51. Adh-Dhaariyat سُورَةُ الذَّارِيَاتِ
Elmalılı Hamdi YazırO tozdurup savuranlara
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir ağırlık taşıyanlara
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir kolaylıkla akanlara
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir emir taksim edenlere andolsun ki
Elmalılı Hamdi YazırCeza ve hesap günü şüphesiz olacaktır
Elmalılı Hamdi YazırYollara sahip göğe andolsun ki
Elmalılı Hamdi YazırSiz elbette çelişkili sözler içindesiniz
Elmalılı Hamdi YazırOndan çevrilen (imana) çevrilir
Elmalılı Hamdi YazırKahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırO gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür
Elmalılı Hamdi YazırOnlara: "Tadın inkarınızın cezasını, işte sizin acele istediğiniz budur!" denecektir
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı
Elmalılı Hamdi YazırOnlar geceleyin pek az uyurlardı
Elmalılı Hamdi YazırOnlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi
Elmalılı Hamdi YazırOnların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı
Elmalılı Hamdi YazırKesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz
Elmalılı Hamdi YazırKesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz
Elmalılı Hamdi YazırSizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir
Elmalılı Hamdi YazırGök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir
Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi
Elmalılı Hamdi YazırHani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim: "Size de selam" demiş, ve içinden: "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi
Elmalılı Hamdi YazırOnu önlerine sürerek: "Yemez misiniz?" dedi
Elmalılı Hamdi YazırYemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine karısı (Sâre) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: "Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl çocuğum olur?" dedi
Elmalılı Hamdi YazırMisafir melekler: "Evet bu böyledir. Rabbin böyle buyurdu. Gerçekten O hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyi hakkıyla bilir." dediler
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?" dedi
Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik
Elmalılı Hamdi YazırOnların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız
Elmalılı Hamdi YazırO taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir." dediler
Elmalılı Hamdi YazırNihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık
Elmalılı Hamdi YazırFakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık
Elmalılı Hamdi YazırBiz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık
Elmalılı Hamdi YazırMusa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik
Elmalılı Hamdi YazırFiravun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti
Elmalılı Hamdi YazırNihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu
Elmalılı Hamdi YazırÂd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik
Elmalılı Hamdi YazırO rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu
Elmalılı Hamdi YazırSemud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!" denmişti
Elmalılı Hamdi YazırOnlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı
Elmalılı Hamdi YazırArtık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler
Elmalılı Hamdi YazırDaha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler
Elmalılı Hamdi YazırBiz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz
Elmalılı Hamdi YazırBiz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz
Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım
Elmalılı Hamdi YazırAllah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: "Bir sihirbazdır veya bir delidir." dediler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir
Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin
Elmalılı Hamdi YazırSen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir
Elmalılı Hamdi YazırBen cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım
Elmalılı Hamdi YazırBen onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır
Elmalılı Hamdi YazırŞüphsiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler
Elmalılı Hamdi YazırKendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline