☪ Anlam Arayışı

53. An-Najm سُورَةُ النَّجۡمِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
53:1 📚 12
وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ
وَٱلنَّجْمِ
yıldıza andolsun
إِذَا
zaman
هَوَىٰ
aşağı kaydığı

Elmalılı Hamdi Yazırİnmekte olan yıldıza andolsun ki

Yusuf AliBy the Star when it goes down

53:2 📚 2
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ
مَا
sapmadı
ضَلَّ
has strayed
صَاحِبُكُمْ
arkadaşınız
وَمَا
ve
غَوَىٰ
azmadı

Elmalılı Hamdi YazırArkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı

Yusuf AliYour Companion is neither astray nor being misled

53:3 📚 13
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ
وَمَا
ve
يَنطِقُ
O konuşmaz
عَنِ
hevadan
ٱلْهَوَىٰٓ
the desire

Elmalılı Hamdi YazırO, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz

Yusuf AliNor does he say (aught) of (his own) Desire

53:4 📚 10
إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ
إِنْ
değildir
هُوَ
O
إِلَّا
başka bir şey
وَحْىٌۭ
vahiy(den)
يُوحَىٰ
kendisine vahyedilen

Elmalılı Hamdi YazırO(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir

Yusuf AliIt is no less than inspiration sent down to him

53:5 📚 2
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ
عَلَّمَهُۥ
onu öğretti
شَدِيدُ
mühtiş olan
ٱلْقُوَىٰ
kuvvetleri

Elmalılı Hamdi YazırOnu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti

Yusuf AliHe was taught by one Mighty in Power

53:6 📚 1
ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ
ذُو
sahibi
مِرَّةٍۢ
üstün akıl
فَٱسْتَوَىٰ
ve doğruldu

Elmalılı Hamdi Yazır(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu

Yusuf AliEndued with Wisdom: for he appeared (in stately form)

53:7 📚 1
وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
وَهُوَ
o iken
بِٱلْأُفُقِ
ufukta
ٱلْأَعْلَىٰ
yüksek

Elmalılı Hamdi YazırO, en yüksek ufukta idi

Yusuf AliWhile he was in the highest part of the horizon

53:8 📚 5
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
ثُمَّ
sonra
دَنَا
yaklaştı
فَتَدَلَّىٰ
ve sarktı

Elmalılı Hamdi YazırSonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı

Yusuf AliThen he approached and came closer

53:9 📚 6
فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ
فَكَانَ
kaldı
قَابَ
uzunluğu kadar
قَوْسَيْنِ
iki yay
أَوْ
yahut
أَدْنَىٰ
daha yakın

Elmalılı Hamdi YazırOnunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı

Yusuf AliAnd was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer

53:10 📚 4
فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ
فَأَوْحَىٰٓ
sonra vahyetti
إِلَىٰ
kuluna
عَبْدِهِۦ
His slave
مَآ
vahyettiğini
أَوْحَىٰ
he revealed

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi

Yusuf AliSo did (God) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey

53:11
مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
مَا
yanılmadı
كَذَبَ
lied
ٱلْفُؤَادُ
gönül
مَا
gördüğünde
رَأَىٰٓ
it saw

Elmalılı Hamdi YazırOnun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı

Yusuf AliThe (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw

53:12
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ
kuşku mu duyuyorsunuz?
عَلَىٰ
hakkında
مَا
şey
يَرَىٰ
onun gördüğü

Elmalılı Hamdi YazırOnun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız

Yusuf AliWill ye then dispute with him concerning what he saw

53:13
وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ
وَلَقَدْ
ve andolsun
رَءَاهُ
onu görmüştü
نَزْلَةً
inişinde
أُخْرَىٰ
başka bir

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun onu bir kez daha görmüştü

Yusuf AliFor indeed he saw him at a second descent

53:14 📚 5
عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ
عِندَ
yanında
سِدْرَةِ
Sidretü'l
ٱلْمُنتَهَىٰ
Müntehâ'nın

Elmalılı Hamdi YazırSidretü'lMüntehâ'nın yanında

Yusuf AliNear the Lote-tree beyond which none may pass

53:15 📚 2
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ
عِندَهَا
(ki) onun yanındadır
جَنَّةُ
Cennet'ül (bahçe)
ٱلْمَأْوَىٰٓ
Me'vâ (oturulacak)

Elmalılı Hamdi YazırKi Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır

Yusuf AliNear it is the Garden of Abode

53:16 📚 5
إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ
إِذْ
hani
يَغْشَى
kaplıyordu
ٱلسِّدْرَةَ
Sidre'yi
مَا
kaplayan
يَغْشَىٰ
covers

