☪ Anlam Arayışı

53. An-Najm سُورَةُ النَّجۡمِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
53:1 📚 12
وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ

Elmalılı Hamdi Yazırİnmekte olan yıldıza andolsun ki

Yusuf AliBy the Star when it goes down

Ali BulaçBattığı zaman yıldıza andolsun

53:2 📚 2
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırArkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı

Yusuf AliYour Companion is neither astray nor being misled

Ali BulaçSahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı

53:3 📚 13
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırO, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz

Yusuf AliNor does he say (aught) of (his own) Desire

Ali BulaçO, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz

53:4 📚 10
إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırO(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir

Yusuf AliIt is no less than inspiration sent down to him

Ali BulaçO (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir

53:5 📚 2
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırOnu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti

Yusuf AliHe was taught by one Mighty in Power

Ali BulaçOna (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir

53:6 📚 1
ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ

Elmalılı Hamdi Yazır(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu

Yusuf AliEndued with Wisdom: for he appeared (in stately form)

Ali Bulaç(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu

53:7 📚 1
وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırO, en yüksek ufukta idi

Yusuf AliWhile he was in the highest part of the horizon

Ali BulaçO, en yüksek bir ufuktaydı

53:8 📚 5
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Elmalılı Hamdi YazırSonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı

Yusuf AliThen he approached and came closer

Ali BulaçSonra yaklaştı, derken sarkıverdi

53:9 📚 6
فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırOnunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı

Yusuf AliAnd was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer

Ali BulaçNitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı

53:10 📚 4
فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi

Yusuf AliSo did (God) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey

Ali BulaçBöylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti

53:11
مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırOnun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı

Yusuf AliThe (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw

Ali BulaçOnun gördüğünü gönül yalanlamadı

53:12
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırOnun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız

Yusuf AliWill ye then dispute with him concerning what he saw

Ali BulaçYine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız

53:13
وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun onu bir kez daha görmüştü

Yusuf AliFor indeed he saw him at a second descent

Ali BulaçAndolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü

53:14 📚 5
عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırSidretü'lMüntehâ'nın yanında

Yusuf AliNear the Lote-tree beyond which none may pass

Ali BulaçSidretü'l-Münteha'nın yanında

53:15 📚 2
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırKi Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır

Yusuf AliNear it is the Garden of Abode

Ali BulaçKi Cennetü'l-Me'va onun yanındadır

53:16 📚 5
إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırSidre'yi kaplayan kaplıyordu

Yusuf AliBehold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable)

Ali BulaçSidreyi örten örtmekte iken

53:17 📚 10
مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

Elmalılı Hamdi Yazır(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı

Yusuf Ali(His) sight never swerved, nor did it go wrong

Ali BulaçGöz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) aşmadı

53:18
لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü

Yusuf AliFor truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest

Ali BulaçAndolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı gördü

53:19
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ

Elmalılı Hamdi YazırSiz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza'yı

Yusuf AliHave ye seen Lat. and 'Uzza

Ali BulaçGördünüz mü-haber verin; Lat ve Uzza'yı

53:20 📚 3
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırVe üçüncü olarak da öteki (put) Menat'ı

Yusuf AliAnd another, the third (goddess), Manat

Ali BulaçVe üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)

53:21 📚 1
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırSize erkek O'na dişi öyle mi

Yusuf AliWhat! for you the male sex, and for Him, the female

Ali BulaçErkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu

53:22
تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırÖyle ise bu çok insafsızca bir taksim

Yusuf AliBehold, such would be indeed a division most unfair

Ali BulaçEğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma

53:23 📚 1
إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir

Yusuf AliThese are nothing but names which ye have devised,- ye and your fathers,- for which God has sent down no authority (whatever). They follow nothing but conjecture and what their own souls desire!- Even though there has already come to them Guid ance from their Lord

Ali BulaçBu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir

53:24
أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Elmalılı Hamdi YazırYoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir

Yusuf AliNay, shall man have (just) anything he hankers after

Ali BulaçYoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var

53:25 📚 3
فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırSon da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır

Yusuf AliBut it is to God that the End and the Beginning (of all things) belong

Ali Bulaçİşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır

53:26
۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırGöklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz

Yusuf AliHow many-so-ever be the angels in the heavens, their intercession will avail nothing except after God has given leave for whom He pleases and that he is acceptable to Him

Ali BulaçGöklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka

53:27
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırAhirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar

Yusuf AliThose who believe not in the Hereafter, name the angels with female names

Ali BulaçGerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar

53:28 📚 2
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔ ا

Elmalılı Hamdi YazırOnların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez

Yusuf AliBut they have no knowledge therein. They follow nothing but conjecture; and conjecture avails nothing against Truth

Ali BulaçOysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz

53:29 📚 9
فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

Elmalılı Hamdi YazırOnun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir

Yusuf AliTherefore shun those who turn away from Our Message and desire nothing but the life of this world

Ali BulaçŞu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir

53:30 📚 1
ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir

Yusuf AliThat is as far as knowledge will reach them. Verily thy Lord knoweth best those who stray from His Path, and He knoweth best those who receive guidance

Ali Bulaçİşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; Kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur

53:31 📚 3
وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى

Elmalılı Hamdi YazırGöklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır

Yusuf AliYea, to God belongs all that is in the heavens and on earth: so that He rewards those who do evil, according to their deeds, and He rewards those who do good, with what is best

Ali BulaçGöklerde ve yerde olanlar Allah'ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir

53:32 📚 9
ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir

Yusuf AliThose who avoid great sins and shameful deeds, only (falling into) small faults,- verily thy Lord is ample in forgiveness. He knows you well when He brings you out of the earth, And when ye are hidden in your mothers' wombs. Therefore justify not yourselves: He knows best who it is that guards against evil

Ali BulaçKi onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir

53:33
أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi gördün mü O yüz çevireni

Yusuf AliSeest thou one who turns back

Ali BulaçŞimdi, o yüz çevireni gördün mü

53:34
وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırAzıcık verip (sonra vermemekte) direneni

Yusuf AliGives a little, then hardens (his heart)

Ali BulaçAzıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu

53:35 📚 2
أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırGaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor

Yusuf AliWhat! Has he knowledge of the Unseen so that he can see

Ali BulaçGaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor

53:36 📚 4
أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırYoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar

Yusuf AliNay, is he not acquainted with what is in the Books of Moses

Ali BulaçYoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi

53:37
وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırVe çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler

Yusuf AliAnd of Abraham who fulfilled his engagements

Ali BulaçVe vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan

53:38 📚 3
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırKi hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez

Yusuf AliNamely, that no bearer of burdens can bear the burden of another

Ali BulaçDoğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez

53:39
وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur

Yusuf AliThat man can have nothing but what he strives for

Ali BulaçŞüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur

53:40 📚 3
وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırVe çalışması da yakında görülecektir

Yusuf AliThat (the fruit of) his striving will soon come in sight

Ali BulaçŞüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir

53:41
ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırSonra ona karşılığı tastamam verilecektir

Yusuf AliThen will he be rewarded with a reward complete

Ali BulaçSonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir

53:42 📚 3
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz en son varış, Rabbinedir

Yusuf AliThat to thy Lord is the final Goal

Ali BulaçElbette son varış Rabbine olacaktır

53:43 📚 3
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu güldüren de ağlatan da O'dur

Yusuf AliThat it is He Who granteth Laughter and Tears

Ali BulaçDoğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur

53:44 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا

Elmalılı Hamdi YazırÖldüren de dirilten de O'dur

Yusuf AliThat it is He Who granteth Death and Life

Ali BulaçDoğrusu, öldüren ve dirilten O'dur

53:45 📚 1
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur

Yusuf AliThat He did create in pairs,- male and female

Ali BulaçDoğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur

53:46 📚 1
مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırAtıldığı zaman bir nutfeden

Yusuf AliFrom a seed when lodged (in its place)

Ali BulaçBir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman

53:47 📚 1
وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir

Yusuf AliThat He hath promised a Second Creation (Raising of the Dead)

Ali BulaçGerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden neş'et) de O'na aittir

53:48 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur

Yusuf AliThat it is He Who giveth wealth and satisfaction

Ali BulaçDoğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı

53:49 📚 2
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi O'dur

Yusuf AliThat He is the Lord of Sirius (the Mighty Star)

Ali BulaçDoğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi O'dur

53:50 📚 1
وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırO, helak etti önce gelen Âd'ı

Yusuf AliAnd that it is He Who destroyed the (powerful) ancient 'Ad (people)

Ali BulaçDoğrusu, önce gelen Ad (halkın)ı O yıkıma uğrattı

53:51
وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırVe Semûd'u da bırakmadı

Yusuf AliAnd the Thamud nor gave them a lease of perpetual life

Ali BulaçSemud'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı

53:52
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırÖnceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı

Yusuf AliAnd before them, the people of Noah, for that they were (all) most unjust and most insolent transgressors

Ali BulaçDaha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar

53:53
وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırAltı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı

Yusuf AliAnd He destroyed the Overthrown Cities (of Sodom and Gomorrah)

Ali BulaçAltı üstüne gelen (Lut kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi

53:54
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Elmalılı Hamdi YazırOnları neler kapladı neler

Yusuf AliSo that (ruins unknown) have covered them up

Ali BulaçBöylece ona (o toplumun başına) sardırdığını sardırdı

53:55
فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

Elmalılı Hamdi YazırO halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun

Yusuf AliThen which of the gifts of thy Lord, (O man,) wilt thou dispute about

Ali BulaçÖyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden şüphe ediyorsun

53:56 📚 1
هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ

Elmalılı Hamdi YazırBu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır

Yusuf AliThis is a Warner, of the (series of) Warners of old

Ali BulaçBu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır

53:57
أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ

Elmalılı Hamdi YazırYaklaşan yaklaştı

Yusuf AliThe (Judgment) ever approaching draws nigh

Ali BulaçO yaklaşmakta olan yaklaştı

53:58 📚 2
لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Elmalılı Hamdi YazırOnu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur

Yusuf AliNo (soul) but God can lay it bare

Ali BulaçOnu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiçbir güç yoktur)

53:59 📚 4
أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz

Yusuf AliDo ye then wonder at this recital

Ali BulaçŞimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz

53:60 📚 4
وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ

Elmalılı Hamdi YazırGülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz

Yusuf AliAnd will ye laugh and not weep

Ali Bulaç(Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz

53:61
وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller

Yusuf AliWasting your time in vanities

Ali BulaçVe şuursuzca baş kaldırıyorsunuz

53:62 📚 1
فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩

Elmalılı Hamdi YazırHaydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin

Yusuf AliBut fall ye down in prostration to God, and adore (Him)

Ali BulaçHemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin

← Önceki Sonraki →

53. An-Najm Suresi | Anlam Arayışı