51. Adh-Dhaariyat سُورَةُ الذَّارِيَاتِ
📕 Mushaf görünümünde aç
● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf
51:1
وَٱلذَّٲرِيَـٰتِ ذَرْوًا
وَٱلذَّٰرِيَـٰتِ
kaldıran(rüzgar)lara andolsun
Ali BulaçTozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara
51:2
فَٱلْحَـٰمِلَـٰتِ وِقْرًا
فَٱلْحَـٰمِلَـٰتِ
yüklü (bulut)lara andolsun
Ali BulaçDerken, ağır yük taşıyan (bulut)lara
51:3
فَٱلْجَـٰرِيَـٰتِ يُسْرًا
فَٱلْجَـٰرِيَـٰتِ
akıp gidenlere andolsun
Ali BulaçSonra kolaylıkla akıp gidenlere
51:4
فَٱلْمُقَسِّمَـٰتِ أَمْرًا
فَٱلْمُقَسِّمَـٰتِ
taksim edenlere andolsun
Ali BulaçSonra iş(ler)i taksim edenlere andolsun
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ
تُوعَدُونَ
size va'dedilen
لَصَادِقٌۭ
mutlaka doğrudur
Ali BulaçSize va'dedilmekte olan, hiç tartışmasız doğrudur
51:6
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٲقِعٌ
Ali BulaçŞüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekleşecektir
51:7
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ
وَٱلسَّمَآءِ
göğe andolsun ki
ٱلْحُبُكِ
yolları (yörüngeleri)
Ali BulaçÖzen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun
51:8
إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ
Ali BulaçSiz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz
51:9
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
Ali BulaçOndan çevrilen çevrilir
51:10
قُتِلَ ٱلْخَرَّٲصُونَ
Ali BulaçKahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler
51:11
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ
سَاهُونَ
yanılıp durmaktadırlar
Ali BulaçKi onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler
51:12
يَسْــَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ
Ali BulaçHesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye sorarlar
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
يُفْتَنُونَ
yakılacaklardır
Ali BulaçO gün onlar, ateşin üstünde tutulup-eritilecekler
51:14
ذُوقُواْ فِتْنَتَكُمْ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
تَسْتَعْجِلُونَ
acele istiyor(lar)
Ali BulaçTadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir
51:15
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ
وَعُيُونٍ
ve çeşme başlarındadırlar
Ali BulaçŞüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar
51:16
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَـٰهُمْ رَبُّهُمْۚ إِنَّهُمْ كَانُواْ قَبْلَ ذَٲلِكَ مُحْسِنِينَ
ءَاتَىٰهُمْ
kendilerine verdiği
مُحْسِنِينَ
güzel davranan
Ali BulaçRablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı
51:17
كَانُواْ قَلِيلاً مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
Ali BulaçGece-boyunca da pek az uyurlardı
وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
وَبِٱلْأَسْحَارِ
seherlerde
يَسْتَغْفِرُونَ
istiğfar ederlerdi
Ali BulaçOnlar, seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi
51:19
وَفِىٓ أَمْوَٲلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
لِّلسَّآئِلِ
dilenci için
وَٱلْمَحْرُومِ
ve yoksul için
Ali BulaçOnların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı
51:20
وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَـٰتٌ لِّلْمُوقِنِينَ
لِّلْمُوقِنِينَ
kesin inanacaklar için
Ali BulaçYeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır
وَفِىٓ أَنفُسِكُمْۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
أَنفُسِكُمْ ۚ
kendi canlarınızda
Ali BulaçVe kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz
وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
Ali BulaçGökte rızkınız vardır ve size va'dolunmakta olan da
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ
فَوَرَبِّ
Rabbine andolsun ki
Ali Bulaçİşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz, o (size va'dedilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir
51:24
هَلْ أَتَـٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٲهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ
Ali BulaçSana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi
51:25
إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلَـٰمًاۖ قَالَ سَلَـٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
قَوْمٌۭ
bir topluluk(sunuz)
Ali BulaçHani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ
Ali BulaçHemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
فَقَرَّبَهُۥٓ
onu yaklaştırdı
Ali BulaçDerken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi
51:28
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۖ قَالُواْ لَا تَخَفْۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَـٰمٍ عَلِيمٍ
وَبَشَّرُوهُ
ve ona müjdelediler
بِغُلَـٰمٍ
bir oğlan çocuğu
Ali Bulaç(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler
51:29
فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ
ٱمْرَأَتُهُۥ
karısı (Sare)
Ali BulaçBöylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)? dedi
51:30
قَالُواْ كَذَٲلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibidir
Ali BulaçDediler ki: "Öyle. (Bunu) Senin Rabbin buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir
۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
Ali Bulaç(İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler
51:32
قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Ali BulaçDoğrusu biz, suçlu-günahkar bir kavme gönderildik" dediler
51:33
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
Ali BulaçÜzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için