Elmalılı Hamdi YazırSidre'yi kaplayan kaplıyordu

Yusuf AliBehold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable)

53:17 📚 10
مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
مَا
şaşmadı
زَاغَ
swerved
ٱلْبَصَرُ
göz(ü)
وَمَا
ve
طَغَىٰ
azmadı

Elmalılı Hamdi Yazır(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı

Yusuf Ali(His) sight never swerved, nor did it go wrong

53:18
لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ
لَقَدْ
andolsun
رَأَىٰ
gördü
مِنْ
bazılarını
ءَايَـٰتِ
ayetlerinden
رَبِّهِ
Rabbinin
ٱلْكُبْرَىٰٓ
büyük

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü

Yusuf AliFor truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest

53:19
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ
أَفَرَءَيْتُمُ
gördünüz mü?
ٱللَّـٰتَ
Lat
وَٱلْعُزَّىٰ
ve 'Uzza'yı

Elmalılı Hamdi YazırSiz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza'yı

Yusuf AliHave ye seen Lat. and 'Uzza

53:20 📚 3
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ
وَمَنَوٰةَ
ve Menat'ı?
ٱلثَّالِثَةَ
üçüncüsünü
ٱلْأُخْرَىٰٓ
öteki

Elmalılı Hamdi YazırVe üçüncü olarak da öteki (put) Menat'ı

Yusuf AliAnd another, the third (goddess), Manat

53:21 📚 1
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ
أَلَكُمُ
size midir?
ٱلذَّكَرُ
erkek
وَلَهُ
ve O'na
ٱلْأُنثَىٰ
kadın

Elmalılı Hamdi YazırSize erkek O'na dişi öyle mi

Yusuf AliWhat! for you the male sex, and for Him, the female

53:22
تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ
تِلْكَ
bu
إِذًۭا
o halde
قِسْمَةٌۭ
bir taksimdir
ضِيزَىٰٓ
insafsızca

Elmalılı Hamdi YazırÖyle ise bu çok insafsızca bir taksim

Yusuf AliBehold, such would be indeed a division most unfair

53:23 📚 1
إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ
إِنْ
değildir
هِىَ
onlar
إِلَّآ
başka bir şey
أَسْمَآءٌۭ
isimler(den)
سَمَّيْتُمُوهَآ
isimlendirdiğiniz
أَنتُمْ
sizin
وَءَابَآؤُكُم
ve babalarınızın
مَّآ
indirmemiştir
أَنزَلَ
has Allah sent down
ٱللَّهُ
Allah
بِهَا
onlara
مِن
hiçbir
سُلْطَـٰنٍ ۚ
güç
إِن
hayır
يَتَّبِعُونَ
onlar uyuyorlar
إِلَّا
ancak
ٱلظَّنَّ
zanna
وَمَا
ve
تَهْوَى
hevesine
ٱلْأَنفُسُ ۖ
nefislerin
وَلَقَدْ
oysa
جَآءَهُم
kendilerine gelmiştir
مِّن
tarafından
رَّبِّهِمُ
Rableri
ٱلْهُدَىٰٓ
yol gösterici

Elmalılı Hamdi YazırOnlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir

Yusuf AliThese are nothing but names which ye have devised,- ye and your fathers,- for which God has sent down no authority (whatever). They follow nothing but conjecture and what their own souls desire!- Even though there has already come to them Guid ance from their Lord

53:24
أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
أَمْ
yoksa
لِلْإِنسَـٰنِ
insan için midir?
مَا
her
تَمَنَّىٰ
arzu ettiği

Elmalılı Hamdi YazırYoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir

Yusuf AliNay, shall man have (just) anything he hankers after

53:25 📚 3
فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ
فَلِلَّهِ
Allah'ındır
ٱلْـَٔاخِرَةُ
son (ahiret)
وَٱلْأُولَىٰ
ve ilk (dünya)

Elmalılı Hamdi YazırSon da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır

Yusuf AliBut it is to God that the End and the Beginning (of all things) belong

53:26
۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ
۞ وَكَم
nicesi var ki
مِّن
melek(ler)den
مَّلَكٍۢ
(the) Angels
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
لَا
işe yaramaz
تُغْنِى
will avail
شَفَـٰعَتُهُمْ
onların şefa'ati
شَيْـًٔا
hiçbir
إِلَّا
dışında
مِنۢ
sonrası
بَعْدِ
after
أَن
izin vermesinden
يَأْذَنَ
Allah has given permission
ٱللَّهُ
Allah'ın
لِمَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَرْضَىٰٓ
ve razı olduğu

