşleri MealiAllah onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Süleyman AteşFakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır)
Diyanet İşleri MealiAllah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır
Süleyman Ateş(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Süleyman AteşKandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Süleyman AteşCehenneme girecek olandan başkasını
Diyanet İşleri MealiSizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
Süleyman AteşBizden herkesin belli bir makamı vardır
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Süleyman AteşBiziz, o saf saf dizilenler, biz
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Süleyman AteşBiziz, o tesbih edenler, biz
Diyanet İşleri MealiMelekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
Süleyman AteşGerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Süleyman AteşEğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Süleyman AteşElbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk
Diyanet İşleri MealiPutperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
Süleyman AteşAma o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir
Diyanet İşleri MealiBöyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir
Süleyman AteşGönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir
Süleyman AteşMutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır
Diyanet İşleri MealiOnlar şüphesiz yardım göreceklerdir
Süleyman AteşVe galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır
Diyanet İşleri MealiBizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir
Süleyman AteşBir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme)
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlara aldırış etme
Süleyman AteşOnları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir
Diyanet İşleri MealiOnlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Süleyman AteşBizim azabımızı mı acele istiyorlar
Diyanet İşleri MealiAzabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Süleyman AteşFakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur
Diyanet İşleri MealiO azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur
Süleyman AteşBir süreye kadar onları kendi hallerine bırak
Diyanet İşleri MealiBir süreye kadar onlardan yüz çevir
Süleyman AteşVe (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir
Diyanet İşleri Mealiİnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
Süleyman AteşKudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir
Diyanet İşleri MealiSenin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir
Süleyman AteşSelam, gönderilen elçilere
Diyanet İşleri MealiVe selam, peygamberleredir
Süleyman AteşHamd, alemlerin Rabbi Allah'a
Diyanet İşleri MealiHamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır