☪ Anlam Arayışı

83. Al-Mutaffifin سُورَةُ المُطَفِّفِينَ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
83:1
وَيۡلࣱ لِّلۡمُطَفِّفِينَ
وَيْلٌۭ
vay haline
لِّلْمُطَفِّفِينَ
ölçü ve tartıda hile yapanların

Diyanet İşleri Mealiİnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

Saheeh InternationalWoe to those who give less [than due]

Elmalılı Hamdi YazırEksik ölçüp tartanların vay haline

83:2 📚 4
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar
إِذَا
zaman
ٱكْتَالُوا۟
bir şey ölçüp aldıkları
عَلَى
insanlardan
ٱلنَّاسِ
the people
يَسْتَوْفُونَ
ölçüyü tam yaparlar

Diyanet İşleri Mealiİnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

Saheeh InternationalWho, when they take a measure from people, take in full

Elmalılı Hamdi YazırOnlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler

83:3 📚 3
وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ
وَإِذَا
ve zaman
كَالُوهُمْ
kendileri onlara bir şey ölçtükleri
أَو
veya
وَّزَنُوهُمْ
tarttıkları
يُخْسِرُونَ
eksik yaparlar

Diyanet İşleri Mealiİnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

Saheeh InternationalBut if they give by measure or by weight to them, they cause loss

Elmalılı Hamdi YazırKendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar

83:4
أَلَا يَظُنُّ أُوْلَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ
أَلَا
sanmıyorlar mı?
يَظُنُّ
think
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
أَنَّهُم
onlar
مَّبْعُوثُونَ
tekrar diriltileceklerini

Diyanet İşleri MealiBunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

Saheeh InternationalDo they not think that they will be resurrected

Elmalılı Hamdi YazırOnlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı

83:5
لِيَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏
لِيَوْمٍ
bir gün için
عَظِيمٍۢ
büyük

Diyanet İşleri MealiBunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

Saheeh InternationalFor a tremendous Day

Elmalılı Hamdi YazırBüyük bir gün için

83:6 📚 1
يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
يَوْمَ
o gün
يَقُومُ
dururlar
ٱلنَّاسُ
insanlar
لِرَبِّ
Rabbinin divanında
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Diyanet İşleri MealiO gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar

Saheeh InternationalThe Day when mankind will stand before the Lord of the worlds

Elmalılı Hamdi YazırÖyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar

83:7 📚 1
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينࣲ‏
كَلَّآ
hayır
إِنَّ
doğrusu
كِتَـٰبَ
yazıcısı
ٱلْفُجَّارِ
sapanların
لَفِى
elbette
سِجِّينٍۢ
Siccin'dedir

Diyanet İşleri MealiSakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır

Saheeh InternationalNo! Indeed, the record of the wicked is in sijjeen

Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir

83:8
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينࣱ‏
وَمَآ
nedir?
أَدْرَىٰكَ
sana bildiren
مَا
ne olduğunu
سِجِّينٌۭ
Siccin('in)

Diyanet İşleri MealiSiccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin

Saheeh InternationalAnd what can make you know what is sijjeen

Elmalılı Hamdi YazırBildin mi sen, Siccin nedir

83:9
كِتَٰبࣱ مَّرۡقُومࣱ‏
كِتَـٰبٌۭ
bir Kitaptır
مَّرْقُومٌۭ
yazılmış

Diyanet İşleri MealiO, yazılmış bir kitaptır

Saheeh InternationalIt is [their destination recorded in] a register inscribed

Elmalılı Hamdi YazırYazılmış bir kitaptır o

83:10
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
وَيْلٌۭ
vay haline
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
لِّلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların

Diyanet İşleri MealiYalanlayanların o gün vay haline

Saheeh InternationalWoe, that Day, to the deniers

Elmalılı Hamdi YazırVay haline yalanlayanların o gün

83:11
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
ٱلَّذِينَ
onlar
يُكَذِّبُونَ
yalanlamaktadırlar
بِيَوْمِ
gününü
ٱلدِّينِ
ceza

Diyanet İşleri MealiOnlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır

Saheeh InternationalWho deny the Day of Recompense

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ceza gününü yalanlayanlardır

83:12
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ
وَمَا
yalanlamaz
يُكَذِّبُ
can deny
بِهِۦٓ
onu
إِلَّا
başkası
كُلُّ
her
مُعْتَدٍ
saldırgan
أَثِيمٍ
günahkardan

Diyanet İşleri MealiOysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz

Saheeh InternationalAnd none deny it except every sinful transgressor

Elmalılı Hamdi YazırOnu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar

83:13
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
إِذَا
zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِ
ona
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
قَالَ
der
أَسَـٰطِيرُ
masalları
ٱلْأَوَّلِينَ
eskilerin

