☪ Anlam Arayışı

53. An-Najm سُورَةُ النَّجۡمِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
53:1 📚 12
وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ
وَٱلنَّجْمِ
yıldıza andolsun
إِذَا
zaman
هَوَىٰ
aşağı kaydığı

Yusuf AliBy the Star when it goes down

Süleyman AteşAşağı kayan yıldıza andolsun ki

53:2 📚 2
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ
مَا
sapmadı
ضَلَّ
has strayed
صَاحِبُكُمْ
arkadaşınız
وَمَا
ve
غَوَىٰ
azmadı

Yusuf AliYour Companion is neither astray nor being misled

Süleyman AteşArkadaşınız sapmadı, azmadı

53:3 📚 13
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ
وَمَا
ve
يَنطِقُ
O konuşmaz
عَنِ
hevadan
ٱلْهَوَىٰٓ
the desire

Yusuf AliNor does he say (aught) of (his own) Desire

Süleyman AteşO heva'dan konuşmaz

53:4 📚 10
إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ
إِنْ
değildir
هُوَ
O
إِلَّا
başka bir şey
وَحْىٌۭ
vahiy(den)
يُوحَىٰ
kendisine vahyedilen

Yusuf AliIt is no less than inspiration sent down to him

Süleyman AteşO(nun okuduğu Kur'an) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir

53:5 📚 2
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ
عَلَّمَهُۥ
onu öğretti
شَدِيدُ
mühtiş olan
ٱلْقُوَىٰ
kuvvetleri

Yusuf AliHe was taught by one Mighty in Power

Süleyman AteşOnu, mühtiş kuvvetleri olan biri öğretti

53:6 📚 1
ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ
ذُو
sahibi
مِرَّةٍۢ
üstün akıl
فَٱسْتَوَىٰ
ve doğruldu

Yusuf AliEndued with Wisdom: for he appeared (in stately form)

Süleyman AteşÜstün akıl sahibi (melek). Doğruldu

53:7 📚 1
وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
وَهُوَ
o iken
بِٱلْأُفُقِ
ufukta
ٱلْأَعْلَىٰ
yüksek

Yusuf AliWhile he was in the highest part of the horizon

Süleyman AteşKendisi yüksek ufukta iken

53:8 📚 5
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
ثُمَّ
sonra
دَنَا
yaklaştı
فَتَدَلَّىٰ
ve sarktı

Yusuf AliThen he approached and came closer

Süleyman AteşSonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı

53:9 📚 6
فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ
فَكَانَ
kaldı
قَابَ
uzunluğu kadar
قَوْسَيْنِ
iki yay
أَوْ
yahut
أَدْنَىٰ
daha yakın

Yusuf AliAnd was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer

Süleyman Ateş(Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı

53:10 📚 4
فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ
فَأَوْحَىٰٓ
sonra vahyetti
إِلَىٰ
kuluna
عَبْدِهِۦ
His slave
مَآ
vahyettiğini
أَوْحَىٰ
he revealed

Yusuf AliSo did (God) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey

Süleyman AteşKuluna, vahyettiğini vahyetti

53:11
مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
مَا
yanılmadı
كَذَبَ
lied
ٱلْفُؤَادُ
gönül
مَا
gördüğünde
رَأَىٰٓ
it saw

Yusuf AliThe (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw

Süleyman AteşGönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü)

53:12
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ
kuşku mu duyuyorsunuz?
عَلَىٰ
hakkında
مَا
şey
يَرَىٰ
onun gördüğü

Yusuf AliWill ye then dispute with him concerning what he saw

Süleyman AteşOnun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz

53:13
وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ
وَلَقَدْ
ve andolsun
رَءَاهُ
onu görmüştü
نَزْلَةً
inişinde
أُخْرَىٰ
başka bir

Yusuf AliFor indeed he saw him at a second descent

Süleyman AteşAndolsun, onu bir inişinde daha görmüştü

53:14 📚 5
عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ
عِندَ
yanında
سِدْرَةِ
Sidretü'l
ٱلْمُنتَهَىٰ
Müntehâ'nın

Yusuf AliNear the Lote-tree beyond which none may pass

Süleyman AteşSidretü'l-Münteha(uzak ağaç)ın yanında

53:15 📚 2
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ
عِندَهَا
(ki) onun yanındadır
جَنَّةُ
Cennet'ül (bahçe)
ٱلْمَأْوَىٰٓ
Me'vâ (oturulacak)

Yusuf AliNear it is the Garden of Abode

Süleyman AteşKi onun yanında oturulacak bahçe vardır

53:16 📚 5
إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ
إِذْ
hani
يَغْشَى
kaplıyordu
ٱلسِّدْرَةَ
Sidre'yi
مَا
kaplayan
يَغْشَىٰ
covers

Yusuf AliBehold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable)

Süleyman AteşSidre'yi kaplayan kaplıyordu

53:17 📚 10
مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
مَا
şaşmadı
زَاغَ
swerved
ٱلْبَصَرُ
göz(ü)
وَمَا
ve
طَغَىٰ
azmadı

Yusuf Ali(His) sight never swerved, nor did it go wrong

Süleyman Ateş(Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı

53:18
لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ
لَقَدْ
andolsun
رَأَىٰ
gördü
مِنْ
bazılarını
ءَايَـٰتِ
ayetlerinden
رَبِّهِ
Rabbinin
ٱلْكُبْرَىٰٓ
büyük

Yusuf AliFor truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest

Süleyman AteşAndolsun, Rabbinin büyük ayetlerinden bazılarını gördü

53:19
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ
أَفَرَءَيْتُمُ
gördünüz mü?
ٱللَّـٰتَ
Lat
وَٱلْعُزَّىٰ
ve 'Uzza'yı

Yusuf AliHave ye seen Lat. and 'Uzza

Süleyman AteşGördünüz mü o Lat ve 'Uzza'yı

53:20 📚 3
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ
وَمَنَوٰةَ
ve Menat'ı?
ٱلثَّالِثَةَ
üçüncüsünü
ٱلْأُخْرَىٰٓ
öteki

Yusuf AliAnd another, the third (goddess), Manat

Süleyman AteşVe üçüncü(leri olan) öteki (put) Menat'ı

53:21 📚 1
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ
أَلَكُمُ
size midir?
ٱلذَّكَرُ
erkek
وَلَهُ
ve O'na
ٱلْأُنثَىٰ
kadın

Yusuf AliWhat! for you the male sex, and for Him, the female

Süleyman AteşDemek erkek size, kadın Allah'a mı

53:22
تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ
تِلْكَ
bu
إِذًۭا
o halde
قِسْمَةٌۭ
bir taksimdir
ضِيزَىٰٓ
insafsızca

Yusuf AliBehold, such would be indeed a division most unfair

Süleyman AteşO halde bu insafsızca bir taksim

53:23 📚 1
إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ
إِنْ
değildir
هِىَ
onlar
إِلَّآ
başka bir şey
أَسْمَآءٌۭ
isimler(den)
سَمَّيْتُمُوهَآ
isimlendirdiğiniz
أَنتُمْ
sizin
وَءَابَآؤُكُم
ve babalarınızın
مَّآ
indirmemiştir
أَنزَلَ
has Allah sent down
ٱللَّهُ
Allah
بِهَا
onlara
مِن
hiçbir
سُلْطَـٰنٍ ۚ
güç
إِن
hayır
يَتَّبِعُونَ
onlar uyuyorlar
إِلَّا
ancak
ٱلظَّنَّ
zanna
وَمَا
ve
تَهْوَى
hevesine
ٱلْأَنفُسُ ۖ
nefislerin
وَلَقَدْ
oysa
جَآءَهُم
kendilerine gelmiştir
مِّن
tarafından
رَّبِّهِمُ
Rableri
ٱلْهُدَىٰٓ
yol gösterici

Yusuf AliThese are nothing but names which ye have devised,- ye and your fathers,- for which God has sent down no authority (whatever). They follow nothing but conjecture and what their own souls desire!- Even though there has already come to them Guid ance from their Lord

Süleyman AteşOnlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir

53:24
أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
أَمْ
yoksa
لِلْإِنسَـٰنِ
insan için midir?
مَا
her
تَمَنَّىٰ
arzu ettiği

Yusuf AliNay, shall man have (just) anything he hankers after

Süleyman AteşYoksa insan, her arzu ettiğine sahip mi olacaktır

53:25 📚 3
فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ
فَلِلَّهِ
Allah'ındır
ٱلْـَٔاخِرَةُ
son (ahiret)
وَٱلْأُولَىٰ
ve ilk (dünya)

Yusuf AliBut it is to God that the End and the Beginning (of all things) belong

Süleyman AteşSon da ilk de (ahiret de, dünya da) Allah'ındır

53:26
۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ
۞ وَكَم
nicesi var ki
مِّن
melek(ler)den
مَّلَكٍۢ
(the) Angels
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
لَا
işe yaramaz
تُغْنِى
will avail
شَفَـٰعَتُهُمْ
onların şefa'ati
شَيْـًٔا
hiçbir
إِلَّا
dışında
مِنۢ
sonrası
بَعْدِ
after
أَن
izin vermesinden
يَأْذَنَ
Allah has given permission
ٱللَّهُ
Allah'ın
لِمَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَرْضَىٰٓ
ve razı olduğu

Yusuf AliHow many-so-ever be the angels in the heavens, their intercession will avail nothing except after God has given leave for whom He pleases and that he is acceptable to Him

Süleyman AteşGöklerde nice melek var ki onların şefa'ati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefa'atin faydası olur)

53:27
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayan(lar)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
لَيُسَمُّونَ
adlandırıyorlar
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
meleklere
تَسْمِيَةَ
adlarını
ٱلْأُنثَىٰ
dişilerin

Yusuf AliThose who believe not in the Hereafter, name the angels with female names

Süleyman AteşAhirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar

53:28 📚 2
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔ ا
وَمَا
ve yoktur
لَهُم
onların
بِهِۦ
bu hususta
مِنْ
hiçbir
عِلْمٍ ۖ
bilgileri
إِن
hayır
يَتَّبِعُونَ
onlar uyuyorlar
إِلَّا
sadece
ٱلظَّنَّ ۖ
zanna
وَإِنَّ
ve elbette
ٱلظَّنَّ
zan
لَا
kazandırmaz
يُغْنِى
avail
مِنَ
yana
ٱلْحَقِّ
hak(tan)
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey

Yusuf AliBut they have no knowledge therein. They follow nothing but conjecture; and conjecture avails nothing against Truth

Süleyman AteşOnların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz)

53:29 📚 9
فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا
فَأَعْرِضْ
o halde yüz çevir
عَن
kimseden
مَّن
(him) who
تَوَلَّىٰ
yüz çeviren
عَن
bizi anmaktan
ذِكْرِنَا
Our Reminder
وَلَمْ
ve
يُرِدْ
istemeyen
إِلَّا
başka bir şey
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatından
ٱلدُّنْيَا
dünya

Yusuf AliTherefore shun those who turn away from Our Message and desire nothing but the life of this world

Süleyman AteşBizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir

53:30 📚 1
ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ
ذَٰلِكَ
işte budur
مَبْلَغُهُم
onların erişebilecekleri
مِّنَ
bilgiden
ٱلْعِلْمِ ۚ
knowledge
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
هُوَ
O
أَعْلَمُ
iyi bilir
بِمَن
kimseyi
ضَلَّ
sapan
عَن
yolundan
سَبِيلِهِۦ
His Path
وَهُوَ
ve O
أَعْلَمُ
iyi bilir
بِمَنِ
kimseyi
ٱهْتَدَىٰ
yola gelen

Yusuf AliThat is as far as knowledge will reach them. Verily thy Lord knoweth best those who stray from His Path, and He knoweth best those who receive guidance

Süleyman Ateşİşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir

53:31 📚 3
وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مَا
herşey
فِى
bulunan
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerde
وَمَا
ve ne varsa
فِى
bulunan
ٱلْأَرْضِ
yerde
لِيَجْزِىَ
cezalandırsın diye
ٱلَّذِينَ
kimseleri
أَسَـٰٓـُٔوا۟
kötülük eden(leri)
بِمَا
yaptıklarıyle
عَمِلُوا۟
they have done
وَيَجْزِىَ
ve mükafatlandırsın diye
ٱلَّذِينَ
kimseleri
أَحْسَنُوا۟
güzel davranan(ları)
بِٱلْحُسْنَى
güzellikle

Yusuf AliYea, to God belongs all that is in the heavens and on earth: so that He rewards those who do evil, according to their deeds, and He rewards those who do good, with what is best

Süleyman AteşGöklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın

53:32 📚 9
ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
ٱلَّذِينَ
ki onlar
يَجْتَنِبُونَ
kaçınırlar
كَبَـٰٓئِرَ
büyüklerinden
ٱلْإِثْمِ
günahın
وَٱلْفَوَٰحِشَ
ve çirkin işlerden
إِلَّا
dışında
ٱللَّمَمَ ۚ
küçük hatalar
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbinin
وَٰسِعُ
geniştir
ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ
affı
هُوَ
O
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِكُمْ
sizi
إِذْ
zaman
أَنشَأَكُم
sizi inşa ettiği
مِّنَ
topraktan
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَإِذْ
ve zaman
أَنتُمْ
siz
أَجِنَّةٌۭ
cenin halinde iken
فِى
karınlarında
بُطُونِ
(the) wombs
أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ
annelerinizin
فَلَا
artık
تُزَكُّوٓا۟
övüp yüceltmeyin
أَنفُسَكُمْ ۖ
kendinizi
هُوَ
O
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَنِ
kimseyi
ٱتَّقَىٰٓ
korunan

Yusuf AliThose who avoid great sins and shameful deeds, only (falling into) small faults,- verily thy Lord is ample in forgiveness. He knows you well when He brings you out of the earth, And when ye are hidden in your mothers' wombs. Therefore justify not yourselves: He knows best who it is that guards against evil

Süleyman AteşOnlar, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük hatalar işleyebilirler. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir (O kendisine yönelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan inşa ettiği, gerek annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman biçim verdiği sırada (sizin her halinizi bilmiştir), artık kendinizi övüp yüceltmeyin, çünkü O, korunanı daha iyi bilir

53:33
أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ
أَفَرَءَيْتَ
gördün mü?
ٱلَّذِى
kimseyi
تَوَلَّىٰ
arkasını dönen

Yusuf AliSeest thou one who turns back

Süleyman AteşGördün mü şu adamı ki arkasını döndü

53:34
وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ
وَأَعْطَىٰ
ve vereni
قَلِيلًۭا
azıcık
وَأَكْدَىٰٓ
ve gerisini elinde tutanı

Yusuf AliGives a little, then hardens (his heart)

Süleyman AteşAzıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu

53:35 📚 2
أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
أَعِندَهُۥ
kendi yanında mı?
عِلْمُ
bilgisi
ٱلْغَيْبِ
gayb'ın
فَهُوَ
ve o (mu?)
يَرَىٰٓ
görüyor

Yusuf AliWhat! Has he knowledge of the Unseen so that he can see

Süleyman AteşGayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (alemin esrarını) görüyor

53:36 📚 4
أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ
أَمْ
yoksa
لَمْ
haber verilmedi mi?
يُنَبَّأْ
he was informed
بِمَا
bulunan
فِى
sahifelerinde
صُحُفِ
(the) Scriptures
مُوسَىٰ
Musa'nın

Yusuf AliNay, is he not acquainted with what is in the Books of Moses

Süleyman AteşYoksa kendisine haber mi verilmedi: Musa'nın sahifelerinde bulunan

53:37
وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ
وَإِبْرَٰهِيمَ
ve İbrahim'in
ٱلَّذِى
ki
وَفَّىٰٓ
çok vefalıdır

Yusuf AliAnd of Abraham who fulfilled his engagements

Süleyman AteşVe çok vefalı İbrahim'in (sahifelerinde bulunan şu gerçekler)

53:38 📚 3
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ
أَلَّا
yüklenmez
تَزِرُ
will bear
وَازِرَةٌۭ
hiçbir günahkar
وِزْرَ
(günah) yükünü
أُخْرَىٰ
başkasının

Yusuf AliNamely, that no bearer of burdens can bear the burden of another

Süleyman AteşKi hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez

53:39
وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
وَأَن
ve
لَّيْسَ
yoktur
لِلْإِنسَـٰنِ
insana
إِلَّا
başka bir şey
مَا
çalışmasından
سَعَىٰ
he strives (for)

Yusuf AliThat man can have nothing but what he strives for

Süleyman Ateşİnsana çalışmasından başka bir şey yoktur

53:40 📚 3
وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ
وَأَنَّ
ve muhakkak
سَعْيَهُۥ
onun çalışması
سَوْفَ
yakında
يُرَىٰ
görülecektir

Yusuf AliThat (the fruit of) his striving will soon come in sight

Süleyman AteşVe çalışması da yakında görülecektir

53:41
ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ
ثُمَّ
sonra
يُجْزَىٰهُ
ona verilecektir
ٱلْجَزَآءَ
karşılığı
ٱلْأَوْفَىٰ
tastamam

Yusuf AliThen will he be rewarded with a reward complete

Süleyman AteşSonra ona tastamam karşılığı verilecektir

53:42 📚 3
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ
وَأَنَّ
ve sonunda
إِلَىٰ
senin Rabbine
رَبِّكَ
your Lord
ٱلْمُنتَهَىٰ
varılacaktır

Yusuf AliThat to thy Lord is the final Goal

Süleyman AteşVe sonunda senin Rabbine varılacaktır

53:43 📚 3
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
أَضْحَكَ
güldüren
وَأَبْكَىٰ
ve ağlatan

Yusuf AliThat it is He Who granteth Laughter and Tears

Süleyman AteşGüldüren de O'dur, ağlatan da O'dur

53:44 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
أَمَاتَ
öldüren
وَأَحْيَا
ve yaşatan

Yusuf AliThat it is He Who granteth Death and Life

Süleyman AteşÖldüren de O'dur, yaşatan da O'dur

53:45 📚 1
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
خَلَقَ
yarattı
ٱلزَّوْجَيْنِ
iki çifti
ٱلذَّكَرَ
erkeği
وَٱلْأُنثَىٰ
ve dişiyi

Yusuf AliThat He did create in pairs,- male and female

Süleyman AteşO yarattı iki çifti: erkeği ve dişiyi

53:46 📚 1
مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ
مِن
nutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍ
a semen-drop
إِذَا
zaman
تُمْنَىٰ
atıldığı

Yusuf AliFrom a seed when lodged (in its place)

Süleyman AteşAtıldığı zaman nutfe(sperm)den

53:47 📚 1
وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ
وَأَنَّ
ve şüphesiz
عَلَيْهِ
O'nun işidir
ٱلنَّشْأَةَ
yaratmak
ٱلْأُخْرَىٰ
tekrar

Yusuf AliThat He hath promised a Second Creation (Raising of the Dead)

Süleyman AteşŞüphesiz tekrar yaratmak da O'nun işidir

53:48 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
أَغْنَىٰ
zengin eden
وَأَقْنَىٰ
ve bol veren

Yusuf AliThat it is He Who giveth wealth and satisfaction

Süleyman AteşZengin eden O'dur, bol verip memnun eden O

53:49 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
رَبُّ
Rabbi
ٱلشِّعْرَىٰ
Şi'ra'nın

Yusuf AliThat He is the Lord of Sirius (the Mighty Star)

Süleyman Ateş(Taptıkları) Şi'ra(yıldızı)nın Rabbi O'dur

53:50 📚 1
وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ
وَأَنَّهُۥٓ
ve şüphesiz O
أَهْلَكَ
helak etti
عَادًا
Ad'ı
ٱلْأُولَىٰ
önce gelen

Yusuf AliAnd that it is He Who destroyed the (powerful) ancient 'Ad (people)

