83. Al-Mutaffifin سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
Elmalılı Hamdi YazırEksik ölçüp tartanların vay haline
Süleyman AteşÖlçü ve tartıda hile yapanların vay haline
«ويل» كلمة عذاب، أو واد في جهنم «للمطففين».
Elmalılı Hamdi YazırOnlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler
Süleyman AteşOnlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar
«الذين إذا اكتالوا على» أي من «الناس يستوفون» الكيل.
Elmalılı Hamdi YazırKendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar
Süleyman AteşKendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar
«وإذا كالوهم» أي كالوا لهم «أو وزنوهم» أي وزنوا لهم «يُخْسِرون» ينقصون الكيل أو الوزن.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı
Süleyman AteşOnlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı
«ألا» استفهام توبيخ «يظن» يتيقن «أولئك أنهم مبعوثون».
Elmalılı Hamdi YazırBüyük bir gün için
Süleyman AteşBüyük bir gün için
«ليوم عظيم» أي فيه وهو يوم القيامة.
Elmalılı Hamdi YazırÖyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar
Süleyman AteşKi o gün insanlar, alemlerin Rabbinin divanında dururlar
«يوم» بدل من محل ليوم فناصبه مبعوثون «يقوم الناس» من قبورهم «لرب العالمين» الخلائق لأجل أمره وحسابه وجزائه.
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir
Süleyman AteşHayır, (ölçü ve tartıda hile yapılamaz), doğrusu sapanların yazıcısı Siccin(aşağı zindan)dadır
«كلا» حقا «إن كتاب الفجَّار» أي كتاب أعمال «لفي سجّين» قيل هو كتاب جامع لأعمال الشياطين والكفرة، وقيل هو مكان أسفل الأرض السابعة وهو إبليس وجنوده.
Elmalılı Hamdi YazırBildin mi sen, Siccin nedir
Süleyman AteşSiccin'in ne olduğunu sen nereden bileceksin
«وما أدراك ما سجين» ما كتاب سجين.
Elmalılı Hamdi YazırYazılmış bir kitaptır o
Süleyman AteşYazılmış bir Kitaptır
«كتاب مرقوم» مختوم.
Elmalılı Hamdi YazırVay haline yalanlayanların o gün
Süleyman AteşYalanlayanların vay haline o gün
«ويل يومئذ للمكذبين».
Elmalılı Hamdi YazırOnlar ceza gününü yalanlayanlardır
Süleyman AteşOnlar ceza gününü yalanlamaktadırlar
«الذين يكذبون بيوم الدين» الجزاء بدل أو بيان للمكذبين.
Elmalılı Hamdi YazırOnu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar
Süleyman AteşOnu, saldırgan, günahkardan başkası yalanlamaz
«وما يكذب به إلا كل معتدٍ» متجاوز الحد «أثيم» صيغة مبالغة.
Elmalılı Hamdi YazırOna âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der
Süleyman AteşOna ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der
«إذا تتلى عليه آياتنا» القرآن «قال أساطير الأولين» الحكايات التي سطرت قديما جمع أسطورة بالضم أو إسطارة بالكسر.
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur
Süleyman AteşHayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur
«كلا» ردع وزجر لقولهم ذلك «بل ران» غلب «على قلوبهم» فغشيها «ما كانوا يكسبون» من المعاصي فهو كالصدأ.
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar
Süleyman AteşHayır, doğrusu onlar, o gün Rablerinden perdelenmişlerdir
«كلا» حقا «إنهم عن ربهم يومئذ» يوم القيامة «لمحجوبون» فلا يرونه.
Elmalılı Hamdi YazırSonra onlar muhakkak cehenneme girecekler
Süleyman AteşSonra onlar, elbette cehenneme gireceklerdir
«ثم إنهم لصالوا الجحيم» لداخلوا النار المحرقة.
Elmalılı Hamdi YazırSonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek
Süleyman AteşSonra da: "İşte yalanlamakta olduğunuz şey budur!" denilecektir
«ثم يقال» لهم «هذا» أي العذاب «الذي كنتم به تكذبون».
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir
Süleyman AteşHayır, iyilerin yazısı İlliyyin(yüceler)dedir
«كلا» حقا «إن كتاب الأبرار» أي كتاب أعمال المؤمنين الصادقين في إيمانهم «لفي عليين» قيل هو كتاب جامع لأعمال الخير من الملائكة ومؤمني الثقلين، وقيل هو مكان في السماء السابعة تحت العرش.
