☪ Anlam Arayışı

51. Adh-Dhaariyat سُورَةُ الذَّارِيَاتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
51:1
وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرۡوࣰ ا

Yusuf AliBy the (Winds) that scatter broadcast

Diyanet İşleri MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51:2
فَٱلۡحَٰمِلَٰتِ وِقۡرࣰ ا

Yusuf AliAnd those that lift and bear away heavy weights

Diyanet İşleri MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51:3
فَٱلۡجَٰرِيَٰتِ يُسۡرࣰ ا

Yusuf AliAnd those that flow with ease and gentleness

Diyanet İşleri MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51:4
فَٱلۡمُقَسِّمَٰتِ أَمۡرًا

Yusuf AliAnd those that distribute and apportion by Command

Diyanet İşleri MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51:5 📚 1
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقࣱ‏

Yusuf AliVerily that which ye are promised is true

Diyanet İşleri MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51:6
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعࣱ‏

Yusuf AliAnd verily Judgment and Justice must indeed come to pass

Diyanet İşleri MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51:7
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ

Yusuf AliBy the Sky with (its) numerous Paths

Diyanet İşleri Mealiİçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

51:8
إِنَّكُمۡ لَفِي قَوۡلࣲ مُّخۡتَلِفࣲ‏

Yusuf AliTruly ye are in a doctrine discordant

Diyanet İşleri Mealiİçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

51:9
يُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ

Yusuf AliThrough which are deluded (away from the Truth) such as would be deluded

Diyanet İşleri MealiBundan, dönebilecek kimseler döndürülür

51:10
قُتِلَ ٱلۡخَرَّٰصُونَ

Yusuf AliWoe to the falsehood-mongers

Diyanet İşleri MealiYalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

51:11
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ سَاهُونَ

Yusuf AliThose who (flounder) heedless in a flood of confusion

Diyanet İşleri MealiYalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

51:12
يَسۡـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Yusuf AliThey ask, "When will be the Day of Judgment and Justice

Diyanet İşleri Mealiİşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar

51:13 📚 1
يَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ يُفۡتَنُونَ

Yusuf Ali(It will be) a Day when they will be tried (and tested) over the Fire

Diyanet İşleri MealiO, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür

51:14
ذُوقُواْ فِتۡنَتَكُمۡ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ

Yusuf AliTaste ye your trial! This is what ye used to ask to be hastened

Diyanet İşleri MealiOnlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir

51:15
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Yusuf AliAs to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Springs

Diyanet İşleri MealiDoğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

51:16
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُحۡسِنِينَ

Yusuf AliTaking joy in the things which their Lord gives them, because, before then, they lived a good life

Diyanet İşleri MealiDoğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

51:17
كَانُواْ قَلِيلࣰ ا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ

Yusuf AliThey were in the habit of sleeping but little by night

Diyanet İşleri MealiOnlar, geceleri az uyuyanlardı

51:18 📚 8
وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ

Yusuf AliAnd in the hour of early dawn, they (were found) praying for Forgiveness

Diyanet İşleri MealiSeher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi

51:19
وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ

Yusuf AliAnd in their wealth and possessions (was remembered) the right of the (needy,) him who asked, and him who (for some reason) was prevented (from asking)

Diyanet İşleri MealiOnların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi

51:20
وَفِي ٱلۡأَرۡضِ ءَايَٰتࣱ لِّلۡمُوقِنِينَ

Yusuf AliOn the earth are signs for those of assured Faith

Diyanet İşleri MealiKesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

51:21 📚 11
وَفِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ

Yusuf AliAs also in your own selves: Will ye not then see

Diyanet İşleri MealiKesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

51:22 📚 16
وَفِي ٱلسَّمَآءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ

Yusuf AliAnd in heaven is your Sustenance, as (also) that which ye are promised

Diyanet İşleri MealiRızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir

51:23 📚 5
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقࣱّ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ

Yusuf AliThen, by the Lord of heaven and earth, this is the very Truth, as much as the fact that ye can speak intelligently to each other

Diyanet İşleri MealiGöğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir

51:24
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ

Yusuf AliHas the story reached thee, of the honoured guests of Abraham

Diyanet İşleri Mealiİbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi

51:25
إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمࣰ اۖ قَالَ سَلَٰمࣱ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ

Yusuf AliBehold, they entered his presence, and said: "Peace!" He said, "Peace!" (and thought, "These seem) unusual people

Diyanet İşleri MealiOnlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti

51:26 📚 4
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجۡلࣲ سَمِينࣲ‏

Yusuf AliThen he turned quickly to his household, brought out a fatted calf

Diyanet İşleri MealiHemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

51:27 📚 1
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيۡهِمۡ قَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Yusuf AliAnd placed it before them.. he said, "Will ye not eat

Diyanet İşleri MealiHemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

51:28
فَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِيفَةࣰۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمࣲ‏

Yusuf Ali(When they did not eat), He conceived a fear of them. They said, "Fear not," and they gave him glad tidings of a son endowed with knowledge

Diyanet İşleri Meali(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler

51:29
فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِي صَرَّةࣲ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِيمࣱ‏

Yusuf AliBut his wife came forward (laughing) aloud: she smote her forehead and said: "A barren old woman

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi

51:30
قَالُواْ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ

Yusuf AliThey said, "Even so has thy Lord spoken: and He is full of Wisdom and Knowledge

Diyanet İşleri MealiMelekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler

51:31 📚 1
۞قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Yusuf Ali(Abraham) said: "And what, O ye Messengers, is your errand (now)

Diyanet İşleri Mealiİbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi

51:32
قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِينَ

Yusuf AliThey said, "We have been sent to a people (deep) in sin

Diyanet İşleri MealiElçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51:33
لِنُرۡسِلَ عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن طِينࣲ‏

Yusuf AliTo bring on, on them, (a shower of) stones of clay (brimstone)

Diyanet İşleri MealiElçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51:34
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُسۡرِفِينَ

Yusuf AliMarked as from thy Lord for those who trespass beyond bounds

Diyanet İşleri MealiElçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51:35
فَأَخۡرَجۡنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Yusuf AliThen We evacuated those of the Believers who were there

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık

51:36 📚 9
فَمَا وَجَدۡنَا فِيهَا غَيۡرَ بَيۡتࣲ مِّنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ

Yusuf AliBut We found not there any just (Muslim) persons except in one house

Diyanet İşleri MealiZaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk

51:37
وَتَرَكۡنَا فِيهَآ ءَايَةࣰ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Yusuf AliAnd We left there a Sign for such as fear the Grievous Penalty

Diyanet İşleri MealiCan yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık

51:38
وَفِي مُوسَىٰٓ إِذۡ أَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ‏

Yusuf AliAnd in Moses (was another Sign): Behold, We sent him to Pharaoh, with authority manifest

Diyanet İşleri MealiMusa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik

51:39
فَتَوَلَّىٰ بِرُكۡنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونࣱ‏

Yusuf AliBut (Pharaoh) turned back with his Chiefs, and said, "A sorcerer, or one possessed

Diyanet İşleri MealiFiravun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi

51:40
فَأَخَذۡنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏

Yusuf AliSo We took him and his forces, and threw them into the sea; and his was the blame

Diyanet İşleri MealiSonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti

51:41
وَفِي عَادٍ إِذۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلۡعَقِيمَ

Yusuf AliAnd in the 'Ad (people) (was another Sign): Behold, We sent against them the devastating Wind

Diyanet İşleri MealiAd milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

51:42
مَا تَذَرُ مِن شَيۡءٍ أَتَتۡ عَلَيۡهِ إِلَّا جَعَلَتۡهُ كَٱلرَّمِيمِ

Yusuf AliIt left nothing whatever that it came up against, but reduced it to ruin and rottenness

