67. Al-Mulk سُورَةُ المُلۡكِ
Elmalılı Hamdi YazırMutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter
Yusuf AliBlessed be He in Whose hands is Dominion; and He over all things hath Power
Süleyman AteşMülk (mutlak hükümranlık ve yönetim), elinde bulunan yüce Allah, kutludur. O'nun herşeye gücü yeter
Elmalılı Hamdi YazırO, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır
Yusuf AliHe Who created Death and Life, that He may try which of you is best in deed: and He is the Exalted in Might, Oft-Forgiving
Süleyman AteşO, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır
Elmalılı Hamdi YazırO, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun
Yusuf AliHe Who created the seven heavens one above another: No want of proportion wilt thou see in the Creation of (God) Most Gracious. So turn thy vision again: seest thou any flaw
Süleyman AteşO, yedi göğü, birbiri üzerinde tabaka, tabaka yarattı, Rahman'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözü(nü) döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun
Elmalılı Hamdi YazırSonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir
Yusuf AliAgain turn thy vision a second time: (thy) vision will come back to thee dull and discomfited, in a state worn out
Süleyman AteşSonra gözü(nü) iki kez daha döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) umudu keserek hor ve bitkin bir halde sana döner
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık
Yusuf AliAnd we have, (from of old), adorned the lowest heaven with Lamps, and We have made such (Lamps) (as) missiles to drive away the Evil Ones, and have prepared for them the Penalty of the Blazing Fire
Süleyman AteşAndolsun biz, en yakın göğü lambalarla donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve o(şeyta)nlara da çılgın ateş azabını hazırladık
Elmalılı Hamdi YazırRablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek yerdir o
Yusuf AliFor those who reject their Lord (and Cherisher) is the Penalty of Hell: and evil is (such), Destination
Süleyman AteşRablerine nankörlük edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek sonuçtur o
Elmalılı Hamdi YazırOraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler
Yusuf AliWhen they are cast therein, they will hear the (terrible) drawing in of its breath even as it blazes forth
Süleyman AteşOraya atıldıkları zaman onun öfkeli homurtusunu işitirler, kaynıyor
Elmalılı Hamdi YazırAz daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: "Size korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?" diye sorarlar
Yusuf AliAlmost bursting with fury: Every time a Group is cast therein, its Keepers will ask, "Did no Warner come to you
Süleyman AteşNeredeyse öfkeden çatlayacak. Her topluluk onun içine atıldıkça onun bekçileri, onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sordu(lar)
Elmalılı Hamdi YazırDerler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz." dedik
Yusuf AliThey will say: "Yes indeed; a Warner did come to us, but we rejected him and said, 'God never sent down any (Message): ye are nothing but an egregious delusion
Süleyman AteşDediler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve: 'Allah hiçbirşey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' dedik
Elmalılı Hamdi YazırVe derler ki: "Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık
Yusuf AliThey will further say: "Had we but listened or used our intelligence, we should not (now) be among the Companions of the Blazing Fire
Süleyman AteşVe dediler ki: "Eğer söz dinleseydik, yahut düşünseydik, şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık
Elmalılı Hamdi YazırBöylece günahlarını itiraf ederler. (Artık) o çılgın ateş halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsunlar
Yusuf AliThey will then confess their sins: but far will be (Forgiveness) from the Companions of the Blazing Fire
Süleyman AteşGünahlarını itiraf ettiler. O çılgın ateş halkına (Allah'ın acımasından) uzak olup ezilmek yaraşır
Elmalılı Hamdi YazırFakat daha görmeden Rablerinden korkanlar var ya, işte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır
Yusuf AliAs for those who fear their Lord unseen, for them is Forgiveness and a great Reward
Süleyman AteşFakat gizlide Rablerine saygılı olanlara gelince, onlar için bağış(lama) ve büyük mükafat vardır
Elmalılı Hamdi YazırSözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki, O, göğüslerin özünü bilir
Yusuf AliAnd whether ye hide your word or publish it, He certainly has (full) knowledge, of the secrets of (all) hearts
Süleyman AteşSözünüzü ister gizleyin, ister onu açığa vurun (farketmez) çünkü O, göğüslerin özünü bilir
Elmalılı Hamdi YazırHiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır
Yusuf AliShould He not know,- He that created? and He is the One that understands the finest mysteries (and) is well-acquainted (with them)
Süleyman AteşYaratan bilmez mi? O latiftir (bilgisi herşeyin içine geçen, herşeyi) haber alandır
Elmalılı Hamdi YazırO size yeri boyun eğer kıldı. Haydi onun omuzlarında (dağlarında, tepelerinde) yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır
Yusuf AliIt is He Who has made the earth manageable for you, so traverse ye through its tracts and enjoy of the Sustenance which He furnishes: but unto Him is the Resurrection
Süleyman AteşO size yeri boyun eğer yaptı. Haydi onun omuzlarında yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. (Sonunda) Dönüş O'nadır (size verdiği ni'metlere karşı şükredip etmediğinizi sizden soracak, sizi hesaba çekecektir)
Elmalılı Hamdi YazırHer şeyi kuşatmış olan Allah ın yeri sizinle birlikte göçürüvermesinden emin misiniz? O zaman yer çalkalanıyordur
Yusuf AliDo ye feel secure that He Who is in heaven will not cause you to be swallowed up by the earth when it shakes (as in an earthquake)
Süleyman AteşGökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz? O zaman yer, birden sallanmağa başlar (ve siz yerin dibine geçersiniz)
Elmalılı Hamdi YazırYoksa siz, gökte olanın üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Tehdidim nasılmış bileceksiniz
Yusuf AliOr do ye feel secure that He Who is in Heaven will not send against you a violent tornado (with showers of stones), so that ye shall know how (terrible) was My warning
Süleyman AteşYoksa siz, gökte olanın, üzerine taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz? (O zaman) tehdidimin nasıl olduğunu bileceksiniz
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama beni inkâr nasıl oldu
Yusuf AliBut indeed men before them rejected (My warning): then how (terrible) was My rejection (of them)
Süleyman AteşAndolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama benim (onların yaptıklarını) inkarım nasıl oldu
Elmalılı Hamdi YazırÜstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmân'dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir
Yusuf AliDo they not observe the birds above them, spreading their wings and folding them in? None can uphold them except (God) Most Gracious: Truly (God) Most Gracious: Truly it is He that watches over all things
Süleyman AteşÜstlerinde (kanatlarını) açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları (havada) Rahman'dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, herşeyi görmektedir
Elmalılı Hamdi YazırRahmân olan Allah'a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar, ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar
Yusuf AliNay, who is there that can help you, (even as) an army, besides (God) Most Merciful? In nothing but delusion are the Unbelievers
Süleyman AteşYahut Rahman'dan başka size yardım ed(ip sizi O'nun azabından kurtar)acak askeriniz kimdir? Kafirler derin bir gaflet ve aldanma içindedirler
Elmalılı Hamdi YazırAllah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verecek olabilen kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar
Yusuf AliOr who is there that can provide you with Sustenance if He were to withhold His provision? Nay, they obstinately persist in insolent impiety and flight (from the Truth)
Süleyman AteşYahut Allah, rızkını tutacak olursa size rızık verecek kimdir? Doğrusu onlar, azgınlık ve nefret içinde direnmektedirler
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi yüz üstü kapanarak yürüyen mi doğru gider, yoksa dosdoğru yolda yürüyen mi
Yusuf AliIs then one who walks headlong, with his face grovelling, better guided,- or one who walks evenly on a Straight Way
Süleyman AteşŞimdi, yüzüstü kapanarak yürüyen mi doğru gider, yoksa yolda düzgün yürüyen mi
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Sizi yaratan, size kulaklar gözler ve gönüller veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz
Yusuf AliSay: "It is He Who has created you (and made you grow), and made for you the faculties of hearing, seeing, feeling and understanding: little thanks it is ye give
Süleyman AteşDe ki: "Sizi yaratan, size işitme (duyusu), gözler ve gönüller veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Sizi yerden üreten O'dur ve O'na toplanıp götürüleceksiniz
Yusuf AliSay: "It is He Who has multiplied you through the earth, and to Him shall ye be gathered together
Süleyman AteşDe ki: "Sizi yerde üreten O'dur ve toplanıp O'na götürüleceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar): "Doğru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar
Yusuf AliThey ask: When will this promise be (fulfilled)? - If ye are telling the truth
Süleyman AteşDoğru (söylüyor) iseniz bu tehdid(ettiğiniz azab) ne zaman gelecek? diyorlar
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım
Yusuf AliSay: "As to the knowledge of the time, it is with God alone: I am (sent) only to warn plainly in public
Süleyman AteşDe ki: (Ona ait) Bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım
Elmalılı Hamdi YazırOnu yakın görünce inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi
Yusuf AliAt length, when they see it close at hand, grieved will be the faces of the Unbelievers, and it will be said (to them): "This is (the promise fulfilled), which ye were calling for
Süleyman AteşOnu yakın görünce inkar edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Baksanıza, eğer Allah beni ve benimle beraber olanları öldürse, yahut bize merhamet etse, kâfirleri acı bir azabdan kim kurtarabilir
Yusuf AliSay: "See ye?- If God were to destroy me, and those with me, or if He bestows His Mercy on us,- yet who can deliver the Unbelievers from a grievous Penalty
Süleyman AteşDe ki: "Baksanıza, eğer Allah beni ve benimle beraber olanları öldürse de yahut bize acısa da (fark etmez,) kafirleri acı azabdan kim kurtarabilir
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "O çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz
Yusuf AliSay: "He is (God) Most Gracious: We have believed in Him, and on Him have we put our trust: So, soon will ye know which (of us) it is that is in manifest error
Süleyman AteşDe ki: "O, çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akarsu getirebilir
Yusuf AliSay: "See ye?- If your stream be some morning lost (in the underground earth), who then can supply you with clear-flowing water
Süleyman AteşDe ki: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akar su getirebilir