87. Al-A'laa سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
Diyanet İşleri MealiYüce Rabbinin adını tesbih et
Saheeh InternationalExalt the name of your Lord, the Most High
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin yüce adını tesbih et
Ali BulaçRabbinin Yüce ismini tesbih et
Diyanet İşleri MealiO, yaratıp şekil vermiştir
Saheeh InternationalWho created and proportioned
Elmalılı Hamdi YazırYaratıp düzene koyan O'dur
Ali BulaçKi O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi
Diyanet İşleri MealiO, her şeyi ölçüyle yapıp doğru yolu göstermiştir
Saheeh InternationalAnd who destined and [then] guided
Elmalılı Hamdi YazırTakdir edip hidayeti gösteren O'dur
Ali BulaçTakdir etti, böylece yol gösterdi
Diyanet İşleri MealiO, yeşillikler bitirmiştir
Saheeh InternationalAnd who brings out the pasture
Elmalılı Hamdi YazırOtlağı çıkaran
Ali BulaçYemyeşil-otlağı' çıkardı
Diyanet İşleri MealiSonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir
Saheeh InternationalAnd [then] makes it black stubble
Elmalılı Hamdi YazırSonra da onu karamsı bir sel köpüğü haline getiren O'dur
Ali BulaçArdından onu kuru, kara bir duruma soktu
Diyanet İşleri MealiSana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın
Saheeh InternationalWe will make you recite, [O Muhammad], and you will not forget
Elmalılı Hamdi YazırBundan böyle sana Kur'ân'ı okutacağız da unutmayacaksın
Ali BulaçSana okutacağız, sen de unutmayacaksın
Diyanet İşleri MealiAllah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur
Saheeh InternationalExcept what Allah should will. Indeed, He knows what is declared and what is hidden
Elmalılı Hamdi YazırYalnız Allah'ın dilediği başkadır. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de
Ali BulaçAncak Allah'ın dilediği başka. Çünkü O, açıkta olanı da bilir, saklı duranı da
Diyanet İşleri MealiKolay olanı yapmayı sana kolaylaştırırız
Saheeh InternationalAnd We will ease you toward ease
Elmalılı Hamdi YazırSeni en kolay yola muvaffak kılacağız
Ali BulaçVe seni kolay olan için başarılı kılacağız
Diyanet İşleri MealiFaydalı olacaksa insanlara öğüt ver
Saheeh InternationalSo remind, if the reminder should benefit
Elmalılı Hamdi YazırOnun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse
Ali BulaçŞu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat
Diyanet İşleri MealiAllah'tan korkan öğüt alacaktır
Saheeh InternationalHe who fears [Allah] will be reminded
Elmalılı Hamdi YazırSaygısı olan öğüt alacaktır
Ali BulaçAllah'tan ‘İçi titreyerek korkan’ öğüt alır-düşünür
Diyanet İşleri MealiBedbaht olan ondan kaçınacaktır
Saheeh InternationalBut the wretched one will avoid it
Elmalılı Hamdi YazırPek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır
Ali BulaçMutsuz-bedbaht' olan ondan kaçınır
Diyanet İşleri MealiO, en büyük ateşe yaslanacaktır
Saheeh International[He] who will [enter and] burn in the greatest Fire
Elmalılı Hamdi YazırO ki, en büyük ateşe girecektir
Ali BulaçKi o, en büyük ateşe yollanacaktır
Diyanet İşleri MealiO, orada ne ölecektir ne de dirilecektir
Saheeh InternationalNeither dying therein nor living
Elmalılı Hamdi YazırSonra ne ölecek onda, ne de hayat bulacaktır
Ali BulaçSonra onun içinde o, ne ölür, ne yaşar
Diyanet İşleri MealiArınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir
Saheeh InternationalHe has certainly succeeded who purifies himself
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu felah buldu (günahtan) temizlenen
Ali BulaçDoğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur
Diyanet İşleri MealiArınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir
Saheeh InternationalAnd mentions the name of his Lord and prays
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin adını anıp namaz kılan
Ali BulaçVe Rabbinin ismini zikredip namaz kılan
Diyanet İşleri MealiAma sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz
Saheeh InternationalBut you prefer the worldly life
Elmalılı Hamdi YazırFakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz
Ali BulaçHayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz
Diyanet İşleri MealiOysa ahiret daha iyi ve daha bakidir
Saheeh InternationalWhile the Hereafter is better and more enduring
Elmalılı Hamdi YazırOysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır
Ali BulaçAhiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır
Saheeh InternationalIndeed, this is in the former scriptures
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz bu ilk sahifelerde vardır
Ali BulaçŞüphesiz bu, önceki sahifelerde vardır
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır
Saheeh InternationalThe scriptures of Abraham and Moses
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim ve Musa'nın sahifelerinde
Ali Bulaçİbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde