☪ Anlam Arayışı

70. Al-Ma'aarij سُورَةُ المَعَارِجِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
70:1
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ‏
سَأَلَ
sordu
سَآئِلٌۢ
bir soran
بِعَذَابٍۢ
azabı
وَاقِعٍۢ
vuku bulacak

Süleyman AteşBir soran, inecek azabı sordu

Saheeh InternationalA supplicant asked for a punishment bound to happen

70:2
لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعࣱ‏
لِّلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
لَيْسَ
yoktur
لَهُۥ
onu
دَافِعٌۭ
def edecek

Süleyman AteşKafirler için, ki onu savacak yoktur

Saheeh InternationalTo the disbelievers; of it there is no preventer

70:3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
ذِى
sahibi
ٱلْمَعَارِجِ
yüksek makamların

Süleyman AteşYükselme derecelerinin sahibi Allah'tan

Saheeh International[It is] from Allah, owner of the ways of ascent

70:4 📚 9
تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةࣲ‏
تَعْرُجُ
çıkar
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
melekler
وَٱلرُّوحُ
ve ruh
إِلَيْهِ
O'na
فِى
içinde
يَوْمٍۢ
bir gün
كَانَ
olan
مِقْدَارُهُۥ
miktarı
خَمْسِينَ
elli
أَلْفَ
bin
سَنَةٍۢ
yıl

Süleyman AteşMelekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar

Saheeh InternationalThe angels and the Spirit will ascend to Him during a Day the extent of which is fifty thousand years

70:5
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰ ا جَمِيلًا
فَٱصْبِرْ
şimdi sen sabret
صَبْرًۭا
bir sabırla
جَمِيلًا
güzel

Süleyman AteşŞimdi sen güzelce sabret

Saheeh InternationalSo be patient with gracious patience

70:6
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدࣰ ا
إِنَّهُمْ
onlar
يَرَوْنَهُۥ
onu görüyor(lar)
بَعِيدًۭا
uzak

Süleyman AteşOnlar onu uzak görüyor(lar)

Saheeh InternationalIndeed, they see it [as] distant

70:7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبࣰ ا
وَنَرَىٰهُ
biz ise onu görüyoruz
قَرِيبًۭا
yakın

Süleyman AteşBiz ise onu yakın görüyoruz

Saheeh InternationalBut We see it [as] near

70:8
يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ
يَوْمَ
o gün
تَكُونُ
olur
ٱلسَّمَآءُ
gök
كَٱلْمُهْلِ
erimiş maden gibi

Süleyman AteşO gün gök, erimiş maden gibi olur

Saheeh InternationalOn the Day the sky will be like murky oil

70:9 📚 2
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ
وَتَكُونُ
ve olur
ٱلْجِبَالُ
dağlar
كَٱلْعِهْنِ
renkli yün gibi

Süleyman AteşDağlar, renkli yün gibi olur

Saheeh InternationalAnd the mountains will be like wool

70:10
وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمࣰ ا
وَلَا
ve
يَسْـَٔلُ
sormaz
حَمِيمٌ
dost
حَمِيمًۭا
dostun halini

Süleyman AteşDost dostun halini sormaz

Saheeh InternationalAnd no friend will ask [anything of] a friend

70:11
يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ
birbirlerine gösterilirler
يَوَدُّ
ister
ٱلْمُجْرِمُ
suçlu olan
لَوْ
keşke
يَفْتَدِى
fidye versin
مِنْ
azabından (kurtarmak için)
عَذَابِ
(the) punishment
يَوْمِئِذٍۭ
o günün
بِبَنِيهِ
oğullarını

Süleyman AteşBirbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını

Saheeh InternationalThey will be shown each other. The criminal will wish that he could be ransomed from the punishment of that Day by his children

70:12
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
وَصَـٰحِبَتِهِۦ
ve eşini
وَأَخِيهِ
ve kardeşini

Süleyman AteşEşini ve kardeşini

Saheeh InternationalAnd his wife and his brother

70:13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ
وَفَصِيلَتِهِ
ve tüm ailesini
ٱلَّتِى
kendisini barındıran
تُـْٔوِيهِ
sheltered him

Süleyman AteşKendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini

Saheeh InternationalAnd his nearest kindred who shelter him

70:14
وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ يُنجِيهِ
وَمَن
ve bulunanları
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsini
ثُمَّ
sonra
يُنجِيهِ
kendisini kurtarsın

Süleyman AteşVe yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın

Saheeh InternationalAnd whoever is on earth entirely [so] then it could save him

70:15 📚 1
كَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
كَلَّآ ۖ
hayır
إِنَّهَا
şüphesiz O
لَظَىٰ
alevlenen bir ateştir

Süleyman AteşHayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir

Saheeh InternationalNo! Indeed, it is the Flame [of Hell]

