☪ Anlam Arayışı

25. Al-Furqaan سُورَةُ الفُرۡقَانِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
25:1 📚 1
تَبَارَكَ ٱلَّذِي نَزَّلَ ٱلۡفُرۡقَانَ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦ لِيَكُونَ لِلۡعَٰلَمِينَ نَذِيرًا
تَبَارَكَ
pek kutludur
ٱلَّذِى
indiren
نَزَّلَ
sent down
ٱلْفُرْقَانَ
Furkanı
عَلَىٰ
üzerine
عَبْدِهِۦ
kulu
لِيَكُونَ
olması için
لِلْعَـٰلَمِينَ
alemlere
نَذِيرًا
uyarıcı

Yusuf AliBlessed is He who sent down the criterion to His servant, that it may be an admonition to all creatures

Elmalılı Hamdi YazırTebareke" ne yüce feyyazdır o ki, dünyaları uyarmak üzere kulu Muhammed'e, hakkı batıldan ayırdeden Kur'ân'ı indirdi

25:2 📚 7
ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَمۡ يَتَّخِذۡ وَلَدࣰ ا وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكࣱ فِي ٱلۡمُلۡكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيۡءࣲ فَقَدَّرَهُۥ تَقۡدِيرࣰ ا
ٱلَّذِى
öyle ki
لَهُۥ
O'nundur
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَلَمْ
ve
يَتَّخِذْ
O edinmemiştir
وَلَدًۭا
bir çocuk
وَلَمْ
ve
يَكُن
yoktur
لَّهُۥ
O'nun
شَرِيكٌۭ
ortağı
فِى
mülkünde
ٱلْمُلْكِ
the dominion
وَخَلَقَ
ve yaratmıştır
كُلَّ
her
شَىْءٍۢ
şeyi
فَقَدَّرَهُۥ
ve takdir etmiştir ona
تَقْدِيرًۭا
ölçü biçim ve düzen

Yusuf AliHe to whom belongs the dominion of the heavens and the earth: no son has He begotten, nor has He a partner in His dominion: it is He who created all things, and ordered them in due proportions

Elmalılı Hamdi YazırO öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı yoktur. O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir

25:3
وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةࣰ لَّا يَخۡلُقُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ وَلَا يَمۡلِكُونَ لِأَنفُسِهِمۡ ضَرࣰّ ا وَلَا نَفۡعࣰ ا وَلَا يَمۡلِكُونَ مَوۡتࣰ ا وَلَا حَيَوٰةࣰ وَلَا نُشُورࣰ ا
وَٱتَّخَذُوا۟
ve edindiler
مِن
O'ndan ayrı olarak
دُونِهِۦٓ
besides Him
ءَالِهَةًۭ
birtakım tanrılar
لَّا
yaratmayan
يَخْلُقُونَ
they create
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
وَهُمْ
ve kendileri
يُخْلَقُونَ
yaratılan
وَلَا
ve
يَمْلِكُونَ
güçleri yetmeyen
لِأَنفُسِهِمْ
kendilerine dahi
ضَرًّۭا
zarar vermeye
وَلَا
ne de
نَفْعًۭا
yarar vermeye
وَلَا
ve
يَمْلِكُونَ
güçleri yetmeyen
مَوْتًۭا
öldüremeye
وَلَا
ne de
حَيَوٰةًۭ
yaşatamaya
وَلَا
ve ne de
نُشُورًۭا
(ölüleri diriltip) kaldıramaya

Yusuf AliYet have they taken, besides him, gods that can create nothing but are themselves created; that have no control of hurt or good to themselves; nor can they control death nor life nor resurrection

Elmalılı Hamdi YazırKâfirler, O'nu bırakıp bir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler

25:4
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ إِفۡكٌ ٱفۡتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيۡهِ قَوۡمٌ ءَاخَرُونَۖ فَقَدۡ جَآءُو ظُلۡمࣰ ا وَزُورࣰ ا
وَقَالَ
ve dedi ki
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّآ
başka bir şey
إِفْكٌ
yalandan
ٱفْتَرَىٰهُ
onu uydurdu
وَأَعَانَهُۥ
ve yardım etti
عَلَيْهِ
kendisine
قَوْمٌ
bir topluluk
ءَاخَرُونَ ۖ
başka
فَقَدْ
böylece
جَآءُو
vardılar
ظُلْمًۭا
kesin bir haksızlığa
وَزُورًۭا
ve iftiraya

Yusuf AliBut the misbelievers say: "Naught is this but a lie which he has forged, and others have helped him at it." In truth it is they who have put forward an iniquity and a falsehood

Elmalılı Hamdi Yazırİnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular

25:5 📚 1
وَقَالُوٓاْ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٱكۡتَتَبَهَا فَهِيَ تُمۡلَىٰ عَلَيۡهِ بُكۡرَةࣰ وَأَصِيلࣰ ا
وَقَالُوٓا۟
ve dediler
أَسَـٰطِيرُ
masalları
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin
ٱكْتَتَبَهَا
onları yazmış
فَهِىَ
onlar
تُمْلَىٰ
yazdırılıyor
عَلَيْهِ
kendisine
بُكْرَةًۭ
sabah
وَأَصِيلًۭا
ve akşam

Yusuf AliAnd they say: "Tales of the ancients, which he has caused to be written: and they are dictated before him morning and evening

Elmalılı Hamdi YazırKur'ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler

25:6 📚 2
قُلۡ أَنزَلَهُ ٱلَّذِي يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
قُلْ
de ki
أَنزَلَهُ
onu indirdi
ٱلَّذِى
bilen
يَعْلَمُ
knows
ٱلسِّرَّ
gizleri
فِى
göklerdeki
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerdeki
إِنَّهُۥ
şüphesiz o
كَانَ
çok bağışlayandır
غَفُورًۭا
Oft-Forgiving
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Yusuf AliSay: "The (Qur'an) was sent down by Him who knows the mystery (that is) in the heavens and the earth: verily He is Oft-Forgiving, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir

25:7 📚 1
وَقَالُواْ مَالِ هَٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأۡكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمۡشِي فِي ٱلۡأَسۡوَاقِ لَوۡلَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَلَكࣱ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَالِ
ne oluyor ki?
هَـٰذَا
bu
ٱلرَّسُولِ
elçiye
يَأْكُلُ
yiyor
ٱلطَّعَامَ
yemek
وَيَمْشِى
ve geziyor
فِى
çarşılarda
ٱلْأَسْوَاقِ ۙ
the markets
لَوْلَآ
değil mi?
أُنزِلَ
indirilmeli
إِلَيْهِ
ona
مَلَكٌۭ
bir melek
فَيَكُونَ
olsun
مَعَهُۥ
kendisiyle beraber
نَذِيرًا
uyarıcı

Yusuf AliAnd they say: "What sort of an apostle is this, who eats food, and walks through the streets? Why has not an angel been sent down to him to give admonition with him

Elmalılı Hamdi YazırŞöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya

25:8
أَوۡ يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةࣱ يَأۡكُلُ مِنۡهَاۚ وَقَالَ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلࣰ ا مَّسۡحُورًا
أَوْ
yahut değil mi?
يُلْقَىٰٓ
atılmalı
إِلَيْهِ
üstüne
كَنزٌ
bir hazine
أَوْ
yahut
تَكُونُ
olmalı değil mi?
لَهُۥ
kendisinin
جَنَّةٌۭ
bir bahçesi
يَأْكُلُ
yiyeceği
مِنْهَا ۚ
ondan (ürününden)
وَقَالَ
ve dediler ki
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimler
إِن
siz uymuyorsunuz
تَتَّبِعُونَ
you follow
إِلَّا
başkasına
رَجُلًۭا
bir adam(dan)
مَّسْحُورًا
büyülenmiş

Yusuf AliOr (Why) has not a treasure been bestowed on him, or why has he (not) a garden for enjoyment?" The wicked say: "Ye follow none other than a man bewitched

