51. Adh-Dhaariyat سُورَةُ الذَّارِيَاتِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
51:1 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ل ذَّٲ رِيَـٰ تِ ذَرْوًا
وَٱلذَّٰرِيَـٰتِ
kaldıran(rüzgar)lara andolsun
Süleyman Ateş Savurup kaldıranlara
51:2 ▶ ⧉ ☆
فَٱ لْحَـٰ مِلَـٰ تِ وِقْ رًا
فَٱلْحَـٰمِلَـٰتِ
yüklü (bulut)lara andolsun
Süleyman Ateş (Yağmur) Yüklü (bulut)lara
51:3 ▶ ⧉ ☆
فَٱ لْجَـٰ رِيَـٰ تِ يُسْرًا
فَٱلْجَـٰرِيَـٰتِ
akıp gidenlere andolsun
Süleyman Ateş Kolayca akıp gidenlere
51:4 ▶ ⧉ ☆
فَٱ لْمُقَسِّمَـٰ تِ أَمْرًا
فَٱلْمُقَسِّمَـٰتِ
taksim edenlere andolsun
Süleyman Ateş İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları , yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki
إِنّ َمَا تُوعَدُونَ لَصَادِق ٌ
تُوعَدُونَ
size va'dedilen
لَصَادِقٌۭ
mutlaka doğrudur
Süleyman Ateş Size va'dedilen, mutlaka doğrudur
51:6 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ ٱ ل دِّينَ لَوَٲ قِعٌ
Süleyman Ateş Ceza muhakkak olacaktır
51:7 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ل سَّمَا ٓءِ ذَاتِ ٱ لْحُبُكِ
وَٱلسَّمَآءِ
göğe andolsun ki
ٱلْحُبُكِ
yolları (yörüngeleri)
Süleyman Ateş (Çeşitli) yolları (yörüngeleri) bulunan göğe andolsun ki
51:8 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َكُمْ لَفِى قَوْلٍ م ُّخْتَلِفٍ
Süleyman Ateş Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz
51:9 ▶ ⧉ ☆
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
Süleyman Ateş Çevrilen, ondan çevriliyor
51:10 ▶ ⧉ ☆
قُتِلَ ٱ لْخَرَّٲ صُو نَ
Süleyman Ateş O (çeşitli sözleri) atan yalancılar kahrolsun
51:11 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ س َاهُو نَ
سَاهُونَ
yanılıp durmaktadırlar
Süleyman Ateş Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar
51:12 ▶ ⧉ ☆
يَسْــَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱ ل دِّي نِ
Süleyman Ateş Ceza günü ne zaman? diye sorarlar
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱ ل نّ َارِ يُفْتَنُو نَ
يُفْتَنُونَ
yakılacaklardır
Süleyman Ateş O gün onlar ateş üzerinde yakılacaklardır
51:14 ▶ ⧉ ☆
ذُوقُواْ فِتْنَتَكُمْ هَـٰ ذَا ٱ لَّذِى كُنت ُم ب ِهِۦ تَسْتَعْجِلُو نَ
تَسْتَعْجِلُونَ
acele istiyor(lar)
Süleyman Ateş (Kendilerine): "Fitnenizi (fesadınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!" (denilecek)
51:15 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ ٱ لْمُتَّقِينَ فِى جَنّ َـٰ تٍ و َعُيُو نٍ
وَعُيُونٍ
ve çeşme başlarındadırlar
Süleyman Ateş Korunanlar, cennetlerde , çeşme başlarındadırlar
51:16 ▶ ⧉ ☆
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَـٰ هُمْ رَبُّهُمْۚ إِنّ َهُمْ كَانُواْ قَبْ لَ ذَٲ لِكَ مُحْسِنِي نَ
ءَاتَىٰهُمْ
kendilerine verdiği
مُحْسِنِينَ
güzel davranan
Süleyman Ateş Rablerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı
51:17 ▶ ⧉ ☆
كَانُواْ قَلِيلاً م ِّنَ ٱ لَّيْلِ مَا يَهْجَعُو نَ
Süleyman Ateş Geceleri pek az uyurlardı
وَبِٱ لْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُو نَ
وَبِٱلْأَسْحَارِ
seherlerde
يَسْتَغْفِرُونَ
istiğfar ederlerdi
Süleyman Ateş Seherlerde onlar istiğfar ederlerdi
51:19 ▶ ⧉ ☆
وَفِىٓ أَمْوَٲ لِهِمْ حَقٌّ ل ِّلسَّا ٓئِلِ وَٱ لْمَحْرُو مِ
لِّلسَّآئِلِ
dilenci için
وَٱلْمَحْرُومِ
ve yoksul için
Süleyman Ateş Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı
51:20 ▶ ⧉ ☆
وَفِى ٱ لْأَرْضِ ءَايَـٰ تٌ ل ِّلْمُوقِنِي نَ
لِّلْمُوقِنِينَ
kesin inanacaklar için
Süleyman Ateş Kesin inanacaklar için yerde nice ibretler vardır
وَفِىٓ أَنف ُسِكُمْۚ أَفَلَا تُبْ صِرُو نَ
أَنفُسِكُمْ ۚ
kendi canlarınızda
Süleyman Ateş Kendi canlarınızda da öyle. Görmüyor musunuz
وَفِى ٱ ل سَّمَا ٓءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُو نَ
Süleyman Ateş Gökte rızkınız da var, uyarıldığınız (azab)da var
فَوَرَبِّ ٱ ل سَّمَا ٓءِ وَٱ لْأَرْضِ إِنّ َهُۥ لَحَقٌّ م ِّثْلَ مَآ أَنّ َكُمْ تَنط ِقُو نَ
فَوَرَبِّ
Rabbine andolsun ki
Süleyman Ateş Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konuştuğunuz gibi gerçektir
51:24 ▶ ⧉ ☆
هَلْ أَتَـٰ كَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْ رَٲ هِيمَ ٱ لْمُكْرَمِي نَ
Süleyman Ateş İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi sana geldi mi
51:25 ▶ ⧉ ☆
إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلَـٰ مًاۖ ق َالَ سَلَـٰ مٌ ق َوْمٌ م ُّنك َرُو نَ
قَوْمٌۭ
bir topluluk(sunuz)
Süleyman Ateş Bir zaman onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. "Selam, dedi, (siz) tanınmamış bir topluluk(sunuz)
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَا ٓءَ بِعِجْ لٍ س َمِي نٍ
Süleyman Ateş (Konuklarına yemek hazırlamak için) gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzağı getirdi
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُو نَ
فَقَرَّبَهُۥٓ
onu yaklaştırdı
Süleyman Ateş Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi
51:28 ▶ ⧉ ☆
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۖ ق َالُواْ لَا تَخَفْۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَـٰ مٍ عَلِي مٍ
وَبَشَّرُوهُ
ve ona müjdelediler
بِغُلَـٰمٍ
bir oğlan çocuğu
Süleyman Ateş (Yemediklerini görünce) Onlardan içine bir korku düşürdü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler
51:29 ▶ ⧉ ☆
فَأَقْ بَلَتِ ٱ مْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ ف َصَكَّتْ وَجْ هَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِي مٌ
ٱمْرَأَتُهُۥ
karısı (Sare)
Süleyman Ateş Karısı (Sare) çığlık içinde geldi (hayretten elini) yüzüne vurarak: "(Ben) Kısır bir koca karı(yım, benden nasıl çocuk olur)?" dedi
51:30 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ كَذَٲ لِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنّ َهُۥ هُوَ ٱ لْحَكِيمُ ٱ لْعَلِي مُ
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibidir
Süleyman Ateş Dediler ki: "Rabbin böyle dedi. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir
۞ قَالَ فَمَا خَطْ بُكُمْ أَيُّهَا ٱ لْمُرْسَلُو نَ
Süleyman Ateş (İbrahim): "O halde göreviniz nedir ey elçiler?" dedi
51:32 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓ اْ إِنّ َآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ م ُّجْ رِمِي نَ
Süleyman Ateş Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik
51:33 ▶ ⧉ ☆
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً م ِّن ط ِي نٍ
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
Süleyman Ateş Ki onların üzerine çamurdan taş(lar) salalım
51:34 ▶ ⧉ ☆
مُّسَوَّمَةً عِند َ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِي نَ
مُّسَوَّمَةً
işaretlenmiş (taşlar)
لِلْمُسْرِفِينَ
haddi aşanlar için
Süleyman Ateş Rabbinin katında, haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlar)
51:35 ▶ ⧉ ☆
فَأَخْرَجْ نَا مَن ك َانَ فِيهَا مِنَ ٱ لْمُؤْمِنِي نَ
فَأَخْرَجْنَا
sonra çıkardık
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
Süleyman Ateş Orada bulunan mü'minleri çıkardık
فَمَا وَجَدْ نَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ م ِّنَ ٱ لْمُسْلِمِي نَ
Süleyman Ateş Zaten orada bir ev(halkın )dan başka müslüman da bulmadık
51:37 ▶ ⧉ ☆
وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً ل ِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱ لْعَذَابَ ٱ لْأَلِي مَ
Süleyman Ateş Acı azabdan korkanlar için orada bir ibret bıraktık
51:38 ▶ ⧉ ☆
وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَـٰ هُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَـٰ نٍ م ُّبِي نٍ
أَرْسَلْنَـٰهُ
onu göndermiştik
بِسُلْطَـٰنٍۢ
bir delil ile
Süleyman Ateş Musa'da da (ibret alınacak şeyler vardır). Onu açık bir delil ile Fir'avn'e göndermiştik
51:39 ▶ ⧉ ☆
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَـٰ حِرٌ أَوْ مَجْ نُو نٌ
Süleyman Ateş (Fir'avn ona) Yanını çevirdi ve: "Bu, ya büyücü veya cinlidir" dedi
51:40 ▶ ⧉ ☆
فَأَخَذْنَـٰ هُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَـٰ هُمْ فِى ٱ لْيَمّ ِ وَهُوَ مُلِي مٌ
فَأَخَذْنَـٰهُ
biz de onu yakaladık
وَجُنُودَهُۥ
ve askerlerini
فَنَبَذْنَـٰهُمْ
ve onları attık
مُلِيمٌۭ
kendi kendini kınıyordu
Süleyman Ateş Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu
51:41 ▶ ⧉ ☆
وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱ ل رِّيحَ ٱ لْعَقِي مَ
ٱلْعَقِيمَ
köklerini kesen
Süleyman Ateş Ad(kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara, köklerini kesen bir rüzgar gönderdik
51:42 ▶ ⧉ ☆
مَا تَذَرُ مِن ش َىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱ ل رَّمِي مِ
Süleyman Ateş Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu
51:43 ▶ ⧉ ☆
وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُواْ حَتَّىٰ حِي نٍ
Süleyman Ateş Semud(kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara: "Bir süreye kadar sefa sürün" denmişti
51:44 ▶ ⧉ ☆
فَعَتَوْاْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱ ل صَّـٰ عِقَةُ وَهُمْ يَنظ ُرُو نَ
فَأَخَذَتْهُمُ
bu yüzden onları yakaladı
يَنظُرُونَ
bakıp dururlardı
Süleyman Ateş Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı
51:45 ▶ ⧉ ☆
فَمَا ٱ سْتَطَـٰ عُواْ مِن ق ِيَامٍ و َمَا كَانُواْ مُنت َصِرِي نَ
ٱسْتَطَـٰعُوا۟
they were able to
مُنتَصِرِينَ
yardım edilen
Süleyman Ateş (Yurtlarında çöküverdiler) Ne kalkabildiler, ne de (bu duruma) engel olabildiler
51:46 ▶ ⧉ ☆
وَقَوْمَ نُوحٍ م ِّن ق َبْ لُۖ إِنّ َهُمْ كَانُواْ قَوْمًا ف َـٰ سِقِي نَ
