☪ Anlam Arayışı

8. Al-Anfaal سُورَةُ الأَنفَالِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
8:1 📚 5
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡأَنفَالِۖ قُلِ ٱلۡأَنفَالُ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَصۡلِحُواْ ذَاتَ بَيۡنِكُمۡۖ وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
يَسْـَٔلُونَكَ
sana sorarlar
عَنِ
ganimetlerden
ٱلْأَنفَالِ ۖ
the spoils of war
قُلِ
de ki
ٱلْأَنفَالُ
ganimetler
لِلَّهِ
Allah'ındır
وَٱلرَّسُولِ ۖ
ve Elçi(si)nindir
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَصْلِحُوا۟
ve düzeltin
ذَاتَ
hali;
بَيْنِكُمْ ۖ
aranızdaki
وَأَطِيعُوا۟
ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥٓ
ve Elçisine
إِن
eğer
كُنتُم
siz (gerçekten) iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inananlar

Yusuf AliThey ask thee concerning (things taken as) spoils of war. Say: "(such) spoils are at the disposal of God and the Apostle: So fear God, and keep straight the relations between yourselves: Obey God and His Apostle, if ye do believe

8:2 📚 12
إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَإِذَا تُلِيَتۡ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُهُۥ زَادَتۡهُمۡ إِيمَٰنࣰ ا وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ
إِنَّمَا
gerçekten
ٱلْمُؤْمِنُونَ
Mü'minler
ٱلَّذِينَ
o kimselerdir ki
إِذَا
zaman
ذُكِرَ
anıldığı
ٱللَّهُ
Allah
وَجِلَتْ
ürperir
قُلُوبُهُمْ
yürekleri
وَإِذَا
ve zaman
تُلِيَتْ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
kendilerine
ءَايَـٰتُهُۥ
O'nun ayetleri
زَادَتْهُمْ
artırır
إِيمَـٰنًۭا
imanlarını
وَعَلَىٰ
ve
رَبِّهِمْ
Rablerine
يَتَوَكَّلُونَ
tevekkül ederler

Yusuf AliFor, Believers are those who, when God is mentioned, feel a tremor in their hearts, and when they hear His signs rehearsed, find their faith strengthened, and put (all) their trust in their Lord

8:3
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُقِيمُونَ
kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazlarını
وَمِمَّا
ve verdiğimiz rızıktan
رَزَقْنَـٰهُمْ
We have provided them
يُنفِقُونَ
(Allah için) harcarlar

Yusuf AliWho establish regular prayers and spend (freely) out of the gifts We have given them for sustenance

8:4
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ حَقࣰّ اۚ لَّهُمۡ دَرَجَٰتٌ عِندَ رَبِّهِمۡ وَمَغۡفِرَةࣱ وَرِزۡقࣱ كَرِيمࣱ‏
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
حَقًّۭا ۚ
gerçek
لَّهُمْ
onlara vardır
دَرَجَـٰتٌ
dereceler
عِندَ
katında
رَبِّهِمْ
Rablerinin
وَمَغْفِرَةٌۭ
ve bağışlanma
وَرِزْقٌۭ
ve rızık
كَرِيمٌۭ
tükenmez

Yusuf AliSuch in truth are the believers: they have grades of dignity with their Lord, and forgiveness, and generous sustenance

8:5 📚 3
كَمَآ أَخۡرَجَكَ رَبُّكَ مِنۢ بَيۡتِكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقࣰ ا مِّنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لَكَٰرِهُونَ
كَمَآ
nitekim
أَخْرَجَكَ
seni çıkardığı zaman
رَبُّكَ
Rabbin
مِنۢ
evinden
بَيْتِكَ
your home
بِٱلْحَقِّ
hak uğruna
وَإِنَّ
gerçekten de
فَرِيقًۭا
bir kısmı
مِّنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
لَكَـٰرِهُونَ
bundan hoşlanmıyordu

Yusuf AliJust as thy Lord ordered thee out of thy house in truth, even though a party among the Believers disliked it

8:6
يُجَٰدِلُونَكَ فِي ٱلۡحَقِّ بَعۡدَ مَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى ٱلۡمَوۡتِ وَهُمۡ يَنظُرُونَ
يُجَـٰدِلُونَكَ
seninle tartışıyorlardı
فِى
dair
ٱلْحَقِّ
hakka
بَعْدَ مَا
sonra
تَبَيَّنَ
ortaya çıktıktan
كَأَنَّمَا
gibi
يُسَاقُونَ
sürülüyorlarmış
إِلَى
ölüme
ٱلْمَوْتِ
[the] death
وَهُمْ
ve onlar
يَنظُرُونَ
gözleri göre göre

Yusuf AliDisputing with thee concerning the truth after it was made manifest, as if they were being driven to death and they (actually) saw it

8:7 📚 1
وَإِذۡ يَعِدُكُمُ ٱللَّهُ إِحۡدَى ٱلطَّآئِفَتَيۡنِ أَنَّهَا لَكُمۡ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيۡرَ ذَاتِ ٱلشَّوۡكَةِ تَكُونُ لَكُمۡ وَيُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُحِقَّ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَيَقۡطَعَ دَابِرَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَإِذْ
o zaman
يَعِدُكُمُ
size va'dediyordu
ٱللَّهُ
Allah
إِحْدَى
birinin
ٱلطَّآئِفَتَيْنِ
iki topluluktan
أَنَّهَا
muhakkak
لَكُمْ
sizin olduğunu
وَتَوَدُّونَ
siz de istiyordunuz
أَنَّ
gerçekten
غَيْرَ
hali
ذَاتِ
that
ٱلشَّوْكَةِ
kuvvetsiz olanın
تَكُونُ
olmasını
لَكُمْ
sizin
وَيُرِيدُ
oysa istiyordu
ٱللَّهُ
Allah
أَن
gerçekleştirmek
يُحِقَّ
justify
ٱلْحَقَّ
hakkı
بِكَلِمَـٰتِهِۦ
sözleriyle
وَيَقْطَعَ
ve kesmek
دَابِرَ
ardını
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin

Yusuf AliBehold! God promised you one of the two (enemy) parties, that it should be yours: Ye wished that the one unarmed should be yours, but God willed to justify the Truth according to His words and to cut off the roots of the Unbelievers

8:8
لِيُحِقَّ ٱلۡحَقَّ وَيُبۡطِلَ ٱلۡبَٰطِلَ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُجۡرِمُونَ
لِيُحِقَّ
ta ki gerçekleştirsin
ٱلْحَقَّ
hakkı
وَيُبْطِلَ
ve ortadan kaldırsın
ٱلْبَـٰطِلَ
batılı
وَلَوْ
şayet
كَرِهَ
istemese (bile)
ٱلْمُجْرِمُونَ
suçlular

Yusuf AliThat He might justify Truth and prove Falsehood false, distasteful though it be to those in guilt

8:9 📚 1
إِذۡ تَسۡتَغِيثُونَ رَبَّكُمۡ فَٱسۡتَجَابَ لَكُمۡ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلۡفࣲ مِّنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ مُرۡدِفِينَ
إِذْ
hani
تَسْتَغِيثُونَ
siz yardım istiyordunuz
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
فَٱسْتَجَابَ
karşılık vermişti
لَكُمْ
size
أَنِّى
şüphesiz ben
مُمِدُّكُم
size yardım edeceğim
بِأَلْفٍۢ
bin
مِّنَ
ile
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
melekler
مُرْدِفِينَ
birbiri ardınca

Yusuf AliRemember ye implored the assistance of your Lord, and He answered you: "I will assist you with a thousand of the angels, ranks on ranks

8:10
وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشۡرَىٰ وَلِتَطۡمَئِنَّ بِهِۦ قُلُوبُكُمۡۚ وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
وَمَا
ve
جَعَلَهُ
bunu yapmadı
ٱللَّهُ
Allah
إِلَّا
ancak (yaptı)
بُشْرَىٰ
müjde olsun diye
وَلِتَطْمَئِنَّ
ve yatışsın diye
بِهِۦ
bununla
قُلُوبُكُمْ ۚ
kalbiniz
وَمَا
ve yoktur
ٱلنَّصْرُ
yardım
إِلَّا
başkaca
مِنْ
katından
عِندِ
[of]
ٱللَّهِ ۚ
Allah
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَزِيزٌ
daima üstün
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

Yusuf AliGod made it but a message of hope, and an assurance to your hearts: (in any case) there is no help except from God: and God is Exalted in Power, Wise

