☪ Anlam Arayışı

11. Hud سُورَةُ هُودٍ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
11:1 📚 3
الٓرۚ كِتَٰبٌ أُحۡكِمَتۡ ءَايَٰتُهُۥ ثُمَّ فُصِّلَتۡ مِن لَّدُنۡ حَكِيمٍ خَبِيرٍ
الٓر ۚ
Elif Lâm Râ
كِتَـٰبٌ
bir Kitap'tır
أُحْكِمَتْ
sağlamlaştırılmış
ءَايَـٰتُهُۥ
ayetleri
ثُمَّ
sonra
فُصِّلَتْ
etraflıca açıklanmış
مِن
tarafından
لَّدُنْ
from (he One Who)
حَكِيمٍ
hikmet sahibi
خَبِيرٍ
ve her şeyden haberdar

Saheeh InternationalAlif, Lam, Ra. [This is] a Book whose verses are perfected and then presented in detail from [one who is] Wise and Acquainted

Yusuf AliL. R. (This is) a Book, with verses basic or fundamental (of established meaning), further explained in detail,- from One Who is Wise and Well-acquainted (with all things)

Elmalılı Hamdi YazırElifLâmRâ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır

11:2 📚 1
أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّا ٱللَّهَۚ إِنَّنِي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرࣱ وَبَشِيرࣱ‏
أَلَّا
öyle ki
تَعْبُدُوٓا۟
kulluk etmeyin
إِلَّا
başkasına
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّنِى
şüphesiz ben
لَكُم
size
مِّنْهُ
O'nun tarafından
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıyım
وَبَشِيرٌۭ
ve müjdeleyiciyim

Saheeh International[Through a messenger, saying], "Do not worship except Allah. Indeed, I am to you from Him a warner and a bringer of good tidings

Yusuf Ali(It teacheth) that ye should worship none but God. (Say): "Verily I am (sent) unto you from Him to warn and to bring glad tidings

Elmalılı Hamdi Yazır(Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim

11:3 📚 3
وَأَنِ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِ يُمَتِّعۡكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمࣰّ ى وَيُؤۡتِ كُلَّ ذِي فَضۡلࣲ فَضۡلَهُۥۖ وَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمࣲ كَبِيرٍ
وَأَنِ
ve
ٱسْتَغْفِرُوا۟
bağışlanma dileyin
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
ثُمَّ
sonra
تُوبُوٓا۟
tevbe edin
إِلَيْهِ
O'na
يُمَتِّعْكُم
sizi yararlandırsın
مَّتَـٰعًا
nimetlerden
حَسَنًا
güzel
إِلَىٰٓ
bir süreye kadar
أَجَلٍۢ
a term
مُّسَمًّۭى
belirli
وَيُؤْتِ
ve versin
كُلَّ
her
ذِى
sahibine
فَضْلٍۢ
ihsan
فَضْلَهُۥ ۖ
kendi ihsanını
وَإِن
ve eğer
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirirseniz
فَإِنِّىٓ
gerçekten ben
أَخَافُ
korkarım
عَلَيْكُمْ
sizin hakkınızda
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍۢ
bir günün
كَبِيرٍ
büyük

Saheeh InternationalAnd [saying], "Seek forgiveness of your Lord and repent to Him, [and] He will let you enjoy a good provision for a specified term and give every doer of favor his favor. But if you turn away, then indeed, I fear for you the punishment of a great Day

Yusuf Ali(And to preach thus), 'Seek ye the forgiveness of your Lord, and turn to Him in repentance; that He may grant you enjoyment, good (and true), for a term appointed, and bestow His abounding grace on all who abound in merit! But if ye turn away , then I fear for you the penalty of a great day

Elmalılı Hamdi YazırVe Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım

11:4 📚 1
إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ
إِلَى
Allah'adır
ٱللَّهِ
Allah
مَرْجِعُكُمْ ۖ
dönüşünüz
وَهُوَ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌ
güç yetirendir

Saheeh InternationalTo Allah is your return, and He is over all things competent

Yusuf AliTo God is your return, and He hath power over all things

Elmalılı Hamdi YazırDönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter

11:5 📚 1
أَلَآ إِنَّهُمۡ يَثۡنُونَ صُدُورَهُمۡ لِيَسۡتَخۡفُواْ مِنۡهُۚ أَلَا حِينَ يَسۡتَغۡشُونَ ثِيَابَهُمۡ يَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
أَلَآ
iyi bilin ki
إِنَّهُمْ
onlar
يَثْنُونَ
bükerler
صُدُورَهُمْ
göğüslerini
لِيَسْتَخْفُوا۟
gizlenmek için
مِنْهُ ۚ
ondan
أَلَا
yine iyi bilin ki
حِينَ
ne zaman
يَسْتَغْشُونَ
bürünseler
ثِيَابَهُمْ
elbiselerine
يَعْلَمُ
bilir
مَا
şeyleri
يُسِرُّونَ
gizledikleri
وَمَا
ve şeyleri
يُعْلِنُونَ ۚ
açığa vurdukları
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
عَلِيمٌۢ
bilendir
بِذَاتِ
olanı
ٱلصُّدُورِ
gönüllerde

Saheeh InternationalUnquestionably, they the disbelievers turn away their breasts to hide themselves from Him. Unquestionably, [even] when they cover themselves in their clothing, Allah knows what they conceal and what they declare. Indeed, He is Knowing of that within the breasts

Yusuf AliBehold! they fold up their hearts, that they may lie hid from Him! Ah even when they cover themselves with their garments, He knoweth what they conceal, and what they reveal: for He knoweth well the (inmost secrets) of the hearts

Elmalılı Hamdi YazırDikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir

11:6 📚 19
۞وَمَا مِن دَآبَّةࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزۡقُهَا وَيَعۡلَمُ مُسۡتَقَرَّهَا وَمُسۡتَوۡدَعَهَاۚ كُلࣱّ فِي كِتَٰبࣲ مُّبِينࣲ‏
۞ وَمَا
ve yoktur
مِن
hiçbir
دَآبَّةٍۢ
canlı
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
إِلَّا
ait olmayan
عَلَى
on
ٱللَّهِ
Allah'a
رِزْقُهَا
rızkı
وَيَعْلَمُ
ve O bilir
مُسْتَقَرَّهَا
onun karar kıldığı yeri
وَمُسْتَوْدَعَهَا ۚ
ve emanet bırakıldığı yeri
كُلٌّۭ
(bunların) hepsi
فِى
bir Kitap'tadır
كِتَـٰبٍۢ
a Record
مُّبِينٍۢ
apaçık

Saheeh InternationalAnd there is no creature on earth but that upon Allah is its provision, and He knows its place of dwelling and place of storage. All is in a clear register

Yusuf AliThere is no moving creature on earth but its sustenance dependeth on God: He knoweth the time and place of its definite abode and its temporary deposit: All is in a clear Record

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır

11:7 📚 1
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ وَكَانَ عَرۡشُهُۥ عَلَى ٱلۡمَآءِ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلࣰ اۗ وَلَئِن قُلۡتَ إِنَّكُم مَّبۡعُوثُونَ مِنۢ بَعۡدِ ٱلۡمَوۡتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
yaratan
خَلَقَ
created
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
فِى
içinde
سِتَّةِ
altı
أَيَّامٍۢ
gün
وَكَانَ
iken
عَرْشُهُۥ
O'nun Arş'ı
عَلَى
üzerinde
ٱلْمَآءِ
su
لِيَبْلُوَكُمْ
sizi denemek için
أَيُّكُمْ
hanginizin
أَحْسَنُ
daha güzel (olduğunu)
عَمَلًۭا ۗ
amelinin
وَلَئِن
ve şayet
قُلْتَ
onlara dersen
إِنَّكُم
şüphesiz siz
مَّبْعُوثُونَ
diriltileceksiniz
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ٱلْمَوْتِ
ölümden
لَيَقُولَنَّ
hemen derler
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka
سِحْرٌۭ
bir sihirden
مُّبِينٌۭ
apaçık

Saheeh InternationalAnd it is He who created the heavens and the earth in six days - and His Throne had been upon water - that He might test you as to which of you is best in deed. But if you say, "Indeed, you are resurrected after death," those who disbelieve will surely say, "This is not but obvious magic

Yusuf AliHe it is Who created the heavens and the earth in six Days - and His Throne was over the waters - that He might try you, which of you is best in conduct. But if thou wert to say to them, "Ye shall indeed be raised up after death", the Unbelieve rs would be sure to say, "This is nothing but obvious sorcery

Elmalılı Hamdi YazırO, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyecekler

11:8 📚 2
وَلَئِنۡ أَخَّرۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةࣲ مَّعۡدُودَةࣲ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحۡبِسُهُۥٓۗ أَلَا يَوۡمَ يَأۡتِيهِمۡ لَيۡسَ مَصۡرُوفًا عَنۡهُمۡ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
وَلَئِنْ
ve şayet
أَخَّرْنَا
geciktirsek
عَنْهُمُ
onlardan
ٱلْعَذَابَ
azabı
إِلَىٰٓ
için
أُمَّةٍۢ
bir süre
مَّعْدُودَةٍۢ
sayılı
لَّيَقُولُنَّ
mutlaka derler
مَا
nedir?
يَحْبِسُهُۥٓ ۗ
onu alıkoyan
أَلَا
haberiniz olsun ki
يَوْمَ
gün
يَأْتِيهِمْ
o geldiği
لَيْسَ
değildir
مَصْرُوفًا
geri çevrilecek
عَنْهُمْ
kendilerinden
وَحَاقَ
ve kuşatır
بِهِم
onları
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِۦ
onu
يَسْتَهْزِءُونَ
alaya alıyor(lar)

Saheeh InternationalAnd if We hold back from them the punishment for a limited time, they will surely say, "What detains it?" Unquestionably, on the Day it comes to them, it will not be averted from them, and they will be enveloped by what they used to ridicule

Yusuf AliIf We delay the penalty for them for a definite term, they are sure to say, "What keeps it back?" Ah! On the day it (actually) reaches them, nothing will turn it away from them, and they will be completely encircled by that which they used to mock at

Elmalılı Hamdi YazırVe eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır

11:9
وَلَئِنۡ أَذَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِنَّا رَحۡمَةࣰ ثُمَّ نَزَعۡنَٰهَا مِنۡهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسࣱ كَفُورࣱ‏
وَلَئِنْ
şayet
أَذَقْنَا
tattırsak
ٱلْإِنسَـٰنَ
insana
مِنَّا
katımızdan
رَحْمَةًۭ
bir rahmet
ثُمَّ
sonra
نَزَعْنَـٰهَا
onu geri alsak
مِنْهُ
ondan
إِنَّهُۥ
o hemen olur
لَيَـُٔوسٌۭ
ümitsiz
كَفُورٌۭ
bir nankör

Saheeh InternationalAnd if We give man a taste of mercy from Us and then We withdraw it from him, indeed, he is despairing and ungrateful

Yusuf AliIf We give man a taste of Mercy from Ourselves, and then withdraw it from him, behold! he is in despair and (falls into) blasphemy

Elmalılı Hamdi YazırVe şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur

11:10 📚 4
وَلَئِنۡ أَذَقۡنَٰهُ نَعۡمَآءَ بَعۡدَ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّيٓۚ إِنَّهُۥ لَفَرِحࣱ فَخُورٌ
وَلَئِنْ
ve şayet
أَذَقْنَـٰهُ
ona tattırırsak
نَعْمَآءَ
bir nimet
بَعْدَ
sonra
ضَرَّآءَ
bir darlıktan
مَسَّتْهُ
kendisine dokunan
لَيَقُولَنَّ
mutlaka der
ذَهَبَ
gitti
ٱلسَّيِّـَٔاتُ
kötülükler
عَنِّىٓ ۚ
benden
إِنَّهُۥ
şüphesiz o
لَفَرِحٌۭ
şımarık
فَخُورٌ
ve böbürlenendir

Saheeh InternationalBut if We give him a taste of favor after hardship has touched him, he will surely say, "Bad times have left me." Indeed, he is exultant and boastful

Yusuf AliBut if We give him a taste of (Our) favours after adversity hath touched him, he is sure to say, "All evil has departed from me:" Behold! he falls into exultation and pride

Elmalılı Hamdi YazırVe şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve şımarır

11:11
إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرࣱ كَبِيرࣱ‏
إِلَّا
ancak hariçtir
ٱلَّذِينَ
kimseler
صَبَرُوا۟
sabreden(ler)
وَعَمِلُوا۟
ve ameller işleyenler
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
salih
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُم
onlara vardır
مَّغْفِرَةٌۭ
bağışlanma
وَأَجْرٌۭ
ve ecir
كَبِيرٌۭ
büyük

Saheeh InternationalExcept for those who are patient and do righteous deeds; those will have forgiveness and great reward

Yusuf AliNot so do those who show patience and constancy, and work righteousness; for them is forgiveness (of sins) and a great reward

Elmalılı Hamdi YazırAncak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır

11:12 📚 1
فَلَعَلَّكَ تَارِكُۢ بَعۡضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَضَآئِقُۢ بِهِۦ صَدۡرُكَ أَن يَقُولُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرࣱۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ وَكِيلٌ
فَلَعَلَّكَ
belki de
تَارِكٌۢ
bırakacaksın
بَعْضَ
bir kısmını
مَا
vahyedilenin
يُوحَىٰٓ
is revealed
إِلَيْكَ
sana
وَضَآئِقٌۢ
ve daralacak
بِهِۦ
onunla
صَدْرُكَ
göğsün
أَن
dolayı
يَقُولُوا۟
demelerinden
لَوْلَآ
değil miydi?
أُنزِلَ
indirilmeli
عَلَيْهِ
ona
كَنزٌ
bir hazine
أَوْ
veya
جَآءَ
gelmeli
مَعَهُۥ
beraberinde
مَلَكٌ ۚ
bir melek
إِنَّمَآ
ancak
أَنتَ
sen
نَذِيرٌۭ ۚ
bir uyarıcısın
وَٱللَّهُ
Allah ise
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
وَكِيلٌ
vekildir

Saheeh InternationalThen would you possibly leave [out] some of what is revealed to you, or is your breast constrained by it because they say, "Why has there not been sent down to him a treasure or come with him an angel?" But you are only a warner. And Allah is Disposer of all things

Yusuf AliPerchance thou mayest (feel the inclination) to give up a part of what is revealed unto thee, and thy heart feeleth straitened lest they say, "Why is not a treasure sent down unto him, or why does not an angel come down with him?" But thou art there only to warn! It is God that arrangeth all affairs

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir

11:13 📚 2
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِعَشۡرِ سُوَرࣲ مِّثۡلِهِۦ مُفۡتَرَيَٰتࣲ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
أَمْ
yoksa
يَقُولُونَ
diyorlar mı?
افْتَرَاهُ ۖ
onu kendisi uydurdu
قُلْ
de ki
فَأْتُوا۟
getirin
بِعَشْرِ
on (tane)
سُوَرٍۢ
sure
مِّثْلِهِۦ
onun benzeri
مُفْتَرَيَـٰتٍۢ
uydurulmuş
وَٱدْعُوا۟
ve çağırın
مَنِ
gücünüzyeteni
ٱسْتَطَعْتُم
you can
مِّن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğru sözlü

Saheeh InternationalOr do they say, "He invented it"? Say, "Then bring ten surahs like it that have been invented and call upon [for assistance] whomever you can besides Allah, if you should be truthful

Yusuf AliOr they may say, "He forged it," Say, "Bring ye then ten suras forged, like unto it, and call (to your aid) whomsoever ye can, other than God!- If ye speak the truth

Elmalılı Hamdi YazırYoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız)

11:14 📚 6
فَإِلَّمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَكُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَآ أُنزِلَ بِعِلۡمِ ٱللَّهِ وَأَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ
فَإِلَّمْ
eğer
يَسْتَجِيبُوا۟
cevap veremezlerse
لَكُمْ
size
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّمَآ
doğrusu o
أُنزِلَ
indirilmiştir
بِعِلْمِ
ilmiyle
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَأَن
ve şüphesiz
لَّآ
yoktur
إِلَـٰهَ
ilah
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
فَهَلْ
artık olur musunuz?
أَنتُم
size
مُّسْلِمُونَ
Müslüman

Saheeh InternationalAnd if they do not respond to you - then know that the Qur'an was revealed with the knowledge of Allah and that there is no deity except Him. Then, would you [not] be Muslims

Yusuf AliIf then they (your false gods) answer not your (call), know ye that this revelation is sent down (replete) with the knowledge of God, and that there is no god but He! will ye even then submit (to Islam)

Elmalılı Hamdi YazırYok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi

11:15 📚 8
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيۡهِمۡ أَعۡمَٰلَهُمۡ فِيهَا وَهُمۡ فِيهَا لَا يُبۡخَسُونَ
مَن
kimler
كَانَ
isterse
يُرِيدُ
desires
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatını
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَزِينَتَهَا
ve süsünü
نُوَفِّ
karşılıklarını tam veririz
إِلَيْهِمْ
onlara
أَعْمَـٰلَهُمْ
yaptıklarının
فِيهَا
orada
وَهُمْ
ve onlara
فِيهَا
orada
لَا
bir noksanlık yapılmaz
يُبْخَسُونَ
will not be lessened

Saheeh InternationalWhoever desires the life of this world and its adornments - We fully repay them for their deeds therein, and they therein will not be deprived

Yusuf AliThose who desire the life of the present and its glitter,- to them we shall pay (the price of) their deeds therein,- without diminution

Elmalılı Hamdi YazırHer kim dünya hayatını ve güzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karşılığını orada tamamen öderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapılmaz

11:16 📚 6
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيۡسَ لَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُۖ وَحَبِطَ مَا صَنَعُواْ فِيهَا وَبَٰطِلࣱ مَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
bunlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
لَيْسَ
olmayan
لَهُمْ
kendileri için
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
إِلَّا
başka bir şey
ٱلنَّارُ ۖ
ateşten
وَحَبِطَ
ve boşa gitmiştir
مَا
işledikleri
صَنَعُوا۟
they did
فِيهَا
orada
وَبَـٰطِلٌۭ
ve geçersizdir
مَّا
oldukları
كَانُوا۟
they used (to)
يَعْمَلُونَ
yapmakta

Saheeh InternationalThose are the ones for whom there is not in the Hereafter but the Fire. And lost is what they did therein, and worthless is what they used to do

Yusuf AliThey are those for whom there is nothing in the Hereafter but the Fire: vain are the designs they frame therein, and of no effect and the deeds that they do

Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkları da batıldır

11:17 📚 3
أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةࣲ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتۡلُوهُ شَاهِدࣱ مِّنۡهُ وَمِن قَبۡلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامࣰ ا وَرَحۡمَةًۚ أُوْلَٰٓئِكَ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۚ وَمَن يَكۡفُرۡ بِهِۦ مِنَ ٱلۡأَحۡزَابِ فَٱلنَّارُ مَوۡعِدُهُۥۚ فَلَا تَكُ فِي مِرۡيَةࣲ مِّنۡهُۚ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ
أَفَمَن
kimse gibi midir?
كَانَ
olan
عَلَىٰ
üzere
بَيِّنَةٍۢ
açık bir delil
مِّن
Rabbinden
رَّبِّهِۦ
his Lord
وَيَتْلُوهُ
ve onu izleyen
شَاهِدٌۭ
bir şahit
مِّنْهُ
O'nun tarafından
وَمِن
ve
قَبْلِهِۦ
ondan önce
كِتَـٰبُ
kitabı (elinde bulunan)
مُوسَىٰٓ
Musa'nın
إِمَامًۭا
bir rehber
وَرَحْمَةً ۚ
ve rahmet olan
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte bunlar
يُؤْمِنُونَ
iman ederler
بِهِۦ ۚ
ona
وَمَن
ve kim
يَكْفُرْ
inkar ederse
بِهِۦ
onu
مِنَ
topluluklardan
ٱلْأَحْزَابِ
the sects
فَٱلنَّارُ
ateştir
مَوْعِدُهُۥ ۚ
kendisine vaadedilen
فَلَا
hiç olma
تَكُ
be
فِى
içinde
مِرْيَةٍۢ
şüphe
مِّنْهُ ۚ
bundan
إِنَّهُ
şüphesiz bu
ٱلْحَقُّ
bir gerçektir
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
وَلَـٰكِنَّ
ancak
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
iman etmezler
يُؤْمِنُونَ
believe

Saheeh InternationalSo is one who [stands] upon a clear evidence from his Lord [like the aforementioned]? And a witness from Him follows it, and before it was the Scripture of Moses to lead and as mercy. Those [believers in the former revelations] believe in the Qur'an. But whoever disbelieves in it from the [various] factions - the Fire is his promised destination. So be not in doubt about it. Indeed, it is the truth from your Lord, but most of the people do not believe

Yusuf AliCan they be (like) those who accept a Clear (Sign) from their Lord, and whom a witness from Himself doth teach, as did the Book of Moses before it,- a guide and a mercy? They believe therein; but those of the Sects that reject it,- the Fire wi ll be their promised meeting-place. Be not then in doubt thereon: for it is the truth from thy Lord: yet many among men do not believe

Elmalılı Hamdi YazırO dünyayı isteyenler, hiç Rabbinden açık bir belge üzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir şahid olarak Kur'ân izliyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nın kitabı yine onu destekliyor. Böyle olanlar Kur'ân'a inanırlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. İşte bütün bunlardan dolayı sen de bu Kur'ân'dan şüphe içinde olma. Kesinlikle o haktır, Rabbindendir. Fakat insanların çoğu iman etmezler

11:18 📚 3
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ يُعۡرَضُونَ عَلَىٰ رَبِّهِمۡ وَيَقُولُ ٱلۡأَشۡهَٰدُ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَىٰ رَبِّهِمۡۚ أَلَا لَعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ
وَمَنْ
kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
kimseden
ٱفْتَرَىٰ
uyduran
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًا ۚ
yalan
أُو۟لَـٰٓئِكَ
bunlar
يُعْرَضُونَ
sunulurlar
عَلَىٰ
üzerine
رَبِّهِمْ
Rabblerine
وَيَقُولُ
ve derler
ٱلْأَشْهَـٰدُ
şahitler
هَـٰٓؤُلَآءِ
işte bunlardır
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَبُوا۟
yalan söyleyen(ler)
عَلَىٰ
karşı
رَبِّهِمْ ۚ
Rabblerine
أَلَا
haberiniz olsun
لَعْنَةُ
laneti
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَى
üzerinedir
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin

Saheeh InternationalAnd who is more unjust than he who invents a lie about Allah? Those will be presented before their Lord, and the witnesses will say, "These are the ones who lied against their Lord." Unquestionably, the curse of Allah is upon the wrongdoers

Yusuf AliWho doth more wrong than those who invent a life against God? They will be turned back to the presence of their Lord, and the witnesses will say, "These are the ones who lied against their Lord! Behold! the Curse of God is on those who do wron g

Elmalılı Hamdi YazırÜstelik bir yalanı Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: "İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir". İyi bilin ki: Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir

11:19
ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجࣰ ا وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَٰفِرُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar
يَصُدُّونَ
alıkoyar
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَيَبْغُونَهَا
ve onda ararlar
عِوَجًۭا
çarpıklık
وَهُم
ve onlar (ararlar)
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahireti
هُمْ
onlar
كَـٰفِرُونَ
inkar edenlerdir

Saheeh InternationalWho averted [people] from the way of Allah and sought to make it [seem] deviant while they, concerning the Hereafter, were disbelievers

Yusuf AliThose who would hinder (men) from the path of God and would seek in it something crooked: these were they who denied the Hereafter

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar

11:20 📚 3
أُوْلَٰٓئِكَ لَمۡ يَكُونُواْ مُعۡجِزِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنۡ أَوۡلِيَآءَۘ يُضَٰعَفُ لَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ مَا كَانُواْ يَسۡتَطِيعُونَ ٱلسَّمۡعَ وَمَا كَانُواْ يُبۡصِرُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
لَمْ
değillerdir
يَكُونُوا۟
will be
مُعْجِزِينَ
aciz bırakacak
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَمَا
yoktur
كَانَ
onların
لَهُم
for them
مِّن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
مِنْ
dostları
أَوْلِيَآءَ ۘ
protectors
يُضَـٰعَفُ
kat kat artırılır
لَهُمُ
onlar için
ٱلْعَذَابُ ۚ
azab
مَا
onlar
كَانُوا۟
they were
يَسْتَطِيعُونَ
güç yetiremezlerdi
ٱلسَّمْعَ
işitmeye
وَمَا
ve
كَانُوا۟
onlar
يُبْصِرُونَ
göremezlerdi

Saheeh InternationalThose were not causing failure [to Allah] on earth, nor did they have besides Allah any protectors. For them the punishment will be multiplied. They were not able to hear, nor did they see

Yusuf AliThey will in no wise frustrate (His design) on earth, nor have they protectors besides God! Their penalty will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see

Elmalılı Hamdi YazırOnlar yeryüzünde (herkesi) yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan başka kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de görmüyorlardı

11:21
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
خَسِرُوٓا۟
zarara sokan(lardır)
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
وَضَلَّ
ve kaybolmuştur
عَنْهُم
yanlarından
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
uydurdukları
يَفْتَرُونَ
(to) invent

Saheeh InternationalThose are the ones who will have lost themselves, and lost from them is what they used to invent

Yusuf AliThey are the ones who have lost their own souls: and the (fancies) they invented have left them in the lurch

Elmalılı Hamdi YazırOnlar kendilerine yazık etmiş olan kimselerdir. O iftira edip uydurdukları da kendilerinden yüz çevirip gitmişlerdir

11:22 📚 2
لَا جَرَمَ أَنَّهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ هُمُ ٱلۡأَخۡسَرُونَ
لَا
yok
جَرَمَ
şüphe
أَنَّهُمْ
onlar
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
هُمُ
onlar
ٱلْأَخْسَرُونَ
en fazla zararlı çıkanlardır

Saheeh InternationalAssuredly, it is they in the Hereafter who will be the greatest losers

Yusuf AliWithout a doubt, these are the very ones who will lose most in the Hereafter

Elmalılı Hamdi YazırKesinlikle bunlar ahirette de en ziyade hüsrana uğrayacak olanlardır

11:23
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَخۡبَتُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
إِنَّ
şüphesiz ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
iman eden(ler)
وَعَمِلُوا۟
ve işleyenler
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
وَأَخْبَتُوٓا۟
ve gönülden boyun eğenler
إِلَىٰ
Rabblerine
رَبِّهِمْ
their Lord
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
ehlidirler
ٱلْجَنَّةِ ۖ
cennet
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
kalıcıdırlar

Saheeh InternationalIndeed, they who have believed and done righteous deeds and humbled themselves to their Lord - those are the companions of Paradise; they will abide eternally therein

Yusuf AliBut those who believe and work righteousness, and humble themselves before their Lord,- They will be companions of the gardens, to dwell therein for aye

Elmalılı Hamdi YazırFakat iman edip salih amel işleyenler ve Rablerine karşı edepli olanlar, güvenen ve itaat edenler var ya, işte bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar

11:24 📚 1
۞مَثَلُ ٱلۡفَرِيقَيۡنِ كَٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡأَصَمِّ وَٱلۡبَصِيرِ وَٱلسَّمِيعِۚ هَلۡ يَسۡتَوِيَانِ مَثَلًاۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
۞ مَثَلُ
durumu
ٱلْفَرِيقَيْنِ
iki topluluğun
كَٱلْأَعْمَىٰ
körün durumu gibidir
وَٱلْأَصَمِّ
ve sağırın
وَٱلْبَصِيرِ
ve görenin
وَٱلسَّمِيعِ ۚ
ve işitenin
هَلْ
midir?
يَسْتَوِيَانِ
ikisi eşit
مَثَلًا ۚ
durumları
أَفَلَا
İbret almıyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
you take heed

Saheeh InternationalThe example of the two parties is like the blind and deaf, and the seeing and hearing. Are they equal in comparison? Then, will you not remember

Yusuf AliThese two kinds (of men) may be compared to the blind and deaf, and those who can see and hear well. Are they equal when compared? Will ye not then take heed

Elmalılı Hamdi YazırBu iki ayrı grubun meseli, kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Hâlâ düşünmeyecek misiniz

11:25
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦٓ إِنِّي لَكُمۡ نَذِيرࣱ مُّبِينٌ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
göndermiştik
نُوحًا
Nuh'u
إِلَىٰ
kendi kavmine
قَوْمِهِۦٓ
his people
إِنِّى
şüphesiz ben
لَكُمْ
sizin için
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıyım
مُّبِينٌ
apaçık

Saheeh InternationalAnd We had certainly sent Noah to his people, [saying], "Indeed, I am to you a clear warner

Yusuf AliWe sent Noah to his people (with a mission): "I have come to you with a Clear Warning

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım

11:26 📚 1
أَن لَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّا ٱللَّهَۖ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ أَلِيمࣲ‏
أَن
diye
لَّا
kulluk etmeyin
تَعْبُدُوٓا۟
worship
إِلَّا
başkasına
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أَخَافُ
korkuyorum
عَلَيْكُمْ
sizin hakkınızda
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍ
bir günün
أَلِيمٍۢ
acıklı

Saheeh InternationalThat you not worship except Allah. Indeed, I fear for you the punishment of a painful day

Yusuf AliThat ye serve none but God: Verily I do fear for you the penalty of a grievous day

Elmalılı Hamdi YazırAllah'dan başkasına ibadet etmeyin! Ben, size gelecek acı bir günün azabından korkarım

11:27 📚 1
فَقَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا نَرَىٰكَ إِلَّا بَشَرࣰ ا مِّثۡلَنَا وَمَا نَرَىٰكَ ٱتَّبَعَكَ إِلَّا ٱلَّذِينَ هُمۡ أَرَاذِلُنَا بَادِيَ ٱلرَّأۡيِ وَمَا نَرَىٰ لَكُمۡ عَلَيۡنَا مِن فَضۡلِۭ بَلۡ نَظُنُّكُمۡ كَٰذِبِينَ
فَقَالَ
dediler ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenleri
ٱلَّذِينَ
inkar eden
كَفَرُوا۟
disbelieved
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
مَا
biz seni görmüyoruz
نَرَىٰكَ
we see you
إِلَّا
başka
بَشَرًۭا
bir insandan
مِّثْلَنَا
bizim gibi
وَمَا
ve
نَرَىٰكَ
görmüyoruz
ٱتَّبَعَكَ
sana uyduğunu
إِلَّا
başkasının
ٱلَّذِينَ
olandan
هُمْ
kendisi
أَرَاذِلُنَا
en aşağılıklarımız
بَادِىَ
sığ (görüşlü)
ٱلرَّأْىِ
(sığ) görüşlü
وَمَا
ve
نَرَىٰ
görmüyoruz
لَكُمْ
sizin
عَلَيْنَا
bize karşı
مِن
hiç
فَضْلٍۭ
üstünlüğünüzü
بَلْ
aksine
نَظُنُّكُمْ
zannediyoruz ki siz
كَـٰذِبِينَ
yalancılarsınız

Saheeh InternationalSo the eminent among those who disbelieved from his people said, "We do not see you but as a man like ourselves, and we do not see you followed except by those who are the lowest of us [and] at first suggestion. And we do not see in you over us any merit; rather, we think you are liars

Yusuf AliBut the chiefs of the Unbelievers among his people said: "We see (in) thee nothing but a man like ourselves: Nor do we see that any follow thee but the meanest among us, in judgment immature: Nor do we see in you (all) any merit above us: in fact we thing ye are liars

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık, kavminin ileri gelen kâfirlerinden bir kısmı dediler ki: "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil. İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz

11:28
قَالَ يَٰقَوۡمِ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةࣲ مِّن رَّبِّي وَءَاتَىٰنِي رَحۡمَةࣰ مِّنۡ عِندِهِۦ فَعُمِّيَتۡ عَلَيۡكُمۡ أَنُلۡزِمُكُمُوهَا وَأَنتُمۡ لَهَا كَٰرِهُونَ
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
أَرَءَيْتُمْ
Ne dersiniz?
إِن
eğer
كُنتُ
ben isem
عَلَىٰ
üzere
بَيِّنَةٍۢ
bir delil
مِّن
Rabbimden
رَّبِّى
my Lord
وَءَاتَىٰنِى
ve bana vermişse
رَحْمَةًۭ
bir rahmet
مِّنْ
katından
عِندِهِۦ
Himself
فَعُمِّيَتْ
bu gizli bırakılmış ise
عَلَيْكُمْ
size
أَنُلْزِمُكُمُوهَا
biz sizi zorlayacak mıyız?
وَأَنتُمْ
siz
لَهَا
onu
كَـٰرِهُونَ
istemediğiniz halde

Saheeh InternationalHe said, "O my people have you considered: if I should be upon clear evidence from my Lord while He has given me mercy from Himself but it has been made unapparent to you, should we force it upon you while you are averse to it

Yusuf AliHe said: "O my people! See ye if (it be that) I have a Clear Sign from my Lord, and that He hath sent Mercy unto me from His own presence, but that the Mercy hath been obscured from your sight? shall we compel you to accept it when ye are aver se to it

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki şu söyleyeceğime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apaçık bir delil üzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahşetmişse, size de onu görecek göz verilmemişse biz, istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz

11:29 📚 1
وَيَٰقَوۡمِ لَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مَالًاۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِۚ وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْۚ إِنَّهُم مُّلَٰقُواْ رَبِّهِمۡ وَلَٰكِنِّيٓ أَرَىٰكُمۡ قَوۡمࣰ ا تَجۡهَلُونَ
وَيَـٰقَوْمِ
ve Ey kavmim
لَآ
sizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْ
I ask (of) you
عَلَيْهِ
bunun karşılığında
مَالًا ۖ
bir mal
إِنْ
benim ecrim
أَجْرِىَ
(is) my reward
إِلَّا
yalnızca
عَلَى
aittir
ٱللَّهِ ۚ
Allah'a
وَمَآ
ve değilim
أَنَا۠
ben
بِطَارِدِ
kovacak
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوٓا۟ ۚ
iman eden(leri)
إِنَّهُم
şüphesiz onlar
مُّلَـٰقُوا۟
kavuşacaklardır
رَبِّهِمْ
Rabblerine
وَلَـٰكِنِّىٓ
ancak ben
أَرَىٰكُمْ
sizi görüyorum
قَوْمًۭا
bir topluluk olarak
تَجْهَلُونَ
cahillik eden

Saheeh InternationalAnd O my people, I ask not of you for it any wealth. My reward is not but from Allah. And I am not one to drive away those who have believed. Indeed, they will meet their Lord, but I see that you are a people behaving ignorantly

Yusuf AliAnd O my people! I ask you for no wealth in return: my reward is from none but God: But I will not drive away (in contempt) those who believe: for verily they are to meet their Lord, and ye I see are the ignorant ones

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum

11:30
وَيَٰقَوۡمِ مَن يَنصُرُنِي مِنَ ٱللَّهِ إِن طَرَدتُّهُمۡۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
وَيَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
مَن
kim
يَنصُرُنِى
bana yardımcı olabilir
مِنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
إِن
eğer
طَرَدتُّهُمْ ۚ
onları kovsam
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
you take heed

Saheeh InternationalAnd O my people, who would protect me from Allah if I drove them away? Then will you not be reminded

Yusuf AliAnd O my people! who would help me against God if I drove them away? Will ye not then take heed

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim, ben onları etrafımdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarabilir? Siz hiç düşünmez misiniz

11:31 📚 1
وَلَآ أَقُولُ لَكُمۡ عِندِي خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعۡلَمُ ٱلۡغَيۡبَ وَلَآ أَقُولُ إِنِّي مَلَكࣱ وَلَآ أَقُولُ لِلَّذِينَ تَزۡدَرِيٓ أَعۡيُنُكُمۡ لَن يُؤۡتِيَهُمُ ٱللَّهُ خَيۡرًاۖ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا فِيٓ أَنفُسِهِمۡ إِنِّيٓ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَلَآ
ben demiyorum
أَقُولُ
I say
لَكُمْ
size
عِندِى
benim yanımdadır
خَزَآئِنُ
hazineleri
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَآ
ve
أَعْلَمُ
bilmiyorum
ٱلْغَيْبَ
gaybı
وَلَآ
ve
أَقُولُ
demiyorum
إِنِّى
şüphesiz ben
مَلَكٌۭ
meleğim (diye)
وَلَآ
ve
أَقُولُ
diyemem
لِلَّذِينَ
kimseler için
تَزْدَرِىٓ
küçük gördükleri
أَعْيُنُكُمْ
gözlerinizin
لَن
onlara vermeyecektir
يُؤْتِيَهُمُ
will Allah give them
ٱللَّهُ
Allah
خَيْرًا ۖ
bir hayır
ٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَا
olanı
فِىٓ
içlerinde
أَنفُسِهِمْ ۖ
onların kendi
إِنِّىٓ
ben gerçekten
إِذًۭا
o zaman
لَّمِنَ
kimselerden olurum
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zulmeden

Saheeh InternationalAnd I do not tell you that I have the depositories [containing the provision] of Allah or that I know the unseen, nor do I tell you that I am an angel, nor do I say of those upon whom your eyes look down that Allah will never grant them any good. Allah is most knowing of what is within their souls. Indeed, I would then be among the wrongdoers

Yusuf AliI tell you not that with me are the treasures of God, nor do I know what is hidden, nor claim I to be an angel. Nor yet do I say, of those whom your eyes do despise that God will not grant them (all) that is good: God knoweth best what is in their souls: I should, if I did, indeed be a wrong-doer

Elmalılı Hamdi YazırBen size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum ki. Ben size "Ben bir meleğim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında "Allah onlara hiçbir hayır vermez." de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum

11:32
قَالُواْ يَٰنُوحُ قَدۡ جَٰدَلۡتَنَا فَأَكۡثَرۡتَ جِدَٰلَنَا فَأۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰنُوحُ
Ey Nuh
قَدْ
muhakkak
جَـٰدَلْتَنَا
bizimle tartıştın
فَأَكْثَرْتَ
çok ileri gittin
جِدَٰلَنَا
bizimle tartışmanda
فَأْتِنَا
getir bakalım
بِمَا
şeyi
تَعِدُنَآ
bize vaadettiğin
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
doğru sözlülerden
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Saheeh InternationalThey said, "O Noah, you have disputed us and been frequent in dispute of us. So bring us what you threaten us, if you should be of the truthful

Yusuf AliThey said: "O Noah! thou hast disputed with us, and (much) hast thou prolonged the dispute with us: now bring upon us what thou threatenest us with, if thou speakest the truth

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didişip durdun, didişmende de çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de görelim

11:33
قَالَ إِنَّمَا يَأۡتِيكُم بِهِ ٱللَّهُ إِن شَآءَ وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ
قَالَ
(Nuh) dedi
إِنَّمَا
ancak
يَأْتِيكُم
size getirir
بِهِ
onu
ٱللَّهُ
Allah
إِن
eğer
شَآءَ
dilerse
وَمَآ
ve değilsiniz
أَنتُم
siz
بِمُعْجِزِينَ
O'nu aciz bırakacak

Saheeh InternationalHe said, "Allah will only bring it to you if He wills, and you will not cause [Him] failure

Yusuf AliHe said: "Truly, God will bring it on you if He wills,- and then, ye will not be able to frustrate it

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yıldıracak değilsiniz

11:34 📚 5
وَلَا يَنفَعُكُمۡ نُصۡحِيٓ إِنۡ أَرَدتُّ أَنۡ أَنصَحَ لَكُمۡ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغۡوِيَكُمۡۚ هُوَ رَبُّكُمۡ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
وَلَا
ve
يَنفَعُكُمْ
size yarar vermez
نُصْحِىٓ
öğüdüm
إِنْ
eğer
أَرَدتُّ
istesem de
أَنْ
öğüt vermek
أَنصَحَ
[I] advise
لَكُمْ
size
إِن
eğer
كَانَ
Allah
ٱللَّهُ
it was Allah's
يُرِيدُ
dilerse
أَن
sizi azgınlığa düşürmeyi
يُغْوِيَكُمْ ۚ
let you go astray
هُوَ
O
رَبُّكُمْ
sizin Rabbinizdir
وَإِلَيْهِ
ve O'na
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz

Saheeh InternationalAnd my advice will not benefit you - although I wished to advise you - If Allah should intend to put you in error. He is your Lord, and to Him you will be returned

Yusuf AliOf no profit will be my counsel to you, much as I desire to give you (good) counsel, if it be that God willeth to leave you astray: He is your Lord! and to Him will ye return

Elmalılı Hamdi YazırBen size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz

11:35 📚 1
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ إِنِ ٱفۡتَرَيۡتُهُۥ فَعَلَيَّ إِجۡرَامِي وَأَنَا۠ بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تُجۡرِمُونَ
أَمْ
yoksa
يَقُولُونَ
diyorlar (mı?)
ٱفْتَرَىٰهُ ۖ
onu uydurdu
قُلْ
de ki
إِنِ
eğer
ٱفْتَرَيْتُهُۥ
onu ben uydurduysam
فَعَلَىَّ
benim üzerimedir
إِجْرَامِى
suçum
وَأَنَا۠
ancak ben
بَرِىٓءٌۭ
uzağım
مِّمَّا
sizin suçlarınızdan
تُجْرِمُونَ
crimes you commit

Saheeh InternationalOr do they say [about Prophet Muhammad], "He invented it"? Say, "If I have invented it, then upon me is [the consequence of] my crime; but I am innocent of what [crimes] you commit

Yusuf AliOr do they say, "He has forged it"? Say: "If I had forged it, on me were my sin! and I am free of the sins of which ye are guilty

Elmalılı Hamdi YazırYoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yüklendiğiniz vebalden uzağım

11:36
وَأُوحِيَ إِلَىٰ نُوحٍ أَنَّهُۥ لَن يُؤۡمِنَ مِن قَوۡمِكَ إِلَّا مَن قَدۡ ءَامَنَ فَلَا تَبۡتَئِسۡ بِمَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ
وَأُوحِىَ
vahyolundu
إِلَىٰ
Nuh'a
نُوحٍ
Nuh
أَنَّهُۥ
gerçekten
لَن
kimse iman etmeyecek
يُؤْمِنَ
believe
مِن
kavminden
قَوْمِكَ
your people
إِلَّا
dışında
مَن
kimselerin
قَدْ
(şimdiye kadar)
ءَامَنَ
iman eden
فَلَا
üzülme
تَبْتَئِسْ
(be) distressed
بِمَا
dolayı
كَانُوا۟
onların yaptıklarından
يَفْعَلُونَ
doing

Saheeh InternationalAnd it was revealed to Noah that, "No one will believe from your people except those who have already believed, so do not be distressed by what they have been doing

Yusuf AliIt was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already! So grieve no longer over their (evil) deeds

Elmalılı Hamdi YazırAyrıca Nuh'a şöyle vahyettik: "Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme

11:37
وَٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ
وَٱصْنَعِ
ve yap
ٱلْفُلْكَ
gemiyi
بِأَعْيُنِنَا
bizim gözetimimiz altında
وَوَحْيِنَا
ve vahyimizle
وَلَا
bana hitap (dua) etme
تُخَـٰطِبْنِى
address Me
فِى
hakkında
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوٓا۟ ۚ
zulmeden(ler)
إِنَّهُم
onlar
مُّغْرَقُونَ
suda boğulacaklardır

Saheeh InternationalAnd construct the ship under Our observation and Our inspiration and do not address Me concerning those who have wronged; indeed, they are [to be] drowned

Yusuf AliBut construct an Ark under Our eyes and Our inspiration, and address Me no (further) on behalf of those who are in sin: for they are about to be overwhelmed (in the Flood)

Elmalılı Hamdi YazırBizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır

11:38 📚 3
وَيَصۡنَعُ ٱلۡفُلۡكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيۡهِ مَلَأࣱ مِّن قَوۡمِهِۦ سَخِرُواْ مِنۡهُۚ قَالَ إِن تَسۡخَرُواْ مِنَّا فَإِنَّا نَسۡخَرُ مِنكُمۡ كَمَا تَسۡخَرُونَ
وَيَصْنَعُ
ve yapıyordu
ٱلْفُلْكَ
gemiyi
وَكُلَّمَا
ve ne zaman
مَرَّ
yanından geçse
عَلَيْهِ
onun
مَلَأٌۭ
ileri gelenler
مِّن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
سَخِرُوا۟
alay ediyorlardı
مِنْهُ ۚ
onunla
قَالَ
dedi ki
إِن
eğer
تَسْخَرُوا۟
alay ederseniz
مِنَّا
bizimle
فَإِنَّا
muhakkak biz de
نَسْخَرُ
alay edeceğiz
مِنكُمْ
sizinle
كَمَا
gibi
تَسْخَرُونَ
sizin alay ettiğiniz

Saheeh InternationalAnd he constructed the ship, and whenever an assembly of the eminent of his people passed by him, they ridiculed him. He said, "If you ridicule us, then we will ridicule you just as you ridicule

Yusuf AliForthwith he (starts) constructing the Ark: Every time that the chiefs of his people passed by him, they threw ridicule on him. He said: "If ye ridicule us now, we (in our turn) can look down on you with ridicule likewise

Elmalılı Hamdi YazırGemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: "Bizimle eğleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eğlendiğiniz gibi alay edip eğleneceğiz

11:39
فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن يَأۡتِيهِ عَذَابࣱ يُخۡزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيۡهِ عَذَابࣱ مُّقِيمٌ
فَسَوْفَ
yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz
مَن
kime
يَأْتِيهِ
geleceğini
عَذَابٌۭ
azabın
يُخْزِيهِ
rezil edici
وَيَحِلُّ
ve ineceğini
عَلَيْهِ
başına
عَذَابٌۭ
azabın
مُّقِيمٌ
kalıcı

Saheeh InternationalAnd you are going to know who will get a punishment that will disgrace him [on earth] and upon whom will descend an enduring punishment [in the Hereafter]

Yusuf AliBut soon will ye know who it is on whom will descend a penalty that will cover them with shame,- on whom will be unloosed a penalty lasting

Elmalılı Hamdi YazırO perişan edici azabın kime geleceğini ve o sürekli azabın kimin başına ineceğini ilerde bileceksiniz

11:40
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلۡنَا ٱحۡمِلۡ فِيهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ وَمَنۡ ءَامَنَۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلࣱ‏
حَتَّىٰٓ
sonunda
إِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
أَمْرُنَا
emrimiz
وَفَارَ
ve kaynadığında
ٱلتَّنُّورُ
tandır
قُلْنَا
dedik ki
ٱحْمِلْ
bindir
فِيهَا
ona
مِن
her şeyden
كُلٍّۢ
every kind
زَوْجَيْنِ
çifti
ٱثْنَيْنِ
ikişer
وَأَهْلَكَ
ve aileni
إِلَّا
dışındaki
مَن
olanlar
سَبَقَ
önceden
عَلَيْهِ
aleyhlerine
ٱلْقَوْلُ
hüküm verilmiş
وَمَنْ
ve
ءَامَنَ ۚ
iman edenleri
وَمَآ
ve
ءَامَنَ
zaten iman etmemişti
مَعَهُۥٓ
onunla beraber
إِلَّا
dışında
قَلِيلٌۭ
çok az kimse

Saheeh International[So it was], until when Our command came and the oven overflowed, We said, "Load upon the ship of each [creature] two mates and your family, except those about whom the word has preceded, and [include] whoever has believed." But none had believed with him, except a few

Yusuf AliAt length, behold! there came Our command, and the fountains of the earth gushed forth! We said: "Embark therein, of each kind two, male and female, and your family - except those against whom the word has already gone forth,- and the Believer s." but only a few believed with him

Elmalılı Hamdi YazırNihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi

11:41
۞وَقَالَ ٱرۡكَبُواْ فِيهَا بِسۡمِ ٱللَّهِ مَجۡرٜىٰهَا وَمُرۡسَىٰهَآۚ إِنَّ رَبِّي لَغَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
۞ وَقَالَ
ve dedi ki
ٱرْكَبُوا۟
haydi binin
فِيهَا
ona
بِسْمِ
adıyladır
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَجْر۪ىٰهَا
yüzmesi de
وَمُرْسَىٰهَآ ۚ
ve durması da
إِنَّ
şüphesiz
رَبِّى
Rabbim
لَغَفُورٌۭ
bağışlayıcıdır
رَّحِيمٌۭ
rahmet edicidir

Saheeh InternationalAnd [Noah] said, "Embark therein; in the name of Allah is its course and its anchorage. Indeed, my Lord is Forgiving and Merciful

Yusuf AliSo he said: "Embark ye on the Ark, In the name of God, whether it move or be at rest! For my Lord is, be sure, Oft-Forgiving, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki; "Allah'ın adıyla binin içine. Onun akışı da, duruşu da (O'nun adıyladır). Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir

11:42 📚 2
وَهِيَ تَجۡرِي بِهِمۡ فِي مَوۡجࣲ كَٱلۡجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبۡنَهُۥ وَكَانَ فِي مَعۡزِلࣲ يَٰبُنَيَّ ٱرۡكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَهِىَ
(Gemi)
تَجْرِى
geçirirken
بِهِمْ
onları
فِى
içinden
مَوْجٍۢ
dalgaların
كَٱلْجِبَالِ
dağlar gibi;
وَنَادَىٰ
ve seslendi
نُوحٌ
Nuh
ٱبْنَهُۥ
oğluna
وَكَانَ
ve o (idi)
فِى
bir kenarda
مَعْزِلٍۢ
apart
يَـٰبُنَىَّ
Ey oğulcağızım
ٱرْكَب
gel bin
مَّعَنَا
bizimle birlikte
وَلَا
and (do) not
تَكُن
olma
مَّعَ
beraber
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kâfirlerle

Saheeh InternationalAnd it sailed with them through waves like mountains, and Noah called to his son who was apart [from them], "O my son, come aboard with us and be not with the disbelievers

Yusuf AliSo the Ark floated with them on the waves (towering) like mountains, and Noah called out to his son, who had separated himself (from the rest): "O my son! embark with us, and be not with the unbelievers

Elmalılı Hamdi YazırGemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma

11:43 📚 7
قَالَ سَـَٔاوِيٓ إِلَىٰ جَبَلࣲ يَعۡصِمُنِي مِنَ ٱلۡمَآءِۚ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلۡيَوۡمَ مِنۡ أَمۡرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَۚ وَحَالَ بَيۡنَهُمَا ٱلۡمَوۡجُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُغۡرَقِينَ
قَالَ
(O) dedi ki
سَـَٔاوِىٓ
sığınacağım
إِلَىٰ
bir dağa
جَبَلٍۢ
a mountain
يَعْصِمُنِى
o beni korur
مِنَ
sudan
ٱلْمَآءِ ۚ
the water
قَالَ
dedi ki
لَا
yoktur
عَاصِمَ
kurtulacak
ٱلْيَوْمَ
bugün
مِنْ
emrinden
أَمْرِ
the Command of Allah
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَّا
dışında
مَن
kimselerin
رَّحِمَ ۚ
merhamet ettiği
وَحَالَ
bu sırada girdi
بَيْنَهُمَا
aralarına
ٱلْمَوْجُ
bir dalga
فَكَانَ
ve o da oldu
مِنَ
boğulanlardan
ٱلْمُغْرَقِينَ
the drowned

Saheeh International[But] he said, "I will take refuge on a mountain to protect me from the water." [Noah] said, "There is no protector today from the decree of Allah, except for whom He gives mercy." And the waves came between them, and he was among the drowned

Yusuf AliThe son replied: "I will betake myself to some mountain: it will save me from the water." Noah said: "This day nothing can save, from the command of God, any but those on whom He hath mercy! "And the waves came between them, and the son was am ong those overwhelmed in the Flood

Elmalılı Hamdi YazırO, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu

11:44 📚 2
وَقِيلَ يَٰٓأَرۡضُ ٱبۡلَعِي مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقۡلِعِي وَغِيضَ ٱلۡمَآءُ وَقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ وَٱسۡتَوَتۡ عَلَى ٱلۡجُودِيِّۖ وَقِيلَ بُعۡدࣰ ا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَقِيلَ
ve denildi
يَـٰٓأَرْضُ
ey yer
ٱبْلَعِى
çek
مَآءَكِ
suyunu
وَيَـٰسَمَآءُ
ve ey gök
أَقْلِعِى
sen de tut
وَغِيضَ
ve çekildi
ٱلْمَآءُ
su
وَقُضِىَ
ve bitirildi
ٱلْأَمْرُ
iş
وَٱسْتَوَتْ
ve oturdu
عَلَى
üzerine
ٱلْجُودِىِّ ۖ
Cudi'nin
وَقِيلَ
ve denildi
بُعْدًۭا
yok olsun
لِّلْقَوْمِ
topluluğu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Saheeh InternationalAnd it was said, "O earth, swallow your water, and O sky, withhold [your rain]." And the water subsided, and the matter was accomplished, and the ship came to rest on the [mountain of] Judiyy. And it was said, "Away with the wrongdoing people

Yusuf AliThen the word went forth: "O earth! swallow up thy water, and O sky! Withhold (thy rain)!" and the water abated, and the matter was ended. The Ark rested on Mount Judi, and the word went forth: "Away with those who do wrong

Elmalılı Hamdi YazırAllah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi

11:45 📚 2
وَنَادَىٰ نُوحࣱ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبۡنِي مِنۡ أَهۡلِي وَإِنَّ وَعۡدَكَ ٱلۡحَقُّ وَأَنتَ أَحۡكَمُ ٱلۡحَٰكِمِينَ
وَنَادَىٰ
ve seslendi
نُوحٌۭ
Nuh
رَّبَّهُۥ
Rabbine
فَقَالَ
ve dedi ki
رَبِّ
Rabbim
إِنَّ
şüphesiz
ٱبْنِى
oğlum
مِنْ
benim ailemdendir
أَهْلِى
my family
وَإِنَّ
ve şüphesiz
وَعْدَكَ
senin vaadin
ٱلْحَقُّ
haktır
وَأَنتَ
ve sen
أَحْكَمُ
en iyi hükmedenisin
ٱلْحَـٰكِمِينَ
hükmedenlerin

Saheeh InternationalAnd Noah called to his Lord and said, "My Lord, indeed my son is of my family; and indeed, Your promise is true; and You are the most just of judges

Yusuf AliAnd Noah called upon his Lord, and said: "O my Lord! surely my son is of my family! and Thy promise is true, and Thou art the justest of Judges

Elmalılı Hamdi YazırNuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oğlum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin

11:46 📚 5
قَالَ يَٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيۡسَ مِنۡ أَهۡلِكَۖ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيۡرُ صَٰلِحࣲۖ فَلَا تَسۡـَٔلۡنِ مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌۖ إِنِّيٓ أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلۡجَٰهِلِينَ
قَالَ
(Allah) dedi ki
يَـٰنُوحُ
ey Nuh
إِنَّهُۥ
şüphesiz o
لَيْسَ
değildir
مِنْ
senin ailenden
أَهْلِكَ ۖ
your family
إِنَّهُۥ
elbette o
عَمَلٌ
bir iş yapmıştı
غَيْرُ
olmayan
صَـٰلِحٍۢ ۖ
iyi
فَلَا
benden isteme
تَسْـَٔلْنِ
ask Me
مَا
bir şeyi
لَيْسَ
olmayan
لَكَ
senin
بِهِۦ
hakkında
عِلْمٌ ۖ
bilgin
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أَعِظُكَ
seni sakındırıyorum
أَن
olmanı
تَكُونَ
you be
مِنَ
bilgisizlerden
ٱلْجَـٰهِلِينَ
the ignorant

Saheeh InternationalHe said, "O Noah, indeed he is not of your family; indeed, he is [one whose] work was other than righteous, so ask Me not for that about which you have no knowledge. Indeed, I advise you, lest you be among the ignorant

Yusuf AliHe said: "O Noah! He is not of thy family: For his conduct is unrighteous. So ask not of Me that of which thou hast no knowledge! I give thee counsel, lest thou act like the ignorant

Elmalılı Hamdi YazırAllah: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (âilen)'den değildir. Çünkü o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakındırırım

11:47 📚 1
قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَعُوذُ بِكَ أَنۡ أَسۡـَٔلَكَ مَا لَيۡسَ لِي بِهِۦ عِلۡمࣱۖ وَإِلَّا تَغۡفِرۡ لِي وَتَرۡحَمۡنِيٓ أَكُن مِّنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
إِنِّىٓ
muhakkak ben
أَعُوذُ
sığınırım
بِكَ
sana
أَنْ
senden istemekten
أَسْـَٔلَكَ
I (should) ask You
مَا
bir şeyi
لَيْسَ
olmayan
لِى
benim
بِهِۦ
hakkında
عِلْمٌۭ ۖ
bilgim
وَإِلَّا
eğer
تَغْفِرْ
bağışlamazsan
لِى
beni
وَتَرْحَمْنِىٓ
ve bana rahmet etmezsen
أَكُن
olurum
مِّنَ
hüsrana uğrayanlardan
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Saheeh International[Noah] said, "My Lord, I seek refuge in You from asking that of which I have no knowledge. And unless You forgive me and have mercy upon me, I will be among the losers

Yusuf AliNoah said: "O my Lord! I do seek refuge with Thee, lest I ask Thee for that of which I have no knowledge. And unless thou forgive me and have Mercy on me, I should indeed be lost

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş olmaktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uğrayanlardan olurum

11:48
قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهۡبِطۡ بِسَلَٰمࣲ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيۡكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمࣲ مِّمَّن مَّعَكَۚ وَأُمَمࣱ سَنُمَتِّعُهُمۡ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
قِيلَ
denildi ki
يَـٰنُوحُ
ey Nuh
ٱهْبِطْ
in
بِسَلَـٰمٍۢ
selam ile
مِّنَّا
bizden
وَبَرَكَـٰتٍ
ve bereketlerle
عَلَيْكَ
sana
وَعَلَىٰٓ
ve üzerine
أُمَمٍۢ
ümmetler
مِّمَّن
olanlardan
مَّعَكَ ۚ
seninle birlikte
وَأُمَمٌۭ
ve (bazı) ümmetlere
سَنُمَتِّعُهُمْ
geçimlik vereceğiz
ثُمَّ
sonra
يَمَسُّهُم
onlara dokunacaktır
مِّنَّا
bizden
عَذَابٌ
bir azap
أَلِيمٌۭ
acıklı

Saheeh InternationalIt was said, "O Noah, disembark in security from Us and blessings upon you and upon nations [descending] from those with you. But other nations [of them] We will grant enjoyment; then there will touch them from Us a painful punishment

Yusuf AliThe word came: "O Noah! Come down (from the Ark) with peace from Us, and blessing on thee and on some of the peoples (who will spring) from those with thee: but (there will be other) peoples to whom We shall grant their pleasures (for a time), but in the end will a grievous penalty reach them from Us

Elmalılı Hamdi YazırEy Nuh!" denildi, " Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacaknice ümmetler olacaktır

11:49
تِلۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهَآ إِلَيۡكَۖ مَا كُنتَ تَعۡلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوۡمُكَ مِن قَبۡلِ هَٰذَاۖ فَٱصۡبِرۡۖ إِنَّ ٱلۡعَٰقِبَةَ لِلۡمُتَّقِينَ
تِلْكَ
bunlar
مِنْ
haberlerindendir
أَنۢبَآءِ
the news
ٱلْغَيْبِ
gayb
نُوحِيهَآ
vahyettiğimiz
إِلَيْكَ ۖ
sana
مَا
değildin
كُنتَ
sen
تَعْلَمُهَآ
onu biliyor
أَنتَ
(ne) sen
وَلَا
ve ne de
قَوْمُكَ
senin kavmin
مِن
önce
قَبْلِ
before
هَـٰذَا ۖ
bundan
فَٱصْبِرْ ۖ
sabret
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْعَـٰقِبَةَ
sonuç
لِلْمُتَّقِينَ
takva sahiplerinindir

Saheeh InternationalThat is from the news of the unseen which We reveal to you, [O Muhammad]. You knew it not, neither you nor your people, before this. So be patient; indeed, the [best] outcome is for the righteous

Yusuf AliSuch are some of the stories of the unseen, which We have revealed unto thee: before this, neither thou nor thy people knew them. So persevere patiently: for the End is for those who are righteous

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir

11:50
وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمۡ هُودࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۖ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا مُفۡتَرُونَ
وَإِلَىٰ
ve (kavmin)e
عَادٍ
Ad
أَخَاهُمْ
kardeşleri
هُودًۭا ۚ
Hud'u (gönderdik)
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin için
مِّنْ
hiç bir
إِلَـٰهٍ
ilah
غَيْرُهُۥٓ ۖ
O'ndan başka
إِنْ
siz
أَنتُمْ
you
إِلَّا
ancak
مُفْتَرُونَ
yalan uyduranlarsınız

Saheeh InternationalAnd to 'Aad [We sent] their brother Hud. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. You are not but inventors [of falsehood]

Yusuf AliTo the 'Ad People (We sent) Hud, one of their own brethren. He said: "O my people! worship God! ye have no other god but Him. (Your other gods) ye do nothing but invent

Elmalılı Hamdi YazırÂd kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz

11:51
يَٰقَوۡمِ لَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ أَجۡرًاۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَى ٱلَّذِي فَطَرَنِيٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَآ
sizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْ
I ask you
عَلَيْهِ
bunun için
أَجْرًا ۖ
bir ücret
إِنْ
benim ücretim
أَجْرِىَ
(is) my reward
إِلَّا
yalnızca
عَلَى
aittir
ٱلَّذِى
beni yaratana
فَطَرَنِىٓ ۚ
created me
أَفَلَا
akıl etmiyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you use reason

Saheeh InternationalO my people, I do not ask you for it any reward. My reward is only from the one who created me. Then will you not reason

Yusuf AliO my people! I ask of you no reward for this (Message). My reward is from none but Him who created me: Will ye not then understand

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız

11:52
وَيَٰقَوۡمِ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِ يُرۡسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡكُم مِّدۡرَارࣰ ا وَيَزِدۡكُمۡ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمۡ وَلَا تَتَوَلَّوۡاْ مُجۡرِمِينَ
وَيَـٰقَوْمِ
ve Ey kavmim
ٱسْتَغْفِرُوا۟
bağışlanma dileyin
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
ثُمَّ
sonra
تُوبُوٓا۟
tevbe edin
إِلَيْهِ
O'na
يُرْسِلِ
göndersin
ٱلسَّمَآءَ
gökten
عَلَيْكُم
üzerinize
مِّدْرَارًۭا
bolca yağmur
وَيَزِدْكُمْ
ve katsın
قُوَّةً
güç
إِلَىٰ
gücünüze
قُوَّتِكُمْ
your strength
وَلَا
yüz çevirmeyin
تَتَوَلَّوْا۟
turn away
مُجْرِمِينَ
suçlular olarak

Saheeh InternationalAnd O my people, ask forgiveness of your Lord and then repent to Him. He will send [rain from] the sky upon you in showers and increase you in strength [added] to your strength. And do not turn away, [being] criminals

Yusuf AliAnd O my people! Ask forgiveness of your Lord, and turn to Him (in repentance): He will send you the skies pouring abundant rain, and add strength to your strength: so turn ye not back in sin

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin

11:53
قَالُواْ يَٰهُودُ مَا جِئۡتَنَا بِبَيِّنَةࣲ وَمَا نَحۡنُ بِتَارِكِيٓ ءَالِهَتِنَا عَن قَوۡلِكَ وَمَا نَحۡنُ لَكَ بِمُؤۡمِنِينَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰهُودُ
Ey Hud
مَا
sen bize getirmedin
جِئْتَنَا
You have not brought us
بِبَيِّنَةٍۢ
bir belge
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِتَارِكِىٓ
bırakacak
ءَالِهَتِنَا
ilahlarımızı
عَن
senin sözünle
قَوْلِكَ
your saying
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
لَكَ
sana
بِمُؤْمِنِينَ
inanacak

Saheeh InternationalThey said, "O Hud, you have not brought us clear evidence, and we are not ones to leave our gods on your say-so. Nor are we believers in you

Yusuf AliThey said: "O Hud! No Clear (Sign) that hast thou brought us, and we are not the ones to desert our gods on thy word! Nor shall we believe in thee

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki; "Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle tanrılarımızı terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayız

11:54 📚 1
إِن نَّقُولُ إِلَّا ٱعۡتَرَىٰكَ بَعۡضُ ءَالِهَتِنَا بِسُوٓءࣲۗ قَالَ إِنِّيٓ أُشۡهِدُ ٱللَّهَ وَٱشۡهَدُوٓاْ أَنِّي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تُشۡرِكُونَ
إِن
diyoruz ki
نَّقُولُ
we say
إِلَّا
sadece
ٱعْتَرَىٰكَ
seni çarpmış
بَعْضُ
bazıları
ءَالِهَتِنَا
ilahlarımızdan
بِسُوٓءٍۢ ۗ
fena
قَالَ
dedi ki
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أُشْهِدُ
şahit tutuyorum
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَٱشْهَدُوٓا۟
ve şahid olun
أَنِّى
elbette ben
بَرِىٓءٌۭ
uzağım
مِّمَّا
ortak koştuklarınızdan
تُشْرِكُونَ
you associate

Saheeh InternationalWe only say that some of our gods have possessed you with evil." He said, "Indeed, I call Allah to witness, and witness [yourselves] that I am free from whatever you associate with Allah

Yusuf AliWe say nothing but that (perhaps) some of our gods may have seized thee with imbecility." He said: "I call God to witness, and do ye bear witness, that I am free from the sin of ascribing, to Him

Elmalılı Hamdi YazırAncak şu kadarını diyebiliriz ki; "tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış". O da dedi ki; "Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki ben, Allah'a koştuğunuz ortaklardan uzağım

11:55
مِن دُونِهِۦۖ فَكِيدُونِي جَمِيعࣰ ا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ ۖ
Other than Him
فَكِيدُونِى
haydi bana tuzak kurun
جَمِيعًۭا
hep birlikte
ثُمَّ
sonra
لَا
bana hiç göz açtırmayın
تُنظِرُونِ
give me respite

Saheeh InternationalOther than Him. So plot against me all together; then do not give me respite

Yusuf AliOther gods as partners! so scheme (your worst) against me, all of you, and give me no respite

Elmalılı Hamdi YazırO'ndan başka herşeyden uzağım, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra hiç bekletmeyin

11:56 📚 2
إِنِّي تَوَكَّلۡتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّي وَرَبِّكُمۚ مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذُۢ بِنَاصِيَتِهَآۚ إِنَّ رَبِّي عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
إِنِّى
şüphesiz ben
تَوَكَّلْتُ
güvendim
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
رَبِّى
benim Rabbim
وَرَبِّكُم ۚ
ve sizin Rabbiniz olan
مَّا
yoktur
مِن
hiçbir
دَآبَّةٍ
canlı
إِلَّا
ki
هُوَ
O'nun (Allah)
ءَاخِذٌۢ
tutmadığı
بِنَاصِيَتِهَآ ۚ
onun perçeminden
إِنَّ
şüphesiz
رَبِّى
Rabbim
عَلَىٰ
üzeredir
صِرَٰطٍۢ
yol
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Saheeh InternationalIndeed, I have relied upon Allah, my Lord and your Lord. There is no creature but that He holds its forelock. Indeed, my Lord is on a path [that is] straight

Yusuf AliI put my trust in God, My Lord and your Lord! There is not a moving creature, but He hath grasp of its fore-lock. Verily, it is my Lord that is on a straight Path

Elmalılı Hamdi YazırBen muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır

11:57 📚 2
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُم مَّآ أُرۡسِلۡتُ بِهِۦٓ إِلَيۡكُمۡۚ وَيَسۡتَخۡلِفُ رَبِّي قَوۡمًا غَيۡرَكُمۡ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ رَبِّي عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَفِيظࣱ‏
فَإِن
eğer
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirirseniz
فَقَدْ
artık
أَبْلَغْتُكُم
size tebliğ ettim
مَّآ
şeyi
أُرْسِلْتُ
benimle gönderilen
بِهِۦٓ
size
إِلَيْكُمْ ۚ
to you
وَيَسْتَخْلِفُ
ve yerinize yerleştirir
رَبِّى
Rabbim
قَوْمًا
bir topluluk
غَيْرَكُمْ
sizden başka
وَلَا
ve
تَضُرُّونَهُۥ
O'na zarar da veremezsiniz
شَيْـًٔا ۚ
hiçbir
إِنَّ
şüphesiz
رَبِّى
Rabbim
عَلَىٰ
her
كُلِّ
all
شَىْءٍ
şeyi
حَفِيظٌۭ
koruyandır

Saheeh InternationalBut if they turn away, [say], "I have already conveyed that with which I was sent to you. My Lord will give succession to a people other than you, and you will not harm Him at all. Indeed my Lord is, over all things, Guardian

Yusuf AliIf ye turn away,- I (at least) have conveyed the Message with which I was sent to you. My Lord will make another people to succeed you, and you will not harm Him in the least. For my Lord hath care and watch over all things

Elmalılı Hamdi YazırEğer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne ile gönderilmişsem, işte onu tebliğ ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hiç şüphesiz O, herşeyi koruyup gözetendir

11:58
وَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا نَجَّيۡنَا هُودࣰ ا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةࣲ مِّنَّا وَنَجَّيۡنَٰهُم مِّنۡ عَذَابٍ غَلِيظࣲ‏
وَلَمَّا
ve ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَمْرُنَا
emrimiz
نَجَّيْنَا
kurtardık
هُودًۭا
Hud'u
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
iman eden(leri)
مَعَهُۥ
beraberindeki
بِرَحْمَةٍۢ
bir rahmetle
مِّنَّا
bizden
وَنَجَّيْنَـٰهُم
ve onları koruduk
مِّنْ
bir azaptan
عَذَابٍ
a punishment
غَلِيظٍۢ
kaskatı

Saheeh InternationalAnd when Our command came, We saved Hud and those who believed with him, by mercy from Us; and We saved them from a harsh punishment

Yusuf AliSo when Our decree issued, We saved Hud and those who believed with him, by (special) Grace from Ourselves: We saved them from a severe penalty

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık

11:59
وَتِلۡكَ عَادࣱۖ جَحَدُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ وَعَصَوۡاْ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓاْ أَمۡرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدࣲ‏
وَتِلْكَ
ve işte bu
عَادٌۭ ۖ
Ad (halkı)
جَحَدُوا۟
inkar etti
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
رَبِّهِمْ
Rabblerinin
وَعَصَوْا۟
ve karşı geldiler
رُسُلَهُۥ
peygamberlerine
وَٱتَّبَعُوٓا۟
ve uydular
أَمْرَ
emrine
كُلِّ
her
جَبَّارٍ
zorbanın
عَنِيدٍۢ
inatçı

Saheeh InternationalAnd that was 'Aad, who rejected the signs of their Lord and disobeyed His messengers and followed the order of every obstinate tyrant

Yusuf AliSuch were the 'Ad People: they rejected the Signs of their Lord and Cherisher; disobeyed His apostles; And followed the command of every powerful, obstinate transgressor

Elmalılı Hamdi Yazırİşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler

11:60 📚 1
وَأُتۡبِعُواْ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا لَعۡنَةࣰ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ أَلَآ إِنَّ عَادࣰ ا كَفَرُواْ رَبَّهُمۡۗ أَلَا بُعۡدࣰ ا لِّعَادࣲ قَوۡمِ هُودࣲ‏
وَأُتْبِعُوا۟
ve uğradılar
فِى
bu
هَـٰذِهِ
this
ٱلدُّنْيَا
dünyada
لَعْنَةًۭ
lanete
وَيَوْمَ
ve gününde
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
kıyamet
أَلَآ
iyi bilin ki
إِنَّ
şüphesiz
عَادًۭا
Ad (halkı)
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
رَبَّهُمْ ۗ
Rabblerini
أَلَا
dikkat edin
بُعْدًۭا
uzak olsun
لِّعَادٍۢ
Ad
قَوْمِ
kavmi
هُودٍۢ
Hud'un

Saheeh InternationalAnd they were [therefore] followed in this world with a curse and [as well] on the Day of Resurrection. Unquestionably, 'Aad denied their Lord; then away with 'Aad, the people of Hud

Yusuf AliAnd they were pursued by a Curse in this life,- and on the Day of Judgment. Ah! Behold! for the 'Ad rejected their Lord and Cherisher! Ah! Behold! removed (from sight) were 'Ad the people of Hud

Elmalılı Hamdi YazırHem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Âd, defolup gittiler

11:61 📚 1
۞وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَٱسۡتَعۡمَرَكُمۡ فِيهَا فَٱسۡتَغۡفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِۚ إِنَّ رَبِّي قَرِيبࣱ مُّجِيبࣱ‏
۞ وَإِلَىٰ
ve (gönderdik)
ثَمُودَ
Semud halkına
أَخَاهُمْ
kardeşleri
صَـٰلِحًۭا ۚ
Salih'i
قَالَ
şöyle dedi
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
ilahınız
إِلَـٰهٍ
god
غَيْرُهُۥ ۖ
O'ndan başka
هُوَ
O
أَنشَأَكُم
sizi yarattı
مِّنَ
yerden
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَٱسْتَعْمَرَكُمْ
ve size ömür sürdürdü
فِيهَا
orada
فَٱسْتَغْفِرُوهُ
O'ndan bağışlanma dileyin
ثُمَّ
sonra
تُوبُوٓا۟
tevbe edin
إِلَيْهِ ۚ
O'na
إِنَّ
muhakkak ki
رَبِّى
Rabbim
قَرِيبٌۭ
yakındır
مُّجِيبٌۭ
kabul edendir