Elmalılı Hamdi YazırGöklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz

Yusuf AliHow many-so-ever be the angels in the heavens, their intercession will avail nothing except after God has given leave for whom He pleases and that he is acceptable to Him

53:27
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayan(lar)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
لَيُسَمُّونَ
adlandırıyorlar
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
meleklere
تَسْمِيَةَ
adlarını
ٱلْأُنثَىٰ
dişilerin

Elmalılı Hamdi YazırAhirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar

Yusuf AliThose who believe not in the Hereafter, name the angels with female names

53:28 📚 2
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔ ا
وَمَا
ve yoktur
لَهُم
onların
بِهِۦ
bu hususta
مِنْ
hiçbir
عِلْمٍ ۖ
bilgileri
إِن
hayır
يَتَّبِعُونَ
onlar uyuyorlar
إِلَّا
sadece
ٱلظَّنَّ ۖ
zanna
وَإِنَّ
ve elbette
ٱلظَّنَّ
zan
لَا
kazandırmaz
يُغْنِى
avail
مِنَ
yana
ٱلْحَقِّ
hak(tan)
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey

Elmalılı Hamdi YazırOnların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez

Yusuf AliBut they have no knowledge therein. They follow nothing but conjecture; and conjecture avails nothing against Truth

53:29 📚 9
فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا
فَأَعْرِضْ
o halde yüz çevir
عَن
kimseden
مَّن
(him) who
تَوَلَّىٰ
yüz çeviren
عَن
bizi anmaktan
ذِكْرِنَا
Our Reminder
وَلَمْ
ve
يُرِدْ
istemeyen
إِلَّا
başka bir şey
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatından
ٱلدُّنْيَا
dünya

Elmalılı Hamdi YazırOnun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir

Yusuf AliTherefore shun those who turn away from Our Message and desire nothing but the life of this world

53:30 📚 1
ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ
ذَٰلِكَ
işte budur
مَبْلَغُهُم
onların erişebilecekleri
مِّنَ
bilgiden
ٱلْعِلْمِ ۚ
knowledge
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
هُوَ
O
أَعْلَمُ
iyi bilir
بِمَن
kimseyi
ضَلَّ
sapan
عَن
yolundan
سَبِيلِهِۦ
His Path
وَهُوَ
ve O
أَعْلَمُ
iyi bilir
بِمَنِ
kimseyi
ٱهْتَدَىٰ
yola gelen

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir

Yusuf AliThat is as far as knowledge will reach them. Verily thy Lord knoweth best those who stray from His Path, and He knoweth best those who receive guidance

53:31 📚 3
وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مَا
herşey
فِى
bulunan
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerde
وَمَا
ve ne varsa
فِى
bulunan
ٱلْأَرْضِ
yerde
لِيَجْزِىَ
cezalandırsın diye
ٱلَّذِينَ
kimseleri
أَسَـٰٓـُٔوا۟
kötülük eden(leri)
بِمَا
yaptıklarıyle
عَمِلُوا۟
they have done
وَيَجْزِىَ
ve mükafatlandırsın diye
ٱلَّذِينَ
kimseleri
أَحْسَنُوا۟
güzel davranan(ları)
بِٱلْحُسْنَى
güzellikle

Elmalılı Hamdi YazırGöklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır

Yusuf AliYea, to God belongs all that is in the heavens and on earth: so that He rewards those who do evil, according to their deeds, and He rewards those who do good, with what is best

53:32 📚 9
ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
ٱلَّذِينَ
ki onlar
يَجْتَنِبُونَ
kaçınırlar
كَبَـٰٓئِرَ
büyüklerinden
ٱلْإِثْمِ
günahın
وَٱلْفَوَٰحِشَ
ve çirkin işlerden
إِلَّا
dışında
ٱللَّمَمَ ۚ
küçük hatalar
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbinin
وَٰسِعُ
geniştir
ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ
affı
هُوَ
O
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِكُمْ
sizi
إِذْ
zaman
أَنشَأَكُم
sizi inşa ettiği
مِّنَ
topraktan
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَإِذْ
ve zaman
أَنتُمْ
siz
أَجِنَّةٌۭ
cenin halinde iken
فِى
karınlarında
بُطُونِ
(the) wombs
أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ
annelerinizin
فَلَا
artık
تُزَكُّوٓا۟
övüp yüceltmeyin
أَنفُسَكُمْ ۖ
kendinizi
هُوَ
O
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَنِ
kimseyi
ٱتَّقَىٰٓ
korunan