8:11 📚 2
إِذۡ يُغَشِّيكُمُ ٱلنُّعَاسَ أَمَنَةࣰ مِّنۡهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيۡكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ لِّيُطَهِّرَكُم بِهِۦ وَيُذۡهِبَ عَنكُمۡ رِجۡزَ ٱلشَّيۡطَٰنِ وَلِيَرۡبِطَ عَلَىٰ قُلُوبِكُمۡ وَيُثَبِّتَ بِهِ ٱلۡأَقۡدَامَ
إِذْ
O zaman
يُغَشِّيكُمُ
sizi bürüyordu
ٱلنُّعَاسَ
hafif bir uyku
أَمَنَةًۭ
bir güven olmak üzere
مِّنْهُ
O'ndan (Allah'tan)
وَيُنَزِّلُ
ve indiriyordu
عَلَيْكُم
üzerinize
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
bir su
لِّيُطَهِّرَكُم
sizi temizlemek için
بِهِۦ
onunla
وَيُذْهِبَ
ve gidermek için
عَنكُمْ
sizden
رِجْزَ
pisliğini
ٱلشَّيْطَـٰنِ
şeytanın
وَلِيَرْبِطَ
ve (birbirine) bağlamak için
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِكُمْ
kalblerinizin
وَيُثَبِّتَ
ve pekiştirmek için
بِهِ
onunla
ٱلْأَقْدَامَ
ayakları(nızı)

Yusuf AliRemember He covered you with a sort of drowsiness, to give you calm as from Himself, and he caused rain to descend on you from heaven, to clean you therewith, to remove from you the stain of Satan, to strengthen your hearts, and to plant your feet firmly therewith

8:12
إِذۡ يُوحِي رَبُّكَ إِلَى ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ أَنِّي مَعَكُمۡ فَثَبِّتُواْ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ سَأُلۡقِي فِي قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلرُّعۡبَ فَٱضۡرِبُواْ فَوۡقَ ٱلۡأَعۡنَاقِ وَٱضۡرِبُواْ مِنۡهُمۡ كُلَّ بَنَانࣲ‏
إِذْ
hani
يُوحِى
vahyediyordu
رَبُّكَ
Rabbin
إِلَى
meleklere
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
the Angels
أَنِّى
şüphesiz ben
مَعَكُمْ
sizinle beraberim
فَثَبِّتُوا۟
siz pekiştirin
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟ ۚ
inananları
سَأُلْقِى
ben salacağım
فِى
içine
قُلُوبِ
yüreklerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟
inkar edenlerin
ٱلرُّعْبَ
korku
فَٱضْرِبُوا۟
vurun
فَوْقَ
üstüne
ٱلْأَعْنَاقِ
boyunların(ın)
وَٱضْرِبُوا۟
ve vurun
مِنْهُمْ
onların
كُلَّ
her
بَنَانٍۢ
parmağına

Yusuf AliRemember thy Lord inspired the angels (with the message): "I am with you: give firmness to the Believers: I will instil terror into the hearts of the Unbelievers: smite ye above their necks and smite all their finger-tips off them

8:13
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ شَآقُّواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥۚ وَمَن يُشَاقِقِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
ذَٰلِكَ
böyle (olacak)
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
شَآقُّوا۟
karşı geldiler
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ ۚ
ve Elçisine
وَمَن
kim
يُشَاقِقِ
karşı gelirse
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
فَإِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah'ın
شَدِيدُ
çetin olur
ٱلْعِقَابِ
cezası

Yusuf AliThis because they contended against God and His Apostle: If any contend against God and His Apostle, God is strict in punishment

8:14
ذَٰلِكُمۡ فَذُوقُوهُ وَأَنَّ لِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابَ ٱلنَّارِ
ذَٰلِكُمْ
işte siz
فَذُوقُوهُ
şimdi tadın onu
وَأَنَّ
ve şüphesiz
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için vardır
عَذَابَ
azabı
ٱلنَّارِ
ateş

Yusuf AliThus (will it be said): "Taste ye then of the (punishment): for those who resist God, is the penalty of the Fire

8:15
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ زَحۡفࣰ ا فَلَا تُوَلُّوهُمُ ٱلۡأَدۡبَارَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
ne zaman ki
لَقِيتُمُ
karşılaşırsanız
ٱلَّذِينَ
kimselerle
كَفَرُوا۟
inkar edenlerle
زَحْفًۭا
toplu halde
فَلَا
asla
تُوَلُّوهُمُ
onlara döndürmeyin
ٱلْأَدْبَارَ
arkalar(ınız)ı

Yusuf AliO ye who believe! when ye meet the Unbelievers in hostile array, never turn your backs to them

8:16
وَمَن يُوَلِّهِمۡ يَوۡمَئِذࣲ دُبُرَهُۥٓ إِلَّا مُتَحَرِّفࣰ ا لِّقِتَالٍ أَوۡ مُتَحَيِّزًا إِلَىٰ فِئَةࣲ فَقَدۡ بَآءَ بِغَضَبࣲ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأۡوَىٰهُ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ
وَمَن
ve kim
يُوَلِّهِمْ
döner(kaçar)sa
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
دُبُرَهُۥٓ
arkasını
إِلَّا
dışında
مُتَحَرِّفًۭا
bir tarafa çekilmek
لِّقِتَالٍ
savaşmak için
أَوْ
ya da
مُتَحَيِّزًا
katılmak
إِلَىٰ
(başka) bir birliğe
فِئَةٍۢ
a group
فَقَدْ
muhakkak
بَآءَ
uğrar
بِغَضَبٍۢ
bir gazaba
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَمَأْوَىٰهُ
ve onun yeri
جَهَنَّمُ ۖ
cehennemdir
وَبِئْسَ
ve o ne kötü
ٱلْمَصِيرُ
varılacak bir yerdir

Yusuf AliIf any do turn his back to them on such a day - unless it be in a stratagem of war, or to retreat to a troop (of his own)- he draws on himself the wrath of God, and his abode is Hell,- an evil refuge (indeed)

8:17 📚 17
فَلَمۡ تَقۡتُلُوهُمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمۡۚ وَمَا رَمَيۡتَ إِذۡ رَمَيۡتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ وَلِيُبۡلِيَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ مِنۡهُ بَلَآءً حَسَنًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمࣱ‏
فَلَمْ
onları siz öldürmediniz
تَقْتُلُوهُمْ
you kill them
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱللَّهَ
Allah
قَتَلَهُمْ ۚ
onları öldürdü
وَمَا
sen atmadın
رَمَيْتَ
you threw
إِذْ
zaman
رَمَيْتَ
attığın
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱللَّهَ
Allah
رَمَىٰ ۚ
attı
وَلِيُبْلِىَ
sınamak için
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Mü'minleri
مِنْهُ
kendinden
بَلَآءً
bir imtihanla
حَسَنًا ۚ
güzel
إِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Yusuf AliIt is not ye who slew them; it was God: when thou threwest (a handful of dust), it was not thy act, but God's: in order that He might test the Believers by a gracious trial from Himself: for God is He Who heareth and knoweth (all things)

8:18
ذَٰلِكُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيۡدِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
ذَٰلِكُمْ
işte size böyle yaptı
وَأَنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
مُوهِنُ
zayıflatır
كَيْدِ
tuzağını
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin

Yusuf AliThat, and also because God is He Who makes feeble the plans and stratagem of the Unbelievers

8:19
إِن تَسۡتَفۡتِحُواْ فَقَدۡ جَآءَكُمُ ٱلۡفَتۡحُۖ وَإِن تَنتَهُواْ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡۖ وَإِن تَعُودُواْ نَعُدۡ وَلَن تُغۡنِيَ عَنكُمۡ فِئَتُكُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَوۡ كَثُرَتۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
إِن
eğer
تَسْتَفْتِحُوا۟
fetih istiyorsanız
فَقَدْ
işte
جَآءَكُمُ
size geldi
ٱلْفَتْحُ ۖ
fetih
وَإِن
eğer
تَنتَهُوا۟
vazgeçerseniz
فَهُوَ
bu
خَيْرٌۭ
iyidir
لَّكُمْ ۖ
sizin için
وَإِن
ama yine
تَعُودُوا۟
dönerseniz
نَعُدْ
biz de döneriz
وَلَن
sağlayamaz
تُغْنِىَ
will avail
عَنكُمْ
size
فِئَتُكُمْ
topluluğunuz
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey (yarar)
وَلَوْ
şayet
كَثُرَتْ
çok da olsa
وَأَنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananlarla

Yusuf Ali(O Unbelievers!) if ye prayed for victory and judgment, now hath the judgment come to you: if ye desist (from wrong), it will be best for you: if ye return (to the attack), so shall We. Not the least good will your forces be to you even if they were multiplied: for verily God is with those who believe

8:20
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَأَنتُمۡ تَسۡمَعُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَطِيعُوا۟
ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
وَلَا
ve asla
تَوَلَّوْا۟
dönmeyin
عَنْهُ
ondan
وَأَنتُمْ
ve siz
تَسْمَعُونَ
işittiğiniz halde

Yusuf AliO ye who believe! Obey God and His Apostle, and turn not away from him when ye hear (him speak)

8:21 📚 1
وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ
وَلَا
ve asla
تَكُونُوا۟
olmayın
كَٱلَّذِينَ
gibi
قَالُوا۟
diyenler
سَمِعْنَا
işittik
وَهُمْ
ve onlar
لَا
işitmedikleri halde
يَسْمَعُونَ
hear