وَقَوْمَ
ve kavmini (helak etmiştik)
Süleyman Ateş Daha önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir toplum idiler
51:47 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ل سَّمَا ٓءَ بَنَيْنَـٰ هَا بِأَيْيْ دٍ و َإِنّ َا لَمُوسِعُو نَ
لَمُوسِعُونَ
genişleticiyiz
Süleyman Ateş Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz)
51:48 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لْأَرْضَ فَرَشْنَـٰ هَا فَنِعْمَ ٱ لْمَـٰ هِدُو نَ
ٱلْمَـٰهِدُونَ
döşeyiciyiz
Süleyman Ateş Yeri biz döşedik, (biz) ne güzel döşeyiciyiz
وَمِن ك ُلِّ شَىْءٍ خَلَقْ نَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُو نَ
زَوْجَيْنِ
iki çift (erkek-dişi)
تَذَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alasınız
Süleyman Ateş Her şeyden iki çift (erkek-dişi) yarattık ki düşünüp öğüt alasınız
فَفِرُّوٓ اْ إِلَى ٱ للَّهِۖ إِنّ ِى لَكُم م ِّنْهُ نَذِيرٌ م ُّبِي نٌ
Süleyman Ateş O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım
51:51 ▶ ⧉ ☆
وَلَا تَجْ عَلُواْ مَعَ ٱ للَّهِ إِلَـٰ هًا ءَاخَرَۖ إِنّ ِى لَكُم م ِّنْهُ نَذِيرٌ م ُّبِي نٌ
Süleyman Ateş Allah ile beraber başka tanrılar uydurmayın. Ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım
كَذَٲ لِكَ مَآ أَتَى ٱ لَّذِينَ مِن ق َبْ لِهِم م ِّن ر َّسُولٍ إِلَّا قَالُواْ سَاحِرٌ أَوْ مَجْ نُو نٌ
Süleyman Ateş İşte böyle, onlardan önce de ne kadar elçi geldiyse mutlaka: "Büyücü veya cinlenmiş" dediler
51:53 ▶ ⧉ ☆
أَتَوَاصَوْاْ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ ط َاغُو نَ
أَتَوَاصَوْا۟
tavsiye mi ettiler?
Süleyman Ateş Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyi söylüyorlar)? Doğrusu, onlar azgın bir topluluktur
51:54 ▶ ⧉ ☆
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنت َ بِمَلُو مٍ
Süleyman Ateş Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin
51:55 ▶ ⧉ ☆
وَذَكِّرْ فَإِنّ َ ٱ ل ذِّكْرَىٰ تَنف َعُ ٱ لْمُؤْمِنِي نَ
وَذَكِّرْ
ama yine de hatırlat
Süleyman Ateş Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır
وَمَا خَلَقْ تُ ٱ لْجِنّ َ وَٱ لْإِنس َ إِلَّا لِيَعْبُدُو نِ
لِيَعْبُدُونِ
bana kulluk etmeleri
Süleyman Ateş Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
مَآ أُرِيدُ مِنْهُم م ِّن ر ِّزْقٍ و َمَآ أُرِيدُ أَن ي ُطْ عِمُو نِ
يُطْعِمُونِ
they (should) feed Me
Süleyman Ateş Ben onlardan rızık istemiyorum, beni beslemelerini de istemiyorum
إِنّ َ ٱ للَّهَ هُوَ ٱ ل رَّزَّاقُ ذُو ٱ لْقُوَّةِ ٱ لْمَتِي نُ
Süleyman Ateş Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır
51:59 ▶ ⧉ ☆
فَإِنّ َ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذَنُوبًا م ِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَـٰ بِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُو نِ
أَصْحَـٰبِهِمْ
arkadaşlarının
يَسْتَعْجِلُونِ
acele etmesinler
Süleyman Ateş Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler
51:60 ▶ ⧉ ☆
فَوَيْلٌ ل ِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن ي َوْمِهِمُ ٱ لَّذِى يُوعَدُو نَ
يُوعَدُونَ
they are promised
Süleyman Ateş Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline
← Önceki Sonraki →