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir

Yusuf AliThose who avoid great sins and shameful deeds, only (falling into) small faults,- verily thy Lord is ample in forgiveness. He knows you well when He brings you out of the earth, And when ye are hidden in your mothers' wombs. Therefore justify not yourselves: He knows best who it is that guards against evil

53:33
أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ
أَفَرَءَيْتَ
gördün mü?
ٱلَّذِى
kimseyi
تَوَلَّىٰ
arkasını dönen

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi gördün mü O yüz çevireni

Yusuf AliSeest thou one who turns back

53:34
وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ
وَأَعْطَىٰ
ve vereni
قَلِيلًۭا
azıcık
وَأَكْدَىٰٓ
ve gerisini elinde tutanı

Elmalılı Hamdi YazırAzıcık verip (sonra vermemekte) direneni

Yusuf AliGives a little, then hardens (his heart)

53:35 📚 2
أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
أَعِندَهُۥ
kendi yanında mı?
عِلْمُ
bilgisi
ٱلْغَيْبِ
gayb'ın
فَهُوَ
ve o (mu?)
يَرَىٰٓ
görüyor

Elmalılı Hamdi YazırGaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor

Yusuf AliWhat! Has he knowledge of the Unseen so that he can see

53:36 📚 4
أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ
أَمْ
yoksa
لَمْ
haber verilmedi mi?
يُنَبَّأْ
he was informed
بِمَا
bulunan
فِى
sahifelerinde
صُحُفِ
(the) Scriptures
مُوسَىٰ
Musa'nın

Elmalılı Hamdi YazırYoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar

Yusuf AliNay, is he not acquainted with what is in the Books of Moses

53:37
وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ
وَإِبْرَٰهِيمَ
ve İbrahim'in
ٱلَّذِى
ki
وَفَّىٰٓ
çok vefalıdır

Elmalılı Hamdi YazırVe çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler

Yusuf AliAnd of Abraham who fulfilled his engagements

53:38 📚 3
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ
أَلَّا
yüklenmez
تَزِرُ
will bear
وَازِرَةٌۭ
hiçbir günahkar
وِزْرَ
(günah) yükünü
أُخْرَىٰ
başkasının

Elmalılı Hamdi YazırKi hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez

Yusuf AliNamely, that no bearer of burdens can bear the burden of another

53:39
وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
وَأَن
ve
لَّيْسَ
yoktur
لِلْإِنسَـٰنِ
insana
إِلَّا
başka bir şey
مَا
çalışmasından
سَعَىٰ
he strives (for)

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur

Yusuf AliThat man can have nothing but what he strives for

53:40 📚 3
وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ
وَأَنَّ
ve muhakkak
سَعْيَهُۥ
onun çalışması
سَوْفَ
yakında
يُرَىٰ
görülecektir

Elmalılı Hamdi YazırVe çalışması da yakında görülecektir

Yusuf AliThat (the fruit of) his striving will soon come in sight

53:41
ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ
ثُمَّ
sonra
يُجْزَىٰهُ
ona verilecektir
ٱلْجَزَآءَ
karşılığı
ٱلْأَوْفَىٰ
tastamam

Elmalılı Hamdi YazırSonra ona karşılığı tastamam verilecektir

Yusuf AliThen will he be rewarded with a reward complete

53:42 📚 3
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ
وَأَنَّ
ve sonunda
إِلَىٰ
senin Rabbine
رَبِّكَ
your Lord
ٱلْمُنتَهَىٰ
varılacaktır

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz en son varış, Rabbinedir

Yusuf AliThat to thy Lord is the final Goal

53:43 📚 3
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
أَضْحَكَ
güldüren
وَأَبْكَىٰ
ve ağlatan

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu güldüren de ağlatan da O'dur

Yusuf AliThat it is He Who granteth Laughter and Tears

53:44 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
أَمَاتَ
öldüren
وَأَحْيَا
ve yaşatan

Elmalılı Hamdi YazırÖldüren de dirilten de O'dur

Yusuf AliThat it is He Who granteth Death and Life

53:45 📚 1
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
خَلَقَ
yarattı
ٱلزَّوْجَيْنِ
iki çifti
ٱلذَّكَرَ
erkeği
وَٱلْأُنثَىٰ
ve dişiyi

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur

Yusuf AliThat He did create in pairs,- male and female

53:46 📚 1
مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ
مِن
nutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍ
a semen-drop
إِذَا
zaman
تُمْنَىٰ
atıldığı

Elmalılı Hamdi YazırAtıldığı zaman bir nutfeden

Yusuf AliFrom a seed when lodged (in its place)