51:34
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
مُّسَوَّمَةً
işaretlenmiş (taşlar)
لِلْمُسْرِفِينَ
haddi aşanlar için
Ali Bulaç(Ki bu taşların her biri,) Rabbinin Katında ölçüyü taşıranlar için (herkese ayrı ayrı) işaretlenmiştir
51:35
فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
فَأَخْرَجْنَا
sonra çıkardık
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
Ali BulaçBu arada, mü'minlerden orda kim varsa çıkardık
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
Ali BulaçNe var ki, orda Müslümanlardan olan bir evden başkasını bulmadık
51:37
وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Ali BulaçVe orada, acı bir azaptan korkanlar için bir ayet bıraktık
51:38
وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ
أَرْسَلْنَـٰهُ
onu göndermiştik
بِسُلْطَـٰنٍۢ
bir delil ile
Ali BulaçMusa (olayın)da da (düşündürücü ayetler vardır). Hani Biz onu açık bir delille Firavun'a göndermiştik
51:39
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَـٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Ali BulaçFakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi
51:40
فَأَخَذْنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَـٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ
فَأَخَذْنَـٰهُ
biz de onu yakaladık
وَجُنُودَهُۥ
ve askerlerini
فَنَبَذْنَـٰهُمْ
ve onları attık
مُلِيمٌۭ
kendi kendini kınıyordu
Ali BulaçBunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu
51:41
وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ
ٱلْعَقِيمَ
köklerini kesen
Ali BulaçAd (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik
51:42
مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ
Ali BulaçÜzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu
51:43
وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُواْ حَتَّىٰ حِينٍ
Ali BulaçSemud (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onlara: "Belli bir süreye kadar yararlanın" denmişti
51:44
فَعَتَوْاْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ
فَأَخَذَتْهُمُ
bu yüzden onları yakaladı
يَنظُرُونَ
bakıp dururlardı
Ali BulaçAncak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı
51:45
فَمَا ٱسْتَطَـٰعُواْ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُواْ مُنتَصِرِينَ
ٱسْتَطَـٰعُوا۟
they were able to
مُنتَصِرِينَ
yardım edilen
Ali BulaçArtık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardım bulabildiler
51:46
وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُۖ إِنَّهُمْ كَانُواْ قَوْمًا فَـٰسِقِينَ
وَقَوْمَ
ve kavmini (helak etmiştik)
Ali BulaçBundan önce Nuh kavmini de (yıkıma uğrattık). Çünkü onlar da fasık bir kavim idi
51:47
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَـٰهَا بِأَيْيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
لَمُوسِعُونَ
genişleticiyiz
Ali BulaçBiz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz
51:48
وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَـٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَـٰهِدُونَ
ٱلْمَـٰهِدُونَ
döşeyiciyiz
Ali BulaçYeri de Biz döşeyip-yaydık; ne güzel döşeyici(yiz)
وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
زَوْجَيْنِ
iki çift (erkek-dişi)
تَذَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alasınız
Ali BulaçVe Biz, herşeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz
فَفِرُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Ali BulaçÖyleyse, Allah'a doğru (yönelip, şirkten ve bozulmalardan) kaçın. Gerçekten Ben sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum
51:51
وَلَا تَجْعَلُواْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Ali BulaçAllah ile beraber başka bir İlah(ı ortak) kılmayın. Gerçekten sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum
كَذَٲلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُواْ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Ali Bulaçİşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir
51:53
أَتَوَاصَوْاْ بِهِۦۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
أَتَوَاصَوْا۟
tavsiye mi ettiler?
Ali BulaçOnlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler
51:54
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ
Ali BulaçÖyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin
51:55
وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
وَذَكِّرْ
ama yine de hatırlat
Ali BulaçSen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, mü'minlere yarar sağlar
وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
لِيَعْبُدُونِ
bana kulluk etmeleri
Ali BulaçBen, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım
مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
يُطْعِمُونِ
they (should) feed Me
Ali BulaçBen, onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup-beslemelerini de istemiyorum
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ
Ali BulaçHiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Allah'tır
51:59
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَـٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
أَصْحَـٰبِهِمْ
arkadaşlarının
يَسْتَعْجِلُونِ
acele etmesinler
Ali BulaçArtık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler
51:60
فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
يُوعَدُونَ
they are promised
Ali BulaçKendilerine va'dedilen o (azap) günlerinden dolayı vay o inkar edenlere
← Önceki Sonraki →