79. An-Naazi'aat سُورَةُ النَّازِعَاتِ
Süleyman AteşAndolsun söküp çıkaranlara
Saheeh InternationalBy those [angels] who extract with violence
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun şiddetle çekip çıkaranlara
Süleyman AteşHemen çekip alanlara
Saheeh InternationalAnd [by] those who remove with ease
Elmalılı Hamdi YazırUsulcacık çekenlere
Süleyman AteşYüzüp gidenlere
Saheeh InternationalAnd [by] those who glide [as if] swimming
Elmalılı Hamdi YazırYüzüp yüzüp gidenlere
Süleyman AteşYarışıp, geçenlere
Saheeh InternationalAnd those who race each other in a race
Elmalılı Hamdi YazırYarışıp geçenlere
Süleyman AteşDerken işi düzenleyenlere
Saheeh InternationalAnd those who arrange [each] matter
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var)
Süleyman AteşO gün o gürültü sarsar
Saheeh InternationalOn the Day the blast [of the Horn] will convulse [creation]
Elmalılı Hamdi YazırO gün deprem sarsar
Süleyman AteşArdından başka bir gürültü gelir
Saheeh InternationalThere will follow it the subsequent [one]
Elmalılı Hamdi YazırOnu ikinci bir sarsıntı izler
Süleyman AteşO gün bazı yürekler çarpar
Saheeh InternationalHearts, that Day, will tremble
Elmalılı Hamdi YazırYürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar
Süleyman AteşGözleri (korkudan) aşağı kayar
Saheeh InternationalTheir eyes humbled
Elmalılı Hamdi YazırGözler kalkmaz saygıdan
Süleyman AteşDiyorlar ki: "Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz
Saheeh InternationalThey are [presently] saying, "Will we indeed be returned to [our] former state [of life]
Elmalılı Hamdi YazırDiyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz
Süleyman AteşBiz çürümüş kemikler olduktan sonra ha
Saheeh InternationalEven if we should be decayed bones
Elmalılı Hamdi YazırBiz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha
Süleyman AteşÖyle ise bu, ziyanlı bir dönüştür! dediler
Saheeh InternationalThey say, "That, then, would be a losing return
Elmalılı Hamdi YazırÖyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler
Süleyman AteşO (olay zor değil) bir tek haykırış(a bakmakta)dır
Saheeh InternationalIndeed, it will be but one shout
Elmalılı Hamdi YazırFakat o bir tek haykırıştır
Süleyman AteşHemen onlar uyanıklık alanındadırlar
Saheeh InternationalAnd suddenly they will be [alert] upon the earth's surface
Elmalılı Hamdi YazırBir de bakarsın hepsi meydandadır
Süleyman AteşMusa'nın haberi sana geldi mi
Saheeh InternationalHas there reached you the story of Moses
Elmalılı Hamdi YazırMusa'nın haberi sana geldi mi
Süleyman AteşHani Rabbi ona Kutsal Vadi'de, "Tuva"'da ünlemişti
Saheeh InternationalWhen his Lord called to him in the sacred valley of Tuwa
Elmalılı Hamdi YazırHani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti
Süleyman AteşFir'avn'a git, çünkü o azdı
Saheeh InternationalGo to Pharaoh. Indeed, he has transgressed
Elmalılı Hamdi YazırHaydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı
Süleyman AteşDe ki: Arınmağa gönlün var mı
Saheeh InternationalAnd say to him, 'Would you [be willing to] purify yourself
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: İster misin arınasın
Süleyman AteşSeni Rabbin(in yolun)a ileteyim de O'ndan korkasın
Saheeh InternationalAnd let me guide you to your Lord so you would fear [Him]
Elmalılı Hamdi YazırSeni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın
Süleyman AteşOna büyük mu'cizeyi gösterdi
Saheeh InternationalAnd he showed him the greatest sign
Elmalılı Hamdi YazırMusa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi
Süleyman AteşFakat o yalanladı, karşı geldi
Saheeh InternationalBut Pharaoh denied and disobeyed
Elmalılı Hamdi YazırFakat Firavun yalanladı, karşı geldi
Süleyman AteşSonra sırtını döndü; (Musa'nın getirdiklerini iptal etmek için) çalışmağa koyuldu
Saheeh InternationalThen he turned his back, striving
Elmalılı Hamdi YazırSonra koşarak dönüp gitti
Süleyman Ateş(Adamlarını) Topladı, (onlara) bağırdı
Saheeh InternationalAnd he gathered [his people] and called out
Elmalılı Hamdi YazırDerken adamlarını topladı da bağırdı
Süleyman AteşBen sizin en yüce Rabbinizim! dedi
Saheeh InternationalAnd said, "I am your most exalted lord
Elmalılı Hamdi YazırBen sizin en yüce Rabbinizim" dedi
Süleyman AteşAllah da onu, sonun ve ilkin (ahiretin ve dünyanın) azabıyle cezalandırdı
