79. An-Naazi'aat سُورَةُ النَّازِعَاتِ
Ali BulaçTa en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun şiddetle çekip çıkaranlara
«والنازعات» الملائكة تنزع أرواح الكفار «غرقا» نزعا بشدة.
Ali BulaçYumuşacık çekip alanlara
Elmalılı Hamdi YazırUsulcacık çekenlere
«والناشطات نشطا» الملائكة تنشط أرواح المؤمنين، أي تسلها برفق.
Ali BulaçYüzdükçe yüzerek gidenlere
Elmalılı Hamdi YazırYüzüp yüzüp gidenlere
«والسابحات سبحا» الملائكة تسبح من السماء بأمره تعالى، أي تنزل.
Ali BulaçÖncü olarak yarışıp geçenlere
Elmalılı Hamdi YazırYarışıp geçenlere
«فالسابقات سبقا» الملائكة تسبق بأرواح المؤمنين إلى الجنة.
Ali BulaçDerken işi bir düzen içinde evirip çevirenlere
Elmalılı Hamdi YazırDerken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var)
«فالمدبرات أمرا» الملائكة تدبر أمر الدنيا، أي تنزل بتدبيره، وجواب هذه الأقسام محذوف، أي لتبعثنَّ يا كفار مكة وهو عامل في.
Ali BulaçO sarsıntının sarsacağı gün
Elmalılı Hamdi YazırO gün deprem sarsar
«يوم ترجف الراجفة» النفخة الأولى بها يرجف كل شيء، أي يتزلزل فوصفت بما يحدث منها.
Ali BulaçArkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek
Elmalılı Hamdi YazırOnu ikinci bir sarsıntı izler
«تتبعها الرادفة» النفخة الثانية وبينهما أربعون سنة، والجملة حال من الراجفة، فاليوم واسع للنفختين وغيرهما فصح ظرفيته للبعث الواقع عقب الثانية.
Ali BulaçO gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak
Elmalılı Hamdi YazırYürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar
«قلوب يومئذٍ واجفة» خائفة قلقة.
Ali BulaçGözler zillet içinde düşecek
Elmalılı Hamdi YazırGözler kalkmaz saygıdan
«أبصارها خاشعة» ذليلة لهول ما ترى.
Ali BulaçDerler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz
Elmalılı Hamdi YazırDiyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz
«يقولون» أي أرباب القلوب والأبصار استهزاء وإنكارا للبعث «أئنا» بتحقيق الهمزتين وتسهيل الثانية وإدخال الف بينهما على الوجهين في الموضعين «لمردودون في الحافرة» أي أنرد بعد الموت إلى الحياة، والحافرة: اسم لأول الأمر، ومنه رجع فلان في حافرته: إذا رجع من حيث جاء.
Ali BulaçBiz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı
Elmalılı Hamdi YazırBiz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha
«أئذا كنا عظاما نخرة» وفي قراءة ناخرة بالية متفتتة نحيا.
Ali BulaçDerler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu
Elmalılı Hamdi YazırÖyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler
«قالوا تلك» أي رجعتنا إلى الحياة «إذا» إن صحت «كرة» رجعة «خاسرة» ذات خسران قال تعالى:
Ali BulaçOysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır
Elmalılı Hamdi YazırFakat o bir tek haykırıştır
«فإنما هي» أي الرادفة التي يعقبها البعث «زجرة» نفخة «واحدة» فإذا نفخت.
Ali BulaçBir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler
Elmalılı Hamdi YazırBir de bakarsın hepsi meydandadır
«فإذا هم» أي كل الخلائق «بالساهرة» بوجه الأرض أحياءً بعدما كانوا ببطنها أمواتا.
Ali BulaçMusa'nın haberi sana geldi mi
Elmalılı Hamdi YazırMusa'nın haberi sana geldi mi
«هل أتاك» يا محمد «حديث موسى» عامل في.
Ali BulaçHani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti
Elmalılı Hamdi YazırHani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti
«إذ ناداه ربه بالوادِ المقدس طوىً» اسم الوادي بالتنوين وتركه، فقال:
Ali BulaçFiravun'a git; çünkü o, azdı
Elmalılı Hamdi YazırHaydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı
«اذهب إلى فرعون إنه طغى» تجاوز الحد في الكفر.
Ali BulaçOna de ki: “Temizlenmek ister misin
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: İster misin arınasın
«فقل هل لك» أدعوك «إلى أن تزكى» وفي قراءة بتشديد الزاي بإدغام التاء الثانية في الأصل فيها: تتطهر من الشرك بأن تشهد أن لا إله إلا الله.
Ali BulaçSeni Rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun
Elmalılı Hamdi YazırSeni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın
«وأهديك إلى ربك» أدلك على معرفته ببرهان «فتخشى» فتخافه.
Ali Bulaç(Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi
Elmalılı Hamdi YazırMusa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi
«فأراه الآية الكبرى» من آياته السبع وهي اليد أو العصا.
Ali BulaçFakat o, yalanladı ve isyan etti
Elmalılı Hamdi YazırFakat Firavun yalanladı, karşı geldi
«فكذب» فرعون موسى «وعصى» الله تعالى.
Ali BulaçSonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü
Elmalılı Hamdi YazırSonra koşarak dönüp gitti
«ثم أدبر» عن الإيمان «يسعى» في الأرض بالفساد.
Ali BulaçSonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi
Elmalılı Hamdi YazırDerken adamlarını topladı da bağırdı
«فحشر» جمع السحرة وجنده «فنادى».
Ali BulaçDedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim
Elmalılı Hamdi YazırBen sizin en yüce Rabbinizim" dedi
«فقال أنا ربكم الأعلى» لا رب فوقي.