53:47 📚 1
وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ
وَأَنَّ
ve şüphesiz
عَلَيْهِ
O'nun işidir
ٱلنَّشْأَةَ
yaratmak
ٱلْأُخْرَىٰ
tekrar

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir

Yusuf AliThat He hath promised a Second Creation (Raising of the Dead)

53:48 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
أَغْنَىٰ
zengin eden
وَأَقْنَىٰ
ve bol veren

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur

Yusuf AliThat it is He Who giveth wealth and satisfaction

53:49 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz O
هُوَ
O'dur
رَبُّ
Rabbi
ٱلشِّعْرَىٰ
Şi'ra'nın

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi O'dur

Yusuf AliThat He is the Lord of Sirius (the Mighty Star)

53:50 📚 1
وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ
وَأَنَّهُۥٓ
ve şüphesiz O
أَهْلَكَ
helak etti
عَادًا
Ad'ı
ٱلْأُولَىٰ
önce gelen

Elmalılı Hamdi YazırO, helak etti önce gelen Âd'ı

Yusuf AliAnd that it is He Who destroyed the (powerful) ancient 'Ad (people)

53:51
وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ
وَثَمُودَا۟
ve Semud'u
فَمَآ
geriye bırakmadı
أَبْقَىٰ
He spared

Elmalılı Hamdi YazırVe Semûd'u da bırakmadı

Yusuf AliAnd the Thamud nor gave them a lease of perpetual life

53:52
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ
وَقَوْمَ
ve kavmini (helak etmişti)
نُوحٍۢ
Nuh
مِّن
önceden
قَبْلُ ۖ
before
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَانُوا۟
idiler
هُمْ
onlar
أَظْلَمَ
daha zalim
وَأَطْغَىٰ
ve azgın

Elmalılı Hamdi YazırÖnceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı

Yusuf AliAnd before them, the people of Noah, for that they were (all) most unjust and most insolent transgressors

53:53
وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ
altı üstüne getirilen kentleri
أَهْوَىٰ
devirip yıktı

Elmalılı Hamdi YazırAltı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı

Yusuf AliAnd He destroyed the Overthrown Cities (of Sodom and Gomorrah)

53:54
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
فَغَشَّىٰهَا
sardırttı onlara
مَا
sardırdığını
غَشَّىٰ
covered

Elmalılı Hamdi YazırOnları neler kapladı neler

Yusuf AliSo that (ruins unknown) have covered them up

53:55
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
فَبِأَىِّ
o halde hangi?
ءَالَآءِ
ni'metinden
رَبِّكَ
Rabbinin
تَتَمَارَىٰ
kuşku duyuyorsun

Elmalılı Hamdi YazırO halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun

Yusuf AliThen which of the gifts of thy Lord, (O man,) wilt thou dispute about

53:56 📚 1
هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ
هَـٰذَا
bu
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıdır
مِّنَ
uyarıcılardan
ٱلنُّذُرِ
the warners
ٱلْأُولَىٰٓ
ilk

Elmalılı Hamdi YazırBu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır

Yusuf AliThis is a Warner, of the (series of) Warners of old

53:57
أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ
أَزِفَتِ
yaklaştı
ٱلْـَٔازِفَةُ
yaklaşıcı

Elmalılı Hamdi YazırYaklaşan yaklaştı

Yusuf AliThe (Judgment) ever approaching draws nigh

53:58 📚 2
لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
لَيْسَ
yoktur
لَهَا
onu
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
كَاشِفَةٌ
açacak kimse

Elmalılı Hamdi YazırOnu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur

Yusuf AliNo (soul) but God can lay it bare

53:59 📚 4
أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ
أَفَمِنْ
bu-den mi?
هَـٰذَا
bu
ٱلْحَدِيثِ
statement
تَعْجَبُونَ
şaşıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz

Yusuf AliDo ye then wonder at this recital

53:60 📚 4
وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ
وَتَضْحَكُونَ
ve gülüyorsunuz
وَلَا
ve
تَبْكُونَ
ağlamıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırGülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz

Yusuf AliAnd will ye laugh and not weep

53:61
وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ
وَأَنتُمْ
ve siz
سَـٰمِدُونَ
baş kaldırıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırVe siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller

Yusuf AliWasting your time in vanities

53:62 📚 1
فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩
فَٱسْجُدُوا۟
haydi secde edin
لِلَّهِ
Allah'a
وَٱعْبُدُوا۟ ۩
ve kulluk edin

Elmalılı Hamdi YazırHaydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin

Yusuf AliBut fall ye down in prostration to God, and adore (Him)

← Önceki Sonraki →

53. An-Najm Suresi | Anlam Arayışı