88. Al-Ghaashiya سُورَةُ الغَاشِيَةِ
Süleyman Ateş(Şiddet ve dehşetiyle her şeyi) Sarıp kaplayacak olan(o felaket)in haberi sana geldi mi
Elmalılı Hamdi YazırO her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi
Yusuf AliHas the story reached thee of the overwhelming (Event)
Süleyman AteşYüzler var ki o gün öne düşüktür
Elmalılı Hamdi YazırYüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür
Yusuf AliSome faces, that Day, will be humiliated
Süleyman AteşÇalışır, yorulur
Elmalılı Hamdi YazırÇalışmış, yorulmuştur
Yusuf AliLabouring (hard), weary
Süleyman AteşKızgın ateşe girerler
Elmalılı Hamdi YazırKızışmış bir ateşe girer
Yusuf AliThe while they enter the Blazing Fire
Süleyman AteşKendilerine kaynamış bir gözeden (su) içirilir
Elmalılı Hamdi YazırOnlara kızgın bir kaynaktan su verilir
Yusuf AliThe while they are given, to drink, of a boiling hot spring
Süleyman AteşOnlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur
Elmalılı Hamdi YazırOnlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur
Yusuf AliNo food will there be for them but a bitter Dhari
Süleyman AteşO da ne semirtir, ne de açlığı giderir
Elmalılı Hamdi YazırO da ne besler, ne de açlığı giderir
Yusuf AliWhich will neither nourish nor satisfy hunger
Süleyman AteşYüzler de var ki o gün ni'met içinde mutlu
Elmalılı Hamdi YazırYüzler de var ki, o gün nimetle mutludur
Yusuf Ali(Other) faces that Day will be joyful
Süleyman Ateşİşinden memnun
Elmalılı Hamdi YazırYaptığından hoşnuttur
Yusuf AliPleased with their striving
Süleyman AteşYüksek bir bahçededir
Elmalılı Hamdi YazırYüksek bir cennettedir
Yusuf AliIn a Garden on high
Süleyman AteşOrada boş söz işitmezler
Elmalılı Hamdi YazırOrada boş bir söz işitmez
Yusuf AliWhere they shall hear no (word) of vanity
Süleyman AteşOrada akan bir kaynak vardır
Elmalılı Hamdi YazırOrada akan bir kaynak
Yusuf AliTherein will be a bubbling spring
Süleyman AteşOrada yükseltilmiş tahtlar
Elmalılı Hamdi YazırYükseltilmiş divanlar
Yusuf AliTherein will be Thrones (of dignity), raised on high
Süleyman AteşKonulmuş kadehler
Elmalılı Hamdi YazırKonulmuş kadehler
Yusuf AliGoblets placed (ready)
Süleyman AteşDizilmiş yastıklar
Elmalılı Hamdi YazırDizilmiş koltuklar, yastıklar
Yusuf AliAnd cushions set in rows
Süleyman AteşSerilmiş halılar vardır
Elmalılı Hamdi YazırSerilmiş halılar vardır
Yusuf AliAnd rich carpets (all) spread out
Süleyman AteşBakmıyorlar mı develere, nasıl yaratılmış
Elmalılı Hamdi YazırBakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış
Yusuf AliDo they not look at the Camels, how they are made
Süleyman AteşGöğe, nasıl yükseltilmiş
Elmalılı Hamdi YazırGöğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş
Yusuf AliAnd at the Sky, how it is raised high
Süleyman AteşDağlara, nasıl dikilmiş
Elmalılı Hamdi YazırBakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş
Yusuf AliAnd at the Mountains, how they are fixed firm
Süleyman AteşYere, nasıl yayılıp döşenmiş
Elmalılı Hamdi YazırYere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış
Yusuf AliAnd at the Earth, how it is spread out
Süleyman AteşÖğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin
Elmalılı Hamdi YazırHaydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün
Yusuf AliTherefore do thou give admonition, for thou art one to admonish
Süleyman AteşOnların üzerinde zorlayıcı değilsin
Elmalılı Hamdi YazırOnların üzerinde bir zorba değilsin
Yusuf AliThou art not one to manage (men's) affairs
Süleyman AteşAncak kim yüz çevirir ve inanmazsa
Elmalılı Hamdi YazırAncak kim yüz çevirir ve kâfir olursa
Yusuf AliBut if any turn away and reject God
Süleyman AteşAllah ona en büyük azabı eder
Elmalılı Hamdi YazırAllah ona en büyük azap ile azap edecek
Yusuf AliGod will punish him with a mighty Punishment
Süleyman AteşDönüşleri Bizedir
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler
Yusuf AliFor to Us will be their return
Süleyman AteşSonra onların hesabını görmek Bize düşer
Elmalılı Hamdi YazırSonra da bize hesap verecekler
Yusuf AliThen it will be for Us to call them to account