Saheeh InternationalAnd to Thamud [We sent] their brother Salih. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. He has produced you from the earth and settled you in it, so ask forgiveness of Him and then repent to Him. Indeed, my Lord is near and responsive

Yusuf AliTo the Thamud People (We sent) Salih, one of their own brethren. He said: "O my people! Worship God: ye have no other god but Him. It is He Who hath produced you from the earth and settled you therein: then ask forgiveness of Him, and turn to Him (in repentance): for my Lord is (always) near, ready to answer

Elmalılı Hamdi YazırSemud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti. Bu sebepten O'nun mağfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır, dualarınızı kabul eder

11:62
قَالُواْ يَٰصَٰلِحُ قَدۡ كُنتَ فِينَا مَرۡجُوࣰّ ا قَبۡلَ هَٰذَآۖ أَتَنۡهَىٰنَآ أَن نَّعۡبُدَ مَا يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِي شَكࣲّ مِّمَّا تَدۡعُونَآ إِلَيۡهِ مُرِيبࣲ‏
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰصَـٰلِحُ
Ey Salih
قَدْ
doğrusu
كُنتَ
sen idin
فِينَا
aramızda
مَرْجُوًّۭا
ümit beslenen biri
قَبْلَ
önce
هَـٰذَآ ۖ
bundan
أَتَنْهَىٰنَآ
bizi men mi ediyorsun?
أَن
tapmaktan
نَّعْبُدَ
we worship
مَا
taptıklarına
يَعْبُدُ
our forefathers worshipped
ءَابَآؤُنَا
babalarımızın
وَإِنَّنَا
doğrusu biz
لَفِى
içindeyiz
شَكٍّۢ
şüphe
مِّمَّا
şeyden
تَدْعُونَآ
bizi çağırdığın
إِلَيْهِ
kendisine
مُرِيبٍۢ
tereddütlü

Saheeh InternationalThey said, "O Salih, you were among us a man of promise before this. Do you forbid us to worship what our fathers worshipped? And indeed we are, about that to which you invite us, in disquieting doubt

Yusuf AliThey said: "O Salih! thou hast been of us! a centre of our hopes hitherto! dost thou (now) forbid us the worship of what our fathers worshipped? But we are really in suspicious (disquieting) doubt as to that to which thou invitest us

Elmalılı Hamdi YazırDediler: "Ey Salih,! Bundan önce sen bizim içimizde ümit beslenir bir zat idin. Şimdi bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan mı engelliyorsun? Biz, doğrusunu istersen bizi davet ettiğin şeyden kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz

11:63
قَالَ يَٰقَوۡمِ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةࣲ مِّن رَّبِّي وَءَاتَىٰنِي مِنۡهُ رَحۡمَةࣰ فَمَن يَنصُرُنِي مِنَ ٱللَّهِ إِنۡ عَصَيۡتُهُۥۖ فَمَا تَزِيدُونَنِي غَيۡرَ تَخۡسِيرࣲ‏
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
أَرَءَيْتُمْ
Ne dersiniz?
إِن
eğer
كُنتُ
ben isem
عَلَىٰ
üzere
بَيِّنَةٍۢ
apaçık bir belge
مِّن
Rabbimden
رَّبِّى
my Lord
وَءَاتَىٰنِى
ve O bana vermişse
مِنْهُ
kendinden
رَحْمَةًۭ
bir rahmet
فَمَن
kim
يَنصُرُنِى
bana yardım edebilir?
مِنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
إِنْ
eğer
عَصَيْتُهُۥ ۖ
O'na isyan edersem
فَمَا
olmaz
تَزِيدُونَنِى
bana bir katkınız
غَيْرَ
başka
تَخْسِيرٍۢ
kaybımı artırmaktan

Saheeh InternationalHe said, "O my people, have you considered: if I should be upon clear evidence from my Lord and He has given me mercy from Himself, who would protect me from Allah if I disobeyed Him? So you would not increase me except in loss

Yusuf AliHe said: "O my people! do ye see? if I have a Clear (Sign) from my Lord and He hath sent Mercy unto me from Himself,- who then can help me against God if I were to disobey Him? What then would ye add to my (portion) but perdition

Elmalılı Hamdi YazırSalih dedi: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise, ben Allah'a isyan ettiğim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz

11:64
وَيَٰقَوۡمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةࣰۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابࣱ قَرِيبࣱ‏
وَيَـٰقَوْمِ
ve Ey kavmim
هَـٰذِهِۦ
şu
نَاقَةُ
dişi devesi
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَكُمْ
sizin için
ءَايَةًۭ
bir mucizedir
فَذَرُوهَا
onu bırakın
تَأْكُلْ
otlasın
فِىٓ
toprağında
أَرْضِ
the earth
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
ona dokundurmayın
تَمَسُّوهَا
touch her
بِسُوٓءٍۢ
bir kötülük
فَيَأْخُذَكُمْ
yoksa sizi yakalar
عَذَابٌۭ
bir azap
قَرِيبٌۭ
yakın

Saheeh InternationalAnd O my people, this is the she-camel of Allah - [she is] to you a sign. So let her feed upon Allah 's earth and do not touch her with harm, or you will be taken by an impending punishment

Yusuf AliAnd O my people! This she-camel of God is a symbol to you: leave her to feed on God's (free) earth, and inflict no harm on her, or a swift penalty will seize you

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! İşte şu, Allah'ın dişi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu Allah'ın yer yüzünde (otlaklarında) otlasın. Ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakalar

11:65
فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُواْ فِي دَارِكُمۡ ثَلَٰثَةَ أَيَّامࣲۖ ذَٰلِكَ وَعۡدٌ غَيۡرُ مَكۡذُوبࣲ‏
فَعَقَرُوهَا
yine de onu kestiler
فَقَالَ
(bunun üzerine) dedi ki
تَمَتَّعُوا۟
yaşayın
فِى
yurdunuzda
دَارِكُمْ
your home(s)
ثَلَـٰثَةَ
üç
أَيَّامٍۢ ۖ
gün
ذَٰلِكَ
işte bu
وَعْدٌ
bir vaaddir
غَيْرُ
yalanlanmayacak
مَكْذُوبٍۢ
(to) be belied

Saheeh InternationalBut they hamstrung her, so he said, "Enjoy yourselves in your homes for three days. That is a promise not to be denied

Yusuf AliBut they did ham-string her. So he said: "Enjoy yourselves in your homes for three days: (Then will be your ruin): (Behold) there a promise not to be belied

Elmalılı Hamdi YazırDerken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İşte bu, yalan çıkmayacak olan kesin bir vaaddir

11:66
فَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا نَجَّيۡنَا صَٰلِحࣰ ا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةࣲ مِّنَّا وَمِنۡ خِزۡيِ يَوۡمِئِذٍۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلۡقَوِيُّ ٱلۡعَزِيزُ
فَلَمَّا
nihayet
جَآءَ
gelince
أَمْرُنَا
emrimiz
نَجَّيْنَا
kurtardık
صَـٰلِحًۭا
Salih'i
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
iman eden(leri)
مَعَهُۥ
beraberindeki
بِرَحْمَةٍۢ
bir rahmetle
مِّنَّا
bizden
وَمِنْ
ve
خِزْىِ
aşağılığından
يَوْمِئِذٍ ۗ
o günün
إِنَّ
muhakkak ki
رَبَّكَ
senin Rabbin
هُوَ
O
ٱلْقَوِىُّ
güçlüdür
ٱلْعَزِيزُ
mutlak üstündür

Saheeh InternationalSo when Our command came, We saved Salih and those who believed with him, by mercy from Us, and [saved them] from the disgrace of that day. Indeed, it is your Lord who is the Powerful, the Exalted in Might

Yusuf AliWhen Our Decree issued, We saved Salih and those who believed with him, by (special) Grace from Ourselves - and from the Ignominy of that day. For thy Lord - He is the Strong One, and able to enforce His Will

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üstelik o günün perişanlığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçlüdür, mutlak üstündür

11:67
وَأَخَذَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ ٱلصَّيۡحَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دِيَٰرِهِمۡ جَٰثِمِينَ
وَأَخَذَ
ve aldı
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَلَمُوا۟
zulmeden(leri)
ٱلصَّيْحَةُ
korkunç bir çığlık
فَأَصْبَحُوا۟
ve kaldılar
فِى
yurtlarında
دِيَـٰرِهِمْ
their homes
جَـٰثِمِينَ
dizüstü çöküp

Saheeh InternationalAnd the shriek seized those who had wronged, and they became within their homes [corpses] fallen prone

Yusuf AliThe (mighty) Blast overtook the wrong-doers, and they lay prostrate in their homes before the morning

Elmalılı Hamdi YazırO zalimleri, korkunç bir gürültü yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar

11:68
كَأَن لَّمۡ يَغۡنَوۡاْ فِيهَآۗ أَلَآ إِنَّ ثَمُودَاْ كَفَرُواْ رَبَّهُمۡۗ أَلَا بُعۡدࣰ ا لِّثَمُودَ
كَأَن
sanki
لَّمْ
hiç yaşamamışlardı
يَغْنَوْا۟
they (had) prospered
فِيهَآ ۗ
orada
أَلَآ
iyi bilin ki
إِنَّ
şüphesiz
ثَمُودَا۟
Semud (halkı)
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
رَبَّهُمْ ۗ
Rabblerini
أَلَا
dikkat edin
بُعْدًۭا
uzak olsun
لِّثَمُودَ
Semud halkı

Saheeh InternationalAs if they had never prospered therein. Unquestionably, Thamud denied their Lord; then, away with Thamud

Yusuf AliAs if they had never dwelt and flourished there. Ah! Behold! for the Thamud rejected their Lord and Cherisher! Ah! Behold! removed (from sight) were the Thamud

Elmalılı Hamdi YazırSanki orada güzel güzel yaşayıp durmamışlardı. Bak işte Semud, gerçekten de Rablerine küfretmişlerdi. Bak işte nasıl yok olup gittiler

11:69 📚 2
وَلَقَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُنَآ إِبۡرَٰهِيمَ بِٱلۡبُشۡرَىٰ قَالُواْ سَلَٰمࣰ اۖ قَالَ سَلَٰمࣱۖ فَمَا لَبِثَ أَن جَآءَ بِعِجۡلٍ حَنِيذࣲ‏
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَتْ
geldiler
رُسُلُنَآ
elçilerimiz
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'e
بِٱلْبُشْرَىٰ
müjdeyle
قَالُوا۟
dediler
سَلَـٰمًۭا ۖ
Selam
قَالَ
(O da) dedi
سَلَـٰمٌۭ ۖ
Selam
فَمَا
ve hemen
لَبِثَ
and not he delayed
أَن
getirdi
جَآءَ
bring
بِعِجْلٍ
bir buzağı
حَنِيذٍۢ
kızartılmış

Saheeh InternationalAnd certainly did Our messengers come to Abraham with good tidings; they said, "Peace." He said, "Peace," and did not delay in bringing [them] a roasted calf

Yusuf AliThere came Our messengers to Abraham with glad tidings. They said, "Peace!" He answered, "Peace!" and hastened to entertain them with a roasted calf

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi

11:70
فَلَمَّا رَءَآ أَيۡدِيَهُمۡ لَا تَصِلُ إِلَيۡهِ نَكِرَهُمۡ وَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِيفَةࣰۚ قَالُواْ لَا تَخَفۡ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمِ لُوطࣲ‏
فَلَمَّا
ne zaman ki
رَءَآ
görünce
أَيْدِيَهُمْ
ellerinin
لَا
uzanmadığını
تَصِلُ
reaching
إِلَيْهِ
ona
نَكِرَهُمْ
onlardan hoşlanmadı
وَأَوْجَسَ
ve içine düştü
مِنْهُمْ
onlardan dolayı
خِيفَةًۭ ۚ
bir korku
قَالُوا۟
dediler ki
لَا
korkma
تَخَفْ
fear
إِنَّآ
biz
أُرْسِلْنَآ
gönderildik
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِ
(the) people
لُوطٍۢ
Lut

Saheeh InternationalBut when he saw their hands not reaching for it, he distrusted them and felt from them apprehension. They said, "Fear not. We have been sent to the people of Lot

Yusuf AliBut when he saw their hands went not towards the (meal), he felt some mistrust of them, and conceived a fear of them. They said: "Fear not: We have been sent against the people of Lut

Elmalılı Hamdi YazırFakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da "Korkma, biz Lut'un kavmine gönderildik." dediler

11:71
وَٱمۡرَأَتُهُۥ قَآئِمَةࣱ فَضَحِكَتۡ فَبَشَّرۡنَٰهَا بِإِسۡحَٰقَ وَمِن وَرَآءِ إِسۡحَٰقَ يَعۡقُوبَ
وَٱمْرَأَتُهُۥ
ve karısı da
قَآئِمَةٌۭ
ayaktaydı
فَضَحِكَتْ
ve bunun üzerine güldü
فَبَشَّرْنَـٰهَا
biz de ona müjdeledik
بِإِسْحَـٰقَ
İshak'ı
وَمِن
ve
وَرَآءِ
ardından
إِسْحَـٰقَ
İshak'ın
يَعْقُوبَ
Ya'kub'u

Saheeh InternationalAnd his Wife was standing, and she smiled. Then We gave her good tidings of Isaac and after Isaac, Jacob

Yusuf AliAnd his wife was standing (there), and she laughed: But we gave her glad tidings of Isaac, and after him, of Jacob

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim'in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona İshak'ı ve İshak'ın arkasından da Ya'kub'u müjdeledik

11:72
قَالَتۡ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ ءَأَلِدُ وَأَنَا۠ عَجُوزࣱ وَهَٰذَا بَعۡلِي شَيۡخًاۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءٌ عَجِيبࣱ‏
قَالَتْ
dedi ki
يَـٰوَيْلَتَىٰٓ
ey vay halime
ءَأَلِدُ
ben doğuracak mıyım?
وَأَنَا۠
ben böyle
عَجُوزٌۭ
kocamış bir kadın iken
وَهَـٰذَا
ve şu
بَعْلِى
kocam da
شَيْخًا ۖ
bir ihtiyar iken
إِنَّ
gerçekten
هَـٰذَا
bu
لَشَىْءٌ
bir şeydir
عَجِيبٌۭ
şaşırtıcı

Saheeh InternationalShe said, "Woe to me! Shall I give birth while I am an old woman and this, my husband, is an old man? Indeed, this is an amazing thing

Yusuf AliShe said: "Alas for me! shall I bear a child, seeing I am an old woman, and my husband here is an old man? That would indeed be a wonderful thing

Elmalılı Hamdi YazırVay başıma gelene!" dedi, "Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşlı bir adam. Bu gerçekten çok tuhaf bir şey

11:73
قَالُوٓاْ أَتَعۡجَبِينَ مِنۡ أَمۡرِ ٱللَّهِۖ رَحۡمَتُ ٱللَّهِ وَبَرَكَٰتُهُۥ عَلَيۡكُمۡ أَهۡلَ ٱلۡبَيۡتِۚ إِنَّهُۥ حَمِيدࣱ مَّجِيدࣱ‏
قَالُوٓا۟
dediler
أَتَعْجَبِينَ
şaşıyor musun?
مِنْ
işine
أَمْرِ
(the) decree of Allah
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
رَحْمَتُ
rahmeti
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَبَرَكَـٰتُهُۥ
ve bereketleri
عَلَيْكُمْ
sizin üzerinizedir
أَهْلَ
(ey) halkı
ٱلْبَيْتِ ۚ
ev
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
حَمِيدٌۭ
övgüye layıktır
مَّجِيدٌۭ
lütfu bol olandır

Saheeh InternationalThey said, "Are you amazed at the decree of Allah? May the mercy of Allah and His blessings be upon you, people of the house. Indeed, He is Praiseworthy and Honorable

Yusuf AliThey said: "Dost thou wonder at God's decree? The grace of God and His blessings on you, o ye people of the house! for He is indeed worthy of all praise, full of all glory

Elmalılı Hamdi YazırDediler: "Sen Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve berekâtı üzerinizdedir. Ey ev halkı! Muhakkak ki O, hamiddir (övülmeye lâyıktır), meciddir (cömertliği boldur)

11:74
فَلَمَّا ذَهَبَ عَنۡ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلرَّوۡعُ وَجَآءَتۡهُ ٱلۡبُشۡرَىٰ يُجَٰدِلُنَا فِي قَوۡمِ لُوطٍ
فَلَمَّا
ne zaman ki
ذَهَبَ
gidince
عَنْ
İbrahimden
إِبْرَٰهِيمَ
Ibrahim
ٱلرَّوْعُ
korku
وَجَآءَتْهُ
ve kendisine gelince
ٱلْبُشْرَىٰ
müjde
يُجَـٰدِلُنَا
bizimle tartışmaya girişti
فِى
hakkında
قَوْمِ
kavmi
لُوطٍ
Lut

Saheeh InternationalAnd when the fright had left Abraham and the good tidings had reached him, he began to argue with Us concerning the people of Lot

Yusuf AliWhen fear had passed from (the mind of) Abraham and the glad tidings had reached him, he began to plead with us for Lut's people

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim'den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakkında tartışmaya girişti

11:75
إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ لَحَلِيمٌ أَوَّٰهࣱ مُّنِيبࣱ‏
إِنَّ
doğrusu
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
لَحَلِيمٌ
çok yumuşak huylu idi
أَوَّٰهٌۭ
çok içli idi
مُّنِيبٌۭ
gönülden (Allaha) yönelen biriydi

Saheeh InternationalIndeed, Abraham was forbearing, grieving and [frequently] returning [to Allah]

Yusuf AliFor Abraham was, without doubt, forbearing (of faults), compassionate, and given to look to God

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi

11:76
يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ أَعۡرِضۡ عَنۡ هَٰذَآۖ إِنَّهُۥ قَدۡ جَآءَ أَمۡرُ رَبِّكَۖ وَإِنَّهُمۡ ءَاتِيهِمۡ عَذَابٌ غَيۡرُ مَرۡدُودࣲ‏
يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ
Ey İbrahim
أَعْرِضْ
vazgeç
عَنْ
bundan
هَـٰذَآ ۖ
this
إِنَّهُۥ
doğrusu o
قَدْ
elbette
جَآءَ
gelmiştir
أَمْرُ
emri
رَبِّكَ ۖ
Rabbinin
وَإِنَّهُمْ
ve onlara
ءَاتِيهِمْ
gelmektedir
عَذَابٌ
bir azap
غَيْرُ
geri çevrilmeyecek
مَرْدُودٍۢ
(be) repelled

Saheeh International[The angels said], "O Abraham, give up this [plea]. Indeed, the command of your Lord has come, and indeed, there will reach them a punishment that cannot be repelled

Yusuf AliO Abraham! Seek not this. The decree of thy Lord hath gone forth: for them there cometh a penalty that cannot be turned back

Elmalılı Hamdi YazırMelekler: "Ey İbrahim! Bu konuda bizimle tartışmaktan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri kesin olarak geldi ve onlara geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azap gelecektir

11:77
وَلَمَّا جَآءَتۡ رُسُلُنَا لُوطࣰ ا سِيٓءَ بِهِمۡ وَضَاقَ بِهِمۡ ذَرۡعࣰ ا وَقَالَ هَٰذَا يَوۡمٌ عَصِيبࣱ‏
وَلَمَّا
ve ne zaman ki
جَآءَتْ
gelince
رُسُلُنَا
Elçilerimiz
لُوطًۭا
Lut'a
سِىٓءَ
kaygılandı
بِهِمْ
onlardan
وَضَاقَ
ve göğsüne bastı
بِهِمْ
onlardan
ذَرْعًۭا
bir sıkıntı
وَقَالَ
ve dedi ki
هَـٰذَا
bu
يَوْمٌ
bir gündür
عَصِيبٌۭ
çetin

Saheeh InternationalAnd when Our messengers, [the angels], came to Lot, he was anguished for them and felt for them great discomfort and said, "This is a trying day

Yusuf AliWhen Our messengers came to Lut, he was grieved on their account and felt himself powerless (to protect) them. He said: "This is a distressful day

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, elçilerimiz Lut'a geldiler, bunların gelişleri yüzünden Lut fenalaştı, eli ayağı birbirine dolaştı ve "Bu gün çetin bir gündür." dedi

11:78 📚 1
وَجَآءَهُۥ قَوۡمُهُۥ يُهۡرَعُونَ إِلَيۡهِ وَمِن قَبۡلُ كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِي هُنَّ أَطۡهَرُ لَكُمۡۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُخۡزُونِ فِي ضَيۡفِيٓۖ أَلَيۡسَ مِنكُمۡ رَجُلࣱ رَّشِيدࣱ‏
وَجَآءَهُۥ
ve geldi
قَوْمُهُۥ
kavmi
يُهْرَعُونَ
koşarak
إِلَيْهِ
ona
وَمِن
ve daha önce
قَبْلُ
and before
كَانُوا۟
işliyorlardı
يَعْمَلُونَ
doing
ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ
kötü işler
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
هَـٰٓؤُلَآءِ
şunlar
بَنَاتِى
kızlarımdır
هُنَّ
onlar
أَطْهَرُ
daha temizdir
لَكُمْ ۖ
sizin için
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَلَا
ve
تُخْزُونِ
beni rezil etmeyin
فِى
arasında
ضَيْفِىٓ ۖ
konuklarım
أَلَيْسَ
yok mudur?
مِنكُمْ
içinizde
رَجُلٌۭ
bir adam
رَّشِيدٌۭ
aklı başında

Saheeh InternationalAnd his people came hastening to him, and before [this] they had been doing evil deeds. He said, "O my people, these are my daughters; they are purer for you. So fear Allah and do not disgrace me concerning my guests. Is there not among you a man of reason

Yusuf AliAnd his people came rushing towards him, and they had been long in the habit of practising abominations. He said: "O my people! Here are my daughters: they are purer for you (if ye marry)! Now fear God, and cover me not with shame about my gue sts! Is there not among you a single right-minded man

Elmalılı Hamdi YazırDaha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" dedi

11:79
قَالُواْ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا لَنَا فِي بَنَاتِكَ مِنۡ حَقࣲّ وَإِنَّكَ لَتَعۡلَمُ مَا نُرِيدُ
قَالُوا۟
dediler ki
لَقَدْ
muhakkak
عَلِمْتَ
sen bilirsin ki
مَا
yoktur
لَنَا
bizim
فِى
senin kızlarında
بَنَاتِكَ
your daughters
مِنْ
hiç bir
حَقٍّۢ
hakkımız
وَإِنَّكَ
ve sen
لَتَعْلَمُ
iyi bilirsin
مَا
şeyi
نُرِيدُ
bizim istediğimiz

Saheeh InternationalThey said, "You have already known that we have not concerning your daughters any claim, and indeed, you know what we want

Yusuf AliThey said: "Well dost thou know we have no need of thy daughters: indeed thou knowest quite well what we want

Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Sen de bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istediğimizi gayet iyi biliyorsun." dediler

11:80
قَالَ لَوۡ أَنَّ لِي بِكُمۡ قُوَّةً أَوۡ ءَاوِيٓ إِلَىٰ رُكۡنࣲ شَدِيدࣲ‏
قَالَ
dedi
لَوْ
keşke
أَنَّ
benim olsaydı
لِى
I had
بِكُمْ
sizi (savacak)
قُوَّةً
bir gücüm
أَوْ
yahut
ءَاوِىٓ
sığınabilseydim
إِلَىٰ
bir yere
رُكْنٍۢ
a support
شَدِيدٍۢ
sağlam

Saheeh InternationalHe said, "If only I had against you some power or could take refuge in a strong support

Yusuf AliHe said: "Would that I had power to suppress you or that I could betake myself to some powerful support

Elmalılı Hamdi YazırLut dedi: "Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabilseydim

11:81
قَالُواْ يَٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓاْ إِلَيۡكَۖ فَأَسۡرِ بِأَهۡلِكَ بِقِطۡعࣲ مِّنَ ٱلَّيۡلِ وَلَا يَلۡتَفِتۡ مِنكُمۡ أَحَدٌ إِلَّا ٱمۡرَأَتَكَۖ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمۡۚ إِنَّ مَوۡعِدَهُمُ ٱلصُّبۡحُۚ أَلَيۡسَ ٱلصُّبۡحُ بِقَرِيبࣲ‏
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰلُوطُ
ey Lut
إِنَّا
şüphesiz biz
رُسُلُ
elçileriyiz
رَبِّكَ
Rabbinin
لَن
ilişemeyecekler
يَصِلُوٓا۟
they will reach
إِلَيْكَ ۖ
sana
فَأَسْرِ
yürü
بِأَهْلِكَ
ailenle birlikte
بِقِطْعٍۢ
bir vaktinde
مِّنَ
gecenin
ٱلَّيْلِ
the night
وَلَا
ve
يَلْتَفِتْ
geriye dönüp bakmasın
مِنكُمْ
sizden
أَحَدٌ
hiç kimse
إِلَّا
ancak hariç
ٱمْرَأَتَكَ ۖ
hanımın
إِنَّهُۥ
şüphesiz
مُصِيبُهَا
onun başına gelecektir
مَآ
şeyler
أَصَابَهُمْ ۚ
onların başına gelen
إِنَّ
şüphesiz
مَوْعِدَهُمُ
onlara vaadedilen vakit
ٱلصُّبْحُ ۚ
sabahtır
أَلَيْسَ
değil mi?
ٱلصُّبْحُ
sabah
بِقَرِيبٍۢ
yakın

Saheeh InternationalThe angels said, "O Lot, indeed we are messengers of your Lord; [therefore], they will never reach you. So set out with your family during a portion of the night and let not any among you look back - except your wife; indeed, she will be struck by that which strikes them. Indeed, their appointment is [for] the morning. Is not the morning near

Yusuf Ali(The Messengers) said: "O Lut! We are Messengers from thy Lord! By no means shall they reach thee! now travel with thy family while yet a part of the night remains, and let not any of you look back: but thy wife (will remain behind): To her w ill happen what happens to the people. Morning is their time appointed: Is not the morning nigh

Elmalılı Hamdi YazırMelekler dediler: "Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi

11:82
فَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا جَعَلۡنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهَا حِجَارَةࣰ مِّن سِجِّيلࣲ مَّنضُودࣲ‏
فَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَمْرُنَا
emrimiz
جَعَلْنَا
çevirdik
عَـٰلِيَهَا
üstünü
سَافِلَهَا
altına
وَأَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
عَلَيْهَا
üzerine
حِجَارَةًۭ
taşlar
مِّن
balçıktan pişirilmiş
سِجِّيلٍۢ
baked clay
مَّنضُودٍۢ
birbirini izleyen

Saheeh InternationalSo when Our command came, We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of layered hard clay, [which were]

Yusuf AliWhen Our Decree issued, We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay, spread, layer on layer

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık

11:83
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَۖ وَمَا هِيَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ بِبَعِيدࣲ‏
مُّسَوَّمَةً
işaretlenmiş (taşlar)
عِندَ
katından
رَبِّكَ ۖ
Rabbin
وَمَا
ve değildir
هِىَ
bunlar
مِنَ
zalimlerden
ٱلظَّـٰلِمِينَ
the wrongdoers
بِبَعِيدٍۢ
uzak

Saheeh InternationalMarked from your Lord. And Allah 's punishment is not from the wrongdoers [very] far

Yusuf AliMarked as from thy Lord: Nor are they ever far from those who do wrong

Elmalılı Hamdi YazırBu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardı. Bunlar zalimlerden uzak şeyler değildir

11:84 📚 1
۞وَإِلَىٰ مَدۡيَنَ أَخَاهُمۡ شُعَيۡبࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ وَلَا تَنقُصُواْ ٱلۡمِكۡيَالَ وَٱلۡمِيزَانَۖ إِنِّيٓ أَرَىٰكُم بِخَيۡرࣲ وَإِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمࣲ مُّحِيطࣲ‏
۞ وَإِلَىٰ
ve (gönderdik)
مَدْيَنَ
Medyen'e
أَخَاهُمْ
kardeşleri
شُعَيْبًۭا ۚ
Şuayb'ı
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
size
مِّنْ
hiç bir
إِلَـٰهٍ
ilah
غَيْرُهُۥ ۖ
O'ndan başka
وَلَا
ve
تَنقُصُوا۟
eksik tutmayın
ٱلْمِكْيَالَ
ölçüyü
وَٱلْمِيزَانَ ۚ
ve tartıyı
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أَرَىٰكُم
sizi görüyorum
بِخَيْرٍۢ
bolluk içinde
وَإِنِّىٓ
ve ben
أَخَافُ
korkuyorum
عَلَيْكُمْ
sizin hakkınızda
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍۢ
bir günün
مُّحِيطٍۢ
çepeçevre kuşatıcı

Saheeh InternationalAnd to Madyan [We sent] their brother Shu'ayb. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. And do not decrease from the measure and the scale. Indeed, I see you in prosperity, but indeed, I fear for you the punishment of an all-encompassing Day

Yusuf AliTo the Madyan People (We sent) Shu'aib, one of their own brethren: he said: "O my people! worship God: Ye have no other god but Him. And give not short measure or weight: I see you in prosperity, but I fear for you the penalty of a day that wi ll compass (you) all round

Elmalılı Hamdi YazırMedyen'e de kardeşleri Şu'ayb'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilâhınız yoktur. Ölçeği de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Bununla beraber yine de sizi kuşatacak bir gününazabından korkuyorum

11:85 📚 2
وَيَٰقَوۡمِ أَوۡفُواْ ٱلۡمِكۡيَالَ وَٱلۡمِيزَانَ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
وَيَـٰقَوْمِ
ve ey kavmim
أَوْفُوا۟
tam yapın
ٱلْمِكْيَالَ
ölçüyü
وَٱلْمِيزَانَ
ve tartıyı
بِٱلْقِسْطِ ۖ
adaletle
وَلَا
ve
تَبْخَسُوا۟
eksik vermeyin
ٱلنَّاسَ
insanların;
أَشْيَآءَهُمْ
eşyalarını
وَلَا
ve
تَعْثَوْا۟
karışıklık çıkarmayın
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مُفْسِدِينَ
bozguncular olarak

Saheeh InternationalAnd O my people, give full measure and weight in justice and do not deprive the people of their due and do not commit abuse on the earth, spreading corruption

Yusuf AliAnd O my people! give just measure and weight, nor withhold from the people the things that are their due: commit not evil in the land with intent to do mischief

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin

11:86
بَقِيَّتُ ٱللَّهِ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَۚ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيۡكُم بِحَفِيظࣲ‏
بَقِيَّتُ
bıraktıkları
ٱللَّهِ
Allah'ın
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ ۚ
mü'minler
وَمَآ
ve değilim
أَنَا۠
ben
عَلَيْكُم
sizin üzerinize
بِحَفِيظٍۢ
bir koruyucu

Saheeh InternationalWhat remains [lawful] from Allah is best for you, if you would be believers. But I am not a guardian over you

Yusuf AliThat which is left you by God is best for you, if ye (but) believed! but I am not set over you to keep watch

Elmalılı Hamdi YazırEğer mümin iseniz, Allah'ın helâlinden size ihsan ettiği kâr sizin için daha hayırlıdır. Bununla beraber ben sizin üzerinize gözcü değilim

11:87 📚 1
قَالُواْ يَٰشُعَيۡبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأۡمُرُكَ أَن نَّتۡرُكَ مَا يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوۡ أَن نَّفۡعَلَ فِيٓ أَمۡوَٰلِنَا مَا نَشَٰٓؤُاْۖ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلۡحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ
قَالُوا۟
onlar (şöyle) dediler
يَـٰشُعَيْبُ
Ey Şuayb
أَصَلَوٰتُكَ
namazın mı?
تَأْمُرُكَ
sana emrediyor
أَن
bırakmamızı
نَّتْرُكَ
we leave
مَا
şeyleri
يَعْبُدُ
taptıkları
ءَابَآؤُنَآ
babalarımızın
أَوْ
yahut
أَن
yapmaktan vazgeçmemizi
نَّفْعَلَ
we do
فِىٓ
mallarımızda
أَمْوَٰلِنَا
our wealth
مَا
şeyi
نَشَـٰٓؤُا۟ ۖ
istediğimiz
إِنَّكَ
doğrusu sen
لَأَنتَ
birisin
ٱلْحَلِيمُ
yufka yürekli
ٱلرَّشِيدُ
akıllı

Saheeh InternationalThey said, "O Shu'ayb, does your prayer command you that we should leave what our fathers worship or not do with our wealth what we please? Indeed, you are the forbearing, the discerning

Yusuf AliThey said: "O Shu'aib! Does thy (religion of) prayer command thee that we leave off the worship which our fathers practised, or that we leave off doing what we like with our property? truly, thou art the one that forbeareth with faults and is r ight- minded

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki; "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın

11:88 📚 11
قَالَ يَٰقَوۡمِ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةࣲ مِّن رَّبِّي وَرَزَقَنِي مِنۡهُ رِزۡقًا حَسَنࣰ اۚ وَمَآ أُرِيدُ أَنۡ أُخَالِفَكُمۡ إِلَىٰ مَآ أَنۡهَىٰكُمۡ عَنۡهُۚ إِنۡ أُرِيدُ إِلَّا ٱلۡإِصۡلَٰحَ مَا ٱسۡتَطَعۡتُۚ وَمَا تَوۡفِيقِيٓ إِلَّا بِٱللَّهِۚ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُ وَإِلَيۡهِ أُنِيبُ
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
أَرَءَيْتُمْ
söyleyin bakalım
إِن
eğer
كُنتُ
ben isem
عَلَىٰ
üzere
بَيِّنَةٍۢ
açık bir belge
مِّن
Rabbimden
رَّبِّى
my Lord
وَرَزَقَنِى
ve beni rızıklandırmışsa
مِنْهُ
kendi katından
رِزْقًا
bir rızıkla
حَسَنًۭا ۚ
güzel
وَمَآ
ve
أُرِيدُ
istemiyorum
أَنْ
size aykırı hareket etmek
أُخَالِفَكُمْ
I differ from you
إِلَىٰ
şeylerde
مَآ
what
أَنْهَىٰكُمْ
sizi menettiğim
عَنْهُ ۚ
ondan
إِنْ
istiyorum
أُرِيدُ
I intend
إِلَّا
ancak
ٱلْإِصْلَـٰحَ
ıslah etmek
مَا
gücümün yettiğince
ٱسْتَطَعْتُ ۚ
as much as I am able
وَمَا
ve yoktur
تَوْفِيقِىٓ
bir başarım
إِلَّا
başka
بِٱللَّهِ ۚ
Allah'ın (verdiğinden)
عَلَيْهِ
O'na
تَوَكَّلْتُ
güvendim
وَإِلَيْهِ
ve O'na
أُنِيبُ
gönülden yönelirim

Saheeh InternationalHe said, "O my people, have you considered: if I am upon clear evidence from my Lord and He has provided me with a good provision from Him...? And I do not intend to differ from you in that which I have forbidden you; I only intend reform as much as I am able. And my success is not but through Allah. Upon him I have relied, and to Him I return

Yusuf AliHe said: "O my people! see ye whether I have a Clear (Sign) from my Lord, and He hath given me sustenance (pure and) good as from Himself? I wish not, in opposition to you, to do that which I forbid you to do. I only desire (your) betterment to the best of my power; and my success (in my task) can only come from God. In Him I trust, and unto Him I look

Elmalılı Hamdi YazırŞu'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden ispat edici bir delil üzerinde bulunuyorsam ve şayet bana, O kendi katından güzel bir rızık ihsan etmişse, söyleyin bakalım ben ne yapmalıyım? Ben size karşı çıkmakla sizi menettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmeye çalışıyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O'na dayandım ve ancak O'na döneceğim

11:89
وَيَٰقَوۡمِ لَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شِقَاقِيٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثۡلُ مَآ أَصَابَ قَوۡمَ نُوحٍ أَوۡ قَوۡمَ هُودٍ أَوۡ قَوۡمَ صَٰلِحࣲۚ وَمَا قَوۡمُ لُوطࣲ مِّنكُم بِبَعِيدࣲ‏
وَيَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَا
sizi musibete uğratmasın
يَجْرِمَنَّكُمْ
(Let) not cause you to sin
شِقَاقِىٓ
bana karşı gelmeniz
أَن
isabet edenin
يُصِيبَكُم
befalls you
مِّثْلُ
benzerinin
مَآ
şeylerin
أَصَابَ
başlarına gelen
قَوْمَ
kavminin
نُوحٍ
Nuh
أَوْ
yahut
قَوْمَ
kavminin
هُودٍ
Hud
أَوْ
veya
قَوْمَ
kavminin
صَـٰلِحٍۢ ۚ
Salih
وَمَا
ve değildir
قَوْمُ
kavmi
لُوطٍۢ
Lut
مِّنكُم
sizden
بِبَعِيدٍۢ
uzak

Saheeh InternationalAnd O my people, let not [your] dissension from me cause you to be struck by that similar to what struck the people of Noah or the people of Hud or the people of Salih. And the people of Lot are not from you far away