Diyanet İşleri MealiAd milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

51:43
وَفِي ثَمُودَ إِذۡ قِيلَ لَهُمۡ تَمَتَّعُواْ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Yusuf AliAnd in the Thamud (was another Sign): Behold, they were told, "Enjoy (your brief day) for a little while

Diyanet İşleri MealiSemud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti

51:44
فَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمۡ يَنظُرُونَ

Yusuf AliBut they insolently defied the Command of their Lord: So the stunning noise (of an earthquake) seized them, even while they were looking on

Diyanet İşleri MealiOnlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı

51:45
فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مِن قِيَامࣲ وَمَا كَانُواْ مُنتَصِرِينَ

Yusuf AliThen they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves

Diyanet İşleri MealiAyağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler

51:46
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمࣰ ا فَٰسِقِينَ

Yusuf AliSo were the People of Noah before them for they wickedly transgressed

Diyanet İşleri MealiDaha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti

51:47
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيۡنَٰهَا بِأَيۡيْدࣲ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

Yusuf AliWith power and skill did We construct the Firmament: for it is We Who create the vastness of pace

Diyanet İşleri MealiGöğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz

51:48
وَٱلۡأَرۡضَ فَرَشۡنَٰهَا فَنِعۡمَ ٱلۡمَٰهِدُونَ

Yusuf AliAnd We have spread out the (spacious) earth: How excellently We do spread out

Diyanet İşleri MealiYeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz

51:49 📚 7
وَمِن كُلِّ شَيۡءٍ خَلَقۡنَا زَوۡجَيۡنِ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ

Yusuf AliAnd of every thing We have created pairs: That ye may receive instruction

Diyanet İşleri Mealiİbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır

51:50 📚 3
فَفِرُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Yusuf AliHasten ye then (at once) to God: I am from Him a Warner to you, clear and open

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

51:51
وَلَا تَجۡعَلُواْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Yusuf AliAnd make not another an object of worship with God: I am from Him a Warner to you, clear and open

Diyanet İşleri MealiAllah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

51:52 📚 1
كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُواْ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ

Yusuf AliSimilarly, no apostle came to the Peoples before them, but they said (of him) in like manner, "A sorcerer, or one possessed

Diyanet İşleri MealiOnlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi

51:53
أَتَوَاصَوۡاْ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ

Yusuf AliIs this the legacy they have transmitted, one to another? Nay, they are themselves a people transgressing beyond bounds

Diyanet İşleri MealiÖncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir

51:54
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومࣲ‏

Yusuf AliSo turn away from them: not thine is the blame

Diyanet İşleri MealiOnlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin

51:55
وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Yusuf AliBut teach (thy Message) for teaching benefits the Believers

Diyanet İşleri MealiÖğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir

51:56 📚 22
وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ

Yusuf AliI have only created Jinns and men, that they may serve Me

Diyanet İşleri MealiCinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır

51:57 📚 5
مَآ أُرِيدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقࣲ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطۡعِمُونِ

Yusuf AliNo Sustenance do I require of them, nor do I require that they should feed Me

Diyanet İşleri MealiOnlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem

51:58 📚 4
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ

Yusuf AliFor God is He Who gives (all) Sustenance,- Lord of Power,- Steadfast (for ever)

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır

51:59
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذَنُوبࣰ ا مِّثۡلَ ذَنُوبِ أَصۡحَٰبِهِمۡ فَلَا يَسۡتَعۡجِلُونِ

Yusuf AliFor the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)

Diyanet İşleri MealiZulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler

51:60
فَوَيۡلࣱ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن يَوۡمِهِمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ

Yusuf AliWoe, then, to the Unbelievers, on account of that Day of theirs which they have been promised

Diyanet İşleri MealiSöz verilen günün azabından vay o inkar edenlere

← Önceki Sonraki →

51. Adh-Dhaariyat Suresi | Anlam Arayışı