68. Al-Qalam سُورَةُ القَلَمِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
نٓۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا يَسۡطُرُونَ
وَٱلْقَلَمِ
kaleme andolsun
Süleyman Ateş Nun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun
مَآ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونࣲ
بِمَجْنُونٍۢ
cinlenmiş (deli)
Süleyman Ateş Sen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin
وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَيۡرَ مَمۡنُونࣲ
Süleyman Ateş Senin için kesintisiz bir mükafat vardır
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمࣲ
Süleyman Ateş Ve sen, büyük bir ahlak üzerindesin
68:5 ▶ ⧉ ☆
فَسَتُبۡصِرُ وَيُبۡصِرُونَ
وَيُبْصِرُونَ
onlar da görecekler
Süleyman Ateş (Sen de) Göreceksin, onlar da görecekler
68:6 ▶ ⧉ ☆
بِأَييِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ
ٱلْمَفْتُونُ
fitnelenmiştir
Süleyman Ateş Hanginizin fitnelenmiş (cin çarpmış delirmiş) olduğunu
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ
بِٱلْمُهْتَدِينَ
doğru yoldadır
Süleyman Ateş Şüphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptığını ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O'dur
فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِينَ
ٱلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanlara
Süleyman Ateş Öyleyse yalanlayanlara ita'at etme
وَدُّواْ لَوۡ تُدۡهِنُ فَيُدۡهِنُونَ
تُدْهِنُ
sen yağcılık yapasın
فَيُدْهِنُونَ
onlar da yağcılık yapsınlar
Süleyman Ateş İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar)
وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافࣲ مَّهِينٍ
حَلَّافٍۢ
yemin edip duran
Süleyman Ateş Şunların hiçbirine ita'at etme: Yemin edip duran aşağılık
هَمَّازࣲ مَّشَّآءِۭ بِنَمِيمࣲ
مَّشَّآءٍۭ
götürüp getiren
Süleyman Ateş Kötüleyip duran, söz götürüp getiren
مَّنَّاعࣲ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ
Süleyman Ateş Hayra engel olan, saldırgan, günahkar
عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
Süleyman Ateş Kaba, sonra da kötülükle damgalı
68:14 ▶ ⧉ ☆
أَن كَانَ ذَا مَالࣲ وَبَنِينَ
Süleyman Ateş Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (yolunu şaşırmış)
68:15 ▶ ⧉ ☆
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Süleyman Ateş Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ
سَنَسِمُهُۥ
biz onu damgalayacağız
Süleyman Ateş Biz onu burnunun üzerine damga vurup işaretleyeceğiz
68:17 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا بَلَوۡنَٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ
بَلَوْنَـٰهُمْ
bunlara da bela verdik
بَلَوْنَآ
bela verdiğimiz
أَقْسَمُوا۟
onlar yemin etmişlerdi
لَيَصْرِمُنَّهَا
bahçeyi mutlaka devşireceklerine
Süleyman Ateş Biz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi
68:18 ▶ ⧉ ☆
وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ
يَسْتَثْنُونَ
istisna da etmiyorlardı
Süleyman Ateş İstisna da etmiyorlar(Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı
68:19 ▶ ⧉ ☆
فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفࣱ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ
طَآئِفٌۭ
dolaşıcı bir bela
Süleyman Ateş Fakat onlar uyurlarken hemen (gönderilen) dolaşıcı bir bela, onu sardı da
68:20 ▶ ⧉ ☆
فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ
فَأَصْبَحَتْ
(bahçe) kesiliverdi
Süleyman Ateş Bahçe simsiyah kesiliverdi
68:21 ▶ ⧉ ☆
فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ
فَتَنَادَوْا۟
birbirlerine seslendiler
Süleyman Ateş Sabahleyin birbirlerine seslendiler
68:22 ▶ ⧉ ☆
أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ
صَـٰرِمِينَ
pluck (the) fruit
Süleyman Ateş Haydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin diye
68:23 ▶ ⧉ ☆
فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ
فَٱنطَلَقُوا۟
derken yürüdüler
يَتَخَـٰفَتُونَ
fısıldaşıyorlardı
Süleyman Ateş Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı
68:24 ▶ ⧉ ☆
أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينࣱ
يَدْخُلَنَّهَا
will enter it
Süleyman Ateş Sakın, bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın diye
68:25 ▶ ⧉ ☆
وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدࣲ قَٰدِرِينَ
وَغَدَوْا۟
ve erkenden gittiler
قَـٰدِرِينَ
güçleri yettiği halde
Süleyman Ateş Devşirebileceklerini umarak erkenden gittiler
68:26 ▶ ⧉ ☆
فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ
لَضَآلُّونَ
biz (yolu) şaşırdık
Süleyman Ateş Fakat bahçeyi görünce: "Herhalde biz yolu şaşırdık." dediler
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
مَحْرُومُونَ
mahrum bırakıldık
Süleyman Ateş Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık
68:28 ▶ ⧉ ☆
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ
أَوْسَطُهُمْ
orta yol üzere olanları
تُسَبِّحُونَ
tesbih etmeniz
Süleyman Ateş Orta(yolda giden iyi)leri: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?" dedi
68:29 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
Süleyman Ateş Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz! dediler
68:30 ▶ ⧉ ☆
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَلَٰوَمُونَ
فَأَقْبَلَ
dönüp başladılar
Süleyman Ateş Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar
68:31 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ
يَـٰوَيْلَنَآ
ey yazık bize
Süleyman Ateş Yazık bize, dediler, biz azgınlarmışız
68:32 ▶ ⧉ ☆
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرࣰ ا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
أَن
bize onun yerine verir
يُبْدِلَنَا
will substitute for us
Süleyman Ateş Belki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha iyisini verir. Biz Rabbimize yönelir, O'ndan umarız. It may be that our Lord will give us better than this in place thereof. Lo! we beseech our Lord
كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ
Süleyman Ateş İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilselerdi
68:34 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
لِلْمُتَّقِينَ
muttakiler için vardır
Süleyman Ateş Korunanlar için de Rableri katında ni'met bahçeleri vardır
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ
أَفَنَجْعَلُ
biz yapar mıyız?
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslümanları
كَٱلْمُجْرِمِينَ
suçlular gibi
Süleyman Ateş Biz müslümanları suçlular gibi yapar mıyız hiç
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ
تَحْكُمُونَ
hüküm veriyorsunuz
Süleyman Ateş Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz
68:37 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَكُمۡ كِتَٰبࣱ فِيهِ تَدۡرُسُونَ
Süleyman Ateş Yoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz
68:38 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ لَكُمۡ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
Süleyman Ateş Onda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz
68:39 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَكُمۡ أَيۡمَٰنٌ عَلَيۡنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ
Süleyman Ateş Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyamete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde
68:40 ▶ ⧉ ☆
سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Süleyman Ateş Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak
68:41 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَآءُ فَلۡيَأۡتُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ
لَهُمْ
kendilerinin -mı var?
فَلْيَأْتُوا۟
o halde çağırsınlar
بِشُرَكَآئِهِمْ
ortaklarını
Süleyman Ateş Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar
يَوۡمَ يُكۡشَفُ عَن سَاقࣲ وَيُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ
يُكْشَفُ
açılacağı sıvanacağı'
وَيُدْعَوْنَ
ve da'vet edilecekleri
يَسْتَطِيعُونَ
they will be able
Süleyman Ateş Bacaktan açılacağı (paçanın sıvanacağı, işlerin güçleşeceği) ve secdeye da'vet edilecekleri gün (secde) edemezler
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ وَقَدۡ كَانُواْ يُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَٰلِمُونَ
تَرْهَقُهُمْ
onları kaplar
كَانُوا۟
da'vet edilirlerdi
Süleyman Ateş Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di
68:44 ▶ ⧉ ☆
فَذَرۡنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ
سَنَسْتَدْرِجُهُم
onları derece derece yaklaştıracağız
Süleyman Ateş Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız
وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ
وَأُمْلِى
mühlet veriyorum
Süleyman Ateş Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır (onu kimse bozamaz)
68:46 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرࣰ ا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ
تَسْـَٔلُهُمْ
sen istiyorsun (da)
مُّثْقَلُونَ
ağır bir yük altındadırlar
Süleyman Ateş Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır borç altında mı kalıyorlar
68:47 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ
عِندَهُمُ
yanlarında (mıdır?)
Süleyman Ateş Yoksa gayb (görünmez bilgi hazinesi), kendi yanlarında da onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومࣱ
كَصَاحِبِ
sahibi gibi (Yunus)
مَكْظُومٌۭ
sıkıntıdan yutkunarak
Süleyman Ateş Sen Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmişti
لَّوۡلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعۡمَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ مَذۡمُومࣱ
بِٱلْعَرَآءِ
çıplak bir yere
Süleyman Ateş Eğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı
68:50 ▶ ⧉ ☆
فَٱجۡتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
فَٱجْتَبَـٰهُ
onun du'asını kabul etti
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous
Süleyman Ateş Fakat Rabbi onun du'asını kabul etti de onu Salih(iyi insan)lardan yaptı
68:51 ▶ ⧉ ☆
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَيُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُواْ ٱلذِّكۡرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونࣱ
لَيُزْلِقُونَكَ
seni devireceklerdi
بِأَبْصَـٰرِهِمْ
gözleriyle
وَيَقُولُونَ
ve diyorlardı
Süleyman Ateş O inkar edenler Zikr (Kur'an)'ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. "O mecnundur" diyorlardı
68:52 ▶ ⧉ ☆
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ
لِّلْعَـٰلَمِينَ
alemler için
Süleyman Ateş Halbuki o, alemler için uyarıdan başka bir şey değildir
← Önceki Sonraki →