Elmalılı Hamdi YazırYahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler

25:9
ٱنظُرۡ كَيۡفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلۡأَمۡثَٰلَ فَضَلُّواْ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ سَبِيلࣰ ا
ٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
ضَرَبُوا۟
misal verdiler
لَكَ
senin için
ٱلْأَمْثَـٰلَ
benzetmelerle
فَضَلُّوا۟
saptılar
فَلَا
artık
يَسْتَطِيعُونَ
bulamazlar
سَبِيلًۭا
yolu

Yusuf AliSee what kinds of comparisons they make for thee! But they have gone astray, and never a way will they be able to find

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar

25:10
تَبَارَكَ ٱلَّذِيٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيۡرࣰ ا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ وَيَجۡعَل لَّكَ قُصُورَۢا
تَبَارَكَ
yücedir
ٱلَّذِىٓ
O ki
إِن
eğer
شَآءَ
dilerse
جَعَلَ
verir
لَكَ
sana
خَيْرًۭا
daha hayırlısını
مِّن
bundan
ذَٰلِكَ
that
جَنَّـٰتٍۢ
bahçeler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
وَيَجْعَل
ve yapar
لَّكَ
senin için
قُصُورًۢا
saraylar

Yusuf AliBlessed is He who, if that were His will, could give thee better (things) than those,- Gardens beneath which rivers flow; and He could give thee palaces (secure to dwell in)

Elmalılı Hamdi YazırÖyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana köşkler de yapar

25:11
بَلۡ كَذَّبُواْ بِٱلسَّاعَةِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِيرًا
بَلْ
bilakis
كَذَّبُوا۟
onlar yalanladılar
بِٱلسَّاعَةِ ۖ
(duruşma) sa'atini
وَأَعْتَدْنَا
ve biz hazırlamışızdır
لِمَن
kimselere
كَذَّبَ
yalanlayan
بِٱلسَّاعَةِ
sa'ati
سَعِيرًا
alevli bir ateş

Yusuf AliNay they deny the hour (of the judgment to come): but We have prepared a blazing fire for such as deny the hour

Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar o saati (kıyameti) de yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırladık

25:12 📚 2
إِذَا رَأَتۡهُم مِّن مَّكَانِۭ بَعِيدࣲ سَمِعُواْ لَهَا تَغَيُّظࣰ ا وَزَفِيرࣰ ا
إِذَا
ne zaman ki
رَأَتْهُم
onları görünce
مِّن
bir yerden
مَّكَانٍۭ
a place
بَعِيدٍۢ
uzak
سَمِعُوا۟
onlar işitirler
لَهَا
bunun
تَغَيُّظًۭا
öfkesini
وَزَفِيرًۭا
ve homurtusunu

Yusuf AliWhen it sees them from a place fAr off, they will hear its fury and its ranging sigh

Elmalılı Hamdi YazırKi, cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun bir hışımlanmasını (kaynamasını) ve uğultusunu işitirler

25:13
وَإِذَآ أُلۡقُواْ مِنۡهَا مَكَانࣰ ا ضَيِّقࣰ ا مُّقَرَّنِينَ دَعَوۡاْ هُنَالِكَ ثُبُورࣰ ا
وَإِذَآ
ve zaman
أُلْقُوا۟
atıldıkları
مِنْهَا
onun
مَكَانًۭا
bir yerine
ضَيِّقًۭا
dar
مُّقَرَّنِينَ
bağlı olarak
دَعَوْا۟
çağırırlar
هُنَالِكَ
orada
ثُبُورًۭا
helâki

Yusuf AliAnd when they are cast, bound together into a constricted place therein, they will pLead for destruction there and then

Elmalılı Hamdi YazırElleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler

25:14
لَّا تَدۡعُواْ ٱلۡيَوۡمَ ثُبُورࣰ ا وَٰحِدࣰ ا وَٱدۡعُواْ ثُبُورࣰ ا كَثِيرࣰ ا
لَّا
çağırmayın
تَدْعُوا۟
call
ٱلْيَوْمَ
bugün
ثُبُورًۭا
helâki
وَٰحِدًۭا
bir tek
وَٱدْعُوا۟
çağırın
ثُبُورًۭا
helâki
كَثِيرًۭا
birçok

Yusuf AliThis day plead not for a single destruction: plead for destruction oft- repeated

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara şöyle denilir) Bu gün bir yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin

25:15
قُلۡ أَذَٰلِكَ خَيۡرٌ أَمۡ جَنَّةُ ٱلۡخُلۡدِ ٱلَّتِي وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۚ كَانَتۡ لَهُمۡ جَزَآءࣰ وَمَصِيرࣰ ا
قُلْ
de ki
أَذَٰلِكَ
bu mu?
خَيْرٌ
daha iyi
أَمْ
yoksa
جَنَّةُ
cennet (mi?)
ٱلْخُلْدِ
ebedi
ٱلَّتِى
va'dedilen
وُعِدَ
is promised
ٱلْمُتَّقُونَ ۚ
muttakilere
كَانَتْ
olan
لَهُمْ
onlar için
جَزَآءًۭ
mükafat
وَمَصِيرًۭا
ve varış yeri

Yusuf AliSay: "Is that best, or the eternal garden, promised to the righteous? for them, that is a reward as well as a goal (of attainment)

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Çünkü orası, onlar için bir mükafattır ve bir varış yeridir

25:16
لَّهُمۡ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ خَٰلِدِينَۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعۡدࣰ ا مَّسۡـُٔولࣰ ا
لَّهُمْ
onlara vardır
فِيهَا
orada
مَا
ne
يَشَآءُونَ
istiyorlarsa
خَـٰلِدِينَ ۚ
ve sürekli kalırlar
كَانَ
bu
عَلَىٰ
üzerine
رَبِّكَ
Rabbinin
وَعْدًۭا
bir va'didir
مَّسْـُٔولًۭا
sorumluluk gerektiren

Yusuf AliFor them there will be therein all that they wish for: they will dwell (there) for aye: A promise to be prayed for from thy Lord

Elmalılı Hamdi YazırOnlar için orada ne isterlerse var, hem orada ebedî kalacaklar. Çünkü bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaaddir

25:17
وَيَوۡمَ يَحۡشُرُهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَقُولُ ءَأَنتُمۡ أَضۡلَلۡتُمۡ عِبَادِي هَٰٓؤُلَآءِ أَمۡ هُمۡ ضَلُّواْ ٱلسَّبِيلَ
وَيَوْمَ
ve gün
يَحْشُرُهُمْ
onları toplayacağı
وَمَا
şeyleri
يَعْبُدُونَ
taptıkları
مِن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
فَيَقُولُ
der ki
ءَأَنتُمْ
siz mi?
أَضْلَلْتُمْ
saptırdınız
عِبَادِى
kullarımı
هَـٰٓؤُلَآءِ
bu
أَمْ
yoksa
هُمْ
kendileri (mi)
ضَلُّوا۟
sapıttılar
ٱلسَّبِيلَ
yolu

Yusuf AliThe day He will gather them together as well as those whom they worship besides God, He will ask: "Was it ye who let these My servants astray, or did they stray from the Path themselves

Elmalılı Hamdi YazırHele o gün Rabbin onları Allah'tan başka taptıkları şeylerle toplar da, der ki: "Siz mi saptırdınız şu kullarımı, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler

25:18
قَالُواْ سُبۡحَٰنَكَ مَا كَانَ يَنۢبَغِي لَنَآ أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنۡ أَوۡلِيَآءَ وَلَٰكِن مَّتَّعۡتَهُمۡ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ نَسُواْ ٱلذِّكۡرَ وَكَانُواْ قَوۡمَۢا بُورࣰ ا
قَالُوا۟
derler ki
سُبْحَـٰنَكَ
senin şanın yücedir
مَا
değildi
كَانَ
it was proper
يَنۢبَغِى
yaraşır
لَنَآ
bize
أَن
edinmek
نَّتَّخِذَ
we take
مِن
senden başka
دُونِكَ
besides You
مِنْ
veliler
أَوْلِيَآءَ
protectors
وَلَـٰكِن
fakat
مَّتَّعْتَهُمْ
sen onları ni'metlendirdin
وَءَابَآءَهُمْ
ve atalarını
حَتَّىٰ
kadar
نَسُوا۟
unutuncaya
ٱلذِّكْرَ
anmayı
وَكَانُوا۟
ve oldular
قَوْمًۢا
bir topluluk
بُورًۭا
helaki hak eden

Yusuf AliThey will say: "Glory to Thee! not meet was it for us that we should take for protectors others besides Thee: But Thou didst bestow, on them and their fathers, good things (in life), until they forgot the Message: for they were a people (worthl ess and) lost

Elmalılı Hamdi YazırOnlar: "Sübhansın seni tenzih ederiz. Seni bırakıp da senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular." derler

25:19
فَقَدۡ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسۡتَطِيعُونَ صَرۡفࣰ ا وَلَا نَصۡرࣰ اۚ وَمَن يَظۡلِم مِّنكُمۡ نُذِقۡهُ عَذَابࣰ ا كَبِيرࣰ ا
فَقَدْ
işte
كَذَّبُوكُم
sizi yalanladılar
بِمَا
şeyler
تَقُولُونَ
dedikleriniz
فَمَا
artık
تَسْتَطِيعُونَ
gücünüz yetmez
صَرْفًۭا
(azabı) geri çevirmeğe
وَلَا
ne de
نَصْرًۭا ۚ
yardım bulabilirsiniz
وَمَن
ve kim
يَظْلِم
zulmederse
مِّنكُمْ
sizden
نُذِقْهُ
ona taddırırız
عَذَابًۭا
bir azab
كَبِيرًۭا
büyük

Yusuf Ali(God will say): "Now have they proved you liars in what ye say: so ye cannot avert (your penalty) nor (get) help." And whoever among you does wrong, him shall We cause to taste of a grievous Penalty

Elmalılı Hamdi Yazır(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız

25:20 📚 3
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ إِلَّآ إِنَّهُمۡ لَيَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَيَمۡشُونَ فِي ٱلۡأَسۡوَاقِۗ وَجَعَلۡنَا بَعۡضَكُمۡ لِبَعۡضࣲ فِتۡنَةً أَتَصۡبِرُونَۗ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرࣰ ا
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَا
göndermedik
قَبْلَكَ
senden önce
مِنَ
elçilerden
ٱلْمُرْسَلِينَ
Messengers
إِلَّآ
başkasını
إِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
لَيَأْكُلُونَ
yerlerdi
ٱلطَّعَامَ
yemek
وَيَمْشُونَ
ve gezerlerdi
فِى
çarşılarda
ٱلْأَسْوَاقِ ۗ
the markets
وَجَعَلْنَا
ve biz yaptık
بَعْضَكُمْ
kiminizi
لِبَعْضٍۢ
kiminiz için
فِتْنَةً
bir sınav
أَتَصْبِرُونَ ۗ
sabrediyor musunuz?
وَكَانَ
ve
رَبُّكَ
Rabbin
بَصِيرًۭا
(herşeyi) görendir

Yusuf AliAnd the apostles whom We sent before thee were all (men) who ate food and walked through the streets: We have made some of you as a trial for others: will ye have patience? for God is One Who sees (all things)

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Biz senden evvel de peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne (imtihan sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir

25:21 📚 1
۞وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ أَوۡ نَرَىٰ رَبَّنَاۗ لَقَدِ ٱسۡتَكۡبَرُواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ وَعَتَوۡ عُتُوࣰّ ا كَبِيرࣰ ا
۞ وَقَالَ
ve dedi(ler)
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
ummayan(lar)
يَرْجُونَ
expect
لِقَآءَنَا
bizimle karşılaşmayı
لَوْلَآ
değil mi?
أُنزِلَ
indirilmeli
عَلَيْنَا
bize
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
melekler
أَوْ
yahut
نَرَىٰ
görmeliydik
رَبَّنَا ۗ
Rabbimizi
لَقَدِ
andolsun ki
ٱسْتَكْبَرُوا۟
onlar büyüklük tasladılar
فِىٓ
içlerinde
أَنفُسِهِمْ
kendi
وَعَتَوْ
ve haddi aştılar
عُتُوًّۭا
bir azgınlıkla
كَبِيرًۭا
büyük

Yusuf AliSuch as fear not the meeting with Us (for Judgment) say: "Why are not the angels sent down to us, or (why) do we not see our Lord?" Indeed they have an arrogant conceit of themselves, and mighty is the insolence of their impiety

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler

25:22
يَوۡمَ يَرَوۡنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ لَا بُشۡرَىٰ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُجۡرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجۡرࣰ ا مَّحۡجُورࣰ ا
يَوْمَ
gün
يَرَوْنَ
gördükleri
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
melekleri
لَا
yoktur
بُشْرَىٰ
müjde
يَوْمَئِذٍۢ
işte o gün
لِّلْمُجْرِمِينَ
suçlulara
وَيَقُولُونَ
ve onlar derler
حِجْرًۭا
yasaktır
مَّحْجُورًۭا
yasaklanmıştır

Yusuf AliThe Day they see the angels,- no joy will there be to the sinners that Day: The (angels) will say: "There is a barrier forbidden (to you) altogether

Elmalılı Hamdi YazırMelekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir

25:23 📚 2
وَقَدِمۡنَآ إِلَىٰ مَا عَمِلُواْ مِنۡ عَمَلࣲ فَجَعَلۡنَٰهُ هَبَآءࣰ مَّنثُورًا
وَقَدِمْنَآ
önüne geçiririz
إِلَىٰ
şeyi
مَا
whatever
عَمِلُوا۟
yaptıkları
مِنْ
her
عَمَلٍۢ
işin
فَجَعَلْنَـٰهُ
ve onu getiririrz
هَبَآءًۭ
toz zerreleri haline
مَّنثُورًا
saçılmış

Yusuf AliAnd We shall turn to whatever deeds they did (in this life), and We shall make such deeds as floating dust scattered about

Elmalılı Hamdi YazırOnların yaptıkları her bir iyi işi dikkate alırız, fakat onu saçılmış zerreler haline getiririz

25:24
أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ يَوۡمَئِذٍ خَيۡرࣱ مُّسۡتَقَرࣰّ ا وَأَحۡسَنُ مَقِيلࣰ ا
أَصْحَـٰبُ
halkının
ٱلْجَنَّةِ
cennet
يَوْمَئِذٍ
o gün
خَيْرٌۭ
daha iyidir
مُّسْتَقَرًّۭا
kalacakları yer
وَأَحْسَنُ
ve daha güzeldir
مَقِيلًۭا
dinlenecekleri yer

Yusuf AliThe Companions of the Garden will be well, that Day, in their abode, and have the fairest of places for repose

Elmalılı Hamdi YazırO gün cennetliklerin kalacakları yer çok iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir

25:25
وَيَوۡمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلۡغَمَٰمِ وَنُزِّلَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ تَنزِيلًا
وَيَوْمَ
ve gün
تَشَقَّقُ
parçalandığı
ٱلسَّمَآءُ
göğün
بِٱلْغَمَـٰمِ
bulutları
وَنُزِّلَ
ve indirildiği
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
meleklerin
تَنزِيلًا
bir indirilişle

Yusuf AliThe Day the heaven shall be rent asunder with clouds, and angels shall be sent down, descending (in ranks)

Elmalılı Hamdi YazırO gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir

25:26
ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡحَقُّ لِلرَّحۡمَٰنِۚ وَكَانَ يَوۡمًا عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ عَسِيرࣰ ا
ٱلْمُلْكُ
mülk
يَوْمَئِذٍ
o gün
ٱلْحَقُّ
gerçek
لِلرَّحْمَـٰنِ ۚ
Rahmanın'dır
وَكَانَ
ve
يَوْمًا
bir gündür
عَلَى
için
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler
عَسِيرًۭا
çetin

Yusuf AliThat Day, the dominion as of right and truth, shall be (wholly) for (God) Most Merciful: it will be a Day of dire difficulty for the Misbelievers

Elmalılı Hamdi Yazırİşte o gün gerçek hükümranlık, çok merhametli olan Allah'ındır. Kâfirler için ise o, pek çetin bir gündür