Yusuf AliNor be like those who say, "We hear," but listen not

8:22 📚 1
۞إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلۡبُكۡمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡقِلُونَ
۞ إِنَّ
şüphesiz
شَرَّ
en kötüsü
ٱلدَّوَآبِّ
canlıların
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
ٱلصُّمُّ
sağırlar
ٱلْبُكْمُ
ve dilsizlerdir
ٱلَّذِينَ
onlar ki
لَا
düşünmezler
يَعْقِلُونَ
use (their) intellect

Yusuf AliFor the worst of beasts in the sight of God are the deaf and the dumb,- those who understand not

8:23 📚 1
وَلَوۡ عَلِمَ ٱللَّهُ فِيهِمۡ خَيۡرࣰ ا لَّأَسۡمَعَهُمۡۖ وَلَوۡ أَسۡمَعَهُمۡ لَتَوَلَّواْ وَّهُم مُّعۡرِضُونَ
وَلَوْ
şayet
عَلِمَ
bilseydi
ٱللَّهُ
Allah
فِيهِمْ
onlarda vardır
خَيْرًۭا
bir iyilik
لَّأَسْمَعَهُمْ ۖ
elbette onlara işittirirdi
وَلَوْ
şayet
أَسْمَعَهُمْ
onlara işittirseydi de
لَتَوَلَّوا۟
yine dönerlerdi
وَّهُم
onlar
مُّعْرِضُونَ
aldırmayarak

Yusuf AliIf God had found in them any good. He would indeed have made them listen: (As it is), if He had made them listen, they would but have turned back and declined (Faith)

8:24 📚 9
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَجِيبُواْ لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمۡ لِمَا يُحۡيِيكُمۡۖ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَحُولُ بَيۡنَ ٱلۡمَرۡءِ وَقَلۡبِهِۦ وَأَنَّهُۥٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱسْتَجِيبُوا۟
çağrısına koşun
لِلَّهِ
Allah'ın
وَلِلرَّسُولِ
ve Elçisinin
إِذَا
zaman
دَعَاكُمْ
sizi çağırdığı
لِمَا
şeylere
يُحْيِيكُمْ ۖ
sizi yaşatacak
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
يَحُولُ
girer
بَيْنَ
arasına
ٱلْمَرْءِ
kişi ile
وَقَلْبِهِۦ
onun kalbi
وَأَنَّهُۥٓ
ve siz
إِلَيْهِ
O'nun huzuruna
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız

Yusuf AliO ye who believe! give your response to God and His Apostle, when He calleth you to that which will give you life; and know that God cometh in between a man and his heart, and that it is He to Whom ye shall (all) be gathered

8:25 📚 3
وَٱتَّقُواْ فِتۡنَةࣰ لَّا تُصِيبَنَّ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنكُمۡ خَآصَّةࣰۖ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
وَٱتَّقُوا۟
sakının
فِتْنَةًۭ
fitneden
لَّا
erişmekle kalmaz
تُصِيبَنَّ
which will afflict
ٱلَّذِينَ
kimselere
ظَلَمُوا۟
haksızlık edenlere
مِنكُمْ
aranızdan
خَآصَّةًۭ ۖ
yalnızca
وَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah'ın
شَدِيدُ
çetindir
ٱلْعِقَابِ
azabı

Yusuf AliAnd fear tumult or oppression, which affecteth not in particular (only) those of you who do wrong: and know that God is strict in punishment

8:26 📚 2
وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ أَنتُمۡ قَلِيلࣱ مُّسۡتَضۡعَفُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ ٱلنَّاسُ فَـَٔاوَىٰكُمۡ وَأَيَّدَكُم بِنَصۡرِهِۦ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
وَٱذْكُرُوٓا۟
düşünün ki
إِذْ
bir zaman
أَنتُمْ
siz
قَلِيلٌۭ
az idiniz
مُّسْتَضْعَفُونَ
hırpalanıyordunuz
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
تَخَافُونَ
korkuyordunuz
أَن
sizi kapıp götürmesinden
يَتَخَطَّفَكُمُ
might do away with you
ٱلنَّاسُ
insanların
فَـَٔاوَىٰكُمْ
(Allah) sizi barındırdı
وَأَيَّدَكُم
ve sizi destekledi
بِنَصْرِهِۦ
yardımıyle
وَرَزَقَكُم
ve sizi besledi
مِّنَ
güzel şeylerle
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
لَعَلَّكُمْ
belki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Yusuf AliCall to mind when ye were a small (band), despised through the land, and afraid that men might despoil and kidnap you; But He provided a safe asylum for you, strengthened you with His aid, and gave you Good things for sustenance: that ye migh t be grateful

8:27
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَخُونُواْ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ وَتَخُونُوٓاْ أَمَٰنَٰتِكُمۡ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
hiyanet etmeyin
تَخُونُوا۟
betray
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱلرَّسُولَ
ve Elçisine
وَتَخُونُوٓا۟
hiyanet ederek
أَمَـٰنَـٰتِكُمْ
emanetlerinize
وَأَنتُمْ
ve siz
تَعْلَمُونَ
bildiğiniz halde

Yusuf AliO ye that believe! betray not the trust of God and the Apostle, nor misappropriate knowingly things entrusted to you

8:28 📚 1
وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَآ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَأَوۡلَٰدُكُمۡ فِتۡنَةࣱ وَأَنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّمَآ
şüphesiz
أَمْوَٰلُكُمْ
mallarınız
وَأَوْلَـٰدُكُمْ
ve çocuklarınız
فِتْنَةٌۭ
birer fitne(sınav)dır
وَأَنَّ
ve süphesiz
ٱللَّهَ
Allah('a gelince)
عِندَهُۥٓ
o'nun yanındadır
أَجْرٌ
mükafat
عَظِيمٌۭ
büyük

Yusuf AliAnd know ye that your possessions and your progeny are but a trial; and that it is God with Whom lies your highest reward

8:29 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تَتَّقُواْ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّكُمۡ فُرۡقَانࣰ ا وَيُكَفِّرۡ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِن
eğer
تَتَّقُوا۟
korkarsanız
ٱللَّهَ
Allah'tan
يَجْعَل
O verir
لَّكُمْ
size
فُرْقَانًۭا
iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış
وَيُكَفِّرْ
ve örter
عَنكُمْ
sizin
سَيِّـَٔاتِكُمْ
kötülüklerinizi
وَيَغْفِرْ
ve bağışlar
لَكُمْ ۗ
sizi
وَٱللَّهُ
Allah
ذُو
sahibidir
ٱلْفَضْلِ
lutuf
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Yusuf AliO ye who believe! if ye fear God, He will grant you a criterion (to judge between right and wrong), remove from you (all) evil (that may afflict) you, and forgive you: for God is the Lord of grace unbounded

8:30
وَإِذۡ يَمۡكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيُثۡبِتُوكَ أَوۡ يَقۡتُلُوكَ أَوۡ يُخۡرِجُوكَۚ وَيَمۡكُرُونَ وَيَمۡكُرُ ٱللَّهُۖ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلۡمَٰكِرِينَ
وَإِذْ
ve hani
يَمْكُرُ
tuzak kuruyorlardı
بِكَ
sana
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar edenler
لِيُثْبِتُوكَ
seni tutup bağlamaları için
أَوْ
veya
يَقْتُلُوكَ
öldürmeleri için
أَوْ
ya da
يُخْرِجُوكَ ۚ
sürmeleri için
وَيَمْكُرُونَ
onlar tuzak kurarlarken
وَيَمْكُرُ
tuzak kuruyordu
ٱللَّهُ ۖ
Allah da
وَٱللَّهُ
Allah
خَيْرُ
en iyisidir
ٱلْمَـٰكِرِينَ
tuzak kuranların

Yusuf AliRemember how the Unbelievers plotted against thee, to keep thee in bonds, or slay thee, or get thee out (of thy home). They plot and plan, and God too plans; but the best of planners is God

8:31 📚 1
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا قَالُواْ قَدۡ سَمِعۡنَا لَوۡ نَشَآءُ لَقُلۡنَا مِثۡلَ هَٰذَآ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
وَإِذَا
zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
قَالُوا۟
dediler
قَدْ
muhakkak
سَمِعْنَا
İşittik
لَوْ
şayet
نَشَآءُ
istesek
لَقُلْنَا
biz de söyleriz
مِثْلَ
gibisini
هَـٰذَآ ۙ
bunun
إِنْ
bu
هَـٰذَآ
is this
إِلَّآ
ancak
أَسَـٰطِيرُ
masallarındandır
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin

Yusuf AliWhen Our Signs are rehearsed to them, they say: "We have heard this (before): if we wished, we could say (words) like these: these are nothing but tales of the ancients

8:32 📚 2
وَإِذۡ قَالُواْ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلۡحَقَّ مِنۡ عِندِكَ فَأَمۡطِرۡ عَلَيۡنَا حِجَارَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئۡتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمࣲ‏
وَإِذْ
ve hani
قَالُوا۟
demişlerdi
ٱللَّهُمَّ
Allah'ım
إِن
eğer
كَانَ
ise
هَـٰذَا
bu
هُوَ
(kişi)
ٱلْحَقَّ
bir gerçek
مِنْ
senin yanından gelmiş
عِندِكَ
from You
فَأَمْطِرْ
yağdır
عَلَيْنَا
başımıza
حِجَارَةًۭ
taş
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
أَوِ
yahut
ٱئْتِنَا
bize getir
بِعَذَابٍ
bir azab
أَلِيمٍۢ
acıklı

Yusuf AliRemember how they said: "O God if this is indeed the Truth from Thee, rain down on us a shower of stones form the sky, or send us a grievous penalty

8:33 📚 11
وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمۡ وَأَنتَ فِيهِمۡۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ مُعَذِّبَهُمۡ وَهُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ
وَمَا
oysa
كَانَ
değildi
ٱللَّهُ
Allah
لِيُعَذِّبَهُمْ
onlara azab edecek
وَأَنتَ
ve sen
فِيهِمْ ۚ
onların içinde bulundukça
وَمَا
ve
كَانَ
değildi
ٱللَّهُ
Allah
مُعَذِّبَهُمْ
onlara azab edecek
وَهُمْ
ve onlar
يَسْتَغْفِرُونَ
istiğfar ederlerken

Yusuf AliBut God was not going to send them a penalty whilst thou wast amongst them; nor was He going to send it whilst they could ask for pardon

8:34
وَمَا لَهُمۡ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمۡ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَمَا كَانُوٓاْ أَوۡلِيَآءَهُۥٓۚ إِنۡ أَوۡلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
وَمَا
neden
لَهُمْ
onlara
أَلَّا
azabetmesin?
يُعَذِّبَهُمُ
(should) punish them
ٱللَّهُ
Allah
وَهُمْ
onlar
يَصُدُّونَ
geri çevirdikleri
عَنِ
Mescid-i
ٱلْمَسْجِدِ
Al-Masjid
ٱلْحَرَامِ
haramdan
وَمَا
ve
كَانُوٓا۟
olmadıkları halde
أَوْلِيَآءَهُۥٓ ۚ
onun velisi
إِنْ
onun velileri
أَوْلِيَآؤُهُۥٓ
its guardians
إِلَّا
sadece
ٱلْمُتَّقُونَ
korunanlardır
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Yusuf AliBut what plea have they that God should not punish them, when they keep out (men) from the sacred Mosque - and they are not its guardians? No men can be its guardians except the righteous; but most of them do not understand

8:35
وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمۡ عِندَ ٱلۡبَيۡتِ إِلَّا مُكَآءࣰ وَتَصۡدِيَةࣰۚ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ
وَمَا
ve
كَانَ
değildir
صَلَاتُهُمْ
onların namazları
عِندَ
yanındaki
ٱلْبَيْتِ
Beyt(ullah)
إِلَّا
başka
مُكَآءًۭ
ıslık çalmadan
وَتَصْدِيَةًۭ ۚ
ve el çırpmadan
فَذُوقُوا۟
O halde tadın
ٱلْعَذَابَ
azabı
بِمَا
dolayı
كُنتُمْ
olmanızdan
تَكْفُرُونَ
inkar ediyor(lar)

Yusuf AliTheir prayer at the House (of God) is nothing but whistling and clapping of hands: (Its only answer can be), "Taste ye the penalty because ye blasphemed

8:36
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ لِيَصُدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ فَسَيُنفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيۡهِمۡ حَسۡرَةࣰ ثُمَّ يُغۡلَبُونَۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ يُحۡشَرُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
يُنفِقُونَ
harcarlar
أَمْوَٰلَهُمْ
mallarını
لِيَصُدُّوا۟
engel olmak için
عَن
yoluna
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah
فَسَيُنفِقُونَهَا
ve harcayacaklar
ثُمَّ
sonra (bu)
تَكُونُ
olacak
عَلَيْهِمْ
kendilerine
حَسْرَةًۭ
dert
ثُمَّ
nihayet
يُغْلَبُونَ ۗ
yenilecekler
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
إِلَىٰ
cehenneme
جَهَنَّمَ
Hell
يُحْشَرُونَ
sürüleceklerdir

Yusuf AliThe Unbelievers spend their wealth to hinder (man) from the path of God, and so will they continue to spend; but in the end they will have (only) regrets and sighs; at length they will be overcome: and the Unbelievers will be gathered together to Hell

8:37
لِيَمِيزَ ٱللَّهُ ٱلۡخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَيَجۡعَلَ ٱلۡخَبِيثَ بَعۡضَهُۥ عَلَىٰ بَعۡضࣲ فَيَرۡكُمَهُۥ جَمِيعࣰ ا فَيَجۡعَلَهُۥ فِي جَهَنَّمَۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
لِيَمِيزَ
ayıklasın diye
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْخَبِيثَ
murdarı
مِنَ
temizden
ٱلطَّيِّبِ
the good
وَيَجْعَلَ
ve koyup
ٱلْخَبِيثَ
bütün murdarları
بَعْضَهُۥ
birini
عَلَىٰ
üzerine
بَعْضٍۢ
diğerinin
فَيَرْكُمَهُۥ
yığsın da
جَمِيعًۭا
hepsini
فَيَجْعَلَهُۥ
atsın
فِى
cehenneme
جَهَنَّمَ ۚ
Hell
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayanlar

Yusuf AliIn order that God may separate the impure from the pure, put the impure, one on another, heap them together, and cast them into Hell. They will be the ones to have lost

8:38 📚 15
قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِن يَنتَهُواْ يُغۡفَرۡ لَهُم مَّا قَدۡ سَلَفَ وَإِن يَعُودُواْ فَقَدۡ مَضَتۡ سُنَّتُ ٱلۡأَوَّلِينَ
قُل
söyle
لِّلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(lere)
إِن
eğer
يَنتَهُوا۟
vazgeçerlerse
يُغْفَرْ
bağışlanır
لَهُم
kendilerine
مَّا
olanlar
قَدْ
geçmiştekiler
سَلَفَ
(is) past
وَإِن
yok yine
يَعُودُوا۟
dönerlerse
فَقَدْ
elbette
مَضَتْ
geçerlidir
سُنَّتُ
kanunu
ٱلْأَوَّلِينَ
öncekilerin

Yusuf AliSay to the Unbelievers, if (now) they desist (from Unbelief), their past would be forgiven them; but if they persist, the punishment of those before them is already (a matter of warning for them)

8:39 📚 6
وَقَٰتِلُوهُمۡ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتۡنَةࣱ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ كُلُّهُۥ لِلَّهِۚ فَإِنِ ٱنتَهَوۡاْ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعۡمَلُونَ بَصِيرࣱ‏
وَقَـٰتِلُوهُمْ
ve onlarla savaşın
حَتَّىٰ
kadar
لَا
kalmayıncaya
تَكُونَ
there is
فِتْنَةٌۭ
fitne
وَيَكُونَ
ve oluncaya (kadar)
ٱلدِّينُ
din
كُلُّهُۥ
tamamen
لِلَّهِ ۚ
Allah'ın
فَإِنِ
eğer
ٱنتَهَوْا۟
son verirlerse
فَإِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah
بِمَا
ne
يَعْمَلُونَ
yaptıklarını
بَصِيرٌۭ
görmektedir

Yusuf AliAnd fight them on until there is no more tumult or oppression, and there prevail justice and faith in God altogether and everywhere; but if they cease, verily God doth see all that they do

8:40
وَإِن تَوَلَّوۡاْ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَوۡلَىٰكُمۡۚ نِعۡمَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَنِعۡمَ ٱلنَّصِيرُ
وَإِن
eğer
تَوَلَّوْا۟
dönerlerse
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
مَوْلَىٰكُمْ ۚ
sizin sahibinizdir
نِعْمَ
O ne güzel'
ٱلْمَوْلَىٰ
sahip
وَنِعْمَ
ve ne güzel
ٱلنَّصِيرُ
yardımcıdır

Yusuf AliIf they refuse, be sure that God is your Protector - the best to protect and the best to help

8:41 📚 17
۞وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا غَنِمۡتُم مِّن شَيۡءࣲ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُۥ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِ إِن كُنتُمۡ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ عَبۡدِنَا يَوۡمَ ٱلۡفُرۡقَانِ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ
۞ وَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّمَا
aldığınız ganimetlerin
غَنِمْتُم
you obtain (as) spoils of war
مِّن
herbirinin
شَىْءٍۢ
anything
فَأَنَّ
muhakkak
لِلَّهِ
Allah'a aittir
خُمُسَهُۥ
beşte biri
وَلِلرَّسُولِ
ve Elçisine
وَلِذِى
ve akrabalara
ٱلْقُرْبَىٰ
near relatives
وَٱلْيَتَـٰمَىٰ
ve yetimlere
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
ve yoksullara
وَٱبْنِ
ve yolcu(lar)a
ٱلسَّبِيلِ
wayfarer
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
ءَامَنتُم
inanmış
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَمَآ
ve
أَنزَلْنَا
indirdiğimize
عَلَىٰ
kulumuza
عَبْدِنَا
Our slave
يَوْمَ
gününde
ٱلْفُرْقَانِ
ayrılma
يَوْمَ
günde
ٱلْتَقَى
karşılaştığı
ٱلْجَمْعَانِ ۗ
o iki topluluğun
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌ
kadirdir

Yusuf AliAnd know that out of all the booty that ye may acquire (in war), a fifth share is assigned to God,- and to the Apostle, and to near relatives, orphans, the needy, and the wayfarer,- if ye do believe in God and in the revelation We sent down to Our servant on the Day of Testing,- the Day of the meeting of the two forces. For God hath power over all things

8:42 📚 1
إِذۡ أَنتُم بِٱلۡعُدۡوَةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُم بِٱلۡعُدۡوَةِ ٱلۡقُصۡوَىٰ وَٱلرَّكۡبُ أَسۡفَلَ مِنكُمۡۚ وَلَوۡ تَوَاعَدتُّمۡ لَٱخۡتَلَفۡتُمۡ فِي ٱلۡمِيعَٰدِ وَلَٰكِن لِّيَقۡضِيَ ٱللَّهُ أَمۡرࣰ ا كَانَ مَفۡعُولࣰ ا لِّيَهۡلِكَ مَنۡ هَلَكَ عَنۢ بَيِّنَةࣲ وَيَحۡيَىٰ مَنۡ حَيَّ عَنۢ بَيِّنَةࣲۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ
إِذْ
o vakit
أَنتُم
siz
بِٱلْعُدْوَةِ
vadinin
ٱلدُّنْيَا
yakın kenarında idiniz
وَهُم
ve onlar da
بِٱلْعُدْوَةِ
vadinin
ٱلْقُصْوَىٰ
uzak kenarında idiler
وَٱلرَّكْبُ
ve kervan da
أَسْفَلَ
daha aşağıda idi
مِنكُمْ ۚ
sizden
وَلَوْ
ve eğer
تَوَاعَدتُّمْ
sözleşmiş olsaydınız dahi
لَٱخْتَلَفْتُمْ
buluşamazdınız
فِى
sözleştiğiniz vakitte
ٱلْمِيعَـٰدِ ۙ
the appointment
وَلَـٰكِن
fakat bu
لِّيَقْضِىَ
yerine getirmesi içindir
ٱللَّهُ
Allah'ın
أَمْرًۭا
bir işi
كَانَ
yapılması gereken
مَفْعُولًۭا
destined
لِّيَهْلِكَ
helak olsun diye
مَنْ
kimse
هَلَكَ
helak olan
عَنۢ
açık delille
بَيِّنَةٍۢ
a clear evidence
وَيَحْيَىٰ
ve yaşasın diye
مَنْ
kimse (de)
حَىَّ
yaşayan
عَنۢ
açık delille
بَيِّنَةٍۢ ۗ
a clear evidence
وَإِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
لَسَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌ
bilendir

Yusuf AliRemember ye were on the hither side of the valley, and they on the farther side, and the caravan on lower ground than ye. Even if ye had made a mutual appointment to meet, ye would certainly have failed in the appointment: But (thus ye met), t hat God might accomplish a matter already enacted; that those who died might die after a clear Sign (had been given), and those who lived might live after a Clear Sign (had been given). And verily God is He Who heareth and knoweth (all things)

8:43
إِذۡ يُرِيكَهُمُ ٱللَّهُ فِي مَنَامِكَ قَلِيلࣰ اۖ وَلَوۡ أَرَىٰكَهُمۡ كَثِيرࣰ ا لَّفَشِلۡتُمۡ وَلَتَنَٰزَعۡتُمۡ فِي ٱلۡأَمۡرِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ سَلَّمَۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
إِذْ
hani
يُرِيكَهُمُ
sana onları gösteriyordu
ٱللَّهُ
Allah
فِى
uykunda
مَنَامِكَ
your dream
قَلِيلًۭا ۖ
az
وَلَوْ
ve eğer
أَرَىٰكَهُمْ
sana onları gösterseydi
كَثِيرًۭا
çok
لَّفَشِلْتُمْ
çekinirdiniz
وَلَتَنَـٰزَعْتُمْ
ve çekişirdiniz
فِى
(savaş) iş(in)de
ٱلْأَمْرِ
the matter
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱللَّهَ
Allah
سَلَّمَ ۗ
kurtardı
إِنَّهُۥ
doğrusu O
عَلِيمٌۢ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin

Yusuf AliRemember in thy dream God showed them to thee as few: if He had shown them to thee as many, ye would surely have been discouraged, and ye would surely have disputed in (your) decision; but God saved (you): for He knoweth well the (secrets) of (all) hearts

8:44
وَإِذۡ يُرِيكُمُوهُمۡ إِذِ ٱلۡتَقَيۡتُمۡ فِيٓ أَعۡيُنِكُمۡ قَلِيلࣰ ا وَيُقَلِّلُكُمۡ فِيٓ أَعۡيُنِهِمۡ لِيَقۡضِيَ ٱللَّهُ أَمۡرࣰ ا كَانَ مَفۡعُولࣰ اۗ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ
وَإِذْ
ta ki
يُرِيكُمُوهُمْ
onları gösteriyor
إِذِ
zaman
ٱلْتَقَيْتُمْ
karşılaştığınız
فِىٓ
sizin gözlerinize
أَعْيُنِكُمْ
your eyes
قَلِيلًۭا
az
وَيُقَلِّلُكُمْ
ve sizi de azaltıyordu
فِىٓ
onların gözlerinde
أَعْيُنِهِمْ
their eyes
لِيَقْضِىَ
yerine getirmesi için
ٱللَّهُ
Allah'ın
أَمْرًۭا
bir işi
كَانَ
yapılması gereken
مَفْعُولًۭا ۗ
(already) destined
وَإِلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
تُرْجَعُ
döndürülecektir
ٱلْأُمُورُ
(bütün) işler

Yusuf AliAnd remember when ye met, He showed them to you as few in your eyes, and He made you appear as contemptible in their eyes: that God might accomplish a matter already enacted. For to God do all questions go back (for decision)

8:45
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا لَقِيتُمۡ فِئَةࣰ فَٱثۡبُتُواْ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler;
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
لَقِيتُمْ
karşılaştığınız
فِئَةًۭ
bir toplulukla
فَٱثْبُتُوا۟
sebat edin
وَٱذْكُرُوا۟
ve anın
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çok
لَّعَلَّكُمْ
belki
تُفْلِحُونَ
başarıya erişirsiniz

Yusuf AliO ye who believe! When ye meet a force, be firm, and call God in remembrance much (and often); that ye may prosper

8:46 📚 1
وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَنَٰزَعُواْ فَتَفۡشَلُواْ وَتَذۡهَبَ رِيحُكُمۡۖ وَٱصۡبِرُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
وَلَا
birbirinizle çekişmeyin
تَنَـٰزَعُوا۟
dispute
فَتَفْشَلُوا۟
yoksa korkuya kapılırsınız da
وَتَذْهَبَ
ve gider
رِيحُكُمْ ۖ
gücünüz (devletiniz)
وَٱصْبِرُوٓا۟ ۚ
ve sabredin
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلصَّـٰبِرِينَ
sabredenlerle

Yusuf AliAnd obey God and His Apostle; and fall into no disputes, lest ye lose heart and your power depart; and be patient and persevering: For God is with those who patiently persevere

8:47 📚 2
وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ خَرَجُواْ مِن دِيَٰرِهِم بَطَرࣰ ا وَرِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ بِمَا يَعۡمَلُونَ مُحِيطࣱ‏
وَلَا
olmayın
تَكُونُوا۟
be
كَٱلَّذِينَ
gibi
خَرَجُوا۟
çıkan
مِن
yurtlarından
دِيَـٰرِهِم
their homes
بَطَرًۭا
çalım satarak
وَرِئَآءَ
ve gösteriş yaparak
ٱلنَّاسِ
insanlara
وَيَصُدُّونَ
ve men'edenler
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
بِمَا
onların bütün yaptıklarını
يَعْمَلُونَ
they do
مُحِيطٌۭ
kuşatmıştı

Yusuf AliAnd be not like those who started from their homes insolently and to be seen of men, and to hinder (men) from the path of God: For God compasseth round about all that they do

8:48
وَإِذۡ زَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡمَٰلَهُمۡ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ ٱلۡيَوۡمَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَإِنِّي جَارࣱ لَّكُمۡۖ فَلَمَّا تَرَآءَتِ ٱلۡفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَىٰ عَقِبَيۡهِ وَقَالَ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّنكُمۡ إِنِّيٓ أَرَىٰ مَا لَا تَرَوۡنَ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَۚ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
وَإِذْ
O zaman
زَيَّنَ
süslemiş
لَهُمُ
onlara
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
أَعْمَـٰلَهُمْ
yaptıkları işi
وَقَالَ
ve demişti
لَا
yoktur
غَالِبَ
yenecek kimse
لَكُمُ
sizi
ٱلْيَوْمَ
bugün
مِنَ
insanlardan
ٱلنَّاسِ
the people
وَإِنِّى
ve elbette ben
جَارٌۭ
yanınızdayım
لَّكُمْ ۖ
sizin
فَلَمَّا
fakat ne zaman
تَرَآءَتِ
birbirini görünce
ٱلْفِئَتَانِ
iki topluluk
نَكَصَ
(geriye) dönüp
عَلَىٰ
üzerine
عَقِبَيْهِ
iki ökçesi
وَقَالَ
ve dedi ki
إِنِّى
elbette ben
بَرِىٓءٌۭ
uzağım
مِّنكُمْ
sizden
إِنِّىٓ
elbette ben
أَرَىٰ
görüyorum
مَا
şeyleri
لَا
sizin görmediğinizi
تَرَوْنَ
you see
إِنِّىٓ
elbette ben
أَخَافُ
korkarım
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
وَٱللَّهُ
zira Allah'ın
شَدِيدُ
çetindir
ٱلْعِقَابِ
cezası

Yusuf AliRemember Satan made their (sinful) acts seem alluring to them, and said: "No one among men can overcome you this day, while I am near to you": But when the two forces came in sight of each other, he turned on his heels, and said: "Lo! I am cle ar of you; lo! I see what ye see not; Lo! I fear God: for God is strict in punishment

8:49 📚 2
إِذۡ يَقُولُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَٰٓؤُلَآءِ دِينُهُمۡۗ وَمَن يَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏
إِذْ
o vakit
يَقُولُ
diyorlardı
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
Münafıklar
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
فِى
bulunan
قُلُوبِهِم
kalblerinde
مَّرَضٌ
hastalık
غَرَّ
aldatmış
هَـٰٓؤُلَآءِ
bunları
دِينُهُمْ ۗ
dinleri
وَمَن
oysa kim
يَتَوَكَّلْ
dayanırsa
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَزِيزٌ
daima galibtir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Yusuf AliLo! the hypocrites say, and those in whose hearts is a disease: "These people,- their religion has misled them." But if any trust in God, behold! God is Exalted in might, Wise

8:50
وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ يَتَوَفَّى ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يَضۡرِبُونَ وُجُوهَهُمۡ وَأَدۡبَٰرَهُمۡ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ
وَلَوْ
ve keşke
تَرَىٰٓ
görseydin
إِذْ
canlarını alırken
يَتَوَفَّى
take away souls
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَفَرُوا۟ ۙ
o inkar eden(leri)
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
Melekler
يَضْرِبُونَ
vuruyorlar
وُجُوهَهُمْ
yüzlerine
وَأَدْبَـٰرَهُمْ
ve kıçlarına
وَذُوقُوا۟
haydi tadın
عَذَابَ
azabını
ٱلْحَرِيقِ
yangın

Yusuf AliIf thou couldst see, when the angels take the souls of the Unbelievers (at death), (How) they smite their faces and their backs, (saying): "Taste the penalty of the blazing Fire

8:51
ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيۡسَ بِظَلَّٰمࣲ لِّلۡعَبِيدِ
ذَٰلِكَ
işte bu
بِمَا
yüzündendir
قَدَّمَتْ
yapıp öne sürdüğü işler
أَيْدِيكُمْ
ellerinizin
وَأَنَّ
yoksa şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَيْسَ
değildir
بِظَلَّـٰمٍۢ
zulmedici
لِّلْعَبِيدِ
kullara

Yusuf AliBecause of (the deeds) which your (own) hands sent forth; for God is never unjust to His servants

8:52
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيࣱّ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
كَدَأْبِ
tıpkı gidişi gibidir
ءَالِ
ailesi
فِرْعَوْنَ ۙ
Fir'avn
وَٱلَّذِينَ
ve kimselerin
مِن
onlardan öncekilerin
قَبْلِهِمْ ۚ
before them
كَفَرُوا۟
(onlar da) inkar etmişlerdi
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَأَخَذَهُمُ
onları yakalamıştı
ٱللَّهُ
Allah
بِذُنُوبِهِمْ ۗ
günahlarıyla
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
قَوِىٌّۭ
güçlüdür
شَدِيدُ
çetindir
ٱلْعِقَابِ
cezası

Yusuf Ali(Deeds) after the manner of the people of Pharaoh and of those before them: They rejected the Signs of God, and God punished them for their crimes: for God is Strong, and Strict in punishment

8:53 📚 2
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرࣰ ا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمࣱ‏
ذَٰلِكَ
bu böyledir
بِأَنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
لَمْ
asla
يَكُ
değiştirmez
مُغَيِّرًۭا
One Who changes
نِّعْمَةً
ni'meti
أَنْعَمَهَا
onları nimetlendirdiği
عَلَىٰ
bir millet
قَوْمٍ
a people
حَتَّىٰ
sürece
يُغَيِّرُوا۟
değiştirmediği
مَا
bulunanı
بِأَنفُسِهِمْ ۙ
kendilerinde
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Yusuf AliBecause God will never change the grace which He hath bestowed on a people until they change what is in their (own) souls: and verily God is He Who heareth and knoweth (all things)

8:54
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَغۡرَقۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَۚ وَكُلࣱّ كَانُواْ ظَٰلِمِينَ
كَدَأْبِ
(Evet) gidişi gibi
ءَالِ
ailesi
فِرْعَوْنَ ۙ
Fir'avn
وَٱلَّذِينَ
ve kimselerin
مِن
onlardan öncekilerin
قَبْلِهِمْ ۚ
before them
كَذَّبُوا۟
yalanlamışlardı
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
رَبِّهِمْ
Rablerinin
فَأَهْلَكْنَـٰهُم
biz de onları mahvetmiştik
بِذُنُوبِهِمْ
günahlarıyle
وَأَغْرَقْنَآ
ve boğmuştuk
ءَالَ
ailesini
فِرْعَوْنَ ۚ
Fir'avn
وَكُلٌّۭ
ve hepsi de
كَانُوا۟
zulmedicilerdi
ظَـٰلِمِينَ
wrongdoers

Yusuf Ali(Deeds) after the manner of the people of Pharaoh and those before them": They treated as false the Signs of their Lord: so We destroyed them for their crimes, and We drowned the people of Pharaoh: for they were all oppressors and wrong- doers

8:55
إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
إِنَّ
şüphesiz
شَرَّ
en kötüsü
ٱلدَّوَآبِّ
canlıların
عِندَ
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
كَفَرُوا۟
kafirlerdir
فَهُمْ
artık onlar
لَا
inanmazlar
يُؤْمِنُونَ
believe

Yusuf AliFor the worst of beasts in the sight of God are those who reject Him: They will not believe

8:56
ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنۡهُمۡ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهۡدَهُمۡ فِي كُلِّ مَرَّةࣲ وَهُمۡ لَا يَتَّقُونَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
عَـٰهَدتَّ
sen andlaşma yaptığın
مِنْهُمْ
kendileriyle
ثُمَّ
sonra
يَنقُضُونَ
bozarlar
عَهْدَهُمْ
andlaşmalarını
فِى
her
كُلِّ
every
مَرَّةٍۢ
defasında
وَهُمْ
ve onlar
لَا
hiç
يَتَّقُونَ
çekinmeden

Yusuf AliThey are those with whom thou didst make a covenant, but they break their covenant every time, and they have not the fear (of God)

8:57
فَإِمَّا تَثۡقَفَنَّهُمۡ فِي ٱلۡحَرۡبِ فَشَرِّدۡ بِهِم مَّنۡ خَلۡفَهُمۡ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ
فَإِمَّا
bundan dolayı
تَثْقَفَنَّهُمْ
onları yakalarsan
فِى
savaşta
ٱلْحَرْبِ
the war
فَشَرِّدْ
dağıt
بِهِم
onları
مَّنْ
kimseleri de
خَلْفَهُمْ
arkalarında ki
لَعَلَّهُمْ
böylece
يَذَّكَّرُونَ
ibret alsınlar

Yusuf AliIf ye gain the mastery over them in war, disperse, with them, those who follow them, that they may remember

8:58 📚 3
وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوۡمٍ خِيَانَةࣰ فَٱنۢبِذۡ إِلَيۡهِمۡ عَلَىٰ سَوَآءٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡخَآئِنِينَ
وَإِمَّا
ve eğer
تَخَافَنَّ
korkarsan
مِن
bir kavmin
قَوْمٍ
a people
خِيَانَةًۭ
hiyanet etmesinden
فَٱنۢبِذْ
sen de davran
إِلَيْهِمْ
onlara
عَلَىٰ
aynı şekilde
سَوَآءٍ ۚ
equal (terms)
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْخَآئِنِينَ
hainleri

Yusuf AliIf thou fearest treachery from any group, throw back (their covenant) to them, (so as to be) on equal terms: for God loveth not the treacherous

8:59
وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ سَبَقُوٓاْۚ إِنَّهُمۡ لَا يُعۡجِزُونَ
وَلَا
sanmasınlar
يَحْسَبَنَّ
think
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar edenler
سَبَقُوٓا۟ ۚ
kaçabileceklerini
إِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
لَا
(bizi) aciz bırakamazlar
يُعْجِزُونَ
escape

Yusuf AliLet not the unbelievers think that they can get the better (of the godly): they will never frustrate (them)

8:60 📚 15
وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن قُوَّةࣲ وَمِن رِّبَاطِ ٱلۡخَيۡلِ تُرۡهِبُونَ بِهِۦ عَدُوَّ ٱللَّهِ وَعَدُوَّكُمۡ وَءَاخَرِينَ مِن دُونِهِمۡ لَا تَعۡلَمُونَهُمُ ٱللَّهُ يَعۡلَمُهُمۡۚ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيۡءࣲ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ يُوَفَّ إِلَيۡكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تُظۡلَمُونَ
وَأَعِدُّوا۟
hazırlayın
لَهُم
onlara karşı
مَّا
gücünüz yettiği kadar
ٱسْتَطَعْتُم
you able (to)
مِّن
kuvvet
قُوَّةٍۢ
force
وَمِن
ve cihad için bağlanıp beslenen
رِّبَاطِ
tethered
ٱلْخَيْلِ
atlar
تُرْهِبُونَ
korkutursunuz
بِهِۦ
bununla
عَدُوَّ
düşmanını
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَعَدُوَّكُمْ
ve sizin düşmanınızı
وَءَاخَرِينَ
ve başkalarını
مِن
onların dışında
دُونِهِمْ
besides them
لَا
sizin bilmediğiniz
تَعْلَمُونَهُمُ
(do) you know them
ٱللَّهُ
Allah'ın
يَعْلَمُهُمْ ۚ
bildiği
وَمَا
ne ki
تُنفِقُوا۟
harcarsanız
مِن
herşeyden
شَىْءٍۢ
(any) thing
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
يُوَفَّ
tam olarak ödenir
إِلَيْكُمْ
size
وَأَنتُمْ
ve siz
لَا
hiç haksızlığa uğratılmazsınız
تُظْلَمُونَ
be wronged

Yusuf AliAgainst them make ready your strength to the utmost of your power, including steeds of war, to strike terror into (the hearts of) the enemies, of God and your enemies, and others besides, whom ye may not know, but whom God doth know. Whatever ye shall spend in the cause of God, shall be repaid unto you, and ye shall not be treated unjustly

8:61
۞وَإِن جَنَحُواْ لِلسَّلۡمِ فَٱجۡنَحۡ لَهَا وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
۞ وَإِن
ve eğer
جَنَحُوا۟
onlar yanaşırlarsa
لِلسَّلْمِ
barışa
فَٱجْنَحْ
sen de yanaş
لَهَا
ona
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
إِنَّهُۥ
çünkü
هُوَ
O
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Yusuf AliBut if the enemy incline towards peace, do thou (also) incline towards peace, and trust in God: for He is One that heareth and knoweth (all things)

8:62
وَإِن يُرِيدُوٓاْ أَن يَخۡدَعُوكَ فَإِنَّ حَسۡبَكَ ٱللَّهُۚ هُوَ ٱلَّذِيٓ أَيَّدَكَ بِنَصۡرِهِۦ وَبِٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَإِن
eğer
يُرِيدُوٓا۟
isterlerse
أَن
sana hile yapmak
يَخْدَعُوكَ
deceive you
فَإِنَّ
şüphesiz
حَسْبَكَ
sana yeter
ٱللَّهُ ۚ
Allah
هُوَ
O
ٱلَّذِىٓ
ki
أَيَّدَكَ
seni destekledi
بِنَصْرِهِۦ
yardımıyle
وَبِٱلْمُؤْمِنِينَ
ve mü'minleri

Yusuf AliShould they intend to deceive thee,- verily God sufficeth thee: He it is That hath strengthened thee with His aid and with (the company of) the Believers

8:63 📚 7
وَأَلَّفَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡۚ لَوۡ أَنفَقۡتَ مَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا مَّآ أَلَّفۡتَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ أَلَّفَ بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّهُۥ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏
وَأَلَّفَ
ve uzlaştırdı
بَيْنَ
arasını
قُلُوبِهِمْ ۚ
onların kalblerinin
لَوْ
şayet
أَنفَقْتَ
sen verseydin
مَا
bulunan
فِى
(is) in
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
جَمِيعًۭا
herşeyi
مَّآ
yine de uzlaştıramazdın
أَلَّفْتَ
(could) you (have) put affection
بَيْنَ
arasını
قُلُوبِهِمْ
onların kalblerinin
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱللَّهَ
Allah
أَلَّفَ
uzlaştırdı
بَيْنَهُمْ ۚ
onların arasını
إِنَّهُۥ
çünkü O
عَزِيزٌ
daima üstündür
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Yusuf AliAnd (moreover) He hath put affection between their hearts: not if thou hadst spent all that is in the earth, couldst thou have produced that affection, but God hath done it: for He is Exalted in might, Wise

8:64
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ حَسۡبُكَ ٱللَّهُ وَمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
حَسْبُكَ
sana yeter
ٱللَّهُ
Allah
وَمَنِ
ve kimselere
ٱتَّبَعَكَ
sana tabi olanlara
مِنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers

Yusuf AliO Apostle! sufficient unto thee is God,- (unto thee) and unto those who follow thee among the Believers

8:65 📚 3
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ حَرِّضِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَى ٱلۡقِتَالِۚ إِن يَكُن مِّنكُمۡ عِشۡرُونَ صَٰبِرُونَ يَغۡلِبُواْ مِاْئَتَيۡنِۚ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاْئَةࣱ يَغۡلِبُوٓاْ أَلۡفࣰ ا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَفۡقَهُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
حَرِّضِ
teşvik et
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minleri
عَلَى
savaşa
ٱلْقِتَالِ ۚ
[the] fight
إِن
eğer
يَكُن
olursa
مِّنكُمْ
sizden
عِشْرُونَ
yirmi (kişi)
صَـٰبِرُونَ
sabreden
يَغْلِبُوا۟
yenerler
مِا۟ئَتَيْنِ ۚ
iki yüz(kafir)i
وَإِن
ve eğer
يَكُن
olursa
مِّنكُم
sizden
مِّا۟ئَةٌۭ
yüz (kişi)
يَغْلِبُوٓا۟
yenerler
أَلْفًۭا
bin (kişiyi)
مِّنَ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
كَفَرُوا۟
kafir(ler)
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
قَوْمٌۭ
bir topluluktur
لَّا
anlamaz
يَفْقَهُونَ
understand

Yusuf AliO Apostle! rouse the Believers to the fight. If there are twenty amongst you, patient and persevering, they will vanquish two hundred: if a hundred, they will vanquish a thousand of the Unbelievers: for these are a people without understanding

8:66 📚 3
ٱلۡـَٰٔنَ خَفَّفَ ٱللَّهُ عَنكُمۡ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمۡ ضَعۡفࣰ اۚ فَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاْئَةࣱ صَابِرَةࣱ يَغۡلِبُواْ مِاْئَتَيۡنِۚ وَإِن يَكُن مِّنكُمۡ أَلۡفࣱ يَغۡلِبُوٓاْ أَلۡفَيۡنِ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ
ٱلْـَٔـٰنَ
şimdi
خَفَّفَ
hafifletti
ٱللَّهُ
Allah
عَنكُمْ
sizden
وَعَلِمَ
ve bildi
أَنَّ
sizde bulunduğunu
فِيكُمْ
in you
ضَعْفًۭا ۚ
zayıflık
فَإِن
bundan böyle
يَكُن
olsa
مِّنكُم
sizden
مِّا۟ئَةٌۭ
yüz (kişi)
صَابِرَةٌۭ
sabreden
يَغْلِبُوا۟
yenerler
مِا۟ئَتَيْنِ ۚ
iki yüz(kafir)i
وَإِن
ve eğer
يَكُن
olsa
مِّنكُمْ
sizden
أَلْفٌۭ
bin (kişi)
يَغْلِبُوٓا۟
yenerler
أَلْفَيْنِ
iki bin(kafir)i
بِإِذْنِ
izniyle
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
وَٱللَّهُ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلصَّـٰبِرِينَ
sabredenlerle

Yusuf AliFor the present, God hath lightened your (task), for He knoweth that there is a weak spot in you: But (even so), if there are a hundred of you, patient and persevering, they will vanquish two hundred, and if a thousand, they will vanquish two thousand, with the leave of God: for God is with those who patiently persevere

8:67 📚 8
مَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسۡرَىٰ حَتَّىٰ يُثۡخِنَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنۡيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلۡأٓخِرَةَۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏
مَا
yakışmaz
كَانَ
is
لِنَبِىٍّ
hiçbir peygambere
أَن
olmak
يَكُونَ
(there) should be
لَهُۥٓ
sahibi
أَسْرَىٰ
esirler
حَتَّىٰ
kadar
يُثْخِنَ
ağır basıncaya
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ ۚ
the land
تُرِيدُونَ
siz istiyorsunuz
عَرَضَ
geçici malını
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَٱللَّهُ
Allah ise
يُرِيدُ
istiyor
ٱلْـَٔاخِرَةَ ۗ
ahireti
وَٱللَّهُ
Allah
عَزِيزٌ
daima üstün
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Yusuf AliIt is not fitting for an apostle that he should have prisoners of war until he hath thoroughly subdued the land. Ye look for the temporal goods of this world; but God looketh to the Hereafter: And God is Exalted in might, Wise

