☪ Anlam Arayışı

6. Al-An'aam سُورَةُ الأَنۡعَامِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
6:1 📚 2
ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡ يَعۡدِلُونَ
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
o Allah'a
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
وَجَعَلَ
ve var etti
ٱلظُّلُمَـٰتِ
karanlıkları
وَٱلنُّورَ ۖ
ve aydınlığı
ثُمَّ
yine de
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بِرَبِّهِمْ
Rablerine
يَعْدِلُونَ
eşler tutuyorlar

Elmalılı Hamdi YazırHamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyleyken kâfirler hâlâ Rablerine başkalarını eşit sayıyorlar

Diyanet İşleri MealiHamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar

6:2 📚 1
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن طِينࣲ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلࣰ اۖ وَأَجَلࣱ مُّسَمًّى عِندَهُۥۖ ثُمَّ أَنتُمۡ تَمۡتَرُونَ
هُوَ
O
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَكُم
sizi yaratıp
مِّن
çamurdan
طِينٍۢ
clay
ثُمَّ
sonra
قَضَىٰٓ
koymuştur
أَجَلًۭا ۖ
bir süre
وَأَجَلٌۭ
ve bir süre
مُّسَمًّى
belirli
عِندَهُۥ ۖ
kendi katından
ثُمَّ
böyle iken
أَنتُمْ
siz hala
تَمْتَرُونَ
kuşkulanıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırSizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel takdir eden O'dur. Tayin edilen bir ecel de (kıyamet zamanı) O'nun katındadır. Sonra bir de şüphe ediyorsunuz

Diyanet İşleri MealiO, sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel O'nun katındadır; sonra bir de şüphe edersiniz

6:3 📚 1
وَهُوَ ٱللَّهُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ يَعۡلَمُ سِرَّكُمۡ وَجَهۡرَكُمۡ وَيَعۡلَمُ مَا تَكۡسِبُونَ
وَهُوَ
ve O
ٱللَّهُ
(tek) Allah'tır
فِى
göklerde de
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَفِى
ve
ٱلْأَرْضِ ۖ
yerde
يَعْلَمُ
bilir
سِرَّكُمْ
sizin gizlinizi
وَجَهْرَكُمْ
ve açığınızı
وَيَعْلَمُ
ve bilir
مَا
ne
تَكْسِبُونَ
kazandığınızı

Elmalılı Hamdi YazırO, göklerde de, yerde de (tek) Allah'tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir

Diyanet İşleri MealiO, göklerin ve yerin Allah'ı, içinizi dışınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir

6:4
وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةࣲ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ
وَمَا
onlara gelmez
تَأْتِيهِم
comes to them
مِّنْ
hiçbir
ءَايَةٍۢ
ayet
مِّنْ
ayetlerinden
ءَايَـٰتِ
(the) Signs
رَبِّهِمْ
Rablerinin
إِلَّا
asla
كَانُوا۟
olmasınlar
عَنْهَا
ondan
مُعْرِضِينَ
yüz çeviriyor

Elmalılı Hamdi YazırOnlara Rab'lerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler

Diyanet İşleri MealiOnlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi

6:5
فَقَدۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَسَوۡفَ يَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
فَقَدْ
işte elbette
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
بِٱلْحَقِّ
hakkı
لَمَّا
ne zaman ki
جَآءَهُمْ ۖ
kendilerine geldi
فَسَوْفَ
fakat yakında
يَأْتِيهِمْ
kendilerine gelecektir
أَنۢبَـٰٓؤُا۟
haberleri
مَا
şeyin
كَانُوا۟
onunla
بِهِۦ
[at it]
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ettikleri

Elmalılı Hamdi YazırHak, kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberi yakında kendilerine gelecektir

Diyanet İşleri MealiGerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberleri kendilerine gelecektir

6:6 📚 3
أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنࣲ مَّكَّنَّٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَا لَمۡ نُمَكِّن لَّكُمۡ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡهِم مِّدۡرَارࣰ ا وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَنۡهَٰرَ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ
أَلَمْ
görmediler mi
يَرَوْا۟
they see
كَمْ
nicesini
أَهْلَكْنَا
yok ettik
مِن
onlardan önce
قَبْلِهِم
before them
مِّن
nesillerden
قَرْنٍۢ
generations
مَّكَّنَّـٰهُمْ
onlara imkanlar vermiştik
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مَا
ne varsa
لَمْ
vermediğimiz imkanları
نُمَكِّن
We (have) established
لَّكُمْ
size
وَأَرْسَلْنَا
ve boşaltmıştık
ٱلسَّمَآءَ
göğü de
عَلَيْهِم
üzerlerine
مِّدْرَارًۭا
bol bol
وَجَعَلْنَا
ve kılmıştık
ٱلْأَنْهَـٰرَ
ırmakları
تَجْرِى
akar
مِن
(ayaklarının) altından
تَحْتِهِمْ
underneath them
فَأَهْلَكْنَـٰهُم
fakat onları helak ettik
بِذُنُوبِهِمْ
günahlarından ötürü
وَأَنشَأْنَا
ve yarattık
مِنۢ
onların ardından
بَعْدِهِمْ
after them
قَرْنًا
bir nesil
ءَاخَرِينَ
başka

Elmalılı Hamdi YazırKendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Onlara gökten bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra başka bir nesil yarattık

Diyanet İşleri MealiOnlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından ötürü yok ettik ve ardlarından başka bir nesil yetiştirdik

6:7
وَلَوۡ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ كِتَٰبࣰ ا فِي قِرۡطَاسࣲ فَلَمَسُوهُ بِأَيۡدِيهِمۡ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏
وَلَوْ
ve eğer
نَزَّلْنَا
indirmiş olsaydık
عَلَيْكَ
sana
كِتَـٰبًۭا
bir Kitap
فِى
kağıt üzerine yazılı
قِرْطَاسٍۢ
a parchment
فَلَمَسُوهُ
onu tutsalardı
بِأَيْدِيهِمْ
elleriyle
لَقَالَ
yine derlerdi
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
إِنْ
bu
هَـٰذَآ
(is) this
إِلَّا
ancak
سِحْرٌۭ
bir büyüdür
مُّبِينٌۭ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırEğer sana kağıtta yazılı bir kitap indirmiş olsak da onu elleriyle tutsalardı, yine de o kâfirler: "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir" derlerdi

Diyanet İşleri MealiSana Kitap'ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar, inkar edenler yine de, "Bu apaçık bir büyüdür" derlerdi

6:8
وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ مَلَكࣱۖ وَلَوۡ أَنزَلۡنَا مَلَكࣰ ا لَّقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ
وَقَالُوا۟
ve dediler
لَوْلَآ
değil miydi?
أُنزِلَ
indirilmeli
عَلَيْهِ
O'na
مَلَكٌۭ ۖ
bir melek
وَلَوْ
ve eğer
أَنزَلْنَا
indirseydik
مَلَكًۭا
bir melek
لَّقُضِىَ
bitirilmiş olurdu
ٱلْأَمْرُ
iş
ثُمَّ
artık
لَا
hiç göz açtırılmazdı
يُنظَرُونَ
respite would have been granted to them

Elmalılı Hamdi YazırO'na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdı

Diyanet İşleri MealiOna bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Bir melek indirmiş olsaydık iş bitmiş olurdu da onlara göz bile açtırılmazdı

6:9
وَلَوۡ جَعَلۡنَٰهُ مَلَكࣰ ا لَّجَعَلۡنَٰهُ رَجُلࣰ ا وَلَلَبَسۡنَا عَلَيۡهِم مَّا يَلۡبِسُونَ
وَلَوْ
ve eğer
جَعَلْنَـٰهُ
onu yapsaydık
مَلَكًۭا
melek
لَّجَعَلْنَـٰهُ
yine yapardık
رَجُلًۭا
bir adam (şeklinde)
وَلَلَبَسْنَا
ve yine düşürürdük
عَلَيْهِم
onları
مَّا
düştükleri kuşkuya
يَلْبِسُونَ
they are obscuring

Elmalılı Hamdi YazırEğer Peygamberi, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir adam şeklinde yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük

Diyanet İşleri MealiBiz onu melek kılsaydık, bir insan şeklinde yapardık da, düştükleri şüpheye onları yine düşürmüş olurduk

6:10 📚 1
وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلࣲ مِّن قَبۡلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُواْ مِنۡهُم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
وَلَقَدِ
ve muhakkak
ٱسْتُهْزِئَ
alay edilmişti
بِرُسُلٍۢ
peygamberlerle
مِّن
senden önce de
قَبْلِكَ
before you
فَحَاقَ
fakat kuşatıverdi
بِٱلَّذِينَ
kimseleri
سَخِرُوا۟
alay edenleri
مِنْهُم
onlarla
مَّا
şey
كَانُوا۟
onunla
بِهِۦ
[at it]
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ettikleri

Elmalılı Hamdi YazırSenden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti

6:11
قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ ٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ
قُلْ
de ki
سِيرُوا۟
dolaşın
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
ثُمَّ
sonra
ٱنظُرُوا۟
görün
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
olmuş
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın

6:12
قُل لِّمَن مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُل لِّلَّهِۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ لَيَجۡمَعَنَّكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِۚ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
قُل
de ki
لِّمَن
kimindir?
مَّا
olanlar
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerde
قُل
de ki
لِّلَّهِ ۚ
Allah'ındır
كَتَبَ
O yazmıştır
عَلَىٰ
üstüne
نَفْسِهِ
kendi
ٱلرَّحْمَةَ ۚ
rahmet etmeyi
لَيَجْمَعَنَّكُمْ
sizi elbette toplayacaktır
إِلَىٰ
gününde
يَوْمِ
(the) Day
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
لَا
şüphe olmayan
رَيْبَ
doubt
فِيهِ ۚ
varlığında
ٱلَّذِينَ
ama kimseler
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lar)
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
فَهُمْ
onlar
لَا
inanmazlar
يُؤْمِنُونَ
believe

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi, varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar

Diyanet İşleri MealiDe ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar

6:13
۞وَلَهُۥ مَا سَكَنَ فِي ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
۞ وَلَهُۥ
O'nundur
مَا
her şey
سَكَنَ
barınan
فِى
gecede
ٱلَّيْلِ
the night
وَٱلنَّهَارِ ۚ
ve gündüzde
وَهُوَ
e O
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırGecede, gündüzde barınan her şey O'nundur. O, işitendir, bilendir

Diyanet İşleri MealiGecede ve gündüzde bulunan O'nundur. O işitendir, Bilen'dir

6:14 📚 1
قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيࣰّ ا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَهُوَ يُطۡعِمُ وَلَا يُطۡعَمُۗ قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ مَنۡ أَسۡلَمَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
قُلْ
de ki
أَغَيْرَ
başkasını mı?
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَتَّخِذُ
edineyim
وَلِيًّۭا
dost
فَاطِرِ
yoktan var eden
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضِ
ve yeri
وَهُوَ
ve kendisi
يُطْعِمُ
besleyen
وَلَا
fakat beslenmeyen
يُطْعَمُ ۗ
He is fed
قُلْ
de ki
إِنِّىٓ
bana
أُمِرْتُ
emrerdildi
أَنْ
olmam
أَكُونَ
I be
أَوَّلَ
ilki
مَنْ
olanların
أَسْلَمَ ۖ
İslam
وَلَا
ve sakın
تَكُونَنَّ
olma
مِنَ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan başka dost mu tutayım?" "Ben İslâm olanların ilki olmakla emrolundum" de ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma

Diyanet İşleri MealiGökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan başka bir dost mu edinirim?" de. "Doğrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum" de; asla ortak koşanlardan olma

6:15 📚 6
قُلۡ إِنِّيٓ أَخَافُ إِنۡ عَصَيۡتُ رَبِّي عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏
قُلْ
de ki
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أَخَافُ
korkarım
إِنْ
eğer
عَصَيْتُ
isyan edersem
رَبِّى
Rabbime
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍ
bir günün
عَظِيمٍۢ
büyük

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım

Diyanet İşleri MealiBen Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım" de

6:16
مَّن يُصۡرَفۡ عَنۡهُ يَوۡمَئِذࣲ فَقَدۡ رَحِمَهُۥۚ وَذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡمُبِينُ
مَّن
kim
يُصْرَفْ
çevrilip savılırsa
عَنْهُ
ondan (azabdan)
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
فَقَدْ
gerçekten
رَحِمَهُۥ ۚ
(Allah) ona acımıştır
وَذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْمُبِينُ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırO gün kimden azab giderilirse, kuşkusuz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur

Diyanet İşleri MealiO gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur

6:17 📚 10
وَإِن يَمۡسَسۡكَ ٱللَّهُ بِضُرࣲّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَۖ وَإِن يَمۡسَسۡكَ بِخَيۡرࣲ فَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
وَإِن
ve eğer
يَمْسَسْكَ
sana dokundursa
ٱللَّهُ
Allah
بِضُرٍّۢ
bir zarar
فَلَا
yoktur
كَاشِفَ
açacak
لَهُۥٓ
onu
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
kendisinden
وَإِن
ve eğer
يَمْسَسْكَ
sana dokundursa
بِخَيْرٍۢ
bir hayır
فَهُوَ
kuşkusuz O
عَلَىٰ
her
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeyi
قَدِيرٌۭ
yapabilendir

Elmalılı Hamdi YazırAllah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden başka açacak yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundursa, kuşkusuz O, herşeyi yapabilendir

Diyanet İşleri MealiAllah sana bir sıkıntı verirse, O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye Kadir'dir

6:18 📚 1
وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ
وَهُوَ
ve O
ٱلْقَاهِرُ
tam hakimdir
فَوْقَ
üstünde
عِبَادِهِۦ ۚ
kullarının
وَهُوَ
ve O
ٱلْحَكِيمُ
herşeyi yerli yerince yapan
ٱلْخَبِيرُ
haber alandır

Elmalılı Hamdi YazırO, kullarının üstünde tam hâkimdir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, herşeyden haberdardır

Diyanet İşleri MealiO, kullarının üstünde yegane tasarruf sahibidir. Hakim'dir, haberdardır

6:19 📚 1
قُلۡ أَيُّ شَيۡءٍ أَكۡبَرُ شَهَٰدَةࣰۖ قُلِ ٱللَّهُۖ شَهِيدُۢ بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۚ وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ لِأُنذِرَكُم بِهِۦ وَمَنۢ بَلَغَۚ أَئِنَّكُمۡ لَتَشۡهَدُونَ أَنَّ مَعَ ٱللَّهِ ءَالِهَةً أُخۡرَىٰۚ قُل لَّآ أَشۡهَدُۚ قُلۡ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱ وَإِنَّنِي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تُشۡرِكُونَ
قُلْ
de ki
أَىُّ
hangi
شَىْءٍ
şey
أَكْبَرُ
daha büyüktür
شَهَـٰدَةًۭ ۖ
şahidlik bakımından
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ ۖ
Allah
شَهِيدٌۢ
şahiddir
بَيْنِى
benimle
وَبَيْنَكُمْ ۚ
sizin aranızda
وَأُوحِىَ
ve vahyolundu
إِلَىَّ
bana
هَـٰذَا
bu
ٱلْقُرْءَانُ
Kur'an
لِأُنذِرَكُم
sizi uyarayım
بِهِۦ
onunla
وَمَنۢ
ve herkesi
بَلَغَ ۚ
ulaştığı
أَئِنَّكُمْ
siz
لَتَشْهَدُونَ
şahidlik ediyor musunuz?
أَنَّ
gerçekten
مَعَ
ile beraber
ٱللَّهِ
Allah
ءَالِهَةً
tanrılar olduğuna
أُخْرَىٰ ۚ
başka
قُل
de ki
لَّآ
ben şahidlik etmem
أَشْهَدُ ۚ
(do) I testify
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
ancak
هُوَ
O
إِلَـٰهٌۭ
Tanrıdır
وَٰحِدٌۭ
tek bir
وَإِنَّنِى
şüphesiz ben
بَرِىٓءٌۭ
uzağım
مِّمَّا
şeylerden
تُشْرِكُونَ
sizin ortak koştuğunuz

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki: "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben buna şahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım"de

Diyanet İşleri MealiŞahit olarak hangi şey daha büyüktür" de. "Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah'la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?" de. "Ben şehadet etmem" de. "O ancak tek Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım" de

6:20
ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡرِفُونَهُۥ كَمَا يَعۡرِفُونَ أَبۡنَآءَهُمُۘ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
ٱلَّذِينَ
kendilerine
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
verdiklerimiz
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
يَعْرِفُونَهُۥ
onu tanırlar
كَمَا
gibi
يَعْرِفُونَ
tanıdıkları
أَبْنَآءَهُمُ ۘ
oğullarını
ٱلَّذِينَ
kimseler
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lar)
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
فَهُمْ
onlar
لَا
inanmazlar
يُؤْمِنُونَ
believe

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, Peygamber'i, kendi oğullarını bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yazık edenler var ya! İşte onlar iman etmezler

Diyanet İşleri MealiKendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; fakat kendilerine yazık ettiler, çünkü onlar inanmazlar

6:21
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ
وَمَنْ
ve kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
edenlerden
ٱفْتَرَىٰ
iftira
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًا
yalanı
أَوْ
ya da
كَذَّبَ
yalanlayandan
بِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۗ
O'nun ayetlerini
إِنَّهُۥ
şüphesiz
لَا
kurtuluş yüzü görmezler
يُفْلِحُ
will be successful
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimler

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Zalimler bunun için saadete ulaşamazlar

6:22
وَيَوۡمَ نَحۡشُرُهُمۡ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ أَيۡنَ شُرَكَآؤُكُمُ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ
وَيَوْمَ
ve gün
نَحْشُرُهُمْ
topladığımız
جَمِيعًۭا
hepsini
ثُمَّ
sonra
نَقُولُ
dediğimiz
لِلَّذِينَ
kimselere
أَشْرَكُوٓا۟
ortak koşan(lara)
أَيْنَ
hani nerede?
شُرَكَآؤُكُمُ
ortaklarınız
ٱلَّذِينَ
kimseler
كُنتُمْ
olduğunuz
تَزْعُمُونَ
zannetmekte

Elmalılı Hamdi YazırO gün hepsini mahşere toplayacağız. Sonra Allah'a ortak koşanlara: " Hani nerede o Allah'a ortak saydığınız ortaklarınız?" diyeceğiz

Diyanet İşleri MealiBir gün hepsini toplarız, sonra ortak koşanlara, "İddia ettiğiniz ortaklarınız nerede?" deriz

6:23 📚 2
ثُمَّ لَمۡ تَكُن فِتۡنَتُهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ وَٱللَّهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشۡرِكِينَ
ثُمَّ
sonra
لَمْ
kalmadığı
تَكُن
will be
فِتْنَتُهُمْ
onların çareleri
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوا۟
they say
وَٱللَّهِ
Allah'a andolsun ki
رَبِّنَا
Rabbimiz
مَا
biz değildik
كُنَّا
we were
مُشْرِكِينَ
ortak koşanlar

Elmalılı Hamdi YazırSonra, (Onlar): "Rabbimiz, Allah'a yemin ederiz ki, biz müşriklerden değildik" demekten başka bir özür bulamayacaklar

Diyanet İşleri MealiSonra, "Rabbimiz Allah'a and olsun ki bizler ortak koşanlar değildik" demekten başka çare bulamazlar

6:24
ٱنظُرۡ كَيۡفَ كَذَبُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡۚ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
ٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
كَذَبُوا۟
yalan söylediler
عَلَىٰٓ
karşı
أَنفُسِهِمْ ۚ
kendilerine
وَضَلَّ
ve sapıp gitti
عَنْهُم
kendilerinden
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَفْتَرُونَ
uydurduruyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırBak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti

Diyanet İşleri MealiKendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bak; uydurdukları şeyler de onlardan uzaklaştı

6:25 📚 2
وَمِنۡهُم مَّن يَسۡتَمِعُ إِلَيۡكَۖ وَجَعَلۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ أَكِنَّةً أَن يَفۡقَهُوهُ وَفِيٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرࣰ اۚ وَإِن يَرَوۡاْ كُلَّ ءَايَةࣲ لَّا يُؤۡمِنُواْ بِهَاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوكَ يُجَٰدِلُونَكَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
وَمِنْهُم
içlerinden vardır
مَّن
kimseler
يَسْتَمِعُ
dinleyen
إِلَيْكَ ۖ
seni
وَجَعَلْنَا
fakat biz koyduk
عَلَىٰ
üstüne
قُلُوبِهِمْ
kalblerinin
أَكِنَّةً
perdeler
أَن
onu anlamalarına engel
يَفْقَهُوهُ
they understand it
وَفِىٓ
ve içine
ءَاذَانِهِمْ
kulaklarının
وَقْرًۭا ۚ
ağırlık
وَإِن
ve eğer
يَرَوْا۟
görseler de
كُلَّ
her
ءَايَةٍۢ
mu'cizeyi
لَّا
asla
يُؤْمِنُوا۟
inanmazlar
بِهَا ۚ
ona
حَتَّىٰٓ
hatta
إِذَا
zaman
جَآءُوكَ
sana geldikleri
يُجَـٰدِلُونَكَ
seninle tartışırlar
يَقُولُ
derler
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
إِنْ
bu
هَـٰذَآ
(is) this
إِلَّآ
başka değildir
أَسَـٰطِيرُ
masallarından
ٱلْأَوَّلِينَ
eskilerin

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden seni dinleyenler de vardır, fakat biz, onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar, bütün delilleri görseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar. Ve o kâfirler: "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derler

Diyanet İşleri MealiOnlardan seni dinleyenler vardır, Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkar edenler, "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derler

6:26
وَهُمۡ يَنۡهَوۡنَ عَنۡهُ وَيَنۡـَٔوۡنَ عَنۡهُۖ وَإِن يُهۡلِكُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ
وَهُمْ
ve onlar
يَنْهَوْنَ
hem menederler
عَنْهُ
ondan
وَيَنْـَٔوْنَ
hem de uzak dururlar
عَنْهُ ۖ
ondan
وَإِن
ve böylece
يُهْلِكُونَ
mahvediyorlar
إِلَّآ
yalnız
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
وَمَا
değiller
يَشْعُرُونَ
farkında

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, insanları Kur'ân'a iman etmekten menederler, hem de kendileri ondan uzak dururlar. Böylece yalnız kendilerini mahvediyorlar ama farkında değiller

Diyanet İşleri MealiOnlar Kuran'dan alıkorlar ve ondan uzaklaşırlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varamazlar

6:27 📚 2
وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ وُقِفُواْ عَلَى ٱلنَّارِ فَقَالُواْ يَٰلَيۡتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَلَوْ
ve eğer
تَرَىٰٓ
bir görsen
إِذْ
iken
وُقِفُوا۟
durdurulmuş
عَلَى
başında
ٱلنَّارِ
ateşin
فَقَالُوا۟
dediklerini
يَـٰلَيْتَنَا
ah! keşke biz
نُرَدُّ
geri döndürülseydik
وَلَا
ve
نُكَذِّبَ
yalanlamasaydık
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
رَبِّنَا
Rabbimizin
وَنَكُونَ
ve olsaydık
مِنَ
inananlardan
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers

Elmalılı Hamdi YazırOnların, ateşin üzerinde durduruldukları zaman: "Ne olurdu dünyaya döndürülseydik, Rabb'imizin âyetlerini yalanlamasaydık da müminlerden olsaydık" dediklerini bir görsen

Diyanet İşleri MealiOnların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, "keşke dünyaya tekrar döndürülseydik, Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık" dediklerini bir görsen

6:28 📚 1
بَلۡ بَدَا لَهُم مَّا كَانُواْ يُخۡفُونَ مِن قَبۡلُۖ وَلَوۡ رُدُّواْ لَعَادُواْ لِمَا نُهُواْ عَنۡهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
بَلْ
hayır
بَدَا
göründü
لَهُم
onlara
مَّا
oldukları
كَانُوا۟
they used to
يُخْفُونَ
gizlemekte
مِن
daha önce
قَبْلُ ۖ
before
وَلَوْ
eğer
رُدُّوا۟
geri gönderilselerdi
لَعَادُوا۟
yine dönerlerdi
لِمَا
şeye
نُهُوا۟
men'olundukları
عَنْهُ
kendinden
وَإِنَّهُمْ
çünkü onlar
لَكَـٰذِبُونَ
yalancılardır

Elmalılı Hamdi YazırHayır, daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa geri çevrilselerdi yine menedildikleri şeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar

Diyanet İşleri MealiHayır; daha önce gizledikleri onlara göründü. Eğer geri döndürülseler yine kendilerine yasak edilen şeylere dönerler. Doğrusu onlar yalancıdırlar

6:29
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ
وَقَالُوٓا۟
dediler ki
إِنْ
onlar
هِىَ
it (is)
إِلَّا
başka yoktur
حَيَاتُنَا
hayatımızdan
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمَبْعُوثِينَ
diriltilecek

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: " Dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur, biz diriltilecek değiliz

Diyanet İşleri MealiHayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz" dediler

6:30 📚 1
وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ وُقِفُواْ عَلَىٰ رَبِّهِمۡۚ قَالَ أَلَيۡسَ هَٰذَا بِٱلۡحَقِّۚ قَالُواْ بَلَىٰ وَرَبِّنَاۚ قَالَ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ
وَلَوْ
ve eğer
تَرَىٰٓ
(onları) bir görsen
إِذْ
iken
وُقِفُوا۟
durdurulmuş
عَلَىٰ
huzurunda
رَبِّهِمْ ۚ
Rablerinin
قَالَ
dedi
أَلَيْسَ
değil miymiş?
هَـٰذَا
bu
بِٱلْحَقِّ ۚ
gerçek
قَالُوا۟
dediler ki
بَلَىٰ
evet gerçektir
وَرَبِّنَا ۚ
Rabbimiz hakkı için
قَالَ
dedi
فَذُوقُوا۟
öyle ise tadın
ٱلْعَذَابَ
azabı
بِمَا
dolayı
كُنتُمْ
ettiğinizden
تَكْفُرُونَ
inkar

Elmalılı Hamdi YazırRablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: "Bu, bir gerçek değil midir?". Onlar da: "Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir" derler. Rableri de onlara: "Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!" der

Diyanet İşleri MealiOnları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: "Bu gerçek değil mi?" der; onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir" derler. Allah da "Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın" der

6:31 📚 2
قَدۡ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱللَّهِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتۡهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةࣰ قَالُواْ يَٰحَسۡرَتَنَا عَلَىٰ مَا فَرَّطۡنَا فِيهَا وَهُمۡ يَحۡمِلُونَ أَوۡزَارَهُمۡ عَلَىٰ ظُهُورِهِمۡۚ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ
قَدْ
gerçekten
خَسِرَ
ziyana uğradı(lar)
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(lar)
بِلِقَآءِ
huzuruna çıkmayı
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
جَآءَتْهُمُ
kendilerine geldiği
ٱلسَّاعَةُ
o sa'at
بَغْتَةًۭ
ansızın
قَالُوا۟
dediler
يَـٰحَسْرَتَنَا
ah! vah bize
عَلَىٰ
dolayı
مَا
kusurlarımızdan
فَرَّطْنَا
we neglected
فِيهَا
orada
وَهُمْ
ve onlar
يَحْمِلُونَ
yüklenecekler
أَوْزَارَهُمْ
günahlarını
عَلَىٰ
sırtlarına
ظُهُورِهِمْ ۚ
their backs
أَلَا
bakın
سَآءَ
ne kötü
مَا
şeyler
يَزِرُونَ
yüklenip taşıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: "Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!" Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür

Diyanet İşleri MealiAllah'a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek, "Dünyada işlediğimiz büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize" derler. Dikkat edin, yüklendikleri şeyler ne kötüdür

6:32 📚 2
وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا لَعِبࣱ وَلَهۡوࣱۖ وَلَلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرࣱ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
وَمَا
ve değildir
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَآ
dünya
إِلَّا
başka bir şey
لَعِبٌۭ
bir oyundan
وَلَهْوٌۭ ۖ
ve eğlenceden
وَلَلدَّارُ
ve yurdu
ٱلْـَٔاخِرَةُ
ahiret
خَيْرٌۭ
daha iyidir
لِّلَّذِينَ
kimseler için
يَتَّقُونَ ۗ
korunan(lar)
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
(will) you reason

Elmalılı Hamdi YazırDünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız

Diyanet İşleri MealiDünya hayatı sadece oyun ve oyalanmadır; ahiret yurdu, sakınanlar için daha iyidir. Düşünmüyor musunuz

6:33 📚 1
قَدۡ نَعۡلَمُ إِنَّهُۥ لَيَحۡزُنُكَ ٱلَّذِي يَقُولُونَۖ فَإِنَّهُمۡ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَٰكِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ
قَدْ
muhakkak
نَعْلَمُ
biliyoruz
إِنَّهُۥ
şüphesiz
لَيَحْزُنُكَ
seni üzüyor
ٱلَّذِى
şeyler
يَقُولُونَ ۖ
onların dedikleri
فَإِنَّهُمْ
gerçekte onlar
لَا
seni yalanlamıyorlar
يُكَذِّبُونَكَ
deny you
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱلظَّـٰلِمِينَ
o zalimler
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَجْحَدُونَ
yalanlıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırOnların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlar, fakat, o zalimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar

Diyanet İşleri MealiOnların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar

6:34 📚 1
وَلَقَدۡ كُذِّبَتۡ رُسُلࣱ مِّن قَبۡلِكَ فَصَبَرُواْ عَلَىٰ مَا كُذِّبُواْ وَأُوذُواْ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمۡ نَصۡرُنَاۚ وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِۚ وَلَقَدۡ جَآءَكَ مِن نَّبَإِيْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
كُذِّبَتْ
yalanlanmıştı
رُسُلٌۭ
elçiler
مِّن
senden önce de
قَبْلِكَ
before you
فَصَبَرُوا۟
sabrettiler
عَلَىٰ
karşı
مَا
yalanlanmalarına
كُذِّبُوا۟
they were rejected
وَأُوذُوا۟
ve eziyet edilmelerine
حَتَّىٰٓ
nihayet
أَتَىٰهُمْ
onlara yetişti
نَصْرُنَا ۚ
yardımımız
وَلَا
yoktur
مُبَدِّلَ
değiştirebilecek
لِكَلِمَـٰتِ
kelimelerini
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَلَقَدْ
andolsun
جَآءَكَ
sana da gelmiştir
مِن
haberinden
نَّبَإِى۟
(the) news
ٱلْمُرْسَلِينَ
elçilerin

Elmalılı Hamdi YazırSenden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir

Diyanet İşleri MealiSenden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandılar. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi

6:35
وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيۡكَ إِعۡرَاضُهُمۡ فَإِنِ ٱسۡتَطَعۡتَ أَن تَبۡتَغِيَ نَفَقࣰ ا فِي ٱلۡأَرۡضِ أَوۡ سُلَّمࣰ ا فِي ٱلسَّمَآءِ فَتَأۡتِيَهُم بِـَٔايَةࣲۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمۡ عَلَى ٱلۡهُدَىٰۚ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡجَٰهِلِينَ
وَإِن
ve eğer
كَانَ
ağır geldiyse
كَبُرَ
difficult
عَلَيْكَ
sana
إِعْرَاضُهُمْ
onların yüz çevirmesi
فَإِنِ
haydi
ٱسْتَطَعْتَ
yapabilirsen
أَن
ara ki
تَبْتَغِىَ
seek
نَفَقًۭا
bir delik
فِى
içine
ٱلْأَرْضِ
yerin
أَوْ
ya da
سُلَّمًۭا
bir merdiven
فِى
göğe
ٱلسَّمَآءِ
the sky
فَتَأْتِيَهُم
onlara getiresin
بِـَٔايَةٍۢ ۚ
bir mu'cize
وَلَوْ
şayet
شَآءَ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَجَمَعَهُمْ
elbette onları toplardı
عَلَى
üzerinde
ٱلْهُدَىٰ ۚ
hidayet
فَلَا
o halde olma
تَكُونَنَّ
be
مِنَ
cahillerden
ٱلْجَـٰهِلِينَ
the ignorant

Elmalılı Hamdi YazırEğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma

Diyanet İşleri MealiOnların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma

6:36
۞إِنَّمَا يَسۡتَجِيبُ ٱلَّذِينَ يَسۡمَعُونَۘ وَٱلۡمَوۡتَىٰ يَبۡعَثُهُمُ ٱللَّهُ ثُمَّ إِلَيۡهِ يُرۡجَعُونَ
۞ إِنَّمَا
ancak
يَسْتَجِيبُ
icabet eder
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَسْمَعُونَ ۘ
işiten(ler)
وَٱلْمَوْتَىٰ
ölülere gelince
يَبْعَثُهُمُ
onları diriltir
ٱللَّهُ
Allah
ثُمَّ
sonra
إِلَيْهِ
O'na
يُرْجَعُونَ
döndürülürler

Elmalılı Hamdi YazırDaveti ancak dinleyenler kabul ederler. Ölülere gelince, Allah onları diriltir, sonra O'na döndürülürler

Diyanet İşleri MealiAncak kulak verenler daveti kabul ederler. Ölüleri Allah diriltir, sonra O'na dönerler

6:37
وَقَالُواْ لَوۡلَا نُزِّلَ عَلَيۡهِ ءَايَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦۚ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةࣰ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
وَقَالُوا۟
dediler ki
لَوْلَا
değil miydi?
نُزِّلَ
indirilmeli
عَلَيْهِ
ona
ءَايَةٌۭ
bir mu'cize
مِّن
Rabbinden
رَّبِّهِۦ ۚ
his Lord
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
قَادِرٌ
kadirdir
عَلَىٰٓ
üzerine
أَن
indirmeğe
يُنَزِّلَ
send down
ءَايَةًۭ
bir mu'cize
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?" De ki: "Şüphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kâdirdir, fakat çokları bilmezler

Diyanet İşleri MealiRabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya" dediler. De ki: "Doğrusu Allah bir belge indirmeye Kadir'dir, fakat çoğu bilmezler

6:38 📚 2
وَمَا مِن دَآبَّةࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا طَٰٓئِرࣲ يَطِيرُ بِجَنَاحَيۡهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمۡثَالُكُمۚ مَّا فَرَّطۡنَا فِي ٱلۡكِتَٰبِ مِن شَيۡءࣲۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يُحۡشَرُونَ
وَمَا
yoktur ki
مِن
hiçbir
دَآبَّةٍۢ
yürüyen hayvan
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَلَا
ve hiçbir
طَـٰٓئِرٍۢ
kuş
يَطِيرُ
uçan
بِجَنَاحَيْهِ
iki kanadiyle
إِلَّآ
olmasınlar
أُمَمٌ
birer ümmet
أَمْثَالُكُم ۚ
sizin gibi
مَّا
biz eksik bırakmamışızdır
فَرَّطْنَا
We have neglected
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
مِن
hiçbir
شَىْءٍۢ ۚ
şeyi
ثُمَّ
sonra
إِلَىٰ
Rableri(nin huzuru)na
رَبِّهِمْ
their Lord
يُحْشَرُونَ
toplanacaklardır

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar

Diyanet İşleri MealiYerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır

6:39 📚 4
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا صُمࣱّ وَبُكۡمࣱ فِي ٱلظُّلُمَٰتِۗ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضۡلِلۡهُ وَمَن يَشَأۡ يَجۡعَلۡهُ عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
وَٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(lar)
بِـَٔايَـٰتِنَا
bizim ayetlerimizi
صُمٌّۭ
sağırdırlar
وَبُكْمٌۭ
ve dilsizdirler
فِى
içinde
ٱلظُّلُمَـٰتِ ۗ
karanlıklar
مَن
kimseyi
يَشَإِ
dilediği
ٱللَّهُ
Allah
يُضْلِلْهُ
şaşırtır
وَمَن
ve kimseyi de
يَشَأْ
dilediği
يَجْعَلْهُ
koyar
عَلَىٰ
üzerine
صِرَٰطٍۢ
yol
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar

Diyanet İşleri MealiAyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar

6:40
قُلۡ أَرَءَيۡتَكُمۡ إِنۡ أَتَىٰكُمۡ عَذَابُ ٱللَّهِ أَوۡ أَتَتۡكُمُ ٱلسَّاعَةُ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ تَدۡعُونَ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
قُلْ
de ki
أَرَءَيْتَكُمْ
gördünüz mü?
إِنْ
eğer
أَتَىٰكُمْ
size gelse
عَذَابُ
azabı
ٱللَّهِ
Allah'ın
أَوْ
ya da
أَتَتْكُمُ
gelse
ٱلسَّاعَةُ
o sa'at
أَغَيْرَ
başkasına mı
ٱللَّهِ
Allah'tan
تَدْعُونَ
yalvarırsınız
إِن
şayet
كُنتُمْ
iseniz (söyleyin)
صَـٰدِقِينَ
doğru (sözlü)

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Kendinizi hiç düşündünüz mü, Allah'ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verin

Diyanet İşleri MealiDe ki, "Üzerinize Allah'ın azabı gelse veya kıyamet saati size gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru iseniz bana bildirin

6:41 📚 2
بَلۡ إِيَّاهُ تَدۡعُونَ فَيَكۡشِفُ مَا تَدۡعُونَ إِلَيۡهِ إِن شَآءَ وَتَنسَوۡنَ مَا تُشۡرِكُونَ
بَلْ
hayır
إِيَّاهُ
yalnız O'na
تَدْعُونَ
yalvarırsınız
فَيَكْشِفُ
O da kaldırır
مَا
şeyi
تَدْعُونَ
istediğiniz
إِلَيْهِ
ondan
إِن
şayet
شَآءَ
dilerse
وَتَنسَوْنَ
ve unutursunuz
مَا
şeyleri
تُشْرِكُونَ
ortak koştuğunuz

Elmalılı Hamdi YazırHayır, yalnız o Allah'a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediğiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz

Diyanet İşleri MealiHayır; sadece O'na yalvarırsınız; dilerse yalvardığınız şeyi giderir, siz de O'na koştuğunuz ortakları unutursunuz

6:42
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰٓ أُمَمࣲ مِّن قَبۡلِكَ فَأَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمۡ يَتَضَرَّعُونَ
وَلَقَدْ
muhakkak
أَرْسَلْنَآ
(elçiler) gönderdik
إِلَىٰٓ
ümmetlere
أُمَمٍۢ
nations
مِّن
senden önce de
قَبْلِكَ
before you
فَأَخَذْنَـٰهُم
onları yakalayıp cezalandırmıştık
بِٱلْبَأْسَآءِ
darlık ile
وَٱلضَّرَّآءِ
ve sıkıntı ile
لَعَلَّهُمْ
belki onlar
يَتَضَرَّعُونَ
yalvarırlar diye

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk

6:43
فَلَوۡلَآ إِذۡ جَآءَهُم بَأۡسُنَا تَضَرَّعُواْ وَلَٰكِن قَسَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
فَلَوْلَآ
hiç olmazsa
إِذْ
zaman
جَآءَهُم
kendilerine geldiği
بَأْسُنَا
baskınımız
تَضَرَّعُوا۟
yalvarsalardı
وَلَـٰكِن
fakat
قَسَتْ
katılaştı
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَزَيَّنَ
ve süslü gösterdi
لَهُمُ
onlara
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
مَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapmış

Elmalılı Hamdi YazırHiç olmazsa kendilerine baskınımız geldiği zaman olsun, yalvarmalı değiller miydi? Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi

Diyanet İşleri MealiHiç değilse, onlara şiddetimiz geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Lakin kalbleri katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi

6:44 📚 5
فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَبۡوَٰبَ كُلِّ شَيۡءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُواْ بِمَآ أُوتُوٓاْ أَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةࣰ فَإِذَا هُم مُّبۡلِسُونَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
نَسُوا۟
unutunca
مَا
yapılan uyarıları
ذُكِّرُوا۟
they were reminded
بِهِۦ
kendileri
فَتَحْنَا
açıverdik
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
أَبْوَٰبَ
kapılarını
كُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyin
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
sırada
فَرِحُوا۟
sevince daldıkları
بِمَآ
şey ile
أُوتُوٓا۟
kendilerine verilen
أَخَذْنَـٰهُم
onları yakaladık
بَغْتَةًۭ
ansızın
فَإِذَا
böylece
هُم
onlar
مُّبْلِسُونَ
bütün umutlarnı yitirdiler

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler

Diyanet İşleri MealiKendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler

6:45 📚 2
فَقُطِعَ دَابِرُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْۚ وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
فَقُطِعَ
böylece kesildi
دَابِرُ
ardı
ٱلْقَوْمِ
milletin
ٱلَّذِينَ
onlar ki
ظَلَمُوا۟ ۚ
haksızlık ediyordu
وَٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
Allah'a
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Elmalılı Hamdi YazırBöylece zulmeden kavmin kökü kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun

Diyanet İşleri MealiZulmeden milletin kökü böylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

6:46 📚 1
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَخَذَ ٱللَّهُ سَمۡعَكُمۡ وَأَبۡصَٰرَكُمۡ وَخَتَمَ عَلَىٰ قُلُوبِكُم مَّنۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِهِۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ ثُمَّ هُمۡ يَصۡدِفُونَ
قُلْ
de ki
أَرَءَيْتُمْ
söyleyin bana
إِنْ
eğer
أَخَذَ
alsa
ٱللَّهُ
Allah
سَمْعَكُمْ
işitme(duyu)nuzu
وَأَبْصَـٰرَكُمْ
ve gözlerinizi
وَخَتَمَ
ve mühür vursa
عَلَىٰ
üstüne
قُلُوبِكُم
kalblerinizin
مَّنْ
kimdir?
إِلَـٰهٌ
tanrı
غَيْرُ
başka
ٱللَّهِ
Allah'tan
يَأْتِيكُم
size getirecek
بِهِ ۗ
bun(lar)ı
ٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
نُصَرِّفُ
türlü türlü açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
ثُمَّ
sonra yine
هُمْ
onlar
يَصْدِفُونَ
yüz çeviriyorlar

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Söyleyin bakalım, eğer Allah kulaklarınızı ve gözlerinizi alır da kalblerinize mühür vurursa, Allah'tan başka onları size getirecek tanrı kimdir?". Dikkat et, âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz, sonra da onlar yüz çeviriyorlar

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Gördünüz mü? Allah, işitmenizi, gözlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah'tan başka hangi tanrı onu sizlere getirebilir?" Ayetleri nasıl türlü türlü açıkladığımıza bir baksana, sonra da onlar yüz çevirirler

6:47 📚 1
قُلۡ أَرَءَيۡتَكُمۡ إِنۡ أَتَىٰكُمۡ عَذَابُ ٱللَّهِ بَغۡتَةً أَوۡ جَهۡرَةً هَلۡ يُهۡلَكُ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
قُلْ
de ki
أَرَءَيْتَكُمْ
söyleyin bana
إِنْ
eğer
أَتَىٰكُمْ
size gelse
عَذَابُ
azabı
ٱللَّهِ
Allah'ın
بَغْتَةً
ansızın
أَوْ
ya da
جَهْرَةً
açıkça
هَلْ
mi?
يُهْلَكُ
helak edilir
إِلَّا
başkası
ٱلْقَوْمُ
toplumdan
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalim

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Söyler misiniz bana! Size Allah'ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helak olur

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı yok olur? Bana bildirin

6:48
وَمَا نُرۡسِلُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَۖ فَمَنۡ ءَامَنَ وَأَصۡلَحَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
وَمَا
biz gönderimeyi
نُرْسِلُ
We send
ٱلْمُرْسَلِينَ
elçileri
إِلَّا
dışında
مُبَشِّرِينَ
müjdeciler olmak
وَمُنذِرِينَ ۖ
ve uyarıcılar olmak
فَمَنْ
o halde kim
ءَامَنَ
inanır
وَأَصْلَحَ
ve uslanırsa
فَلَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا
ve değildir
هُمْ
onlar
يَحْزَنُونَ
üzülecek de

Elmalılı Hamdi YazırBiz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır

Diyanet İşleri MealiPeygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir

6:49
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يَمَسُّهُمُ ٱلۡعَذَابُ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimselere
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(lara)
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
يَمَسُّهُمُ
dokunacaktır
ٱلْعَذَابُ
azab
بِمَا
yüzünden
كَانُوا۟
yaptıkları
يَفْسُقُونَ
fenalık

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta oldukları fenalıklar yüzünden onlara azap dokunacaktır

Diyanet İşleri MealiAyetlerimizi inkar edenlere yoldan çıkmalarından ötürü azab dokunacaktır

6:50 📚 3
قُل لَّآ أَقُولُ لَكُمۡ عِندِي خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعۡلَمُ ٱلۡغَيۡبَ وَلَآ أَقُولُ لَكُمۡ إِنِّي مَلَكٌۖ إِنۡ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَيَّۚ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُۚ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ
قُل
de ki
لَّآ
ben demiyorum
أَقُولُ
(do) I say
لَكُمْ
size
عِندِى
yanımdadır
خَزَآئِنُ
hazineleri
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَآ
ve
أَعْلَمُ
bilmem
ٱلْغَيْبَ
gaybı
وَلَآ
ve
أَقُولُ
demiyorum
لَكُمْ
size
إِنِّى
ben
مَلَكٌ ۖ
meleğim
إِنْ
ben uyuyorum
أَتَّبِعُ
(do) I follow
إِلَّا
sadece
مَا
şeye
يُوحَىٰٓ
vahyolunan
إِلَىَّ ۚ
bana
قُلْ
de ki
هَلْ
midir?
يَسْتَوِى
eşit
ٱلْأَعْمَىٰ
kör
وَٱلْبَصِيرُ ۚ
ve gören
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَتَفَكَّرُونَ
you give thought

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Size Allah'ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz

6:51 📚 2
وَأَنذِرۡ بِهِ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحۡشَرُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ لَيۡسَ لَهُم مِّن دُونِهِۦ وَلِيࣱّ وَلَا شَفِيعࣱ لَّعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
وَأَنذِرْ
ve uyar
بِهِ
onunla
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يَخَافُونَ
korkan(ları)
أَن
ki
يُحْشَرُوٓا۟
toplanacaklardır
إِلَىٰ
(huzuru)na
رَبِّهِمْ ۙ
Rablerine
لَيْسَ
yoktur
لَهُم
kendilerinin
مِّن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
other than Him
وَلِىٌّۭ
ne dostları
وَلَا
ne de
شَفِيعٌۭ
destekçileri
لَّعَلَّهُمْ
belki
يَتَّقُونَ
korunurlar

Elmalılı Hamdi YazırRablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Onlar için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlar

Diyanet İşleri MealiRablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O'ndan başka bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah'tan sakınalar

6:52 📚 34
وَلَا تَطۡرُدِ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ رَبَّهُم بِٱلۡغَدَوٰةِ وَٱلۡعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجۡهَهُۥۖ مَا عَلَيۡكَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءࣲ وَمَا مِنۡ حِسَابِكَ عَلَيۡهِم مِّن شَيۡءࣲ فَتَطۡرُدَهُمۡ فَتَكُونَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَلَا
kovma
تَطْرُدِ
send away
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يَدْعُونَ
yalvaranları
رَبَّهُم
Rablerine
بِٱلْغَدَوٰةِ
sabah
وَٱلْعَشِىِّ
ve akşam
يُرِيدُونَ
isteyerek
وَجْهَهُۥ ۖ
O'nun rızasını
مَا
yoktur
عَلَيْكَ
sana
مِنْ
onların hesabından
حِسَابِهِم
their account
مِّن
hiçbir
شَىْءٍۢ
şey (sorumluluk)
وَمَا
ve yoktur
مِنْ
senin hesabından
حِسَابِكَ
your account
عَلَيْهِم
onlara
مِّن
hiçbir
شَىْءٍۢ
şey (sorumluk)
فَتَطْرُدَهُمْ
onları kovup da
فَتَكُونَ
olasın
مِنَ
zalimlerden
ٱلظَّـٰلِمِينَ
the wrongdoers

Elmalılı Hamdi YazırSırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun

Diyanet İşleri MealiSabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın

6:53 📚 4
وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعۡضَهُم بِبَعۡضࣲ لِّيَقُولُوٓاْ أَهَٰٓؤُلَآءِ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنۢ بَيۡنِنَآۗ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَعۡلَمَ بِٱلشَّٰكِرِينَ
وَكَذَٰلِكَ
böylece
فَتَنَّا
biz denedik
بَعْضَهُم
onların kimini
بِبَعْضٍۢ
kimi ile
لِّيَقُولُوٓا۟
demeleri için
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
şunlara mı?
مَنَّ
lutfu layık gördü
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِم
kendilerine
مِّنۢ
aramızdan
بَيْنِنَآ ۗ
among us
أَلَيْسَ
değil midir?
ٱللَّهُ
Allah
بِأَعْلَمَ
daha iyi bilen
بِٱلشَّـٰكِرِينَ
şükredenleri;

Elmalılı Hamdi YazırBiz onlardan kimini kimi ile, "Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü" desinler diye, işte böyle imtihan ettik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midir

Diyanet İşleri MealiBöylece, "Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?" demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir

6:54 📚 6
وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِـَٔايَٰتِنَا فَقُلۡ سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۖ كَتَبَ رَبُّكُمۡ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَ أَنَّهُۥ مَنۡ عَمِلَ مِنكُمۡ سُوٓءَۢا بِجَهَٰلَةࣲ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعۡدِهِۦ وَأَصۡلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَإِذَا
ve zaman
جَآءَكَ
sana geldikleri
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُؤْمِنُونَ
inanan(lar)
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimize
فَقُلْ
de ki
سَلَـٰمٌ
selam olsun
عَلَيْكُمْ ۖ
size
كَتَبَ
yazmıştır
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
عَلَىٰ
üzerine
نَفْسِهِ
kendi
ٱلرَّحْمَةَ ۖ
rahmeti
أَنَّهُۥ
kuşkusuz
مَنْ
kim
عَمِلَ
yaparsa
مِنكُمْ
sizden
سُوٓءًۢا
bir kötülük
بِجَهَـٰلَةٍۢ
bilmeyerek
ثُمَّ
sonra
تَابَ
tevbe eder
مِنۢ
ardından
بَعْدِهِۦ
after it
وَأَصْلَحَ
ve uslanırsa
فَأَنَّهُۥ
muhakkak ki O
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tevbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiAyetlerimize inananlar sana gelince: "Size selam olsun" de. Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tövbe eder ve nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır. O, bağışlar ve merhamet eder

6:55
وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلِتَسۡتَبِينَ سَبِيلُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
نُفَصِّلُ
açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
وَلِتَسْتَبِينَ
belli olsun diye
سَبِيلُ
yolu
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluların

Elmalılı Hamdi YazırSuçluların tuttuğu yol açığa çıksın diye, âyetleri işte böyle genişçe açıklıyoruz

Diyanet İşleri MealiSuçluların yolu belli olsun diye, böylece ayetleri uzun uzun açıklarız

6:56
قُلۡ إِنِّي نُهِيتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۚ قُل لَّآ أَتَّبِعُ أَهۡوَآءَكُمۡ قَدۡ ضَلَلۡتُ إِذࣰ ا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ
قُلْ
de ki
إِنِّى
elbette ben
نُهِيتُ
men'olundum
أَنْ
tapmaktan
أَعْبُدَ
I worship
ٱلَّذِينَ
yalvardıklarınıza
تَدْعُونَ
you call
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ ۚ
Allah'tan
قُل
de ki
لَّآ
ben uymam
أَتَّبِعُ
I follow
أَهْوَآءَكُمْ ۙ
sizin keyiflerinize
قَدْ
çünkü
ضَلَلْتُ
sapıtmış olurum
إِذًۭا
o takdirde
وَمَآ
ve olmam
أَنَا۠
ben
مِنَ
yola gelenlerden
ٱلْمُهْتَدِينَ
the guided-ones

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Şüphesiz ki bana, Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı". De ki: "Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım, (eğer uyarsam) o zaman sapıtmış olur, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Allah'tan başka, yalvardıklarınıza kulluk etmekten menolundum." "Sizin heveslerinize uymayacağım, yoksa sapıtmış, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum" de

6:57
قُلۡ إِنِّي عَلَىٰ بَيِّنَةࣲ مِّن رَّبِّي وَكَذَّبۡتُم بِهِۦۚ مَا عِندِي مَا تَسۡتَعۡجِلُونَ بِهِۦٓۚ إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِۖ يَقُصُّ ٱلۡحَقَّۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡفَٰصِلِينَ
قُلْ
de ki
إِنِّى
elbette ben
عَلَىٰ
üzerindeyim
بَيِّنَةٍۢ
açık bir delil
مِّن
Rabbimden
رَّبِّى
my Lord
وَكَذَّبْتُم
siz ise yalanladınız
بِهِۦ ۚ
onu
مَا
değildir
عِندِى
benim yanımda
مَا
şey (azab)
تَسْتَعْجِلُونَ
acele istediğiniz
بِهِۦٓ ۚ
onu
إِنِ
hüküm vermek
ٱلْحُكْمُ
(is) the decision
إِلَّا
yalnızca
لِلَّهِ ۖ
Allah'a aittir
يَقُصُّ
(O) anlatır
ٱلْحَقَّ ۖ
gerçeği
وَهُوَ
ve O
خَيْرُ
en iyisidir
ٱلْفَـٰصِلِينَ
ayırdedenlerin

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde değildir, hüküm ancak Allah'a aittir, gerçeği O anlatır ve O, hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu yalanladınız; acele istediğiniz de elimde değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır

6:58
قُل لَّوۡ أَنَّ عِندِي مَا تَسۡتَعۡجِلُونَ بِهِۦ لَقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۗ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِٱلظَّٰلِمِينَ
قُل
de ki
لَّوْ
eğer
أَنَّ
elbette
عِندِى
benim yanımda olsaydı
مَا
şey
تَسْتَعْجِلُونَ
acele istediğiniz
بِهِۦ
onu
لَقُضِىَ
bitirilmişti
ٱلْأَمْرُ
iş
بَيْنِى
aramızda
وَبَيْنَكُمْ ۗ
ve sizin aranızda
وَٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimleri

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuçlanmış olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir

6:59 📚 5
۞وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلۡغَيۡبِ لَا يَعۡلَمُهَآ إِلَّا هُوَۚ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۚ وَمَا تَسۡقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعۡلَمُهَا وَلَا حَبَّةࣲ فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡأَرۡضِ وَلَا رَطۡبࣲ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِي كِتَٰبࣲ مُّبِينࣲ‏
۞ وَعِندَهُۥ
ve O'nun yanındadır
مَفَاتِحُ
anahtarları
ٱلْغَيْبِ
gayb'ın
لَا
onları bilmez
يَعْلَمُهَآ
knows them
إِلَّا
başkası
هُوَ ۚ
O'ndan
وَيَعْلَمُ
ve (O) bilir
مَا
ne varsa
فِى
karada olan
ٱلْبَرِّ
the land
وَٱلْبَحْرِ ۚ
ve denizde olan
وَمَا
düşmez
تَسْقُطُ
falls
مِن
hiçbir
وَرَقَةٍ
yaprak
إِلَّا
dışında
يَعْلَمُهَا
onun bilgisi
وَلَا
ve (yoktur)
حَبَّةٍۢ
bir dane
فِى
içinde
ظُلُمَـٰتِ
karanlıkları
ٱلْأَرْضِ
yerin
وَلَا
ve (yoktur)
رَطْبٍۢ
yaş
وَلَا
ve
يَابِسٍ
kuru
إِلَّا
ancak
فِى
vardır
كِتَـٰبٍۢ
bir Kitapta
مُّبِينٍۢ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırGaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki, o herşeyi açıklayan Kitap'ta bulunmasın

Diyanet İşleri MealiGaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki apaçık Kitap'tadır ancak O bilir

6:60 📚 3
وَهُوَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا جَرَحۡتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبۡعَثُكُمۡ فِيهِ لِيُقۡضَىٰٓ أَجَلࣱ مُّسَمࣰّ ىۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
kimseler
يَتَوَفَّىٰكُم
sizi öldüren
بِٱلَّيْلِ
geceleyin
وَيَعْلَمُ
ve bilir
مَا
şeyi
جَرَحْتُم
işlediğiniz
بِٱلنَّهَارِ
gündüzün
ثُمَّ
sonra
يَبْعَثُكُمْ
sizi diriltir
فِيهِ
onda
لِيُقْضَىٰٓ
tamamlanıncaya kadar
أَجَلٌۭ
süre
مُّسَمًّۭى ۖ
belirlenmiş
ثُمَّ
sonra
إِلَيْهِ
O'nadır
مَرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
ثُمَّ
sonra
يُنَبِّئُكُم
size haber verecektir
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapmış

Elmalılı Hamdi YazırSizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir

Diyanet İşleri MealiGeceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, mukadder olan hayat süreniz doluncaya kadar gündüzleri sizi tekrar kaldıran O'dur. Sonra dönüşünüz O'nadır, işlediklerinizi size bildirecektir

6:61 📚 1
وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦۖ وَيُرۡسِلُ عَلَيۡكُمۡ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ تَوَفَّتۡهُ رُسُلُنَا وَهُمۡ لَا يُفَرِّطُونَ
وَهُوَ
ve O
ٱلْقَاهِرُ
tek hakimdir
فَوْقَ
üstünde
عِبَادِهِۦ ۖ
kulların
وَيُرْسِلُ
ve gönderir
عَلَيْكُمْ
size
حَفَظَةً
koruyucu(melek)ler
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
أَحَدَكُمُ
birinize
ٱلْمَوْتُ
ölüm
تَوَفَّتْهُ
onun canını alırlar
رُسُلُنَا
elçilerimiz
وَهُمْ
onlar
لَا
hiç geri kalmazlar
يُفَرِّطُونَ
fail

Elmalılı Hamdi YazırO, kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir, sonunda sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz, hiç eksiklik yapmadan, onun canını alırlar

Diyanet İşleri MealiO, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir

6:62 📚 1
ثُمَّ رُدُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ مَوۡلَىٰهُمُ ٱلۡحَقِّۚ أَلَا لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَهُوَ أَسۡرَعُ ٱلۡحَٰسِبِينَ
ثُمَّ
sonra
رُدُّوٓا۟
döndürülürler
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
مَوْلَىٰهُمُ
Tanrıları
ٱلْحَقِّ ۚ
gerçek olan
أَلَا
doğrusu
لَهُ
yalnız O'nundur
ٱلْحُكْمُ
hüküm
وَهُوَ
ve O
أَسْرَعُ
en çabuğudur
ٱلْحَـٰسِبِينَ
hesap görenlerin

Elmalılı Hamdi YazırSonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir

Diyanet İşleri MealiO, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir

6:63
قُلۡ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ تَدۡعُونَهُۥ تَضَرُّعࣰ ا وَخُفۡيَةࣰ لَّئِنۡ أَنجَىٰنَا مِنۡ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
قُلْ
de ki
مَن
kim
يُنَجِّيكُم
sizi kurtarıyor
مِّن
karanlıklarından
ظُلُمَـٰتِ
darkness[es]
ٱلْبَرِّ
karanın
وَٱلْبَحْرِ
ve denizin
تَدْعُونَهُۥ
O'na yakardığınızda
تَضَرُّعًۭا
gizli olarak
وَخُفْيَةًۭ
ve açık olarak
لَّئِنْ
eğer
أَنجَىٰنَا
bizi kurtarırsa
مِنْ
bundan
هَـٰذِهِۦ
this
لَنَكُونَنَّ
elbette olacağız
مِنَ
şükredenlerden
ٱلشَّـٰكِرِينَ
the grateful ones

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız" diye gizli ve aşikâr O'na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bundan bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız diye O'na gizli gizli yalvarır yakarırsınız

6:64 📚 2
قُلِ ٱللَّهُ يُنَجِّيكُم مِّنۡهَا وَمِن كُلِّ كَرۡبࣲ ثُمَّ أَنتُمۡ تُشۡرِكُونَ
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ
Allah
يُنَجِّيكُم
sizi kurtarıyor
مِّنْهَا
ondan
وَمِن
ve
كُلِّ
bütün
كَرْبٍۢ
sıkıntılardan
ثُمَّ
sonra
أَنتُمْ
siz yine
تُشْرِكُونَ
O'na ortak koşuyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Allah, sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır, sonra da siz yine ortak koşarsınız

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O'na ortak koşarsınız

6:65 📚 3
قُلۡ هُوَ ٱلۡقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبۡعَثَ عَلَيۡكُمۡ عَذَابࣰ ا مِّن فَوۡقِكُمۡ أَوۡ مِن تَحۡتِ أَرۡجُلِكُمۡ أَوۡ يَلۡبِسَكُمۡ شِيَعࣰ ا وَيُذِيقَ بَعۡضَكُم بَأۡسَ بَعۡضٍۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَفۡقَهُونَ
قُلْ
de ki
هُوَ
O
ٱلْقَادِرُ
kadirdir
عَلَىٰٓ
üzerine
أَن
göndermeğe
يَبْعَثَ
send
عَلَيْكُمْ
sizin üzerinize
عَذَابًۭا
bir azab
مِّن
üstünüzden
فَوْقِكُمْ
above you
أَوْ
yahut
مِن
altından
تَحْتِ
beneath
أَرْجُلِكُمْ
ayaklarınızın
أَوْ
ya da
يَلْبِسَكُمْ
sizi birbirinize düşürüp
شِيَعًۭا
parti parti
وَيُذِيقَ
ve taddırmağa
بَعْضَكُم
kiminize
بَأْسَ
hıncını
بَعْضٍ ۗ
kiminizin
ٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
نُصَرِّفُ
açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لَعَلَّهُمْ
diye
يَفْقَهُونَ
anlasınlar

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak

6:66
وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوۡمُكَ وَهُوَ ٱلۡحَقُّۚ قُل لَّسۡتُ عَلَيۡكُم بِوَكِيلࣲ‏
وَكَذَّبَ
ve yalanladı
بِهِۦ
onu
قَوْمُكَ
kavmin
وَهُوَ
ve O
ٱلْحَقُّ ۚ
gerçek iken
قُل
de ki
لَّسْتُ
ben değilim
عَلَيْكُم
size
بِوَكِيلٍۢ
vekil

Elmalılı Hamdi YazırKavmin o (Kur'ân'ı) yalan saydı, halbuki o gerçektir. De ki: " Ben sizin vekiliniz değilim

Diyanet İşleri MealiGerçekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. "Cezanızı ben verecek değilim" de

6:67
لِّكُلِّ نَبَإࣲ مُّسۡتَقَرࣱّۚ وَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
لِّكُلِّ
her
نَبَإٍۢ
haberin
مُّسْتَقَرٌّۭ ۚ
gerçekleşeceği bir zaman vardır
وَسَوْفَ
yakında
تَعْلَمُونَ
bilirsiniz

Elmalılı Hamdi YazırHer haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır, siz de onu yakında bileceksiniz

Diyanet İşleri MealiHer haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır ki siz onu yakında bileceksiniz

6:68 📚 8
وَإِذَا رَأَيۡتَ ٱلَّذِينَ يَخُوضُونَ فِيٓ ءَايَٰتِنَا فَأَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيۡرِهِۦۚ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَلَا تَقۡعُدۡ بَعۡدَ ٱلذِّكۡرَىٰ مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَإِذَا
ve zaman
رَأَيْتَ
gördüğün
ٱلَّذِينَ
(münasebetsizliğe) dalanları
يَخُوضُونَ
engage (in vain talks)
فِىٓ
hakkında
ءَايَـٰتِنَا
ayetlerimiz
فَأَعْرِضْ
yüz çevir
عَنْهُمْ
onlardan
حَتَّىٰ
kadar
يَخُوضُوا۟
onlar geçinceye
فِى
bir söze
حَدِيثٍ
a talk
غَيْرِهِۦ ۚ
başka
وَإِمَّا
eğer
يُنسِيَنَّكَ
sana (bunu) unutturursa
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
فَلَا
oturma
تَقْعُدْ
sit
بَعْدَ
sonra
ٱلذِّكْرَىٰ
hatırladıktan
مَعَ
beraber
ٱلْقَوْمِ
topluluğuyla
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluğuyla oturma

Diyanet İşleri MealiAyetlerimizi çekişmeye dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle beraber oturma

6:69 📚 1
وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءࣲ وَلَٰكِن ذِكۡرَىٰ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
وَمَا
ve yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَتَّقُونَ
korunanlar
مِنْ
onların hesabından
حِسَابِهِم
their account
مِّن
bir
شَىْءٍۢ
şey (sorumluluk)
وَلَـٰكِن
ama
ذِكْرَىٰ
bir hatırlatmak lazımdır
لَعَلَّهُمْ
belki
يَتَّقُونَ
korunurlar diye

Elmalılı Hamdi YazırAllah'tan korkanlara o zalimlerin hesabından bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatırlatmadır. Gerekir ki sakınırlar

Diyanet İşleri MealiSakınan kimselere, onların hesaplarından bir sorumluluk yoktur. Fakat bir hatırlatmadır; belki sakınırlar

6:70 📚 1
وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَعِبࣰ ا وَلَهۡوࣰ ا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ وَذَكِّرۡ بِهِۦٓ أَن تُبۡسَلَ نَفۡسُۢ بِمَا كَسَبَتۡ لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيࣱّ وَلَا شَفِيعࣱ وَإِن تَعۡدِلۡ كُلَّ عَدۡلࣲ لَّا يُؤۡخَذۡ مِنۡهَآۗ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبۡسِلُواْ بِمَا كَسَبُواْۖ لَهُمۡ شَرَابࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ وَعَذَابٌ أَلِيمُۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ
وَذَرِ
ve bırak
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ٱتَّخَذُوا۟
yerine koyan(ları)
دِينَهُمْ
dinlerini
لَعِبًۭا
oyun
وَلَهْوًۭا
ve eğlence
وَغَرَّتْهُمُ
ve aldattığı kimseleri
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatının
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
وَذَكِّرْ
ve öğüt ver
بِهِۦٓ
o (Kur'an) ile
أَن
diye
تُبْسَلَ
helake gider
نَفْسٌۢ
bir kişi
بِمَا
dolayı
كَسَبَتْ
kazandığından
لَيْسَ
olmaz
لَهَا
onun
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَلِىٌّۭ
ne bir dostu
وَلَا
ne de
شَفِيعٌۭ
bir yardımcısı
وَإِن
ve eğer
تَعْدِلْ
verse
كُلَّ
her türlü
عَدْلٍۢ
fidyeyi
لَّا
kabul edilmez
يُؤْخَذْ
will it be taken
مِنْهَآ ۗ
ondan
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
أُبْسِلُوا۟
helake uğrayan(lardır)
بِمَا
dolayı
كَسَبُوا۟ ۖ
kazandıklarından
لَهُمْ
onlar için vardır
شَرَابٌۭ
bir içki
مِّنْ
kaynar sudan
حَمِيمٍۢ
boiling water
وَعَذَابٌ
ve bir azab
أَلِيمٌۢ
acıklı
بِمَا
dolayı
كَانُوا۟
olduklarından
يَكْفُرُونَ
inkar ediyor

Elmalılı Hamdi YazırDinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır

Diyanet İşleri MealiDinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah'dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır

6:71 📚 3
قُلۡ أَنَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعۡقَابِنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِي ٱسۡتَهۡوَتۡهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِي ٱلۡأَرۡضِ حَيۡرَانَ لَهُۥٓ أَصۡحَٰبࣱ يَدۡعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلۡهُدَى ٱئۡتِنَاۗ قُلۡ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلۡهُدَىٰۖ وَأُمِرۡنَا لِنُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قُلْ
de ki
أَنَدْعُوا۟
mi yalvaralım?
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
مَا
şeylere
لَا
bize yarar vermeyen
يَنفَعُنَا
benefits us
وَلَا
ve zarar vermeyen
يَضُرُّنَا
harms us
وَنُرَدُّ
ve döndürülüp
عَلَىٰٓ
üzerinde
أَعْقَابِنَا
ökçelerimiz
بَعْدَ
sonra
إِذْ
bizi doğru yola ilettikten
هَدَىٰنَا
(has) guided us
ٱللَّهُ
Allah
كَٱلَّذِى
gibi mi?
ٱسْتَهْوَتْهُ
ayartarak
ٱلشَّيَـٰطِينُ
şeytanların
فِى
çölde bıraktıkları
ٱلْأَرْضِ
the earth
حَيْرَانَ
şaşkın bir halde
لَهُۥٓ
kimse
أَصْحَـٰبٌۭ
arkadaşlarının ise
يَدْعُونَهُۥٓ
çağırdıkları
إِلَى
doğru yola
ٱلْهُدَى
the guidance
ٱئْتِنَا ۗ
Bize gel! diye
قُلْ
de ki
إِنَّ
muhakkak
هُدَى
yol gösterme
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُوَ
ancak
ٱلْهُدَىٰ ۖ
yol göstermesidir
وَأُمِرْنَا
ve bize emredilmiştir
لِنُسْلِمَ
teslim olmamız
لِرَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolundu

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur

6:72 📚 1
وَأَنۡ أَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّقُوهُۚ وَهُوَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
وَأَنْ
ve ayrıca
أَقِيمُوا۟
kılın
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَٱتَّقُوهُ ۚ
ve O'ndan korkun
وَهُوَ
O'dur
ٱلَّذِىٓ
o kimse ki
إِلَيْهِ
huzuruna
تُحْشَرُونَ
varıp toplanacağınız

Elmalılı Hamdi YazırBize: "Namazı dosdoğru kılın, Allah'a karşı gelmekten sakının" (diye emredildi), toplanacağınız yer O'nun huzurudur

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur

6:73 📚 1
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ وَيَوۡمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُۚ قَوۡلُهُ ٱلۡحَقُّۚ وَلَهُ ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِۚ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ
وَهُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
o ki
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ ۖ
hak (ve hikmet) ile
وَيَوْمَ
ve gün
يَقُولُ
dediği
كُن
Ol!
فَيَكُونُ ۚ
oluverir
قَوْلُهُ
sözü
ٱلْحَقُّ ۚ
haktır
وَلَهُ
O'nundur
ٱلْمُلْكُ
mülk
يَوْمَ
gün
يُنفَخُ
üfleneceği
فِى
Sur'a
ٱلصُّورِ ۚ
the trumpet
عَـٰلِمُ
bilendir
ٱلْغَيْبِ
gizliyi
وَٱلشَّهَـٰدَةِ ۚ
ve açığı
وَهُوَ
O
ٱلْحَكِيمُ
hükümdardır
ٱلْخَبِيرُ
herşeyi haber alandır

Elmalılı Hamdi YazırGökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye "ol" dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. "Sûr"a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardır

Diyanet İşleri MealiGökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki "Ol" dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır

6:74
۞وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ ءَازَرَ أَتَتَّخِذُ أَصۡنَامًا ءَالِهَةً إِنِّيٓ أَرَىٰكَ وَقَوۡمَكَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏
۞ وَإِذْ
hani
قَالَ
demişti ki
إِبْرَٰهِيمُ
İbrahim
لِأَبِيهِ
babası
ءَازَرَ
Azer'e
أَتَتَّخِذُ
mi ediniyorsun?
أَصْنَامًا
putları
ءَالِهَةً ۖ
tanrılar
إِنِّىٓ
doğrusu ben
أَرَىٰكَ
seni görüyorum
وَقَوْمَكَ
ve kavmini
فِى
içinde
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍۢ
açık

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim, babası Âzer'e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum

Diyanet İşleri Mealiİbrahim, babası Azer'e, "Putları tanrı olarak mı benimsiyorsun? Doğrusu ben seni ve milletini açık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti

6:75
وَكَذَٰلِكَ نُرِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ مَلَكُوتَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلِيَكُونَ مِنَ ٱلۡمُوقِنِينَ
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
نُرِىٓ
biz gösteriyorduk
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'e
مَلَكُوتَ
melekutunu
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَلِيَكُونَ
olsun diye
مِنَ
inananlardan
ٱلْمُوقِنِينَ
the ones who are certain

Elmalılı Hamdi YazırBöylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun

Diyanet İşleri MealiYakinen bilenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösteriyorduk

6:76 📚 3
فَلَمَّا جَنَّ عَلَيۡهِ ٱلَّيۡلُ رَءَا كَوۡكَبࣰ اۖ قَالَ هَٰذَا رَبِّيۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَآ أُحِبُّ ٱلۡأٓفِلِينَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
جَنَّ
basınca
عَلَيْهِ
üzerine
ٱلَّيْلُ
gece
رَءَا
(İbrahim) gördü
كَوْكَبًۭا ۖ
bir yıldız
قَالَ
dedi
هَـٰذَا
budur
رَبِّى ۖ
Rabbim
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَفَلَ
(yıldız) batınca
قَالَ
dedi
لَآ
sevmem
أُحِبُّ
(do) I like
ٱلْـَٔافِلِينَ
batanları

Elmalılı Hamdi YazırÜzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü: "Rabb'im budur" dedi. Yıldız batınca da: " Ben batanları sevmem" dedi

Diyanet İşleri MealiGece basınca bir yıldız gördü, "işte bu benim Rabbim!" dedi; yıldız batınca, "batanları sevmem" dedi

6:77 📚 2
فَلَمَّا رَءَا ٱلۡقَمَرَ بَازِغࣰ ا قَالَ هَٰذَا رَبِّيۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَئِن لَّمۡ يَهۡدِنِي رَبِّي لَأَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلضَّآلِّينَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
رَءَا
gördüğünde
ٱلْقَمَرَ
Ay'ı
بَازِغًۭا
doğarken
قَالَ
dedi
هَـٰذَا
budur
رَبِّى ۖ
Rabbim
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَفَلَ
(o da) batınca
قَالَ
dedi
لَئِن
eğer
لَّمْ
bana doğru yolu göstermeseydi
يَهْدِنِى
guide me
رَبِّى
Rabbim
لَأَكُونَنَّ
elbette olurdum
مِنَ
topluluktan
ٱلْقَوْمِ
the people
ٱلضَّآلِّينَ
sapıtan

Elmalılı Hamdi YazırAy'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dedi

Diyanet İşleri MealiAyı doğarken görünce, "işte bu benim Rabbim!" dedi, batınca, "Rabbim beni doğruya eriştirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum" dedi

6:78
فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمۡسَ بَازِغَةࣰ قَالَ هَٰذَا رَبِّي هَٰذَآ أَكۡبَرُۖ فَلَمَّآ أَفَلَتۡ قَالَ يَٰقَوۡمِ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تُشۡرِكُونَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
رَءَا
görünce
ٱلشَّمْسَ
güneşi
بَازِغَةًۭ
doğarken
قَالَ
dedi
هَـٰذَا
budur
رَبِّى
Rabbim
هَـٰذَآ
bu
أَكْبَرُ ۖ
daha büyük
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَفَلَتْ
(O da) batınca
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
إِنِّى
elbette ben
بَرِىٓءٌۭ
uzağım
مِّمَّا
şeylerden
تُشْرِكُونَ
sizin ortak koştuğunuz

Elmalılı Hamdi YazırGüneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım

Diyanet İşleri MealiGüneşi doğarken görünce "işte bu benim Rabbim, bu daha büyük!" dedi; batınca, "Ey milletim! Doğrusu ben ortak koştuklarınızdan uzağım" dedi

6:79
إِنِّي وَجَّهۡتُ وَجۡهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ حَنِيفࣰ اۖ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
إِنِّى
şüphesiz ben
وَجَّهْتُ
çevirdim
وَجْهِىَ
yüzümü
لِلَّذِى
yoktan var edene
فَطَرَ
created
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
حَنِيفًۭا ۖ
tamamen
وَمَآ
ve artık değilim
أَنَا۠
ben
مِنَ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Elmalılı Hamdi YazırBen yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim

Diyanet İşleri MealiDoğrusu ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, doğruya yönelerek çevirdim, ben ortak koşanlardan değilim

6:80 📚 2
وَحَآجَّهُۥ قَوۡمُهُۥۚ قَالَ أَتُحَٰٓجُّوٓنِّي فِي ٱللَّهِ وَقَدۡ هَدَىٰنِۚ وَلَآ أَخَافُ مَا تُشۡرِكُونَ بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَشَآءَ رَبِّي شَيۡـࣰٔ اۚ وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيۡءٍ عِلۡمًاۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
وَحَآجَّهُۥ
ve onunla tartışmaya girişti
قَوْمُهُۥ ۚ
kavmi
قَالَ
dedi ki
أَتُحَـٰٓجُّوٓنِّى
benimle tartışıyor musunuz?
فِى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
وَقَدْ
muhakkak
هَدَىٰنِ ۚ
beni doğru yola iletmiş iken
وَلَآ
ben korkmam
أَخَافُ
(do) I fear
مَا
şeylerden
تُشْرِكُونَ
sizin ortak koştuğunuz
بِهِۦٓ
O'na
إِلَّآ
ancak
أَن
dilediği olur
يَشَآءَ
wills
رَبِّى
Rabbimin
شَيْـًۭٔا ۗ
şeyler
وَسِعَ
kuşatmıştır
رَبِّى
Rabbim
كُلَّ
he
شَىْءٍ
şeyi
عِلْمًا ۗ
bilgice
أَفَلَا
hala öğüt almıyor musunuz?
تَتَذَكَّرُونَ
you take heed

Elmalılı Hamdi YazırKavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: "Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz

Diyanet İşleri MealiMilleti onunla tartışmaya girişti. "Beni doğru yola eriştirmişken, Allah hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan korkmuyorum, meğer ki Rabbim bir şeyi dilemiş ola. Rabbim ilimce her şeyi kuşatmıştır; hala öğüt kabul etmez misiniz?" dedi

6:81
وَكَيۡفَ أَخَافُ مَآ أَشۡرَكۡتُمۡ وَلَا تَخَافُونَ أَنَّكُمۡ أَشۡرَكۡتُم بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ عَلَيۡكُمۡ سُلۡطَٰنࣰ اۚ فَأَيُّ ٱلۡفَرِيقَيۡنِ أَحَقُّ بِٱلۡأَمۡنِۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
وَكَيْفَ
ve nasıl
أَخَافُ
ben korkarım
مَآ
şeylerden
أَشْرَكْتُمْ
sizin ortak koştuğunuz
وَلَا
korkmuyorsunuz da
تَخَافُونَ
you fear
أَنَّكُمْ
siz
أَشْرَكْتُم
ortak koşmaktan
بِٱللَّهِ
Allah'ın
مَا
şeyleri
لَمْ
indirmediği
يُنَزِّلْ
did He send down
بِهِۦ
hakkında
عَلَيْكُمْ
size
سُلْطَـٰنًۭا ۚ
hiçbir delil
فَأَىُّ
şimdi hangisi
ٱلْفَرِيقَيْنِ
iki topluluktan
أَحَقُّ
daha layıktır
بِٱلْأَمْنِ ۖ
güvende olmağa
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor

Elmalılı Hamdi YazırHakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır

Diyanet İşleri MealiAllah'a koştuğunuz ortaklardan nasıl korkarım? Oysa siz, Allah'ın hakkında size bir delil indirmediği bir şeyi O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz. İki taraftan hangisine güvenmek daha gereklidir, bir bilseniz

6:82
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَمۡ يَلۡبِسُوٓاْ إِيمَٰنَهُم بِظُلۡمٍ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلۡأَمۡنُ وَهُم مُّهۡتَدُونَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَلَمْ
ve
يَلْبِسُوٓا۟
bulamayanlar
إِيمَـٰنَهُم
imanlarını
بِظُلْمٍ
bir haksızlıkla
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمُ
onlarındır
ٱلْأَمْنُ
güven
وَهُم
ve onlardır
مُّهْتَدُونَ
doğru yolu bulanlar da

Elmalılı Hamdi Yazırİman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar... İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır

Diyanet İşleri Mealiİşte güven; onlara, inanıp haksızlık karıştırmayanlaradır. Onlar doğru yoldadırlar

6:83
وَتِلۡكَ حُجَّتُنَآ ءَاتَيۡنَٰهَآ إِبۡرَٰهِيمَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦۚ نَرۡفَعُ دَرَجَٰتࣲ مَّن نَّشَآءُۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمࣱ‏
وَتِلْكَ
işte bunlar
حُجَّتُنَآ
hüccetlerimizdir
ءَاتَيْنَـٰهَآ
verdiğimiz
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'e
عَلَىٰ
karşı
قَوْمِهِۦ ۚ
kavmine
نَرْفَعُ
yükseltiriz
دَرَجَـٰتٍۢ
derecelerle
مَّن
kimseyi
نَّشَآءُ ۗ
dilediğimiz
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir

Diyanet İşleri MealiBu, İbrahim'e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin Hakim'dir, Bilen'dir

6:84 📚 1
وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَۚ كُلًّا هَدَيۡنَاۚ وَنُوحًا هَدَيۡنَا مِن قَبۡلُۖ وَمِن ذُرِّيَّتِهِۦ دَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَٰنَ وَأَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسَىٰ وَهَٰرُونَۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَوَهَبْنَا
ve biz hediye ettik
لَهُۥٓ
ona
إِسْحَـٰقَ
İshak'ı
وَيَعْقُوبَ ۚ
ve Ya'kub'u da
كُلًّا
hepsine de
هَدَيْنَا ۚ
doğru yolu gösterdik
وَنُوحًا
Nuh'a
هَدَيْنَا
yol göstermiştik
مِن
daha önce
قَبْلُ ۖ
before
وَمِن
ve
ذُرِّيَّتِهِۦ
onun soyundan
دَاوُۥدَ
Davud'a
وَسُلَيْمَـٰنَ
ve Süleyman'a
وَأَيُّوبَ
ve Eyyub'a
وَيُوسُفَ
ve Yusuf'a
وَمُوسَىٰ
ve Musa'ya
وَهَـٰرُونَ ۚ
ve Harun'a
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
نَجْزِى
biz ödüllendiririz
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Elmalılı Hamdi YazırBiz ona İshak'ı ve Yakub'u da hediye ettik: Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh'a ve onun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz

Diyanet İşleri MealiOna İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik

6:85
وَزَكَرِيَّا وَيَحۡيَىٰ وَعِيسَىٰ وَإِلۡيَاسَۖ كُلࣱّ مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
وَزَكَرِيَّا
ve Zekeriyya'ya
وَيَحْيَىٰ
ve Yahya'ya
وَعِيسَىٰ
ve Îsa
وَإِلْيَاسَ ۖ
ve İlyas'a
كُلٌّۭ
hepsi
مِّنَ
salihlerden (idi)
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous

Elmalılı Hamdi YazırZekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı

Diyanet İşleri MealiOna İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik

6:86
وَإِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطࣰ اۚ وَكُلࣰّ ا فَضَّلۡنَا عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَإِسْمَـٰعِيلَ
ve İsma'il'e
وَٱلْيَسَعَ
ve el-Yesa'a
وَيُونُسَ
ve Yunus'a
وَلُوطًۭا ۚ
ve Lut'a da
وَكُلًّۭا
hepsini
فَضَّلْنَا
üstün kıldık
عَلَى
üzerine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemler

Elmalılı Hamdi Yazırİsmail, Elyesa, Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık

Diyanet İşleri MealiOna İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik

6:87
وَمِنۡ ءَابَآئِهِمۡ وَذُرِّيَّٰتِهِمۡ وَإِخۡوَٰنِهِمۡۖ وَٱجۡتَبَيۡنَٰهُمۡ وَهَدَيۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
وَمِنْ
ve
ءَابَآئِهِمْ
babalarından
وَذُرِّيَّـٰتِهِمْ
ve çocuklarından
وَإِخْوَٰنِهِمْ ۖ
ve kardeşlerinden
وَٱجْتَبَيْنَـٰهُمْ
onları seçtik
وَهَدَيْنَـٰهُمْ
ve onları ilettik
إِلَىٰ
yola
صِرَٰطٍۢ
a path
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Elmalılı Hamdi YazırBabalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da (üstün kıldık). Onları seçtik ve doğru yola ilettik

Diyanet İşleri MealiBabalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını seçtik ve doğru yola eriştirdik

6:88 📚 1
ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهۡدِي بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦۚ وَلَوۡ أَشۡرَكُواْ لَحَبِطَ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
ذَٰلِكَ
İşte bu
هُدَى
hidayetidir
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَهْدِى
doğru yola iletir
بِهِۦ
bununla
مَن
dilediğini
يَشَآءُ
He wills
مِنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ ۚ
His slaves
وَلَوْ
eğer
أَشْرَكُوا۟
ortak koşsalardı
لَحَبِطَ
boşa giderdi
عَنْهُم
onlar
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yaptıkları

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu, Allah'ın doğru yoludur. Kullarından dilediğini o doğru yola iletir. Eğer onlar Allah'a ortak koşsalardı, yaptıkları bütün amelleri boşa giderdi

Diyanet İşleri MealiBu, Allah'ın kullarından dilediğini eriştirdiği yoludur. Eğer ortak koşsalarda amelleri boşa çıkardı

6:89
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَۚ فَإِن يَكۡفُرۡ بِهَا هَٰٓؤُلَآءِ فَقَدۡ وَكَّلۡنَا بِهَا قَوۡمࣰ ا لَّيۡسُواْ بِهَا بِكَٰفِرِينَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
İşte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
verdiğimiz
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
وَٱلْحُكْمَ
ve hüküm
وَٱلنُّبُوَّةَ ۚ
ve peygamberlik
فَإِن
eğer
يَكْفُرْ
inkar ederse
بِهَا
bunları
هَـٰٓؤُلَآءِ
şimdi şunlar
فَقَدْ
mukakkak
وَكَّلْنَا
biz vekil bırakmışızdır
بِهَا
bunlara
قَوْمًۭا
bir toplumu
لَّيْسُوا۟
bunları etmeyecek
بِهَا
inkar
بِكَـٰفِرِينَ
disbelievers

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar, kendilerine kitap, hüküm (hikmet ve hükümranlık) ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz

Diyanet İşleri MealiKendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte bunlardır. Kafirler onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız

6:90
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُۖ فَبِهُدَىٰهُمُ ٱقۡتَدِهۡۗ قُل لَّآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ أَجۡرًاۖ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡعَٰلَمِينَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
İşte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
هَدَى
hidayet ettikleridir
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
فَبِهُدَىٰهُمُ
onların yoluna
ٱقْتَدِهْ ۗ
uy
قُل
de ki
لَّآ
sizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْ
I ask you
عَلَيْهِ
ona karşılık
أَجْرًا ۖ
bir ücret
إِنْ
değildir
هُوَ
O
إِلَّا
ancak
ذِكْرَىٰ
bir öğüttür
لِلْعَـٰلَمِينَ
alemlere

Elmalılı Hamdi YazırBunlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki: "Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttür

Diyanet İşleri Mealiİşte bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, "Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hatırlatmadır" de

6:91 📚 17
وَمَا قَدَرُواْ ٱللَّهَ حَقَّ قَدۡرِهِۦٓ إِذۡ قَالُواْ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ بَشَرࣲ مِّن شَيۡءࣲۗ قُلۡ مَنۡ أَنزَلَ ٱلۡكِتَٰبَ ٱلَّذِي جَآءَ بِهِۦ مُوسَىٰ نُورࣰ ا وَهُدࣰ ى لِّلنَّاسِۖ تَجۡعَلُونَهُۥ قَرَاطِيسَ تُبۡدُونَهَا وَتُخۡفُونَ كَثِيرࣰ اۖ وَعُلِّمۡتُم مَّا لَمۡ تَعۡلَمُوٓاْ أَنتُمۡ وَلَآ ءَابَآؤُكُمۡۖ قُلِ ٱللَّهُۖ ثُمَّ ذَرۡهُمۡ فِي خَوۡضِهِمۡ يَلۡعَبُونَ
وَمَا
tanıyamadılar
قَدَرُوا۟
they appraised
ٱللَّهَ
Allah'ı
حَقَّ
hakkıyla
قَدْرِهِۦٓ
O'nun kadrini
إِذْ
zira
قَالُوا۟
dediler
مَآ
indirmedi
أَنزَلَ
revealed
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
بَشَرٍۢ
insan
مِّن
bir şey
شَىْءٍۢ ۗ
anything
قُلْ
de ki
مَنْ
kim
أَنزَلَ
indirdi
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
ٱلَّذِى
o ki
جَآءَ
getirdi
بِهِۦ
onu
مُوسَىٰ
Musa
نُورًۭا
nur olarak
وَهُدًۭى
ve yol gösterici olarak
لِّلنَّاسِ ۖ
insanlara
تَجْعَلُونَهُۥ
siz onu haline getirip
قَرَاطِيسَ
parça parça kağıtlar
تُبْدُونَهَا
gösteriyorsunuz
وَتُخْفُونَ
ve gizliyorsunuz
كَثِيرًۭا ۖ
çoğunu da
وَعُلِّمْتُم
ve size öğretildiği
مَّا
şeylerin
لَمْ
bilmediği
تَعْلَمُوٓا۟
knew
أَنتُمْ
ne sizin
وَلَآ
ne de babalarınızın
ءَابَآؤُكُمْ ۖ
your forefathers
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ ۖ
Alah
ثُمَّ
sonra
ذَرْهُمْ
bırak onları
فِى
daldıkları bataklıkta
خَوْضِهِمْ
their discourse
يَلْعَبُونَ
oynayadursunlar

Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar

Diyanet İşleri MealiAllah hiçbir insana bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir." "Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar

6:92
وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ مُبَارَكࣱ مُّصَدِّقُ ٱلَّذِي بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَلِتُنذِرَ أُمَّ ٱلۡقُرَىٰ وَمَنۡ حَوۡلَهَاۚ وَٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۖ وَهُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
وَهَـٰذَا
bu da
كِتَـٰبٌ
bir Kitaptır
أَنزَلْنَـٰهُ
indirdiğimiz
مُبَارَكٌۭ
mubarek
مُّصَدِّقُ
doğrulayıcı
ٱلَّذِى
arasındakini
بَيْنَ
(came) before
يَدَيْهِ
elleri
وَلِتُنذِرَ
ve uyarman için
أُمَّ
anası
ٱلْقُرَىٰ
şehirlerin
وَمَنْ
kimseleri
حَوْلَهَا ۚ
çevresindeki
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
يُؤْمِنُونَ
inananU(lar)
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
يُؤْمِنُونَ
inanırlar;
بِهِۦ ۖ
buna
وَهُمْ
ve onlar
عَلَىٰ
namazlarına
صَلَاتِهِمْ
their prayers
يُحَافِظُونَ
devam ederler

Elmalılı Hamdi YazırBu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar

Diyanet İşleri MealiBu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler

6:93 📚 3
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ قَالَ أُوحِيَ إِلَيَّ وَلَمۡ يُوحَ إِلَيۡهِ شَيۡءࣱ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثۡلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۗ وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِي غَمَرَٰتِ ٱلۡمَوۡتِ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓاْ أَيۡدِيهِمۡ أَخۡرِجُوٓاْ أَنفُسَكُمُۖ ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ عَذَابَ ٱلۡهُونِ بِمَا كُنتُمۡ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَكُنتُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِهِۦ تَسۡتَكۡبِرُونَ
وَمَنْ
kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
kimseden
ٱفْتَرَىٰ
uyduran
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًا
yalan
أَوْ
ya da
قَالَ
diyenden
أُوحِىَ
vahyolundu
إِلَىَّ
bana
وَلَمْ
vahyedilmemiş iken
يُوحَ
it was inspired
إِلَيْهِ
kendisine
شَىْءٌۭ
bir şey
وَمَن
ve kimseden
قَالَ
diyen
سَأُنزِلُ
ben de indireceğim
مِثْلَ
gibi
مَآ
şey
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ ۗ
Allah'ın
وَلَوْ
eğer
تَرَىٰٓ
bir görsen
إِذِ
zalimleri
ٱلظَّـٰلِمُونَ
the wrongdoers
فِى
içinde
غَمَرَٰتِ
dalgaları
ٱلْمَوْتِ
ölüm
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
ve melekler
بَاسِطُوٓا۟
uzatmış
أَيْدِيهِمْ
ellerini
أَخْرِجُوٓا۟
haydi çıkarın
أَنفُسَكُمُ ۖ
canlarınızı
ٱلْيَوْمَ
bugün
تُجْزَوْنَ
cezalandırılacaksınız
عَذَابَ
azabıyla
ٱلْهُونِ
alçaklık
بِمَا
dolayı
كُنتُمْ
olmanızdan
تَقُولُونَ
söylüyor
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
غَيْرَ
olmayanı
ٱلْحَقِّ
gerçek
وَكُنتُمْ
ve
عَنْ
O'nun ayetlerine karşı
ءَايَـٰتِهِۦ
His Verses
تَسْتَكْبِرُونَ
büyüklük taslamanızdan

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve: " Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derler

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken "Bana vahyolundu, Allah'ın indirdiği gibi ben de indireceğim" diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler ellerini uzatmış, "Canlarınızı verin, bugün Allah'a karşı haksız yere söylediklerinizden, O'nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azabla cezalandırılacaksınız" derken bir görsen

6:94
وَلَقَدۡ جِئۡتُمُونَا فُرَٰدَىٰ كَمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةࣲ وَتَرَكۡتُم مَّا خَوَّلۡنَٰكُمۡ وَرَآءَ ظُهُورِكُمۡۖ وَمَا نَرَىٰ مَعَكُمۡ شُفَعَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُمۡ أَنَّهُمۡ فِيكُمۡ شُرَكَٰٓؤُاْۚ لَقَد تَّقَطَّعَ بَيۡنَكُمۡ وَضَلَّ عَنكُم مَّا كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
جِئْتُمُونَا
yine bize geldiniz
فُرَٰدَىٰ
tek olarak
كَمَا
gibi
خَلَقْنَـٰكُمْ
sizi yarattığımız
أَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍۢ
kez
وَتَرَكْتُم
ve bıraktınız
مَّا
şeyleri
خَوَّلْنَـٰكُمْ
sizi hayaline daldırdığımız
وَرَآءَ
arkasında
ظُهُورِكُمْ ۖ
sırtlarınız
وَمَا
ve görmüyoruz
نَرَىٰ
We see
مَعَكُمْ
yanınızda
شُفَعَآءَكُمُ
şefaatçilerinizi
ٱلَّذِينَ
kimseleri
زَعَمْتُمْ
sandığınız
أَنَّهُمْ
onların
فِيكُمْ
içinizden
شُرَكَـٰٓؤُا۟ ۚ
ortak olduklarını
لَقَد
andolsun
تَّقَطَّعَ
(bağlar) kesilmiş
بَيْنَكُمْ
aranızdaki
وَضَلَّ
ve kaybolup gitmiştir
عَنكُم
sizden
مَّا
şeyler
كُنتُمْ
sandığınız
تَزْعُمُونَ
claim

Elmalılı Hamdi YazırBugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir

Diyanet İşleri MealiOnlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allah'ın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz. And olsun ki aranızdaki bağlar kopmuş, ortak sandıklarınız sizden ayrılmışlardır" denecek

6:95 📚 3
۞إِنَّ ٱللَّهَ فَالِقُ ٱلۡحَبِّ وَٱلنَّوَىٰۖ يُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَمُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتِ مِنَ ٱلۡحَيِّۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ
۞ إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'tır
فَالِقُ
yaran
ٱلْحَبِّ
daneyi
وَٱلنَّوَىٰ ۖ
ve çekirdeği
يُخْرِجُ
çıkarır
ٱلْحَىَّ
diriyi
مِنَ
ölüden
ٱلْمَيِّتِ
the dead
وَمُخْرِجُ
ve çıkarır
ٱلْمَيِّتِ
ölüyü
مِنَ
diriden
ٱلْحَىِّ ۚ
the living
ذَٰلِكُمُ
işte budur
ٱللَّهُ ۖ
Allah
فَأَنَّىٰ
o halde nasıl
تُؤْفَكُونَ
çevriliyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah'tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O'dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz

Diyanet İşleri MealiTaneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır; ölüyü çıkarır. İşte Allah budur, nasıl yüz çevirirsiniz

6:96
فَالِقُ ٱلۡإِصۡبَاحِ وَجَعَلَ ٱلَّيۡلَ سَكَنࣰ ا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ حُسۡبَانࣰ اۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ
فَالِقُ
karanlığı yarıp
ٱلْإِصْبَاحِ
sabahı ortaya çıkarmış
وَجَعَلَ
ve kılmıştır
ٱلَّيْلَ
geceyi
سَكَنًۭا
dinlenme zamanı
وَٱلشَّمْسَ
ve güneşi
وَٱلْقَمَرَ
ve ayı
حُسْبَانًۭا ۚ
hesap (ölçüsü) yapmıştır
ذَٰلِكَ
bu
تَقْدِيرُ
takdiridir
ٱلْعَزِيزِ
o üstün
ٱلْعَلِيمِ
bilen(Allah)ın

Elmalılı Hamdi YazırKaranlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur. Geceyi, dinlenmek için; Güneş'i, Ay'ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir

Diyanet İşleri MealiTanyerini ağartan, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı vakit ölçüsü kılandır. Bu, Güçlü olan'ın, Bilen'in nizamıdır

6:97 📚 8
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلنُّجُومَ لِتَهۡتَدُواْ بِهَا فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
kimse
جَعَلَ
yaratan
لَكُمُ
sizin için
ٱلنُّجُومَ
yıldızları
لِتَهْتَدُوا۟
yol bulasınız diye
بِهَا
onlarla
فِى
karanlıklarında
ظُلُمَـٰتِ
the darkness[es]
ٱلْبَرِّ
karanın
وَٱلْبَحْرِ ۗ
ve denizin
قَدْ
gerçekten
فَصَّلْنَا
biz genişçe açıkladık
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْلَمُونَ
bilen

Elmalılı Hamdi YazırKara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaratan O'dur. Şüphesiz biz, bilen bir toplum için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık

Diyanet İşleri MealiO, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık

6:98
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَكُم مِّن نَّفۡسࣲ وَٰحِدَةࣲ فَمُسۡتَقَرࣱّ وَمُسۡتَوۡدَعࣱۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَفۡقَهُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِىٓ
kimse
أَنشَأَكُم
sizi inşa eden
مِّن
nefisten
نَّفْسٍۢ
a soul
وَٰحِدَةٍۢ
bir tek
فَمُسْتَقَرٌّۭ
(sizin için) bir karar
وَمُسْتَوْدَعٌۭ ۗ
ve emanet yeri vardır
قَدْ
gerçekten
فَصَّلْنَا
biz genişçe açıkladık
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَفْقَهُونَ
anlayan

Elmalılı Hamdi YazırSizi bir tek candan yaratan O'dur. Sonra sizin için bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Biz âyetlerimizi, anlayan bir toplum için apaçık beyan ettik

Diyanet İşleri MealiO, sizi bir tek nefisten, babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta olarak yaratandır. Anlayan millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık

6:99 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَيۡءࣲ فَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهُ خَضِرࣰ ا نُّخۡرِجُ مِنۡهُ حَبࣰّ ا مُّتَرَاكِبࣰ ا وَمِنَ ٱلنَّخۡلِ مِن طَلۡعِهَا قِنۡوَانࣱ دَانِيَةࣱ وَجَنَّٰتࣲ مِّنۡ أَعۡنَابࣲ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشۡتَبِهࣰ ا وَغَيۡرَ مُتَشَٰبِهٍۗ ٱنظُرُوٓاْ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثۡمَرَ وَيَنۡعِهِۦٓۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكُمۡ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِىٓ
kimse
أَنزَلَ
indiren
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
suyu
فَأَخْرَجْنَا
çıkardık
بِهِۦ
onunla
نَبَاتَ
bitkiyi
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
çeşit
فَأَخْرَجْنَا
ve çıkardık
مِنْهُ
o (bitki)den
خَضِرًۭا
bir filiz
نُّخْرِجُ
çıkarıyoruz
مِنْهُ
ondan da
حَبًّۭا
daneler
مُّتَرَاكِبًۭا
birbiri üzerine binmiş
وَمِنَ
hurmanın
ٱلنَّخْلِ
the date-palm
مِن
tomurcuğundan
طَلْعِهَا
its spathe
قِنْوَانٌۭ
sarkan
دَانِيَةٌۭ
salkımlar
وَجَنَّـٰتٍۢ
ve bahçeleri
مِّنْ
üzüm
أَعْنَابٍۢ
grapes
وَٱلزَّيْتُونَ
ve zeytin
وَٱلرُّمَّانَ
ve nar
مُشْتَبِهًۭا
(kimi) birbirine benzer
وَغَيْرَ
(kimi) benzemez
مُتَشَـٰبِهٍ ۗ
resembling
ٱنظُرُوٓا۟
bakın
إِلَىٰ
meyvesine
ثَمَرِهِۦٓ
its fruit
إِذَآ
zaman
أَثْمَرَ
meyve verirken
وَيَنْعِهِۦٓ ۚ
ve olgunlaştığı
إِنَّ
şüphesiz
فِى
bunda
ذَٰلِكُمْ
that
لَـَٔايَـٰتٍۢ
çok ibret vardır
لِّقَوْمٍۢ
toplumu için
يُؤْمِنُونَ
inananlar

Elmalılı Hamdi YazırGökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır

Diyanet İşleri MealiO, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır

6:100 📚 1
وَجَعَلُواْ لِلَّهِ شُرَكَآءَ ٱلۡجِنَّ وَخَلَقَهُمۡۖ وَخَرَقُواْ لَهُۥ بَنِينَ وَبَنَٰتِۭ بِغَيۡرِ عِلۡمࣲۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَصِفُونَ
وَجَعَلُوا۟
ve yaptılar
لِلَّهِ
Allah'a
شُرَكَآءَ
ortak
ٱلْجِنَّ
cinleri
وَخَلَقَهُمْ ۖ
halbuki onları O yaratmıştır
وَخَرَقُوا۟
ve icadettiler
لَهُۥ
O'na
بَنِينَ
oğullar
وَبَنَـٰتٍۭ
ve kızlar
بِغَيْرِ
bilmeden
عِلْمٍۢ ۚ
knowledge
سُبْحَـٰنَهُۥ
O münezzehtir
وَتَعَـٰلَىٰ
ve yücedir
عَمَّا
onların nitelemelerinden
يَصِفُونَ
they attribute

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah'a cinlerden de ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgileri olmadan O'na oğullar, kızlar uydurdular. O'nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedir

Diyanet İşleri MealiCinleri O yaratmışken kafirler Allah'a ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir

6:101 📚 1
بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُۥ وَلَدࣱ وَلَمۡ تَكُن لَّهُۥ صَٰحِبَةࣱۖ وَخَلَقَ كُلَّ شَيۡءࣲۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣱ‏
بَدِيعُ
yoktan var edendir
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yeri
أَنَّىٰ
nasıl?
يَكُونُ
olabilir
لَهُۥ
O'nun
وَلَدٌۭ
çocuğu
وَلَمْ
yoktur
تَكُن
(there) is
لَّهُۥ
kendisinin
صَـٰحِبَةٌۭ ۖ
bir eşi
وَخَلَقَ
ve O yaratmıştır
كُلَّ
her
شَىْءٍۢ ۖ
şeyi
وَهُوَ
ve O
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌۭ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırGökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O'dur. Ve O, herşeyi bilendir

Diyanet İşleri MealiO, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Zevcesi olmadan nasıl çocuğu olabilir? Oysa her şeyi O yaratmıştır, her şeyi bilir

6:102 📚 1
ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءࣲ فَٱعۡبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ وَكِيلࣱ‏
ذَٰلِكُمُ
işte budur
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّكُمْ ۖ
Rabbiniz
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
خَـٰلِقُ
(O) yaratıcısıdır
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyin
فَٱعْبُدُوهُ ۚ
O'na kulluk edin
وَهُوَ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
وَكِيلٌۭ
vekildir

Elmalılı Hamdi Yazırİşte Rabbiniz Allah bu! O'ndan başka ilâh yoktur; O, her şeyin yaratanıdır. O'na kulluk edin, O her şeye vekildir

Diyanet İşleri Mealiİşte Rabbiniz, Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur, her şeyin yaratanıdır. Öyleyse O'na kulluk edin; O her şeye de vekildir

6:103
لَّا تُدۡرِكُهُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَهُوَ يُدۡرِكُ ٱلۡأَبۡصَٰرَۖ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ
لَّا
O'nu görmez
تُدْرِكُهُ
grasp Him
ٱلْأَبْصَـٰرُ
gözler
وَهُوَ
ve O
يُدْرِكُ
görür
ٱلْأَبْصَـٰرَ ۖ
gözleri
وَهُوَ
ve O
ٱللَّطِيفُ
latiftir
ٱلْخَبِيرُ
herşeyi haber alandır

Elmalılı Hamdi YazırGözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her şeyden haberlidir

Diyanet İşleri MealiGözler O'nu görmez, O bütün gözleri görür. O Latif'tir, haberdardır

6:104 📚 2
قَدۡ جَآءَكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمۡۖ فَمَنۡ أَبۡصَرَ فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ عَمِيَ فَعَلَيۡهَاۚ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيۡكُم بِحَفِيظࣲ‏
قَدْ
doğrusu
جَآءَكُم
size geldi
بَصَآئِرُ
basiretler
مِن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ ۖ
your Lord
فَمَنْ
artık kim
أَبْصَرَ
görürse
فَلِنَفْسِهِۦ ۖ
(yararı) kendisinedir
وَمَنْ
ve kim de
عَمِىَ
kör olursa
فَعَلَيْهَا ۚ
(zararı) kendisinedir
وَمَآ
ve değilim
أَنَا۠
ben
عَلَيْكُم
sizin üzerinize
بِحَفِيظٍۢ
bekçi

Elmalılı Hamdi YazırMuhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb gözleri) geldi. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de körlük ederse zararı kendisinedir. Ben sizin bekçiniz değilim

Diyanet İşleri MealiDoğrusu size Rabbiniz'den açık belgeler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim

6:105
وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلِيَقُولُواْ دَرَسۡتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ
وَكَذَٰلِكَ
ve işte böylece
نُصَرِّفُ
döne döne açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
وَلِيَقُولُوا۟
desinler diye
دَرَسْتَ
sen ders almışsın
وَلِنُبَيِّنَهُۥ
ve onu iyice açıklayalım diye
لِقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْلَمُونَ
bilen

Elmalılı Hamdi Yazırİşte böylece âyetleri türlü türlü çevirip açıklıyoruz ki, onlar sana: "Sen bunları bir yerlerden okuyup öğrenmişsin" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim

Diyanet İşleri MealiSana, "Sen okumuşsun" derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız

6:106 📚 4
ٱتَّبِعۡ مَآ أُوحِيَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
ٱتَّبِعْ
tabi ol
مَآ
şeye
أُوحِىَ
vahyolunan
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ ۖ
your Lord
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
وَأَعْرِضْ
ve yüz çevir
عَنِ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Elmalılı Hamdi YazırRabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka ilâh yoktur. Ortak koşanlardan da yüz çevir

Diyanet İşleri MealiRabbin'den sana vahyolunana uy, O'ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir

6:107
وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشۡرَكُواْۗ وَمَا جَعَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ حَفِيظࣰ اۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلࣲ‏
وَلَوْ
ve eğer
شَآءَ
isteseydi
ٱللَّهُ
Allah
مَآ
ortak koşmazlardı
أَشْرَكُوا۟ ۗ
associated partners (with Him)
وَمَا
biz seni yapmadık
جَعَلْنَـٰكَ
We have made you
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
حَفِيظًۭا ۖ
bekçi
وَمَآ
ve değilsin
أَنتَ
sen
عَلَيْهِم
onlara
بِوَكِيلٍۢ
vekil

Elmalılı Hamdi YazırAllah dileseydi, ortak koşmazlardı. Biz, seni onlar üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin

Diyanet İşleri MealiAllah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin

6:108 📚 4
وَلَا تَسُبُّواْ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّواْ ٱللَّهَ عَدۡوَۢا بِغَيۡرِ عِلۡمࣲۗ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمۡ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرۡجِعُهُمۡ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَلَا
sövmeyin ki
تَسُبُّوا۟
insult
ٱلَّذِينَ
kimselere
يَدْعُونَ
yalvardıkların
مِن
başka
دُونِ
other than
ٱللَّهِ
Allah'tan
فَيَسُبُّوا۟
onlar da sövmesinler
ٱللَّهَ
Allah'a
عَدْوًۢا
taşkınlıkla
بِغَيْرِ
bilmeyerek
عِلْمٍۢ ۗ
knowledge
كَذَٰلِكَ
böyle
زَيَّنَّا
biz süslü gösterdik
لِكُلِّ
her
أُمَّةٍ
ümmete
عَمَلَهُمْ
yaptıkları işi
ثُمَّ
sonunda
إِلَىٰ
Rablerinedir
رَبِّهِم
their Lord
مَّرْجِعُهُمْ
dönüşleri
فَيُنَبِّئُهُم
O haber verecektir
بِمَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapmış

Elmalılı Hamdi YazırOnların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verir

Diyanet İşleri MealiAllah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir

6:109 📚 2
وَأَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ لَئِن جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةࣱ لَّيُؤۡمِنُنَّ بِهَاۚ قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡأٓيَٰتُ عِندَ ٱللَّهِۖ وَمَا يُشۡعِرُكُمۡ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
وَأَقْسَمُوا۟
ve yemin ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'a
جَهْدَ
güçlü
أَيْمَـٰنِهِمْ
yeminleriyle
لَئِن
eğer
جَآءَتْهُمْ
kendilerine gelirse
ءَايَةٌۭ
bir mu'cize
لَّيُؤْمِنُنَّ
mutlaka inanacaklarına
بِهَا ۚ
ona
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
ancak
ٱلْـَٔايَـٰتُ
Mu'cizeler
عِندَ
katındadır
ٱللَّهِ ۖ
Allah
وَمَا
değil misiniz?
يُشْعِرُكُمْ
şuurunda
أَنَّهَآ
o (mu'cize)
إِذَا
ne zaman
جَآءَتْ
gelmiş olsa
لَا
onlar inanmazlar
يُؤْمِنُونَ
they will believe

Elmalılı Hamdi YazırMüşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır". Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz

Diyanet İşleri MealiKendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah katındadır"; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz

6:110
وَنُقَلِّبُ أَفۡـِٔدَتَهُمۡ وَأَبۡصَٰرَهُمۡ كَمَا لَمۡ يُؤۡمِنُواْ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةࣲ وَنَذَرُهُمۡ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
وَنُقَلِّبُ
ve ters çeviririz
أَفْـِٔدَتَهُمْ
gönüllerini
وَأَبْصَـٰرَهُمْ
ve gözlerini
كَمَا
gibi
لَمْ
inanmadıkları
يُؤْمِنُوا۟
they believe
بِهِۦٓ
ona
أَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍۢ
defasında
وَنَذَرُهُمْ
ve bırakırız onları
فِى
içinde
طُغْيَـٰنِهِمْ
azgınlıkları
يَعْمَهُونَ
bocalayıp dururlar

Elmalılı Hamdi YazırBiz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taşkınlıkları içerisinde kör ve şaşkın bırakırız

Diyanet İşleri MealiOnların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız

6:111 📚 1
۞وَلَوۡ أَنَّنَا نَزَّلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَحَشَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ كُلَّ شَيۡءࣲ قُبُلࣰ ا مَّا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُوٓاْ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ يَجۡهَلُونَ
۞ وَلَوْ
ve eğer
أَنَّنَا
biz
نَزَّلْنَآ
indirseydik
إِلَيْهِمُ
onlara
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
melekleri
وَكَلَّمَهُمُ
ve kendilerine konuşsaydı
ٱلْمَوْتَىٰ
ölüler
وَحَشَرْنَا
ve toplayıp getirseydik
عَلَيْهِمْ
onlara
كُلَّ
her
شَىْءٍۢ
şeyi
قُبُلًۭا
karşılarına
مَّا
onlar yine de
كَانُوا۟
they were
لِيُؤْمِنُوٓا۟
inanmazlardı
إِلَّآ
dışında
أَن
dilemesi
يَشَآءَ
wills
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَلَـٰكِنَّ
ve fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
يَجْهَلُونَ
cahillik ederler

Elmalılı Hamdi YazırEğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah'ın diledikleri hariç, yine de inanacak değillerdi, fakat çokları bunu bilmezler

Diyanet İşleri MealiEğer biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlardı; fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar

6:112 📚 1
وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوࣰّ ا شَيَٰطِينَ ٱلۡإِنسِ وَٱلۡجِنِّ يُوحِي بَعۡضُهُمۡ إِلَىٰ بَعۡضࣲ زُخۡرُفَ ٱلۡقَوۡلِ غُرُورࣰ اۚ وَلَوۡ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُۖ فَذَرۡهُمۡ وَمَا يَفۡتَرُونَ
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
جَعَلْنَا
biz yaptık
لِكُلِّ
her
نَبِىٍّ
peygambere
عَدُوًّۭا
düşman
شَيَـٰطِينَ
şeytanlarını
ٱلْإِنسِ
insan
وَٱلْجِنِّ
ve cin
يُوحِى
fısıldarlar
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
إِلَىٰ
diğerlerine
بَعْضٍۢ
others
زُخْرُفَ
yaldızlı
ٱلْقَوْلِ
sözler
غُرُورًۭا ۚ
aldatmak için
وَلَوْ
ve eğer
شَآءَ
dileseydi
رَبُّكَ
Rabbin
مَا
onu yapamazlardı
فَعَلُوهُ ۖ
they (would) have done it
فَذَرْهُمْ
artık onları baş başa bırak
وَمَا
şeylerle
يَفْتَرُونَ
uydurdukları

Elmalılı Hamdi YazırBiz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak

Diyanet İşleri MealiAldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak

6:113 📚 1
وَلِتَصۡغَىٰٓ إِلَيۡهِ أَفۡـِٔدَةُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ وَلِيَرۡضَوۡهُ وَلِيَقۡتَرِفُواْ مَا هُم مُّقۡتَرِفُونَ
وَلِتَصْغَىٰٓ
ve meyletsin
إِلَيْهِ
ona
أَفْـِٔدَةُ
kalbleri
ٱلَّذِينَ
kimselerin
لَا
inanmayan(ların)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
وَلِيَرْضَوْهُ
ve ondan hoşlansınlar
وَلِيَقْتَرِفُوا۟
ve işlemeğe devam etsinler
مَا
onların
هُم
they
مُّقْتَرِفُونَ
işledikleri suçları

Elmalılı Hamdi YazırBir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansın ve işledikleri suçları işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar

Diyanet İşleri MealiAldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak

6:114 📚 2
أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡتَغِي حَكَمࣰ ا وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مُفَصَّلࣰ اۚ وَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلࣱ مِّن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ
أَفَغَيْرَ
başka mı?
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَبْتَغِى
arayayım
حَكَمًۭا
bir hakem
وَهُوَ
ve O
ٱلَّذِىٓ
indirmiş iken
أَنزَلَ
has revealed
إِلَيْكُمُ
size
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
مُفَصَّلًۭا ۚ
açıklanmış olarak
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
kendilerine verdiğimiz
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
يَعْلَمُونَ
bilirler
أَنَّهُۥ
ki O gerçekten
مُنَزَّلٌۭ
indirilmiştir
مِّن
tarafından
رَّبِّكَ
Rabbin
بِٱلْحَقِّ ۖ
hak olarak
فَلَا
hiç olma
تَكُونَنَّ
be
مِنَ
kuşkulananlardan
ٱلْمُمْتَرِينَ
the ones who doubt

Elmalılı Hamdi YazırAllah, size Kitab'ı (Kur'ân'ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur'ân'ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma

Diyanet İşleri MealiAllah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma

6:115
وَتَمَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدۡقࣰ ا وَعَدۡلࣰ اۚ لَّا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
وَتَمَّتْ
ve tamamlanmıştır
كَلِمَتُ
sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
صِدْقًۭا
doğruluk
وَعَدْلًۭا ۚ
ve adalet bakımından
لَّا
yoktur
مُبَدِّلَ
değiştirebilecek
لِكَلِمَـٰتِهِۦ ۚ
O'nun sözlerini
وَهُوَ
O
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırRabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir

Diyanet İşleri MealiRabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitir ve bilir

6:116 📚 4
وَإِن تُطِعۡ أَكۡثَرَ مَن فِي ٱلۡأَرۡضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ
وَإِن
eğer
تُطِعْ
uysan
أَكْثَرَ
çoğuna
مَن
kimselerin
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
يُضِلُّوكَ
seni saptırırlar
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
إِن
onlar uyuyorlar
يَتَّبِعُونَ
they follow
إِلَّا
sadece
ٱلظَّنَّ
zanna
وَإِنْ
ve
هُمْ
onlar
إِلَّا
sadece
يَخْرُصُونَ
saçmalıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırEğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar

Diyanet İşleri MealiYeryüzündekilerin çoğunluğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar

6:117
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ مَن يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِۦۖ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ
إِنَّ
elbette
رَبَّكَ
Rabbin
هُوَ
O
أَعْلَمُ
çok iyi bilir
مَن
kimseleri
يَضِلُّ
sapan(lar)ı
عَن
yolundan
سَبِيلِهِۦ ۖ
His way
وَهُوَ
ve O
أَعْلَمُ
çok iyi bilir
بِٱلْمُهْتَدِينَ
hidayete erenleri

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin saptığını çok iyi bilir. O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları da en iyi O bilir

6:118 📚 2
فَكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ إِن كُنتُم بِـَٔايَٰتِهِۦ مُؤۡمِنِينَ
فَكُلُوا۟
o halde yeyiniz
مِمَّا
(hayvan)lardan
ذُكِرَ
anılan
ٱسْمُ
adı
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْهِ
üzerine
إِن
eğer
كُنتُم
siz
بِـَٔايَـٰتِهِۦ
O'nun ayetlerine
مُؤْمِنِينَ
inanıyorsanız

Elmalılı Hamdi YazırEğer Allah'ın âyetlerine iman ediyorsanız, Allah'ın adı anılarak kesilen hayvanlardan yiyin

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılmış olan şeyden yiyin

6:119 📚 4
وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تَأۡكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَقَدۡ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيۡكُمۡ إِلَّا مَا ٱضۡطُرِرۡتُمۡ إِلَيۡهِۗ وَإِنَّ كَثِيرࣰ ا لَّيُضِلُّونَ بِأَهۡوَآئِهِم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُعۡتَدِينَ
وَمَا
ne oluyor ki?
لَكُمْ
size
أَلَّا
yemiyorsunuz
تَأْكُلُوا۟
you eat
مِمَّا
olanlardan
ذُكِرَ
anılmış
ٱسْمُ
adı
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْهِ
üzerine
وَقَدْ
ve muhakkak
فَصَّلَ
açıklamıştır
لَكُم
size
مَّا
şeyleri
حَرَّمَ
haram kıldığı
عَلَيْكُمْ
size
إِلَّا
dışında
مَا
şeyleri
ٱضْطُرِرْتُمْ
mecbur kaldıklarınız
إِلَيْهِ ۗ
onlara
وَإِنَّ
ve doğrusu
كَثِيرًۭا
birçokları
لَّيُضِلُّونَ
şaşırtıyorlar
بِأَهْوَآئِهِم
keyiflerine uyarak
بِغَيْرِ
olmaksızın
عِلْمٍ ۗ
bir bilgileri
إِنَّ
muhakkak ki
رَبَّكَ
Rabbin
هُوَ
O
أَعْلَمُ
çok iyi bilir
بِٱلْمُعْتَدِينَ
sınırı aşanları

Elmalılı Hamdi YazırSize ne oluyor da Allah'ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanızın dışında haram olan şeyleri genişce açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları doğru yoldan saptırıyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, sınırı aşanları çok iyi bilir

Diyanet İşleri MealiSize ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir

6:120 📚 2
وَذَرُواْ ظَٰهِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَبَاطِنَهُۥٓۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡسِبُونَ ٱلۡإِثۡمَ سَيُجۡزَوۡنَ بِمَا كَانُواْ يَقۡتَرِفُونَ
وَذَرُوا۟
ve bırakın
ظَـٰهِرَ
açığını
ٱلْإِثْمِ
günahın
وَبَاطِنَهُۥٓ ۚ
ve gizlisini
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَكْسِبُونَ
kazananlar
ٱلْإِثْمَ
günah
سَيُجْزَوْنَ
cezasını çekeceklerdir
بِمَا
olduklarının
كَانُوا۟
they used to
يَقْتَرِفُونَ
yapmış

Elmalılı Hamdi YazırGünahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekecekler

Diyanet İşleri MealiGünahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir

6:121 📚 3
وَلَا تَأۡكُلُواْ مِمَّا لَمۡ يُذۡكَرِ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسۡقࣱۗ وَإِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِهِمۡ لِيُجَٰدِلُوكُمۡۖ وَإِنۡ أَطَعۡتُمُوهُمۡ إِنَّكُمۡ لَمُشۡرِكُونَ
وَلَا
yemeyiniz
تَأْكُلُوا۟
eat
مِمَّا
şeylerden
لَمْ
anılmayanlardan
يُذْكَرِ
has been mentioned
ٱسْمُ
adı
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْهِ
üzerine
وَإِنَّهُۥ
çünkü o
لَفِسْقٌۭ ۗ
yoldan çıkmadır
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱلشَّيَـٰطِينَ
şeytanlar
لَيُوحُونَ
fısıldarlar
إِلَىٰٓ
dostlarına
أَوْلِيَآئِهِمْ
their friends
لِيُجَـٰدِلُوكُمْ ۖ
sizinle mücadele etmelerini
وَإِنْ
ve eğer
أَطَعْتُمُوهُمْ
onlara uyarsanız
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz de
لَمُشْرِكُونَ
müşriklerden (olursunuz)

Elmalılı Hamdi YazırÜzerlerine Allah'ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlardan olursunuz

Diyanet İşleri MealiÜzerine Allah'ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak Allah'ın yolundan çıkmaktır. Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar, eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz müşrik olursunuz

6:122 📚 2
أَوَمَن كَانَ مَيۡتࣰ ا فَأَحۡيَيۡنَٰهُ وَجَعَلۡنَا لَهُۥ نُورࣰ ا يَمۡشِي بِهِۦ فِي ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِي ٱلظُّلُمَٰتِ لَيۡسَ بِخَارِجࣲ مِّنۡهَاۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلۡكَٰفِرِينَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
أَوَمَن
kimse gibi midir?
كَانَ
iken
مَيْتًۭا
ölü
فَأَحْيَيْنَـٰهُ
kendisini dirilttiğimiz
وَجَعَلْنَا
ve verdiğimiz
لَهُۥ
kendisine
نُورًۭا
bir ışık
يَمْشِى
yürüyebileceği
بِهِۦ
onunla
فِى
arasında
ٱلنَّاسِ
insanlar
كَمَن
kimsenin
مَّثَلُهُۥ
benzeri
فِى
içindeki
ٱلظُّلُمَـٰتِ
karanlıklar
لَيْسَ
olmayan
بِخَارِجٍۢ
çıkışı
مِّنْهَا ۚ
ondan
كَذَٰلِكَ
işte öyle
زُيِّنَ
süslü gösterilmiştir
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
مَا
(işler)
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor

Elmalılı Hamdi YazırÖlü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir

Diyanet İşleri MealiÖlü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir

6:123
وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا فِي كُلِّ قَرۡيَةٍ أَكَٰبِرَ مُجۡرِمِيهَا لِيَمۡكُرُواْ فِيهَاۖ وَمَا يَمۡكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
جَعَلْنَا
yaptık
فِى
her
كُلِّ
every
قَرْيَةٍ
kentin
أَكَـٰبِرَ
büyüklerini
مُجْرِمِيهَا
(oranın) suçluları
لِيَمْكُرُوا۟
tuzak kursunlar diye
فِيهَا ۖ
orada
وَمَا
(oysa)
يَمْكُرُونَ
onlar tuzak kurmazlar
إِلَّا
başkasına
بِأَنفُسِهِمْ
kendilerinden
وَمَا
ama farkında değillerdir
يَشْعُرُونَ
they perceive

Elmalılı Hamdi YazırBöylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar

Diyanet İşleri MealiBunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar

6:124
وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةࣱ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابࣱ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ
وَإِذَا
ve zaman
جَآءَتْهُمْ
onlara geldiği
ءَايَةٌۭ
bir ayet
قَالُوا۟
dediler
لَن
kat'iyyen inanmayız
نُّؤْمِنَ
we will believe
حَتَّىٰ
kadar
نُؤْتَىٰ
bize verilinceye
مِثْلَ
aynısı
مَآ
verilenin
أُوتِىَ
was given
رُسُلُ
elçilerine
ٱللَّهِ ۘ
Allah'ın
ٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
حَيْثُ
yeri
يَجْعَلُ
koyacağı
رِسَالَتَهُۥ ۗ
mesajını
سَيُصِيبُ
erişecektir
ٱلَّذِينَ
kimselere
أَجْرَمُوا۟
suç işleyen(lere)
صَغَارٌ
bir aşağılık
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
وَعَذَابٌۭ
ve bir azab
شَدِيدٌۢ
çetin
بِمَا
karşı
كَانُوا۟
(yaptıkları)
يَمْكُرُونَ
hilelerine

Elmalılı Hamdi YazırOnlara bir âyet geldiği zaman: "Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz" derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir

Diyanet İşleri MealiOnlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız" derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden ötürü de şiddetli bir azab erişecektir

6:125 📚 17
فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهۡدِيَهُۥ يَشۡرَحۡ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَٰمِۖ وَمَن يُرِدۡ أَن يُضِلَّهُۥ يَجۡعَلۡ صَدۡرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجࣰ ا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي ٱلسَّمَآءِۚ كَذَٰلِكَ يَجۡعَلُ ٱللَّهُ ٱلرِّجۡسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ
فَمَن
kimi
يُرِدِ
isterse
ٱللَّهُ
Allah
أَن
doğru yola iletmek
يَهْدِيَهُۥ
He guides him
يَشْرَحْ
açar
صَدْرَهُۥ
onun göğsünü
لِلْإِسْلَـٰمِ ۖ
İslam'a
وَمَن
kimi de
يُرِدْ
isterse
أَن
saptırmak
يُضِلَّهُۥ
He lets him go astray
يَجْعَلْ
yapar
صَدْرَهُۥ
onun göğsünü
ضَيِّقًا
daralmış
حَرَجًۭا
tıkanık
كَأَنَّمَا
gibi
يَصَّعَّدُ
yükseliyor
فِى
göğe
ٱلسَّمَآءِ ۚ
the sky
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يَجْعَلُ
çökertir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلرِّجْسَ
pislik (sıkıntı)
عَلَى
üstüne
ٱلَّذِينَ
kimselerin
لَا
inanmayan(ların)
يُؤْمِنُونَ
believe

Elmalılı Hamdi YazırAllah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır

Diyanet İşleri MealiAllah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır

6:126
وَهَٰذَا صِرَٰطُ رَبِّكَ مُسۡتَقِيمࣰ اۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَذَّكَّرُونَ
وَهَـٰذَا
işte budur
صِرَٰطُ
yolu
رَبِّكَ
Rabbinin
مُسْتَقِيمًۭا ۗ
doğru
قَدْ
muhakkak
فَصَّلْنَا
biz geniş geniş açıkladık.
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
kavimler için
يَذَّكَّرُونَ
öğüt alan

Elmalılı Hamdi Yazırİşte Rabbinin doğru yolu budur. Şüphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık

Diyanet İşleri MealiRabbinin, dosdoğru yolu işte budur. İbret alan kimselere ayetleri uzun uzadıya açıkladık

6:127 📚 3
۞لَهُمۡ دَارُ ٱلسَّلَٰمِ عِندَ رَبِّهِمۡۖ وَهُوَ وَلِيُّهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
۞ لَهُمْ
onlarındır
دَارُ
yurdu
ٱلسَّلَـٰمِ
esenlik
عِندَ
katında
رَبِّهِمْ ۖ
Rableri
وَهُوَ
ve O
وَلِيُّهُم
onların dostudur
بِمَا
dolayı
كَانُوا۟
olduklarından
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırOnlar için Rableri katında selâmet yurdu vardır. Yaptıkları iyi amellerden dolayı, Allah onların dostudur

Diyanet İşleri MealiRablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, işlediklerinden ötürü onların dostudur

6:128
وَيَوۡمَ يَحۡشُرُهُمۡ جَمِيعࣰ ا يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ قَدِ ٱسۡتَكۡثَرۡتُم مِّنَ ٱلۡإِنسِۖ وَقَالَ أَوۡلِيَآؤُهُم مِّنَ ٱلۡإِنسِ رَبَّنَا ٱسۡتَمۡتَعَ بَعۡضُنَا بِبَعۡضࣲ وَبَلَغۡنَآ أَجَلَنَا ٱلَّذِيٓ أَجَّلۡتَ لَنَاۚ قَالَ ٱلنَّارُ مَثۡوَىٰكُمۡ خَٰلِدِينَ فِيهَآ إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمࣱ‏
وَيَوْمَ
ve gün
يَحْشُرُهُمْ
bir araya toplayacağı
جَمِيعًۭا
hepsini
يَـٰمَعْشَرَ
Ey topluluğu
ٱلْجِنِّ
cinler
قَدِ
muhakkak
ٱسْتَكْثَرْتُم
siz çok uğraştınız
مِّنَ
insanlarla
ٱلْإِنسِ ۖ
the mankind
وَقَالَ
derler ki
أَوْلِيَآؤُهُم
onların dostları
مِّنَ
insanlardan
ٱلْإِنسِ
the men
رَبَّنَا
Rabbimiz
ٱسْتَمْتَعَ
yararlandık
بَعْضُنَا
kimimiz
بِبَعْضٍۢ
kimimizden
وَبَلَغْنَآ
ve ulaştık
أَجَلَنَا
sonuna
ٱلَّذِىٓ
ki
أَجَّلْتَ
verdiğin sürenin
لَنَا ۚ
bize
قَالَ
(Allah da) buyurur ki
ٱلنَّارُ
ateştir
مَثْوَىٰكُمْ
durağınız
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacaksınız
فِيهَآ
orada
إِلَّا
hariç
مَا
dilemesi
شَآءَ
wills
ٱللَّهُ ۗ
Allah'ın
إِنَّ
şüphesiz;
رَبَّكَ
Rabbin
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da: "Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir

Diyanet İşleri MealiAllah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir

6:129
وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّي بَعۡضَ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
وَكَذَٰلِكَ
işte böyle
نُوَلِّى
peşine takarız
بَعْضَ
bir kısmını
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin
بَعْضًۢا
diğerlerinin
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
olduklarından
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)

Elmalılı Hamdi Yazırİşte biz böylece, kazandıkları günahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparız

Diyanet İşleri MealiZalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz

6:130
يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ رُسُلࣱ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي وَيُنذِرُونَكُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَاۚ قَالُواْ شَهِدۡنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَاۖ وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَشَهِدُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰفِرِينَ
يَـٰمَعْشَرَ
Ey topluluğu
ٱلْجِنِّ
cin
وَٱلْإِنسِ
ve insan
أَلَمْ
gelmedi mi?
يَأْتِكُمْ
come to you
رُسُلٌۭ
elçiler
مِّنكُمْ
içinizden
يَقُصُّونَ
anlatan
عَلَيْكُمْ
size
ءَايَـٰتِى
ayetlerimi
وَيُنذِرُونَكُمْ
ve sizi uyaran
لِقَآءَ
karşılaşacağınıza dair
يَوْمِكُمْ
gününüzle
هَـٰذَا ۚ
bu
قَالُوا۟
dediler
شَهِدْنَا
şahidiz
عَلَىٰٓ
aleyhine
أَنفُسِنَا ۖ
nefsimiz
وَغَرَّتْهُمُ
onları aldattı
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَشَهِدُوا۟
ve şahidlik ettiler
عَلَىٰٓ
karşı
أَنفُسِهِمْ
nefislerine
أَنَّهُمْ
şüphesiz
كَانُوا۟
olduklarına
كَـٰفِرِينَ
kafir

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" deyince onlar: "Kendi aleyhimize şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettiler

Diyanet İşleri MealiEy cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler

6:131
ذَٰلِكَ أَن لَّمۡ يَكُن رَّبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ بِظُلۡمࣲ وَأَهۡلُهَا غَٰفِلُونَ
ذَٰلِكَ
bu böyledir
أَن
çünkü
لَّمْ
değildir
يَكُن
is
رَّبُّكَ
Rabbin
مُهْلِكَ
helak edici
ٱلْقُرَىٰ
ülkeleri
بِظُلْمٍۢ
zulüm ile
وَأَهْلُهَا
halkı
غَـٰفِلُونَ
habersiz iken

Elmalılı Hamdi YazırBu (şundan dolayıdır ki) Rabbin, halkı habersiz iken ülkeleri zulüm ile helak edici değildir

Diyanet İşleri MealiBu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır

6:132
وَلِكُلࣲّ دَرَجَٰتࣱ مِّمَّا عَمِلُواْۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعۡمَلُونَ
وَلِكُلٍّۢ
her birinin
دَرَجَـٰتٌۭ
dereceleri vardır
مِّمَّا
yaptıkları işlere göre
عَمِلُوا۟ ۚ
they did
وَمَا
değildir
رَبُّكَ
Rabbin
بِغَـٰفِلٍ
habersiz
عَمَّا
onların yaptıklarından
يَعْمَلُونَ
they do

Elmalılı Hamdi YazırHer birinin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir

Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık her birinin dereceleri vardır. Rabbin onların işlediklerinden habersiz değildir

6:133 📚 1
وَرَبُّكَ ٱلۡغَنِيُّ ذُو ٱلرَّحۡمَةِۚ إِن يَشَأۡ يُذۡهِبۡكُمۡ وَيَسۡتَخۡلِفۡ مِنۢ بَعۡدِكُم مَّا يَشَآءُ كَمَآ أَنشَأَكُم مِّن ذُرِّيَّةِ قَوۡمٍ ءَاخَرِينَ
وَرَبُّكَ
ve Rabbin
ٱلْغَنِىُّ
zengindir
ذُو
sahibidir
ٱلرَّحْمَةِ ۚ
rahmet
إِن
eğer
يَشَأْ
dilerse
يُذْهِبْكُمْ
sizi uzaklaştırır
وَيَسْتَخْلِفْ
ve yerinize getirir
مِنۢ
sizden sonra
بَعْدِكُم
after you
مَّا
dilediğini
يَشَآءُ
He wills
كَمَآ
gibi
أَنشَأَكُم
sizi yarattığı
مِّن
soyundan
ذُرِّيَّةِ
the descendants
قَوْمٍ
bir topluluğun
ءَاخَرِينَ
başka

Elmalılı Hamdi YazırRabb'ın, hiçbir şeye muhtaç değildir, merhamet sahibidir. Sizi, başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse, sizi de yok edip, sizden sonra yerinize dilediğini getirir

Diyanet İşleri MealiRabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi başka bir milletin soyundan getirdiği gibi, sizi yok eder, dilediğini yerinize getirir

6:134 📚 2
إِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَأٓتࣲۖ وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ
إِنَّ
muhakkak
مَا
size söylenen uyarı
تُوعَدُونَ
you are promised
لَـَٔاتٍۢ ۖ
gelecektir
وَمَآ
ve değil(siniz)
أَنتُم
siz
بِمُعْجِزِينَ
onu engelleyecek

Elmalılı Hamdi YazırSize vaad edilenler muhakkak gelecektir, siz, onun önüne geçemezsiniz

Diyanet İşleri MealiSize vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz kılamazsınız

6:135
قُلۡ يَٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّي عَامِلࣱۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ
قُلْ
de ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْمَلُوا۟
yapacağınızı yapın
عَلَىٰ
imkanınıza göre
مَكَانَتِكُمْ
your position
إِنِّى
şüphesiz ben de
عَامِلٌۭ ۖ
yapıyorum
فَسَوْفَ
yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz
مَن
kimin
تَكُونُ
olacağını
لَهُۥ
sonunun
عَـٰقِبَةُ
(in) the end
ٱلدَّارِ ۗ
bu yurdun
إِنَّهُۥ
şüphesiz
لَا
iflah olmazlar
يُفْلِحُ
succeed
ٱلظَّـٰلِمُونَ
Zalimler

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ey kavmim! Gücünüz yettiğince yapacağınızı yapın, ben de yapıyorum. Yakında (dünya) yurdunun sonunun kimin olduğunu bileceksiniz. Muhakkak zalimler kurtuluşa eremezler

Diyanet İşleri MealiDe ki, "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Sonucun kimin için hayırlı olacağını bileceksiniz. Zulmedenler şüphesiz kurtulamazlar

6:136
وَجَعَلُواْ لِلَّهِ مِمَّا ذَرَأَ مِنَ ٱلۡحَرۡثِ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ نَصِيبࣰ ا فَقَالُواْ هَٰذَا لِلَّهِ بِزَعۡمِهِمۡ وَهَٰذَا لِشُرَكَآئِنَاۖ فَمَا كَانَ لِشُرَكَآئِهِمۡ فَلَا يَصِلُ إِلَى ٱللَّهِۖ وَمَا كَانَ لِلَّهِ فَهُوَ يَصِلُ إِلَىٰ شُرَكَآئِهِمۡۗ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ
وَجَعَلُوا۟
ve kıldılar
لِلَّهِ
Allah'ın
مِمَّا
şeylerden
ذَرَأَ
yarattığı
مِنَ
ekin(ler)den
ٱلْحَرْثِ
the crops
وَٱلْأَنْعَـٰمِ
ve hayvanlar(dan)
نَصِيبًۭا
bir pay
فَقَالُوا۟
dediler ki
هَـٰذَا
bu
لِلَّهِ
Allah'ındır
بِزَعْمِهِمْ
zanlarınca
وَهَـٰذَا
bu da
لِشُرَكَآئِنَا ۖ
ortaklarımızındır
فَمَا
(halbuki)
كَانَ
olan
لِشُرَكَآئِهِمْ
ortaklarına ait
فَلَا
ulaşmaz
يَصِلُ
reach
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۖ
Allah
وَمَا
olan (ise)
كَانَ
is
لِلَّهِ
Allah'a ait
فَهُوَ
o
يَصِلُ
ulaşır
إِلَىٰ
ortaklarına
شُرَكَآئِهِمْ ۗ
their partners
سَآءَ
ne kötü
مَا
hüküm veriyorlar
يَحْكُمُونَ
they judge

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: "Bu, Allah'a ait; şu da ortaklarımıza ait" demektedirler. Ortakları için olan hisse Allah'a ulaşmamakta, fakat Allah'a ayrılan hisse ortaklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür

Diyanet İşleri MealiKendi zanlarına göre, "Bu Allah'ındır, bu da putlarımızındır" diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı

6:137 📚 1
وَكَذَٰلِكَ زَيَّنَ لِكَثِيرࣲ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ قَتۡلَ أَوۡلَٰدِهِمۡ شُرَكَآؤُهُمۡ لِيُرۡدُوهُمۡ وَلِيَلۡبِسُواْ عَلَيۡهِمۡ دِينَهُمۡۖ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا فَعَلُوهُۖ فَذَرۡهُمۡ وَمَا يَفۡتَرُونَ
وَكَذَٰلِكَ
ve yine
زَيَّنَ
süslü gösterdiler
لِكَثِيرٍۢ
çoğuna
مِّنَ
müşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists
قَتْلَ
öldürmeyi
أَوْلَـٰدِهِمْ
evladlarını
شُرَكَآؤُهُمْ
ortakları
لِيُرْدُوهُمْ
onları mahvetsinler diye
وَلِيَلْبِسُوا۟
ve karıştırsınlar diye
عَلَيْهِمْ
kendi
دِينَهُمْ ۖ
dinlerini
وَلَوْ
eğer
شَآءَ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
مَا
bunu yapamazlardı
فَعَلُوهُ ۖ
(would) they have done so
فَذَرْهُمْ
öyleyse onları baş başa bırak
وَمَا
şeylerle
يَفْتَرُونَ
uydurdukları

Elmalılı Hamdi YazırYine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak

Diyanet İşleri MealiBöylece, putlara hizmet edenler, puta tapanların çoğunu helake sürüklemek, dinlerini karma karışık etmek için çocuklarını öldürmelerini onlara iyi göstermişlerdir. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları ve iftiralarını bir tarafa bırak

6:138 📚 1
وَقَالُواْ هَٰذِهِۦٓ أَنۡعَٰمࣱ وَحَرۡثٌ حِجۡرࣱ لَّا يَطۡعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعۡمِهِمۡ وَأَنۡعَٰمٌ حُرِّمَتۡ ظُهُورُهَا وَأَنۡعَٰمࣱ لَّا يَذۡكُرُونَ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا ٱفۡتِرَآءً عَلَيۡهِۚ سَيَجۡزِيهِم بِمَا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
وَقَالُوا۟
dediler ki
هَـٰذِهِۦٓ
bunlar
أَنْعَـٰمٌۭ
hayvanlardır
وَحَرْثٌ
ve ekinlerdir
حِجْرٌۭ
dokunulmaz
لَّا
yiyemez
يَطْعَمُهَآ
can eat them
إِلَّا
başkası
مَن
kimseden
نَّشَآءُ
bizim dilediğimiz
بِزَعْمِهِمْ
zanlarınca
وَأَنْعَـٰمٌ
ve hayvanlar
حُرِّمَتْ
yasaklanmış
ظُهُورُهَا
sırtı(na binilmesi)
وَأَنْعَـٰمٌۭ
ve hayvanlar
لَّا
anılmayan
يَذْكُرُونَ
they mention
ٱسْمَ
adı
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْهَا
üzerlerine
ٱفْتِرَآءً
iftira ederek
عَلَيْهِ ۚ
O'na (Allah'a)
سَيَجْزِيهِم
onları cezalandıracaktır
بِمَا
nedeniyle
كَانُوا۟
iftira etmeleri
يَفْتَرُونَ
invent

Elmalılı Hamdi YazırZanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır

Diyanet İşleri MealiBu hayvanlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yemesi yasaktır; bir kısım hayvanların sırtlarına yük vurmak da haramdır" iddiasında bulunarak ve bir kısım hayvanları keserken de Allah'ın adını anmamak suretiyle O'na iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karşı onları cezalandıracaktır

6:139
وَقَالُواْ مَا فِي بُطُونِ هَٰذِهِ ٱلۡأَنۡعَٰمِ خَالِصَةࣱ لِّذُكُورِنَا وَمُحَرَّمٌ عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِنَاۖ وَإِن يَكُن مَّيۡتَةࣰ فَهُمۡ فِيهِ شُرَكَآءُۚ سَيَجۡزِيهِمۡ وَصۡفَهُمۡۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمࣱ‏
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَا
olanlar
فِى
karınlarında
بُطُونِ
(the) wombs
هَـٰذِهِ
bu
ٱلْأَنْعَـٰمِ
hayvanların
خَالِصَةٌۭ
yalnız
لِّذُكُورِنَا
erkeklerimize aittir
وَمُحَرَّمٌ
ve haramdır
عَلَىٰٓ
üzerine
أَزْوَٰجِنَا ۖ
kadınlarımız
وَإِن
ve eğer
يَكُن
olursa
مَّيْتَةًۭ
ölü
فَهُمْ
o zaman hepsi
فِيهِ
onda
شُرَكَآءُ ۚ
ortaktır
سَيَجْزِيهِمْ
cezalarını verecektir
وَصْفَهُمْ ۚ
bu nitelendirmelerinin
إِنَّهُۥ
çünkü O
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır". Eğer ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir, her şeyi bilendir

Diyanet İşleri MealiBu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus olup, eşlerimize yasaktır. Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar" dediler. Allah bu türlü sözlerin cezasını verecektir, çünkü O hakimdir, bilendir

6:140 📚 1
قَدۡ خَسِرَ ٱلَّذِينَ قَتَلُوٓاْ أَوۡلَٰدَهُمۡ سَفَهَۢا بِغَيۡرِ عِلۡمࣲ وَحَرَّمُواْ مَا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ ٱفۡتِرَآءً عَلَى ٱللَّهِۚ قَدۡ ضَلُّواْ وَمَا كَانُواْ مُهۡتَدِينَ
قَدْ
muhakkak
خَسِرَ
ziyana uğrarlar
ٱلَّذِينَ
kimseler
قَتَلُوٓا۟
öldüren(ler)
أَوْلَـٰدَهُمْ
çocuklarını
سَفَهًۢا
beyinsizce
بِغَيْرِ
bilgisizlik yüzünden
عِلْمٍۢ
knowledge
وَحَرَّمُوا۟
ve haram kılanlar
مَا
kendilerine verdiği rızkı
رَزَقَهُمُ
(bas been) provided (to) them
ٱللَّهُ
Allah'ın
ٱفْتِرَآءً
iftira ederek
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ ۚ
Allah'a
قَدْ
muhakkak
ضَلُّوا۟
sapmışlardır
وَمَا
ve değillerdir
كَانُوا۟
onlar
مُهْتَدِينَ
yola gelici

Elmalılı Hamdi YazırBilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir

Diyanet İşleri MealiBeyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'a iftira ederek haram sayanlar mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değillerdi

6:141 📚 3
۞وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ جَنَّٰتࣲ مَّعۡرُوشَٰتࣲ وَغَيۡرَ مَعۡرُوشَٰتࣲ وَٱلنَّخۡلَ وَٱلزَّرۡعَ مُخۡتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَٰبِهࣰ ا وَغَيۡرَ مُتَشَٰبِهࣲۚ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثۡمَرَ وَءَاتُواْ حَقَّهُۥ يَوۡمَ حَصَادِهِۦۖ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
۞ وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِىٓ
ki
أَنشَأَ
yaratan
جَنَّـٰتٍۢ
bahçeleri
مَّعْرُوشَـٰتٍۢ
çardaklı
وَغَيْرَ
ve
مَعْرُوشَـٰتٍۢ
çardaksız
وَٱلنَّخْلَ
hurma(ları)
وَٱلزَّرْعَ
ve ekin(ler)i
مُخْتَلِفًا
çeşit çeşit
أُكُلُهُۥ
ürünleri
وَٱلزَّيْتُونَ
ve zeytinleri
وَٱلرُّمَّانَ
ve narları
مُتَشَـٰبِهًۭا
birbirine benzer
وَغَيْرَ
ve benzemez
مُتَشَـٰبِهٍۢ ۚ
similar
كُلُوا۟
yeyin
مِن
meyvasından
ثَمَرِهِۦٓ
its fruit
إِذَآ
zaman
أَثْمَرَ
meyva verdiği
وَءَاتُوا۟
ve verin
حَقَّهُۥ
hakkını (sadakasını)
يَوْمَ
günü
حَصَادِهِۦ ۖ
hasat
وَلَا
ve asla
تُسْرِفُوٓا۟ ۚ
israf etmeyin
إِنَّهُۥ
çünkü O
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُسْرِفِينَ
israf edenleri

Elmalılı Hamdi YazırAsmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; amaisraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez

Diyanet İşleri MealiÇardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah'tır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O'dur. Ürün verdiği zaman ürününden yiyin, devşirildiği ve biçildiği gün hakkını verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez

6:142 📚 1
وَمِنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ حَمُولَةࣰ وَفَرۡشࣰ اۚ كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ‏
وَمِنَ
hayvanlardan
ٱلْأَنْعَـٰمِ
the cattle
حَمُولَةًۭ
(kimi) yük taşır
وَفَرْشًۭا ۚ
(kiminin) tüyünden sergi yapılır
كُلُوا۟
yeyin
مِمَّا
size verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُ
(has been) provided (to) you
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَلَا
izlemeyin
تَتَّبِعُوا۟
follow
خُطُوَٰتِ
adımlarını
ٱلشَّيْطَـٰنِ ۚ
şeytanın
إِنَّهُۥ
zira o
لَكُمْ
sizin için
عَدُوٌّۭ
bir düşmandır
مُّبِينٌۭ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırHayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır

Diyanet İşleri MealiHayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah'tır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin, şeytana ayak uydurmayın, o size apaçık bir düşmandır

6:143 📚 2
ثَمَٰنِيَةَ أَزۡوَٰجࣲۖ مِّنَ ٱلضَّأۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَمِنَ ٱلۡمَعۡزِ ٱثۡنَيۡنِۗ قُلۡ ءَآلذَّكَرَيۡنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلۡأُنثَيَيۡنِ أَمَّا ٱشۡتَمَلَتۡ عَلَيۡهِ أَرۡحَامُ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۖ نَبِّـُٔونِي بِعِلۡمٍ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
ثَمَـٰنِيَةَ
sekiz
أَزْوَٰجٍۢ ۖ
çift
مِّنَ
koyundan
ٱلضَّأْنِ
the sheep
ٱثْنَيْنِ
iki
وَمِنَ
ve -den
ٱلْمَعْزِ
the goats
ٱثْنَيْنِ ۗ
iki
قُلْ
de ki
ءَآلذَّكَرَيْنِ
iki erkeği mi?
حَرَّمَ
haram etti
أَمِ
yoksa
ٱلْأُنثَيَيْنِ
iki dişiyi (mi?)
أَمَّا
yoksa
ٱشْتَمَلَتْ
bulunan(yavru)ları mı
عَلَيْهِ
rahimlerinde
أَرْحَامُ
(the) wombs
ٱلْأُنثَيَيْنِ ۖ
iki dişinin
نَبِّـُٔونِى
bana haber verin
بِعِلْمٍ
bilgi ile
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğru

Elmalılı Hamdi YazırSekiz çift: Koyundan iki, keçiden iki. De ki: "(Allah), iki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Eğer doğru iseniz bana ilimle haber verin

Diyanet İşleri MealiSekiz çift: Koyundan iki ve keçiden iki; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Doğru sözlü iseniz bana bilgiye dayanarak cevap verin

6:144 📚 1
وَمِنَ ٱلۡإِبِلِ ٱثۡنَيۡنِ وَمِنَ ٱلۡبَقَرِ ٱثۡنَيۡنِۗ قُلۡ ءَآلذَّكَرَيۡنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلۡأُنثَيَيۡنِ أَمَّا ٱشۡتَمَلَتۡ عَلَيۡهِ أَرۡحَامُ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۖ أَمۡ كُنتُمۡ شُهَدَآءَ إِذۡ وَصَّىٰكُمُ ٱللَّهُ بِهَٰذَاۚ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَمِنَ
ve
ٱلْإِبِلِ
deveden
ٱثْنَيْنِ
iki
وَمِنَ
ve -dan
ٱلْبَقَرِ
the cows
ٱثْنَيْنِ ۗ
iki
قُلْ
de ki
ءَآلذَّكَرَيْنِ
iki erkeği mi?
حَرَّمَ
haram etti
أَمِ
yoksa
ٱلْأُنثَيَيْنِ
iki dişiyi (mi?)
أَمَّا
yoksa
ٱشْتَمَلَتْ
bulunan(yavru)ları mı
عَلَيْهِ
Rahimlerinde
أَرْحَامُ
(the) wombs
ٱلْأُنثَيَيْنِ ۖ
iki dişinin
أَمْ
yoksa
كُنتُمْ
oldunuz
شُهَدَآءَ
şahidler (mi?)
إِذْ
zaman
وَصَّىٰكُمُ
size vasiyyet ettiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِهَـٰذَا ۚ
böyle
فَمَنْ
kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
uydurandan
ٱفْتَرَىٰ
invents
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًۭا
bir yalan
لِّيُضِلَّ
saptırmak için
ٱلنَّاسَ
insanları
بِغَيْرِ
olmaksızın
عِلْمٍ ۗ
bilgisi
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Elmalılı Hamdi YazırVe deveden iki, sığırdan iki. De ki: (Allah), "İki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Yoksa, Allah'ın size böyle vasiyet ettiğine şahitler mi oldunuz? (O'nun yanında mıydınız?). Böyle hiçbir bilgiye dayanmadan, insanları saptırmak için, Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz Allah, o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez

Diyanet İşleri MealiDeveden iki, sığırdan iki yaratmıştır; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz?" İnsanları, bilmediklerinden sapıtmak için Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim milleti doğru yola eriştirmez

6:145 📚 21
قُل لَّآ أَجِدُ فِي مَآ أُوحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَىٰ طَاعِمࣲ يَطۡعَمُهُۥٓ إِلَّآ أَن يَكُونَ مَيۡتَةً أَوۡ دَمࣰ ا مَّسۡفُوحًا أَوۡ لَحۡمَ خِنزِيرࣲ فَإِنَّهُۥ رِجۡسٌ أَوۡ فِسۡقًا أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغࣲ وَلَا عَادࣲ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
قُل
de ki
لَّآ
bulamıyorum
أَجِدُ
(do) I find
فِى
şeyde
مَآ
what
أُوحِىَ
vahyolunan
إِلَىَّ
bana
مُحَرَّمًا
bir haramlık
عَلَىٰ
üzerine
طَاعِمٍۢ
yemek
يَطْعَمُهُۥٓ
yiyen kimse
إِلَّآ
ancak hariçtir
أَن
olması
يَكُونَ
it be
مَيْتَةً
leş
أَوْ
yahut
دَمًۭا
kan
مَّسْفُوحًا
akıtılmış
أَوْ
yahut
لَحْمَ
eti
خِنزِيرٍۢ
domuz
فَإِنَّهُۥ
pistir-ki şüphesiz
رِجْسٌ
pistir
أَوْ
ya da
فِسْقًا
bir fısk
أُهِلَّ
boğazlanmış
لِغَيْرِ
başkası adına
ٱللَّهِ
Allah'tan
بِهِۦ ۚ
onun
فَمَنِ
ama kim
ٱضْطُرَّ
çaresiz kalırsa (yiyebilir)
غَيْرَ
saldırmaksızın
بَاغٍۢ
desiring
وَلَا
ve
عَادٍۢ
sınırı aşmaksızın
فَإِنَّ
çünkü
رَبَّكَ
Rabbin
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz etiki bu gerçekten pistir yahut Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)" Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir." Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder

6:146 📚 1
وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا كُلَّ ذِي ظُفُرࣲۖ وَمِنَ ٱلۡبَقَرِ وَٱلۡغَنَمِ حَرَّمۡنَا عَلَيۡهِمۡ شُحُومَهُمَآ إِلَّا مَا حَمَلَتۡ ظُهُورُهُمَآ أَوِ ٱلۡحَوَايَآ أَوۡ مَا ٱخۡتَلَطَ بِعَظۡمࣲۚ ذَٰلِكَ جَزَيۡنَٰهُم بِبَغۡيِهِمۡۖ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
وَعَلَى
ve
ٱلَّذِينَ
şunlara ki
هَادُوا۟
yahudilere
حَرَّمْنَا
haram ettik
كُلَّ
bütün
ذِى
olanları
ظُفُرٍۢ ۖ
tırnaklı(ları)
وَمِنَ
sığırın
ٱلْبَقَرِ
the cows
وَٱلْغَنَمِ
ve koyunun
حَرَّمْنَا
haram kıldık
عَلَيْهِمْ
onlara
شُحُومَهُمَآ
yağlarını
إِلَّا
hariç
مَا
taşıdıkları
حَمَلَتْ
carried
ظُهُورُهُمَآ
sırtlarının
أَوِ
yahut
ٱلْحَوَايَآ
bağırsaklarının
أَوْ
ya da
مَا
karışanlar
ٱخْتَلَطَ
(is) joined
بِعَظْمٍۢ ۚ
kemiğe
ذَٰلِكَ
böylece
جَزَيْنَـٰهُم
onları cezalandırdık
بِبَغْيِهِمْ ۖ
aşırılıkları yüzünden
وَإِنَّا
biz elbette
لَصَـٰدِقُونَ
doğru söyleyenleriz

Elmalılı Hamdi YazırYahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz

Diyanet İşleri MealiYahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür

6:147
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل رَّبُّكُمۡ ذُو رَحۡمَةࣲ وَٰسِعَةࣲ وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُهُۥ عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
فَإِن
eğer
كَذَّبُوكَ
seni yalanladılarsa
فَقُل
de ki
رَّبُّكُمْ
Rabbiniz
ذُو
sahibidir
رَحْمَةٍۢ
rahmet
وَٰسِعَةٍۢ
bol
وَلَا
(fakat)
يُرَدُّ
geri çevrilmez
بَأْسُهُۥ
O'nun azabı
عَنِ
toplumdan
ٱلْقَوْمِ
the people
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçlu

Elmalılı Hamdi YazırEğer seni yalanladılarsa, de ki: "Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı da suçlu toplumdan geri çevrilmez

Diyanet İşleri MealiSeni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti geniştir; O'nun azabı suçlu milletten geri çevrilemez" de

6:148 📚 3
سَيَقُولُ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ لَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشۡرَكۡنَا وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمۡنَا مِن شَيۡءࣲۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ حَتَّىٰ ذَاقُواْ بَأۡسَنَاۗ قُلۡ هَلۡ عِندَكُم مِّنۡ عِلۡمࣲ فَتُخۡرِجُوهُ لَنَآۖ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَخۡرُصُونَ
سَيَقُولُ
diyecekler ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَشْرَكُوا۟
ortak koşan(lar)
لَوْ
şayet
شَآءَ
isteseydi
ٱللَّهُ
Allah
مَآ
biz ortak koşmazdık
أَشْرَكْنَا
we (would) have associated partners (with Allah)
وَلَآ
babalarımız da
ءَابَآؤُنَا
our forefathers
وَلَا
haram yapmazdık
حَرَّمْنَا
we (would) have forbidden
مِن
hiçbir
شَىْءٍۢ ۚ
şeyi
كَذَٰلِكَ
öyle (demişlerdi)
كَذَّبَ
yalanlayanlar
ٱلَّذِينَ
onlardan önce
مِن
(were from)
قَبْلِهِمْ
before them
حَتَّىٰ
nihayet
ذَاقُوا۟
tadmışlardı
بَأْسَنَا ۗ
azabımızı
قُلْ
de ki
هَلْ
var mı?
عِندَكُم
yanınızda
مِّنْ
hiç
عِلْمٍۢ
bir bilgi
فَتُخْرِجُوهُ
çıka(rıp gösterece)ğiniz
لَنَآ ۖ
bize
إِن
siz uyuyorsunuz
تَتَّبِعُونَ
you follow
إِلَّا
sadece
ٱلظَّنَّ
zanna
وَإِنْ
ve eğer
أَنتُمْ
siz
إِلَّا
sadece
تَخْرُصُونَ
saçmalıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz

Diyanet İşleri MealiPuta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık" diyecekler; onlardan öncekiler de, Bizim şiddetli azabımızı tadana kadar böyle demişlerdi. Onlara "Bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de

6:149
قُلۡ فَلِلَّهِ ٱلۡحُجَّةُ ٱلۡبَٰلِغَةُۖ فَلَوۡ شَآءَ لَهَدَىٰكُمۡ أَجۡمَعِينَ
قُلْ
de ki
فَلِلَّهِ
Allah'ındır
ٱلْحُجَّةُ
delil
ٱلْبَـٰلِغَةُ ۖ
üstün olan
فَلَوْ
eğer
شَآءَ
dileseydi
لَهَدَىٰكُمْ
elbette doğru yola iletirdi
أَجْمَعِينَ
hepinizi

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "En kesin ve üstün delil, Allah'ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi

Diyanet İşleri MealiÜstün delil Allah'ın delilidir. O dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi" de

6:150 📚 2
قُلۡ هَلُمَّ شُهَدَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ يَشۡهَدُونَ أَنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَ هَٰذَاۖ فَإِن شَهِدُواْ فَلَا تَشۡهَدۡ مَعَهُمۡۚ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ وَهُم بِرَبِّهِمۡ يَعۡدِلُونَ
قُلْ
de ki
هَلُمَّ
haydi getirin
شُهَدَآءَكُمُ
tanrılarınızı
ٱلَّذِينَ
o ki
يَشْهَدُونَ
şahidlik edecek
أَنَّ
Allah'ın
ٱللَّهَ
Allah
حَرَّمَ
yasakladığına
هَـٰذَا ۖ
bunu
فَإِن
eğer
شَهِدُوا۟
şahidlik ederlerse
فَلَا
sen şahidlik etme
تَشْهَدْ
testify
مَعَهُمْ ۚ
onlarla beraber
وَلَا
ve
تَتَّبِعْ
uyma
أَهْوَآءَ
keyiflerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(ların)
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَٱلَّذِينَ
ve kimselerin
لَا
ve inanmayanların
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
وَهُم
ve onlar
بِرَبِّهِمْ
Rablerine
يَعْدِلُونَ
eş tutmaktadırlar

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Haydi, Allah bunu yasak etti diye tanıklık edecek şahitlerinizi getirin.". Eğer onlar şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların keyiflerine uyma. Çünkü onlar Rablerine başkasını denk tutuyorlar

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Allah'ın bunu haram kıldığına şahidlik edecek şahidlerinizi getirin". Şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar

6:151 📚 18
۞قُلۡ تَعَالَوۡاْ أَتۡلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمۡ عَلَيۡكُمۡۖ أَلَّا تُشۡرِكُواْ بِهِۦ شَيۡـࣰٔ اۖ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنࣰ اۖ وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُم مِّنۡ إِمۡلَٰقࣲ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكُمۡ وَإِيَّاهُمۡۖ وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَۖ وَلَا تَقۡتُلُواْ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ
۞ قُلْ
de ki
تَعَالَوْا۟
gelin
أَتْلُ
okuyayım
مَا
şeyleri
حَرَّمَ
haram kıldığı
رَبُّكُمْ
Rabbinizin
عَلَيْكُمْ ۖ
size
أَلَّا
asla
تُشْرِكُوا۟
ortak koşmayın
بِهِۦ
O'na
شَيْـًۭٔا ۖ
hiçbir şeyi
وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ
ve ana babaya
إِحْسَـٰنًۭا ۖ
iyilik edin
وَلَا
ve
تَقْتُلُوٓا۟
öldürmeyin
أَوْلَـٰدَكُم
çocuklarınızı
مِّنْ
fakirlik korkusuyla
إِمْلَـٰقٍۢ ۖ
poverty
نَّحْنُ
biz
نَرْزُقُكُمْ
sizi besliyoruz
وَإِيَّاهُمْ ۖ
onları
وَلَا
yaklaşmayın
تَقْرَبُوا۟
go near
ٱلْفَوَٰحِشَ
fuhuşlara
مَا
ne
ظَهَرَ
açığına
مِنْهَا
onun
وَمَا
ve nede
بَطَنَ ۖ
kapalısına
وَلَا
ve kıymayın
تَقْتُلُوا۟
kill
ٱلنَّفْسَ
cana
ٱلَّتِى
yasakladığı
حَرَّمَ
has (been) forbidden
ٱللَّهُ
Allah'ın
إِلَّا
olmadan
بِٱلْحَقِّ ۚ
hak ile
ذَٰلِكُمْ
işte
وَصَّىٰكُم
size tavsiye etti
بِهِۦ
bunları
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَعْقِلُونَ
düşünürsünüz

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır

6:152 📚 5
وَلَا تَقۡرَبُواْ مَالَ ٱلۡيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ أَشُدَّهُۥۚ وَأَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَٱلۡمِيزَانَ بِٱلۡقِسۡطِۖ لَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۖ وَإِذَا قُلۡتُمۡ فَٱعۡدِلُواْ وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰۖ وَبِعَهۡدِ ٱللَّهِ أَوۡفُواْۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
وَلَا
yaklaşmayın
تَقْرَبُوا۟
go near
مَالَ
malına
ٱلْيَتِيمِ
yetimin
إِلَّا
müstesna
بِٱلَّتِى
(olması)
هِىَ
onun
أَحْسَنُ
en güzel biçimde
حَتَّىٰ
kadar
يَبْلُغَ
erişinceye
أَشُدَّهُۥ ۖ
erginlik çağına
وَأَوْفُوا۟
ve tam yapın
ٱلْكَيْلَ
ölçü
وَٱلْمِيزَانَ
ve tartıyı
بِٱلْقِسْطِ ۖ
adaletle
لَا
biz teklif etmeyiz
نُكَلِّفُ
We burden
نَفْسًا
kişiye
إِلَّا
dışındakini
وُسْعَهَا ۖ
gücünün yettiğinden
وَإِذَا
ve zaman
قُلْتُمْ
söylediğiniz
فَٱعْدِلُوا۟
adalet yapın
وَلَوْ
eğer
كَانَ
olsa da
ذَا
akrabanız
قُرْبَىٰ ۖ
a near relative
وَبِعَهْدِ
ve tutun
ٱللَّهِ
Allah'a
أَوْفُوا۟ ۚ
verdiğiniz sözü
ذَٰلِكُمْ
işte
وَصَّىٰكُم
size tavsiye etti.
بِهِۦ
bunları
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَذَكَّرُونَ
öğüt alırsınız

Elmalılı Hamdi YazırYetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir

Diyanet İşleri MealiYetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır

6:153 📚 8
وَأَنَّ هَٰذَا صِرَٰطِي مُسۡتَقِيمࣰ ا فَٱتَّبِعُوهُۖ وَلَا تَتَّبِعُواْ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمۡ عَن سَبِيلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
وَأَنَّ
ve işte
هَـٰذَا
budur
صِرَٰطِى
benim yolum
مُسْتَقِيمًۭا
dosdoğru
فَٱتَّبِعُوهُ ۖ
ona uyun
وَلَا
uymayın
تَتَّبِعُوا۟
follow
ٱلسُّبُلَ
yollara
فَتَفَرَّقَ
ayırmasın
بِكُمْ
sizi
عَن
O'nun yolundan
سَبِيلِهِۦ ۚ
His path
ذَٰلِكُمْ
böylece
وَصَّىٰكُم
size tavsiye etti
بِهِۦ
kendisiyle
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَتَّقُونَ
korunursunuz

Elmalılı Hamdi Yazırİşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiştir

Diyanet İşleri MealiBu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır

6:154
ثُمَّ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِيٓ أَحۡسَنَ وَتَفۡصِيلࣰ ا لِّكُلِّ شَيۡءࣲ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣰ لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ
ثُمَّ
sonra
ءَاتَيْنَا
verdik
مُوسَى
Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
تَمَامًا
(ni'metimizi) tamamlamak için
عَلَى
üzerine
ٱلَّذِىٓ
kimselere
أَحْسَنَ
iyilik eden(lere)
وَتَفْصِيلًۭا
ve açıklamak (için)
لِّكُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyi
وَهُدًۭى
ve yola iletici
وَرَحْمَةًۭ
ve rahmet olarak
لَّعَلَّهُم
umulur ki
بِلِقَآءِ
kavuşacaklarına
رَبِّهِمْ
Rablerine
يُؤْمِنُونَ
inanırlar

Elmalılı Hamdi YazırSonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi açıklamak ve doğru yola iletici ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitab'ı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar

Diyanet İşleri MealiSonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak, doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitap'ı verdik. Rablerine kavuşacaklarına belki artık inanırlar

6:155
وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ مُبَارَكࣱ فَٱتَّبِعُوهُ وَٱتَّقُواْ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
وَهَـٰذَا
işte bu (Kur'an) da
كِتَـٰبٌ
Kitaptır
أَنزَلْنَـٰهُ
indirdiğimiz
مُبَارَكٌۭ
mübarek
فَٱتَّبِعُوهُ
O'na uyun
وَٱتَّقُوا۟
ve korunun
لَعَلَّكُمْ
umulur ki siz
تُرْحَمُونَ
merhamet olunursunuz

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (Kur'ân) da mübarek bir Kitap'tır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah'tan korkun ki, size rahmet edilsin

Diyanet İşleri MealiBu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız

6:156
أَن تَقُولُوٓاْ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلۡكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيۡنِ مِن قَبۡلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمۡ لَغَٰفِلِينَ
أَن
demeyesiniz
تَقُولُوٓا۟
you say
إِنَّمَآ
yalnız
أُنزِلَ
indirildi
ٱلْكِتَـٰبُ
Kitap
عَلَىٰ
üzerine
طَآئِفَتَيْنِ
iki topluluk
مِن
bizden önceki
قَبْلِنَا
before us
وَإِن
biz ise idik
كُنَّا
we were
عَن
onların okumasından
دِرَاسَتِهِمْ
their study
لَغَـٰفِلِينَ
habersiz

Elmalılı Hamdi Yazır(Onu size indirdik ki:) "Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa (yahudi ve hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)" demeyesiniz

Diyanet İşleri MealiBu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız

6:157
أَوۡ تَقُولُواْ لَوۡ أَنَّآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا ٱلۡكِتَٰبُ لَكُنَّآ أَهۡدَىٰ مِنۡهُمۡۚ فَقَدۡ جَآءَكُم بَيِّنَةࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱۚ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَصَدَفَ عَنۡهَاۗ سَنَجۡزِي ٱلَّذِينَ يَصۡدِفُونَ عَنۡ ءَايَٰتِنَا سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يَصۡدِفُونَ
أَوْ
yahut
تَقُولُوا۟
demeyesiniz
لَوْ
eğer
أَنَّآ
şüphesiz ki
أُنزِلَ
indirilseydi
عَلَيْنَا
bize
ٱلْكِتَـٰبُ
Kitap
لَكُنَّآ
biz olurduk
أَهْدَىٰ
daha doğru yolda
مِنْهُمْ ۚ
onlardan
فَقَدْ
işte
جَآءَكُم
size de geldi
بَيِّنَةٌۭ
açık delil
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
وَهُدًۭى
ve hidayet
وَرَحْمَةٌۭ ۚ
ve rahmet
فَمَنْ
kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّن
kimseden
كَذَّبَ
yalanlayıp
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَصَدَفَ
ve yüz çeviren
عَنْهَا ۗ
onlardan
سَنَجْزِى
cezalandıracağız
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يَصْدِفُونَ
yüz çevirenleri
عَنْ
ayetlerimizden
ءَايَـٰتِنَا
Our Signs
سُوٓءَ
en kötüsüyle
ٱلْعَذَابِ
azabın
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
yüz çevirmelerinden
يَصْدِفُونَ
turn away

Elmalılı Hamdi YazırYahut: "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk", demeyesiniz. İşte size de Rabbinizden açık delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah'ın âyetlerini yalanlayıp, onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri sebebiyle azabın en kötüsüyle cezalandıracağız

Diyanet İşleri MealiBu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız

6:158
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ رَبُّكَ أَوۡ يَأۡتِيَ بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَۗ يَوۡمَ يَأۡتِي بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفۡسًا إِيمَٰنُهَا لَمۡ تَكُنۡ ءَامَنَتۡ مِن قَبۡلُ أَوۡ كَسَبَتۡ فِيٓ إِيمَٰنِهَا خَيۡرࣰ اۗ قُلِ ٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
هَلْ
mı?
يَنظُرُونَ
bekliyorlar
إِلَّآ
ille
أَن
gelmesini
تَأْتِيَهُمُ
comes to them
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
meleklerin
أَوْ
yahut
يَأْتِىَ
gelmesini
رَبُّكَ
Rabbinin
أَوْ
ya da
يَأْتِىَ
gelmesini
بَعْضُ
bazı
ءَايَـٰتِ
ayetlerinin
رَبِّكَ ۗ
Rabbinin
يَوْمَ
gün
يَأْتِى
geldiği
بَعْضُ
bazı
ءَايَـٰتِ
ayetleri
رَبِّكَ
Rabbinin
لَا
fayda sağlamaz
يَنفَعُ
will benefit
نَفْسًا
kimseye
إِيمَـٰنُهَا
inanması
لَمْ
hiç
تَكُنْ
etmemiş
ءَامَنَتْ
iman
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
أَوْ
ya da
كَسَبَتْ
kazanmamış olan
فِىٓ
imanında
إِيمَـٰنِهَا
its faith
خَيْرًۭا ۗ
bir hayır
قُلِ
de ki
ٱنتَظِرُوٓا۟
bekleyin
إِنَّا
biz de
مُنتَظِرُونَ
beklemekteyiz

Elmalılı Hamdi Yazır(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) işaretlerinin geldiği gün, daha önce iman etmemiş, yahut imanında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz

Diyanet İşleri MealiOnlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: "Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz" de

6:159
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمۡ وَكَانُواْ شِيَعࣰ ا لَّسۡتَ مِنۡهُمۡ فِي شَيۡءٍۚ إِنَّمَآ أَمۡرُهُمۡ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ
إِنَّ
gerçekten
ٱلَّذِينَ
kimseler
فَرَّقُوا۟
parça parça eden
دِينَهُمْ
dinlerini;
وَكَانُوا۟
ve olanlar (var ya)
شِيَعًۭا
grup grup
لَّسْتَ
senin yoktur
مِنْهُمْ
onlarla
فِى
hiçbir (ilişkin)
شَىْءٍ ۚ
anything
إِنَّمَآ
ancak
أَمْرُهُمْ
onların işi
إِلَى
Allah'a (kalmış)tır
ٱللَّهِ
Allah
ثُمَّ
sonra
يُنَبِّئُهُم
onlara haber verecektir
بِمَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَفْعَلُونَ
yapıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırDinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir

Diyanet İşleri MealiFırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir

6:160 📚 12
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشۡرُ أَمۡثَالِهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَا وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
مَن
kim
جَآءَ
gelirse
بِٱلْحَسَنَةِ
bir iyilikle
فَلَهُۥ
ona vardır
عَشْرُ
on (katı)
أَمْثَالِهَا ۖ
o(getirdiği)nin
وَمَن
ve kim
جَآءَ
gelirse
بِٱلسَّيِّئَةِ
bir kötülükle
فَلَا
cezalandırılmaz
يُجْزَىٰٓ
he will be recompensed
إِلَّا
dışında
مِثْلَهَا
onun dengi
وَهُمْ
ve onlar
لَا
haksızlığa uğratılmazlar
يُظْلَمُونَ
(be) wronged

Elmalılı Hamdi YazırKim iyilik getirirse, ona o (getirdiği)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa uğratılmazlar

Diyanet İşleri MealiKim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz

6:161
قُلۡ إِنَّنِي هَدَىٰنِي رَبِّيٓ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ دِينࣰ ا قِيَمࣰ ا مِّلَّةَ إِبۡرَٰهِيمَ حَنِيفࣰ اۚ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
قُلْ
de ki
إِنَّنِى
muhakkak beni
هَدَىٰنِى
beni iletti
رَبِّىٓ
Rabbim
إِلَىٰ
yola
صِرَٰطٍۢ
a path
مُّسْتَقِيمٍۢ
dosdoğru
دِينًۭا
dine
قِيَمًۭا
dosdoğru
مِّلَّةَ
dinine
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in
حَنِيفًۭا ۚ
hanif
وَمَا
O değildi
كَانَ
he was
مِنَ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Rabbim, beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine. O, ortak koşanlardan değildi

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine iletmiştir" de

6:162 📚 8
قُلۡ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحۡيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
صَلَاتِى
benim namazım
وَنُسُكِى
ve ibadetim
وَمَحْيَاىَ
ve hayatım
وَمَمَاتِى
ve ölümüm
لِلَّهِ
Allah içindir
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir

6:163 📚 5
لَا شَرِيكَ لَهُۥۖ وَبِذَٰلِكَ أُمِرۡتُ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ
لَا
yoktur
شَرِيكَ
ortağı
لَهُۥ ۖ
O'nun
وَبِذَٰلِكَ
ve böyle
أُمِرْتُ
bana emrolundu
وَأَنَا۠
ve ben
أَوَّلُ
ilkiyim
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslümanların

Elmalılı Hamdi YazırOnun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim

Diyanet İşleri MealiO'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim

6:164 📚 3
قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡغِي رَبࣰّ ا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيۡءࣲۚ وَلَا تَكۡسِبُ كُلُّ نَفۡسٍ إِلَّا عَلَيۡهَاۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرۡجِعُكُمۡ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ
قُلْ
de ki
أَغَيْرَ
başka mı?
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَبْغِى
arayayım
رَبًّۭا
Rab
وَهُوَ
(halbuki) O
رَبُّ
Rabbi iken
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ ۚ
şeyin
وَلَا
kazanmaz
تَكْسِبُ
earns
كُلُّ
hiç
نَفْسٍ
kimse
إِلَّا
başkasını
عَلَيْهَا ۚ
kendisine ait olandan
وَلَا
ve
تَزِرُ
taşımaz
وَازِرَةٌۭ
taşıyan (hiç kimse)
وِزْرَ
yükünü
أُخْرَىٰ ۚ
bir başkasının
ثُمَّ
sonra
إِلَىٰ
Rabbinizedir
رَبِّكُم
your Lord
مَّرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
فَيُنَبِّئُكُم
size haber verecektir
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
فِيهِ
onda
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyor

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Allah herşeyin Rabbi iken, ben O'ndan başka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse, bir başkasının (günah) yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir

6:165 📚 1
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَكُمۡ خَلَٰٓئِفَ ٱلۡأَرۡضِ وَرَفَعَ بَعۡضَكُمۡ فَوۡقَ بَعۡضࣲ دَرَجَٰتࣲ لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۗ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ ٱلۡعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورࣱ رَّحِيمُۢ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
sizi yapan
جَعَلَكُمْ
(has) made you
خَلَـٰٓئِفَ
halifeleri
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünün
وَرَفَعَ
ve üstün kılan
بَعْضَكُمْ
kiminizi
فَوْقَ
üzerine
بَعْضٍۢ
kiminiz
دَرَجَـٰتٍۢ
derecelerle
لِّيَبْلُوَكُمْ
sizi denemek için
فِى
şeylerde
مَآ
what
ءَاتَىٰكُمْ ۗ
size verdiği
إِنَّ
doğrusu
رَبَّكَ
Rabbin
سَرِيعُ
çabuk olandır
ٱلْعِقَابِ
cezası
وَإِنَّهُۥ
ve O
لَغَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۢ
esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırSizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde, sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve O, bağışlayan, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiVerdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması süratlidir. Şüphesiz O bağışlar, merhamet eder

← Önceki Sonraki →

6. Al-An'aam Suresi | Anlam Arayışı