Ali BulaçBöylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı
Elmalılı Hamdi YazırAllah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi
(فأخذه الله) أهلكه بالغرق (نكال) عقوبة (الآخرة) أي هذه الكلمة (والأولى) أي قوله قبلها: "" ما علمت لكم من إله غيري "" وكان بينهما أربعون سنة.
Ali BulaçGerçekten bunda 'içi titreyerek korkacak' kimse için elbette bir ibret (ders) vardır
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır
«إن في ذلك» المذكور «لعبرة لمن يخشى» الله تعالى.
Ali BulaçYaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti
Elmalılı Hamdi YazırYaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti
«أأنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفاً وتسهيلها وإدخال ألف بين المسهلة والأخرى وتركه، أي منكرو البعث «أشد خلقا أم السماء» أشد خلقا «بناها» بيان لكيفية خلقها.
Ali BulaçBoyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi
Elmalılı Hamdi YazırTavanını yükseltti, onu bir düzene koydu
«رفع سمكها» تفسير لكيفية البناء، أي جعل سمتها في جهة العلو رفيعا، وقيل سمكها سقفها «فسواها» جعلها مستوية بلا عيب.
Ali BulaçGecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı
Elmalılı Hamdi YazırGecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı
«وأغطش ليلها» أظلمه «وأخرج ضحاها» أبرز نور شمسها وأضيف إليها الليل لأنه ظلها والشمس لأنها سراجها.
Ali BulaçBundan sonra yeryüzünü serip döşedi
Elmalılı Hamdi YazırBundan sonra da yeryüzünü döşedi
«والأرض بعد ذلك دحاها» بسطها وكانت مخلوقة قبل السماء من غير دحو.
Ali BulaçOndan da suyunu ve otlağını çıkardı
Elmalılı Hamdi YazırOndan suyunu ve otlağını çıkardı
«أخرج» حال بإضمار قد أي مخرجا «منها ماءها» بتفجير عيونها «ومرعاها» ما ترعاه النعم من الشجر والعشب وما يأكله الناس من الأقوات والثمار، وإطلاق المرعى عليه استعارة.
Ali BulaçDağlarını dikip-oturttu
Elmalılı Hamdi YazırDağlarını oturttu
«والجبال أرساها» أثبتها على وجه الأرض لتسكن.
Ali BulaçSize ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere
Elmalılı Hamdi YazırSizin ve hayvanlarınızın geçimi için
«متاعا» مفعول له لمقدر، أي فعل ذلك متعة أو مصدر أي تمتيعا «لكم ولأنعامكم» جمع نعم وهي الإبل والبقر والغنم.
Ali BulaçAncak o, 'herşeyi batırıp gömen büyük-felaket’ (kıyamet) geldiği zaman
Elmalılı Hamdi YazırFakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit
«فإذا جاءت الطامة الكبرى» النفخة الثانية.
Ali BulaçO gün, insan, neye çaba harcadığını düşünüp-anlar
Elmalılı Hamdi YazırO, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün
«يوم يتذكر الإنسان» بدل من إذا «ما سعى» في الدنيا من خير وشر.
Ali BulaçGörebilenler için cehennem de sergilenmiştir
Elmalılı Hamdi YazırGören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit
«وبرزت» أظهرت «الجحيم» النار المحرقة «لمن يرى» لكل راءٍ وجواب إذا:
Ali BulaçArtık kim taşkınlık edip-azarsa
Elmalılı Hamdi YazırArtık her kim azgınlık etmiş
«فأما من طغى» كفر.
Ali BulaçVe dünya hayatını seçerse
Elmalılı Hamdi YazırVe dünya hayatını tercih etmişse
«وآثر الحياة الدنيا» باتباع الشهوات.
Ali BulaçŞüphesiz cehennem, (onun için) bir barınma yeridir
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir
«فإن الجحيم هي المأوى» مأواه.
Ali BulaçKim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sakındırırsa
Elmalılı Hamdi YazırKim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise
«وأما من خاف مقام ربه» قيامه بين يديه «ونهى النفس» الأمارة «عن الهوى» المردي باتباع الشهوات.
Ali BulaçArtık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz onun varacağı yer cennettir
«فإن الجنة هي المأوى» وحاصل الجواب: فالعاصي في النار والمطيع في الجنة.
Ali BulaçO ne zaman demir atacak?" diye, sana kıyamet-saatini soruyorlar
Elmalılı Hamdi YazırSana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye
«يسَألونك» أي كفار مكة «عن الساعة أيان مرساها» متى وقوعها وقيامها.
Ali BulaçOnunla ilgili bilgi vermekten yana, sende ne var ki…
Elmalılı Hamdi YazırSen nerde, onu anlatmak nerde
«فيم» في أي شيء «أنت من ذكراها» أي ليس عندك علمها حتى تذكرها.
Ali BulaçEn sonunda o (ve onunla ilgili bilgi), Rabbine aittir
Elmalılı Hamdi YazırOnun son ilmi Rabbine aittir
«إلى ربك منتهاها» منتهى علمها لا يعلمه غيره.
Ali BulaçSen, yalnızca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyarıcısın
Elmalılı Hamdi YazırSen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın
«إنما أنت منذر» إنما ينفع إنذارك «من يخشاها» يخافها.
Ali BulaçOnu gördükleri gün, sanki, bir akşam veya bir kuşluk-vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler
«كأنهم يوم يرونها لم يلبثوا» في قبورهم «إلا عشية أو ضحاها» عشية يوم أو بكرته وصح إضافة الضحى إلى العشية لما بينهما من الملابسة إذ هما طرفا النهار، وحسن الإضافة وقوع الكلمة فاصلة.