☪ Anlam Arayışı

68. Al-Qalam سُورَةُ القَلَمِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
68:1 📚 3
نٓۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا يَسۡطُرُونَ
نٓ ۚ
Nun
وَٱلْقَلَمِ
kaleme andolsun
وَمَا
ve
يَسْطُرُونَ
yazdıklarına

Süleyman AteşNun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun

Saheeh InternationalNun. By the pen and what they inscribe

68:2 📚 4
مَآ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونࣲ‏
مَآ
değilsin
أَنتَ
sen
بِنِعْمَةِ
ni'metiyle
رَبِّكَ
Rabbinin
بِمَجْنُونٍۢ
cinlenmiş (deli)

Süleyman AteşSen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin

Saheeh InternationalYou are not, [O Muhammad], by the favor of your Lord, a madman

68:3 📚 2
وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَيۡرَ مَمۡنُونࣲ‏
وَإِنَّ
ve şüphesiz
لَكَ
senin için vardır
لَأَجْرًا
bir mükafat
غَيْرَ
olmayan
مَمْنُونٍۢ
kesintisi

Süleyman AteşSenin için kesintisiz bir mükafat vardır

Saheeh InternationalAnd indeed, for you is a reward uninterrupted

68:4 📚 18
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمࣲ‏
وَإِنَّكَ
ve şüphesiz sen
لَعَلَىٰ
üzerindesin
خُلُقٍ
bir ahlak
عَظِيمٍۢ
büyük

Süleyman AteşVe sen, büyük bir ahlak üzerindesin

Saheeh InternationalAnd indeed, you are of a great moral character

68:5
فَسَتُبۡصِرُ وَيُبۡصِرُونَ
فَسَتُبْصِرُ
göreceksin
وَيُبْصِرُونَ
onlar da görecekler

Süleyman Ateş(Sen de) Göreceksin, onlar da görecekler

Saheeh InternationalSo you will see and they will see

68:6
بِأَييِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ
بِأَييِّكُمُ
hanginiz
ٱلْمَفْتُونُ
fitnelenmiştir

Süleyman AteşHanginizin fitnelenmiş (cin çarpmış delirmiş) olduğunu

Saheeh InternationalWhich of you is the afflicted [by a devil]

68:7 📚 1
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
هُوَ
O'dur
أَعْلَمُ
en iyi bilen
بِمَن
kim(ler)
ضَلَّ
sapmıştır
عَن
kendi yolundan
سَبِيلِهِۦ
His way
وَهُوَ
ve O'dur
أَعْلَمُ
en iyi bilen
بِٱلْمُهْتَدِينَ
doğru yoldadır

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptığını ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O'dur

Saheeh InternationalIndeed, your Lord is most knowing of who has gone astray from His way, and He is most knowing of the [rightly] guided

68:8 📚 1
فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِينَ
فَلَا
öyleyse
تُطِعِ
ita'at etme
ٱلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanlara

Süleyman AteşÖyleyse yalanlayanlara ita'at etme

Saheeh InternationalThen do not obey the deniers

68:9 📚 1
وَدُّواْ لَوۡ تُدۡهِنُ فَيُدۡهِنُونَ
وَدُّوا۟
istediler ki
لَوْ
keşke
تُدْهِنُ
sen yağcılık yapasın
فَيُدْهِنُونَ
onlar da yağcılık yapsınlar

Süleyman Ateşİstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar)

Saheeh InternationalThey wish that you would soften [in your position], so they would soften [toward you]

68:10 📚 1
وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافࣲ مَّهِينٍ
وَلَا
ve
تُطِعْ
ita'at etme
كُلَّ
hiçbirine
حَلَّافٍۢ
yemin edip duran
مَّهِينٍ
aşağılık

Süleyman AteşŞunların hiçbirine ita'at etme: Yemin edip duran aşağılık

Saheeh InternationalAnd do not obey every worthless habitual swearer

68:11 📚 6
هَمَّازࣲ مَّشَّآءِۭ بِنَمِيمࣲ‏
هَمَّازٍۢ
kötüleyip duran
مَّشَّآءٍۭ
götürüp getiren
بِنَمِيمٍۢ
söz

Süleyman AteşKötüleyip duran, söz götürüp getiren

Saheeh International[And] scorner, going about with malicious gossip

68:12 📚 1
مَّنَّاعࣲ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ
مَّنَّاعٍۢ
engel olan
لِّلْخَيْرِ
hayra
مُعْتَدٍ
saldırgan
أَثِيمٍ
günahkar

Süleyman AteşHayra engel olan, saldırgan, günahkar

Saheeh InternationalA preventer of good, transgressing and sinful

68:13 📚 4
عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
عُتُلٍّۭ
kaba
بَعْدَ
sonra da
ذَٰلِكَ
bundan
زَنِيمٍ
kötülükle damgalı

Süleyman AteşKaba, sonra da kötülükle damgalı

Saheeh InternationalCruel, moreover, and an illegitimate pretender

68:14
أَن كَانَ ذَا مَالࣲ وَبَنِينَ
أَن
diye
كَانَ
olmuş
ذَا
sahibi
مَالٍۢ
mal
وَبَنِينَ
ve oğullar

Süleyman AteşMal ve oğullar sahibi olmuş diye (yolunu şaşırmış)

Saheeh InternationalBecause he is a possessor of wealth and children

68:15
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
إِذَا
zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِ
kendisine
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
قَالَ
der
أَسَـٰطِيرُ
masallarıdır
ٱلْأَوَّلِينَ
eskilerin

Süleyman AteşKendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der

Saheeh InternationalWhen Our verses are recited to him, he says, "Legends of the former peoples

68:16 📚 1
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ
سَنَسِمُهُۥ
biz onu damgalayacağız
عَلَى
üzerini
ٱلْخُرْطُومِ
burnunun

Süleyman AteşBiz onu burnunun üzerine damga vurup işaretleyeceğiz

Saheeh InternationalWe will brand him upon the snout

68:17
إِنَّا بَلَوۡنَٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ
إِنَّا
elbette biz
بَلَوْنَـٰهُمْ
bunlara da bela verdik
كَمَا
gibi
بَلَوْنَآ
bela verdiğimiz
أَصْحَـٰبَ
sahiplerine
ٱلْجَنَّةِ
bahçe
إِذْ
hani
أَقْسَمُوا۟
onlar yemin etmişlerdi
لَيَصْرِمُنَّهَا
bahçeyi mutlaka devşireceklerine
مُصْبِحِينَ
sabah olunca

Süleyman AteşBiz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi

Saheeh InternationalIndeed, We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore to cut its fruit in the [early] morning

68:18
وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ
وَلَا
ve
يَسْتَثْنُونَ
istisna da etmiyorlardı

Süleyman Ateşİstisna da etmiyorlar(Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı

Saheeh InternationalWithout making exception

68:19
فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفࣱ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ
فَطَافَ
fakat sardı
عَلَيْهَا
onu
طَآئِفٌۭ
dolaşıcı bir bela
مِّن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
وَهُمْ
ve onlar
نَآئِمُونَ
uyurlarken

Süleyman AteşFakat onlar uyurlarken hemen (gönderilen) dolaşıcı bir bela, onu sardı da

Saheeh InternationalSo there came upon the garden an affliction from your Lord while they were asleep

68:20
فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ
فَأَصْبَحَتْ
(bahçe) kesiliverdi
كَٱلصَّرِيمِ
simsiyah

Süleyman AteşBahçe simsiyah kesiliverdi

Saheeh InternationalAnd it became as though reaped

68:21
فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ
فَتَنَادَوْا۟
birbirlerine seslendiler
مُصْبِحِينَ
sabahleyin

Süleyman AteşSabahleyin birbirlerine seslendiler

Saheeh InternationalAnd they called one another at morning

68:22
أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ
أَنِ
diye
ٱغْدُوا۟
erkenden gidin
عَلَىٰ
ekininize
حَرْثِكُمْ
your crop
إِن
eğer
كُنتُمْ
devşirecekseniz
صَـٰرِمِينَ
pluck (the) fruit

Süleyman AteşHaydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin diye

Saheeh International[Saying], "Go early to your crop if you would cut the fruit

68:23
فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ
فَٱنطَلَقُوا۟
derken yürüdüler
وَهُمْ
ve onlar
يَتَخَـٰفَتُونَ
fısıldaşıyorlardı

Süleyman AteşDerken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı

Saheeh InternationalSo they set out, while lowering their voices

68:24
أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينࣱ‏
أَن
diye
لَّا
sakın sokulmasın
يَدْخُلَنَّهَا
will enter it
ٱلْيَوْمَ
bugün
عَلَيْكُم
yanınıza
مِّسْكِينٌۭ
hiçbir yoksul

Süleyman AteşSakın, bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın diye

Saheeh International[Saying], "There will surely not enter it today upon you [any] poor person

68:25
وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدࣲ قَٰدِرِينَ
وَغَدَوْا۟
ve erkenden gittiler
عَلَىٰ
engellemeye
حَرْدٍۢ
determination
قَـٰدِرِينَ
güçleri yettiği halde

Süleyman AteşDevşirebileceklerini umarak erkenden gittiler

Saheeh InternationalAnd they went early in determination, [assuming themselves] able

68:26
فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ
فَلَمَّا
fakat
رَأَوْهَا
bahçeyi görünce
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّا
elbette biz
لَضَآلُّونَ
biz (yolu) şaşırdık

Süleyman AteşFakat bahçeyi görünce: "Herhalde biz yolu şaşırdık." dediler

Saheeh InternationalBut when they saw it, they said, "Indeed, we are lost

68:27 📚 1
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
بَلْ
hayır
نَحْنُ
biz
مَحْرُومُونَ
mahrum bırakıldık

Süleyman AteşHayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık

Saheeh InternationalRather, we have been deprived

68:28
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ
قَالَ
dedi
أَوْسَطُهُمْ
orta yol üzere olanları
أَلَمْ
ben demedim mi?
أَقُل
I tell
لَّكُمْ
size
لَوْلَا
gerekmez miydi?
تُسَبِّحُونَ
tesbih etmeniz

Süleyman AteşOrta(yolda giden iyi)leri: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?" dedi

Saheeh InternationalThe most moderate of them said, "Did I not say to you, 'Why do you not exalt [Allah]

68:29
قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
قَالُوا۟
dediler
سُبْحَـٰنَ
tesbih ederiz
رَبِّنَآ
Rabbimizi
إِنَّا
doğrusu biz
كُنَّا
zulmedenlermişiz
ظَـٰلِمِينَ
wrongdoers

Süleyman AteşRabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz! dediler

Saheeh InternationalThey said, "Exalted is our Lord! Indeed, we were wrongdoers

68:30
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَلَٰوَمُونَ
فَأَقْبَلَ
dönüp başladılar
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
عَلَىٰ
diğerini
بَعْضٍۢ
others
يَتَلَـٰوَمُونَ
kınamağa

Süleyman AteşDönüp birbirlerini kınamağa başladılar

Saheeh InternationalThen they approached one another, blaming each other

68:31
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ
قَالُوا۟
dediler
يَـٰوَيْلَنَآ
ey yazık bize
إِنَّا
elbette biz
كُنَّا
azgınlarmışız
طَـٰغِينَ
transgressors

Süleyman AteşYazık bize, dediler, biz azgınlarmışız

Saheeh InternationalThey said, "O woe to us; indeed we were transgressors

68:32
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرࣰ ا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
عَسَىٰ
belki
رَبُّنَآ
Rabbimiz
أَن
bize onun yerine verir
يُبْدِلَنَا
will substitute for us
خَيْرًۭا
daha iyisini
مِّنْهَآ
ondan
إِنَّآ
elbette biz
إِلَىٰ
Rabbimizi
رَبِّنَا
our Lord
رَٰغِبُونَ
arzulayanlarız

Süleyman AteşBelki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha iyisini verir. Biz Rabbimize yönelir, O'ndan umarız. It may be that our Lord will give us better than this in place thereof. Lo! we beseech our Lord

Saheeh InternationalPerhaps our Lord will substitute for us [one] better than it. Indeed, we are toward our Lord desirous

68:33 📚 1
كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ
كَذَٰلِكَ
işte böyledir
ٱلْعَذَابُ ۖ
azab
وَلَعَذَابُ
ve azabı ise
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahiret
أَكْبَرُ ۚ
daha büyüktür
لَوْ
keşke
كَانُوا۟
idi
يَعْلَمُونَ
bilseler

Süleyman Ateşİşte azab böyledir. Ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilselerdi

Saheeh InternationalSuch is the punishment [of this world]. And the punishment of the Hereafter is greater, if they only knew

68:34
إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
إِنَّ
şüphesiz
لِلْمُتَّقِينَ
muttakiler için vardır
عِندَ
katında
رَبِّهِمْ
Rableri
جَنَّـٰتِ
bahçeleri
ٱلنَّعِيمِ
ni'met

Süleyman AteşKorunanlar için de Rableri katında ni'met bahçeleri vardır

Saheeh InternationalIndeed, for the righteous with their Lord are the Gardens of Pleasure

68:35 📚 3
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ
أَفَنَجْعَلُ
biz yapar mıyız?
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslümanları
كَٱلْمُجْرِمِينَ
suçlular gibi

Süleyman AteşBiz müslümanları suçlular gibi yapar mıyız hiç

Saheeh InternationalThen will We treat the Muslims like the criminals

68:36 📚 2
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ
مَا
neyiniz var?
لَكُمْ
(is) for you
كَيْفَ
nasıl
تَحْكُمُونَ
hüküm veriyorsunuz

Süleyman AteşNeyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz

Saheeh InternationalWhat is [the matter] with you? How do you judge

68:37
أَمۡ لَكُمۡ كِتَٰبࣱ فِيهِ تَدۡرُسُونَ
أَمْ
yoksa
لَكُمْ
sizin var mı?
كِتَـٰبٌۭ
bir Kitabınız
فِيهِ
onda (mı?)
تَدْرُسُونَ
okuyorsunuz

Süleyman AteşYoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz

Saheeh InternationalOr do you have a scripture in which you learn

68:38
إِنَّ لَكُمۡ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
إِنَّ
şüphesiz
لَكُمْ
sizin için var
فِيهِ
onda
لَمَا
her şey
تَخَيَّرُونَ
istediğiniz

Süleyman AteşOnda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz

Saheeh InternationalThat indeed for you is whatever you choose

68:39
أَمۡ لَكُمۡ أَيۡمَٰنٌ عَلَيۡنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ
أَمْ
yoksa
لَكُمْ
sizin -mı var?
أَيْمَـٰنٌ
oaths
عَلَيْنَا
üzerimizde
بَـٰلِغَةٌ
sürecek
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
gününe
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ
kıyamet
إِنَّ
şüphesiz
لَكُمْ
sizindir
لَمَا
ne
تَحْكُمُونَ
hükmederseniz

Süleyman AteşYoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyamete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde

Saheeh InternationalOr do you have oaths [binding] upon Us, extending until the Day of Resurrection, that indeed for you is whatever you judge

68:40
سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
سَلْهُمْ
sor onlara
أَيُّهُم
onların hangisi?
بِذَٰلِكَ
buna
زَعِيمٌ
kefildir

Süleyman AteşSor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak

Saheeh InternationalAsk them which of them, for that [claim], is responsible

68:41
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَآءُ فَلۡيَأۡتُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ
أَمْ
yoksa
لَهُمْ
kendilerinin -mı var?
شُرَكَآءُ
partners
فَلْيَأْتُوا۟
o halde çağırsınlar
بِشُرَكَآئِهِمْ
ortaklarını
إِن
eğer
كَانُوا۟
iseler
صَـٰدِقِينَ
doğrulardan

Süleyman AteşYoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar

Saheeh InternationalOr do they have partners? Then let them bring their partners, if they should be truthful

68:42 📚 1
يَوۡمَ يُكۡشَفُ عَن سَاقࣲ وَيُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ
يَوْمَ
gün
يُكْشَفُ
açılacağı sıvanacağı'
عَن
bacakların
سَاقٍۢ
the shin
وَيُدْعَوْنَ
ve da'vet edilecekleri
إِلَى
secdeye;
ٱلسُّجُودِ
prostrate
فَلَا
güçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَ
they will be able

Süleyman AteşBacaktan açılacağı (paçanın sıvanacağı, işlerin güçleşeceği) ve secdeye da'vet edilecekleri gün (secde) edemezler

Saheeh InternationalThe Day the shin will be uncovered and they are invited to prostration but the disbelievers will not be able

68:43 📚 1
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ وَقَدۡ كَانُواْ يُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَٰلِمُونَ
خَـٰشِعَةً
korkuyla
أَبْصَـٰرُهُمْ
gözleri
تَرْهَقُهُمْ
onları kaplar
ذِلَّةٌۭ ۖ
bir zillet
وَقَدْ
halbuki
كَانُوا۟
da'vet edilirlerdi
يُدْعَوْنَ
called
إِلَى
secdeye
ٱلسُّجُودِ
prostrate
وَهُمْ
onlar
سَـٰلِمُونَ
sağlam iken

Süleyman AteşGözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di

Saheeh InternationalTheir eyes humbled, humiliation will cover them. And they used to be invited to prostration while they were sound

68:44
فَذَرۡنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ
فَذَرْنِى
bana bırak
وَمَن
kimseyi
يُكَذِّبُ
yalanlayan
بِهَـٰذَا
bu
ٱلْحَدِيثِ ۖ
sözü
سَنَسْتَدْرِجُهُم
onları derece derece yaklaştıracağız
مِّنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
bilmedikleri
يَعْلَمُونَ
they know

Süleyman AteşBu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız

Saheeh InternationalSo leave Me, [O Muhammad], with [the matter of] whoever denies the Qur'an. We will progressively lead them [to punishment] from where they do not know

68:45 📚 1
وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ
وَأُمْلِى
mühlet veriyorum
لَهُمْ ۚ
onlara
إِنَّ
doğrusu
كَيْدِى
benim tuzağım
مَتِينٌ
sağlamdır

Süleyman AteşOnlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır (onu kimse bozamaz)

Saheeh InternationalAnd I will give them time. Indeed, My plan is firm

68:46
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرࣰ ا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ
أَمْ
yoksa
تَسْـَٔلُهُمْ
sen istiyorsun (da)
أَجْرًۭا
bir ücret (mi?)
فَهُم
onlardan
مِّن
borçtan (dolayı)
مَّغْرَمٍۢ
(the) debt
مُّثْقَلُونَ
ağır bir yük altındadırlar

Süleyman AteşYoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır borç altında mı kalıyorlar

Saheeh InternationalOr do you ask of them a payment, so they are by debt burdened down

68:47
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ
أَمْ
yoksa
عِندَهُمُ
yanlarında (mıdır?)
ٱلْغَيْبُ
gayb
فَهُمْ
onlar
يَكْتُبُونَ
yazıyorlar

Süleyman AteşYoksa gayb (görünmez bilgi hazinesi), kendi yanlarında da onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar

Saheeh InternationalOr have they [knowledge of] the unseen, so they write [it] down

68:48 📚 5
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومࣱ‏
فَٱصْبِرْ
sen sabret
لِحُكْمِ
hükmüne
رَبِّكَ
Rabbinin
وَلَا
ve
تَكُن
olma
كَصَاحِبِ
sahibi gibi (Yunus)
ٱلْحُوتِ
balık
إِذْ
hani
نَادَىٰ
seslenmişti
وَهُوَ
ve o
مَكْظُومٌۭ
sıkıntıdan yutkunarak

Süleyman AteşSen Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmişti

Saheeh InternationalThen be patient for the decision of your Lord, [O Muhammad], and be not like the companion of the fish when he called out while he was distressed

68:49 📚 2
لَّوۡلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعۡمَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ مَذۡمُومࣱ‏
لَّوْلَآ
eğer olmasaydı
أَن
ona yetişmesi
تَدَٰرَكَهُۥ
overtook him
نِعْمَةٌۭ
bir ni'metin
مِّن
Rabbinden
رَّبِّهِۦ
his Lord
لَنُبِذَ
elbette atılırdı
بِٱلْعَرَآءِ
çıplak bir yere
وَهُوَ
ve o
مَذْمُومٌۭ
kınananrak

Süleyman AteşEğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı

Saheeh InternationalIf not that a favor from his Lord overtook him, he would have been thrown onto the naked shore while he was censured

68:50
فَٱجۡتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
فَٱجْتَبَـٰهُ
onun du'asını kabul etti
رَبُّهُۥ
Rabbi
فَجَعَلَهُۥ
ve onu yaptı
مِنَ
salihlerden
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous

Süleyman AteşFakat Rabbi onun du'asını kabul etti de onu Salih(iyi insan)lardan yaptı

Saheeh InternationalAnd his Lord chose him and made him of the righteous

68:51
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَيُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُواْ ٱلذِّكۡرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونࣱ‏
وَإِن
ve
يَكَادُ
neredeyse
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَيُزْلِقُونَكَ
seni devireceklerdi
بِأَبْصَـٰرِهِمْ
gözleriyle
لَمَّا
zaman
سَمِعُوا۟
işittikleri
ٱلذِّكْرَ
Zikr(Kur'an)'ı
وَيَقُولُونَ
ve diyorlardı
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
لَمَجْنُونٌۭ
mecnundur

Süleyman AteşO inkar edenler Zikr(Kur'an)'ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. "O mecnundur" diyorlardı

Saheeh InternationalAnd indeed, those who disbelieve would almost make you slip with their eyes when they hear the message, and they say, "Indeed, he is mad

68:52
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ
وَمَا
halbuki değildir
هُوَ
o
إِلَّا
başka bir şey
ذِكْرٌۭ
uyarıdan
لِّلْعَـٰلَمِينَ
alemler için

Süleyman AteşHalbuki o, alemler için uyarıdan başka bir şey değildir

Saheeh InternationalBut it is not except a reminder to the worlds

← Önceki Sonraki →

68. Al-Qalam Suresi | Anlam Arayışı