Diyanet İşleri MealiOna ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der

Saheeh InternationalWhen Our verses are recited to him, he says, "Legends of the former peoples

Elmalılı Hamdi YazırOna âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der

83:14 📚 11
كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
كَلَّا ۖ
hayır
بَلْ ۜ
doğrusu
رَانَ
paslanmıştır
عَلَىٰ
üzeri
قُلُوبِهِم
kalblerinin
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir

Saheeh InternationalNo! Rather, the stain has covered their hearts of that which they were earning

Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur

83:15
كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذࣲ لَّمَحۡجُوبُونَ
كَلَّآ
hayır
إِنَّهُمْ
doğrusu onlar
عَن
Rablerinden
رَّبِّهِمْ
their Lord
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
لَّمَحْجُوبُونَ
perdelenmişlerdir

Diyanet İşleri MealiHayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır

Saheeh InternationalNo! Indeed, from their Lord, that Day, they will be partitioned

Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar

83:16 📚 3
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ
ثُمَّ
sonra
إِنَّهُمْ
onlar
لَصَالُوا۟
elbette gireceklerdir
ٱلْجَحِيمِ
cehenneme

Diyanet İşleri MealiSonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir

Saheeh InternationalThen indeed, they will [enter and] burn in Hellfire

Elmalılı Hamdi YazırSonra onlar muhakkak cehenneme girecekler

83:17
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
ثُمَّ
sonra
يُقَالُ
denilecektir
هَـٰذَا
işte budur
ٱلَّذِى
şey
كُنتُم
olduğunuz
بِهِۦ
onu
تُكَذِّبُونَ
yalanlıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiSonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir

Saheeh InternationalThen it will be said [to them], "This is what you used to deny

Elmalılı Hamdi YazırSonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek

83:18
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
كَلَّآ
hayır
إِنَّ
şüphesiz
كِتَـٰبَ
yazısı
ٱلْأَبْرَارِ
iyilerin
لَفِى
elbette
عِلِّيِّينَ
İlliyyindedir

Diyanet İşleri MealiAma iyilerin defteri yüksek katlardadır

Saheeh InternationalNo! Indeed, the record of the righteous is in 'illiyyun

Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir

83:19
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
وَمَآ
nedir?
أَدْرَىٰكَ
sana bildiren
مَا
ne olduğunu
عِلِّيُّونَ
İlliyyin('in)

Diyanet İşleri MealiO yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin

Saheeh InternationalAnd what can make you know what is 'illiyyun

Elmalılı Hamdi YazırBildin mi sen, Illiyyîn nedir

83:20
كِتَٰبࣱ مَّرۡقُومࣱ‏
كِتَـٰبٌۭ
bir Kitaptır
مَّرْقُومٌۭ
yazılmış

Diyanet İşleri MealiO, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır

Saheeh InternationalIt is [their destination recorded in] a register inscribed

Elmalılı Hamdi YazırYazılmış bir kitaptır o

83:21
يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
يَشْهَدُهُ
ona tanık olurlar
ٱلْمُقَرَّبُونَ
yaklaştırılmış olanlar

Diyanet İşleri MealiO, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır

Saheeh InternationalWhich is witnessed by those brought near [to Allah]

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar

83:22 📚 16
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْأَبْرَارَ
iyiler
لَفِى
elbette içindedirler
نَعِيمٍ
ni'met

Diyanet İşleri Mealiİyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler

Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be in pleasure

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir

83:23
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
عَلَى
üzerinde
ٱلْأَرَآئِكِ
divanlar
يَنظُرُونَ
oturup bakarlar

Diyanet İşleri Mealiİyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler

Saheeh InternationalOn adorned couches, observing

Elmalılı Hamdi YazırTahtlar üzerinde etrafa bakarlar

83:24 📚 3
تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِ
تَعْرِفُ
sezersin
فِى
yüzlerinde
وُجُوهِهِمْ
their faces
نَضْرَةَ
sevinç ve parıltısını
ٱلنَّعِيمِ
ni'metin

Diyanet İşleri MealiOnları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın

Saheeh InternationalYou will recognize in their faces the radiance of pleasure

Elmalılı Hamdi YazırYüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün

83:25 📚 4
يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقࣲ مَّخۡتُومٍ
يُسْقَوْنَ
onlara içirilir
مِن
halis bir şaraptan
رَّحِيقٍۢ
a pure wine
مَّخْتُومٍ
mühürlü

Diyanet İşleri MealiSonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar

Saheeh InternationalThey will be given to drink [pure] wine [which was] sealed

Elmalılı Hamdi YazırOnlara damgalı saf bir içki sunulur

83:26
خِتَٰمُهُۥ مِسۡكࣱۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَٰفِسُونَ
خِتَـٰمُهُۥ
ki onun sonu
مِسْكٌۭ ۚ
misktir
وَفِى
ve
ذَٰلِكَ
işte bunun için
فَلْيَتَنَافَسِ
yarışsınlar
ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ
yarışanlar

Diyanet İşleri MealiSonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar

Saheeh InternationalThe last of it is musk. So for this let the competitors compete

Elmalılı Hamdi YazırOnun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler

83:27 📚 4
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِيمٍ
وَمِزَاجُهُۥ
karışımı
مِن
tesnimdendir
تَسْنِيمٍ
Tasneem

Diyanet İşleri MealiOnun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır

Saheeh InternationalAnd its mixture is of Tasneem

Elmalılı Hamdi YazırKarışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır)

83:28
عَيۡنࣰ ا يَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ
عَيْنًۭا
bir çeşme (ki)
يَشْرَبُ
içerler
بِهَا
ondan
ٱلْمُقَرَّبُونَ
yaklaştırılanlar

Diyanet İşleri MealiOnun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır

Saheeh InternationalA spring from which those near [to Allah] drink

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o

83:29 📚 1
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ كَانُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَضۡحَكُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَجْرَمُوا۟
suç işleyen(ler)
كَانُوا۟
idiler
مِنَ
kimselere
ٱلَّذِينَ
those who
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
يَضْحَكُونَ
gülüyor(lar)

Diyanet İşleri MealiSuçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi

Saheeh InternationalIndeed, those who committed crimes used to laugh at those who believed

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı

83:30 📚 1
وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمۡ يَتَغَامَزُونَ
وَإِذَا
ve zaman
مَرُّوا۟
yanından geçtikleri
بِهِمْ
onların
يَتَغَامَزُونَ
birbirlerine kaş göz ederlerdi

Diyanet İşleri MealiYanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı

Saheeh InternationalAnd when they passed by them, they would exchange derisive glances

Elmalılı Hamdi YazırOnlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı

83:31 📚 1
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواْ فَكِهِينَ
وَإِذَا
zaman da
ٱنقَلَبُوٓا۟
döndükleri
إِلَىٰٓ
ailelerine
أَهْلِهِمُ
their people
ٱنقَلَبُوا۟
dönerlerdi
فَكِهِينَ
eğlenerek

Diyanet İşleri MealiTaraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi

Saheeh InternationalAnd when they returned to their people, they would return jesting

Elmalılı Hamdi YazırEvlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı

83:32
وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
وَإِذَا
ve zaman
رَأَوْهُمْ
onları gördükleri
قَالُوٓا۟
derlerdi
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
şunlar
لَضَآلُّونَ
sapıklardır

Diyanet İşleri Mealiİnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi

Saheeh InternationalAnd when they saw them, they would say, "Indeed, those are truly lost

Elmalılı Hamdi YazırMüminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı

83:33
وَمَآ أُرۡسِلُواْ عَلَيۡهِمۡ حَٰفِظِينَ
وَمَآ
ve
أُرْسِلُوا۟
kendileri gönderilmemişlerdi
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
حَـٰفِظِينَ
bekçi olarak

Diyanet İşleri MealiOysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi

Saheeh InternationalBut they had not been sent as guardians over them

Elmalılı Hamdi YazırOysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi

83:34
فَٱلۡيَوۡمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ يَضۡحَكُونَ
فَٱلْيَوْمَ
işte bugün
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مِنَ
kafirlere
ٱلْكُفَّارِ
the disbelievers
يَضْحَكُونَ
gülerler

Diyanet İşleri MealiBugün de, inananlar inkarcılara gülerler

Saheeh InternationalSo Today those who believed are laughing at the disbelievers

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek

83:35
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
عَلَى
üzerinde
ٱلْأَرَآئِكِ
divanlar
يَنظُرُونَ
(oturup) bakarlar

Diyanet İşleri MealiTahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler

Saheeh InternationalOn adorned couches, observing

Elmalılı Hamdi YazırKoltuklar üzerinde etrafa bakacaklar

83:36
هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ
هَلْ
cezalandılarmı?
ثُوِّبَ
been rewarded
ٱلْكُفَّارُ
kafirler
مَا
şeylerle
كَانُوا۟
oldukları
يَفْعَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiTahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler

Saheeh InternationalHave the disbelievers [not] been rewarded [this Day] for what they used to do

Elmalılı Hamdi YazırNasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı

← Önceki Sonraki →

83. Al-Mutaffifin Suresi | Anlam Arayışı