70:16
نَزَّاعَةࣰ لِّلشَّوَىٰ
نَزَّاعَةًۭ
kavurur soyar
لِّلشَّوَىٰ
derileri

Süleyman AteşDerileri kavurur, soyar

Saheeh InternationalA remover of exteriors

70:17
تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ
تَدْعُوا۟
çağırır
مَنْ
kimseyi
أَدْبَرَ
sırtını dönen
وَتَوَلَّىٰ
ve yüz çevireni

Süleyman Ateş(Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni

Saheeh InternationalIt invites he who turned his back [on truth] and went away [from obedience]

70:18
وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ
وَجَمَعَ
toplayıp
فَأَوْعَىٰٓ
biriktireni

Süleyman Ateş(Mal) Toplayıp kasada yığanı

Saheeh InternationalAnd collected [wealth] and hoarded

70:19
۞إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
۞ إِنَّ
doğrusu
ٱلْإِنسَـٰنَ
insan
خُلِقَ
yaratılmıştır
هَلُوعًا
hırslı (ve huysuz)

Süleyman AteşDoğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır

Saheeh InternationalIndeed, mankind was created anxious

70:20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعࣰ ا
إِذَا
zaman
مَسَّهُ
kendisine dokunduğu
ٱلشَّرُّ
kötülük
جَزُوعًۭا
sızlanır

Süleyman AteşKendisine kötülük dokundu mu sızlanır

Saheeh InternationalWhen evil touches him, impatient

70:21 📚 3
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا
وَإِذَا
zaman
مَسَّهُ
dokunduğu
ٱلْخَيْرُ
hayır
مَنُوعًا
eli sıkıdır

Süleyman AteşKendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar)

Saheeh InternationalAnd when good touches him, withholding [of it]

70:22
إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ
إِلَّا
ancak bunun dışındadır
ٱلْمُصَلِّينَ
namaz kılanlar

Süleyman AteşAncak namaz kılanlar bunun dışındadır

Saheeh InternationalExcept the observers of prayer

70:23
ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ
ٱلَّذِينَ
ki
هُمْ
onlar
عَلَىٰ
namazlarında
صَلَاتِهِمْ
their prayer
دَآئِمُونَ
daimdirler

Süleyman AteşOnlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar)

Saheeh InternationalThose who are constant in their prayer

70:24
وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ مَّعۡلُومࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
ve
فِىٓ
vardır
أَمْوَٰلِهِمْ
onların mallarında
حَقٌّۭ
bir hak (hisse)
مَّعْلُومٌۭ
belli

Süleyman AteşOnların mallarında belli bir hisse vardır

Saheeh InternationalAnd those within whose wealth is a known right

70:25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ
لِّلسَّآئِلِ
isteyenler için
وَٱلْمَحْرُومِ
ve mahrumlar için

Süleyman AteşSaile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana)

Saheeh InternationalFor the petitioner and the deprived

70:26 📚 1
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
وَٱلَّذِينَ
ve
يُصَدِّقُونَ
tasdik ederler
بِيَوْمِ
gününü
ٱلدِّينِ
ceza

Süleyman AteşCeza gününü tasdik ederler

Saheeh InternationalAnd those who believe in the Day of Recompense

70:27 📚 1
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُم
onlar
مِّنْ
azabından
عَذَابِ
(the) punishment
رَبِّهِم
Rablerinin
مُّشْفِقُونَ
korkarlar

Süleyman AteşRablerinin azabından korkarlar

Saheeh InternationalAnd those who are fearful of the punishment of their Lord

70:28 📚 4
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونࣲ‏
إِنَّ
çünkü
عَذَابَ
azabına
رَبِّهِمْ
Rablerinin
غَيْرُ
olmaz
مَأْمُونٍۢ
güven

Süleyman AteşÇünkü Rablerinin azabına güven olmaz

Saheeh InternationalIndeed, the punishment of their Lord is not that from which one is safe

70:29
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِفُرُوجِهِمْ
ırzlarını
حَـٰفِظُونَ
korurlar

Süleyman AteşIrzlarını korurlar

Saheeh InternationalAnd those who guard their private parts

70:30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ
إِلَّا
dışındadır
عَلَىٰٓ
eşleri
أَزْوَٰجِهِمْ
their spouses
أَوْ
ya da
مَا
altında bulunanlar
مَلَكَتْ
they possess
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
فَإِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
غَيْرُ
kınanmazlar
مَلُومِينَ
blameworthy

Süleyman AteşYalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar

Saheeh InternationalExcept from their wives or those their right hands possess, for indeed, they are not to be blamed

70:31
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
فَمَنِ
ama kim
ٱبْتَغَىٰ
ararsa
وَرَآءَ
ötesini
ذَٰلِكَ
bundan
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْعَادُونَ
(sınırı) aşanlardır

Süleyman AteşAma kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır

Saheeh InternationalBut whoever seeks beyond that, then they are the transgressors

70:32
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ
emanetlerini
وَعَهْدِهِمْ
ve ahidlerini
رَٰعُونَ
gözetirler

