75. Al-Qiyaama سُورَةُ القِيَامَةِ
Diyanet İşleri MealiKıyamet gününe yemin ederim
Yusuf AliI do call to witness the Resurrection Day
Diyanet İşleri MealiVe nedamet çeken nefse yemin ederim
Yusuf AliAnd I do call to witness the self-reproaching spirit: (Eschew Evil)
Diyanet İşleri Mealiİnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor
Yusuf AliDoes man think that We cannot assemble his bones
Diyanet İşleri MealiEvet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz
Yusuf AliNay, We are able to put together in perfect order the very tips of his fingers
Diyanet İşleri MealiAma, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der
Yusuf AliBut man wishes to do wrong (even) in the time in front of him
Diyanet İşleri MealiAma, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der
Yusuf AliHe questions: "When is the Day of Resurrection
Diyanet İşleri MealiGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
Yusuf AliAt length, when the sight is dazed
Diyanet İşleri MealiGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
Yusuf AliAnd the moon is buried in darkness
Diyanet İşleri MealiGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
Yusuf AliAnd the sun and moon are joined together
Diyanet İşleri MealiGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
Yusuf AliThat Day will Man say: "Where is the refuge
Diyanet İşleri MealiHayır; hayır; bir sığınak yoktur
Yusuf AliBy no means! No place of safety
Diyanet İşleri MealiO gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun
Yusuf AliBefore thy Lord (alone), that Day will be the place of rest
Diyanet İşleri MealiO gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir
Yusuf AliThat Day will Man be told (all) that he put forward, and all that he put back
Diyanet İşleri MealiÖzürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir
Yusuf AliNay, man will be evidence against himself
Diyanet İşleri MealiÖzürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir
Yusuf AliEven though he were to put up his excuses
Diyanet İşleri MealiCebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle
Yusuf AliMove not thy tongue concerning the (Qur'an) to make haste therewith
Diyanet İşleri MealiDoğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer
Yusuf AliIt is for Us to collect it and to promulgate it
Diyanet İşleri MealiBiz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle
Yusuf AliBut when We have promulgated it, follow thou its recital (as promulgated)
Diyanet İşleri MealiSonra onu sana açıklamak Bize düşer
Yusuf AliNay more, it is for Us to explain it (and make it clear)
Diyanet İşleri MealiHayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz
Yusuf AliNay, (ye men!) but ye love the fleeting life
Diyanet İşleri MealiAhireti bırakırsınız
Yusuf AliAnd leave alone the Hereafter
Diyanet İşleri MealiO gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır
Yusuf AliSome faces, that Day, will beam (in brightness and beauty)
Diyanet İşleri MealiO gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır
Yusuf AliLooking towards their Lord
Diyanet İşleri MealiO gün bir takım yüzler de asıktır
Yusuf AliAnd some faces, that Day, will be sad and dismal
Diyanet İşleri MealiKendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır
Yusuf AliIn the thought that some back-breaking calamity was about to be inflicted on them
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir
Yusuf AliYea, when (the soul) reaches to the collar-bone (in its exit)
Diyanet İşleri MealiDikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir
Yusuf AliAnd there will be a cry, "Who is a magician (to restore him)
Diyanet İşleri MealiArtık ayrılık vaktinin geldiğini sanır
Yusuf AliAnd he will conclude that it was (the Time) of Parting
Diyanet İşleri MealiBacaklar birbirine dolaşır
Yusuf AliAnd one leg will be joined with another
Diyanet İşleri MealiO gün sevk Rabbin huzurunadır
Yusuf AliThat Day the Drive will be (all) to thy Lord
Diyanet İşleri MealiO, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti
Yusuf AliSo he gave nothing in charity, nor did he pray
Diyanet İşleri MealiO, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti
Yusuf AliBut on the contrary, he rejected Truth and turned away
Diyanet İşleri MealiO, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti
Yusuf AliThen did he stalk to his family in full conceit
Diyanet İşleri MealiSana yazıklar olsun, yazıklar
Yusuf AliWoe to thee, (O men!), yea, woe
Diyanet İşleri MealiDaha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar
Yusuf AliAgain, Woe to thee, (O men!), yea, woe
Diyanet İşleri Mealiİnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır
Yusuf AliDoes man think that he will be left uncontrolled, (without purpose)
Diyanet İşleri MealiO, katılan bir meni damlası değil miydi
Yusuf AliWas he not a drop of sperm emitted (in lowly form)
Diyanet İşleri MealiSonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti
Yusuf AliThen did he become a leech-like clot; then did (God) make and fashion (him) in due proportion
Diyanet İşleri MealiOndan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı
Yusuf AliAnd of him He made two sexes, male and female
Diyanet İşleri MealiBunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter
Yusuf AliHas not He, (the same), the power to give life to the dead