Elmalılı Hamdi YazırBildin mi sen, Illiyyîn nedir
Süleyman Ateşİlliyyin(yüceler)in ne olduğunu sen nereden bileceksin
«وما أدراك» أعلمك «ما عليون» ما كتاب عليين.
Elmalılı Hamdi YazırYazılmış bir kitaptır o
Süleyman AteşYazılmış bir Kitaptır
هو «كتاب مرقوم» مختوم.
Elmalılı Hamdi YazırAllah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar
Süleyman Ateş(Allah'a) Yaklaştırılmış olanlar, ona tanık olurlar
«يشهده المقربون» من الملائكة.
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir
Süleyman Ateşİyiler elbette ni'met içindedirler
«إن الأبرار لفي نعيم» جنة.
Elmalılı Hamdi YazırTahtlar üzerinde etrafa bakarlar
Süleyman AteşDivanlar üzerinde oturup bakarlar
«على الأرائك» السرر في الحجال «ينظرون» ما أعطوا من النعيم.
Elmalılı Hamdi YazırYüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün
Süleyman AteşYüzlerinde ni'metin sevinç ve parıltısını sezersin
«تعرف في وجوههم نضرة النعيم» بهجة التنعم وَحُسنه.
Elmalılı Hamdi YazırOnlara damgalı saf bir içki sunulur
Süleyman AteşOnlara, mühürlü, halis bir şaraptan içirilir
«يُسقوْن من رحيق» خمر خالصة من الدنس «مختوم» على إنائها لا يفك ختمه غيرهم.
Elmalılı Hamdi YazırOnun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler
Süleyman AteşKi sonu misktir (içildikten sonra misk gibi kokar). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar
«ختامه مسك» أي آخر شربه تفوح من رائحة المسك «وفي ذلك فليتنافس المتنافسون» فليرغبوا بالمبادرة إلى طاعة الله.
Elmalılı Hamdi YazırKarışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır)
Süleyman AteşKarışımı tesnimdendir
«ومزاجه» أي ما يمزج به «من تسنيم» فُسر بقوله:
Elmalılı Hamdi YazırAllah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o
Süleyman AteşBir çeşme ki (Allah'a) yaklaştırılanlar ondan içerler
«عينا» فنصبه بأمدح مقدرا «يشرب بها المقربون» منها، أو ضمن يشرب معنى يلتذ.
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı
Süleyman AteşSuç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi
«إن الذين أجرموا» كأبي جهل ونحوه «كانوا من الذين آمنوا» كعمار وبلال ونحوهما «يضحكون» استهزاءً بهم.
Elmalılı Hamdi YazırOnlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı
Süleyman AteşOnların yanından geçtikleri zaman birbirlerine kaş göz eder(ek onları küçümser)lerdi
«وإذا مروا» أي المؤمنون «بهم يتغامزون» يشير المجرمون إلى المؤمنين بالجفن والحاجب استهزاء.
Elmalılı Hamdi YazırEvlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı
Süleyman AteşAilelerine döndükleri zaman da (yaptıklarıyle övünüp) eğlenmeye başlarlardı
«وإذا انقلبوا» رجعوا «إلى أهلهم انقلبوا فاكهين» وفي قراءة فكهين معجبين بذكرهم المؤمنين.
Elmalılı Hamdi YazırMüminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı
Süleyman Ateşİnananları gördüklerinde: "Şunlar sapık insanlar" derlerdi
«وإذا رأوْهم» أي المؤمنين «قالوا إن هؤلاء لضالون» لإيمانهم بمحمد صلى الله عليه وسلم.
Elmalılı Hamdi YazırOysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi
Süleyman AteşOysa kendileri, onların üzerine bekçi gönderilmemişlerdi
قال تعالى: «وما أرسلوا» أي الكفار «عليهم» على المؤمنين «حافظين» لهم أو لأعمالهم حتى يدروهم إلى مصالحهم.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek
Süleyman Ateşİşte bugün de inananlar kafirlerin üstüne gülerler
«فاليوم» أي يوم القيامة «الذين آمنوا من الكفار يضحكون».
Elmalılı Hamdi YazırKoltuklar üzerinde etrafa bakacaklar
Süleyman AteşDivanlar üzerinde (oturup) bakarlar
«على الأرائك» في الجنة «ينظرون» من منازلهم إلى الكفار وهم يعذبون فيضحكون منهم كما ضحك الكفار منهم في الدنيا.
Elmalılı Hamdi YazırNasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı
Süleyman AteşKafirler, yaptıklarıyle cezalandılar mı? diye
«هل ثُوِّبَ» جوزي «الكفار ما كانوا يفعلون» نعم.