25:27 📚 1
وَيَوۡمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيۡهِ يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي ٱتَّخَذۡتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلࣰ ا
وَيَوْمَ
ve o gün
يَعَضُّ
ısırır
ٱلظَّالِمُ
zalim
عَلَىٰ
ellerini
يَدَيْهِ
his hands
يَقُولُ
der
يَـٰلَيْتَنِى
ey! ne olurdu keşke
ٱتَّخَذْتُ
ben edineydim
مَعَ
beraber
ٱلرَّسُولِ
elçiyle
سَبِيلًۭا
bir yol

Yusuf AliThe Day that the wrong-doer will bite at his hands, he will say, "Oh! would that I had taken a (straight) path with the Apostle

Elmalılı Hamdi YazırO gün zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım

25:28
يَٰوَيۡلَتَىٰ لَيۡتَنِي لَمۡ أَتَّخِذۡ فُلَانًا خَلِيلࣰ ا
يَـٰوَيْلَتَىٰ
eyvah bana
لَيْتَنِى
ne olurdu
لَمْ
ben tutmasaydım
أَتَّخِذْ
I had taken
فُلَانًا
falanı
خَلِيلًۭا
dost

Yusuf AliAh! woe is me! Would that I had never taken such a one for a friend

Elmalılı Hamdi YazırEyvah!" diyecek, "keşke falancayı dost edinmeseydim

25:29 📚 1
لَّقَدۡ أَضَلَّنِي عَنِ ٱلذِّكۡرِ بَعۡدَ إِذۡ جَآءَنِيۗ وَكَانَ ٱلشَّيۡطَٰنُ لِلۡإِنسَٰنِ خَذُولࣰ ا
لَّقَدْ
gerçekten
أَضَلَّنِى
o beni saptırdı
عَنِ
Zikirden
ٱلذِّكْرِ
the Reminder
بَعْدَ
sonra
إِذْ
bana gelen
جَآءَنِى ۗ
it (had) come to me
وَكَانَ
zaten
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
لِلْإِنسَـٰنِ
insan için
خَذُولًۭا
yüzüstü bırakandır

Yusuf AliHe did lead me astray from the Message (of God) after it had come to me! Ah! the Evil One is but a traitor to man!" Then the Apostle will say

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır

25:30
وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَٰرَبِّ إِنَّ قَوۡمِي ٱتَّخَذُواْ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ مَهۡجُورࣰ ا
وَقَالَ
ve dedi ki
ٱلرَّسُولُ
Elçi
يَـٰرَبِّ
ya Rabbi
إِنَّ
şüphesiz
قَوْمِى
kavmim
ٱتَّخَذُوا۟
bıraktılar
هَـٰذَا
bu
ٱلْقُرْءَانَ
Kur'an'ı
مَهْجُورًۭا
terk edilmiş

Yusuf AliO my Lord! Truly my people took this Qur'an for just foolish nonsense

Elmalılı Hamdi YazırPeygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş (bir şey yerinde) tuttular

25:31
وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوࣰّ ا مِّنَ ٱلۡمُجۡرِمِينَۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيࣰ ا وَنَصِيرࣰ ا
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
جَعَلْنَا
biz var ettik
لِكُلِّ
her
نَبِىٍّ
elçiye
عَدُوًّۭا
bir düşman
مِّنَ
suçlulardan
ٱلْمُجْرِمِينَ ۗ
the criminals
وَكَفَىٰ
yeter
بِرَبِّكَ
Rabbin
هَادِيًۭا
yol gösterici olarak
وَنَصِيرًۭا
ve yardımcı olarak

Yusuf AliThus have We made for every prophet an enemy among the sinners: but enough is thy Lord to guide and to help

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Ve işte biz böyle her peygamber için günahkarlardan bir düşman yapmışızdır. Bununla beraber hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

25:32 📚 2
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡلَا نُزِّلَ عَلَيۡهِ ٱلۡقُرۡءَانُ جُمۡلَةࣰ وَٰحِدَةࣰۚ كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَۖ وَرَتَّلۡنَٰهُ تَرۡتِيلࣰ ا
وَقَالَ
ve dedi(ler)
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَوْلَا
değil miydi?
نُزِّلَ
indirilmeli
عَلَيْهِ
ona
ٱلْقُرْءَانُ
Kur'an
جُمْلَةًۭ
toptan
وَٰحِدَةًۭ ۚ
bir defada
كَذَٰلِكَ
böyle yaptık
لِنُثَبِّتَ
biz sağlamlaştırmak için
بِهِۦ
onunla
فُؤَادَكَ ۖ
senin kalbini
وَرَتَّلْنَـٰهُ
ve onu okuduk
تَرْتِيلًۭا
ağır ağır

Yusuf AliThose who reject Faith say: "Why is not the Qur'an revealed to him all at once? Thus (is it revealed), that We may strengthen thy heart thereby, and We have rehearsed it to thee in slow, well-arranged stages, gradually

Elmalılı Hamdi YazırYine o inkâr edenler dediler ki: "O Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk

25:33
وَلَا يَأۡتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَأَحۡسَنَ تَفۡسِيرًا
وَلَا
ve
يَأْتُونَكَ
sana getiremezler
بِمَثَلٍ
hiçbir misal
إِلَّا
dışında
جِئْنَـٰكَ
sana getirdiğimiz
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
وَأَحْسَنَ
ve en güzel
تَفْسِيرًا
açıklamayı

Yusuf AliAnd no question do they bring to thee but We reveal to thee the truth and the best explanation (thereof)

Elmalılı Hamdi YazırHem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karşılığında) doğrusunu ve tefsirin daha güzelini getirmiş olmayalım

25:34
ٱلَّذِينَ يُحۡشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُوْلَٰٓئِكَ شَرࣱّ مَّكَانࣰ ا وَأَضَلُّ سَبِيلࣰ ا
ٱلَّذِينَ
olanlar
يُحْشَرُونَ
toplanacak
عَلَىٰ
üzerine
وُجُوهِهِمْ
yüzleri
إِلَىٰ
cehenneme
جَهَنَّمَ
Hell
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
شَرٌّۭ
çok kötüdür
مَّكَانًۭا
yerleri
وَأَضَلُّ
ve çok sapıktır
سَبِيلًۭا
yolları

Yusuf AliThose who will be gathered to Hell (prone) on their faces,- they will be in an evil plight, and, as to Path, most astray

Elmalılı Hamdi YazırO yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır

25:35
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ وَجَعَلۡنَا مَعَهُۥٓ أَخَاهُ هَٰرُونَ وَزِيرࣰ ا
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
مُوسَى
Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
مَعَهُۥٓ
kendisinin yanında
أَخَاهُ
kardeşi
هَـٰرُونَ
Harun'u
وَزِيرًۭا
vezir

Yusuf Ali(Before this,) We sent Moses The Book, and appointed his brother Aaron with him as minister

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Musa'ya kitap verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık

25:36
فَقُلۡنَا ٱذۡهَبَآ إِلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَدَمَّرۡنَٰهُمۡ تَدۡمِيرࣰ ا
فَقُلْنَا
dedik ki
ٱذْهَبَآ
gidin
إِلَى
kavme
ٱلْقَوْمِ
the people
ٱلَّذِينَ
onlar ki
كَذَّبُوا۟
yalanlıyorlar
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
فَدَمَّرْنَـٰهُمْ
ve onları yok ettik
تَدْمِيرًۭا
yıkılışla

Yusuf AliAnd We command: "Go ye both, to the people who have rejected our Signs:" And those (people) We destroyed with utter destruction

Elmalılı Hamdi YazırHaydi âyetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ettik

25:37
وَقَوۡمَ نُوحࣲ لَّمَّا كَذَّبُواْ ٱلرُّسُلَ أَغۡرَقۡنَٰهُمۡ وَجَعَلۡنَٰهُمۡ لِلنَّاسِ ءَايَةࣰۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِلظَّٰلِمِينَ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا
وَقَوْمَ
ve kavmi
نُوحٍۢ
Nuh
لَّمَّا
vakit
كَذَّبُوا۟
yalanladıkları
ٱلرُّسُلَ
peygamberleri
أَغْرَقْنَـٰهُمْ
onları boğduk
وَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve onları yaptık
لِلنَّاسِ
insanlara
ءَايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَأَعْتَدْنَا
ve hazırladık
لِلظَّـٰلِمِينَ
zalimlere
عَذَابًا
bir azab
أَلِيمًۭا
acıklı

Yusuf AliAnd the people of Noah,- when they rejected the apostles, We drowned them, and We made them as a Sign for mankind; and We have prepared for (all) wrong-doers a grievous Penalty

Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır

25:38
وَعَادࣰ ا وَثَمُودَاْ وَأَصۡحَٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونَۢا بَيۡنَ ذَٰلِكَ كَثِيرࣰ ا
وَعَادًۭا
ve Ad'ı
وَثَمُودَا۟
ve Semud'u
وَأَصْحَـٰبَ
ve halkını
ٱلرَّسِّ
Res
وَقُرُونًۢا
ve nesilleri
بَيْنَ
arasında
ذَٰلِكَ
bunun
كَثِيرًۭا
daha birçoğunu

Yusuf AliAs also 'Ad and Thamud, and the Companions of the Rass, and many a generation between them

Elmalılı Hamdi YazırAd'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında daha bir çok nesilleri de (inkârcılıkları yüzünden helak ettik)

25:39
وَكُلࣰّ ا ضَرَبۡنَا لَهُ ٱلۡأَمۡثَٰلَۖ وَكُلࣰّ ا تَبَّرۡنَا تَتۡبِيرࣰ ا
وَكُلًّۭا
hepsine
ضَرَبْنَا
getirdik
لَهُ
onlara
ٱلْأَمْثَـٰلَ ۖ
misaller
وَكُلًّۭا
ve hepsini
تَبَّرْنَا
helak ettik
تَتْبِيرًۭا
helakla

Yusuf AliTo each one We set forth Parables and examples; and each one We broke to utter annihilation (for their sins)

Elmalılı Hamdi YazırOnların herbirine misaller getirdik; (ama ögüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik

25:40
وَلَقَدۡ أَتَوۡاْ عَلَى ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِيٓ أُمۡطِرَتۡ مَطَرَ ٱلسَّوۡءِۚ أَفَلَمۡ يَكُونُواْ يَرَوۡنَهَاۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَرۡجُونَ نُشُورࣰ ا
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَتَوْا۟
vardılar
عَلَى
kente
ٱلْقَرْيَةِ
the town
ٱلَّتِىٓ
yağmura tutulan
أُمْطِرَتْ
was showered
مَطَرَ
yağmuruna
ٱلسَّوْءِ ۚ
bela
أَفَلَمْ
onu görmüyorlar mıydı?
يَكُونُوا۟
they [were]
يَرَوْنَهَا ۚ
see it
بَلْ
hayır
كَانُوا۟
onlar
لَا
ummuyorlardı
يَرْجُونَ
expecting
نُشُورًۭا
tekrar dirilip kalkmayı

Yusuf AliAnd the (Unbelievers) must indeed have passed by the town on which was rained a shower of evil: did they not then see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Andolsun ki, (bu Mekke'li putperestler), bela ve fenalık yağmuruna tutulmuş olan beldeye uğramışlardır. Peki onu da görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar

25:41
وَإِذَا رَأَوۡكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِي بَعَثَ ٱللَّهُ رَسُولًا
وَإِذَا
ve zaman
رَأَوْكَ
seni gördükleri
إِن
seni yapmıyorlar
يَتَّخِذُونَكَ
they take you
إِلَّا
başka bir şey
هُزُوًا
eğlence konusundan
أَهَـٰذَا
bunu mu?
ٱلَّذِى
göndermiş
بَعَثَ
Allah has sent
ٱللَّهُ
Allah
رَسُولًا
elçi

Yusuf AliWhen they see thee, they treat thee no otherwise than in mockery: "Is this the one whom God has sent as an apostle

Elmalılı Hamdi YazırSeni gördükleri zaman "Bu mu Allah'ın Peygamber olarak gönderdiği?" diye hep seni alaya alıyorlar

25:42 📚 2
إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنۡ ءَالِهَتِنَا لَوۡلَآ أَن صَبَرۡنَا عَلَيۡهَاۚ وَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ حِينَ يَرَوۡنَ ٱلۡعَذَابَ مَنۡ أَضَلُّ سَبِيلًا
إِن
nerdeyse
كَادَ
He would have almost
لَيُضِلُّنَا
bizi saptıracaktı (diyorlar)
عَنْ
tanrılarımızdan
ءَالِهَتِنَا
our gods
لَوْلَآ
eğer etmeseydik
أَن
biz kararlılık
صَبَرْنَا
we had been steadfast
عَلَيْهَا ۚ
onda
وَسَوْفَ
ve yakında
يَعْلَمُونَ
bileceklerdir
حِينَ
zaman
يَرَوْنَ
gördükleri
ٱلْعَذَابَ
azabı
مَنْ
kimin
أَضَلُّ
sapık olduğunu
سَبِيلًا
yolunun

Yusuf AliHe indeed would well-nigh have misled us from our gods, had it not been that we were constant to them!" - Soon will they know, when they see the Penalty, who it is that is most misled in Path

Elmalılı Hamdi YazırŞayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten de bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler

25:43
أَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيۡهِ وَكِيلًا
أَرَءَيْتَ
gördün mü?
مَنِ
kimseyi
ٱتَّخَذَ
edinen
إِلَـٰهَهُۥ
tanrı
هَوَىٰهُ
arzusunu
أَفَأَنتَ
sen mi?
تَكُونُ
olacaksın
عَلَيْهِ
onun üstüne
وَكِيلًا
bekçi

Yusuf AliSeest thou such a one as taketh for his god his own passion (or impulse)? Couldst thou be a disposer of affairs for him

Elmalılı Hamdi YazırKötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın

25:44 📚 1
أَمۡ تَحۡسَبُ أَنَّ أَكۡثَرَهُمۡ يَسۡمَعُونَ أَوۡ يَعۡقِلُونَۚ إِنۡ هُمۡ إِلَّا كَٱلۡأَنۡعَٰمِ بَلۡ هُمۡ أَضَلُّ سَبِيلًا
أَمْ
yoksa
تَحْسَبُ
sanıyor musun ki?
أَنَّ
gerçekten
أَكْثَرَهُمْ
onların çoğu
يَسْمَعُونَ
işitiyorlar
أَوْ
veya
يَعْقِلُونَ ۚ
düşünüyorlar
إِنْ
değildir
هُمْ
onlar
إِلَّا
ancak
كَٱلْأَنْعَـٰمِ ۖ
hayvanlar gibidir
بَلْ
hatta
هُمْ
onlar
أَضَلُّ
daha sapıktır
سَبِيلًا
yolca

Yusuf AliOr thinkest thou that most of them listen or understand? They are only like cattle;- nay, they are worse astray in Path

Elmalılı Hamdi YazırYoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar

25:45 📚 9
أَلَمۡ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيۡفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوۡ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنࣰ ا ثُمَّ جَعَلۡنَا ٱلشَّمۡسَ عَلَيۡهِ دَلِيلࣰ ا
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
see
إِلَىٰ
Rabbini
رَبِّكَ
your Lord
كَيْفَ
nasıl?
مَدَّ
uzattı
ٱلظِّلَّ
gölgeyi
وَلَوْ
ve şayet
شَآءَ
dileseydi
لَجَعَلَهُۥ
onu yapardı
سَاكِنًۭا
durgun
ثُمَّ
sonra
جَعَلْنَا
kıldık
ٱلشَّمْسَ
güneşi
عَلَيْهِ
ona
دَلِيلًۭا
bir delil

Yusuf AliHast thou not turned thy vision to thy Lord?- How He doth prolong the shadow! If He willed, He could make it stationary! then do We make the sun its guide

Elmalılı Hamdi YazırRabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdır

25:46
ثُمَّ قَبَضۡنَٰهُ إِلَيۡنَا قَبۡضࣰ ا يَسِيرࣰ ا
ثُمَّ
sonra
قَبَضْنَـٰهُ
çekip aldık
إِلَيْنَا
kendimize
قَبْضًۭا
yavaş yavaş
يَسِيرًۭا
kolayca

Yusuf AliThen We draw it in towards Ourselves,- a contraction by easy stages

Elmalılı Hamdi YazırSonra da onu yavaş yavaş kendimize (başka yöne) çekmekteyiz

25:47
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِبَاسࣰ ا وَٱلنَّوۡمَ سُبَاتࣰ ا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورࣰ ا
وَهُوَ
O
ٱلَّذِى
ki
جَعَلَ
yaptı
لَكُمُ
sizin için
ٱلَّيْلَ
geceyi
لِبَاسًۭا
elbise
وَٱلنَّوْمَ
ve uykuyu
سُبَاتًۭا
dinlenme
وَجَعَلَ
ve yaptı
ٱلنَّهَارَ
gündüzü
نُشُورًۭا
kalkıp çalışma zamanı

Yusuf AliAnd He it is Who makes the Night as a Robe for you, and Sleep as Repose, and makes the Day (as it were) a Resurrection

Elmalılı Hamdi YazırSizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O'dur

25:48 📚 1
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦۚ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ طَهُورࣰ ا
وَهُوَ
ve O
ٱلَّذِىٓ
ki
أَرْسَلَ
gönderdi
ٱلرِّيَـٰحَ
rüzgarları
بُشْرًۢا
müjdeci
بَيْنَ
arasında (önünde)
يَدَىْ
ellerinin (önünde)
رَحْمَتِهِۦ ۚ
rahmetinin
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
bir su
طَهُورًۭا
tertemiz

Yusuf AliAnd He it is Who sends the winds as heralds of glad tidings, going before His mercy, and We send down pure water from the sky

Elmalılı Hamdi YazırRüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren O'dur

25:49
لِّنُحۡـِۧيَ بِهِۦ بَلۡدَةࣰ مَّيۡتࣰ ا وَنُسۡقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقۡنَآ أَنۡعَٰمࣰ ا وَأَنَاسِيَّ كَثِيرࣰ ا
لِّنُحْـِۧىَ
diriltelim diye
بِهِۦ
onunla
بَلْدَةًۭ
bir ülkeyi
مَّيْتًۭا
ölü
وَنُسْقِيَهُۥ
ve onunla sulayalım diye
مِمَّا
yarattığımız
خَلَقْنَآ
(to those) We created
أَنْعَـٰمًۭا
hayvanlardan;
وَأَنَاسِىَّ
ve insanlardan
كَثِيرًۭا
birçoğunu

Yusuf AliThat with it We may give life to a dead land, and slake the thirst of things We have created,- cattle and men in great numbers

Elmalılı Hamdi YazırKi biz (o suyla) ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye

25:50
وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَٰهُ بَيۡنَهُمۡ لِيَذَّكَّرُواْ فَأَبَىٰٓ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورࣰ ا
وَلَقَدْ
ve andolsun
صَرَّفْنَـٰهُ
etraflıca anlattık
بَيْنَهُمْ
onların aralarında
لِيَذَّكَّرُوا۟
öğüt alsınlar diye
فَأَبَىٰٓ
ama direnmektedir
أَكْثَرُ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
إِلَّا
ancak
كُفُورًۭا
inkarda

Yusuf AliAnd We have distributed the (water) amongst them, in order that they may celebrate (our) praises, but most men are averse (to aught) but (rank) ingratitude

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir

25:51
وَلَوۡ شِئۡنَا لَبَعَثۡنَا فِي كُلِّ قَرۡيَةࣲ نَّذِيرࣰ ا
وَلَوْ
ve eğer
شِئْنَا
biz dileseydik
لَبَعَثْنَا
gönderirdik
فِى
her
كُلِّ
every
قَرْيَةٍۢ
kente
نَّذِيرًۭا
bir uyarıcı

Yusuf AliHad it been Our Will, We could have sent a warner to every centre of population

Elmalılı Hamdi Yazır(Habibim!) Şayet dileseydik elbette her köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik

25:52
فَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَجَٰهِدۡهُم بِهِۦ جِهَادࣰ ا كَبِيرࣰ ا
فَلَا
boyun eğme
تُطِعِ
obey
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَجَـٰهِدْهُم
ve onlarla cihad et
بِهِۦ
bununla (Kur'an)
جِهَادًۭا
bir cihadla
كَبِيرًۭا
büyük

Yusuf AliTherefore listen not to the Unbelievers, but strive against them with the utmost strenuousness, with the (Qur'an)

Elmalılı Hamdi Yazır(Madem ki yalnız seni gönderdik) Öyleyse kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'ân ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver

25:53 📚 2
۞وَهُوَ ٱلَّذِي مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ هَٰذَا عَذۡبࣱ فُرَاتࣱ وَهَٰذَا مِلۡحٌ أُجَاجࣱ وَجَعَلَ بَيۡنَهُمَا بَرۡزَخࣰ ا وَحِجۡرࣰ ا مَّحۡجُورࣰ ا
۞ وَهُوَ
ve O
ٱلَّذِى
birbirine salmıştır
مَرَجَ
(has) released
ٱلْبَحْرَيْنِ
iki denizi
هَـٰذَا
bu
عَذْبٌۭ
tatlı
فُرَاتٌۭ
susuzluğu giderici
وَهَـٰذَا
ve bu
مِلْحٌ
tuzlu
أُجَاجٌۭ
ve acıdır
وَجَعَلَ
ve koymuştur
بَيْنَهُمَا
ikisinin arasına
بَرْزَخًۭا
bir engel
وَحِجْرًۭا
ve bir perde
مَّحْجُورًۭا
kavuşmalarına engel

Yusuf AliIt is He Who has let free the two bodies of flowing water: One palatable and sweet, and the other salt and bitter; yet has He made a barrier between them, a partition that is forbidden to be passed

Elmalılı Hamdi YazırBirinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur

25:54
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ مِنَ ٱلۡمَآءِ بَشَرࣰ ا فَجَعَلَهُۥ نَسَبࣰ ا وَصِهۡرࣰ اۗ وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرࣰ ا
وَهُوَ
ve O
ٱلَّذِى
yarattı
خَلَقَ
has created
مِنَ
sudan
ٱلْمَآءِ
the water
بَشَرًۭا
bir insan
فَجَعَلَهُۥ
ve onu kıldı
نَسَبًۭا
nesep
وَصِهْرًۭا ۗ
ve sıhr
وَكَانَ
ve
رَبُّكَ
Rabbin
قَدِيرًۭا
her şeye gücü yetendir

Yusuf AliIt is He Who has created man from water: then has He established relationships of lineage and marriage: for thy Lord has power (over all things)

Elmalılı Hamdi YazırO (hakir) sudan, bir insan yaratıp ona bir neseb bahşeden ve sıhriyet bağı ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter

25:55 📚 1
وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمۡ وَلَا يَضُرُّهُمۡۗ وَكَانَ ٱلۡكَافِرُ عَلَىٰ رَبِّهِۦ ظَهِيرࣰ ا
وَيَعْبُدُونَ
ve tapıyorlar
مِن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
مَا
şeylere
لَا
fayda vermeyen
يَنفَعُهُمْ
not profits them
وَلَا
ve ne de
يَضُرُّهُمْ ۗ
zarar vermeyen
وَكَانَ
ve olan
ٱلْكَافِرُ
kafir
عَلَىٰ
karşı
رَبِّهِۦ
Rabbine
ظَهِيرًۭا
(şeytana) yardımcıdır

Yusuf AliYet do they worship, besides God, things that can neither profit them nor harm them: and the Misbeliever is a helper (of Evil), against his own Lord

Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı olan kimse Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır

25:56
وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرࣰ ا وَنَذِيرࣰ ا
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَـٰكَ
biz seni göndermedik
إِلَّا
dışında
مُبَشِّرًۭا
müjdeleyici olmak
وَنَذِيرًۭا
ve uyarıcı

Yusuf AliBut thee We only sent to give glad tidings and admonition

Elmalılı Hamdi Yazır(Halbuki) biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik

25:57 📚 1
قُلۡ مَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍ إِلَّا مَن شَآءَ أَن يَتَّخِذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلࣰ ا
قُلْ
de ki
مَآ
istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْ
I ask (of) you
عَلَيْهِ
sizden
مِنْ
hiçbir
أَجْرٍ
ücret
إِلَّا
dışında
مَن
istemeniz
شَآءَ
(that) whoever wills
أَن
tutmak
يَتَّخِذَ
take
إِلَىٰ
varan
رَبِّهِۦ
Rabbine
سَبِيلًۭا
yolu

Yusuf AliSay: "No reward do I ask of you for it but this: that each one who will may take a (straight) Path to his Lord

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum

25:58 📚 4
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡحَيِّ ٱلَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِهِۦۚ وَكَفَىٰ بِهِۦ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًا
وَتَوَكَّلْ
ve tevekkül et
عَلَى
diri olana
ٱلْحَىِّ
the Ever-Living
ٱلَّذِى
öyle ki o
لَا
asla
يَمُوتُ
ölmez
وَسَبِّحْ
ve tesbih et
بِحَمْدِهِۦ ۚ
O'nu överek
وَكَفَىٰ
ve kafidir
بِهِۦ
O'nun
بِذُنُوبِ
günahlarını
عِبَادِهِۦ
kullarının
خَبِيرًا
bilmesi

Yusuf AliAnd put thy trust in Him Who lives and dies not; and celebrate his praise; and enough is He to be acquainted with the faults of His servants

Elmalılı Hamdi YazırSen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter

25:59 📚 2
ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ ٱلرَّحۡمَٰنُ فَسۡـَٔلۡ بِهِۦ خَبِيرࣰ ا
ٱلَّذِى
O ki
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
وَمَا
ve bulunanları
بَيْنَهُمَا
ikisinin arasında
فِى
altı
سِتَّةِ
six
أَيَّامٍۢ
günde
ثُمَّ
sonra
ٱسْتَوَىٰ
kuruldu
عَلَى
üzerine
ٱلْعَرْشِ ۚ
Arş
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahman'dır
فَسْـَٔلْ
sor
بِهِۦ
bunu
خَبِيرًۭا
bir bilene

Yusuf AliHe Who created the heavens and the earth and all that is between, in six days, and is firmly established on the Throne (of Authority): God Most Gracious: ask thou, then, about Him of any acquainted (with such things)

Elmalılı Hamdi YazırGökleri yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a hükmeden Rahmân'dır. Haydi ne dileyeceksen o her şeyden haberdar olan (Rahmân)dan dile

25:60 📚 3
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱسۡجُدُواْۤ لِلرَّحۡمَٰنِ قَالُواْ وَمَا ٱلرَّحۡمَٰنُ أَنَسۡجُدُ لِمَا تَأۡمُرُنَا وَزَادَهُمۡ نُفُورࣰ ا۩
وَإِذَا
ve ne zaman ki
قِيلَ
denildi
لَهُمُ
onlara
ٱسْجُدُوا۟
secde edin
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'a
قَالُوا۟
derler
وَمَا
nedir?
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahman
أَنَسْجُدُ
secde eder miyiz hiç?
لِمَا
şeye
تَأْمُرُنَا
senin bize emrettiğin
وَزَادَهُمْ
ve onların artırır
نُفُورًۭا ۩
nefretini

Yusuf AliWhen it is said to them, "Adore ye (God) Most Gracious!", they say, "And what is (God) Most Gracious? Shall we adore that which thou commandest us?" And it increases their flight (from the Truth)

Elmalılı Hamdi YazırOnlara "Rahmân'a secde edin" dendiği zaman, "Rahmân da neymiş? Senin bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?" derler ve bu emir onların nefretini artırır

25:61
تَبَارَكَ ٱلَّذِي جَعَلَ فِي ٱلسَّمَآءِ بُرُوجࣰ ا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجࣰ ا وَقَمَرࣰ ا مُّنِيرࣰ ا
تَبَارَكَ
yücedir
ٱلَّذِى
O ki
جَعَلَ
yaptı
فِى
gökte
ٱلسَّمَآءِ
the skies
بُرُوجًۭا
burçlar
وَجَعَلَ
ve var etti
فِيهَا
orada
سِرَٰجًۭا
bir kandil
وَقَمَرًۭا
ve bir ay
مُّنِيرًۭا
aydınlatıcı

Yusuf AliBlessed is He Who made constellations in the skies, and placed therein a Lamp and a Moon giving light

Elmalılı Hamdi YazırGökte burçları var eden, onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir

25:62 📚 9
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ خِلۡفَةࣰ لِّمَنۡ أَرَادَ أَن يَذَّكَّرَ أَوۡ أَرَادَ شُكُورࣰ ا
وَهُوَ
ve O
ٱلَّذِى
ki
جَعَلَ
yaptı
ٱلَّيْلَ
geceyi
وَٱلنَّهَارَ
ve gündüzü
خِلْفَةًۭ
birbirini izler
لِّمَنْ
için
أَرَادَ
isteyenler
أَن
öğüt almak
يَذَّكَّرَ
remember
أَوْ
veya
أَرَادَ
isteyenler için
شُكُورًۭا
şükretmek

Yusuf AliAnd it is He Who made the Night and the Day to follow each other: for such as have the will to celebrate His praises or to show their gratitude

Elmalılı Hamdi Yazırİbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O'dur

25:63 📚 10
وَعِبَادُ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلَّذِينَ يَمۡشُونَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ هَوۡنࣰ ا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلۡجَٰهِلُونَ قَالُواْ سَلَٰمࣰ ا
وَعِبَادُ
ve kulları
ٱلرَّحْمَـٰنِ
Rahman'ın
ٱلَّذِينَ
öyle kimselerdir ki
يَمْشُونَ
yürürler
عَلَى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
هَوْنًۭا
mütevazi olarak
وَإِذَا
ne zaman ki
خَاطَبَهُمُ
kendilerine laf atarsa
ٱلْجَـٰهِلُونَ
cahiller
قَالُوا۟
derler
سَلَـٰمًۭا
Selam

Yusuf AliAnd the servants of (God) Most Gracious are those who walk on the earth in humility, and when the ignorant address them, they say, "Peace

Elmalılı Hamdi YazırO çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler)

25:64
وَٱلَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمۡ سُجَّدࣰ ا وَقِيَٰمࣰ ا
وَٱلَّذِينَ
gecelerini geçirirler
يَبِيتُونَ
spend (the) night
لِرَبِّهِمْ
Rablerine
سُجَّدًۭا
secde ederek
وَقِيَـٰمًۭا
ve (Onun divanında) durarak

Yusuf AliThose who spend the night in adoration of their Lord prostrate and standing

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar

25:65 📚 1
وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصۡرِفۡ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۖ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
وَٱلَّذِينَ
ve
يَقُولُونَ
derler
رَبَّنَا
Rabbimiz
ٱصْرِفْ
uzaklaştır
عَنَّا
bizden
عَذَابَ
azabını
جَهَنَّمَ ۖ
cehennemin
إِنَّ
doğrusu
عَذَابَهَا
onun azabı
كَانَ
sargındır
غَرَامًا
inseparable

Yusuf AliThose who say, "Our Lord! avert from us the Wrath of Hell, for its Wrath is indeed an affliction grievous

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, şöyle derler: Cehennem azabını üzerimizden sav! Doğrusu onun azabı geçici bir şey değildir

25:66
إِنَّهَا سَآءَتۡ مُسۡتَقَرࣰّ ا وَمُقَامࣰ ا
إِنَّهَا
orası
سَآءَتْ
ne kötü
مُسْتَقَرًّۭا
bir karargahtır
وَمُقَامًۭا
ve bir makamdır

Yusuf AliEvil indeed is it as an abode, and as a place to rest in

Elmalılı Hamdi YazırOrası cidden ne kötü bir uğrak, ne kötü bir konaktır

25:67 📚 8
وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُواْ لَمۡ يُسۡرِفُواْ وَلَمۡ يَقۡتُرُواْ وَكَانَ بَيۡنَ ذَٰلِكَ قَوَامࣰ ا
وَٱلَّذِينَ
ve
إِذَآ
zaman
أَنفَقُوا۟
infak ettikleri
لَمْ
israf etmezler
يُسْرِفُوا۟
(are) not extravagant
وَلَمْ
ve etmezler
يَقْتُرُوا۟
cimrilik
وَكَانَ
ve olur
بَيْنَ
arasında
ذَٰلِكَ
bu (ikisinin)
قَوَامًۭا
dengeli

Yusuf AliThose who, when they spend, are not extravagant and not niggardly, but hold a just (balance) between those (extremes)

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar

25:68 📚 13
وَٱلَّذِينَ لَا يَدۡعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقۡتُلُونَ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَا يَزۡنُونَۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ يَلۡقَ أَثَامࣰ ا
وَٱلَّذِينَ
ve onlar
لَا
yalvarmazlar
يَدْعُونَ
invoke
مَعَ
ile beraber
ٱللَّهِ
Allah
إِلَـٰهًا
tanrıya
ءَاخَرَ
başka
وَلَا
ve
يَقْتُلُونَ
öldürmezler
ٱلنَّفْسَ
canı
ٱلَّتِى
öyle ki
حَرَّمَ
haram ettiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
إِلَّا
dışında
بِٱلْحَقِّ
hak(lı sebep)
وَلَا
ve
يَزْنُونَ ۚ
zina etmezler
وَمَن
ve kim
يَفْعَلْ
yaparsa
ذَٰلِكَ
bunları
يَلْقَ
bulur
أَثَامًۭا
cezasını

Yusuf AliThose who invoke not, with God, any other god, nor slay such life as God has made sacred except for just cause, nor commit fornication; - and any that does this (not only) meets punishment

Elmalılı Hamdi YazırYine onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahı(nın cezasını) bulur

25:69
يُضَٰعَفۡ لَهُ ٱلۡعَذَابُ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَيَخۡلُدۡ فِيهِۦ مُهَانًا
يُضَـٰعَفْ
kat kat yapılır
لَهُ
onun için
ٱلْعَذَابُ
azab
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
وَيَخْلُدْ
ve kalır
فِيهِۦ
onun içinde
مُهَانًا
hor ve hakir olarak

Yusuf Ali(But) the Penalty on the Day of Judgment will be doubled to him, and he will dwell therein in ignominy

Elmalılı Hamdi YazırKıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılmış olarak temelli kalır

25:70
إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلࣰ ا صَٰلِحࣰ ا فَأُوْلَٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمۡ حَسَنَٰتࣲۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
إِلَّا
dışında
مَن
kimse(ler)
تَابَ
tevbe eden
وَءَامَنَ
ve iman eden
وَعَمِلَ
ve yapanlar
عَمَلًۭا
bir iş
صَـٰلِحًۭا
faydalı
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
يُبَدِّلُ
değiştirecektir
ٱللَّهُ
Allah
سَيِّـَٔاتِهِمْ
onların kötülüklerini
حَسَنَـٰتٍۢ ۗ
iyiliklere
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Yusuf AliUnless he repents, believes, and works righteous deeds, for God will change the evil of such persons into good, and God is Oft-Forgiving, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırAncak tevbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başka; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir

25:71
وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَإِنَّهُۥ يَتُوبُ إِلَى ٱللَّهِ مَتَابࣰ ا
وَمَن
ve kim
تَابَ
tevbe eder
وَعَمِلَ
ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا
faydalı iş
فَإِنَّهُۥ
şüphesiz
يَتُوبُ
döner
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
مَتَابًۭا
tevbesi kabul edilmiş olarak

Yusuf AliAnd whoever repents and does good has truly turned to God with an (acceptable) conversion

Elmalılı Hamdi YazırVe her kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner

25:72 📚 1
وَٱلَّذِينَ لَا يَشۡهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّواْ بِٱللَّغۡوِ مَرُّواْ كِرَامࣰ ا
وَٱلَّذِينَ
onlar
لَا
şahitlik etmezler
يَشْهَدُونَ
bear witness
ٱلزُّورَ
yalan ve boş söze
وَإِذَا
ve ne zaman ki
مَرُّوا۟
rastlarlar
بِٱللَّغْوِ
boş söze
مَرُّوا۟
geçip giderler
كِرَامًۭا
vekar ile

Yusuf AliThose who witness no falsehood, and, if they pass by futility, they pass by it with honourable (avoidance)

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler

25:73
وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ لَمۡ يَخِرُّواْ عَلَيۡهَا صُمࣰّ ا وَعُمۡيَانࣰ ا
وَٱلَّذِينَ
ve onlar
إِذَا
zaman
ذُكِّرُوا۟
hatırlatıldığı
بِـَٔايَـٰتِ
ayetleri
رَبِّهِمْ
Rablerinin
لَمْ
davranmazlar
يَخِرُّوا۟
fall
عَلَيْهَا
onlara karşı
صُمًّۭا
sağır
وَعُمْيَانًۭا
ve kör

Yusuf AliThose who, when they are admonished with the Signs of their Lord, droop not down at them as if they were deaf or blind

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar

25:74 📚 5
وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبۡ لَنَا مِنۡ أَزۡوَٰجِنَا وَذُرِّيَّٰتِنَا قُرَّةَ أَعۡيُنࣲ وَٱجۡعَلۡنَا لِلۡمُتَّقِينَ إِمَامًا
وَٱلَّذِينَ
ve onlar
يَقُولُونَ
derler
رَبَّنَا
Rabbimiz
هَبْ
lutfeyle
لَنَا
bize
مِنْ
eşlerimizi
أَزْوَٰجِنَا
our spouses
وَذُرِّيَّـٰتِنَا
ve çocuklarımızı
قُرَّةَ
sevinci
أَعْيُنٍۢ
gözler
وَٱجْعَلْنَا
ve bizi yap
لِلْمُتَّقِينَ
muttakilere
إِمَامًا
önder

Yusuf AliAnd those who pray, "Our Lord! Grant unto us wives and offspring who will be the comfort of our eyes, and give us (the grace) to lead the righteous

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl" derler

25:75 📚 1
أُوْلَٰٓئِكَ يُجۡزَوۡنَ ٱلۡغُرۡفَةَ بِمَا صَبَرُواْ وَيُلَقَّوۡنَ فِيهَا تَحِيَّةࣰ وَسَلَٰمًا
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يُجْزَوْنَ
ödüllendireleceklerdir
ٱلْغُرْفَةَ
saraylarda
بِمَا
karşılık
صَبَرُوا۟
sabretmelerine
وَيُلَقَّوْنَ
ve karşılanacaklardır
فِيهَا
orada
تَحِيَّةًۭ
bir sağlık dileği
وَسَلَـٰمًا
ve selam ile

Yusuf AliThose are the ones who will be rewarded with the highest place in heaven, because of their patient constancy: therein shall they be met with salutations and peace

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır

25:76
خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ حَسُنَتۡ مُسۡتَقَرࣰّ ا وَمُقَامࣰ ا
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacaklardır
فِيهَا ۚ
orada
حَسُنَتْ
ne güzel
مُسْتَقَرًّۭا
karargahtır
وَمُقَامًۭا
ve makamdır

Yusuf AliDwelling therein;- how beautiful an abode and place of rest

Elmalılı Hamdi YazırOrada ebedî kalacaklar, orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır

25:77
قُلۡ مَا يَعۡبَؤُاْ بِكُمۡ رَبِّي لَوۡلَا دُعَآؤُكُمۡۖ فَقَدۡ كَذَّبۡتُمۡ فَسَوۡفَ يَكُونُ لِزَامَۢا
قُلْ
de ki
مَا
ne diye?
يَعْبَؤُا۟
değer versin
بِكُمْ
size
رَبِّى
Rabbim
لَوْلَا
olmadıktan sonra
دُعَآؤُكُمْ ۖ
du'anız (ibadetiniz)
فَقَدْ
andolsun
كَذَّبْتُمْ
yalanladınız
فَسَوْفَ
bu yüzden
يَكُونُ
olacaktır
لِزَامًۢا
(azab) kaçınılmaz

Yusuf AliSay (to the Rejecters): "My Lord is not uneasy because of you if ye call not on Him: But ye have indeed rejected (Him), and soon will come the inevitable (punishment)

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) De ki: "Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkârcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır

← Önceki Sonraki →

25. Al-Furqaan Suresi | Anlam Arayışı