Saheeh InternationalSo Allah seized him in exemplary punishment for the last and the first [transgression]
Elmalılı Hamdi YazırAllah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi
Süleyman AteşŞüphesiz bunda (Allah'tan) korkacak kimse için ibret vardır
Saheeh InternationalIndeed in that is a warning for whoever would fear [Allah]
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır
Süleyman AteşYaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? (Allah) onu yaptı
Saheeh InternationalAre you a more difficult creation or is the heaven? Allah constructed it
Elmalılı Hamdi YazırYaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti
Süleyman AteşKalınlığını (tavanını) yükseltti, onu düzenledi
Saheeh InternationalHe raised its ceiling and proportioned it
Elmalılı Hamdi YazırTavanını yükseltti, onu bir düzene koydu
Süleyman AteşGecesini örtüp kararttı, kuşluğunu (güneşinin ışığını) açığa çıkardı
Saheeh InternationalAnd He darkened its night and extracted its brightness
Elmalılı Hamdi YazırGecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı
Süleyman AteşBundan sonra da yeri yayıp yuvarlattı
Saheeh InternationalAnd after that He spread the earth
Elmalılı Hamdi YazırBundan sonra da yeryüzünü döşedi
Süleyman AteşOndan suyunu ve otlağını çıkardı
Saheeh InternationalHe extracted from it its water and its pasture
Elmalılı Hamdi YazırOndan suyunu ve otlağını çıkardı
Süleyman AteşDağları oturttu
Saheeh InternationalAnd the mountains He set firmly
Elmalılı Hamdi YazırDağlarını oturttu
Süleyman AteşSizin ve hayvanlarınızın geçimi için
Saheeh InternationalAs provision for you and your grazing livestock
Elmalılı Hamdi YazırSizin ve hayvanlarınızın geçimi için
Süleyman AteşHerşeyi bastıran o büyük felaket geldiği zaman
Saheeh InternationalBut when there comes the greatest Overwhelming Calamity
Elmalılı Hamdi YazırFakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit
Süleyman AteşO gün insan, neyin peşinde koşmuş olduğunu hatırlar
Saheeh InternationalThe Day when man will remember that for which he strove
Elmalılı Hamdi YazırO, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün
Süleyman AteşGören kimseler için cehennem ortaya çıkarılmıştır
Saheeh InternationalAnd Hellfire will be exposed for [all] those who see
Elmalılı Hamdi YazırGören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit
Süleyman AteşArtık kim azmışsa
Saheeh InternationalSo as for he who transgressed
Elmalılı Hamdi YazırArtık her kim azgınlık etmiş
Süleyman AteşVe şu yakın hayatı yeğlemişse
Saheeh InternationalAnd preferred the life of the world
Elmalılı Hamdi YazırVe dünya hayatını tercih etmişse
Süleyman AteşOnun barınağı cehennemdir
Saheeh InternationalThen indeed, Hellfire will be [his] refuge
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir
Süleyman AteşAma kim Rabbinin divanında dur(up hesap ver)mekten korkmuş ve nefsi(ni) kötü heves(ler) den men'etmişse
Saheeh InternationalBut as for he who feared the position of his Lord and prevented the soul from [unlawful] inclination
Elmalılı Hamdi YazırKim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise
Süleyman AteşOnun barınağı da cennettir
Saheeh InternationalThen indeed, Paradise will be [his] refuge
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz onun varacağı yer cennettir
Süleyman AteşSana sa'atden soruyorlar: Demir atması (gelip çatması) ne zaman diye
Saheeh InternationalThey ask you, [O Muhammad], about the Hour: when is its arrival
Elmalılı Hamdi YazırSana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye
Süleyman AteşSen nerede, onun vaktini söylemek nerede
Saheeh InternationalIn what [position] are you that you should mention it
Elmalılı Hamdi YazırSen nerde, onu anlatmak nerde
Süleyman AteşOnun bilgisi Rabbine aittir
Saheeh InternationalTo your Lord is its finality
Elmalılı Hamdi YazırOnun son ilmi Rabbine aittir
Süleyman AteşSen ancak, ondan korkacak olanları uyarıcısın
Saheeh InternationalYou are only a warner for those who fear it
Elmalılı Hamdi YazırSen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın
Süleyman AteşOnlar onu gördükleri zaman sanki (dünyada) bir akşam veya onun kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar
Saheeh InternationalIt will be, on the Day they see it, as though they had not remained [in the world] except for an afternoon or a morning thereof
Elmalılı Hamdi YazırOnlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler