☪ Anlam Arayışı

39. Az-Zumar سُورَةُ الزُّمَرِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
39:1
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ
تَنزِيلُ
indirilmesi
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabını
مِنَ
tarafındandır
ٱللَّهِ
Allah
ٱلْعَزِيزِ
aziz
ٱلْحَكِيمِ
hüküm ve hikmet sahibi

Elmalılı Hamdi YazırBu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır

39:2
إِنَّآ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ فَٱعۡبُدِ ٱللَّهَ مُخۡلِصࣰ ا لَّهُ ٱلدِّينَ
إِنَّآ
elbette biz
أَنزَلْنَآ
indirdik
إِلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ
bu Kitabı
بِٱلْحَقِّ
hak ile
فَٱعْبُدِ
sen kulluk et
ٱللَّهَ
Allah'a
مُخْلِصًۭا
halis kılarak
لَّهُ
yalnız O'na
ٱلدِّينَ
dini

Elmalılı Hamdi YazırEmin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et

39:3 📚 3
أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلۡخَالِصُۚ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَ مَا نَعۡبُدُهُمۡ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلۡفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ فِي مَا هُمۡ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَنۡ هُوَ كَٰذِبࣱ كَفَّارࣱ‏
أَلَا
iyi bil ki
لِلَّهِ
yalnız Allah'ındır
ٱلدِّينُ
din
ٱلْخَالِصُ ۚ
halis
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ٱتَّخَذُوا۟
edinen
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦٓ
besides Him
أَوْلِيَآءَ
dostlar
مَا
biz bunlara tapmıyoruz
نَعْبُدُهُمْ
we worship them
إِلَّا
dışıda (bir sebeple)
لِيُقَرِّبُونَآ
bizi yaklaştırmaları
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
زُلْفَىٰٓ
daha yakın
إِنَّ
şüphesiz ki
ٱللَّهَ
Allah
يَحْكُمُ
hükmünü verecektir
بَيْنَهُمْ
onlar arasında
فِى
ne ki
مَا
what
هُمْ
onlar
فِيهِ
onun hakkında
يَخْتَلِفُونَ ۗ
ayrılığa düşüyorlar
إِنَّ
şüphesiz ki
ٱللَّهَ
Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
مَنْ
olanı
هُوَ
o
كَـٰذِبٌۭ
yalancı
كَفَّارٌۭ
nankör

Elmalılı Hamdi Yazırİyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz

39:4
لَّوۡ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدࣰ ا لَّٱصۡطَفَىٰ مِمَّا يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ سُبۡحَٰنَهُۥۖ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ
لَّوْ
eğer
أَرَادَ
isteseydi
ٱللَّهُ
Allah
أَن
edinmek
يَتَّخِذَ
take
وَلَدًۭا
çocuk
لَّٱصْطَفَىٰ
elbette seçerdi
مِمَّا
yarattıklarından
يَخْلُقُ
He creates
مَا
ne
يَشَآءُ ۚ
diliyorsa
سُبْحَـٰنَهُۥ ۖ
O (bundan münezzehtir) yücedir
هُوَ
O
ٱللَّهُ
Allah'tır
ٱلْوَٰحِدُ
tek
ٱلْقَهَّارُ
kahredici

Elmalılı Hamdi YazırEğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. Ama o bundan münezzehtir. O, tek ve kahredici olan Allah'tır

39:5 📚 3
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ يُكَوِّرُ ٱلَّيۡلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيۡلِۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلࣱّ يَجۡرِي لِأَجَلࣲ مُّسَمًّىۗ أَلَا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّٰرُ
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ ۖ
hak ile
يُكَوِّرُ
örter
ٱلَّيْلَ
geceyi
عَلَى
üzerine
ٱلنَّهَارِ
gündüzün
وَيُكَوِّرُ
ve örter
ٱلنَّهَارَ
gündüzü
عَلَى
üzerine
ٱلَّيْلِ ۖ
gecenin
وَسَخَّرَ
ve buyruğu altına almıştır
ٱلشَّمْسَ
güneşi
وَٱلْقَمَرَ ۖ
ve ayı
كُلٌّۭ
her biri
يَجْرِى
akıp gitmektedir
لِأَجَلٍۢ
süreye kadar
مُّسَمًّى ۗ
belli bir
أَلَا
iyi bil ki
هُوَ
O
ٱلْعَزِيزُ
azizdir
ٱلْغَفَّـٰرُ
ve çok bağışlayandır

Elmalılı Hamdi YazırO, gökleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Güneşi ve ay'ı emrine âmade kılmış, her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bil ki, çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan ancak O'dur

39:6 📚 1
خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسࣲ وَٰحِدَةࣲ ثُمَّ جَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ ثَمَٰنِيَةَ أَزۡوَٰجࣲۚ يَخۡلُقُكُمۡ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡ خَلۡقࣰ ا مِّنۢ بَعۡدِ خَلۡقࣲ فِي ظُلُمَٰتࣲ ثَلَٰثࣲۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ لَهُ ٱلۡمُلۡكُۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُصۡرَفُونَ
خَلَقَكُم
sizi yarattı
مِّن
candan
نَّفْسٍۢ
a soul
وَٰحِدَةٍۢ
bir tek
ثُمَّ
sonra
جَعَلَ
meydana getirdi
مِنْهَا
ondan
زَوْجَهَا
eşini
وَأَنزَلَ
ve indirdi
لَكُم
sizin için
مِّنَ
davarlardan
ٱلْأَنْعَـٰمِ
the cattle
ثَمَـٰنِيَةَ
sekiz
أَزْوَٰجٍۢ ۚ
çift
يَخْلُقُكُمْ
ve sizi yaratmaktadır
فِى
karınlarında
بُطُونِ
(the) wombs
أُمَّهَـٰتِكُمْ
annelerinizin
خَلْقًۭا
yaratılışla
مِّنۢ
sonra
بَعْدِ
after
خَلْقٍۢ
bir yaratılıştan
فِى
içinde
ظُلُمَـٰتٍۢ
karanlık(lar)
ثَلَـٰثٍۢ ۚ
üç
ذَٰلِكُمُ
işte budur
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
لَهُ
O'nundur
ٱلْمُلْكُ ۖ
mülk
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
dışında
هُوَ ۖ
O'nun
فَأَنَّىٰ
nasıl?
تُصْرَفُونَ
çevriliyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırO, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti. Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz Allah O'dur. Mülk O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. O halde nasıl haktan çevrilirsiniz

39:7 📚 1
إِن تَكۡفُرُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ عَنكُمۡۖ وَلَا يَرۡضَىٰ لِعِبَادِهِ ٱلۡكُفۡرَۖ وَإِن تَشۡكُرُواْ يَرۡضَهُ لَكُمۡۗ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرۡجِعُكُمۡ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
إِن
eğer
تَكْفُرُوا۟
inkar ederseniz
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَنِىٌّ
zengindir
عَنكُمْ ۖ
sizden
وَلَا
fakat
يَرْضَىٰ
razı olmaz
لِعِبَادِهِ
kulları için
ٱلْكُفْرَ ۖ
küfre
وَإِن
ve eğer
تَشْكُرُوا۟
şükrederseniz
يَرْضَهُ
ona razı olur
لَكُمْ ۗ
sizin için
وَلَا
(günahını) çekmez
تَزِرُ
will bear
وَازِرَةٌۭ
hiçbir günahkar
وِزْرَ
günahını
أُخْرَىٰ ۗ
diğerinin
ثُمَّ
sonra
إِلَىٰ
Rabbinizedir
رَبِّكُم
your Lord
مَّرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
فَيُنَبِّئُكُم
size haber verir
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ ۚ
yapıyorlar
إِنَّهُۥ
çünkü O
عَلِيمٌۢ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin

Elmalılı Hamdi YazırEğer inkâr ederseniz, şüphe yok ki Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları hesabına küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin hesabınıza ona razı olur. Hiçbir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir. Sonra dönüşünüz, Rabbinizedir. O vakit, O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü O, bütün kalplerin özünü bilir

39:8
۞وَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَٰنَ ضُرࣱّ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِيبًا إِلَيۡهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعۡمَةࣰ مِّنۡهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدۡعُوٓاْ إِلَيۡهِ مِن قَبۡلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادࣰ ا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِۦۚ قُلۡ تَمَتَّعۡ بِكُفۡرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِ
۞ وَإِذَا
zaman
مَسَّ
dokunduğu
ٱلْإِنسَـٰنَ
insana
ضُرٌّۭ
bir zarar
دَعَا
hemen du'a eder
رَبَّهُۥ
Rabbine
مُنِيبًا
içtenlikle yönelerek
إِلَيْهِ
O'na
ثُمَّ
sonra
إِذَا
zaman
خَوَّلَهُۥ
ona verdiği
نِعْمَةًۭ
bir ni'met
مِّنْهُ
kendisinden
نَسِىَ
unutur
مَا
olduğunu
كَانَ
he used to call
يَدْعُوٓا۟
yalvarmakta
إِلَيْهِ
O'na
مِن
önceden
قَبْلُ
before
وَجَعَلَ
ve koşar
لِلَّهِ
Allah'a
أَندَادًۭا
eşler
لِّيُضِلَّ
saptırmak için
عَن
O'nun yolundan
سَبِيلِهِۦ ۚ
His Path
قُلْ
de ki
تَمَتَّعْ
yaşa
بِكُفْرِكَ
küfrünle
قَلِيلًا ۖ
azıcık
إِنَّكَ
şüphesiz sen
مِنْ
halkından(sın)
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
ٱلنَّارِ
ateş

Elmalılı Hamdi Yazırİnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da, yolundan sapıtmak için Allah'a ortaklar koşmaya başlar. Ey Muhammed! De ki: "Küfrünle biraz zevk et, çünkü sen, o ateşliklerdensin

39:9 📚 11
أَمَّنۡ هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱلَّيۡلِ سَاجِدࣰ ا وَقَآئِمࣰ ا يَحۡذَرُ ٱلۡأٓخِرَةَ وَيَرۡجُواْ رَحۡمَةَ رَبِّهِۦۗ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِي ٱلَّذِينَ يَعۡلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَۗ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ
أَمَّنْ
yoksa gibi midir?
هُوَ
o
قَـٰنِتٌ
ibadet eden
ءَانَآءَ
sa'atlerinde
ٱلَّيْلِ
gece
سَاجِدًۭا
secde ederek
وَقَآئِمًۭا
ve ayakta durarak
يَحْذَرُ
korkan
ٱلْـَٔاخِرَةَ
ahiretten
وَيَرْجُوا۟
ve uman
رَحْمَةَ
rahmetini
رَبِّهِۦ ۗ
Rabbinin
قُلْ
de ki
هَلْ
eşitmidir?
يَسْتَوِى
equal
ٱلَّذِينَ
kimselerle
يَعْلَمُونَ
bilen(lerle)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
لَا
bilmeyen(ler)
يَعْلَمُونَ ۗ
know
إِنَّمَا
doğrusu ancak
يَتَذَكَّرُ
öğüt alır
أُو۟لُوا۟
sahipleri
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu

Elmalılı Hamdi YazırYoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar

39:10 📚 2
قُلۡ يَٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣱۗ وَأَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌۗ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّٰبِرُونَ أَجۡرَهُم بِغَيۡرِ حِسَابࣲ‏
قُلْ
de ki
يَـٰعِبَادِ
ey kullarım
ٱلَّذِينَ
inanan
ءَامَنُوا۟
believe
ٱتَّقُوا۟
korkun
رَبَّكُمْ ۚ
Rabbinizden
لِلَّذِينَ
kimselere vardır
أَحْسَنُوا۟
güzel davranan(lara)
فِى
bu
هَـٰذِهِ
this
ٱلدُّنْيَا
dünyada
حَسَنَةٌۭ ۗ
güzellik
وَأَرْضُ
ve yeri
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَٰسِعَةٌ ۗ
geniştir
إِنَّمَا
ancak
يُوَفَّى
ödenecektir
ٱلصَّـٰبِرُونَ
sabredenlere
أَجْرَهُم
ödülleri
بِغَيْرِ
olmaksızın
حِسَابٍۢ
hesabı

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir

39:11 📚 1
قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱللَّهَ مُخۡلِصࣰ ا لَّهُ ٱلدِّينَ
قُلْ
de ki
إِنِّىٓ
muhakkak bana
أُمِرْتُ
emredildi
أَنْ
kulluk etmem
أَعْبُدَ
I worship
ٱللَّهَ
Allah'a
مُخْلِصًۭا
halis kılarak
لَّهُ
yalnız O'na
ٱلدِّينَ
dini

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Bana, dini sadece kendisine halis kılarak Allah'a ibadet etmem emredildi

39:12 📚 1
وَأُمِرۡتُ لِأَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ
وَأُمِرْتُ
ve bana emredildi
لِأَنْ
olmam
أَكُونَ
I be
أَوَّلَ
ilki
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslümanların

Elmalılı Hamdi YazırHem O'nun birliğine teslim olan müslümanların ilki olmam da bana emredildi

39:13 📚 6
قُلۡ إِنِّيٓ أَخَافُ إِنۡ عَصَيۡتُ رَبِّي عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏
قُلْ
de ki
إِنِّىٓ
elbette ben
أَخَافُ
korkarım
إِنْ
eğer
عَصَيْتُ
isyan edersem
رَبِّى
Rabbime
عَذَابَ
azabından;
يَوْمٍ
bir günün
عَظِيمٍۢ
büyük

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım

39:14
قُلِ ٱللَّهَ أَعۡبُدُ مُخۡلِصࣰ ا لَّهُۥ دِينِي
قُلِ
de ki
ٱللَّهَ
Allah'a
أَعْبُدُ
kulluk ediyorum
مُخْلِصًۭا
halis kılarak
لَّهُۥ
yalnız O'na
دِينِى
dinimi

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ben dinimi kendisine halis kılarak yalnız Allah'a kulluk ederim

39:15
فَٱعۡبُدُواْ مَا شِئۡتُم مِّن دُونِهِۦۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَأَهۡلِيهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ أَلَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡخُسۡرَانُ ٱلۡمُبِينُ
فَٱعْبُدُوا۟
siz de kulluk edin
مَا
dilediğinize
شِئْتُم
you will
مِّن
O'ndan başka
دُونِهِۦ ۗ
besides Him
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْخَـٰسِرِينَ
ziyan edenlerdir
ٱلَّذِينَ
ziyana uğrayanlar
خَسِرُوٓا۟
(will) lose
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
وَأَهْلِيهِمْ
ve ailelerini
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
kıyamet
أَلَا
dikkat edin
ذَٰلِكَ
işte
هُوَ
bu
ٱلْخُسْرَانُ
bir ziyandır
ٱلْمُبِينُ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırSiz de O'ndan başka dilediğinize kul olun." De ki: "Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyan edenlerdir. Evet, işte asıl açık hüsran budur

39:16 📚 5
لَهُم مِّن فَوۡقِهِمۡ ظُلَلࣱ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحۡتِهِمۡ ظُلَلࣱۚ ذَٰلِكَ يُخَوِّفُ ٱللَّهُ بِهِۦ عِبَادَهُۥۚ يَٰعِبَادِ فَٱتَّقُونِ
لَهُم
onların vardır
مِّن
üstlerinden
فَوْقِهِمْ
above them
ظُلَلٌۭ
gölgeler
مِّنَ
ateşten
ٱلنَّارِ
the Fire
وَمِن
ve
تَحْتِهِمْ
altlarından
ظُلَلٌۭ ۚ
(ateşten) gölgeler
ذَٰلِكَ
işte
يُخَوِّفُ
korkutur
ٱللَّهُ
Allah
بِهِۦ
bu durumdan
عِبَادَهُۥ ۚ
kullarını
يَـٰعِبَادِ
ey kullarım
فَٱتَّقُونِ
benden korkun

Elmalılı Hamdi YazırOnların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında yine ateşten tabakalar vardır. İşte Allah, kullarını bundan korkutuyor, "Ey kullarım! benden korkun." (diyor)

39:17 📚 1
وَٱلَّذِينَ ٱجۡتَنَبُواْ ٱلطَّٰغُوتَ أَن يَعۡبُدُوهَا وَأَنَابُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰۚ فَبَشِّرۡ عِبَادِ
وَٱلَّذِينَ
kimselere
ٱجْتَنَبُوا۟
kaçınan(lara)
ٱلطَّـٰغُوتَ
Tağut'a
أَن
kulluk etmekten
يَعْبُدُوهَا
they worship them
وَأَنَابُوٓا۟
ve yönelenlere
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
لَهُمُ
onlar için vardır
ٱلْبُشْرَىٰ ۚ
müjde
فَبَشِّرْ
müjdele
عِبَادِ
kullarımı

Elmalılı Hamdi YazırTağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da tam gönülle Allah'a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele kullarımı

39:18
ٱلَّذِينَ يَسۡتَمِعُونَ ٱلۡقَوۡلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحۡسَنَهُۥٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَىٰهُمُ ٱللَّهُۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمۡ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يَسْتَمِعُونَ
dinlerler
ٱلْقَوْلَ
sözü
فَيَتَّبِعُونَ
ve uyarlar
أَحْسَنَهُۥٓ ۚ
onun en güzeline
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
هَدَىٰهُمُ
doğru yola ilettikleri
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمْ
onlar
أُو۟لُوا۟
sahipleridir
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu

Elmalılı Hamdi YazırO kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır

39:19 📚 2
أَفَمَنۡ حَقَّ عَلَيۡهِ كَلِمَةُ ٱلۡعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِي ٱلنَّارِ
أَفَمَنْ
kimse mi?
حَقَّ
hak olan
عَلَيْهِ
üzerine
كَلِمَةُ
kararı
ٱلْعَذَابِ
azab
أَفَأَنتَ
sen mi?
تُنقِذُ
kurtaracaksın
مَن
bulunanı
فِى
ateşte
ٱلنَّارِ
the Fire

Elmalılı Hamdi YazırYa üzerine azab kelimesi hak olmuş kimse de mi (böyledir)? Artık o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın

39:20
لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ لَهُمۡ غُرَفࣱ مِّن فَوۡقِهَا غُرَفࣱ مَّبۡنِيَّةࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَعۡدَ ٱللَّهِ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ ٱلۡمِيعَادَ
لَـٰكِنِ
fakat
ٱلَّذِينَ
onlar ki
ٱتَّقَوْا۟
korkarlar
رَبَّهُمْ
Rablerinden
لَهُمْ
onlara vardır
غُرَفٌۭ
odalar
مِّن
üstüste
فَوْقِهَا
above them
غُرَفٌۭ
odalar
مَّبْنِيَّةٌۭ
yapılmış
تَجْرِى
akmaktadır
مِن
altından
تَحْتِهَا
beneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
ırmaklar
وَعْدَ
(bu) va'didir
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
لَا
caymaz
يُخْلِفُ
Allah fails
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمِيعَادَ
va'dinden

Elmalılı Hamdi YazırFakat o Rablerine sığınarak korunanlar için altlarından ırmaklar akan, üzerlerinden şehnişinler yapılmış, şehnişinli (balkonlu) köşkler vardır. Bu, Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden caymaz

39:21 📚 4
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَسَلَكَهُۥ يَنَٰبِيعَ فِي ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ يُخۡرِجُ بِهِۦ زَرۡعࣰ ا مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصۡفَرࣰّ ا ثُمَّ يَجۡعَلُهُۥ حُطَٰمًاۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
أَنزَلَ
indirdi
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
bir su
فَسَلَكَهُۥ
sonra onu geçirdi
يَنَـٰبِيعَ
kaynaklara
فِى
içindeki
ٱلْأَرْضِ
yerin
ثُمَّ
sonra
يُخْرِجُ
çıkarıyor
بِهِۦ
onunla
زَرْعًۭا
ekin
مُّخْتَلِفًا
çeşitli
أَلْوَٰنُهُۥ
renklerde
ثُمَّ
sonra
يَهِيجُ
(ekin) kurur
فَتَرَىٰهُ
ve onu görürsün
مُصْفَرًّۭا
sararmış
ثُمَّ
sonra
يَجْعَلُهُۥ
onu yapar
حُطَـٰمًا ۚ
bir çöp
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَذِكْرَىٰ
bir ibret
لِأُو۟لِى
sahipleri için
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın gökten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryüzündeki menbalara koyduğunu görmedin mi? Sonra onunla türlü renklerde bir ekin çıkarır, sonra onun olgunlaşıp sarardığını görürsün. Sonra da onu bir çöpe çevirir. Elbette bunda temiz akıllılar için bir ihtar vardır

39:22 📚 2
أَفَمَن شَرَحَ ٱللَّهُ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَٰمِ فَهُوَ عَلَىٰ نُورࣲ مِّن رَّبِّهِۦۚ فَوَيۡلࣱ لِّلۡقَٰسِيَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ أُوْلَٰٓئِكَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ
أَفَمَن
kimse değil midir?
شَرَحَ
açtığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
صَدْرَهُۥ
göğsünü
لِلْإِسْلَـٰمِ
İslam'a
فَهُوَ
o
عَلَىٰ
üzerinde
نُورٍۢ
bir nur
مِّن
Rabbinden
رَّبِّهِۦ ۚ
his Lord
فَوَيْلٌۭ
yazıklar olsun
لِّلْقَـٰسِيَةِ
katılaşmış olanlara
قُلُوبُهُم
yürekleri
مِّن
karşı
ذِكْرِ
anmağa
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
فِى
içindedirler
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırAllah, kimin bağrını İslâm'a açmış ise işte o, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Artık Allah'ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanların vay haline! İşte bunlar, apaçık bir sapıklık içindedirler

39:23 📚 8
ٱللَّهُ نَزَّلَ أَحۡسَنَ ٱلۡحَدِيثِ كِتَٰبࣰ ا مُّتَشَٰبِهࣰ ا مَّثَانِيَ تَقۡشَعِرُّ مِنۡهُ جُلُودُ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُمۡ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمۡ وَقُلُوبُهُمۡ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهۡدِي بِهِۦ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٍ
ٱللَّهُ
Allah
نَزَّلَ
indirdi
أَحْسَنَ
en güzelini
ٱلْحَدِيثِ
sözün
كِتَـٰبًۭا
bir Kitap halinde
مُّتَشَـٰبِهًۭا
birbirine benzer
مَّثَانِىَ
ikişerli
تَقْشَعِرُّ
ürperir
مِنْهُ
ondan
جُلُودُ
derileri
ٱلَّذِينَ
kimselerin
يَخْشَوْنَ
korkanların
رَبَّهُمْ
Rablerinden
ثُمَّ
sonra
تَلِينُ
yumuşar
جُلُودُهُمْ
derileri
وَقُلُوبُهُمْ
ve kalbleri
إِلَىٰ
zikrine
ذِكْرِ
(the) remembrance
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
ذَٰلِكَ
işte bu
هُدَى
rehberidir
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَهْدِى
doğru yola iletir
بِهِۦ
bununla
مَن
kimseyi
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَمَن
ama kimi
يُضْلِلِ
sapıklığında bırakırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَمَا
artık olmaz
لَهُۥ
ona
مِنْ
hiçbir
هَادٍ
yol gösteren

Elmalılı Hamdi YazırAllah, kelamın en güzelini ikizli, ahenkli bir kitap olarak indirdi. () Ondan Rablerine saygısı olanların derileri ürperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Allah'ın rehberidir. Allah, onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek yoktur

39:24
أَفَمَن يَتَّقِي بِوَجۡهِهِۦ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَقِيلَ لِلظَّٰلِمِينَ ذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ
أَفَمَن
kimse mi?
يَتَّقِى
korunmağa çalışan
بِوَجْهِهِۦ
yüzüyle
سُوٓءَ
en kötü
ٱلْعَذَابِ
azabdan
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
وَقِيلَ
ve denilir
لِلظَّـٰلِمِينَ
zalimlere
ذُوقُوا۟
tadın
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَكْسِبُونَ
kazanıyor

Elmalılı Hamdi YazırO halde kıyamet günü zalimlere: "Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!" denilirken, o kötü azabdan yüzü ile korunacak kimse ne olur

39:25
كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَأَتَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ
كَذَّبَ
yalanladılar
ٱلَّذِينَ
kimseler
مِن
onlardan öncekiler
قَبْلِهِمْ
(were) before them
فَأَتَىٰهُمُ
böylece onlara geldi
ٱلْعَذَابُ
azab
مِنْ
bir yönden
حَيْثُ
where
لَا
hiç farkına varmadıkları
يَشْعُرُونَ
they perceive

Elmalılı Hamdi YazırOnlardan öncekiler de yalanladılar da kendilerine, hatırlarına gelmez yönden azab geliverdi

39:26 📚 1
فَأَذَاقَهُمُ ٱللَّهُ ٱلۡخِزۡيَ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ
فَأَذَاقَهُمُ
onlara taddırdı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْخِزْىَ
rezillik
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا ۖ
dünya
وَلَعَذَابُ
azabı ise
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahiret
أَكْبَرُ ۚ
daha büyüktür
لَوْ
keşke
كَانُوا۟
bilselerdi
يَعْلَمُونَ
knew

Elmalılı Hamdi YazırAllah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi

39:27
وَلَقَدۡ ضَرَبۡنَا لِلنَّاسِ فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلࣲ لَّعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ضَرَبْنَا
biz anlattık
لِلنَّاسِ
insanlara
فِى
bu
هَـٰذَا
this
ٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'da
مِن
her
كُلِّ
every
مَثَلٍۢ
temsili
لَّعَلَّهُمْ
umulur ki
يَتَذَكَّرُونَ
öğüt alırlar

Elmalılı Hamdi YazırYemin ederim ki, bu Kur'ân'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler

39:28
قُرۡءَانًا عَرَبِيًّا غَيۡرَ ذِي عِوَجࣲ لَّعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
قُرْءَانًا
Kur'an'dır (bu)
عَرَبِيًّا
Arapça
غَيْرَ
olmayan
ذِى
pürüzü
عِوَجٍۢ
crookedness
لَّعَلَّهُمْ
umulur ki
يَتَّقُونَ
sakınırlar

Elmalılı Hamdi YazırPürüzsüz Arapça bir Kur'ân (indirdik ki, Allah'ın azabından) korunsunlar

39:29 📚 2
ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰ ا رَّجُلࣰ ا فِيهِ شُرَكَآءُ مُتَشَٰكِسُونَ وَرَجُلࣰ ا سَلَمࣰ ا لِّرَجُلٍ هَلۡ يَسۡتَوِيَانِ مَثَلًاۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
ضَرَبَ
örnek verdi
ٱللَّهُ
Allah
مَثَلًۭا
(şöyle bir) misalle
رَّجُلًۭا
bir adam (köle)
فِيهِ
ortakları
شُرَكَآءُ
partners
مُتَشَـٰكِسُونَ
birbiriyle çekişen
وَرَجُلًۭا
ve bir adam
سَلَمًۭا
bağlı olan
لِّرَجُلٍ
yalnız bir kişiye
هَلْ
midir?
يَسْتَوِيَانِ
eşit
مَثَلًا ۚ
ikisinin durumu
ٱلْحَمْدُ
hamd
لِلَّهِ ۚ
yalnız Allah'a mahsustur
بَلْ
fakat
أَكْثَرُهُمْ
çokları
لَا
bilmiyorlar
يَعْلَمُونَ
know

Elmalılı Hamdi YazırAllah, şöyle bir misal vermiştir: Bir adam ve birtakım ortakları var, hırçın hırçın çekişip duruyorlar. Bir de yalnız bir kişiye bağlı selamet içinde olan bir adam var. Bu ikisinin hali hiç bir olur mu? Hamd Allah'ındır, fakat pek çokları bilmezler

39:30 📚 6
إِنَّكَ مَيِّتࣱ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ
إِنَّكَ
şüphesiz sen
مَيِّتٌۭ
öleceksin
وَإِنَّهُم
ve onlar da
مَّيِّتُونَ
ölecekler

Elmalılı Hamdi YazırSen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir

39:31
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عِندَ رَبِّكُمۡ تَخۡتَصِمُونَ
ثُمَّ
sonra
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
عِندَ
divanında
رَبِّكُمْ
Rabbinizin
تَخْتَصِمُونَ
davalaşacaksınız

Elmalılı Hamdi YazırSonra siz muhakkak kıyamet gününde Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olacaksınız

39:32 📚 3
۞فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى ٱللَّهِ وَكَذَّبَ بِٱلصِّدۡقِ إِذۡ جَآءَهُۥٓۚ أَلَيۡسَ فِي جَهَنَّمَ مَثۡوࣰ ى لِّلۡكَٰفِرِينَ
۞ فَمَنْ
kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّن
kimseden
كَذَبَ
yalan uydurandan
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
وَكَذَّبَ
ve yalanlayandan
بِٱلصِّدْقِ
doğruyu
إِذْ
zaman
جَآءَهُۥٓ ۚ
kendisine geldiği
أَلَيْسَ
yok mudur?
فِى
cehennemde
جَهَنَّمَ
Hell
مَثْوًۭى
bir yer
لِّلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a karşı yalan söyleyen ve doğru kendisine geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim (daha haksız) kim olabilir? Kâfirlerin yeri cehennemde değil midir

39:33
وَٱلَّذِي جَآءَ بِٱلصِّدۡقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُتَّقُونَ
وَٱلَّذِى
ve kimseler
جَآءَ
getiren(ler)
بِٱلصِّدْقِ
doğruyu
وَصَدَّقَ
ve doğrulayanlar
بِهِۦٓ ۙ
onu
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْمُتَّقُونَ
korunanlar

Elmalılı Hamdi YazırDoğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte onlar kötülükten korunan müttakilerdir

39:34
لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمۡۚ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
لَهُم
onlara vardır
مَّا
her şey
يَشَآءُونَ
diledikleri
عِندَ
yanında
رَبِّهِمْ ۚ
Rablerinin
ذَٰلِكَ
işte budur
جَزَآءُ
mükafatı
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananların

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, Rablerinin yanında ne dilerlerse vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır

39:35
لِيُكَفِّرَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ أَسۡوَأَ ٱلَّذِي عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ ٱلَّذِي كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
لِيُكَفِّرَ
örtmesi içindir
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَنْهُمْ
onlardan
أَسْوَأَ
en kötülerini
ٱلَّذِى
yaptıklarının
عَمِلُوا۟
they did
وَيَجْزِيَهُمْ
ve mükafatlandırması içindir
أَجْرَهُم
ecirlerini
بِأَحْسَنِ
en güzeliyle
ٱلَّذِى
olduklarının
كَانُوا۟
they used to
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü Allah, onların önceden yaptıkları amelin en kötüsünü bile keffaretle örtüp, işlemekte bulundukları güzel amellerin en güzeline göre mükafatlarını kendilerine verecektir

39:36 📚 2
أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِكَافٍ عَبۡدَهُۥۖ وَيُخَوِّفُونَكَ بِٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦۚ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادࣲ‏
أَلَيْسَ
değil mi?
ٱللَّهُ
Allah
بِكَافٍ
kâfi
عَبْدَهُۥ ۖ
kuluna
وَيُخَوِّفُونَكَ
ve seni korkutuyorlar
بِٱلَّذِينَ
kinselerle
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ ۚ
besides Him
وَمَن
ve kimi
يُضْلِلِ
şaşırtırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَمَا
artık olmaz
لَهُۥ
onu
مِنْ
hiçbir
هَادٍۢ
yola getiren

Elmalılı Hamdi YazırAllah, kuluna kâfi değil midir? Durmuşlar da seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Her kimi ki Allah şaşırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur

39:37 📚 1
وَمَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّۗ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزࣲ ذِي ٱنتِقَامࣲ‏
وَمَن
ve kime
يَهْدِ
yol gösterirse
ٱللَّهُ
Allah
فَمَا
artık olmaz
لَهُۥ
onu
مِن
hiçbir
مُّضِلٍّ ۗ
şaşırtan
أَلَيْسَ
değil midir?
ٱللَّهُ
Allah
بِعَزِيزٍۢ
aziz
ذِى
sahibi
ٱنتِقَامٍۢ
intikam

Elmalılı Hamdi YazırHer kime de Allah hidayet verirse artık onu da şaşırtacak yoktur. Allah aziz (çok güçlü) ve intikam sahibi değil midir

39:38 📚 1
وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۚ قُلۡ أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنۡ أَرَادَنِيَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ هَلۡ هُنَّ كَٰشِفَٰتُ ضُرِّهِۦٓ أَوۡ أَرَادَنِي بِرَحۡمَةٍ هَلۡ هُنَّ مُمۡسِكَٰتُ رَحۡمَتِهِۦۚ قُلۡ حَسۡبِيَ ٱللَّهُۖ عَلَيۡهِ يَتَوَكَّلُ ٱلۡمُتَوَكِّلُونَ
وَلَئِن
ve andolsun şayet
سَأَلْتَهُم
onlara sorsan
مَّنْ
kim?
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
لَيَقُولُنَّ
elbette derler
ٱللَّهُ ۚ
Allah
قُلْ
de ki
أَفَرَءَيْتُم
o halde gördünüz mü?
مَّا
şeyleri
تَدْعُونَ
yalvardığınız
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
إِنْ
eğer
أَرَادَنِىَ
bana istese
ٱللَّهُ
Allah
بِضُرٍّ
bir zarar vermek
هَلْ
mı?
هُنَّ
onlar
كَـٰشِفَـٰتُ
kaldıracaklar
ضُرِّهِۦٓ
O'nun zararını
أَوْ
yahut
أَرَادَنِى
bana dilese
بِرَحْمَةٍ
bir rahmet
هَلْ
mı?
هُنَّ
onlar
مُمْسِكَـٰتُ
durduracaklar
رَحْمَتِهِۦ ۚ
O'nun rahmetini
قُلْ
de ki
حَسْبِىَ
bana yeter
ٱللَّهُ ۖ
Allah
عَلَيْهِ
O'na
يَتَوَكَّلُ
dayanırlar
ٱلْمُتَوَكِّلُونَ
tevekkül edenler

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan: "Elbette Allah!" diyeceklerdir. O halde gördünüz ya Allah'tan başka çağırdıklarınızı! Eğer Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar O'nun zararını giderebilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi? De ki: "Allah, bana yeter." Tevekkül edenler, hep O'na dayanırlar

39:39
قُلۡ يَٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّي عَٰمِلࣱۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
قُلْ
de ki
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱعْمَلُوا۟
yapın
عَلَىٰ
göre
مَكَانَتِكُمْ
durumunuza
إِنِّى
elbette ben de
عَـٰمِلٌۭ ۖ
yapıyorum
فَسَوْفَ
yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ey kavmim! Haliniz üzere çalışın. Ben de kendi halime göre çalışıyorum. Artık ileride bileceksiniz

39:40
مَن يَأۡتِيهِ عَذَابࣱ يُخۡزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيۡهِ عَذَابࣱ مُّقِيمٌ
مَن
kime?
يَأْتِيهِ
geliyor
عَذَابٌۭ
azab
يُخْزِيهِ
onu rezil eden
وَيَحِلُّ
ve (kimin) konuyor?
عَلَيْهِ
üzerine
عَذَابٌۭ
azab
مُّقِيمٌ
sürekli

Elmalılı Hamdi YazırKendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli bir azabın kimin üzerine konacağını

39:41 📚 1
إِنَّآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ لِلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيۡهَاۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلٍ
إِنَّآ
elbette biz
أَنزَلْنَا
indirdik
عَلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
لِلنَّاسِ
insanlar için
بِٱلْحَقِّ ۖ
hak ile
فَمَنِ
artık kim
ٱهْتَدَىٰ
doğru yola gelirse
فَلِنَفْسِهِۦ ۖ
kendi yararınadır
وَمَن
ve kim de
ضَلَّ
saparsa
فَإِنَّمَا
şüphesiz
يَضِلُّ
sapmış olur
عَلَيْهَا ۖ
kendi zararına
وَمَآ
ve değil(sin)
أَنتَ
sen
عَلَيْهِم
onların üzerinde
بِوَكِيلٍ
vekil

Elmalılı Hamdi YazırBiz bu kitabı sana, insanlar için hak ile indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin

39:42 📚 6
ٱللَّهُ يَتَوَفَّى ٱلۡأَنفُسَ حِينَ مَوۡتِهَا وَٱلَّتِي لَمۡ تَمُتۡ فِي مَنَامِهَاۖ فَيُمۡسِكُ ٱلَّتِي قَضَىٰ عَلَيۡهَا ٱلۡمَوۡتَ وَيُرۡسِلُ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمًّىۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ
ٱللَّهُ
Allah
يَتَوَفَّى
vefat ettirir
ٱلْأَنفُسَ
canları
حِينَ
sırasında
مَوْتِهَا
ölümleri
وَٱلَّتِى
ve kimseleri
لَمْ
ölmeyen(leri)
تَمُتْ
die
فِى
uykularında
مَنَامِهَا ۖ
their sleep
فَيُمْسِكُ
sonra yanında tutar
ٱلَّتِى
kimseleri
قَضَىٰ
hükmettiği
عَلَيْهَا
üzerlerinde
ٱلْمَوْتَ
ölümüne
وَيُرْسِلُ
ve salıverir
ٱلْأُخْرَىٰٓ
ötekilerini
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍۢ
bir süreye
مُّسَمًّى ۚ
belirli
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

Elmalılı Hamdi YazırAllah, o canları öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır

39:43
أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُفَعَآءَۚ قُلۡ أَوَلَوۡ كَانُواْ لَا يَمۡلِكُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يَعۡقِلُونَ
أَمِ
yoksa
ٱتَّخَذُوا۟
başkami edindiler?
مِن
besides
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
شُفَعَآءَ ۚ
şefa'atçiler
قُلْ
de ki
أَوَلَوْ
bile mi?
كَانُوا۟
olsalar
لَا
onlar malik olmayan
يَمْلِكُونَ
possessing
شَيْـًۭٔا
hiçbir şeye
وَلَا
ve
يَعْقِلُونَ
düşünmeyen

Elmalılı Hamdi YazırYoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (böyle yapacaksınız)

39:44
قُل لِّلَّهِ ٱلشَّفَٰعَةُ جَمِيعࣰ اۖ لَّهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
قُل
de ki
لِّلَّهِ
Allah'ındır
ٱلشَّفَـٰعَةُ
şefa'at
جَمِيعًۭا ۖ
tamamen
لَّهُۥ
O'nundur
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerin
ثُمَّ
sonra
إِلَيْهِ
O'na
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz

39:45 📚 3
وَإِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَحۡدَهُ ٱشۡمَأَزَّتۡ قُلُوبُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِۖ وَإِذَا ذُكِرَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦٓ إِذَا هُمۡ يَسۡتَبۡشِرُونَ
وَإِذَا
ve zaman
ذُكِرَ
anıldığı
ٱللَّهُ
Allah
وَحْدَهُ
tek olarak
ٱشْمَأَزَّتْ
ürker
قُلُوبُ
kalbleri
ٱلَّذِينَ
kimselerin
لَا
inanmayan(ların)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ
ahirete
وَإِذَا
ve zaman
ذُكِرَ
anıldığı
ٱلَّذِينَ
kimseler
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦٓ
besides Him
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَسْتَبْشِرُونَ
sevinirler

Elmalılı Hamdi YazırBöyle iken, Allah bir olarak anıldığı zaman ahirete inanmayanların yürekleri burkulur da, O'ndan başkaları anıldığı zaman derhal yüzleri güler

39:46 📚 1
قُلِ ٱللَّهُمَّ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ عَٰلِمَ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ أَنتَ تَحۡكُمُ بَيۡنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ
قُلِ
de ki
ٱللَّهُمَّ
Allah'ım
فَاطِرَ
yoktan var eden
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضِ
ve yeri
عَـٰلِمَ
bilen
ٱلْغَيْبِ
görülmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüleni
أَنتَ
(ancak) sen
تَحْكُمُ
hükmedersin
بَيْنَ
arasında
عِبَادِكَ
kullarının
فِى
şeylerde
مَا
what
كَانُوا۟
oldukları
فِيهِ
hakkında
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'ım! Kulların arasında, o ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin

39:47 📚 19
وَلَوۡ أَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفۡتَدَوۡاْ بِهِۦ مِن سُوٓءِ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَبَدَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يَكُونُواْ يَحۡتَسِبُونَ
وَلَوْ
ve eğer olsaydı
أَنَّ
ve eğer olsaydı
لِلَّذِينَ
zulmedenlerin
ظَلَمُوا۟
did wrong
مَا
bulunanların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
tümü
وَمِثْلَهُۥ
ve bir misli daha
مَعَهُۥ
onunla beraber
لَٱفْتَدَوْا۟
mutlaka fidye verirlerdi
بِهِۦ
onu
مِن
kötü-dan (kurtulmak için)
سُوٓءِ
kötü
ٱلْعَذَابِ
(of) the punishment
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
وَبَدَا
ve karşılarına çıkmıştır
لَهُم
onların
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
مَا
şeyler
لَمْ
hiç
يَكُونُوا۟
hesabetmedikleri
يَحْتَسِبُونَ
taken into account

Elmalılı Hamdi YazırEğer bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı da beraber o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu mutlaka feda ederlerdi. Ancak ne var ki, hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılır

39:48 📚 1
وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
وَبَدَا
ve görünmüştür
لَهُمْ
kendilerine
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
yaptıkları işlerin
كَسَبُوا۟
they earned
وَحَاقَ
ve kuşatmıştır
بِهِم
onları
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِۦ
onunla
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırÖyle ki, yaptıkları amellerin kötülükleri karşılarına çıkmış ve alay edip durdukları şeyler, kendilerini sarmıştır

39:49
فَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَٰنَ ضُرࣱّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلۡنَٰهُ نِعۡمَةࣰ مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمِۭۚ بَلۡ هِيَ فِتۡنَةࣱ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
فَإِذَا
zaman
مَسَّ
dokunduğu
ٱلْإِنسَـٰنَ
insana
ضُرٌّۭ
bir zarar
دَعَانَا
bize du'a eder
ثُمَّ
sonra
إِذَا
vakit
خَوَّلْنَـٰهُ
ona verdiğimiz
نِعْمَةًۭ
bir ni'met
مِّنَّا
bizden
قَالَ
der
إِنَّمَآ
elbette
أُوتِيتُهُۥ
bu bana verildi
عَلَىٰ
sayesinde
عِلْمٍۭ ۚ
bilgi(m)
بَلْ
hayır
هِىَ
o
فِتْنَةٌۭ
bir imtihandır
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
لَا
bilmiyorlar
يَعْلَمُونَ
know

Elmalılı Hamdi YazırFakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: "O bana bir bilgi üzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler

39:50
قَدۡ قَالَهَا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
قَدْ
elbette
قَالَهَا
bunu demişlerdi
ٱلَّذِينَ
kimseler
مِن
onlardan öncekiler
قَبْلِهِمْ
before them
فَمَآ
ama olmadı
أَغْنَىٰ
yararı
عَنْهُم
kendilerine
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
kazandıkları
يَكْسِبُونَ
earn

Elmalılı Hamdi YazırOnu, bunlardan öncekiler de söyledi. Fakat o kazandıkları, kendilerini kurtarmadı

39:51
فَأَصَابَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْۚ وَٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ هَٰٓؤُلَآءِ سَيُصِيبُهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ
فَأَصَابَهُمْ
sonra başlarına geldi
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
kazandıklarının
كَسَبُوا۟ ۚ
they earned
وَٱلَّذِينَ
kimselere
ظَلَمُوا۟
zulmedenlere
مِنْ
bunlardan
هَـٰٓؤُلَآءِ
these
سَيُصِيبُهُمْ
erişecektir
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
yaptıklarının
كَسَبُوا۟
they earned
وَمَا
ve değillerdir
هُم
onlar
بِمُعْجِزِينَ
engel olacak

Elmalılı Hamdi YazırNeticede kazandıklarının kötülükleri, başlarına geçti. Şunlardan o zulmedenlerin de kazandıkları kötülükleri başlarına geçecektir. Onlar da bunu atlatacak değillerdir

39:52 📚 3
أَوَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
أَوَلَمْ
mi?
يَعْلَمُوٓا۟
bilmediler
أَنَّ
elbette
ٱللَّهَ
Allah
يَبْسُطُ
açar
ٱلرِّزْقَ
rızkı
لِمَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَقْدِرُ ۚ
ve kısar
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Elmalılı Hamdi YazırHâlâ bilmediler mi ki; Allah, rızkı dilediğine açar ve kısar. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için nice ibretler vardır

39:53 📚 12
۞قُلۡ يَٰعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ أَسۡرَفُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ لَا تَقۡنَطُواْ مِن رَّحۡمَةِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
۞ قُلْ
de ki
يَـٰعِبَادِىَ
ey kullarım
ٱلَّذِينَ
aşırı giden
أَسْرَفُوا۟
have transgressed
عَلَىٰٓ
karşı
أَنفُسِهِمْ
nefislerine
لَا
asla
تَقْنَطُوا۟
umut kesmeyin
مِن
rahmetinden
رَّحْمَةِ
(the) Mercy
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَغْفِرُ
bağışlar
ٱلذُّنُوبَ
günahları
جَمِيعًا ۚ
bütün
إِنَّهُۥ
çünkü O
هُوَ
O
ٱلْغَفُورُ
çok bağışlayandır
ٱلرَّحِيمُ
çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

39:54 📚 1
وَأَنِيبُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَأَسۡلِمُواْ لَهُۥ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ
وَأَنِيبُوٓا۟
ve dönün
إِلَىٰ
Rabbinize
رَبِّكُمْ
your Lord
وَأَسْلِمُوا۟
ve teslim olun
لَهُۥ
O'na
مِن
önce
قَبْلِ
before
أَن
size gelip çatmadan
يَأْتِيَكُمُ
comes to you
ٱلْعَذَابُ
azab
ثُمَّ
sonra
لَا
asla
تُنصَرُونَ
size yardım edilmez

Elmalılı Hamdi YazırOnun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden önce tevbe ile Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra kurtulamazsınız

39:55 📚 5
وَٱتَّبِعُوٓاْ أَحۡسَنَ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ بَغۡتَةࣰ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ
وَٱتَّبِعُوٓا۟
ve uyun
أَحْسَنَ
en güzeline
مَآ
indirilenin
أُنزِلَ
is revealed
إِلَيْكُم
size
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُم
your Lord
مِّن
önce
قَبْلِ
before
أَن
size gelmezden
يَأْتِيَكُمُ
comes to you
ٱلْعَذَابُ
azab
بَغْتَةًۭ
ansızın
وَأَنتُمْ
ve siz
لَا
hiç
تَشْعُرُونَ
farkına varmadan

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olmayarak ansızın başınıza azab gelmeden önce (halis müslüman olun da) Rabbinizden size indirilenin en güzelini takib ve tatbik edin

39:56 📚 6
أَن تَقُولَ نَفۡسࣱ يَٰحَسۡرَتَىٰ عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِي جَنۢبِ ٱللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ ٱلسَّٰخِرِينَ
أَن
demesinden (sakının)
تَقُولَ
should say
نَفْسٌۭ
nefsin
يَـٰحَسْرَتَىٰ
eyvah (bana)
عَلَىٰ
dolayı
مَا
kusur edişimden
فَرَّطتُ
I neglected
فِى
yanında
جَنۢبِ
regard (to)
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَإِن
ve gerçekten
كُنتُ
ben oldum
لَمِنَ
kimselerden
ٱلسَّـٰخِرِينَ
alay edenlerden

Elmalılı Hamdi Yazır(O günden sakının ki günahkar) nefis şöyle diyecektir: "Allah'ın yanında yaptığım kusurlardan dolayı yazık bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim

39:57
أَوۡ تَقُولَ لَوۡ أَنَّ ٱللَّهَ هَدَىٰنِي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ
أَوْ
yahut
تَقُولَ
demesinden
لَوْ
şayet
أَنَّ
elbette
ٱللَّهَ
Allah
هَدَىٰنِى
bana hidayet etseydi
لَكُنتُ
ben olurdum
مِنَ
muttakilerden
ٱلْمُتَّقِينَ
the righteous

Elmalılı Hamdi YazırYahut şöyle diyecektir: "Allah bana doğru yolu gösterseydi, her halde ben müttakilerden olurdum

39:58 📚 1
أَوۡ تَقُولَ حِينَ تَرَى ٱلۡعَذَابَ لَوۡ أَنَّ لِي كَرَّةࣰ فَأَكُونَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
أَوْ
yahut
تَقُولَ
demesinden
حِينَ
zaman
تَرَى
gördüğü
ٱلْعَذَابَ
azabı
لَوْ
keşke
أَنَّ
gerçekten
لِى
benim için olsaydı
كَرَّةًۭ
bir kez daha (dönüş)
فَأَكُونَ
böylece olsaydım
مِنَ
güzel hareket edenlerden
ٱلْمُحْسِنِينَ
the good-doers

Elmalılı Hamdi YazırVeya azabı gördüğü zaman şöyle diyecektir: "Bana bir geri dönüş olsaydı da ben de o iyilik yapanlardan olsaydım

39:59
بَلَىٰ قَدۡ جَآءَتۡكَ ءَايَٰتِي فَكَذَّبۡتَ بِهَا وَٱسۡتَكۡبَرۡتَ وَكُنتَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
بَلَىٰ
hayır
قَدْ
elbette
جَآءَتْكَ
sana geldi
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
فَكَذَّبْتَ
fakat sen yalanladın
بِهَا
onları
وَٱسْتَكْبَرْتَ
ve büyüklük tasladın
وَكُنتَ
ve oldun
مِنَ
nankörlerden
ٱلْكَـٰفِرِينَ
the disbelievers

Elmalılı Hamdi Yazır(Ona): "Hayır sana âyetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kâfirlerden oldun." (denir)

39:60 📚 1
وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تَرَى ٱلَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى ٱللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسۡوَدَّةٌۚ أَلَيۡسَ فِي جَهَنَّمَ مَثۡوࣰ ى لِّلۡمُتَكَبِّرِينَ
وَيَوْمَ
ve günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
تَرَى
görürsün
ٱلَّذِينَ
yalan uyduranların
كَذَبُوا۟
lied
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
وُجُوهُهُم
yüzlerini
مُّسْوَدَّةٌ ۚ
kapkara
أَلَيْسَ
yok mudur?
فِى
cehennemde
جَهَنَّمَ
Hell
مَثْوًۭى
bir yer
لِّلْمُتَكَبِّرِينَ
kibirlenenler için

Elmalılı Hamdi YazırHem o kıyamet günü görürsün ki, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzleri kararmıştır. Kibirlenenlerin yeri cehennem değil mi

39:61
وَيُنَجِّي ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ بِمَفَازَتِهِمۡ لَا يَمَسُّهُمُ ٱلسُّوٓءُ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
وَيُنَجِّى
ve kurtarır;
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ٱتَّقَوْا۟
korunanları
بِمَفَازَتِهِمْ
başarılarıyle
لَا
onlara dokunmaz
يَمَسُّهُمُ
will touch them
ٱلسُّوٓءُ
kötülük
وَلَا
ve
هُمْ
onlar
يَحْزَنُونَ
üzülmezler

Elmalılı Hamdi YazırKötülükten sakınan müttakileri ise Allah başarılarından dolayı kurtuluşa çıkarır. Onlara fenalık dokunmaz ve onlar üzülecek de değillerdir

39:62 📚 4
ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءࣲۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ وَكِيلࣱ‏
ٱللَّهُ
Allah
خَـٰلِقُ
yaratıcısıdır
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ ۖ
şeyin
وَهُوَ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
وَكِيلٌۭ
vekildir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, her şeyin yaratıcısıdır. Her şey üzerine vekil de O'dur

39:63
لَّهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
لَّهُۥ
O'nundur
مَقَالِيدُ
anahtarları
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۗ
ve yerin
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayanlar

Elmalılı Hamdi YazırBütün göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın âyetlerini inkâr edenlere gelince, işte onlar, kendilerine yazık edenlerdir

39:64
قُلۡ أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ تَأۡمُرُوٓنِّيٓ أَعۡبُدُ أَيُّهَا ٱلۡجَٰهِلُونَ
قُلْ
de ki
أَفَغَيْرَ
başkasına mı?
ٱللَّهِ
Allah'tan
تَأْمُرُوٓنِّىٓ
bana emrediyorsunuz
أَعْبُدُ
kulluk etmemi
أَيُّهَا
ey
ٱلْجَـٰهِلُونَ
cahiller

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ey cahiller! Şimdi bana o Allah'tan başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz

39:65 📚 3
وَلَقَدۡ أُوحِيَ إِلَيۡكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكَ لَئِنۡ أَشۡرَكۡتَ لَيَحۡبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
وَلَقَدْ
ve elbette
أُوحِىَ
şöyle vahyedildi
إِلَيْكَ
sana
وَإِلَى
ve
ٱلَّذِينَ
kimselere
مِن
senden önceki
قَبْلِكَ
(were) before you
لَئِنْ
andolsun eğer
أَشْرَكْتَ
ortak koşarsan
لَيَحْبَطَنَّ
boşa çıkar
عَمَلُكَ
amelin
وَلَتَكُونَنَّ
ve olursun
مِنَ
kaybedenlerden
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, sana da, senden öncekilere de şu vahyedildi: "Yemin ederim ki, eğer şirk koşarsan bütün çalışmaların boşa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun

39:66
بَلِ ٱللَّهَ فَٱعۡبُدۡ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
بَلِ
hayır
ٱللَّهَ
Allah'a
فَٱعْبُدْ
kulluk et
وَكُن
ve ol
مِّنَ
den
ٱلشَّـٰكِرِينَ
the thankful ones

Elmalılı Hamdi YazırHayır, onun için yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol

39:67 📚 4
وَمَا قَدَرُواْ ٱللَّهَ حَقَّ قَدۡرِهِۦ وَٱلۡأَرۡضُ جَمِيعࣰ ا قَبۡضَتُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ مَطۡوِيَّٰتُۢ بِيَمِينِهِۦۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
وَمَا
ve
قَدَرُوا۟
takdir edemediler
ٱللَّهَ
Allah'ı
حَقَّ
gereği gibi
قَدْرِهِۦ
O'nun kadrini
وَٱلْأَرْضُ
ve yer
جَمِيعًۭا
tamamen
قَبْضَتُهُۥ
O'nun avucu içindedir
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
وَٱلسَّمَـٰوَٰتُ
ve gökler
مَطْوِيَّـٰتٌۢ
dürülmüştür
بِيَمِينِهِۦ ۚ
sağ elinde
سُبْحَـٰنَهُۥ
O münezzehtir
وَتَعَـٰلَىٰ
ve yücedir
عَمَّا
onların ortak koştuklarından
يُشْرِكُونَ
they associate (with Him)

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki bütün yer kıyamet günü O'nun avucundadır. Gökler de kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve çok yüksektir

39:68 📚 9
وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُۖ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخۡرَىٰ فَإِذَا هُمۡ قِيَامࣱ يَنظُرُونَ
وَنُفِخَ
ve üflenir
فِى
Sur'a
ٱلصُّورِ
the trumpet
فَصَعِقَ
sonra ölür (bayılır)
مَن
olanlar
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَن
ve olanlar
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
إِلَّا
dışında
مَن
kimseler
شَآءَ
dilediği
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
ثُمَّ
sonra
نُفِخَ
üflenir
فِيهِ
ona
أُخْرَىٰ
bir daha
فَإِذَا
birden
هُمْ
onlar
قِيَامٌۭ
kalkmış
يَنظُرُونَ
bakıyorlardır

Elmalılı Hamdi YazırVe sûra üflenmiştir. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır

39:69 📚 2
وَأَشۡرَقَتِ ٱلۡأَرۡضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ ٱلۡكِتَٰبُ وَجِاْيٓءَ بِٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَقُضِيَ بَيۡنَهُم بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
وَأَشْرَقَتِ
ve parlar
ٱلْأَرْضُ
yer
بِنُورِ
nuru ile
رَبِّهَا
Rabbinin
وَوُضِعَ
ve (ortaya) konur
ٱلْكِتَـٰبُ
Kitap
وَجِا۟ىٓءَ
ve getirilir
بِٱلنَّبِيِّـۧنَ
peygamberler
وَٱلشُّهَدَآءِ
ve şahidler
وَقُضِىَ
ve hükmedilir
بَيْنَهُم
aralarında
بِٱلْحَقِّ
adaletle
وَهُمْ
ve onlara
لَا
asla
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez

Elmalılı Hamdi YazırYer, Rabbinin nuru ile parlamıştır. Kitap konmuş, peygamberler ve şahitler getirilmiş ve aralarında hak ile hüküm verilmektedir. Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz

39:70 📚 1
وَوُفِّيَتۡ كُلُّ نَفۡسࣲ مَّا عَمِلَتۡ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَا يَفۡعَلُونَ
وَوُفِّيَتْ
ve tam verilir
كُلُّ
her
نَفْسٍۢ
nefse
مَّا
karşılığı
عَمِلَتْ
yaptığının
وَهُوَ
ve O
أَعْلَمُ
en iyi bilendir
بِمَا
onların ne yaptıklarını
يَفْعَلُونَ
they do

Elmalılı Hamdi YazırHerkese ne amel yaptıysa karşılığı tam olarak ödenmiştir. O (Allah), onların yaptıklarını en iyi şekilde bilmektedir

39:71
وَسِيقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ زُمَرًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا فُتِحَتۡ أَبۡوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمۡ خَزَنَتُهَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ رُسُلࣱ مِّنكُمۡ يَتۡلُونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِ رَبِّكُمۡ وَيُنذِرُونَكُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَاۚ قَالُواْ بَلَىٰ وَلَٰكِنۡ حَقَّتۡ كَلِمَةُ ٱلۡعَذَابِ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَسِيقَ
ve sürülürler
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
إِلَىٰ
cehenneme
جَهَنَّمَ
Hell
زُمَرًا ۖ
bölük bölük
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
جَآءُوهَا
oraya geldikleri
فُتِحَتْ
açılır
أَبْوَٰبُهَا
kapıları
وَقَالَ
ve şöyle der
لَهُمْ
onlara
خَزَنَتُهَآ
onun bekçileri
أَلَمْ
gelmedimi?
يَأْتِكُمْ
come to you
رُسُلٌۭ
elçiler
مِّنكُمْ
kendi aranızdan
يَتْلُونَ
okuyan
عَلَيْكُمْ
size
ءَايَـٰتِ
ayetlerini
رَبِّكُمْ
Rabbinizin
وَيُنذِرُونَكُمْ
ve sizi uyaran
لِقَآءَ
kavuşacağınıza
يَوْمِكُمْ
gününüze
هَـٰذَا ۚ
bu
قَالُوا۟
derler
بَلَىٰ
evet
وَلَـٰكِنْ
ama
حَقَّتْ
hak olmuştur
كَلِمَةُ
sözü
ٱلْعَذَابِ
azab
عَلَى
üzerine
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Elmalılı Hamdi Yazırİnkâr edenler bölük bölük cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri onlara: "İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyan, bu gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" derler. Onlar da: "Evet geldi" derler. Fakat kâfirler üzerine azab kelimesi hak oldu

39:72
قِيلَ ٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ
قِيلَ
denilir
ٱدْخُلُوٓا۟
girin
أَبْوَٰبَ
kapılarından
جَهَنَّمَ
cehennemin
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalmak üzere
فِيهَا ۖ
içinde
فَبِئْسَ
ne kötüdür
مَثْوَى
yeri
ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
kibirlenenlerin

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara): "Ebedî olarak içinde kalmak üzere girin cehennemin kapılarından" denir. Bak, büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür

39:73 📚 2
وَسِيقَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ إِلَى ٱلۡجَنَّةِ زُمَرًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا وَفُتِحَتۡ أَبۡوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمۡ خَزَنَتُهَا سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡ طِبۡتُمۡ فَٱدۡخُلُوهَا خَٰلِدِينَ
وَسِيقَ
ve sevk edilirler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱتَّقَوْا۟
korunan(lar)
رَبَّهُمْ
Rablerinin (azabından)
إِلَى
cennete
ٱلْجَنَّةِ
Paradise
زُمَرًا ۖ
bölük bölük
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
جَآءُوهَا
geldikleri
وَفُتِحَتْ
ve açılır
أَبْوَٰبُهَا
onun kapıları
وَقَالَ
ve derler
لَهُمْ
onlara
خَزَنَتُهَا
onun bekçileri
سَلَـٰمٌ
selam
عَلَيْكُمْ
size
طِبْتُمْ
(ne) hoşsunuz
فَٱدْخُلُوهَا
buraya girin
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalmak üzere

Elmalılı Hamdi YazırRablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara: "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!" derler

39:74 📚 2
وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي صَدَقَنَا وَعۡدَهُۥ وَأَوۡرَثَنَا ٱلۡأَرۡضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ ٱلۡجَنَّةِ حَيۡثُ نَشَآءُۖ فَنِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَٰمِلِينَ
وَقَالُوا۟
ve derler
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلَّذِى
o ki;
صَدَقَنَا
bize yerine getirdi
وَعْدَهُۥ
verdiği sözünü
وَأَوْرَثَنَا
ve bizi varis kıldı
ٱلْأَرْضَ
yurda
نَتَبَوَّأُ
oturacağımız
مِنَ
(-ten)
ٱلْجَنَّةِ
cennet
حَيْثُ
yerinde
نَشَآءُ ۖ
dilediğimiz
فَنِعْمَ
ne güzeldir
أَجْرُ
ücreti
ٱلْعَـٰمِلِينَ
çalışanların

Elmalılı Hamdi YazırOnlar da: "Hamdolsun o Allah'a ki, bize vaadini doğru çıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette istediğimiz yerde oturuyoruz" derler. Bak ne güzeldir mükafatı o iyi amel işleyenlerin

39:75 📚 6
وَتَرَى ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ حَآفِّينَ مِنۡ حَوۡلِ ٱلۡعَرۡشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡۚ وَقُضِيَ بَيۡنَهُم بِٱلۡحَقِّۚ وَقِيلَ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَتَرَى
ve görürsün
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
meleklerin
حَآفِّينَ
dönerek
مِنْ
çevresinde
حَوْلِ
around
ٱلْعَرْشِ
Arşın
يُسَبِّحُونَ
tesbih ettiklerini
بِحَمْدِ
hamd ile
رَبِّهِمْ ۖ
Rablerini
وَقُضِىَ
ve hükmedilir
بَيْنَهُم
aralarında
بِٱلْحَقِّ
hak ile
وَقِيلَ
ve denilir
ٱلْحَمْدُ
Hamd
لِلَّهِ
Allah'a'dır
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Elmalılı Hamdi YazırMeleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Artık halk arasında hak ile hüküm icra edilip "âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun" denilmektedir

← Önceki Sonraki →

39. Az-Zumar Suresi | Anlam Arayışı