53. An-Najm سُورَةُ النَّجۡمِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ
وَٱلنَّجْمِ
yıldıza andolsun
Ali Bulaç Battığı zaman yıldıza andolsun
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ
Ali Bulaç Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ
Ali Bulaç O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz
إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ
يُوحَىٰ
kendisine vahyedilen
Ali Bulaç O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ
Ali Bulaç Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir
ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ
Ali Bulaç (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu
وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
Ali Bulaç O, en yüksek bir ufuktaydı
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
Ali Bulaç Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi
فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ
Ali Bulaç Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı
فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ
فَأَوْحَىٰٓ
sonra vahyetti
Ali Bulaç Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti
53:11 ▶ ⧉ ☆
مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
Ali Bulaç Onun gördüğünü gönül yalanlamadı
53:12 ▶ ⧉ ☆
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ
kuşku mu duyuyorsunuz?
Ali Bulaç Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız
53:13 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ
Ali Bulaç Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü
عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ
Ali Bulaç Sidretü'l-Münteha'nın yanında
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ
عِندَهَا
(ki) onun yanındadır
ٱلْمَأْوَىٰٓ
Me'vâ (oturulacak)
Ali Bulaç Ki Cennetü'l -Me'va onun yanındadır
إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ
Ali Bulaç Sidreyi örten örtmekte iken
مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
Ali Bulaç Göz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) aşmadı
53:18 ▶ ⧉ ☆
لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ
Ali Bulaç Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı gördü
53:19 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ
أَفَرَءَيْتُمُ
gördünüz mü?
Ali Bulaç Gördünüz mü-haber verin; Lat ve Uzza'yı
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ
Ali Bulaç Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ
Ali Bulaç Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu
53:22 ▶ ⧉ ☆
تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ
Ali Bulaç Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma
إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ
سَمَّيْتُمُوهَآ
isimlendirdiğiniz
وَءَابَآؤُكُم
ve babalarınızın
أَنزَلَ
has Allah sent down
يَتَّبِعُونَ
onlar uyuyorlar
جَآءَهُم
kendilerine gelmiştir
Ali Bulaç Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir
53:24 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
لِلْإِنسَـٰنِ
insan için midir?
Ali Bulaç Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var
فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ
ٱلْـَٔاخِرَةُ
son (ahiret)
وَٱلْأُولَىٰ
ve ilk (dünya)
Ali Bulaç İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır
53:26 ▶ ⧉ ☆
۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
شَفَـٰعَتُهُمْ
onların şefa'ati
يَأْذَنَ
Allah has given permission
وَيَرْضَىٰٓ
ve razı olduğu
Ali Bulaç Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka
53:27 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ
لَيُسَمُّونَ
adlandırıyorlar
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
meleklere
Ali Bulaç Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔ ا
يَتَّبِعُونَ
onlar uyuyorlar
Ali Bulaç Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz
فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا
فَأَعْرِضْ
o halde yüz çevir
Ali Bulaç Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir
ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ
مَبْلَغُهُم
onların erişebilecekleri
Ali Bulaç İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; Kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur
وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى
لِيَجْزِىَ
cezalandırsın diye
أَسَـٰٓـُٔوا۟
kötülük eden(leri)
وَيَجْزِىَ
ve mükafatlandırsın diye
أَحْسَنُوا۟
güzel davranan(ları)
Ali Bulaç Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir
ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
وَٱلْفَوَٰحِشَ
ve çirkin işlerden
أَنشَأَكُم
sizi inşa ettiği
أَجِنَّةٌۭ
cenin halinde iken
أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ
annelerinizin
تُزَكُّوٓا۟
övüp yüceltmeyin
Ali Bulaç Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir
53:33 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ
Ali Bulaç Şimdi, o yüz çevireni gördün mü
53:34 ▶ ⧉ ☆
وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ
وَأَكْدَىٰٓ
ve gerisini elinde tutanı
Ali Bulaç Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu
أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
أَعِندَهُۥ
kendi yanında mı?
Ali Bulaç Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor
أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ
Ali Bulaç Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi
53:37 ▶ ⧉ ☆
وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ
وَإِبْرَٰهِيمَ
ve İbrahim'in
Ali Bulaç Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ
وَازِرَةٌۭ
hiçbir günahkar
Ali Bulaç Doğrusu, hiçbir günahkar , bir başkasının günah yükünü yüklenmez
53:39 ▶ ⧉ ☆
وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
Ali Bulaç Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur
وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ
Ali Bulaç Şüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir
53:41 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ
يُجْزَىٰهُ
ona verilecektir
Ali Bulaç Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ
Ali Bulaç Elbette son varış Rabbine olacaktır
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ
Ali Bulaç Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا
Ali Bulaç Doğrusu, öldüren ve dirilten O'dur
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ
Ali Bulaç Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur
مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ
Ali Bulaç Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman
وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ
Ali Bulaç Gerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden neş'et) de O'na aittir
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ
Ali Bulaç Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ
Ali Bulaç Doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi O'dur
وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ
Ali Bulaç Doğrusu, önce gelen Ad (halkın )ı O yıkıma uğrattı
53:51 ▶ ⧉ ☆
وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ
Ali Bulaç Semud'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı
53:52 ▶ ⧉ ☆
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ
وَقَوْمَ
ve kavmini (helak etmişti)
Ali Bulaç Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar
53:53 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ
altı üstüne getirilen kentleri
Ali Bulaç Altı üstüne gelen (Lut kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi
53:54 ▶ ⧉ ☆
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
فَغَشَّىٰهَا
sardırttı onlara
Ali Bulaç Böylece ona (o toplumun başına) sardırdığını sardırdı
53:55 ▶ ⧉ ☆
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
تَتَمَارَىٰ
kuşku duyuyorsun
Ali Bulaç Öyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden şüphe ediyorsun
هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ
Ali Bulaç Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır
53:57 ▶ ⧉ ☆
أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ
Ali Bulaç O yaklaşmakta olan yaklaştı
لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
Ali Bulaç Onu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiçbir güç yoktur)
أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ
Ali Bulaç Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz
وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ
وَتَضْحَكُونَ
ve gülüyorsunuz
Ali Bulaç (Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz
53:61 ▶ ⧉ ☆
وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ
سَـٰمِدُونَ
baş kaldırıyorsunuz
Ali Bulaç Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz
فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩
فَٱسْجُدُوا۟
haydi secde edin
وَٱعْبُدُوا۟ ۩
ve kulluk edin
Ali Bulaç Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin
← Önceki Sonraki →