Yusuf AliAnd O my people! let not my dissent (from you) cause you to sin, lest ye suffer a fate similar to that of the people of Noah or of Hud or of Salih, nor are the people of Lut far off from you

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelen musibetler gibi bir musibete uğratmasın. Lut kavmi de sizden uzak değildir

11:90
وَٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِۚ إِنَّ رَبِّي رَحِيمࣱ وَدُودࣱ‏
وَٱسْتَغْفِرُوا۟
ve bağışlanma dileyin
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
ثُمَّ
sonra
تُوبُوٓا۟
tevbe edin
إِلَيْهِ ۚ
O'na
إِنَّ
gerçekten
رَبِّى
benim Rabbim
رَحِيمٌۭ
çok rahmet edendir
وَدُودٌۭ
çok sevendir

Saheeh InternationalAnd ask forgiveness of your Lord and then repent to Him. Indeed, my Lord is Merciful and Affectionate

Yusuf AliBut ask forgiveness of your Lord, and turn unto Him (in repentance): For my Lord is indeed full of mercy and loving-kindness

Elmalılı Hamdi YazırRabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki, benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir

11:91
قَالُواْ يَٰشُعَيۡبُ مَا نَفۡقَهُ كَثِيرࣰ ا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفࣰ اۖ وَلَوۡلَا رَهۡطُكَ لَرَجَمۡنَٰكَۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡنَا بِعَزِيزࣲ‏
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰشُعَيْبُ
Ey Şuayb
مَا
biz anlamıyoruz
نَفْقَهُ
we understand
كَثِيرًۭا
çoğunu
مِّمَّا
şeylerin
تَقُولُ
senin söylediğin
وَإِنَّا
ve biz
لَنَرَىٰكَ
seni görüyoruz
فِينَا
içimizde
ضَعِيفًۭا ۖ
güçsüz
وَلَوْلَا
şayet
رَهْطُكَ
yakın çevren olmasaydı
لَرَجَمْنَـٰكَ ۖ
seni taşlardık
وَمَآ
ve yoktur
أَنتَ
senin
عَلَيْنَا
bize karşı
بِعَزِيزٍۢ
bir üstünlüğün

Saheeh InternationalThey said, "O Shu'ayb, we do not understand much of what you say, and indeed, we consider you among us as weak. And if not for your family, we would have stoned you [to death]; and you are not to us one respected

Yusuf AliThey said: "O Shu'aib! much of what thou sayest we do not understand! In fact among us we see that thou hast no strength! Were it not for thy family, we should certainly have stoned thee! for thou hast among us no great position

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Şu'ayb! Biz senin söylediklerinin çoğundan birşey anlamıyoruz. Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer akrabaların olmasaydı mutlaka seni recmederdik (taşa tutardık). Senin bize hiçbir üstünlüğün yoktur

11:92
قَالَ يَٰقَوۡمِ أَرَهۡطِيٓ أَعَزُّ عَلَيۡكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَٱتَّخَذۡتُمُوهُ وَرَآءَكُمۡ ظِهۡرِيًّاۖ إِنَّ رَبِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ مُحِيطࣱ‏
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
أَرَهْطِىٓ
yakın çevrem
أَعَزُّ
daha mı üstündür
عَلَيْكُم
sizce
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَٱتَّخَذْتُمُوهُ
onu bıraktınız
وَرَآءَكُمْ
arkanızda
ظِهْرِيًّا ۖ
sırt dönerek
إِنَّ
şüphesiz
رَبِّى
Rabbim
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
مُحِيطٌۭ
kuşatmıştır

Saheeh InternationalHe said, "O my people, is my family more respected for power by you than Allah? But you put Him behind your backs [in neglect]. Indeed, my Lord is encompassing of what you do

Yusuf AliHe said: "O my people! is then my family of more consideration with you than God? For ye cast Him away behind your backs (with contempt). But verily my Lord encompasseth on all sides all that ye do

Elmalılı Hamdi YazırŞu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarım size Allah'dan daha mı değerli ki, Allah'a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştır

11:93
وَيَٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّي عَٰمِلࣱۖ سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن يَأۡتِيهِ عَذَابࣱ يُخۡزِيهِ وَمَنۡ هُوَ كَٰذِبࣱۖ وَٱرۡتَقِبُوٓاْ إِنِّي مَعَكُمۡ رَقِيبࣱ‏
وَيَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْمَلُوا۟
yapın
عَلَىٰ
imkanınızın elverdiğini
مَكَانَتِكُمْ
your position
إِنِّى
ben de
عَـٰمِلٌۭ ۖ
yapıyorum
سَوْفَ
yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz
مَن
kime
يَأْتِيهِ
geleceğini
عَذَابٌۭ
azabın
يُخْزِيهِ
aşağılatıcı
وَمَنْ
ve kimin
هُوَ
o
كَـٰذِبٌۭ ۖ
yalancı olduğunu
وَٱرْتَقِبُوٓا۟
gözetleyin
إِنِّى
ben de
مَعَكُمْ
sizinle birlikte
رَقِيبٌۭ
gözetliyorum

Saheeh InternationalAnd O my people, work according to your position; indeed, I am working. You are going to know to whom will come a punishment that will disgrace him and who is a liar. So watch; indeed, I am with you a watcher, [awaiting the outcome]

Yusuf AliAnd O my people! Do whatever ye can: I will do (my part): Soon will ye know who it is on whom descends the penalty of ignominy; and who is a liar! and watch ye! for I too am watching with you

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Var gücünüzle yapacağınız ne varsa yapın! Ben de görevimi yapmaya devam edeceğim. Perişan edecek azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu ilerde anlayacaksınız. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyeceğim

11:94
وَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا نَجَّيۡنَا شُعَيۡبࣰ ا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةࣲ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ ٱلصَّيۡحَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دِيَٰرِهِمۡ جَٰثِمِينَ
وَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَمْرُنَا
emrimiz
نَجَّيْنَا
kurtardık
شُعَيْبًۭا
Şuayb'ı
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
iman eden(leri)
مَعَهُۥ
onunla birlikte
بِرَحْمَةٍۢ
bir rahmetle
مِّنَّا
tarafımızdan
وَأَخَذَتِ
ve aldı
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَلَمُوا۟
zulmeden(leri)
ٱلصَّيْحَةُ
bir çığlık
فَأَصْبَحُوا۟
ve kaldılar
فِى
yurtlarında
دِيَـٰرِهِمْ
their homes
جَـٰثِمِينَ
diz çökmüç olarak

Saheeh InternationalAnd when Our command came, We saved Shu'ayb and those who believed with him, by mercy from Us. And the shriek seized those who had wronged, and they became within their homes [corpses] fallen prone

Yusuf AliWhen Our decree issued, We saved Shu'aib and those who believed with him, by (special) mercy from Ourselves: But the (mighty) blast did seize the wrong- doers, and they lay prostrate in their homes by the morning

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, emrimiz geldi, Şu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar

11:95
كَأَن لَّمۡ يَغۡنَوۡاْ فِيهَآۗ أَلَا بُعۡدࣰ ا لِّمَدۡيَنَ كَمَا بَعِدَتۡ ثَمُودُ
كَأَن
sanki
لَّمْ
hiç yaşamamışlardı
يَغْنَوْا۟
they (had) prospered
فِيهَآ ۗ
orada
أَلَا
iyi bilin ki
بُعْدًۭا
uzaklaştırıldı
لِّمَدْيَنَ
Medyen (halkı)
كَمَا
gibi
بَعِدَتْ
uzaklaştırıldığı
ثَمُودُ
Semud (halkı)

Saheeh InternationalAs if they had never prospered therein. Then, away with Madyan as Thamud was taken away

Yusuf AliAs if they had never dwelt and flourished there! Ah! Behold! How the Madyan were removed (from sight) as were removed the Thamud

Elmalılı Hamdi YazırSanki orada hiç güzel gün görmemişlerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl helâk olup gittiyse Medyen de öyle yok olup gitti

11:96
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
gönderdik
مُوسَىٰ
Musa'yı
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizle
وَسُلْطَـٰنٍۢ
ve bir belgeyle
مُّبِينٍ
apaçık

Saheeh InternationalAnd We did certainly send Moses with Our signs and a clear authority

Yusuf AliAnd we sent Moses, with Our Clear (Signs) and an authority manifest

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir belge ile gönderdik

11:97
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱتَّبَعُوٓاْ أَمۡرَ فِرۡعَوۡنَۖ وَمَآ أَمۡرُ فِرۡعَوۡنَ بِرَشِيدࣲ‏
إِلَىٰ
Firavun'a
فِرْعَوْنَ
Firaun
وَمَلَإِي۟هِۦ
ve adamlarına
فَٱتَّبَعُوٓا۟
onlar uydular
أَمْرَ
buyruğuna
فِرْعَوْنَ ۖ
Firavun'un
وَمَآ
ve değildi
أَمْرُ
buyruğu
فِرْعَوْنَ
Firavun'un
بِرَشِيدٍۢ
doğruya yöneltici

Saheeh InternationalTo Pharaoh and his establishment, but they followed the command of Pharaoh, and the command of Pharaoh was not [at all] discerning

Yusuf AliUnto Pharaoh and his chiefs: but they followed the command of Pharaoh and the command of Pharaoh was no right (guide)

Elmalılı Hamdi YazırFiravun'a ve cemaatine. Bunlar Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri hak değildir

11:98
يَقۡدُمُ قَوۡمَهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فَأَوۡرَدَهُمُ ٱلنَّارَۖ وَبِئۡسَ ٱلۡوِرۡدُ ٱلۡمَوۡرُودُ
يَقْدُمُ
öncülük ederek
قَوْمَهُۥ
kavmine
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فَأَوْرَدَهُمُ
sürükler
ٱلنَّارَ ۖ
ateşe
وَبِئْسَ
ne fena
ٱلْوِرْدُ
bir yerdir
ٱلْمَوْرُودُ
vardıkları yer

Saheeh InternationalHe will precede his people on the Day of Resurrection and lead them into the Fire; and wretched is the place to which they are led

Yusuf AliHe will go before his people on the Day of Judgment, and lead them into the Fire (as cattle are led to water): But woeful indeed will be the place to which they are led

Elmalılı Hamdi YazırKıyamet günü, kavminin önüne düşer. Artık o bunları ateşe götürmüştür. O varılan yer, ne kötü bir yerdir

11:99
وَأُتۡبِعُواْ فِي هَٰذِهِۦ لَعۡنَةࣰ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ بِئۡسَ ٱلرِّفۡدُ ٱلۡمَرۡفُودُ
وَأُتْبِعُوا۟
onlar uğratıldılar
فِى
burada
هَـٰذِهِۦ
this
لَعْنَةًۭ
lanete
وَيَوْمَ
ve gününde
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
بِئْسَ
ne kötü
ٱلرِّفْدُ
bir bağıştır
ٱلْمَرْفُودُ
verilen bu bağış

Saheeh InternationalAnd they were followed in this [world] with a curse and on the Day of Resurrection. And wretched is the gift which is given

Yusuf AliAnd they are followed by a curse in this (life) and on the Day of Judgment: and woeful is the gift which shall be given (unto them)

Elmalılı Hamdi YazırHem burada, hem de kıyamet gününde lanetle izlendiler. Onlara verilen bu karşı destek ne fena bir destektir

11:100
ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيۡكَۖ مِنۡهَا قَآئِمࣱ وَحَصِيدࣱ‏
ذَٰلِكَ
işte bu
مِنْ
haberlerindendir
أَنۢبَآءِ
(the) news
ٱلْقُرَىٰ
o şehirlerin
نَقُصُّهُۥ
anlattıklarımız
عَلَيْكَ ۖ
sana
مِنْهَا
onlardan bazıları
قَآئِمٌۭ
ayaktadırlar
وَحَصِيدٌۭ
(bazıları ise) tamamen silinmiştir

Saheeh InternationalThat is from the news of the cities, which We relate to you; of them, some are [still] standing and some are [as] a harvest [mowed down]

Yusuf AliThese are some of the stories of communities which We relate unto thee: of them some are standing, and some have been mown down (by the sickle of time)

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu helâk olmuş memleketlerin önemli haberlerindendir. Sana onu kıssa olarak anlatıyoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, biçilenler (yok olup gidenler) de

11:101
وَمَا ظَلَمۡنَٰهُمۡ وَلَٰكِن ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡۖ فَمَآ أَغۡنَتۡ عَنۡهُمۡ ءَالِهَتُهُمُ ٱلَّتِي يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مِن شَيۡءࣲ لَّمَّا جَآءَ أَمۡرُ رَبِّكَۖ وَمَا زَادُوهُمۡ غَيۡرَ تَتۡبِيبࣲ‏
وَمَا
biz onlara zulmetmedik
ظَلَمْنَـٰهُمْ
We wronged them
وَلَـٰكِن
ama
ظَلَمُوٓا۟
onlar zulmettiler
أَنفُسَهُمْ ۖ
kendilerine
فَمَآ
sağlayamadı
أَغْنَتْ
availed
عَنْهُمْ
kendilerine
ءَالِهَتُهُمُ
onların ilahları
ٱلَّتِى
taptıkları
يَدْعُونَ
they invoked
مِن
başka
دُونِ
other than Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
مِن
hiç bir
شَىْءٍۢ
şey
لَّمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَمْرُ
emri
رَبِّكَ ۖ
Rabbinin
وَمَا
bir işe yaramadı
زَادُوهُمْ
artırmaktan
غَيْرَ
başka
تَتْبِيبٍۢ
kayıplarını

Saheeh InternationalAnd We did not wrong them, but they wronged themselves. And they were not availed at all by their gods which they invoked other than Allah when there came the command of your Lord. And they did not increase them in other than ruin

Yusuf AliIt was not We that wronged them: They wronged their own souls: the deities, other than God, whom they invoked, profited them no whit when there issued the decree of thy Lord: Nor did they add aught (to their lot) but perdition

Elmalılı Hamdi YazırBiz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrılar, Rabbinin emri gelince kendilerine hiçbir fayda sağlayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadılar

11:102 📚 3
وَكَذَٰلِكَ أَخۡذُ رَبِّكَ إِذَآ أَخَذَ ٱلۡقُرَىٰ وَهِيَ ظَٰلِمَةٌۚ إِنَّ أَخۡذَهُۥٓ أَلِيمࣱ شَدِيدٌ
وَكَذَٰلِكَ
işte böyledir
أَخْذُ
yakalaması
رَبِّكَ
Rabbinin
إِذَآ
zaman
أَخَذَ
yakaladığı
ٱلْقُرَىٰ
şehirleri
وَهِىَ
ve o
ظَـٰلِمَةٌ ۚ
zulmeden
إِنَّ
şüphesiz
أَخْذَهُۥٓ
O'nun yakalaması
أَلِيمٌۭ
pek acı
شَدِيدٌ
pek şiddetlidir

Saheeh InternationalAnd thus is the seizure of your Lord when He seizes the cities while they are committing wrong. Indeed, His seizure is painful and severe

Yusuf AliSuch is the chastisement of thy Lord when He chastises communities in the midst of their wrong: grievous, indeed, and severe is His chastisement

Elmalılı Hamdi Yazırİşte Rabbin, zalim memleketleri cezalandırdığı zaman böyle cezalandırır. Çünkü O'nun cezası çok acı, çok çetindir

11:103 📚 2
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّمَنۡ خَافَ عَذَابَ ٱلۡأٓخِرَةِۚ ذَٰلِكَ يَوۡمࣱ مَّجۡمُوعࣱ لَّهُ ٱلنَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوۡمࣱ مَّشۡهُودࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ
ibret
لِّمَنْ
kimse için
خَافَ
korkan
عَذَابَ
azabından
ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
ahiret
ذَٰلِكَ
işte O
يَوْمٌۭ
bir gündür
مَّجْمُوعٌۭ
toplanacağı
لَّهُ
onda
ٱلنَّاسُ
insanların
وَذَٰلِكَ
ve O
يَوْمٌۭ
bir gündür
مَّشْهُودٌۭ
herkesin tanık olacağı

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign for those who fear the punishment of the Hereafter. That is a Day for which the people will be collected, and that is a Day [which will be] witnessed

Yusuf AliIn that is a Sign for those who fear the penalty of the Hereafter: that is a Day for which mankind will be gathered together: that will be a Day of Testimony

Elmalılı Hamdi YazırAhiret azabından korkanlar için bunda muhakkak ki, bir ibret vardır. O, öyle bir gündür ki, bütün insanlar onun için toplanacaktır ve o, öyle bir gündür ki, mutlaka görülecektir

11:104
وَمَا نُؤَخِّرُهُۥٓ إِلَّا لِأَجَلࣲ مَّعۡدُودࣲ‏
وَمَا
ve
نُؤَخِّرُهُۥٓ
biz onu geciktirmeyiz
إِلَّا
ancak
لِأَجَلٍۢ
süreye kadar
مَّعْدُودٍۢ
belirli

Saheeh InternationalAnd We do not delay it except for a limited term

Yusuf AliNor shall We delay it but for a term appointed

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu sadece belli bir süreye kadar geciktiriyoruz

11:105 📚 2
يَوۡمَ يَأۡتِ لَا تَكَلَّمُ نَفۡسٌ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ فَمِنۡهُمۡ شَقِيࣱّ وَسَعِيدࣱ‏
يَوْمَ
O gün
يَأْتِ
gelince
لَا
konuşamaz
تَكَلَّمُ
will speak
نَفْسٌ
hiç kimse
إِلَّا
dışında
بِإِذْنِهِۦ ۚ
O'nun izni
فَمِنْهُمْ
onlardan kimi
شَقِىٌّۭ
bedbahtttır
وَسَعِيدٌۭ
(kimi de) mutludur

Saheeh InternationalThe Day it comes no soul will speak except by His permission. And among them will be the wretched and the prosperous

Yusuf AliThe day it arrives, no soul shall speak except by His leave: of those (gathered) some will be wretched and some will be blessed

Elmalılı Hamdi YazırO gün gelince Allah'ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onların kimi bedbaht, kimi de mutludur

11:106 📚 1
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ شَقُواْ فَفِي ٱلنَّارِ لَهُمۡ فِيهَا زَفِيرࣱ وَشَهِيقٌ
فَأَمَّا
kimseler
ٱلَّذِينَ
those who
شَقُوا۟
bedbaht olan(lar)
فَفِى
içindedirler
ٱلنَّارِ
ateş
لَهُمْ
onların vardır
فِيهَا
orada
زَفِيرٌۭ
korkunç çığlıkları
وَشَهِيقٌ
ve inlemeleri

Saheeh InternationalAs for those who were [destined to be] wretched, they will be in the Fire. For them therein is [violent] exhaling and inhaling

Yusuf AliThose who are wretched shall be in the Fire: There will be for them therein (nothing but) the heaving of sighs and sobs

Elmalılı Hamdi YazırBedbaht olanlar ateştedirler. Onlar orada başka türlü soluyacak, başka türlü haykıracaklar

11:107
خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَۚ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالࣱ لِّمَا يُرِيدُ
خَـٰلِدِينَ
onlar sürekli kalıcıdırlar
فِيهَا
orada
مَا
durdukça
دَامَتِ
as long as remain
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
gökler
وَٱلْأَرْضُ
ve yer
إِلَّا
dışında
مَا
kimseler
شَآءَ
diledikleri
رَبُّكَ ۚ
Rabbinin
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
فَعَّالٌۭ
yapandır
لِّمَا
dilediğini
يُرِيدُ
He intends

Saheeh International[They will be] abiding therein as long as the heavens and the earth endure, except what your Lord should will. Indeed, your Lord is an effecter of what He intends

Yusuf AliThey will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as thy Lord willeth: for thy Lord is the (sure) accomplisher of what He planneth

Elmalılı Hamdi YazırOnlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır

11:108
۞وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُواْ فَفِي ٱلۡجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَۖ عَطَآءً غَيۡرَ مَجۡذُوذࣲ‏
۞ وَأَمَّا
ve
ٱلَّذِينَ
kimseler
سُعِدُوا۟
mutlu olan(lar)
فَفِى
içindedirler
ٱلْجَنَّةِ
cennet
خَـٰلِدِينَ
onlar sürekli kalıcıdırlar
فِيهَا
orada
مَا
durdukça
دَامَتِ
as long as remains
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
gökler
وَٱلْأَرْضُ
ve yer
إِلَّا
dışında
مَا
diledikleri
شَآءَ
what your Lord wills
رَبُّكَ ۖ
Rabbinin
عَطَآءً
bir lütuftur
غَيْرَ
olmaksızın
مَجْذُوذٍۢ
kesinti

Saheeh InternationalAnd as for those who were [destined to be] prosperous, they will be in Paradise, abiding therein as long as the heavens and the earth endure, except what your Lord should will - a bestowal uninterrupted

Yusuf AliAnd those who are blessed shall be in the Garden: They will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as thy Lord willeth: a gift without break

Elmalılı Hamdi YazırMutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri başka. (Bu) ardı arası kesilmeyen bir ihsan olacak

11:109 📚 1
فَلَا تَكُ فِي مِرۡيَةࣲ مِّمَّا يَعۡبُدُ هَٰٓؤُلَآءِۚ مَا يَعۡبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعۡبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبۡلُۚ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمۡ نَصِيبَهُمۡ غَيۡرَ مَنقُوصࣲ‏
فَلَا
o halde
تَكُ
olmasın
فِى
hiçbir
مِرْيَةٍۢ
tereddüd
مِّمَّا
hakkında
يَعْبُدُ
taptıkları
هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ
onların
مَا
onlar tapmazlar
يَعْبُدُونَ
they worship
إِلَّا
başkasına
كَمَا
gibi olandan
يَعْبُدُ
taptıkları
ءَابَآؤُهُم
babalarının
مِّن
daha önce
قَبْلُ ۚ
before
وَإِنَّا
şüphesiz biz
لَمُوَفُّوهُمْ
vereceğiz
نَصِيبَهُمْ
onların paylarını
غَيْرَ
olmadan
مَنقُوصٍۢ
eksik

Saheeh InternationalSo do not be in doubt, [O Muhammad], as to what these [polytheists] are worshipping. They worship not except as their fathers worshipped before. And indeed, We will give them their share undiminished

Yusuf AliBe not then in doubt as to what these men worship. They worship nothing but what their fathers worshipped before (them): but verily We shall pay them back (in full) their portion without (the least) abatement

Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın şunların ibadet edişlerinden şüpheye düşme. Daha önce ataları nasıl ibadet ediyor idiyseler bunlar da öyle ibadet ediyorlar. Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz

11:110 📚 3
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ فَٱخۡتُلِفَ فِيهِۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةࣱ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَقُضِيَ بَيۡنَهُمۡۚ وَإِنَّهُمۡ لَفِي شَكࣲّ مِّنۡهُ مُرِيبࣲ‏
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
verdik
مُوسَى
Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitab'ı
فَٱخْتُلِفَ
ayrılığa düşüldü
فِيهِ ۚ
onda
وَلَوْلَا
eğer olmasaydı
كَلِمَةٌۭ
bir söz
سَبَقَتْ
önceden geçmiş
مِن
tarafından
رَّبِّكَ
Rabbin
لَقُضِىَ
hüküm verilirdi
بَيْنَهُمْ ۚ
aralarında
وَإِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
لَفِى
içindedirler
شَكٍّۢ
bir tereddüt
مِّنْهُ
bunun hakkında
مُرِيبٍۢ
gocundurucu

Saheeh InternationalAnd We had certainly given Moses the Scripture, but it came under disagreement. And if not for a word that preceded from your Lord, it would have been judged between them. And indeed they are, concerning the Qur'an, in disquieting doubt

Yusuf AliWe certainly gave the Book to Moses, but differences arose therein: had it not been that a word had gone forth before from thy Lord, the matter would have been decided between them, but they are in suspicious doubt concerning it

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, Musa'ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir karar olmasa idi, elbette haklarında hüküm verilmiş bitmişti. Muhakkak ki onlar, bundan kuşkulu bir şüphe içindedirler

11:111
وَإِنَّ كُلࣰّ ا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمۡ رَبُّكَ أَعۡمَٰلَهُمۡۚ إِنَّهُۥ بِمَا يَعۡمَلُونَ خَبِيرࣱ‏
وَإِنَّ
ve şüphesiz
كُلًّۭا
tümünün
لَّمَّا
tastamam verecektir
لَيُوَفِّيَنَّهُمْ
surely will pay them in full
رَبُّكَ
Rabbin
أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ
onların yaptıklarını
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
بِمَا
şeylerden
يَعْمَلُونَ
yaptıkları
خَبِيرٌۭ
haberdardır

Saheeh InternationalAnd indeed, each [of the believers and disbelievers] - your Lord will fully compensate them for their deeds. Indeed, He is Acquainted with what they do

Yusuf AliAnd, of a surety, to all will your Lord pay back (in full the recompense) of their deeds: for He knoweth well all that they do

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten de onların her biri öyle kimselerdir ki, yaptıklarının karşılığını Rabbin kendilerine hakkiyle ödeyecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır

11:112 📚 3
فَٱسۡتَقِمۡ كَمَآ أُمِرۡتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطۡغَوۡاْۚ إِنَّهُۥ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرࣱ‏
فَٱسْتَقِمْ
dosdoğru olun
كَمَآ
gibi
أُمِرْتَ
emrolunduğun
وَمَن
ve kimseler
تَابَ
tevbe eden
مَعَكَ
seninle birlikte
وَلَا
ve
تَطْغَوْا۟ ۚ
aşırı gitmeyin
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرٌۭ
görmektedir

Saheeh InternationalSo remain on a right course as you have been commanded, [you] and those who have turned back with you [to Allah], and do not transgress. Indeed, He is Seeing of what you do

Yusuf AliTherefore stand firm (in the straight Path) as thou art commanded,- thou and those who with thee turn (unto God); and transgress not (from the Path): for He seeth well all that ye do

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bundan dolayı emrolunduğun gibi doğru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar). Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır

11:113 📚 6
وَلَا تَرۡكَنُوٓاْ إِلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنۡ أَوۡلِيَآءَ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ
وَلَا
ve
تَرْكَنُوٓا۟
meyletmeyin
إِلَى
kimselere
ٱلَّذِينَ
those who
ظَلَمُوا۟
zulmeden(lere)
فَتَمَسَّكُمُ
yoksa size dokunur
ٱلنَّارُ
ateş
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin için
مِّن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
مِنْ
hiçbir
أَوْلِيَآءَ
dost(lar)
ثُمَّ
sonra
لَا
asla
تُنصَرُونَ
yardım göremezsiniz

Saheeh InternationalAnd do not incline toward those who do wrong, lest you be touched by the Fire, and you would not have other than Allah any protectors; then you would not be helped

Yusuf AliAnd incline not to those who do wrong, or the Fire will seize you; and ye have no protectors other than God, nor shall ye be helped

Elmalılı Hamdi YazırVe zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah'dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz

11:114
وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ طَرَفَيِ ٱلنَّهَارِ وَزُلَفࣰ ا مِّنَ ٱلَّيۡلِۚ إِنَّ ٱلۡحَسَنَٰتِ يُذۡهِبۡنَ ٱلسَّيِّـَٔاتِۚ ذَٰلِكَ ذِكۡرَىٰ لِلذَّٰكِرِينَ
وَأَقِمِ
ve kıl
ٱلصَّلَوٰةَ
namaz
طَرَفَىِ
iki tarafında
ٱلنَّهَارِ
gündüzün
وَزُلَفًۭا
ve yakın vakitlerinde
مِّنَ
gecenin
ٱلَّيْلِ ۚ
the night
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْحَسَنَـٰتِ
iyilikler
يُذْهِبْنَ
giderir
ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ
kötülükleri
ذَٰلِكَ
bu
ذِكْرَىٰ
bir öğüttür
لِلذَّٰكِرِينَ
ibret alanlara

Saheeh InternationalAnd establish prayer at the two ends of the day and at the approach of the night. Indeed, good deeds do away with misdeeds. That is a reminder for those who remember

Yusuf AliAnd establish regular prayers at the two ends of the day and at the approaches of the night: For those things, that are good remove those that are evil: Be that the word of remembrance to those who remember (their Lord)

Elmalılı Hamdi YazırGündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür

11:115 📚 3
وَٱصۡبِرۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَٱصْبِرْ
ve sabret
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
zayi etmez
يُضِيعُ
let go waste
أَجْرَ
ecirlerini
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik yapanların

Saheeh InternationalAnd be patient, for indeed, Allah does not allow to be lost the reward of those who do good

Yusuf AliAnd be steadfast in patience; for verily God will not suffer the reward of the righteous to perish

Elmalılı Hamdi YazırVe sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez

11:116 📚 2
فَلَوۡلَا كَانَ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مِن قَبۡلِكُمۡ أُوْلُواْ بَقِيَّةࣲ يَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡفَسَادِ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا قَلِيلࣰ ا مِّمَّنۡ أَنجَيۡنَا مِنۡهُمۡۗ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَآ أُتۡرِفُواْ فِيهِ وَكَانُواْ مُجۡرِمِينَ
فَلَوْلَا
değil miydi?
كَانَ
bulunmalı
مِنَ
nesillerden
ٱلْقُرُونِ
the generations
مِن
sizden önceki
قَبْلِكُمْ
before you
أُو۟لُوا۟
sahipleri
بَقِيَّةٍۢ
fazilet
يَنْهَوْنَ
alıkoyan
عَنِ
fesattan
ٱلْفَسَادِ
the corruption
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
çok azı
مِّمَّنْ
kendilerini
أَنجَيْنَا
kurtardığımız
مِنْهُمْ ۗ
onlardan
وَٱتَّبَعَ
peşine takıldılar
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوا۟
zulmedenler
مَآ
bulundukları refahın
أُتْرِفُوا۟
luxury they were given
فِيهِ
içinde
وَكَانُوا۟
ve oldular
مُجْرِمِينَ
suçlu kimseler

Saheeh InternationalSo why were there not among the generations before you those of enduring discrimination forbidding corruption on earth - except a few of those We saved from among them? But those who wronged pursued what luxury they were given therein, and they were criminals

Yusuf AliWhy were there not, among the generations before you, persons possessed of balanced good sense, prohibiting (men) from mischief in the earth - except a few among them whom We saved (from harm)? But the wrong-doers pursued the enjoyment of the good things of life which were given them, and persisted in sin

Elmalılı Hamdi YazırSizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular

11:117 📚 1
وَمَا كَانَ رَبُّكَ لِيُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ بِظُلۡمࣲ وَأَهۡلُهَا مُصۡلِحُونَ
وَمَا
ve
كَانَ
değildi
رَبُّكَ
Rabbin
لِيُهْلِكَ
helak edecek
ٱلْقُرَىٰ
o beldeleri
بِظُلْمٍۢ
zulümle
وَأَهْلُهَا
ahalisi (iken)
مُصْلِحُونَ
ıslah edici

Saheeh InternationalAnd your Lord would not have destroyed the cities unjustly while their people were reformers

Yusuf AliNor would thy Lord be the One to destroy communities for a single wrong- doing, if its members were likely to mend

Elmalılı Hamdi YazırSenin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir

11:118 📚 2
وَلَوۡ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰۖ وَلَا يَزَالُونَ مُخۡتَلِفِينَ
وَلَوْ
ve eğer
شَآءَ
dileseydi
رَبُّكَ
Rabbin
لَجَعَلَ
yapardı
ٱلنَّاسَ
insanları
أُمَّةًۭ
ümmet
وَٰحِدَةًۭ ۖ
bir tek
وَلَا
ama hala
يَزَالُونَ
durmazlar
مُخْتَلِفِينَ
ihtilaf etmekten

Saheeh InternationalAnd if your Lord had willed, He could have made mankind one community; but they will not cease to differ

Yusuf AliIf thy Lord had so willed, He could have made mankind one people: but they will not cease to dispute

Elmalılı Hamdi YazırEğer Rabbin dileseydi elbette bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı

11:119 📚 12
إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَۚ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمۡۗ وَتَمَّتۡ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ
إِلَّا
hariç
مَن
kimseler
رَّحِمَ
rahmet ettiği
رَبُّكَ ۚ
Rabbinin
وَلِذَٰلِكَ
zaten bunun için
خَلَقَهُمْ ۗ
onları yarattı
وَتَمَّتْ
ve yerine gelmiştir
كَلِمَةُ
sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
لَأَمْلَأَنَّ
andolsun dolduracağım
جَهَنَّمَ
cehennemi
مِنَ
cinlerden
ٱلْجِنَّةِ
the Jinn
وَٱلنَّاسِ
ve insanlar(dan)
أَجْمَعِينَ
tamamen

Saheeh InternationalExcept whom your Lord has given mercy, and for that He created them. But the word of your Lord is to be fulfilled that, "I will surely fill Hell with jinn and men all together

Yusuf AliExcept those on whom thy Lord hath bestowed His Mercy: and for this did He create them: and the Word of thy Lord shall be fulfilled: "I will fill Hell with jinns and men all together

Elmalılı Hamdi YazırAncak Rabbinin rahmetle yarlığadığı kimseler başka. Onun içindir ki, onları yarattı. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım" sözü böylece tamam oldu

11:120 📚 2
وَكُلࣰّ ا نَّقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَۚ وَجَآءَكَ فِي هَٰذِهِ ٱلۡحَقُّ وَمَوۡعِظَةࣱ وَذِكۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
وَكُلًّۭا
her şeyi
نَّقُصُّ
anlatıyoruz
عَلَيْكَ
sana
مِنْ
haberlerinden
أَنۢبَآءِ
(the) news
ٱلرُّسُلِ
Peygamberlerin
مَا
olan
نُثَبِّتُ
sağlamlaştıracak
بِهِۦ
onunla
فُؤَادَكَ ۚ
kalbini
وَجَآءَكَ
ve sana gelmiştir
فِى
bunda
هَـٰذِهِ
this
ٱلْحَقُّ
bir hak
وَمَوْعِظَةٌۭ
ve bir öğüt
وَذِكْرَىٰ
ve bir uyarı
لِلْمُؤْمِنِينَ
mü'minler için

Saheeh InternationalAnd each [story] We relate to you from the news of the messengers is that by which We make firm your heart. And there has come to you, in this, the truth and an instruction and a reminder for the believers

Yusuf AliAll that we relate to thee of the stories of the apostles,- with it We make firm thy heart: in them there cometh to thee the Truth, as well as an exhortation and a message of remembrance to those who believe

Elmalılı Hamdi YazırPeygamberlere ait haberlerden kalbini yatıştıracak olanlardan her türlüsünü sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda da sana bir hakikat, müminlere de bir öğüt ve ibret gelmiştir

11:121
وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنَّا عَٰمِلُونَ
وَقُل
ve de ki
لِّلَّذِينَ
kimselere
لَا
iman etmeyen(lere)
يُؤْمِنُونَ
believe
ٱعْمَلُوا۟
yapın
عَلَىٰ
imkanınızın elverdiğini
مَكَانَتِكُمْ
your position
إِنَّا
biz de
عَـٰمِلُونَ
yapmaktayız

Saheeh InternationalAnd say to those who do not believe, "Work according to your position; indeed, we are working

Yusuf AliSay to those who do not believe: "Do what ever ye can: We shall do our part

Elmalılı Hamdi Yazırİmana gelmeyen o kâfirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymayın! Biz de yapacağımızı yapacağız

11:122 📚 1
وَٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
وَٱنتَظِرُوٓا۟
ve bekleyin
إِنَّا
biz de
مُنتَظِرُونَ
beklemekteyiz

Saheeh InternationalAnd wait, indeed, we are waiting

Yusuf AliAnd wait ye! We too shall wait

Elmalılı Hamdi YazırSiz bekleyin görün, biz de bekleyip göreceğiz

11:123 📚 2
وَلِلَّهِ غَيۡبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ يُرۡجَعُ ٱلۡأَمۡرُ كُلُّهُۥ فَٱعۡبُدۡهُ وَتَوَكَّلۡ عَلَيۡهِۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ
وَلِلَّهِ
ve Allah'a aittir
غَيْبُ
gaybı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَإِلَيْهِ
ve O'na
يُرْجَعُ
döndürülür
ٱلْأَمْرُ
işler
كُلُّهُۥ
bütün
فَٱعْبُدْهُ
(öyleyse) O'na kulluk et
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَيْهِ ۚ
O'na
وَمَا
ve değildir
رَبُّكَ
Rabbin
بِغَـٰفِلٍ
habersiz
عَمَّا
yaptıklarınızdan
تَعْمَلُونَ
you do

Saheeh InternationalAnd to Allah belong the unseen [aspects] of the heavens and the earth and to Him will be returned the matter, all of it, so worship Him and rely upon Him. And your Lord is not unaware of that which you do

Yusuf AliTo God do belong the unseen (secrets) of the heavens and the earth, and to Him goeth back every affair (for decision): then worship Him, and put thy trust in Him: and thy Lord is not unmindful of aught that ye do

Elmalılı Hamdi YazırGöklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir

← Önceki Sonraki →

11. Hud Suresi | Anlam Arayışı