8:68 📚 2
لَّوۡلَا كِتَٰبࣱ مِّنَ ٱللَّهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمۡ فِيمَآ أَخَذۡتُمۡ عَذَابٌ عَظِيمࣱ‏
لَّوْلَا
eğer olmasaydı
كِتَـٰبٌۭ
bir yazı
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
سَبَقَ
geçmiş
لَمَسَّكُمْ
size mutlaka dokunurdu
فِيمَآ
dolayı
أَخَذْتُمْ
aldığınız fidyeden
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌۭ
büyük

Yusuf AliHad it not been for a previous ordainment from God, a severe penalty would have reached you for the (ransom) that ye took

8:69
فَكُلُواْ مِمَّا غَنِمۡتُمۡ حَلَٰلࣰ ا طَيِّبࣰ اۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
فَكُلُوا۟
artık yeyin
مِمَّا
aldığınız ganimetten
غَنِمْتُمْ
you got as war booty
حَلَـٰلًۭا
helal
طَيِّبًۭا ۚ
(ve) temiz olarak
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Yusuf AliBut (now) enjoy what ye took in war, lawful and good: but fear God: for God is Oft-forgiving, Most Merciful

8:70 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّمَن فِيٓ أَيۡدِيكُم مِّنَ ٱلۡأَسۡرَىٰٓ إِن يَعۡلَمِ ٱللَّهُ فِي قُلُوبِكُمۡ خَيۡرࣰ ا يُؤۡتِكُمۡ خَيۡرࣰ ا مِّمَّآ أُخِذَ مِنكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
قُل
söyle
لِّمَن
kimselere
فِىٓ
bulunan
أَيْدِيكُم
ellerinizde
مِّنَ
esirlerden
ٱلْأَسْرَىٰٓ
the captives
إِن
eğer
يَعْلَمِ
bilirse
ٱللَّهُ
Allah
فِى
olduğunu
قُلُوبِكُمْ
sizin kalblerinizde
خَيْرًۭا
bir hayır
يُؤْتِكُمْ
size verir
خَيْرًۭا
daha hayırlısını
مِّمَّآ
(fidye)den
أُخِذَ
alınan
مِنكُمْ
sizden
وَيَغْفِرْ
ve bağışlar
لَكُمْ ۗ
sizi
وَٱللَّهُ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Yusuf AliO Apostle! say to those who are captives in your hands: "If God findeth any good in your hearts, He will give you something better than what has been taken from you, and He will forgive you: for God is Oft-forgiving, Most Merciful

8:71
وَإِن يُرِيدُواْ خِيَانَتَكَ فَقَدۡ خَانُواْ ٱللَّهَ مِن قَبۡلُ فَأَمۡكَنَ مِنۡهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
وَإِن
eğer
يُرِيدُوا۟
isterlerse
خِيَانَتَكَ
sana hainlik yapmak
فَقَدْ
muhakkak
خَانُوا۟
hainlik yapmışlardı
ٱللَّهَ
Allah'a da
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
فَأَمْكَنَ
bu yüzden imkan verdi
مِنْهُمْ ۗ
onlara karşı
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌ
yerli yerince yapandır

Yusuf AliBut if they have treacherous designs against thee, (O Apostle!), they have already been in treason against God, and so hath He given (thee) power over them. And God so He Who hath (full) knowledge and wisdom

8:72 📚 1
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَواْ وَّنَصَرُوٓاْ أُوْلَٰٓئِكَ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۚ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَمۡ يُهَاجِرُواْ مَا لَكُم مِّن وَلَٰيَتِهِم مِّن شَيۡءٍ حَتَّىٰ يُهَاجِرُواْۚ وَإِنِ ٱسۡتَنصَرُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ فَعَلَيۡكُمُ ٱلنَّصۡرُ إِلَّا عَلَىٰ قَوۡمِۭ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُم مِّيثَٰقࣱۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
onlar ki
ءَامَنُوا۟
inandılar
وَهَاجَرُوا۟
ve hicret ettiler
وَجَـٰهَدُوا۟
ve savaştılar
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyla
وَأَنفُسِهِمْ
ve canlarıyla
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
ءَاوَوا۟
barındırdılar
وَّنَصَرُوٓا۟
ve yardım ettiler
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
أَوْلِيَآءُ
velisidir
بَعْضٍۢ ۚ
bir kısmının
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَلَمْ
ve
يُهَاجِرُوا۟
hicret etmeyenler
مَا
yoktur
لَكُم
size
مِّن
onların velayetinden
وَلَـٰيَتِهِم
their protection
مِّن
bir şey
شَىْءٍ
(in) anything
حَتَّىٰ
kadar
يُهَاجِرُوا۟ ۚ
onlar hicret edinceye
وَإِنِ
fakat
ٱسْتَنصَرُوكُمْ
yardım isterlerse
فِى
dinde
ٱلدِّينِ
the religion
فَعَلَيْكُمُ
sizin üzerinize borçtur
ٱلنَّصْرُ
yardım etmeniz
إِلَّا
yalnız olmaz
عَلَىٰ
karşı
قَوْمٍۭ
bir topluma
بَيْنَكُمْ
aranızda
وَبَيْنَهُم
ve aralarında
مِّيثَـٰقٌۭ ۗ
andlaşma bulunan
وَٱللَّهُ
Allah
بِمَا
yaptıklarınızı
تَعْمَلُونَ
you do
بَصِيرٌۭ
görmektedir

Yusuf AliThose who believed, and adopted exile, and fought for the Faith, with their property and their persons, in the cause of God, as well as those who gave (them) asylum and aid,- these are (all) friends and protectors, one of another. As to those w ho believed but came not into exile, ye owe no duty of protection to them until they come into exile; but if they seek your aid in religion, it is your duty to help them, except against a people with whom ye have a treaty of mutual alliance. And (reme mber) God seeth all that ye do

8:73 📚 4
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضٍۚ إِلَّا تَفۡعَلُوهُ تَكُن فِتۡنَةࣱ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَفَسَادࣱ كَبِيرࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بَعْضُهُمْ
bazıları
أَوْلِيَآءُ
velisidirler
بَعْضٍ ۚ
diğerlerinin
إِلَّا
eğer bunu yapmazsanız
تَفْعَلُوهُ
you do it
تَكُن
olur
فِتْنَةٌۭ
fitne
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَفَسَادٌۭ
ve bir kargaşa
كَبِيرٌۭ
büyük

Yusuf AliThe Unbelievers are protectors, one of another: Unless ye do this, (protect each other), there would be tumult and oppression on earth, and great mischief

8:74
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَواْ وَّنَصَرُوٓاْ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ حَقࣰّ اۚ لَّهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَرِزۡقࣱ كَرِيمࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
onlar ki
ءَامَنُوا۟
inandılar
وَهَاجَرُوا۟
ve hicret ettiler
وَجَـٰهَدُوا۟
ve savaştılar
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
ءَاوَوا۟
barındırdılar
وَّنَصَرُوٓا۟
ve yardım ettiler
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
حَقًّۭا ۚ
gerçek
لَّهُم
onlar için vardır
مَّغْفِرَةٌۭ
bağışlanma
وَرِزْقٌۭ
ve rızık
كَرِيمٌۭ
bol

Yusuf AliThose who believe, and adopt exile, and fight for the Faith, in the cause of God as well as those who give (them) asylum and aid,- these are (all) in very truth the Believers: for them is the forgiveness of sins and a provision most generous

8:75 📚 1
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنۢ بَعۡدُ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ مَعَكُمۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ مِنكُمۡۚ وَأُوْلُواْ ٱلۡأَرۡحَامِ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلَىٰ بِبَعۡضࣲ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمُۢ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
ءَامَنُوا۟
inandılar
مِنۢ
sonradan
بَعْدُ
afterwards
وَهَاجَرُوا۟
ve hicret ettiler
وَجَـٰهَدُوا۟
ve savaştılar
مَعَكُمْ
sizinle beraber
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
مِنكُمْ ۚ
sizdendir
وَأُو۟لُوا۟
ve sahipleri
ٱلْأَرْحَامِ
rahim (akrabalar)
بَعْضُهُمْ
birbirlerine
أَوْلَىٰ
daha yakındırlar
بِبَعْضٍۢ
birbirlerine
فِى
göre
كِتَـٰبِ
Kitabına
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌۢ
bilir

Yusuf AliAnd those who accept Faith subsequently, and adopt exile, and fight for the Faith in your company,- they are of you. But kindred by blood have prior rights against each other in the Book of God. Verily God is well-acquainted with all things

← Önceki Sonraki →

8. Al-Anfaal Suresi | Anlam Arayışı