75. Al-Qiyaama سُورَةُ القِيَامَةِ
Süleyman AteşYoo, kıyamet gününe and içerim
Saheeh InternationalI swear by the Day of Resurrection
«لا» زائدة في الموضعين «أقسم بيوم القيامة».
Süleyman AteşYoo, daima, kendini kınayan nefse and içerim
Saheeh InternationalAnd I swear by the reproaching soul [to the certainty of resurrection]
«ولا أقسم بالنفس اللوامة» التي تلوم نفسها وإن اجتهدت في الإحسان وجواب القسم محذوف، أي لتبعثن، دل عليه:
Süleyman Ateşİnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor
Saheeh InternationalDoes man think that We will not assemble his bones
«أيحسب الإنسان» أي الكافر «ألن نجمع عظامه» للبعث والإحياء.
Süleyman AteşEvet, toplarız, onun parmak uçlarnı düzenlemeğe gücümüz yeter
Saheeh InternationalYes. [We are] Able [even] to proportion his fingertips
«بلى» نجمعها «قادرين» مع جمعها «على أن نسوِّي بنانه» وهو الأصابع، أي نعيد عظامها كما كانت مع صغرها فكيف بالكبيرة.
Süleyman AteşFakat insan, devamlı suç işleyerek ilerisini berbadetmek ister
Saheeh InternationalBut man desires to continue in sin
«بل يريد الإنسان ليفجر» اللام زائدة ونصبه بأن مقدرة، أي أن يكذب «أمامه» أي يوم القيامة، دل عليه.
Süleyman AteşKıyamet günü nerede? diye sorup durur
Saheeh InternationalHe asks, "When is the Day of Resurrection
«يَسأَل أَيان» متى «يوم القيامة» سؤال استهزاء وتكذيب.
Süleyman AteşAma göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı
Saheeh InternationalSo when vision is dazzled
«فإذا برق البصر» بكسر الراء وفتحها دهش وتحير لما رأى مما كان يكذبه.
Süleyman AteşAy tutulduğu
Saheeh InternationalAnd the moon darkens
«وخسف القمر» أظلم وذهب ضوءه.
Süleyman AteşGüneş ve Ay bir araya toplandığı zaman
Saheeh InternationalAnd the sun and the moon are joined
«وجمع الشمس والقمر» فطلعا من المغرب أو ذهب ضوءهما وذلك في يوم القيامة.
Süleyman Ateş(Evet) O gün insan: "Kaçacak yer neresi?" der
Saheeh InternationalMan will say on that Day, "Where is the [place of] escape
«يقول الإنسان يومئذ أين المفر» الفرار.
Süleyman AteşHayır, sığınacak yer yoktur
Saheeh InternationalNo! There is no refuge
«كلا» ردع عن طلب الفرار «لا وزر» لا ملجأ يتحصن به.
Süleyman AteşO gün varıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur (ey insan)
Saheeh InternationalTo your Lord, that Day, is the [place of] permanence
«إلى ربك يومئذ المستقر» مستقر الخلائق فيحاسبون ويجازون.
Süleyman Ateş(O zaman) İnsanın yapıp öne sürdüğü, (yapmayıp) geri bıraktığı herşey kendisine haber verilir
Saheeh InternationalMan will be informed that Day of what he sent ahead and kept back
«ينبأ الإنسان يومئذ بما قدم وأخر» بأول عمله وآخره.
Süleyman AteşDoğrusu insan kendi nefsini görür
Saheeh InternationalRather, man, against himself, will be a witness
«بل الإنسان على نفسه بصيرة» شاهد تنطق جوارحه بعمله والهاء للمبالغة فلا بد من جزائه.
Süleyman AteşBirtakım özürler ortaya atsa da
Saheeh InternationalEven if he presents his excuses
«ولو ألقى معاذيره» جمع معذرة على غير قياس، أي لو جاء بكل معذرة ما قُبلت منه.
Süleyman Ateş(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme
Saheeh InternationalMove not your tongue with it, [O Muhammad], to hasten with recitation of the Qur'an
قال تعالى لنبيه: «لا تحرك به» بالقرآن قبل فراغ جبريل منه «لسانك لتعجل به» خوف أن ينفلت منك.
Süleyman AteşOnu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize düşer
Saheeh InternationalIndeed, upon Us is its collection [in your heart] and [to make possible] its recitation
«إن علينا جمعه» في صدرك «وقرآنه» قراءتك إياه أي جريانه على لسانك.
Süleyman AteşO halde sana Kur'an'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle
Saheeh InternationalSo when We have recited it [through Gabriel], then follow its recitation
«فإذا قرأناه» عليك بقراءة جبريل «فاتبع قرآنه» استمع قراءته فكان صلى الله عليه وسلم يستمع ثم يقرؤه.
Süleyman AteşSonra onu açıklamak da bize düşer
Saheeh InternationalThen upon Us is its clarification [to you]
«ثم إن علينا بيانه» بالتفهيم لك، والمناسبة بين هذه الآية وما قبلها أن تلك تضمنت الإعراض عن آيات الله وهذه تضمنت المبادرة إليها بحفظها.
Süleyman AteşHayır, siz çabuk(geçen şu dünyay)ı seviyorsunuz da
Saheeh InternationalNo! But you love the immediate
«كلا» استفتاح بمعنى ألا «بل يحبون العاجلة» الدنيا بالياء والتاء في الفعلين.
Süleyman AteşAhireti bırakıyorsunuz
Saheeh InternationalAnd leave the Hereafter
«ويذرون الآخرة» فلا يعملون لها.
Süleyman AteşYüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar
Saheeh International[Some] faces, that Day, will be radiant
«وجوه يومئذ» أي في يوم القيامة «ناضرة» حسنة مضيئة.
Süleyman AteşRabbine bakar
Saheeh InternationalLooking at their Lord
«إلى ربها ناظرة» أي يرون الله سبحانه وتعالى في الآخرة.
Süleyman AteşYüzler de var ki o gün asıktır
Saheeh InternationalAnd [some] faces, that Day, will be contorted
«ووجوه يومئذ باسرة» كالحة شديدة العبوس.
Süleyman AteşKendisine bel kemiklerini kıran(bela)nın yapılacağını anlar
Saheeh InternationalExpecting that there will be done to them [something] backbreaking
«تظن» توقن «أن يُفعل بها فاقرة» داهية عظيمة تكسر فقار الظهر.
Süleyman AteşHayır, ne zaman ki can, köprücük kemiklerine dayanır
Saheeh InternationalNo! When the soul has reached the collar bones
«كلا» بمعنى ألا «إذا بلغت» النفس «التراقي» عظام الحلق.
Süleyman AteşVe (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir
Saheeh InternationalAnd it is said, "Who will cure [him]
«وقيل» قال من حوله «من راق» يرقيه ليشفى.
Süleyman AteşVe kendisi artık bunun, ayrılık zamanı olduğunu anlar
Saheeh InternationalAnd the dying one is certain that it is the [time of] separation
«وظن» أيقن من بلغت نفسه ذلك «أنه الفراق» فراق الدنيا.
Süleyman AteşVe bacak bacağa dolaşır
Saheeh InternationalAnd the leg is wound about the leg
«والتفَّت الساق بالساق» أي إحدى ساقيه بالأخرى عند الموت، أو التفت شدة فراق الدنيا بشدة إقبال الآخرة.
Süleyman Ateşİşte o gün, sevk Rabbinedir (can, Allah'ın huzuruna sevk edilir)
Saheeh InternationalTo your Lord, that Day, will be the procession
«إلى ربك يومئذ المساق» أي السوق وهذا يدل على العامل في إذا، والمعنى إذا بلغت النفس الحلقوم تساق إلى حكم ربها.
Süleyman AteşNe sadaka verdi, ne de namaz kıldı
Saheeh InternationalAnd the disbeliever had not believed, nor had he prayed
«فلا صدق» الإنسان «ولا صلى» أي لم يصدق ولم يصلِّ.
Süleyman AteşFakat yalanladı, döndü
Saheeh InternationalBut [instead], he denied and turned away
«ولكن كذب» بالقرآن «وتولى» عن الإيمان.
Süleyman AteşSonra çalım satarak ailesine gitti
Saheeh InternationalAnd then he went to his people, swaggering [in pride]
«ثم ذهب إلى أهله يتمطى» يتبختر في مشيته إعجابا.
Süleyman AteşYazık sana yazık
Saheeh InternationalWoe to you, and woe
«أوْلى لك» فيه التفات عن الغيبة والكلمة اسم فعل واللام للتبيين، أي وليك ما تكره «فأوْلى» أي فهو أولى بك من غيرك.
Süleyman AteşYine yazık sana yazık
Saheeh InternationalThen woe to you, and woe
«ثم أوْلى لك فأوْلى» تأكيد.
Süleyman Ateşİnsan, başı boş bırakılacağını mı sanır
Saheeh InternationalDoes man think that he will be left neglected
«أيحسب» يظن «الإنسان أن يُترك سدى» هملا لا يكلف بالشرائع لا يحسب ذلك.
Süleyman AteşKendisi dökülen meniden bir nutfe (sperm) değil miydi
Saheeh InternationalHad he not been a sperm from semen emitted
«ألم يك» أي كان «نطفة من منيّ يمنى» بالياء والتاء تصب في الرحم.
Süleyman AteşSonra alaka (rahme asılan embriyo) oldu da (Rabbi onu) yarattı, düzenledi
Saheeh InternationalThen he was a clinging clot, and [Allah] created [his form] and proportioned [him]
«ثم كان» المني «علقة فخلق» الله منها الإنسان «فسوى» عدل أعضاءه.
Süleyman AteşO(meni)den iki çifti: Erkeği ve dişiyi var etti
Saheeh InternationalAnd made of him two mates, the male and the female
«فجعل منه» من المني الذي صار علقة قطعة دم ثم مضغة أي قطعة لحم «الزوجين» النوعين «الذكر والأنثى» يجتمعان تارة وينفرد كل منهما عن الآخر تارة.
Süleyman AteşŞimdi bun(ları yapan Allah)ın ölüleri diriltmeğe gücü yetmez mi
Saheeh InternationalIs not that [Creator] Able to give life to the dead
«أَليس ذلك» الفعَّال لهذه الأشياء «بقادر على أن يحيي الموتى» قال صلى الله عليه وسلم: بلى.