Süleyman AteşO helak etti, önce gelen 'Ad'ı

53:51
وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ
وَثَمُودَا۟
ve Semud'u
فَمَآ
geriye bırakmadı
أَبْقَىٰ
He spared

Yusuf AliAnd the Thamud nor gave them a lease of perpetual life

Süleyman AteşSemud'u, komadı (onları)

53:52
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ
وَقَوْمَ
ve kavmini (helak etmişti)
نُوحٍۢ
Nuh
مِّن
önceden
قَبْلُ ۖ
before
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَانُوا۟
idiler
هُمْ
onlar
أَظْلَمَ
daha zalim
وَأَطْغَىٰ
ve azgın

Yusuf AliAnd before them, the people of Noah, for that they were (all) most unjust and most insolent transgressors

Süleyman AteşÖnceden de Nuh kavmini (helak etmişti). Çünkü onlar daha zalim ve azgın idiler

53:53
وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ
altı üstüne getirilen kentleri
أَهْوَىٰ
devirip yıktı

Yusuf AliAnd He destroyed the Overthrown Cities (of Sodom and Gomorrah)

Süleyman AteşAltı üstüne getirilen kentleri (Lut kavminin oturduğu bölgeleri) devirip yıktı

53:54
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
فَغَشَّىٰهَا
sardırttı onlara
مَا
sardırdığını
غَشَّىٰ
covered

Yusuf AliSo that (ruins unknown) have covered them up

Süleyman AteşOnların üstüne neler çöktü, neler

53:55
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
فَبِأَىِّ
o halde hangi?
ءَالَآءِ
ni'metinden
رَبِّكَ
Rabbinin
تَتَمَارَىٰ
kuşku duyuyorsun

Yusuf AliThen which of the gifts of thy Lord, (O man,) wilt thou dispute about

Süleyman AteşO halde Rabbinin hangi ni'metinden kuşku duyuyorsun

53:56 📚 1
هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ
هَـٰذَا
bu
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıdır
مِّنَ
uyarıcılardan
ٱلنُّذُرِ
the warners
ٱلْأُولَىٰٓ
ilk

Yusuf AliThis is a Warner, of the (series of) Warners of old

Süleyman AteşBu (Kur'an veya peygamber) de ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

53:57
أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ
أَزِفَتِ
yaklaştı
ٱلْـَٔازِفَةُ
yaklaşıcı

Yusuf AliThe (Judgment) ever approaching draws nigh

Süleyman AteşO yaklaşıcı, yaklaştı

53:58 📚 2
لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
لَيْسَ
yoktur
لَهَا
onu
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
كَاشِفَةٌ
açacak kimse

Yusuf AliNo (soul) but God can lay it bare

Süleyman AteşOnu Allah'tan başka açacak (geldiği zaman kaldıracak, vaktini erteleyecek veya onun ne zaman geleceğini belirleyecek) kimse yoktur

53:59 📚 4
أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ
أَفَمِنْ
bu-den mi?
هَـٰذَا
bu
ٱلْحَدِيثِ
statement
تَعْجَبُونَ
şaşıyorsunuz

Yusuf AliDo ye then wonder at this recital

Süleyman AteşŞimdi siz bu söze mi hayret ediyorsunuz

53:60 📚 4
وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ
وَتَضْحَكُونَ
ve gülüyorsunuz
وَلَا
ve
تَبْكُونَ
ağlamıyorsunuz

Yusuf AliAnd will ye laugh and not weep

Süleyman AteşVe gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz

53:61
وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ
وَأَنتُمْ
ve siz
سَـٰمِدُونَ
baş kaldırıyorsunuz

Yusuf AliWasting your time in vanities

Süleyman AteşVe siz baş kaldırıyorsunuz

53:62 📚 1
فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩
فَٱسْجُدُوا۟
haydi secde edin
لِلَّهِ
Allah'a
وَٱعْبُدُوا۟ ۩
ve kulluk edin

Yusuf AliBut fall ye down in prostration to God, and adore (Him)

Süleyman AteşHaydi Allah'a secde edin ve kulluk edin

← Önceki Sonraki →

53. An-Najm Suresi | Anlam Arayışı