Süleyman AteşEmanetlerini ve ahidlerini gözetirler

Saheeh InternationalAnd those who are to their trusts and promises attentive

70:33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُم
onlar
بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ
şahidliklerini
قَآئِمُونَ
yaparlar

Süleyman AteşŞahidliklerini yaparlar

Saheeh InternationalAnd those who are in their testimonies upright

70:34 📚 4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
عَلَىٰ
namazlarını
صَلَاتِهِمْ
their prayer
يُحَافِظُونَ
korurlar

Süleyman AteşNamazlarını korurlar

Saheeh InternationalAnd those who [carefully] maintain their prayer

70:35
أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتࣲ مُّكۡرَمُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
فِى
cennetlerde
جَنَّـٰتٍۢ
Gardens
مُّكْرَمُونَ
ağırlanırlar

Süleyman Ateşİşte onlar cennetlerde ağırlanırlar

Saheeh InternationalThey will be in gardens, honored

70:36
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ
فَمَالِ
ne oluyor?
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
قِبَلَكَ
sana doğru
مُهْطِعِينَ
koşuyorlar

Süleyman AteşNankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar

Saheeh InternationalSo what is [the matter] with those who disbelieve, hastening [from] before you, [O Muhammad]

70:37 📚 1
عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
عَنِ
sağdan
ٱلْيَمِينِ
the right
وَعَنِ
ve
ٱلشِّمَالِ
soldan
عِزِينَ
ayrı ayrı gruplar halinde

Süleyman AteşSağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)

Saheeh International[To sit] on [your] right and [your] left in separate groups

70:38
أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمࣲ‏
أَيَطْمَعُ
umuyor mu?
كُلُّ
her
ٱمْرِئٍۢ
biri
مِّنْهُمْ
onlardan
أَن
sokulacağını
يُدْخَلَ
he enters
جَنَّةَ
cennetine
نَعِيمٍۢ
ni'met

Süleyman AteşOnlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor

Saheeh InternationalDoes every person among them aspire to enter a garden of pleasure

70:39
كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ
كَلَّآ ۖ
hayır
إِنَّا
elbette biz
خَلَقْنَـٰهُم
onları yarattık
مِّمَّا
şeyden
يَعْلَمُونَ
bildikleri

Süleyman AteşHayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık

Saheeh InternationalNo! Indeed, We have created them from that which they know

70:40
فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
فَلَآ
hayır
أُقْسِمُ
yemin ederim ki
بِرَبِّ
Rabbine
ٱلْمَشَـٰرِقِ
doğuların
وَٱلْمَغَـٰرِبِ
ve batıların
إِنَّا
elbette bizim
لَقَـٰدِرُونَ
gücümüz yeter

Süleyman AteşYoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter

Saheeh InternationalSo I swear by the Lord of [all] risings and settings that indeed We are able

70:41
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيۡرࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
عَلَىٰٓ
onları değiştirmeğe
أَن
to
نُّبَدِّلَ
[We] replace
خَيْرًۭا
daha hayırlısıyla
مِّنْهُمْ
kendilerinden
وَمَا
ve değil(iz)
نَحْنُ
biz
بِمَسْبُوقِينَ
önüne geçilecek

Süleyman AteşOnları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz)

Saheeh InternationalTo replace them with better than them; and We are not to be outdone

70:42
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ
فَذَرْهُمْ
bırak onları
يَخُوضُوا۟
dalsınlar
وَيَلْعَبُوا۟
ve oynasınlar
حَتَّىٰ
kadar
يُلَـٰقُوا۟
kavuşuncaya
يَوْمَهُمُ
günlerine
ٱلَّذِى
kendilerine va'dedilen
يُوعَدُونَ
they are promised

Süleyman AteşBırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar

Saheeh InternationalSo leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised

70:43
يَوۡمَ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعࣰ ا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبࣲ يُوفِضُونَ
يَوْمَ
o gün
يَخْرُجُونَ
çıkarlar
مِنَ
kabirlerden
ٱلْأَجْدَاثِ
the graves
سِرَاعًۭا
hızlı hızlı
كَأَنَّهُمْ
onlar gibidirler
إِلَىٰ
doğru
نُصُبٍۢ
dikilenlere (putlara)
يُوفِضُونَ
koşuyorlar

Süleyman AteşO gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar)

Saheeh InternationalThe Day they will emerge from the graves rapidly as if they were, toward an erected idol, hastening

70:44
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ
خَـٰشِعَةً
korkulu
أَبْصَـٰرُهُمْ
gözleri
تَرْهَقُهُمْ
onları bürümüş
ذِلَّةٌۭ ۚ
alçaklık
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْيَوْمُ
gün
ٱلَّذِى
olan
كَانُوا۟
they were
يُوعَدُونَ
onlara va'dedilmiş

Süleyman AteşGözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür

Saheeh InternationalTheir eyes humbled, humiliation will cover them. That is the Day which they had been promised

← Önceki Sonraki →

70. Al-Ma'aarij Suresi | Anlam Arayışı